Eger sitemize yaptığınız ilk ziyaretiniz ise, Lütfen öncelikle Yardım kriterlerini okuyunuz. Forumumuzda bilgi alışverişinde bulunabilmeniz için öncelikle Kayıt olmalısınız. Üye olmayanlar forumumuzda hiçbir şekilde aktivite uygulayamaz; Konu açamaz, Mesaj yazamaz, Eklenti indiremez, Özel mesajlasamaz. Forumumuzu tam anlamıyla kullanmak için üye olabilirsiniz...
zeynel balci
BIST100 Endeksi... Teknik Görünüm (Gap-Boşluklar).
Kopyaladıklarım çoğu sosyal medyada görüp istifadenize sunduğum resim yorum ve benzeriler 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 104.,107. ve 115. Maddelerinde de belirtildiği üzere kesinlikte yatırım tavsiye niteliği taşımaz .
Çelebi, Atatürk'te hizmete başladı 12:20
Türkiye sivil havacılık sektöründe yer hizmetleri ve kargo&antrepo hizmetleri veren Çelebi, Atatürk Havalimanı'ndaki yeni tesislerde hizmet vermeye başladı.
Türkiye sivil havacılık sektöründe yer hizmetleri ve kargo&antrepo hizmetleri veren Çelebi, Atatürk Havalimanı'ndaki yeni tesislerde hizmet vermeye başladı. Çelebi'nin yeni üssü, havalimanındaki yeni düzenlemeler çerçevesinde Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) tarafından tahsis edilen 11 dönüm arazi üzerinde, 6 ayda inşaa edildi.
DHMİ'nin Atatürk Havalimanı'nda artan yolcu trafiğine çözüm olarak yürüttüğü yeni terminal binası ve apron genişletme çalışmaları tüm hızıyla sürüyor. Çelebi'den yapılan yazılı açıklamaya göre bu kapsamda, Atatürk Havalimanı apronunda merkezi konumdaki 1987 yılından beri kullandığı binasını boşaltan Çelebi Hava Servisi yeni binasına taşındı.
Çelebi'nin yeni tesisleri DHMİ tarafından 05/23 pistinin sonunda tahsis edilen 11 bin metrekare alan üzerinde inşa edildi. Çelebi Havacılık Holding'in inşaat departmanında görevli Mimar Mehmet Mahir Sucularlı ve Mimar Ufuk Ergun tarafından hazırlanan proje, Modernyapı tarafından uygulandı. Toplam 5 bin 845 metrekarelik inşaat alanına sahip tesisler, günde ortalama 100 işçinin çalışmasıyla 6 ayda tamamlandı. İdari bina, bakım hangarı ve yeni depolama yerleşkesinden oluşan tesisler, tam kapasiteyle hizmet vermeye başladı.
İleri teknoloji kullanılarak inşa edilen tesislerde, mevzuata uygun olarak yangına dayanıklı inşaat yapı malzemeleri kullanıldı. Bakım hangarı binasında genel bakım alanı ve kaporta atölyesinde ilk defa vinç sistemi kuruldu. Hangar iç kullanım yüksekliği, ekipmanların rahat bakım ve boyalarının yapılmasına elverişli olacak şekilde yüksek olarak inşa edildi.
Çelebi Hava Servisi Genel Müdürü Koray Özbay, yeni tesislerde faaliyete başlamanın heyecanını yaşadıklarını belirterek, "Atatürk Havalimanı, Çelebi için çok önemli bir istasyon. Yeni binamızda çok daha güçlü bir şekilde operasyonlarımızı sürdüreceğiz" dedi.
Koray Özbay, "Çelebi, 1958 yılında Türkiye'nin ilk özel sektör yer hizmetleri şirketi olarak kurulduğu günden bu yana çok yol kat etti. Ali Cavit Çelebioğlu'nun Esenboğa Havalimanı'nda 1 merdiven 5 işçi ile kurduğu Çelebi bugün, 2 kıta 5 ülkedeki 36 havalimanında yer hizmetleri ve kargo&antrepo hizmetleri veriyor. Çelebi, uluslararası standartlardaki yüksek hizmet kalitesi ile, uluslararası arenada kabul ve takdir gören global marka konumuna ulaştı. Yeni binamızda da çok daha güçlü bir şekilde en üst standartlarda hizmet vermeye devam edeceğiz" diye konuştu.
Kopyaladıklarım çoğu sosyal medyada görüp istifadenize sunduğum resim yorum ve benzeriler 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 104.,107. ve 115. Maddelerinde de belirtildiği üzere kesinlikte yatırım tavsiye niteliği taşımaz .
