Mesutc İle mutlu trade (m&m)

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • eren@
    Tecrübeli
    • 24 Nisan 2008
    • 2344

    #346
    BDDK Süleyman Aslan'ı akladı 12:39 - Cumhuriyet
    Ayyakbı kutularından 4.5 milyon dolar çıkan banka yöneticisine atama engeli yok.

    Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK), evindeki ayyakkabı kutusundan 4.5 milyon dolar çıkan eski Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan’ın serbest bırakıldıktan sonra yargı süreci bitmeden Ziraat Bankası’na yönetici olarak atanmasında bir mahsur görmedi.

    17 Aralık Yolsuzluk ve Rüşvet Operasyonu kapsamında evindeki ayakkabı kutusunda 4.5 milyon dolar bulunan Aslan’ın soruşturmayı yürüten savcıların görevden alınmasıyla tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edilmesinin ardından Ziraat Bankası Yönetim Kurulu’na atanması kamuoyunda tepki çekmişti. Konu hakkında bir soru önergesi veren HDP İstanbul Milletvekili Levent Tüzel, Aslan’ın Ziraat Bankası Yönetim Kurulu’na atanması karşısında BDDK’nin ne işlem yaptığını sordu. Tüzel’in önergesine Başbakan Yardımcısı Ali Babacan aracılığıyla yanıt veren BDDK, Bankacılık Yasası’na göre taksirli suçlar hariç olmak üzere TCK kapsamında beş yıldan fazla hapis cezasına çarptırılanların yanı sıra basit veya nitelikli zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik gibi yüz kızartıcı suçları işleyenlerin herhangi bir bankanın yönetim kurulu üyeliğine atanamadığını bildirdi.

    BDDK bankaların yönetim kurulu üyelerinin seçiminde söz konusu emredici hükümlere uymak zorunda olduğunu ifade ederken, bankaların mevzuata uygun hareket edip etmediklerinin kurul tarafından denetlendiğini bildirdi. BDDK, 17 Aralık operasyonunun kilit isimlerinden biri olarak gösterilen Aslan hakkındaki rüşvet alma iddiası yargı süreci henüz sonuçlanmadan Ziraat Bankası Yönetim Kurulu üyeliğine atanması konusunda herhangi bir işlem yapmayarak bu iddiaları şimdiden aklamış oldu. Süleyman Aslan, 31 Mart 2014’te seçildiği Ziraat Bankası Yönetim Kurulu üyeliğinden 9 Mayıs 2014’te istifa etmişti.
    Kopyaladıklarım çoğu sosyal medyada görüp istifadenize sunduğum resim yorum ve benzeriler 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 104.,107. ve 115. Maddelerinde de belirtildiği üzere kesinlikte yatırım tavsiye niteliği taşımaz .

    Yorum

    • eren@
      Tecrübeli
      • 24 Nisan 2008
      • 2344

      #347
      Hazine Müsteşarlığı üçer aylık dönemler itibarıyla hesaplanan Türkiye Net Dış Borç Stoku verilerini açıkladı.
      Net dış borç stoku 232 milyar dolara yükseldi


      Türkiye’nin net dış borç stoku 2014 yılı ilk çeyreği itibarıyla 2013 yılı sonuna göre 2 milyar 715 milyon dolar artışla 232 milyar 42 milyon dolara yükseldi. Türkiye net dış borç stokunun GSYH’ye oranı yüzde 28.8 oldu.

      Hazine Müsteşarlığı üçer aylık dönemler itibarıyla hesaplanan Türkiye Net Dış Borç Stoku verilerini açıkladı.

      Buna göre Türkiye net dış borç stoku, 2014 yılı Mart ayı sonu itibarıyla 232 milyar dolar olarak gerçekleşti.

      Türkiye net dış borç stoku 2013 yılı sonuna göre 2 milyar 715 milyon dolar tutarında, yüzde 1.2 oranında artış gösterdi. 2013 yılı sonunda Türkiye net dış borç stoku 229 milyar 327 milyon dolar düzeyinde bulunuyordu.

      Bu arada 2014 yılı ilk çeyrek sonu itibarıyla Türkiye net dış borç stokunun GSYH’ye oranı yüzde 28.8 oldu. 2013 yılı sonunda yüzde 28 düzeyindeydi.
      Kopyaladıklarım çoğu sosyal medyada görüp istifadenize sunduğum resim yorum ve benzeriler 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 104.,107. ve 115. Maddelerinde de belirtildiği üzere kesinlikte yatırım tavsiye niteliği taşımaz .

      Yorum

      • eren@
        Tecrübeli
        • 24 Nisan 2008
        • 2344

        #348
        Türkiye'de sektörel büyüme oranları ....

        Kopyaladıklarım çoğu sosyal medyada görüp istifadenize sunduğum resim yorum ve benzeriler 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 104.,107. ve 115. Maddelerinde de belirtildiği üzere kesinlikte yatırım tavsiye niteliği taşımaz .

        Yorum

        • eren@
          Tecrübeli
          • 24 Nisan 2008
          • 2344

          #349
          MURAT DEMİRBAĞ – BORSAGUNDEM.COM/ÖZEL

          Her ne kadar son günlerde ısınsa da hava, bizim buluştuğumuz gün soğuktu. O nedenle kapalı bir mekanı seçtik, bir döneme imzasını atan, banka sahibi, aracı kurum sahibi, ünlü spekülatör, günümüzün ‘sade’ yatırımcısı Mehmet Temel’i dinlemek için. Dinlemek kelimesi bu röportaja çok uygun çünkü o kadar çok şey yaşamış, görmüş, başına o kadar büyük olaylar gelmiş ki, inanılmaz.

          Artık çoğunu geride, geçmişte bırakmış, üzerine sünger çekmiş olsa da, onları bugüne aktarmak önemli zira her biri ders niteliğinde. Peki, bu dersler sadece düne mi ait? Tabi ki hayır? Gündeme bomba gibi düşecek o kadar önemli uyarıları, öyle ciddi iddiaları var ki, okuyunca şaşıracaksınız.

          Yabancıların fonlarda döndürdüğü dolabı, şirket-manipülatör işbirliğinde hisselerde oynanan oyunu onun ağzından dinleyeceksiniz. Gerçek yatırımcıların borsadan niçin soğuduğunu, komisyon peşindeki aracı kurumların içine düştüğü çaresizliği, tasarruf sahiplerini ‘silen’ bakışlarını, halka arzlarda gelinen fiyaskoyu, kurulan tezgahı, bankaların rol kapışını, Foreks’teki kapanı onun gözüyle öğreneceksiniz.

          Dövizi de, bonoyu da, hisse senedini de en ince detaylarına kadar bilen, yıllarını sermaye piyasasına, borsaya vermiş bir ismin, spekülatörlüğüne şapka çıkarılan, koca bir tecrübenin dile getirdiklerini görünce şoke olacaksınız. Kemal Uzan’ın bile peşinden koştuğu hissede başına gelenleri, uğradığı baskıyı, otoriteyle davalık oluşunu, kurumunu kaybedişini, yaşadığı üzüntüyü okuyunca, “Vay canına” diyeceksiniz.

          Artık sadece kendi deyimiyle ‘dayanağı’ olan hisselere yatırım yaptığını söyleyen bir ustadan, hisse seçiminin sırlarını kapacaksınız.

          Fırtınalı yılların ardından, İstanbul’un Boğaz manzaralı sırtlarındaki aile arazisinde ufak çaplı meyve sebze bahçesi kuran, hayvancılık yapan ama para pul için değil, sektörden dostların, akrabaların, arkadaşların ağırlandığı bir hayatla meşgul olan Sivaslı Mehmet Temel’den öğrenilecek çok şey var.

          Sempatik, güler yüzlü, samimi, doğal, bir döneme damgasını vuran ünlü spekülatör Temel’le, bol bol içilen çay eşliğinde, Levent’te bir kafede yaptığımız bu röportaj, eminiz çok konuşulacak. Çayınızı doldurun, sayfayı tıklayın…
          UMARIM BAHAR AYLARINDA PİYASALAR KENDİNE GELİR

          Borsagundem.com- Sivas fanatizmi var mı sizde, telefonda 58’ler var?

          Mehmet Temel: Yok ya, bir çalışanım vardı benim. “Patron sana bir numara aldım, illa kullanacaksın” dedi. “Kardeşim ne telefonu?” dedim ama “Yok patron, illa kullanacaksın” diye ısrar edince ben de onun üzerine aldım. Güzelde birisiydi, Tokatlı, hep gülerdim ona, şaka kaldırırdı…

          -Şimdi ne ile uğraşıyorsunuz?

          Mehmet Temel: Şimdi yine borsayı takıp ediyorum arada. Bir de bizim ailenin gayrimenkulleri var Boğaz’da, Maden sırtlarında. Daha önce Dalan döneminde villa yapılmıştı ailemiz tarafından. Ön görünümden dolayı yıkıldı. Büyükçe, 100 kusur dönümlük bir yer, çamlık falan. Orada biraz tarım, birkaç koyun, keçi, bir ineğimiz var. Yani 5, 10 dönümlük tarla yaptık, yazın orada çeşitli sebzeler çıkarıyoruz.

          -Ticaret amaçlı mı?

          Mehmet Temel: Hayır, ticareti yok. Etrafımızdaki eşe, dosta… Finans dünyasından tanıdıklar olsun, bankacı olsun gelip tavla oynuyorlar çamların altında. Hava güzel olsaydı da orada yapsaydık bu röportajı aslında, ne güzel olurdu. Bahara yaparız inşallah. Piyasalarda o zaman kendine gelir, hem siyaset falan da kendini toparlar…

          DAHA GEZİ OLAYLARINI GÖRMEDEN PİYASALARDAKİ BEKLENTİMİZ 50 BİN ENDEKSE GELECEĞİ YÖNÜNDEYDİ

          -Seçime az kaldı, ne düşünüyorsunuz?

          Mehmet Temel: Valla piyasada zaten sıkıntı vardı geçen Mayıs’tan itibaren. Bizim daha Gezi olaylarını görmeden piyasalardaki beklentimiz, bu dönemlerde yani Ocak- Şubat döneminde 50 bin endekse geleceğiydi. Yönetici konumunda olan, bizim piyasaları yapan insanlar, Ocak- Şubat döneminde 50 bin endekse geleceğini söylediler. O zaman ne bu Gezi olayını konuşuyoruz, ne de hoca-hükümet çatışmasını… Onlardan önce konuşuluyordu, önce karar vermişlerdi. Tabii bunlar 3, 5 günde, bir ayda olacak işler değil yani. Olmaz tabi, borsanın büyüklüğüne göre 50 bin hemen 3 günde olacak bir iş değil öyle. “Bir trend doğrultusunda aşağı doğru süzülecek gibi…” dediler, hakikaten de öngörüleri tutu. Gündemdeki olayları görünce de daha da hızlandı. Olaylar süreci hızlandırdı. Üstelik bir de Amerika’da ki paranın terse dönmesinden dolayı da işler karıştı. Belki Amerika’da ki faizin yükseleceğini düşünerek bunu söylemiş de olabilirler. Ama bu siyasi durumlarla ilgili gelişmelerden pek bahsedilmiyordu o dönemlerde...

          -Şimdi ne düşünüyorsunuz? Beklediğiniz noktaya geldi…

          Mehmet Temel: Bizim piyasanın sıkıntısı, yatırımcının uğradığı kayıplar. Borsaya yatırım yapmış insanların uğradığı zararlar. Borsada büyük dediğimiz insanların, yani piyasa yapıcılarının günlük, dakikalık, saniyelik alışverişlerinde yem oldu yatırımcılar. Orada iyice küçüldü yatırımcı, iyice kaybetti, yeni halka açılmalarda, şurada, burada… Çıkan manzarayı görüyoruz; doların yükselmesine yatırımcılar mı neden oldu? 4 tane banka var ve VOB’la uğraşıyor. Diğer tarafta manipülatörler kayıplara sebep oldu. Orada manipülatörler bilinçli yaptılar zaten. Onların ruhları kumar olduğundan dolayı, ‘yatırımcıyı kendisine taraftar gözüyle baktırıp, bugün kazandırıp, yarın emaneten kazandırdığını geri almak tarzıyla’ iyice aldattılar. Bunlar tabi ki bana kalırsa beklemedikleri, tahmin etmedikleri şekilde bir serbestlik elde ettiler. Kimse bunlara ‘dur’ demedi. Bu insanların borsayı babalarının çiftliği gibi görmelerinden kaynaklanan bir durum çıktı ortaya.

          HER HALKA ARZIN ARKASINDA MANİPÜLATÖRLER VAR

          -Bu hep böyle miydi Mehmet Bey? Eskiden beri piyasanın içindesiniz…

          Mehmet Temel: Maalesef hep böyleydi. Zaten Türk Sermaye Piyasaları yatırımcıyla birlikte büyümedi. Yani biz bunu ilk 90’lı yıllara kadar gördük. O zamanlar borsanın kurumsal yapıdan uzaklaşarak, herkesin kendi kafasına göre işler yapıp, herkesin yaptığı yanına kalaraktan, ‘o yapıyorsa ben de yaparım’ diyerek iş yaptığı dönemlerdi. Kendi hükümetlerinin, kendi adamlarının koltuğuna sığınaraktan bugün bu duruma geldi Sermaye Piyasası. Bazı iyi gelişmeler oldu belki ama borsaya küstükten sonra, borsayı kumar yeri olarak gördükten sonra alınan tedbirler alındıysa bile, bu geçtir. Bunun da etkisini bugünkü borsaya katılımdan görüyoruz.

          Peki, neden? Bu işi hiç bilmediklerinden mi? Hiç zannetmiyorum; bu bir hazmedememe meselesi. Yatırımcıya, aracı kurumlara, basın yoluyla televizyon yoluyla iyi anlatılamamasından dolayı. Otoriteler çok iyi biliyorlar ama anlatamıyorlar.