İSO, "Türkiye'nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu" araştırmasının 2013 yılı sonuçlarını açıkladı 12:39
İstanbul Sanayi Odası'nın (İSO) "Türkiye'nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu" 2013 yılı araştırmasında ilk sırayı, 2012 yılı çalışmasında 21. sırada bulunan "Gamateks" aldı.
İSO, "Türkiye'nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu" araştırmasının 2013 yılı sonuçlarını açıkladı​. Bir önceki yıla göre net satışlarını yüzde 13,4 artırarak 73,6 milyar liraya çıkaran İSO İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu arasında ilk sırayı, 187 milyon 916 bin liralık cirosu ile 2012 yılı çalışmasında 21. sırada bulunan "Gamateks" aldı.
Önceki yıl beşinci sırada bulunan "KİBSAŞ" 187 milyon 697 bin liralık üretimden satışlarıyla ikinci oldu. 2013 yılında net satışlarını 187 milyon 675 bin liraya çıkaran "Teksüt" ise üçüncülüğe oturdu.
- Esas faaliyet karlarının yarısı finansman giderlerinde kaybedildi
İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu'nun toplam satışları 2013 yılında yüzde 13,4'lük artışla 73,6 milyar lirayı buldu. Bunun karşılığında elde etmiş oldukları brüt karlılık ise yüzde 24,6 artarak 12 milyar 783 milyon liraya ulaştı. Önceki yıla göre 1,8 puanlık bir artış yaşayan İkinci 500'ün 2012 yılında yüzde 5,5 olan faaliyet karı, 2013 yılında yüzde 7,3'e çıktı.
Açıklamada, bu artışın asıl nedenin özellikle ithalata dayalı temel hammaddelerin, dalgalanma öncesindeki düşük kurla ithal edilmesi ve sonrasında yaşanan kur artışlarının fiyatlarda ve dolayısıyla gelir tablolarında yarattığı olumlu etki olduğu ifade edildi.
İkinci 500 şirketlerinin geçen yıl esas faaliyetlerinden elde ettikleri karlarının yarısı ile finansman giderlerini karşıladıkları görüldü. 2013 yılında faaliyet karları 5,4 milyar lirayı bulanİkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu, bunun 2,7 milyar lirasını finansman gideri olarak kaybetti. İkinci 500'ün sanayicileri 2012 yılında ise 3,6 milyar liralık faaliyet karlarının sadece 1,6 milyar lirasını finansman giderlerine vermişlerdi.
İstanbul Sanayi Odası'nın (İSO) "Türkiye'nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu" 2013 yılı araştırmasına göre, İkinci 500'deki şirketlerin 2012 yılında 34,3 milyar liraya yakın olan toplam borçları 2013 yılında yüzde 28,5 artarak 44 milyar lirayı aştı.
İSO'dan yapılan açıklamaya göre, "Türkiye'nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu" 2013 yılı araştırmasında, İkinci 500'deki şirketlerin de geçen ay açıklanan Birinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu ile benzer sorunlarla iç içe olduğu sonucu ortaya çıktı.
Geçen yıl toplam borçlardaki artışın, İkinci 500 Büyük şirketteki borç/öz kaynak oranlarına da ciddi bir negatif etki yaptığı görüldü. Bu da 2012 yılına göre net satışlarını yüzde 13,4 artırarak 73,6 milyar liraya çıkaran İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu'nun özellikle vergi öncesi dönem kar ve zarar toplamı kalemini yüzde 30,2 azaltması sonucunu meydana getirdi.
Toplam borçları 2013'te yüzde 28,5 ile Birinci 500'e göre 3 puan daha fazla artan İkinci 500'deki şirketlerin özellikle uzun vadeli borçlarının büyük şirketlere göre yüzde 61,8 oranında artması dikkati çekti.
- İhracatları yüzde 3,7 arttı
İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu'nun ihracatı 2013 yılında yüzde 3,7 oranında artarak 10 milyar dolar oldu. 2013 yılında Birinci 500 kuruluşun ihracatı yüzde 0,7 oranında düşerek 63,3 milyar dolar olmuştu, Türkiye ihracatı ise yüzde 0,4 gerilemişti. İSO İkinci 500'ün ihracatının toplam satışları içindeki payının 2013 yılında yüzde 25,9 olması da önemli bir gösterge oldu.
İkinci 500'ün toplam ihracatının Türkiye ihracatı içindeki payı ise 2012 yılında yüzde 6,4 iken, 2013 yılında yüzde 6,6'ya yükseldi. İkinci 500 şirketleri ihracatta Türkiye ortalamasının ve Birinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu'nun üzerinde performans gösterdi. İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu'nun ihracattaki göreceli rekabetçiliği orta-uzun vadede ümit verirken, ihracat desteklerinde orta ölçekli firmaların önceliğini de ortaya koydu.
Türkiye'nin İkinci 500'ünde teknoloji yoğunluklarına göre yaratılan katma değer dağılımında ileri teknoloji yüzde 4,6 ile dikkati çekerken, bu oran Türkiye'nin ilk 500'ünde yüzde 2,6'ydı.
İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu içinde yer alan sanayi firmalarının orta ölçekli olduğu ve büyük ölçekli hale gelerek küresel ortamda rekabetçi ölçeğe ulaşmayı hedefledikleri belirtilen açıklamada, "İkinci 500 Büyük içinde yer alan firmalar için gerekli ölçek büyüklüğüne ulaşmalarını sağlayacak uygun ekonomik koşulların varlığı önem kazanmaktadır. Ancak Türkiye'de özellikle son üç yıldır uygulanan ve ekonomide dengelenmeyi hedefleyen politikalar sanayi için uygun koşulları yaratamamaktadır. İkinci 500 şirketleri 2013 yılında büyüme ve ölçek kazanmaktan çok ortaya çıkan olumsuz ekonomik koşullar içinde mevcutları korumaya ağırlık vermiş görünmektedirler" denildi.
- Borç/öz kaynak oranı yüzde 157,8'e çıktı
Açıklamaya göre, geçen yıl yaşanan finansal dalgalanmalar şirketlerin tüm dengelerini olumsuz etkiledi. Özellikle İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu'nun, bu nedenle borçlar ve öz kaynaklar ilişkisini gösteren verilerinde bozulma meydana geldi.
2013 yılı "İSO 1000" listesine giren şirketlere bakıldığında şirketlerin borçluluk oranlarının 2012 yılına göre yükseldiği ve finansman giderlerinin yükselmesiyle karlılıkların düştüğü sonucu ortaya çıktı. Yüksek borçlanma ve finansman gideri ile düşük karlılık, şirketlerin finansman ihtiyaçlarını artırarak daha çok mali borçlanmaya gitmelerine sebep oldu. Bu da şirketlerin öz kaynaklarının aktifler içindeki payının gerilemesine neden olarak, şirketlerin kaynak yapısı ve bilanço dengesini bozdu.
"İSO 1000" şirketlerinin 2013 yılında faaliyetlerini sürdürmek için finansman ihtiyaçlarının oldukça yükseldiği belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:
"Burada özellikle aktiflerin optimize edilerek ve etkili bir kaynak yapısı yönetimiyle şirketlerin işletme sermayesi ihtiyacının düşürülebileceği söylenebilir. Bu sebeple 2014 yılında stratejik ortaklıklar ve duran varlık satışlarının öne çıkabilme olasılığı görülmektedir. Bunun yanında özellikle küçük şirketlerin bu sıkıntısının önüne geçebilmek için, tıpkı ABD'de son aylarda yapıldığı gibi büyük şirketlerin, küçük şirketlerin ödemelerini daha hızlı yapmaları noktasında bir önlem alınabilir. Çünkü net işletme sermayesinin yükselmesi ve yatırımlar nedeniyle artan finansman ihtiyacı karlılıkları düşürmektedir. İkinci 500 verileri de göstermektedir ki bu maliyetler şirketler tarafından iç fonlarla karşılanamamış dolayısıyla banka kredilerinden karşılanarak borçluluk artmıştır.
Bu nedenle şirketlerin borç/öz kaynak oranı sadece 2013 yılında 24,3 puan artarak yüzde 157,8'e çıktı. 2011 yılında ekonomideki hızlı büyüme ortamında yüzde 144,5 seviyesine yükselen, 2012 yılında ise ekonomideki yavaşlama ile yüzde 133,5 seviyesine inen toplam borçlar/öz kaynak oranı, Birinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu'nda olduğu gibi, 2013 yılında son 10 yılın zirvesini gördü. Karlılık ve öz kaynak yaratma olanaklarındaki yavaşlama, buna karşın uzun vadeli borçlanma olanakları, bu oranın yükselmesine yol açıyor. Bu oranın yükselmesinde döviz cinsi borçların Türk Lirası karşılığının Türk Lirası'ndaki değer kaybı ile yükselmesinin de etkisi bulunuyor. Ancak bu etkiye rağmen oranın ulaştığı seviye oldukça yüksek. Bu oranın gelişmiş ülkelerde yüzde 70'ler seviyesinde olduğu biliniyor."