          Şu anda ise şirketlerin halka açılmasının arkasında bugün gelinen nokta, hakikaten utanılacak durum. Herkes mağdur. Olacak iş mi yani? Şirket anlaşıyor manipülatörle, satıyor hisselerini, bir daha satıyor, bir daha satıyor, sata sata 20 kuruşa, 30 kuruşa getiriyor. Son dönemde işte hisselerin halka açılma ilanından itibaren olan işler ortada. Her halka arzın arkasında manipülatörler var. Hepsinde var maalesef, hepsinde var...
          SERMAYENİN TABANA YAYILMASI ARACI KURUMLARIN İŞİYDİ AMA BANKALAR KAPTI

          -Yetkililer bunu bilmiyor mu, araştırmıyor mu?

          Mehmet Temel: Bir ülkede bir insan kanunsuz veya belli sınırlar içinde hareket etmesi gereken işin dışında iş yapacak da kamu otoritesi bunu bilmeyecek, öyle bir şey yok! Devlet her şeyi, her insanın ne yaptığını bilir. Bunun yanında para piyasası da var, bunlar birbirine bağlı işler. Bu piyasanın sağlıklı işlemesi gerekiyor ki ekonomiye de gösterge olsun. Eğer sermaye tabana yayılacaksa bu sayede gelsin.

          -Yatırımcılar gelsin istemiyorlar mı yani?

          Mehmet Temel: Murat Bey aslında sermayenin tabana yayılması işi aracı kurumların işiydi. Maalesef bankalar bu işi yapmaya girişti. Aracı kurumlarda daha çok kural dışı işler yapılıyor iddiasıyla bankaların menkul kıymetlerine ağırlık verildi. Bankaların menkul kıymetleri hakimiyeti ağırlıklı olması gereğince aracı kurumlar yavaş yavaş satıldı, kapandı ve nihayetinde vatandaşın aracı kurumlarla olan bağı kesildi. Aracı kurumların vazifesi oturup vatandaşa tek tek, vakti müsait olduğundan dolayı hisse senedini anlatmasıydı, bu hem daha uygun daha kolaydı.

          ARACI KURUMLAR KOMİSYON PEŞİNDE, VATANDAŞI UNUTTU

          -Hala aracı kurumlar var, yine anlatabilirler?

          Mehmet Temel: Yani var ama şanslı mıyız, şansız mıyız? Diyeceğim o ki, anlatamıyorlar dertlerini, bankaların hakimiyetinden dolayı çekiniyorlar. “Aman bana bir şey olmasın” diyerek SPK‘dan çekiniyor, onlardan çekiniyor. Hiç ortaya çıkıp ta “Bu yanlış” diyen bir aracı kurum gördük mü? Çünkü manipülatörler para kazanmaya çalışıyor. Büyük sermaye sahiplerini yediler, bitirdiler aracı kurumlar. Bunlara aracılık etmediler mi? Bu yönden de bir an önce para kazanalım diye spekülatör peşinde, manipülatör peşinde koşmadılar mı? Bugün yine bir yatırımcı kayboluyor, yine bir borsa meraklısı bir yiğit çıkıyor ortaya, yine aracı kuruma, bankaya gidiyor, yine aracı kurumun işlem hacmini patlatıyor. Ama sayıları azalıyor. Bir yerden sonra para kazanamamaya başlayacaklar ama… Öyle bir şey ki, aracı kurum yetkisini aşarak, o işi kendi içinde alışveriş yapan oyuncuyu mali olarak da destekliyor. Sınırsız kredi veriyor, yeter ki “Al, sat” diyor, “Bana işlem hacmi yarat” diyor, dolayısıyla komisyon yaratıyor. Zaten, “Ben niye uğraşacağım ufak yatırımcıyla?” diyor. Pek umurunda değil yani…

          -Yani ufak yatırımcılardan vazgeçiyorlar…

          Mehmet Temel: Evet, ufak yatırımcıdan işte o nedenle vazgeçiyorlar. Bizim zamanımızda aracı kurumunda çalışan insanların aldığı maaşlarla şimdiki aracı kurumlarda çalışan insanların aldığı maaşlar aynı Murat Bey. Adamlar masraf olmasın diye istihdam dahi yapmıyorlar. Eğer bir portföyün varsa ‘gel’ diyor. Yani, “Yatırımcı oyuncu varsa alayım seni” diyor. O zaman “Bordrolu yapayım seni” diyor. O oyuncunun yaptığı işlemlerden sana “Ekstra para vereyim” diyor. Yani kötülük kötülükle teşvik ediliyor. Kopmuş yani, bir tane halk için, vatandaş için çalışan yok.

          Aklı başında arkadaşlarımız var, kendini kurtarmış, parasını kurtarmış. Ama onlar bile bitmek üzere… Her şeyi bildikleri halde ‘kazanacağım’ diye bu çarkın içinde öğütülüyorlar.

          Bankaların da emeklilik fonları, şunları, bunları şimdi büyüdü. Emeklilik fonlarında insanların yatırdığı sigorta primi ile büyük kocaman fonlar birikiyor. Bunlarda zamanı geldiğinde piyasaya girerek yabancıların aldığı hisseleri alıyorlar. Yabancılar içinde o müşteriler yeter. Yani onlar da yaptıkları oyunlarla, zamanı geldiğinde fonlara satışlarını yapıyorlar, böyle 10 bin puan 5 bin puan kazanarak gidiyorlar.

          EMEKLİLİK FONLARI-YABANCI İŞBİRLİĞİ İDDİASI

          -Şu an bunlar yabancıyla birlikte mi yapılıyor?

          Mehmet Temel: Maalesef gün geliyor yabancı ile birlikte yapıyorlar.

          -Şu an emeklilik fonlarında bunu, işbirliğini görüyor musunuz?

          Mehmet Temel: Görüyorum.

          -Peki, buradaki tahta seçimini nasıl yapıyorlar?

          Mehmet Temel: Onlar kendilerine göre tabi ki belli bir piyasa değeri olan şirketleri seçiyorlar. 100 milyon dolar piyasa değeri olan şirketleri orada yabancı aracı kurumlarda çalışan analistlerle birlikte, yine bizim büyük aracı kurumlarla birlikte, banka aracı kurumlarındaki emeklilik fonlarını idare eden insanlarla karşılıklı paslaşmalarla…

          -Çok ciddi şeyler söylüyorsunuz...

          Mehmet Temel: Ama maalesef öyle...

          -Yani şunu net bir şekilde ifade edebilir miyiz? Yabancı geliyor, 100 milyon dolarlık bir şirketi piyasadan alıyor, değerini 200 milyon dolara çıkarıyor, sonra içerdeki fonlara satıyor. Doğru mu?

          Mehmet Temel: Tabi söyleyebiliriz. Yapıldı bu iş, sattılar. Yani 90 bin, 80 bin endekste iken geçen sene Mart, Nisan ayında, daha önce 40 kuruşa, 50 kuruşa, 1 liraya topladıkları kâğıtları 12-13 liraya emekli fonlarının hepsine doldurdular. Fonlara sürekli vatandaş girdiği için onların bir kaybı görünmüyor. Onlar bilmiyor ki, primlerini her ay yatırıyorlar yani. Buradan çıkar sağlayanlar var. Biz piyasalarda kendimizi kandırıyoruz. Artık her şey o kadar yukarı çıktı ki bunları bir an önce söyleyelim de vatandaş daha çok yanmasın.
          ORTADA HİÇBİR ŞEY YOK, “TEMETTÜ VERECEĞİM” DİYOR, SEN KİMSİN Kİ TEMETTÜ VERİYORSUN

          -Ne yapsın vatandaş şimdi? Hisse almasın mı hiç?

          Mehmet Temel: Size de söyleyeyim; bir A…. hissesine bir L… hissesini, başka bir hisseyi almış 4 liradan, 5 liradan. “Ucuzladı” demiş, 2 liradan almış. “Daha ucuzladı” demiş, köyünden, babasından kalma bir şeyi satılmış, 50 bin lira para gelmiş, ya bir liraya düştü demiş. gitmiş bir daha almış. 50 kuruşa, 30 kuruşa düşmüş, bir daha almış… Yani sonunda ne olacağını da bilmiyoruz. Şimdi ben size sorayım, ne olacak şimdi bu adamlar? 2 liraya 2,5 liraya sattılar şirketlerin sahibi sağ olsunlar. Bizim de piyasalarımızda aklı başında olan arkadaşlarımız gittiler, onların yönetim kurullarına girdiler, onlara akıl verdiler, “Borçlarınızı biran önce kapatın… Ülkenin durumu, piyasalar değişiyor” dediler. “Hisse senedi ne olacak?” denilince “Şimdi 2 liraya satarsın yarın 1 liraya alırsın” diyerekten sattırdılar. Ama manipülatörlere vererek, anlaşaraktan… Bunları biliyorsunuz işte. Sizin sitelerinizde yazılıyor. Bu şirketler ne olacak? Bir süre sonra mali durumları bozuluyor, çıkarılıyorlar. Ve ne olacağı belli değil…

          -Vatandaş nereye gitsin yatırım yapsın?

          Mehmet Temel: Şimdi 60 kuruştan 65 kuruştan ucuzladı diye A.. hissesi aldı adam. 2 liraya çıktı, 2 liraya çıkarken şirket “Yüzde 20 temettü vereceğim” dedi, bilmem ne şirketle birleştireceğini söyledi, vatandaş da gitti 1,5 2 liradan l… ‘i aldı. Ne olacak bu durumda? Yapılmamış bir birleşme. SPK durdurdu. Alan adam ne yapsın? Buradaki yanlış vatandaşın o hisseyi yukardan alması mı? Vatandaş, “Birikimime birazcık daha para katarım da çocuğuma bir şeyler alırım” savaşından dolayı yemiyor, içmiyor, getiriyor. Vatandaşın hiçbir kabahati yok.

          Peki, otorite nasıl müdahale etmeli? “Bunun sonu bize dayanacak” endişesiyle, yani “Piyasalarda neler oluyor?” diye bir kolaçan edip, gitmesini önlemesi lazımdı. Adam “Yüzde20 temettü vereceğim, bilmem ne fonları falan vereceğim” dedi. Ben haberleri takıp ediyorum, biliyorum, o yüzden söylüyorum. Ortada hiçbir şey yok, diyor ki “Temettü vereceğim”. Sen kimsin ki temettü veriyorsun? Bir kere halka açık değilsin, zarar eden bir firmasın, vatandaşa bu şekilde nasıl söylersin…

          İnanır mısınız ben şimdi yatırımcı bakıyorum! Samimi söylüyorum, o tarihlerde, o fiyatlarda portföyünde mal olan bir adam arıyorum, dava açtıracağım ya… Çünkü kağıt gelmiş 80 kuruşa, belki de kağıt kapanacak kardeşim…

          -Tahta kapanacak...

          Mehmet Temel: Tabi, öyle bir holding olmayacak. Ne işe yarar, kimin ne işine yarar o holding şimdi? Sermayesi eksiye dönmüş bir şirketten, yani sermaye kaybetmiş bir şirketten bahsediyoruz. Parasını dahi ödememiş bir şirketten…

          SİVAS’TAN GELDİK, DOĞU BANK İŞ HANINDA ALDIĞIMIZ BİR DÜKKANLA BAŞLADIK

          -Siz aileden Kapalıçarşı’dan geliyorsunuz bildiğim kadarıyla, biraz kendinizi anlatır mısınız?

          Mehmet Temel: Biz aileden esnaf kökenliyiz. Babam İstanbul’a geldi, Sirkeci Doğu Bank iş hanında iş yerimiz oldu. Sivaslıyız ama burada dükkanımız oldu 1963 yılında.

          -Ne dükkanı?

          Mehmet Temel: O zaman Almanya’ ya çalışmaya giderlerdi. Bizim emanetçi dükkanımız vardı, gurbetçilerin bavullarını emanet olarak alırdık. Onların o zaman Bulgaristan vize işlemleri olurdu, pasaportlarını toplardık, günü birlik onların işlerini hallederdik. İşlere karşılık komisyon alırdık, o şekilde çalışırdık. Tabi onların perme işleri de olurdu…

          -Perme işini biraz açar mısınız?

          Mehmet Temel: Yurt dışında birazcık daha eski kalmış olan insanların hakları vardı, araba, ev eşyası getirme gibi… O zaman Türkiye’ye traktör, büyük kepçeler getirmek için perme kullanırlardı. Buraya getirilmiş olan şeyleri işçilerin pasaportu ile içeri sokma olanağı vardı. Onların işleriyle uğraşırdık, gümrükte muamelesini yapardık, yani uzun müddet bunları, döviz işlerini yaptık.

          -Siz de genç yaşta bu işe mi başladınız?

          Mehmet Temel: Direkt döviz işine başladık. Dövizi taşımak o zaman yasaktı. Yurt dışına çalışmaya gidenlerin dövize ihtiyaçları olurdu. Dövizlerini alırdık, satardık. Uzun zaman bu ilişkilerimizden, bu samimi ve dürüst çalışmamızdan dolayı bulunduğumuz muhite Almanya üzeri çok büyük bir iş yapma durumumuz ortaya çıktı. Güven ortamı yaratmış olduk. Bu arada tabi emlak işlerimiz oldu ama döviz işi uzun zaman devam etti.

          TÜRKİYE’DE 5’İNCİ ARACI KURUMUN İZNİNİ BİZ ALDIK

          -Sonra sanırım Derborsa’yı aldınız ?

          Mehmet Temel: Bu işler 70’li, 80’li yıllarda, Turgut Özal döneminde belli bir seviyeye geldi. Bazı dostlarımızın aracılığıyla bu işi kurumsal olarak yapmanın daha iyi olacağını düşünerekten aracı kurum kurmayı düşündük. Turgut Özal döneminde köprünün halka, aracı kurumlar vasıtasıyla satılması gündemde idi, yani aracı kurumlara sattıracaklardı. Onun için, Türkiye’de o zaman 4 tane aracı kurum vardı, 5. aracı kurumun iznini de biz aldık. O zaman Genborsa, Oyak , Yatırım Finansman vardı.