- İkinci 500'ün borçları yükseldi
Araştırmada, İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu'nun toplam borçlarının da arttığı görüldü. 2012 yılında 34,3 milyar liraya yakın olan toplam borçlar 2013 yılında yüzde 28,5 artarak 44 milyar lirayı aştı. Bu borçların kısa vadeli olan bölümü yüzde 15,8, uzun vadeli bölümü ise yüzde 61,8 oranında yükseldi.
Bu verilerin, şirketlerin mali yapıları açısından sağlıklı bir işaret vermediği belirtilirken, buna bağlı olarak sanayi kuruluşlarının faaliyetleri ile öz kaynaklarını artırmak için yeterli iç kaynak da yaratamadıkları, bu nedenle mali borçlarında da yüzde 40'a yakın bir artış olduğu 25,5 milyar liralık bir mali borçla 2013 yılını kapattıkları ifade edildi.
Açıklamaya göre, borçluluk oranlarına bakıldığında, mali borçların EBITDA'ya oranının İSO Birinci 500 şirketleri için 2,53'ten 2,48'e gerilediği görülürken, İkinci 500 şirketleri için bu oran 3,3'den 3,7'ye yükseldi.
İSO şirketlerinin faiz karşılama oranına bakıldığında ise Birinci 500 listesinde yer alan şirketlerin finansman gideri/EBIT oranı 2013 yılında yüzde 34'den yüzde 53 oranına yükselirken. İkinci 500 şirketleri için bu oran yüzde 44'ten yüzde 51'e çıktı.
İç tasarrufların yüzde 12 seviyelerine indiği bir ortamda şirketler bu borçlanmayı daha çok yurtdışından karşıladı ve dış borçlarında da önemli bir artış yaşandı.
Bu verilerin, sanayi kuruluşlarının cirolarını artırsalar da karlılıkta önemli ölçüde zorlandıklarını gösterdiği belirtilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
"İSO İkinci 500 Kuruluşu'nun öz kaynaklarının toplam varlıklar içindeki payı 2007 yılında bu yana gerileme içinde ve 2013 yılında bu pay yüzde 38,8'e indi. Toplam borçların toplam varlıklar içindeki payı ise yüzde 61,2'ye yükseldi. İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu'nun mali yapısında öz kaynaklar aleyhine bir gelişme yaşanmaktadır. Böylece toplam borçlar/öz kaynaklar dengesi de öz kaynaklar aleyhine bozulmaktadır. İSO İkinci 500'de toplam borç/öz kaynak oranı 2013 yılında yüzde 157,8'e kadar yükselmiştir.
İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu, Türk sanayi açısından en az Birinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu kadar önem taşımaktadır. Yeni, yenilikçi, rekabetçi ve ileride küresel ölçekte rekabetçi olabilecek firmalar burada yer almaktadır. Bu firmaların sağlıklı büyümesi önem taşımaktadır. Ancak son yıllarda İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu'nun giderek borçlanarak büyümesi sağlıklı bir gelişme değildir. İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu'nun öz kaynak ihtiyacı daha yüksektir."
Açıklamada, sonuçların İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu'nda da Birinci 500'de olduğu gibi, sanayi sektörünün içinde bulunduğu finansman yükünü tüm açıklığıyla ortaya koyduğu vurgulandı.
Kopyaladıklarım çoğu sosyal medyada görüp istifadenize sunduğum resim yorum ve benzeriler 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 104.,107. ve 115. Maddelerinde de belirtildiği üzere kesinlikte yatırım tavsiye niteliği taşımaz .
Erdoğan: Operasyon başka alanlara sıçrayabilir finanstrend
Başbakan Tayyip Erdoğan, bu sabah emniyetteki Gülen Cemaati mensuplarına karşı başlatılan operasyonun başka alanlara da sıçrayabileceğini belirterek, süreci izlediklerini söyledi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu´nun casusluk ve sahte belgeyle dinleme gerekçesiyle yapılan farklı operasyonlarda toplam 115 emniyet mensubu hakkında gözaltı ve yakalama kararı alındığını ve şu ana kadar 67´sinin yakalandığını açıkladı.
AKP Grup Toplantısı´nın ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Erdoğan, başlatılan operasyonun "paralel yapı"yı temizlemek için yapıldığını belirterek, "Şu anda biz de izlemedeyiz. Başka alanlara da sıçrayabilir" dedi.
Geçen yıl aralarında siyasilerin de bulunduğu kişilere karşı 17 Aralık ve 25 Aralık´ta yolsuzluk ve rüşvet iddialarıyla başlatılan operasyonlardan sonra hükümet, Hizmet Hareketi´nin devlet içinde paralel bir yapı oluşturarak hükümete zarar vermek istediğini belirtmiş, bundan sonra emniyet ile yargı başta olmak üzere binlerce kamu çalışanının görev yerlerini değiştirmişti. Gülen Cemaati ise kendilerine yönelik iddiaları reddediyor.
Başsavcılıktan yapılan açıklamada, Selam-Tevhid adlı örgüt kurulduğu iddiasıyla 2010 yılında başlatılan soruşturmayı yapan ve "gerçekte amaçlarının casusluk olduğu belirlenen" 76 emniyet mensubu hakkında dün gözaltı kararı alındığı belirtilerek, şu ana kadar 52 şüphelinin yakalandığı ve diğer şahısların yakalanmaları ve gözaltına alınmaları yönündeki uygulamaların halen devam ettiği belirtildi.
Kopyaladıklarım çoğu sosyal medyada görüp istifadenize sunduğum resim yorum ve benzeriler 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 104.,107. ve 115. Maddelerinde de belirtildiği üzere kesinlikte yatırım tavsiye niteliği taşımaz .
Banka kredilerindeki artış bumerang gibi bize risk olarak geri dönebilir Yeliz Karabulut
Risk merkezinin açıkladığı verilere göre ferdi kredi borcunu ödemeyenlerin sayısı 2014 ilk 5 ayında 2013’ün aynı dönemine göre yüzde 28,3 artış kaydetti. Kredi kartı borcunu ödeyemeyenlerindeki artış ise yüzde 23,5 olarak gerçekleşti. Ferdi kredi ve kredi kartları borçlarını ödemeyen kişi sayısında ise 2014’ün ilk 5 ayı ile 2013’ün aynı dönemine göre yüzde 25,4 artış görüldü. Son bir sene içerisinde bankalar tarafından kullandırılan kredi kartlarındaki artış dikkat çekmektedir. 2013 Mayıs ayında kredi kartı tutarı 41,6 milyar TL seviyesindeyken, 2014 Mayıs ayında bu tutar 77,6 milyar TL’ye yükselmiştir, yüzde 87 ile bir sene içerisinde görülen artış oldukça fazladır. Ferdi krediler ve kredi kartı borcu ise 2013 Mayıs ayında 242 milyar TL iken, 2014 Mayıs ayında 342,5 milyar TL’ye yükselerek yüzde 42 artış göstermiştir.
Türkiye’de büyüme ve bütçe tarafında her şey olumlu gibi gözükse de global anlamda yaşanabilecek ya da içsel gelişmeler Türkiye’de patlamaya hazır bir kredi kartı balonunun olduğunu göstermektedir. Burada asıl takip edilmesi gereken nokta ise ferdi kredilerde borcun borçla finanse edildiği nokta olacaktır. ABD tarafında faizlerin artış göstermesi süreci Türkiye gibi kırılgan ülkelerde büyük risk oluşturacak, güneyde Suriye, Irak gelişmeleri, kuzeyde Ukrayna ve Rusya, içeride yine cumhurbaşkanlığı ve yerel seçimler sonucunda oluşacak ekonomi yönetimi risk olarak gözükmektedir. Burada tavsiye edilecek nokta ise vatandaşların olası risklere göre kendisi hazırlaması özellikle kredi kartı borçlarını kısa zamanda risksiz seviyeye getirmesi olacaktır. Zaman varlık kazanma değil varlıkları koruma zamanıdır. Merkez Bankası 3. kez faiz indirimi gerçekleştiriyor ki bu aynı zamanda daha fazla borç ve daha fazla risk demektir. Merkez riskleri sadece üst bantta değişiklik yapmayarak karşılamak istemektedir fakat, şu anki politikası maalesef mevcut riskli durumda daha fazla genişlemeci bir politika ve ülke için pek olumlu bir görünüm sergilememektedir. Sayılan riskler itibariyle mevcut kredi kartı borcu risk olarak gözükmektedir.
Kopyaladıklarım çoğu sosyal medyada görüp istifadenize sunduğum resim yorum ve benzeriler 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 104.,107. ve 115. Maddelerinde de belirtildiği üzere kesinlikte yatırım tavsiye niteliği taşımaz .
Yanlış emir 500 milyon TL'ye mal oldu! 23 Temmuz 2014
Borsada dün bir aracı kurumun emir düzeltme mesajı nedeniyle, yeni emir iletim arayüzü olan FIX’te arıza yaşandı
Borsa İstanbul’da işlemler dün Sabah, bir aracı kurumun emir düzeltme mesajı nedeniyle yaşanan teknik arızayla saat 9.52 ile 10.55 arasında durduruldu. 62 dakikalık teknik arızanın BIST’e faturasının yaklaşık 500 milyon TL olduğu ifade ediliyor. Bazı işlemciler faturanın daha yüksek olabileceğini de kaydetti.