          Biz 1985 yılında kurulduk. Borsanın Cağaloğlu’nda olduğu dönemde, hisse senetlerinin sepete atılaraktan alındığı dönemde başladık. 1986’da banka Çaybank’ın yüzde 40 hissesini Ekşioğlu Ailesi’nden aldık, aracı kurumu kurduktan sonra. Ama tabi Çaybank’ın Toplu Konut’tan alınması uzun zaman sürdü. 1989 yılında Çaybank’ın tamamını satın aldık ve 1990’da faaliyete geçirdik. Finans piyasasındaki birikimimizi tamamı ile 86,87 yıllarında bankaya geçirmiş olsaydık çok daha iyi olacaktı. O zamanlar hükümet biraz bölgecilik yaptı, onun için bize ancak Demirel Hükümeti geldiği zaman izin verdiler; o da 1990 yılına denk geliyor. 6 tane şubemiz oldu. 1998’de ise bankayı sattık.

          -Bu arada aracı kurum da devam ediyor muydu?

          Mehmet Temel: Devam etti. Zaman içerisinde gerçekten büyük bir hamle yaptık. Aracı kurum olarak da büyük işler yaptık Hazine bonosunda. Fakat çok dönem Hazine bonosu işleri kesik kesik oluyordu. Ben de o zamanlar biraz hisse senedi almaya başladım. 95 yılında bir Ereğli sevdasıyla başladım.

          KEMAL UZAN, BENİM TOPLADIĞIM EREĞLİ HİSSELERİNİ İSTEDİ AMA SATMADIM

          -İlk defa o sene mi başladınız hisse senedi almaya?

          Mehmet Temel: Yok daha önce borsa vardı ama böyle çok azgınca işler yapmadık. Hani böyle “Operasyonel bir iş yapalım, işlem hacmi büyük olsun, satılması kolay olsun” diye bir iş yapmak için değil, “Artık daha çok kurumu geliştireyim” diye düşündüm. Ama maalesef o dönemde bazı gelişmeler oldu. O zaman ben Ereğli hissesi almıştım. Ereğli’nin yüzde 7’sini toplamıştım, özelleştirme vardı o dönemde…

          -95’ten bahsediyoruz değil mi?

          Mehmet Temel: Evet 95’den bahsediyoruz. Topladığım hisseleri Kemal Uzan dahi istemişti. Kemal Uzan, “Toptan bana ver” demişti, vermemiştim. Çünkü daha iyi fiyata gideceğini düşünmüştüm. Ama ne olduysa o arada üzerime geldiler, siyasilerle, piyasadaki bazı insanlar vasıtasıyla. Orada bir sarsıntı geçirdim…
          SPK ELEMAN GÖNDERDİ, KURUMU KAPATTI

          -Nasıl üzerinize geldiler? Hisseleri mi almak istediler? Ortak etmek mi istemediler?

          Mehmet Temel: Yani aracı kurumuma geldiler. Kredi de kullanmıştım. Yani mecburen kredi durumuna girmek zorunda kaldığım zaman SPK eleman gönderdi. Gerçekten mali durumumu görmeden, mali tabloyu görmeden o zamanki başkan SPK elemanına talimat verdi, “Anahtarı alacaksın, kilitleyeceksin” dedi. 10 günlük bayram tatiline rast gelmişti. Basına da sızdırıldı. Durumu köşelerde yazdılar. Bunun üzerine ister istemez vatandaş geldi. Geldi ama otorite elimizdeki mevcut varlıkları vatandaşa vermemizi engelledi…

          -Yani müşteriler aracı kurumdan varlıklarını mı istediler? Hisselerini mi istediler?

          Mehmet Temel: Hisselerini istediler, parası varsa paralarını istediler, Hazine bonolarını istediler.

          -Vatandaş nasıl geldi? Zor durum da olduğunuzu mu hissettiler?

          Mehmet Temel: Kurumu kapattı, anahtarı aldı SPK. “Kasayla hesaplar tutmadı” dedi. Borsada bir gün iş yaptırmadılar bana.

          -Vatandaş parasını istedi sizden, sonra?

          Mehmet Temel: Ama biz vatandaşa bir şey teslim edemedik. Çünkü kasa ve bütün işlemler durdurulduğu için bir şey veremedik. İnsanlar da tabi, “Malıma acaba bir şey mi oldu?” diye panik yaptılar. 10, 15 gün böyle bir sıkıntı çektik. Dolayısıyla da hisse senedi 8 bin liradan düşmeye başladı. “Elimizdeki hisseler ne oluyor?” dediler. SPK ile olan ilişkilerimizi düzeltmek için 6 ay boyunca içeride bütün düzenlemeyi yaptık, 6 ay sonra tekrardan açıldık.

          -Tüm bunlara sebep Ereğli mi?

          Mehmet Temel: O zaman olayın boyutunu da, ne olduğunu da anlamadım. Ama sonradan düşünüyorum ki bence bu Ereğli hisselerinden kaynaklanan bir durum.

          -Sizce kim yaptı? Arkasında kim var? Kemal Uzan mı?

          Mehmet Temel: Yok, Kemal Uzan o zaman istemişti, vermemiştim. Daha çok siyasilerle çok yakın bazı işadamlarının işi bence…

          UYARDILAR, DİNLEMEDİM, TAZMİNAT DAVASI AÇTIM, KAYBETTİM

          -Sonra ne oldu?

          Mehmet Temel: Sonra hisseler düştü, herkesin parasını verdik, anlaştık. Aracı kurum tekrar çalıştı, sonra ben yanlışlık yaptım! Bana da söylediler o zaman ama dinlemedim, haklı olduğumu düşündüğüm için gittim tazminat davası açtım Yargıtay’da.

          -Kim hakkında dava açtınız?

          Mehmet Temel: SPK için. Orada Yargıtay Başsavcısı dedi ki, “Mehmet Bey yanlış yapıyorsun, git SPK ile anlaş, kazanamazsın…” “Yok” dedim, açtım davayı. Davayı SPK kazandı. Kazandığı için bizim aracı kurumu 1999 yılında davaya istinaden kapattı.

          -Döviz işi de yaptınız mı? Döviz büronuz var mıydı?

          Mehmet Temel: Döviz işini çok yaptık, 85 yılına kadar yaptık. Döviz büromuz yoktu ama dövizde en büyük işleri biz yapıyorduk. Piyasada o dönem transfer denen bir iş vardı. Biz yurt dışından döviz işi yapardık.

          -Döviz bürosu açmayı düşünmediniz mi?

          Mehmet Temel: Yok düşünmedik, onun yerine banka açtık. Banka olunca hedefi döviz yapmak istemedik. Elektronik işimiz de vardı ailenin yaptığı işler arasında. Kardeşlerimizle malımız ortaktı, birlikte karar verirdik.

          -Kaç kardeşsiniz?

          Mehmet Temel: 7 erkek, 2 kız kardeşiz; ben 3 numarayım. Banka satıldıktan sonra kardeşlerim piyasayla pek ilgilenmediler. Elektrik, emlak gibi işlerle uğraşıyorlar.
          BİR HİSSE ALIRKEN ELİMDE VERİ OLMALI, GELECEK VADEDİYOR OLMALI

          -İlk Ereğli operasyonu sonrası bu şekilde sonuçlandı. Sonra Sermaye Piyasası’nda neler yaptınız?

          Mehmet Temel: Biz de tabi aşılandık. Sermaye Piyasasını sevdik, güzeldi. Hakikaten yatırımcı olursan doğru bir piyasa... Ben doğru olarak çalıştım. Kimseye zarar vermeden çalıştım. Hep bir nedene dayanan bir firmanın hisse senetlerini aldım veya tavsiye ettim. Hala da o gözle bakıyorum.

          -O dayanak nedir?

          Mehmet Temel: Bu dayanak ne olabilir? Piyasalar çok düşmüş olabilir, piyasalar çökmüştür, yerlerde sürünüyordur, o zaman almışımdır, diyelim.

          -Hisse seçerken neye bakıyorsunuz?

          Mehmet Temel: Hisse seçerken bir defa, bir ortaklık, bir birleşme gibi niçin aldığımı bilecek kadar elimde bir veri, bilgi varsa birinci tercihim onu seçiyorum. Gelecek vadediyor olmalı. Bu en azından beklememe neden oluyor.

          -Bilanço ne kadar önemli bu durumda?

          Mehmet Temel: Zaten bilanço ederi olan bir şirketin bu tip birleşmelerde değeri oluyor. Yoksa niye gelsin ortak olsun. Bizim dönemimizde hep iyi şirketlere yabancı hissedarlar ortak oldu. O zaman şirketlerin bir değeri vardı, satın almak istiyorlardı.

          -İlk hissenizi ne zaman aldığınızı hatırlıyor musunuz?

          Mehmet Temel: İlk hisseyi 1985 yılında aldık.

          -Nasıl aldınız? “Bir hisse senedi alayım” diyerekten mi? Nasıl haberdar oldunuz böyle bir piyasanın varlığından?

          Mehmet Temel: Bizim şansımıza iyi bir dönemde iyi sanayicilerle tanışma fırsatı oldu yaptığımız işten dolayı. Kamil Yazıcı, İzzet Özilhan, Sabancılar… Yaptığımız işten dolayı biz bunları iyi tanıyoruz. Zaman zaman gelir, çayımızı, kahvemizi içerlerdi. Hisse senedini onlardan öğrendik, onların tavsiyeleri ile… ‘’Hisse senedi öyle bir şeydir ki gün gelir aklının hayalinin alamayacağı paralar kazandırır insana’’ tavsiyesi ile, “Hakikaten böyle miymiş?” düşüncesiyle merak saldık…

          BİZ HİSSE SENEDİNİ ALDIĞIMIZ ZAMAN ZATEN FİYATLARI YÜKSELİYORDU

          -Direkt bu şekilde mi tavsiye ettiler?

          Mehmet Temel: Evet; alacaksın ama bir yere koyacaksın o hisse senedini. Bir daha elin uzanmayacak; öyle bir yere koyacaksın ki alıp satamayacaksın. 90’lardan sonra oyuncu olduk. Her yeri alıp satmadık ama hisse senedini başka sevmeye başladık, aşık olduk. O kadar çok değişik olanaklar çıktı ki, fiyatlar bir yerde durmuyordu hisse senedinde. Hisse senetlerinin halka açıklığı çok düşüktü. Alıyordun, sonra “Birazcık daha alayım” diyordun, para var ya! Biz parayı dışarıdan kazanarak hisse senedi almıyorduk asla. Hazır para ile hisse senedi aldık. Hisse senedini biz aldığımız zaman zaten fiyatları yükseliyordu. Ve dolayısı ile para kazanıyorduk. Ereğli’nin yüzde 7’sini 2 bin 500 liradan aldım, 8 bin 500 lira nasıl yapar bir insan?

          -Ne kadar zamanda oldu bu fiyat?

          Mehmet Temel: Ocak ayında aldım, Mayıs’ta oldu. 27-28 Nisan’da 8 bin 200, 8 bin 300 lira oldu. Bin küsur liradan Gübre Fabrikası’nı aldık 14, 16 bin lira oldu belli bir dönemde. Konya Çimento’yu 8, 9 bin liradan aldık 70, 80 bin lira oldu. Böyle hisse senetlerinin halka açıklık kısmı azdı. Böylece fiyatlar çabuk yükseliyordu. Derinleşti tabi borsa sonradan. Yeni şirketler gelmeye başladı. Yani diyeceğim o tavsiye ile aldık. Yaptığımız Hazine bonosu işinde ‘sürekli kalsa mıydık, daha iyi değil miydi?’ diye soracak olursan, çok istikrarlı hükümet dönemleri yaşamadık. Sürekli değişiklikler olan, sürekli dalgalanmanın olduğu dönemlerdi. Durgunlukta hisse senedine eğilimimiz fazlalaştı. Çünkü durgunlukta iş yapamıyorduk, belirli bir bütçemiz vardı, çalıştırdığımız elemanlar vardı. “Çalışalım, burada da para kazanalım, burada da yolumuza devam edelim” diye iş yaptık. Ama o işi de, hisse senedini de hakkıyla bilinçli yapmamışız arkaya dönüp baktığımızda. Kurumsal olarak yapmamışız. Zaten hisse senedi yatırımcısının büyük kaybı şu ki, bizim gibi aracı kurumlar, yatırım yapanları koruyamamışız. Hisse senedi bilinçli yatırım yapan kişi işi. Hisse senedi hakikaten doğru bir yatırım.
          FİYATI YÜZDE 100 DÜŞMÜŞ KAĞITLAR VAR AMA İŞ YAPMIYOR, SİSTEM ÇALIŞMIYOR

          -Ne zaman değişti bu yatırım anlayışı?

          Mehmet Temel: Şöyle söyleyeyim, 95 yılına kadar doğru bir yatırım olarak kaldı. Ondan sonraki dönemlerde daha oynak, yükselen piyasalar oldu. Sonra da hisse senedinin yerlerde süründüğü zamanlar. Örneğin 2001 yılında. Şimdi yatırım yapmak için henüz daha yanlış bir zaman.

          -Fiyatlar yüksek olduğu için mi? Konjonktürden dolayı mı söylüyorsunuz?