Milliyet'in haberine göre, Borsa İstanbul’dan yapılan ilk açıklamada, “Gelen borsa emirlerinin oluşturduğu hata mesajı nedeniyle Pay Piyasası Alım Satım Sistemi’nde saat 09.52.12 ile 10.55.00 arasında işlem yapılamamıştır” denildi. Borsada işlemler saat 10.55’te tekrar başladı.
Bu yıl üçüncü
Borsa’dan daha sonra yapılan açıklamada ise şöyle denildi: “Borsa İstanbul Pay Piyasasında işlem yapmakta olan bir yatırım kuruluşu tarafından 9.52:12’de gönderilen emir düzeltme mesajında ilgili kurumun kullandığı yazılım sisteminden kaynaklanan bir sorun oluşmuştur.
Söz konusu sorun, Borsa İstanbul İşlem Sistemi tarafından ilgili senedin işlendiği bellek bölümünde (partition) emir akışının durmasına neden olmuştur. Emir akışındaki bu sorunu çözebilmek için Pay Piyasası işlemleri durdurulmuştur. Sorunun ilgili yatırım kuruluşunun hizmet aldığı yazılım firması tarafından geliştirilmiş emir iletim arayüzü (FIX) uygulamasından kaynaklandığının tespit edilmesi üzerine, söz konusu yatırım kuruluşunun kullanıcısının işlemleri durdurulduktan sonra, 10.55:00 itibariyle Pay Piyasası işlemleri tekrar başlatılmıştır.”
2023’te İstanbul’un bir finans merkezi olması hedefi bulunan BIST’te yaşanan arızalar dikkat çekiyor. 9 Ocak’ta işlemler 3 saat durmuş ve toplam 3.7 milyar TL tutarındaki işlem hacminin 1.7 milyar TL’si yapılamamıştı. BIST’te 7 Mayıs 2013’te ise yapılan işlemler bilgisayar saatinde yaşanan 3 saniyelik bir fark nedeniyle iptal edilmiş ve toplam işlem hacminin yaklaşık 107 milyon TL’si iptal edilmişti.
Turhan ‘antika’ demişti
BIST’in teknolojisinin ‘antika’ olduğunu konuşmalarında dile getiren Borsa İstanbul Başkanı İbrahim Turhan, İstanbul Finans Merkezi Projesi’nin ‘kalbi’ BIST’i güçlü konuma getirebilmek için Nasdaq OMX ile 2013’ün son günlerinde bir stratejik işbirliği anlaşması yapmıştı.
Hem BIST hem SPK’dan inceleme
Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), dün Borsa İstanbul’da gerçekleşen teknik arızaya ilişkin, “Tekrarlanmamasını arzu ettiğimiz problemin nedenine ve alınması gereken tedbirlere ilişkin hem Borsa hem de SPK tarafından gerekli incelemeler başlatılmıştır” denildi. Açıklamada arızaların sıklaşması ve seans ortasında beklenmedik anlarda ortaya çıkmasının, sağlıklı fiyat oluşumuna engel olabileceği gibi, yatırımcı güveni açısından da arzu edilen bir durum olmadığı kaydedildi.
Emir ve işlemler ne zaman iptal edilir?
Borsa İstanbul’da emir ve işlemler şu durumlarda iptal edilebilir:
- Bilgisayar ortamından kaynaklanan hatalar.
- Aracı kuruluşlardan en az birinin hatalı emri veya eksper tarafından hatalı emir girişi sonucunda gerçekleşen işlemlerin varlığı halinde.
- Yapay fiyat ve piyasa oluşturulmasında yasaklanan hallerin herhangi birinin var olduğunun tespiti halinde.
- Aracı kuruluş veya menkul kıymetlerin işlemlerini durduracak diğer maddi unsurların ortaya çıkması halinde.
Nasdaq teknolojisi testleri yapılacak
Nasdaq’a uyum kapsamında bu yılın temmuz ayında Borsa’da emirler, daha hızlı bir platform olan FIX uygulamasıyla geçilmeye başladı.
Dün yapılan işlem de FIX’ten kaynaklandı. Sektör yetkililerine göre, Nasdaq teknolojisine geçiş konusundaki testler nedeniyle önümüzdeki günlerde de tekrar işlemlerin durmasına neden olabileceği ifade edildi. 2015 yılının ilk çeyreğinde BIST’in tamamen yeni teknolojiye geçmesi yani bir anlamda ‘antika’ teknolojiden tamamen kurtulması bekleniyor.