          Mehmet Temel: Fiyatlarda düşük değil, konjonktür de buna müsait değil. Yaşayacağımız göreceklerimiz var daha. Bugün yatırım diyorsun, hisse senedi düşmüş 200 milyon dolara, şirketin öz varlığını bir hesapladığın zaman 1 milyar dolarlık bir şirket. Sormaz mısınız, “Bu şirkete yatırım yapmayayım mı, zamanı değil mi?” diye? Zamanı, yani ‘Al’ derim ama vatandaş gitse 10 bin lot alsa, gün gelse dese ki ‘paraya ihtiyacım oldu’, 10 bin lotu satamayacak. Öyle bir hal olmuş ki artık o hisse senedi sanki unutulmuş gibi. Kademeleri 100 lot, 200 lot, 300 lot. Hangi hisse senedine yatırım yapacak bilinmez durumda. Öyle bir ilgisizlik, bir kopmuşluk var yani. Fiyatları yüzde 100 düşmüş olan kağıtlar var, ama iş yapmıyor, çalışmıyor sistem. İlgi yok, yatırımcı ilgisi yok. Bu epeyce bir yaşayacağımız daha günlerin olduğunu gösteriyor. Acaba o günler 3 ay sonra mı, seçimden sonra mı, acaba Cumhurbaşkanı seçimleri, genel seçimler sıkıntısı yaşayacak mıyız, bunları çözmemiz lazım. Böyle bir zor durum da var yani.

          -Eskiden yatırımcı ilgisi var mıydı? Eski ile yeniyi kıyaslarsak yatırımcı açısından, piyasalar açısından şirketler açısından, borsa açısından neler söyleyebilirsiniz?

          Mehmet Temel: Eski yeni kıyaslaması ayrımlarının bize katkı yapmayacağını düşünüyorum. Süreç devam ediyor. Bu tamamı ile kurumsallaşma olmadığından, başıboşluktan, yeni halka açılımların vermiş olduğu zararlardan dolayı, vatandaşın aldatılmasından dolayı ilgi tamamen azaldı. İlginin azalmasından dolayı borsada kağıtlardaki işlemsizlik iyice ortaya çıktı. Bunu nasıl çözeriz? Artık hata yapılmaması lazım. SPK’nın, basının bu işleri sürekli anlatması lazım. İnsanlara ön ayak olunması gerekiyor…

          YENİ HALKA ARZLARIN TAMAMI TEZGAH, AKIL ALACAK İŞ DEĞİL

          -Eskiden halka arzlar nasıldı?

          Mehmet Temel: Eskiden insanlar tek tek gidip hisse almak için sıraya girip, az bir şey alıp beklerdi, kazanırdı. Ama şimdi öyle değil, şimdi farklı. Şimdi hisse senedini halka arz ediyor, yüzde 30 iskonto ile manipülatöre arz ediyor. Vatandaş nereden bilsin burada kağıdın iskontolu satıldığını. Sonra o manipülatör tahtada oyun ile birlikte vatandaşı zarara uğratarak sattırıyor. O kağıdı tekrar alıyor, sonra tekrar yukarı götürüyor. Bu sefer piyasada hazır, birlikte koşturduğu insanlarla beraber oyununa devam ediyor. Yani yeni halka arzlar tamamı ile rezalet, tamamı tezgah. Ve de bu insanlar nasıl aracı kurum alıyor, nasıl bu işi yapıyor akıl alacak iş değil.

          -Peki, sonra yatırımcı sayısı nasıl azaldı?

          Mehmet Temel: Yatırımcı sayısının azalmasının sebebi ise yeni halka açılımlarda büyük düşüşlerin olması. Gene aynı noktaya geliyoruz. Yatırdığının karşılığını alamadığından kaynaklanan, aldatılmışlığın farkına varmasından dolayı yatırımcı azaldı. Parası olan adam da artık ailesi ile piyasadan uzaklaştı, uzaklaşmak zorunda kaldı. Sonra başka türlü piyasa, Foreks işlemleri çıktı. Oraya kaydoldu bazı oyuncular…

          YATIRIMCILARA FOREKS’TE TAVSİYEM, DOĞRU DÜRÜST UZMANLA ÇALIŞSINLAR

          -Foreks piyasalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

          Mehmet Temel: Türk tasarrufunun bitirilmesi için ellerinden geleni yapıyorlar. Bunu yaptıracağız diye bütün gayreti gösteriyorlar. Herkes, işteki hanım, evdeki hanım, çocuklar 50 bin dolar koyuyorlar, ondan sonra kaybediyorlar. Geriye kalan Sermaye Piyasasının tüm tasarrufunu da bitirmek için maalesef aracı kurumlar şu anda kendi bildikleri gibi oynuyorlar. Foreks’i bilen belki içerisinde bir kaç kişi vardır. Geçmişte çalışmıştır Foreks’te orada, burada. Bu tip işlerde doğru dürüst uzman bulurlarsa eğer, onun vasıtasıyla yatırımları takip etmelerini tavsiye ediyorum.

          -Yatırımcı neden Foreks’e gidiyor?

          Mehmet Temel: Şimdi adam yalvarıyor, “Kardeşim ben grafiklerde dövizin çıkıp düşmesini çok iyi biliyorum. 10 bin dolar ver ne olur, her ay 5 bin dolar, 10 bin dolar kazanalım, sen de kazan ben de kazanayım” diyor. Adam da “Al oğlum 10 bin doları oyna” diyor, ötekisi de diyor ki, “Al 50 bin doları, oyna”. Oluyor günümüzde…
          ARTIK SPEKÜLATÖRLÜK YAPMIYORUM, YATIRIM YAPIYORUM, PİYASANIN İÇİNDEYİM

          -İnsanlar gelip size alım-satım konusunda danışıyorlar mı? Siz onlara ne tavsiye ediyorsunuz?

          Mehmet Temel: Doğrusunu söylersek eğer, ben ancak dayanağı olan bir hisse senedini öneriyorum. Onun dışında bir hisse senedini tavsiye etmiyorum. Çünkü yarın farklı bir durumla karşılaşabileceklerini biliyorum. Yarın bir gün benim arkamdan konuşmamaları için söylemiyorum. Ya da, “Şu hisse senedi bu kadar temettü getiriyor, temettü kazanmak için yapacaksan yap” diyebilirim ancak…

          -Siz kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz? Oyuncu mu, spekülatör mü, manipülatör mü?

          Mehmet Temel: Ben yatırımcıyım.

          -Size spekülatör diyebilir miyiz?

          Mehmet Temel: Spekülatörlük zamanım oldu. Ama şu an spekülatörlük yapmıyorum. Yatırım yapıyorum, piyasanın içindeyim. Spekülatörlüğü 98 yılında bıraktım. Rusya krizinden sonra bıraktım. Rusya Asya krizinde piyasa tekrar düştü, ben de bıraktım. Zarar ettim, ondan dolayı bıraktım.

          -En büyük pişmanlığınız nedir?

          Mehmet Temel: Davayı kaybettikten sonra o zaman sektörü bırakmadığıma pişmanım. Başka bir sektörde çalışsam, ne iş yapsam insanlar benden memnum kalırdı. Ben de kazanırdım insanlar da kazanırdı ama buna fırsatımız olmadı, bekledik.

          -Spekülatörler hisse seçiminde teknik analize de bakar mı? Siz bakıyor muydunuz?

          Mehmet Temel: Bakar... Benim borsaya girip yatırım yapıp, borsada mücadele edip, borsadan para yapmadan çıkmamın sebebi, o grafik teknik analizlere bakmamam ve hakikaten yurt dışı ve yurt içi piyasalarda çalışmış, seçilmiş genç insanlarla çalışmamamdan kaynaklanıyor. Kabiliyetli insanlarla, tecrübeli insanlarla çalışmamamdan kaynaklanıyor. Bir döngünün olacağının gerçekliğine, matematiksel olarak bakmak lazım… Biz maalesef bu şekilde bakmadık, bu büyük bir kayıp. Hakikaten, artık parası olan insanlara tavsiyem, kesinlikle teknik analizi matematiksel olarak yapabilen çok deneyimli kişilerle çalışmaları…
          ENDEKS HAZİRAN’DAN SONRA YAVAŞ YAVAŞ YÜKSELİR

          -Yatırımcılara son olarak söyleyeceğiniz bir şey var mı?

          Mehmet Temel: Yatırımcı kolunu kaptırmış zaten, yatırımcıya ne diyeceksin ki. Yeni yatırımcı artık, 20 kuruşa, 30 kuruşa düştü diye kâğıt alıp, biri gelir bunu 30 kuruştan 1 liraya çıkarır diye düşünmesin. Öyle bir döneme girdik ki bir kâğıdı alırlar, götürürler, sonra kimin elinde kalırsa. Şimdi o kumarbazların çoğu VOB’da işlem yapıyor. Onun için dikkat ederseniz İMKB 30 dışındaki kağıtların hepsi dökülüyor. Yani herkes o kumar arzusunu orada tatmin ediyor. VOB’da para bitti mi gün gelir, yine parayı nasıl yapalım diye kafa kafaya verir, yine bir Ali Cengiz oyunu yaparlar. Yine kağıt yapılmıyor mu, yapılıyor. Dışarıdan bir para getiriliyor ya da oradan yapılıyor.

          -Endekse ne diyorsunuz Mehmet Bey?

          Mehmet Temel: Endekste bizim 2 tane hesabımız vardı 93 binden döndüğü zaman. 8 ay önce yaptığımız bir hesap. O halen geçerli. Biri 61 bin, geldi, gördü bir sefer... 2. sefer oraya yaklaşıp tutarsa o artık kesinleşmiş olacak. 2. hedefimiz 54 bindir. Onun olup olamayacağını Şubat ayı belirleyecek. Şubat’tan sonra yeni düşüşler beklemiyoruz. Sonra yatay hareket ve Haziran’dan sonra da yavaş yavaş yükselir…

          -Endeks 150-200 bine ne zaman ulaşır?

          Mehmet Temel: Öyle bir hedef vermiyorum ben endekse. Yine verebileceğim en iyi hedef bu düştüğü yere yakın olacaktır. (FOTOĞRAFLAR: SİNAN ÖZEL)
          Kopyaladıklarım çoğu sosyal medyada görüp istifadenize sunduğum resim yorum ve benzeriler 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 104.,107. ve 115. Maddelerinde de belirtildiği üzere kesinlikte yatırım tavsiye niteliği taşımaz .

          Yorum

          • eren@
            Tecrübeli
            • 24 Nisan 2008
            • 2344

            #350
            MURAT DEMİRBAĞ – BORSAGUNDEM.COM/ÖZEL

            Her ne kadar son günlerde ısınsa da hava, bizim buluştuğumuz gün soğuktu. O nedenle kapalı bir mekanı seçtik, bir döneme imzasını atan, banka sahibi, aracı kurum sahibi, ünlü spekülatör, günümüzün ‘sade’ yatırımcısı Mehmet Temel’i dinlemek için. Dinlemek kelimesi bu röportaja çok uygun çünkü o kadar çok şey yaşamış, görmüş, başına o kadar büyük olaylar gelmiş ki, inanılmaz.

            Artık çoğunu geride, geçmişte bırakmış, üzerine sünger çekmiş olsa da, onları bugüne aktarmak önemli zira her biri ders niteliğinde. Peki, bu dersler sadece düne mi ait? Tabi ki hayır? Gündeme bomba gibi düşecek o kadar önemli uyarıları, öyle ciddi iddiaları var ki, okuyunca şaşıracaksınız.

            Yabancıların fonlarda döndürdüğü dolabı, şirket-manipülatör işbirliğinde hisselerde oynanan oyunu onun ağzından dinleyeceksiniz. Gerçek yatırımcıların borsadan niçin soğuduğunu, komisyon peşindeki aracı kurumların içine düştüğü çaresizliği, tasarruf sahiplerini ‘silen’ bakışlarını, halka arzlarda gelinen fiyaskoyu, kurulan tezgahı, bankaların rol kapışını, Foreks’teki kapanı onun gözüyle öğreneceksiniz.

            Dövizi de, bonoyu da, hisse senedini de en ince detaylarına kadar bilen, yıllarını sermaye piyasasına, borsaya vermiş bir ismin, spekülatörlüğüne şapka çıkarılan, koca bir tecrübenin dile getirdiklerini görünce şoke olacaksınız. Kemal Uzan’ın bile peşinden koştuğu hissede başına gelenleri, uğradığı baskıyı, otoriteyle davalık oluşunu, kurumunu kaybedişini, yaşadığı üzüntüyü okuyunca, “Vay canına” diyeceksiniz.

            Artık sadece kendi deyimiyle ‘dayanağı’ olan hisselere yatırım yaptığını söyleyen bir ustadan, hisse seçiminin sırlarını kapacaksınız.

            Fırtınalı yılların ardından, İstanbul’un Boğaz manzaralı sırtlarındaki aile arazisinde ufak çaplı meyve sebze bahçesi kuran, hayvancılık yapan ama para pul için değil, sektörden dostların, akrabaların, arkadaşların ağırlandığı bir hayatla meşgul olan Sivaslı Mehmet Temel’den öğrenilecek çok şey var.

            Sempatik, güler yüzlü, samimi, doğal, bir döneme damgasını vuran ünlü spekülatör Temel’le, bol bol içilen çay eşliğinde, Levent’te bir kafede yaptığımız bu röportaj, eminiz çok konuşulacak. Çayınızı doldurun, sayfayı tıklayın…
            UMARIM BAHAR AYLARINDA PİYASALAR KENDİNE GELİR

            Borsagundem.com- Sivas fanatizmi var mı sizde, telefonda 58’ler var?

            Mehmet Temel: Yok ya, bir çalışanım vardı benim. “Patron sana bir numara aldım, illa kullanacaksın” dedi. “Kardeşim ne telefonu?” dedim ama “Yok patron, illa kullanacaksın” diye ısrar edince ben de onun üzerine aldım. Güzelde birisiydi, Tokatlı, hep gülerdim ona, şaka kaldırırdı…

            -Şimdi ne ile uğraşıyorsunuz?

            Mehmet Temel: Şimdi yine borsayı takıp ediyorum arada. Bir de bizim ailenin gayrimenkulleri var Boğaz’da, Maden sırtlarında. Daha önce Dalan döneminde villa yapılmıştı ailemiz tarafından. Ön görünümden dolayı yıkıldı. Büyükçe, 100 kusur dönümlük bir yer, çamlık falan. Orada biraz tarım, birkaç koyun, keçi, bir ineğimiz var. Yani 5, 10 dönümlük tarla yaptık, yazın orada çeşitli sebzeler çıkarıyoruz.

            -Ticaret amaçlı mı?

            Mehmet Temel: Hayır, ticareti yok. Etrafımızdaki eşe, dosta… Finans dünyasından tanıdıklar olsun, bankacı olsun gelip tavla oynuyorlar çamların altında. Hava güzel olsaydı da orada yapsaydık bu röportajı aslında, ne güzel olurdu. Bahara yaparız inşallah. Piyasalarda o zaman kendine gelir, hem siyaset falan da kendini toparlar…

            DAHA GEZİ OLAYLARINI GÖRMEDEN PİYASALARDAKİ BEKLENTİMİZ 50 BİN ENDEKSE GELECEĞİ YÖNÜNDEYDİ

            -Seçime az kaldı, ne düşünüyorsunuz?

            Mehmet Temel: Valla piyasada zaten sıkıntı vardı geçen Mayıs’tan itibaren. Bizim daha Gezi olaylarını görmeden piyasalardaki beklentimiz, bu dönemlerde yani Ocak- Şubat döneminde 50 bin endekse geleceğiydi. Yönetici konumunda olan, bizim piyasaları yapan insanlar, Ocak- Şubat döneminde 50 bin endekse geleceğini söylediler. O zaman ne bu Gezi olayını konuşuyoruz, ne de hoca-hükümet çatışmasını… Onlardan önce konuşuluyordu, önce karar vermişlerdi. Tabii bunlar 3, 5 günde, bir ayda olacak işler değil yani. Olmaz tabi, borsanın büyüklüğüne göre 50 bin hemen 3 günde olacak bir iş değil öyle. “Bir trend doğrultusunda aşağı doğru süzülecek gibi…” dediler, hakikaten de öngörüleri tutu. Gündemdeki olayları görünce de daha da hızlandı. Olaylar süreci hızlandırdı. Üstelik bir de Amerika’da ki paranın terse dönmesinden dolayı da işler karıştı. Belki Amerika’da ki faizin yükseleceğini düşünerek bunu söylemiş de olabilirler. Ama bu siyasi durumlarla ilgili gelişmelerden pek bahsedilmiyordu o dönemlerde...

            -Şimdi ne düşünüyorsunuz? Beklediğiniz noktaya geldi…

            Mehmet Temel: Bizim piyasanın sıkıntısı, yatırımcının uğradığı kayıplar. Borsaya yatırım yapmış insanların uğradığı zararlar. Borsada büyük dediğimiz insanların, yani piyasa yapıcılarının günlük, dakikalık, saniyelik alışverişlerinde yem oldu yatırımcılar. Orada iyice küçüldü yatırımcı, iyice kaybetti, yeni halka açılmalarda, şurada, burada… Çıkan manzarayı görüyoruz; doların yükselmesine yatırımcılar mı neden oldu? 4 tane banka var ve VOB’la uğraşıyor. Diğer tarafta manipülatörler kayıplara sebep oldu. Orada manipülatörler bilinçli yaptılar zaten. Onların ruhları kumar olduğundan dolayı, ‘yatırımcıyı kendisine taraftar gözüyle baktırıp, bugün kazandırıp, yarın emaneten kazandırdığını geri almak tarzıyla’ iyice aldattılar. Bunlar tabi ki bana kalırsa beklemedikleri, tahmin etmedikleri şekilde bir serbestlik elde ettiler. Kimse bunlara ‘dur’ demedi. Bu insanların borsayı babalarının çiftliği gibi görmelerinden kaynaklanan bir durum çıktı ortaya.

            HER HALKA ARZIN ARKASINDA MANİPÜLATÖRLER VAR

            -Bu hep böyle miydi Mehmet Bey? Eskiden beri piyasanın içindesiniz…

            Mehmet Temel: Maalesef hep böyleydi. Zaten Türk Sermaye Piyasaları yatırımcıyla birlikte büyümedi. Yani biz bunu ilk 90’lı yıllara kadar gördük. O zamanlar borsanın kurumsal yapıdan uzaklaşarak, herkesin kendi kafasına göre işler yapıp, herkesin yaptığı yanına kalaraktan, ‘o yapıyorsa ben de yaparım’ diyerek iş yaptığı dönemlerdi. Kendi hükümetlerinin, kendi adamlarının koltuğuna sığınaraktan bugün bu duruma geldi Sermaye Piyasası. Bazı iyi gelişmeler oldu belki ama borsaya küstükten sonra, borsayı kumar yeri olarak gördükten sonra alınan tedbirler alındıysa bile, bu geçtir. Bunun da etkisini bugünkü borsaya katılımdan görüyoruz.

            Peki, neden? Bu işi hiç bilmediklerinden mi? Hiç zannetmiyorum; bu bir hazmedememe meselesi. Yatırımcıya, aracı kurumlara, basın yoluyla televizyon yoluyla iyi anlatılamamasından dolayı. Otoriteler çok iyi biliyorlar ama anlatamıyorlar.

            Şu anda ise şirketlerin halka açılmasının arkasında bugün gelinen nokta, hakikaten utanılacak durum. Herkes mağdur. Olacak iş mi yani? Şirket anlaşıyor manipülatörle, satıyor hisselerini, bir daha satıyor, bir daha satıyor, sata sata 20 kuruşa, 30 kuruşa getiriyor. Son dönemde işte hisselerin halka açılma ilanından itibaren olan işler ortada. Her halka arzın arkasında manipülatörler var. Hepsinde var maalesef, hepsinde var...
            SERMAYENİN TABANA YAYILMASI ARACI KURUMLARIN İŞİYDİ AMA BANKALAR KAPTI

            -Yetkililer bunu bilmiyor mu, araştırmıyor mu?

            Mehmet Temel: Bir ülkede bir insan kanunsuz veya belli sınırlar içinde hareket etmesi gereken işin dışında iş yapacak da kamu otoritesi bunu bilmeyecek, öyle bir şey yok! Devlet her şeyi, her insanın ne yaptığını bilir. Bunun yanında para piyasası da var, bunlar birbirine bağlı işler. Bu piyasanın sağlıklı işlemesi gerekiyor ki ekonomiye de gösterge olsun. Eğer sermaye tabana yayılacaksa bu sayede gelsin.

            -Yatırımcılar gelsin istemiyorlar mı yani?

            Mehmet Temel: Murat Bey aslında sermayenin tabana yayılması işi aracı kurumların işiydi. Maalesef bankalar bu işi yapmaya girişti. Aracı kurumlarda daha çok kural dışı işler yapılıyor iddiasıyla bankaların menkul kıymetlerine ağırlık verildi. Bankaların menkul kıymetleri hakimiyeti ağırlıklı olması gereğince aracı kurumlar yavaş yavaş satıldı, kapandı ve nihayetinde vatandaşın aracı kurumlarla olan bağı kesildi. Aracı kurumların vazifesi oturup vatandaşa tek tek, vakti müsait olduğundan dolayı hisse senedini anlatmasıydı, bu hem daha uygun daha kolaydı.

            ARACI KURUMLAR KOMİSYON PEŞİNDE, VATANDAŞI UNUTTU

            -Hala aracı kurumlar var, yine anlatabilirler?

            Mehmet Temel: Yani var ama şanslı mıyız, şansız mıyız? Diyeceğim o ki, anlatamıyorlar dertlerini, bankaların hakimiyetinden dolayı çekiniyorlar. “Aman bana bir şey olmasın” diyerek SPK‘dan çekiniyor, onlardan çekiniyor. Hiç ortaya çıkıp ta “Bu yanlış” diyen bir aracı kurum gördük mü? Çünkü manipülatörler para kazanmaya çalışıyor. Büyük sermaye sahiplerini yediler, bitirdiler aracı kurumlar. Bunlara aracılık etmediler mi? Bu yönden de bir an önce para kazanalım diye spekülatör peşinde, manipülatör peşinde koşmadılar mı? Bugün yine bir yatırımcı kayboluyor, yine bir borsa meraklısı bir yiğit çıkıyor ortaya, yine aracı kuruma, bankaya gidiyor, yine aracı kurumun işlem hacmini patlatıyor. Ama sayıları azalıyor. Bir yerden sonra para kazanamamaya başlayacaklar ama… Öyle bir şey ki, aracı kurum yetkisini aşarak, o işi kendi içinde alışveriş yapan oyuncuyu mali olarak da destekliyor. Sınırsız kredi veriyor, yeter ki “Al, sat” diyor, “Bana işlem hacmi yarat” diyor, dolayısıyla komisyon yaratıyor. Zaten, “Ben niye uğraşacağım ufak yatırımcıyla?” diyor. Pek umurunda değil yani…

            -Yani ufak yatırımcılardan vazgeçiyorlar…

            Mehmet Temel: Evet, ufak yatırımcıdan işte o nedenle vazgeçiyorlar. Bizim zamanımızda aracı kurumunda çalışan insanların aldığı maaşlarla şimdiki aracı kurumlarda çalışan insanların aldığı maaşlar aynı Murat Bey. Adamlar masraf olmasın diye istihdam dahi yapmıyorlar. Eğer bir portföyün varsa ‘gel’ diyor. Yani, “Yatırımcı oyuncu varsa alayım seni” diyor. O zaman “Bordrolu yapayım seni” diyor. O oyuncunun yaptığı işlemlerden sana “Ekstra para vereyim” diyor. Yani kötülük kötülükle teşvik ediliyor. Kopmuş yani, bir tane halk için, vatandaş için çalışan yok.

            Aklı başında arkadaşlarımız var, kendini kurtarmış, parasını kurtarmış. Ama onlar bile bitmek üzere… Her şeyi bildikleri halde ‘kazanacağım’ diye bu çarkın içinde öğütülüyorlar.

            Bankaların da emeklilik fonları, şunları, bunları şimdi büyüdü. Emeklilik fonlarında insanların yatırdığı sigorta primi ile büyük kocaman fonlar birikiyor. Bunlarda zamanı geldiğinde piyasaya girerek yabancıların aldığı hisseleri alıyorlar. Yabancılar içinde o müşteriler yeter. Yani onlar da yaptıkları oyunlarla, zamanı geldiğinde fonlara satışlarını yapıyorlar, böyle 10 bin puan 5 bin puan kazanarak gidiyorlar.

            EMEKLİLİK FONLARI-YABANCI İŞBİRLİĞİ İDDİASI

            -Şu an bunlar yabancıyla birlikte mi yapılıyor?

            Mehmet Temel: Maalesef gün geliyor yabancı ile birlikte yapıyorlar.

            -Şu an emeklilik fonlarında bunu, işbirliğini görüyor musunuz?

            Mehmet Temel: Görüyorum.

            -Peki, buradaki tahta seçimini nasıl yapıyorlar?

            Mehmet Temel: Onlar kendilerine göre tabi ki belli bir piyasa değeri olan şirketleri seçiyorlar. 100 milyon dolar piyasa değeri olan şirketleri orada yabancı aracı kurumlarda çalışan analistlerle birlikte, yine bizim büyük aracı kurumlarla birlikte, banka aracı kurumlarındaki emeklilik fonlarını idare eden insanlarla karşılıklı paslaşmalarla…

            -Çok ciddi şeyler söylüyorsunuz...

            Mehmet Temel: Ama maalesef öyle...

            -Yani şunu net bir şekilde ifade edebilir miyiz? Yabancı geliyor, 100 milyon dolarlık bir şirketi piyasadan alıyor, değerini 200 milyon dolara çıkarıyor, sonra içerdeki fonlara satıyor. Doğru mu?

            Mehmet Temel: Tabi söyleyebiliriz. Yapıldı bu iş, sattılar. Yani 90 bin, 80 bin endekste iken geçen sene Mart, Nisan ayında, daha önce 40 kuruşa, 50 kuruşa, 1 liraya topladıkları kâğıtları 12-13 liraya emekli fonlarının hepsine doldurdular. Fonlara sürekli vatandaş girdiği için onların bir kaybı görünmüyor. Onlar bilmiyor ki, primlerini her ay yatırıyorlar yani. Buradan çıkar sağlayanlar var. Biz piyasalarda kendimizi kandırıyoruz. Artık her şey o kadar yukarı çıktı ki bunları bir an önce söyleyelim de vatandaş daha çok yanmasın.
            ORTADA HİÇBİR ŞEY YOK, “TEMETTÜ VERECEĞİM” DİYOR, SEN KİMSİN Kİ TEMETTÜ VERİYORSUN

            -Ne yapsın vatandaş şimdi? Hisse almasın mı hiç?

            Mehmet Temel: Size de söyleyeyim; bir A…. hissesine bir L… hissesini, başka bir hisseyi almış 4 liradan, 5 liradan. “Ucuzladı” demiş, 2 liradan almış. “Daha ucuzladı” demiş, köyünden, babasından kalma bir şeyi satılmış, 50 bin lira para gelmiş, ya bir liraya düştü demiş. gitmiş bir daha almış. 50 kuruşa, 30 kuruşa düşmüş, bir daha almış… Yani sonunda ne olacağını da bilmiyoruz. Şimdi ben size sorayım, ne olacak şimdi bu adamlar? 2 liraya 2,5 liraya sattılar şirketlerin sahibi sağ olsunlar. Bizim de piyasalarımızda aklı başında olan arkadaşlarımız gittiler, onların yönetim kurullarına girdiler, onlara akıl verdiler, “Borçlarınızı biran önce kapatın… Ülkenin durumu, piyasalar değişiyor” dediler. “Hisse senedi ne olacak?” denilince “Şimdi 2 liraya satarsın yarın 1 liraya alırsın” diyerekten sattırdılar. Ama manipülatörlere vererek, anlaşaraktan… Bunları biliyorsunuz işte. Sizin sitelerinizde yazılıyor. Bu şirketler ne olacak? Bir süre sonra mali durumları bozuluyor, çıkarılıyorlar. Ve ne olacağı belli değil…

            -Vatandaş nereye gitsin yatırım yapsın?