Bu arada BIST, dün günü yüzde 0.32 primle 82.530 puandan tamamladı. Böylece BIST endeksi, 14 ayın da en yüksek seviyesinde bulunuyor.
Kopyaladıklarım çoğu sosyal medyada görüp istifadenize sunduğum resim yorum ve benzeriler 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 104.,107. ve 115. Maddelerinde de belirtildiği üzere kesinlikte yatırım tavsiye niteliği taşımaz .
S&P, Avrupa tahvil piyasasında kriz öncesi seviyelere yaklaşıldığı konusunda uyardı
Uluslararası Kredi Derecelendirme Kuruluşu S&P, Avrupa tahvil piyasasında kriz öncesi seviyelere yaklaşıldığı konusunda uyarıda bulundu.
S&P'den yapılan açıklamada, Avrupa tahvil piyasalarında, merkez bankalarından gelen parasal canlandırma programları ve agresif işlemlerden dolayı sarhoşluk yaşandığını, kriz öncesi seviyelere geri dönülmesi tehlikesi bulunduğu kaydedildi.
Kredi Analisti Paul Watters, Yapay düşük faiz oranlarının, yalnızca etkisiz sermaye dağılımına neden olmakla kalmayıp aynı zamanda finansal piyasalarda aşırı spekülasyonu teşvik ettiği uyarısında bulundu.
Watters, daha fazla kaldıraç kullanımı ve Avrupa finansal piyasalarında artan oranda agresif yapısal işlemlerin, 2006-2007 yıllarındaki balon dönemi hatırlattığını söyledi.
S&P, Avrupa'da iş güveninin düşük kalmaya devam ettiğini ve bu durumun şirketleri daha fazla ihraca sürüklediği görüşünde.
Şirketlerin yatırım yerine borçlanma kararı aldıklarına dikkat çeken kurum, bölgede iyileşmeyi tetiklemek için merkez bankası politikasının zayıf olduğunu bildirdi.
S&P, hem ABD hem de Avrupa'da birleşme ve satın alma hacimlerinin yükseliş eğiliminde olduğunu, yüksek tahvil ihracı ile daha fazla kaldıraçlı satın almaların görüldüğünü kaydetti.
Kurum yetkilileri, bu durumun piyasa disiplininde erozyona neden olduğunu ifade ettiler.
Kopyaladıklarım çoğu sosyal medyada görüp istifadenize sunduğum resim yorum ve benzeriler 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 104.,107. ve 115. Maddelerinde de belirtildiği üzere kesinlikte yatırım tavsiye niteliği taşımaz .
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti sermaye piyasası kurulu tarafindan yayimlanan seri:v,no:52 sayılı "yatırım danışmanlığı faaliyetine ve bu faaliyette bulunacak kurumlara iliskin esaslar hakkında tebliğ" çerçevesinde aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır.Yapılacak teknik ve temel analizin kişiden kişiye farklılık arz edebileceği bu analizlerde yapılan öngörülerin gerçekleşmeme olasılığının bulunduğu dikkate alınmalıdır.
Enflasyonu hadım ettik diyenlere… Derin nefes alın ve okuyun
Ülkemizde son on yıldır şişirilen en büyük balon hiç şüphesiz “enflasyonu nasıl düşürdük” balonudur. 15 yıl içinde %50′lerden %10′lar seviyesine gelen enflasyon oranı herkese “canavarı sonunda yendik” nidaları atırıyordur muhtemelen. Gerçekten de canavarı tarihimiz boyunca ilk kez bu kadar başarıyla yeniyoruz galiba. Emeği geçenleri tebrik etmek herkesin borcu. iRRasyonel olarak biz de teşekkür etmek amacıyla ekranın başına oturduk. Ama rakamların “yanardönerli” yapısını bildiğimiz için önce basit bir araştırma yapalım dedik. Dünya Bankası verilerini inceleyerek son 15 yıllık enflasyon oranlarına baktık. Acaba enflasyon oranları dünyada nasıl bir seyir izlemişti? Ya da daha basit söylersek enflasyonu gerçekten yenmiş miydik?
2000 yılında enflasyon oranımız yıllık %55 seviyelerindeydi. Dünyadaki en yüksek enflasyon oranları Kongo, Angola ve Belarus’taydı. Oranlar sırasıyla 514, 325 ve 169′du. Yani enflasyon oranı, dünyanın en yüksek üç ülkesinde ortalama %336 seviyelerindeydi. Türkiye ile bu üç ülke arasındaki fark 281 puandı. Peki 2013′e geldiğimizde durum ne olmuştu?