            Mehmet Temel: Şimdi 60 kuruştan 65 kuruştan ucuzladı diye A.. hissesi aldı adam. 2 liraya çıktı, 2 liraya çıkarken şirket “Yüzde 20 temettü vereceğim” dedi, bilmem ne şirketle birleştireceğini söyledi, vatandaş da gitti 1,5 2 liradan l… ‘i aldı. Ne olacak bu durumda? Yapılmamış bir birleşme. SPK durdurdu. Alan adam ne yapsın? Buradaki yanlış vatandaşın o hisseyi yukardan alması mı? Vatandaş, “Birikimime birazcık daha para katarım da çocuğuma bir şeyler alırım” savaşından dolayı yemiyor, içmiyor, getiriyor. Vatandaşın hiçbir kabahati yok.

            Peki, otorite nasıl müdahale etmeli? “Bunun sonu bize dayanacak” endişesiyle, yani “Piyasalarda neler oluyor?” diye bir kolaçan edip, gitmesini önlemesi lazımdı. Adam “Yüzde20 temettü vereceğim, bilmem ne fonları falan vereceğim” dedi. Ben haberleri takıp ediyorum, biliyorum, o yüzden söylüyorum. Ortada hiçbir şey yok, diyor ki “Temettü vereceğim”. Sen kimsin ki temettü veriyorsun? Bir kere halka açık değilsin, zarar eden bir firmasın, vatandaşa bu şekilde nasıl söylersin…

            İnanır mısınız ben şimdi yatırımcı bakıyorum! Samimi söylüyorum, o tarihlerde, o fiyatlarda portföyünde mal olan bir adam arıyorum, dava açtıracağım ya… Çünkü kağıt gelmiş 80 kuruşa, belki de kağıt kapanacak kardeşim…

            -Tahta kapanacak...

            Mehmet Temel: Tabi, öyle bir holding olmayacak. Ne işe yarar, kimin ne işine yarar o holding şimdi? Sermayesi eksiye dönmüş bir şirketten, yani sermaye kaybetmiş bir şirketten bahsediyoruz. Parasını dahi ödememiş bir şirketten…

            SİVAS’TAN GELDİK, DOĞU BANK İŞ HANINDA ALDIĞIMIZ BİR DÜKKANLA BAŞLADIK

            -Siz aileden Kapalıçarşı’dan geliyorsunuz bildiğim kadarıyla, biraz kendinizi anlatır mısınız?

            Mehmet Temel: Biz aileden esnaf kökenliyiz. Babam İstanbul’a geldi, Sirkeci Doğu Bank iş hanında iş yerimiz oldu. Sivaslıyız ama burada dükkanımız oldu 1963 yılında.

            -Ne dükkanı?

            Mehmet Temel: O zaman Almanya’ ya çalışmaya giderlerdi. Bizim emanetçi dükkanımız vardı, gurbetçilerin bavullarını emanet olarak alırdık. Onların o zaman Bulgaristan vize işlemleri olurdu, pasaportlarını toplardık, günü birlik onların işlerini hallederdik. İşlere karşılık komisyon alırdık, o şekilde çalışırdık. Tabi onların perme işleri de olurdu…

            -Perme işini biraz açar mısınız?

            Mehmet Temel: Yurt dışında birazcık daha eski kalmış olan insanların hakları vardı, araba, ev eşyası getirme gibi… O zaman Türkiye’ye traktör, büyük kepçeler getirmek için perme kullanırlardı. Buraya getirilmiş olan şeyleri işçilerin pasaportu ile içeri sokma olanağı vardı. Onların işleriyle uğraşırdık, gümrükte muamelesini yapardık, yani uzun müddet bunları, döviz işlerini yaptık.

            -Siz de genç yaşta bu işe mi başladınız?

            Mehmet Temel: Direkt döviz işine başladık. Dövizi taşımak o zaman yasaktı. Yurt dışına çalışmaya gidenlerin dövize ihtiyaçları olurdu. Dövizlerini alırdık, satardık. Uzun zaman bu ilişkilerimizden, bu samimi ve dürüst çalışmamızdan dolayı bulunduğumuz muhite Almanya üzeri çok büyük bir iş yapma durumumuz ortaya çıktı. Güven ortamı yaratmış olduk. Bu arada tabi emlak işlerimiz oldu ama döviz işi uzun zaman devam etti.

            TÜRKİYE’DE 5’İNCİ ARACI KURUMUN İZNİNİ BİZ ALDIK

            -Sonra sanırım Derborsa’yı aldınız ?

            Mehmet Temel: Bu işler 70’li, 80’li yıllarda, Turgut Özal döneminde belli bir seviyeye geldi. Bazı dostlarımızın aracılığıyla bu işi kurumsal olarak yapmanın daha iyi olacağını düşünerekten aracı kurum kurmayı düşündük. Turgut Özal döneminde köprünün halka, aracı kurumlar vasıtasıyla satılması gündemde idi, yani aracı kurumlara sattıracaklardı. Onun için, Türkiye’de o zaman 4 tane aracı kurum vardı, 5. aracı kurumun iznini de biz aldık. O zaman Genborsa, Oyak , Yatırım Finansman vardı.

            Biz 1985 yılında kurulduk. Borsanın Cağaloğlu’nda olduğu dönemde, hisse senetlerinin sepete atılaraktan alındığı dönemde başladık. 1986’da banka Çaybank’ın yüzde 40 hissesini Ekşioğlu Ailesi’nden aldık, aracı kurumu kurduktan sonra. Ama tabi Çaybank’ın Toplu Konut’tan alınması uzun zaman sürdü. 1989 yılında Çaybank’ın tamamını satın aldık ve 1990’da faaliyete geçirdik. Finans piyasasındaki birikimimizi tamamı ile 86,87 yıllarında bankaya geçirmiş olsaydık çok daha iyi olacaktı. O zamanlar hükümet biraz bölgecilik yaptı, onun için bize ancak Demirel Hükümeti geldiği zaman izin verdiler; o da 1990 yılına denk geliyor. 6 tane şubemiz oldu. 1998’de ise bankayı sattık.

            -Bu arada aracı kurum da devam ediyor muydu?

            Mehmet Temel: Devam etti. Zaman içerisinde gerçekten büyük bir hamle yaptık. Aracı kurum olarak da büyük işler yaptık Hazine bonosunda. Fakat çok dönem Hazine bonosu işleri kesik kesik oluyordu. Ben de o zamanlar biraz hisse senedi almaya başladım. 95 yılında bir Ereğli sevdasıyla başladım.

            KEMAL UZAN, BENİM TOPLADIĞIM EREĞLİ HİSSELERİNİ İSTEDİ AMA SATMADIM

            -İlk defa o sene mi başladınız hisse senedi almaya?

            Mehmet Temel: Yok daha önce borsa vardı ama böyle çok azgınca işler yapmadık. Hani böyle “Operasyonel bir iş yapalım, işlem hacmi büyük olsun, satılması kolay olsun” diye bir iş yapmak için değil, “Artık daha çok kurumu geliştireyim” diye düşündüm. Ama maalesef o dönemde bazı gelişmeler oldu. O zaman ben Ereğli hissesi almıştım. Ereğli’nin yüzde 7’sini toplamıştım, özelleştirme vardı o dönemde…

            -95’ten bahsediyoruz değil mi?

            Mehmet Temel: Evet 95’den bahsediyoruz. Topladığım hisseleri Kemal Uzan dahi istemişti. Kemal Uzan, “Toptan bana ver” demişti, vermemiştim. Çünkü daha iyi fiyata gideceğini düşünmüştüm. Ama ne olduysa o arada üzerime geldiler, siyasilerle, piyasadaki bazı insanlar vasıtasıyla. Orada bir sarsıntı geçirdim…
            SPK ELEMAN GÖNDERDİ, KURUMU KAPATTI

            -Nasıl üzerinize geldiler? Hisseleri mi almak istediler? Ortak etmek mi istemediler?

            Mehmet Temel: Yani aracı kurumuma geldiler. Kredi de kullanmıştım. Yani mecburen kredi durumuna girmek zorunda kaldığım zaman SPK eleman gönderdi. Gerçekten mali durumumu görmeden, mali tabloyu görmeden o zamanki başkan SPK elemanına talimat verdi, “Anahtarı alacaksın, kilitleyeceksin” dedi. 10 günlük bayram tatiline rast gelmişti. Basına da sızdırıldı. Durumu köşelerde yazdılar. Bunun üzerine ister istemez vatandaş geldi. Geldi ama otorite elimizdeki mevcut varlıkları vatandaşa vermemizi engelledi…

            -Yani müşteriler aracı kurumdan varlıklarını mı istediler? Hisselerini mi istediler?

            Mehmet Temel: Hisselerini istediler, parası varsa paralarını istediler, Hazine bonolarını istediler.

            -Vatandaş nasıl geldi? Zor durum da olduğunuzu mu hissettiler?

            Mehmet Temel: Kurumu kapattı, anahtarı aldı SPK. “Kasayla hesaplar tutmadı” dedi. Borsada bir gün iş yaptırmadılar bana.

            -Vatandaş parasını istedi sizden, sonra?

            Mehmet Temel: Ama biz vatandaşa bir şey teslim edemedik. Çünkü kasa ve bütün işlemler durdurulduğu için bir şey veremedik. İnsanlar da tabi, “Malıma acaba bir şey mi oldu?” diye panik yaptılar. 10, 15 gün böyle bir sıkıntı çektik. Dolayısıyla da hisse senedi 8 bin liradan düşmeye başladı. “Elimizdeki hisseler ne oluyor?” dediler. SPK ile olan ilişkilerimizi düzeltmek için 6 ay boyunca içeride bütün düzenlemeyi yaptık, 6 ay sonra tekrardan açıldık.

            -Tüm bunlara sebep Ereğli mi?

            Mehmet Temel: O zaman olayın boyutunu da, ne olduğunu da anlamadım. Ama sonradan düşünüyorum ki bence bu Ereğli hisselerinden kaynaklanan bir durum.

            -Sizce kim yaptı? Arkasında kim var? Kemal Uzan mı?

            Mehmet Temel: Yok, Kemal Uzan o zaman istemişti, vermemiştim. Daha çok siyasilerle çok yakın bazı işadamlarının işi bence…

            UYARDILAR, DİNLEMEDİM, TAZMİNAT DAVASI AÇTIM, KAYBETTİM

            -Sonra ne oldu?

            Mehmet Temel: Sonra hisseler düştü, herkesin parasını verdik, anlaştık. Aracı kurum tekrar çalıştı, sonra ben yanlışlık yaptım! Bana da söylediler o zaman ama dinlemedim, haklı olduğumu düşündüğüm için gittim tazminat davası açtım Yargıtay’da.

            -Kim hakkında dava açtınız?

            Mehmet Temel: SPK için. Orada Yargıtay Başsavcısı dedi ki, “Mehmet Bey yanlış yapıyorsun, git SPK ile anlaş, kazanamazsın…” “Yok” dedim, açtım davayı. Davayı SPK kazandı. Kazandığı için bizim aracı kurumu 1999 yılında davaya istinaden kapattı.

            -Döviz işi de yaptınız mı? Döviz büronuz var mıydı?

            Mehmet Temel: Döviz işini çok yaptık, 85 yılına kadar yaptık. Döviz büromuz yoktu ama dövizde en büyük işleri biz yapıyorduk. Piyasada o dönem transfer denen bir iş vardı. Biz yurt dışından döviz işi yapardık.

            -Döviz bürosu açmayı düşünmediniz mi?

            Mehmet Temel: Yok düşünmedik, onun yerine banka açtık. Banka olunca hedefi döviz yapmak istemedik. Elektronik işimiz de vardı ailenin yaptığı işler arasında. Kardeşlerimizle malımız ortaktı, birlikte karar verirdik.

            -Kaç kardeşsiniz?

            Mehmet Temel: 7 erkek, 2 kız kardeşiz; ben 3 numarayım. Banka satıldıktan sonra kardeşlerim piyasayla pek ilgilenmediler. Elektrik, emlak gibi işlerle uğraşıyorlar.
            BİR HİSSE ALIRKEN ELİMDE VERİ OLMALI, GELECEK VADEDİYOR OLMALI

            -İlk Ereğli operasyonu sonrası bu şekilde sonuçlandı. Sonra Sermaye Piyasası’nda neler yaptınız?

            Mehmet Temel: Biz de tabi aşılandık. Sermaye Piyasasını sevdik, güzeldi. Hakikaten yatırımcı olursan doğru bir piyasa... Ben doğru olarak çalıştım. Kimseye zarar vermeden çalıştım. Hep bir nedene dayanan bir firmanın hisse senetlerini aldım veya tavsiye ettim. Hala da o gözle bakıyorum.

            -O dayanak nedir?

            Mehmet Temel: Bu dayanak ne olabilir? Piyasalar çok düşmüş olabilir, piyasalar çökmüştür, yerlerde sürünüyordur, o zaman almışımdır, diyelim.

            -Hisse seçerken neye bakıyorsunuz?

            Mehmet Temel: Hisse seçerken bir defa, bir ortaklık, bir birleşme gibi niçin aldığımı bilecek kadar elimde bir veri, bilgi varsa birinci tercihim onu seçiyorum. Gelecek vadediyor olmalı. Bu en azından beklememe neden oluyor.

            -Bilanço ne kadar önemli bu durumda?