2013 yılında ülkemizde enflasyon oranı %7,5 olarak gerçekleşmişti. Peki dünyanın enflasyon oranı en yüksek üç ülkesinde durum neydi dersiniz? 2013 yılında dünyadaki en yüksek enflasyon Venezuela’daydı. Onu İran ve Malawi takip ediyordu. Enflasyon oranları sırasıyla 40, 39 ve 27′ydi. Yani enflasyon oranı en yüksek üç ülkenin ortalaması %35′ti. Türkiye ile bu üç ülke arasındaki fark ise sadece 27,5 puandı.
Şimdi hep beraber bu verileri kıyaslayarak yorumlayalım. Enflasyon oranımız 2000 yılında yüksek olmakla birlikte dünyanın en kötü enflasyon oranlarıyla karşılaştırıldığında çok çok iyi seviyelerdeydi. 2013 yılına gelindiğinde ise bu durum biraz değişmişti. Ülkemizde enflasyon oranı gerilerken dünyada da gerilemişti. Hatta neredeyse dünyada enflasyon denilen bir şey kalmamıştı. En kötü üç ülkede bile sadece %35 enflasyon vardı. Yani aslında enflasyonu biz değil herkes yenmişti. Ya da daha açık söylersek dünyada enflasyon diye bir şey kalmamıştı. Şaşırdınız mı yoksa?
Fazla şaşırmayın ve şimdi vereceğimiz rakamı bekleyin. 2013 yılında Dünya Bankasına 163 ülke enflasyon oranını bildirmişti. Bu ülkeler içinde Türkiye en düşük enflasyon oranı açısından 141. sıradaydı. Enflasyon oranı bizden daha kötü olan dünyada sadece 22 ülke vardı. Ne kadar enteresan değil mi? 2013 yılında dünyanın en kötü 141. enflasyon oranına sahibiz ve bizden daha kötü durumda olan sadece 22 ülke var. Şimdi şaşırabilirsiniz artık. Ama bence şaşırmak yerine kendimize acıyalım.
Sadece rakamların görece değerlerine ve politiklerin yönlendirici yorumlarına bakarak karar verirseniz enflasyon canavarını yendiğinizi hatta “hadım ettiğinizi” düşünebilirsiniz. Ama biraz araştırıp rakamları birbiriyle kıyaslarsanız sonucun hiç de böyle olmadığını görürsünüz. 15 yıldır bu gerçeği tek bir ekonomistin bile ortaya koyamamış olması, görevi sizi bilgilendirmek olan ekonomistlerin işlerine ne kadar vakıf olduklarını fazlasıyla gösteriyordur herhalde.
Bu rakamlar tek bir gerçeğin altını çiziyor. Türkiye enflasyon canavarını yenmiş falan değildir. Sadece canavar ekonomideki görevini bitirerek tatile çıkmıştır. Hepsi bu!.. Neyse konuyu uzatmayalım. Siz enflasyon canavarını hadım ettiğinizi düşünürken biz basit bir soruyla son noktayı koyalım: Enflasyon oranı dünyanın en kötü 141.ülkesi kim dersiniz?
Kopyaladıklarım çoğu sosyal medyada görüp istifadenize sunduğum resim yorum ve benzeriler 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 104.,107. ve 115. Maddelerinde de belirtildiği üzere kesinlikte yatırım tavsiye niteliği taşımaz .
Ali Babacan: Sanayi üretiminin büyümedeki payının azalması iyi bir işaret değil Sermaye, risksiz olduğu için gayrimenkule yatırım yapıyor, sanayiye yatırım yapmıyor Lüks evleri, AVM'lerde lüks alışverişi önce hak etmemiz lazım. lüks alışveriş, lüks konut Türkiye'yi çıkmaza sokabilir Babacan üretmek lazım, bunun için yatırım, yatırım için de yatırım ortamının iyileştirilmesi lazım diyor ama sanki kendisi muhalefetteymiş gibi. 12 yıl bunun için iyi bir süreydi.
BIST cephesi dolar kurundaki durum biraz endeksin dolar bazlı değeri açısından düşünüldüğü zaman baskı oluştursada bu baskı kısa vadeli kur cephesi açısından bakınca bu baskı şimdilik gereksiz gibi gözükmektedir. 82.000 üzerindeki seyir güçlenmeye devam ediyor 85.000 seviyeleri ilk hedef haline gelebilir.
Kopyaladıklarım çoğu sosyal medyada görüp istifadenize sunduğum resim yorum ve benzeriler 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 104.,107. ve 115. Maddelerinde de belirtildiği üzere kesinlikte yatırım tavsiye niteliği taşımaz .
Yorum