            Mehmet Temel: Zaten bilanço ederi olan bir şirketin bu tip birleşmelerde değeri oluyor. Yoksa niye gelsin ortak olsun. Bizim dönemimizde hep iyi şirketlere yabancı hissedarlar ortak oldu. O zaman şirketlerin bir değeri vardı, satın almak istiyorlardı.

            -İlk hissenizi ne zaman aldığınızı hatırlıyor musunuz?

            Mehmet Temel: İlk hisseyi 1985 yılında aldık.

            -Nasıl aldınız? “Bir hisse senedi alayım” diyerekten mi? Nasıl haberdar oldunuz böyle bir piyasanın varlığından?

            Mehmet Temel: Bizim şansımıza iyi bir dönemde iyi sanayicilerle tanışma fırsatı oldu yaptığımız işten dolayı. Kamil Yazıcı, İzzet Özilhan, Sabancılar… Yaptığımız işten dolayı biz bunları iyi tanıyoruz. Zaman zaman gelir, çayımızı, kahvemizi içerlerdi. Hisse senedini onlardan öğrendik, onların tavsiyeleri ile… ‘’Hisse senedi öyle bir şeydir ki gün gelir aklının hayalinin alamayacağı paralar kazandırır insana’’ tavsiyesi ile, “Hakikaten böyle miymiş?” düşüncesiyle merak saldık…

            BİZ HİSSE SENEDİNİ ALDIĞIMIZ ZAMAN ZATEN FİYATLARI YÜKSELİYORDU

            -Direkt bu şekilde mi tavsiye ettiler?

            Mehmet Temel: Evet; alacaksın ama bir yere koyacaksın o hisse senedini. Bir daha elin uzanmayacak; öyle bir yere koyacaksın ki alıp satamayacaksın. 90’lardan sonra oyuncu olduk. Her yeri alıp satmadık ama hisse senedini başka sevmeye başladık, aşık olduk. O kadar çok değişik olanaklar çıktı ki, fiyatlar bir yerde durmuyordu hisse senedinde. Hisse senetlerinin halka açıklığı çok düşüktü. Alıyordun, sonra “Birazcık daha alayım” diyordun, para var ya! Biz parayı dışarıdan kazanarak hisse senedi almıyorduk asla. Hazır para ile hisse senedi aldık. Hisse senedini biz aldığımız zaman zaten fiyatları yükseliyordu. Ve dolayısı ile para kazanıyorduk. Ereğli’nin yüzde 7’sini 2 bin 500 liradan aldım, 8 bin 500 lira nasıl yapar bir insan?

            -Ne kadar zamanda oldu bu fiyat?

            Mehmet Temel: Ocak ayında aldım, Mayıs’ta oldu. 27-28 Nisan’da 8 bin 200, 8 bin 300 lira oldu. Bin küsur liradan Gübre Fabrikası’nı aldık 14, 16 bin lira oldu belli bir dönemde. Konya Çimento’yu 8, 9 bin liradan aldık 70, 80 bin lira oldu. Böyle hisse senetlerinin halka açıklık kısmı azdı. Böylece fiyatlar çabuk yükseliyordu. Derinleşti tabi borsa sonradan. Yeni şirketler gelmeye başladı. Yani diyeceğim o tavsiye ile aldık. Yaptığımız Hazine bonosu işinde ‘sürekli kalsa mıydık, daha iyi değil miydi?’ diye soracak olursan, çok istikrarlı hükümet dönemleri yaşamadık. Sürekli değişiklikler olan, sürekli dalgalanmanın olduğu dönemlerdi. Durgunlukta hisse senedine eğilimimiz fazlalaştı. Çünkü durgunlukta iş yapamıyorduk, belirli bir bütçemiz vardı, çalıştırdığımız elemanlar vardı. “Çalışalım, burada da para kazanalım, burada da yolumuza devam edelim” diye iş yaptık. Ama o işi de, hisse senedini de hakkıyla bilinçli yapmamışız arkaya dönüp baktığımızda. Kurumsal olarak yapmamışız. Zaten hisse senedi yatırımcısının büyük kaybı şu ki, bizim gibi aracı kurumlar, yatırım yapanları koruyamamışız. Hisse senedi bilinçli yatırım yapan kişi işi. Hisse senedi hakikaten doğru bir yatırım.
            FİYATI YÜZDE 100 DÜŞMÜŞ KAĞITLAR VAR AMA İŞ YAPMIYOR, SİSTEM ÇALIŞMIYOR

            -Ne zaman değişti bu yatırım anlayışı?

            Mehmet Temel: Şöyle söyleyeyim, 95 yılına kadar doğru bir yatırım olarak kaldı. Ondan sonraki dönemlerde daha oynak, yükselen piyasalar oldu. Sonra da hisse senedinin yerlerde süründüğü zamanlar. Örneğin 2001 yılında. Şimdi yatırım yapmak için henüz daha yanlış bir zaman.

            -Fiyatlar yüksek olduğu için mi? Konjonktürden dolayı mı söylüyorsunuz?

            Mehmet Temel: Fiyatlarda düşük değil, konjonktür de buna müsait değil. Yaşayacağımız göreceklerimiz var daha. Bugün yatırım diyorsun, hisse senedi düşmüş 200 milyon dolara, şirketin öz varlığını bir hesapladığın zaman 1 milyar dolarlık bir şirket. Sormaz mısınız, “Bu şirkete yatırım yapmayayım mı, zamanı değil mi?” diye? Zamanı, yani ‘Al’ derim ama vatandaş gitse 10 bin lot alsa, gün gelse dese ki ‘paraya ihtiyacım oldu’, 10 bin lotu satamayacak. Öyle bir hal olmuş ki artık o hisse senedi sanki unutulmuş gibi. Kademeleri 100 lot, 200 lot, 300 lot. Hangi hisse senedine yatırım yapacak bilinmez durumda. Öyle bir ilgisizlik, bir kopmuşluk var yani. Fiyatları yüzde 100 düşmüş olan kağıtlar var, ama iş yapmıyor, çalışmıyor sistem. İlgi yok, yatırımcı ilgisi yok. Bu epeyce bir yaşayacağımız daha günlerin olduğunu gösteriyor. Acaba o günler 3 ay sonra mı, seçimden sonra mı, acaba Cumhurbaşkanı seçimleri, genel seçimler sıkıntısı yaşayacak mıyız, bunları çözmemiz lazım. Böyle bir zor durum da var yani.

            -Eskiden yatırımcı ilgisi var mıydı? Eski ile yeniyi kıyaslarsak yatırımcı açısından, piyasalar açısından şirketler açısından, borsa açısından neler söyleyebilirsiniz?

            Mehmet Temel: Eski yeni kıyaslaması ayrımlarının bize katkı yapmayacağını düşünüyorum. Süreç devam ediyor. Bu tamamı ile kurumsallaşma olmadığından, başıboşluktan, yeni halka açılımların vermiş olduğu zararlardan dolayı, vatandaşın aldatılmasından dolayı ilgi tamamen azaldı. İlginin azalmasından dolayı borsada kağıtlardaki işlemsizlik iyice ortaya çıktı. Bunu nasıl çözeriz? Artık hata yapılmaması lazım. SPK’nın, basının bu işleri sürekli anlatması lazım. İnsanlara ön ayak olunması gerekiyor…

            YENİ HALKA ARZLARIN TAMAMI TEZGAH, AKIL ALACAK İŞ DEĞİL

            -Eskiden halka arzlar nasıldı?

            Mehmet Temel: Eskiden insanlar tek tek gidip hisse almak için sıraya girip, az bir şey alıp beklerdi, kazanırdı. Ama şimdi öyle değil, şimdi farklı. Şimdi hisse senedini halka arz ediyor, yüzde 30 iskonto ile manipülatöre arz ediyor. Vatandaş nereden bilsin burada kağıdın iskontolu satıldığını. Sonra o manipülatör tahtada oyun ile birlikte vatandaşı zarara uğratarak sattırıyor. O kağıdı tekrar alıyor, sonra tekrar yukarı götürüyor. Bu sefer piyasada hazır, birlikte koşturduğu insanlarla beraber oyununa devam ediyor. Yani yeni halka arzlar tamamı ile rezalet, tamamı tezgah. Ve de bu insanlar nasıl aracı kurum alıyor, nasıl bu işi yapıyor akıl alacak iş değil.

            -Peki, sonra yatırımcı sayısı nasıl azaldı?

            Mehmet Temel: Yatırımcı sayısının azalmasının sebebi ise yeni halka açılımlarda büyük düşüşlerin olması. Gene aynı noktaya geliyoruz. Yatırdığının karşılığını alamadığından kaynaklanan, aldatılmışlığın farkına varmasından dolayı yatırımcı azaldı. Parası olan adam da artık ailesi ile piyasadan uzaklaştı, uzaklaşmak zorunda kaldı. Sonra başka türlü piyasa, Foreks işlemleri çıktı. Oraya kaydoldu bazı oyuncular…

            YATIRIMCILARA FOREKS’TE TAVSİYEM, DOĞRU DÜRÜST UZMANLA ÇALIŞSINLAR

            -Foreks piyasalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

            Mehmet Temel: Türk tasarrufunun bitirilmesi için ellerinden geleni yapıyorlar. Bunu yaptıracağız diye bütün gayreti gösteriyorlar. Herkes, işteki hanım, evdeki hanım, çocuklar 50 bin dolar koyuyorlar, ondan sonra kaybediyorlar. Geriye kalan Sermaye Piyasasının tüm tasarrufunu da bitirmek için maalesef aracı kurumlar şu anda kendi bildikleri gibi oynuyorlar. Foreks’i bilen belki içerisinde bir kaç kişi vardır. Geçmişte çalışmıştır Foreks’te orada, burada. Bu tip işlerde doğru dürüst uzman bulurlarsa eğer, onun vasıtasıyla yatırımları takip etmelerini tavsiye ediyorum.

            -Yatırımcı neden Foreks’e gidiyor?

            Mehmet Temel: Şimdi adam yalvarıyor, “Kardeşim ben grafiklerde dövizin çıkıp düşmesini çok iyi biliyorum. 10 bin dolar ver ne olur, her ay 5 bin dolar, 10 bin dolar kazanalım, sen de kazan ben de kazanayım” diyor. Adam da “Al oğlum 10 bin doları oyna” diyor, ötekisi de diyor ki, “Al 50 bin doları, oyna”. Oluyor günümüzde…
            ARTIK SPEKÜLATÖRLÜK YAPMIYORUM, YATIRIM YAPIYORUM, PİYASANIN İÇİNDEYİM

            -İnsanlar gelip size alım-satım konusunda danışıyorlar mı? Siz onlara ne tavsiye ediyorsunuz?

            Mehmet Temel: Doğrusunu söylersek eğer, ben ancak dayanağı olan bir hisse senedini öneriyorum. Onun dışında bir hisse senedini tavsiye etmiyorum. Çünkü yarın farklı bir durumla karşılaşabileceklerini biliyorum. Yarın bir gün benim arkamdan konuşmamaları için söylemiyorum. Ya da, “Şu hisse senedi bu kadar temettü getiriyor, temettü kazanmak için yapacaksan yap” diyebilirim ancak…

            -Siz kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz? Oyuncu mu, spekülatör mü, manipülatör mü?

            Mehmet Temel: Ben yatırımcıyım.

            -Size spekülatör diyebilir miyiz?

            Mehmet Temel: Spekülatörlük zamanım oldu. Ama şu an spekülatörlük yapmıyorum. Yatırım yapıyorum, piyasanın içindeyim. Spekülatörlüğü 98 yılında bıraktım. Rusya krizinden sonra bıraktım. Rusya Asya krizinde piyasa tekrar düştü, ben de bıraktım. Zarar ettim, ondan dolayı bıraktım.

            -En büyük pişmanlığınız nedir?

            Mehmet Temel: Davayı kaybettikten sonra o zaman sektörü bırakmadığıma pişmanım. Başka bir sektörde çalışsam, ne iş yapsam insanlar benden memnum kalırdı. Ben de kazanırdım insanlar da kazanırdı ama buna fırsatımız olmadı, bekledik.

            -Spekülatörler hisse seçiminde teknik analize de bakar mı? Siz bakıyor muydunuz?

            Mehmet Temel: Bakar... Benim borsaya girip yatırım yapıp, borsada mücadele edip, borsadan para yapmadan çıkmamın sebebi, o grafik teknik analizlere bakmamam ve hakikaten yurt dışı ve yurt içi piyasalarda çalışmış, seçilmiş genç insanlarla çalışmamamdan kaynaklanıyor. Kabiliyetli insanlarla, tecrübeli insanlarla çalışmamamdan kaynaklanıyor. Bir döngünün olacağının gerçekliğine, matematiksel olarak bakmak lazım… Biz maalesef bu şekilde bakmadık, bu büyük bir kayıp. Hakikaten, artık parası olan insanlara tavsiyem, kesinlikle teknik analizi matematiksel olarak yapabilen çok deneyimli kişilerle çalışmaları…
            ENDEKS HAZİRAN’DAN SONRA YAVAŞ YAVAŞ YÜKSELİR

            -Yatırımcılara son olarak söyleyeceğiniz bir şey var mı?

            Mehmet Temel: Yatırımcı kolunu kaptırmış zaten, yatırımcıya ne diyeceksin ki. Yeni yatırımcı artık, 20 kuruşa, 30 kuruşa düştü diye kâğıt alıp, biri gelir bunu 30 kuruştan 1 liraya çıkarır diye düşünmesin. Öyle bir döneme girdik ki bir kâğıdı alırlar, götürürler, sonra kimin elinde kalırsa. Şimdi o kumarbazların çoğu VOB’da işlem yapıyor. Onun için dikkat ederseniz İMKB 30 dışındaki kağıtların hepsi dökülüyor. Yani herkes o kumar arzusunu orada tatmin ediyor. VOB’da para bitti mi gün gelir, yine parayı nasıl yapalım diye kafa kafaya verir, yine bir Ali Cengiz oyunu yaparlar. Yine kağıt yapılmıyor mu, yapılıyor. Dışarıdan bir para getiriliyor ya da oradan yapılıyor.

            -Endekse ne diyorsunuz Mehmet Bey?

            Mehmet Temel: Endekste bizim 2 tane hesabımız vardı 93 binden döndüğü zaman. 8 ay önce yaptığımız bir hesap. O halen geçerli. Biri 61 bin, geldi, gördü bir sefer... 2. sefer oraya yaklaşıp tutarsa o artık kesinleşmiş olacak. 2. hedefimiz 54 bindir. Onun olup olamayacağını Şubat ayı belirleyecek. Şubat’tan sonra yeni düşüşler beklemiyoruz. Sonra yatay hareket ve Haziran’dan sonra da yavaş yavaş yükselir…

            -Endeks 150-200 bine ne zaman ulaşır?

            Mehmet Temel: Öyle bir hedef vermiyorum ben endekse. Yine verebileceğim en iyi hedef bu düştüğü yere yakın olacaktır. (FOTOĞRAFLAR: SİNAN ÖZEL)
            Kopyaladıklarım çoğu sosyal medyada görüp istifadenize sunduğum resim yorum ve benzeriler 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 104.,107. ve 115. Maddelerinde de belirtildiği üzere kesinlikte yatırım tavsiye niteliği taşımaz .

            Yorum

            • eren@
              Tecrübeli
              • 24 Nisan 2008
              • 2344

              #351
              Nasdaq ile alt yapı çalışmalarının tamamlanmasının ardından Borsa İstanbul'da tek seans uygulamasına geçileceği bildirildi.
              Borsa "tam gün"e hazırlanıyor İSTANBUL- Bekir Gürdamar/Handan Silkin


              Nasdaq ile alt yapı çalışmalarının tamamlanmasının ardından Borsa İstanbul'da tek seans uygulamasına geçileceği bildirildi.

              Boğaziçi Üniversitesinde Borsa İstanbul AŞ ve Takasbank tarafından gerçekleştirilen Nasdaq OMX projesi bilgilendirme toplantısına ilişkin, Borsa İstanbul'un resmi internet sitesinde yer alan sunuma göre, öğlen saatlerinde seansa bir saat ara verilmesi düşünülürken, bu arada da açılış seansı işlemlerinin gerçekleştirileceği ve emir toplamanın yapılacağı belirtildi.

              Ayrıca, pay piyasasında hisse senetleri için baz fiyat olarak önceki kapanış fiyatının alınacağı, tek seans uygulamasıyla fiyatların tavan-taban aralığının yüzde 20 olacağı belirtildi. Halen baz fiyat olarak hissenin önceki günkü ağırlıklı ortalama fiyatı kabul edilirken, tavan taban marjı ise her seans için yüzde 10 olarak uygulanıyor.

              Bu değişimlerin alt yapı çalışmalarının ve gerekli test çalışmalarının tamamlanmasının ardından pay piyasasında bir yıl içinde uygulamaya alınabileceği aktarılıyor. Öte yandan sunumdaki konu başlıkları arasında hisse senedi işlemlerinde maksimum lot uygulamasına son verilmesi, yeni emir türlerinin kullanıma alınması ve 1 günden uzun süreli tarihli emirlerin uygulamaya konulması da yer alıyor. Hisse fiyatının virgülden sonra 3 rakamla gösterilmesi ise yapılacak değişiklikler arasında dikkati çekiyor.

              "Önce borsa çalışanlarının hakları...

              AA muhabirinin konuyla ilgili görüşlerine başvurduğu broker ve yatırım uzmanı olarak çalışan piyasa profesyonelleri, Türkiye'de gelişmiş ülke piyasalarında çalışanlara oranla şartların çok ağır olduğu ve gelirlerin ise ters orantılı olduğunu belirterek, çalışma şartlarını daha da ağırlaştıracak değişikliklere karşı olduklarını bildirdi.

              Küresel finans piyasalarıyla uyum konusunu yöneticilerin sıklıkla dile getirdiğini, ancak personel maaş ve şartlarının küresel finans çalışanlarıyla uyumu konusundan hiçbir zaman bahsetmediklerini ifade eden broker ve uzmanlar, kurumlarda özellikle broker sayısının her geçen gün azaldığını, bununla birlikte çalışma sürelerinin de uzaması durumunda iş yükünün kaldırılamayacak boyuta ulaşacağına dikkati çekiyor.

              "Ara verilmeden tek seans uygulanmalı"

              Sermaye Piyasası Yatırımcıları Derneği Başkanı Arif Ünver ise tek seans uygulamasının gerekli olduğunu belirterek, öğlen bir saatlik ara verilmesinin ise yanlış olduğunu kaydetti.

              Ünver, iki seans uygulamasının ya da seansa ara verilmesinin doğru olmadığını, gelişmiş ülkelerde böyle bir uygulama olmadığını belirterek, "Seansa ara verilmesinin ardından fiyatlamaya açıldığı anda emir iptallerinden dolayı marjlar daha yüksek oluyor. Ayrıca, uluslararası finans piyasalarına entegrasyon açısından aynı vadeli işlemler piyasasında olduğu gibi, spot piyasada da seans arası olmamalı ve kesintisiz müzayede dediğimiz yöntemle işlemler devam etmeli" dedi.

              Görece olarak iki yıldır piyasanın biraz sığ olduğunu ifade eden Ünver, "Bunu da yan yana koyduğunuz zaman marjlarda aşırılıklar oluşabiliyor. Dolayısıyla hisse senedi piyasasında sabah başlayıp akşam mesai bitimine kadar kesintisiz işlemlere devam edilmesi piyasaların sağlığı açısından daha uygun olur diye düşünüyorum" değerlendirmesinde bulundu.

              Yeterli derinlik olmadığı için tavan-taban uygulamasının tasarruf sahiplerini koruduğunu vurgulayarak, zaman içerisinde derinlik sağlanmasıyla birlikte tavan-taban uygulamalarının kalkması gerektiğini dile getiren SPYD Başkanı Ünver, sözlerini şöyle tamamladı:

              "Sermaye piyasalarında bir takım kararlar alınırken bütün aktörlerin, fonu arz edenlerin, fonu talep edenlerin ve yatırım kuruluşlarının görüşü samimi bir şekilde alınıp da ortaya bir takım kararlar çıkarsa daha sağlıklı olur. Bu düzenlemeler yapılmadan önce masanın etrafına oturan tüm aktörlerin bir araya gelip fikir alışverişinde bulunup karar alması daha sağlıklı olacak."
              Kopyaladıklarım çoğu sosyal medyada görüp istifadenize sunduğum resim yorum ve benzeriler 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 104.,107. ve 115. Maddelerinde de belirtildiği üzere kesinlikte yatırım tavsiye niteliği taşımaz .

              Yorum

              • eren@
                Tecrübeli
                • 24 Nisan 2008
                • 2344

                #352
                Erdoğan Bayraktar 22 Milyon Dolara arsa almış
                Çevre ve Şehircilik eski Bakanı Erdoğan Bayraktar'ın, Bakanlığı döneminde İstanbul'da milyonlarca dolarlık arazi aldığı ortaya çıktı

                17 Aralık Yolsuzluk Operasyonunda Başbakan Erdoğan'ı suçlayarak istifa eden Çevre ve Şehircilik eski Bakanı Erdoğan Bayraktar'ın, Bakanlığı döneminde İstanbul'da milyonlarca dolarlık arazi aldığı ortaya çıktı

                17 Aralık Yolsuzluk ve Rüşvet Çarkı Operasyonu'nda adı rüşvet karşılığında imar değişikliği yaptığı iddiasıyla gündeme gelen dönemin Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar'ın yatırımlarına, bakanlığı döneminde de hız kesmeden devam ettiği anlaşıyor.

                Erdoğan Bayraktar, yolsuzluk ve rüşvet çarkı operasyonunun ardından ortaya çıkan yolsuzluk skandalıyla ilgili olarak, soruşturma dosyasında var olan ve onaylanan imar planlarını Başbakan'ın talimatıyla yapıldığını itiraf etmiş ve hem milletvekilliğinden hemde bakanlıktan istifa ettiğini açıklamıştı. İstifasının ardından, “Başbakan’ın da istifa etmesi gerekir” demişti. Bayraktar, yaşanan gelişmelerin ardından daha sonra çark ederek özür dilemişti.

                MİLYON DOLARLIK ARAZİ

                Cumhuriyet tarihinin en büyük yolsuzluk operasyonu olarak tarihe geçen skandalın ardından, Çevre ve Şehircilik eski Bakanı Bayraktar'ın, bakanlığı döneminde İstanbul'un en nezih ve yeşil semtlerinden birisi olan Koşuyolu'nda emsal oranı 1,50 olarak ifade edilen '1222 ada, 26 parsel'de bulunan 9 bin 642 metrekarelik arsayı 2013 Ekim'inde 22 milyon dolara aldı. Arsanın işadamı Selahattin Beyazıt'ın oğluna ait olduğu söyleniyor..

                Emin Bey Sokak'ta bulunan arsaya ilişkin 1/1000 ölçekli imar plan notları, yaşanan yolsuzluk skandallarının ardından 15 Mayıs 2014 günü ancak yayınlanabildi. Yayınlanan plan notları üzerine her ne kadar, “Bu imar durumu ile ilgili olarak yalnız proje tanzim ettirilebilir. İnşaat yaptırılamaz” notu düşülse de arsa üzerindeki icra ve ipotekler, satış işlemlerinin ardından jet hızla kaldırılarak inşaat çalışmaları başlatıldı.

                OFİSİ YANI BAŞINDA

                Bayraktar İnşaat'a ait bölgede bir de Genel Müdürlük ofisi bulunuyor. Alınan arazi ile inşaat şirketine ait bina arasındaki mesafe ise sadece 100 metre. Arsaya ait satış işlemlerinin ortaya çıkması ile birlikte bölgede kent yağmasına karşı direnen “Koşuyolu Dayanışma Grubu” da olayı kent yağması adı altında kendi gündemlerine aldı.

                Projede '1,50' olarak ifade edilen emsal oranının arttırılmaması için geçtiğimiz aylarda kamuoyu baskısı oluşturan grup arasa üzeride ki inşaat faaliyetlerinin büyütülmesine de engel oldu.
                Hakan Akpınar/Yurt Gazetesi
                Kopyaladıklarım çoğu sosyal medyada görüp istifadenize sunduğum resim yorum ve benzeriler 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 104.,107. ve 115. Maddelerinde de belirtildiği üzere kesinlikte yatırım tavsiye niteliği taşımaz .

                Yorum

                • eren@
                  Tecrübeli
                  • 24 Nisan 2008
                  • 2344

                  #353
                  TAV, Bodrum-Milas'ta iş başı yaptı 14:01
                  TAV Havalimanları, portföyüne kattığı 14'üncü havalimanı olan Milas - Bodrum'un işletmesini devraldı.
                  TAV, havalimanının işletmesine dair imtiyaz sözleşmesinin Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) ile imzalanmasının ardından iç hatlar terminalinde operasyona başladı. Şirket dış hatlar terminalini ise 22 Ekim 2015'te devralacak. TAV Havalimanları İcra Kurulu Başkanı Sani Şener konuya ilişkin değerlendirmesinde, Milas-Bodrum Havalimanı'nın yılda 3,5 milyonu aşkın yolcuyu ağırlayarak Türkiye'nin en önemli turizm merkezlerinden birini dünyaya bağladığını kaydetti.

                  Şu an yedi ülkede 14 havalimanına ulaşan portföyleriyle sahip oldukları bilgi birikimini Bodrum'a taşıyacaklarını ifade eden Şener, Bodrum'un gelecek 15-20 yılda Türkiye'nin dördüncü en büyük kenti olacağına inandıklarının altını çizdi.

                  TAV'ın, tecrübesi ve çevresiyle, işletme süresi içerisinde Bodrum Havalimanı'nın trafiğini çok rahatlıkla 10 -15 milyon yolcu seviyelerine çekeceğini belirten aran Şener, şunları kaydetti:

                  "Turizm, otel yatırımcıları ve şehir hazır olursa Bodrum'a dünyanın önemli merkezlerinden direkt uçuşları başlatmak bizim için kolay olacaktır. Bodrum'un sahip olduğu eşsiz doğal, kültürel ve tarihi zenginliklerle daha da gelişeceğine inanıyoruz. Tüm paydaşlarımızla birlikte Milas-Bodrum'un sahip olduğu potansiyeli gerçekleştirmek üzere çalışacağız."

                  TAV, Milas-Bodrum Havalimanı'nın 2035 sonuna kadar işletme hakkı için düzenlenen ihalede 717 milyon euro + KDV ile en iyi teklifi vermişti.
                  Kopyaladıklarım çoğu sosyal medyada görüp istifadenize sunduğum resim yorum ve benzeriler 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 104.,107. ve 115. Maddelerinde de belirtildiği üzere kesinlikte yatırım tavsiye niteliği taşımaz .

                  Yorum

                  • eren@
                    Tecrübeli
                    • 24 Nisan 2008
                    • 2344

                    #354
                    Soma için 46.5 milyon TL toplandı 13:04 ben merak ediyorum cumhurbaşkanı için açılan hesaba ne kadar para toplanmacak acaba
                    Başbakan Erdoğan, "Soma için nakdi hesaplarda toplanan 46.5 milyon lirayı, hayatını kaybeden 301 madencinin ailesine 154 bin 450 lira olarak paylaştıracağız" dedi

                    Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda Soma için toplanan yardımı açıkladı. Soma için nakdi hesaplarda 46.5 milyon lira toplandığını ifade eden Erdoğan, "46.5 milyon lirayı, hayatını kaybeden 301 madencinin ailesine 154 bin 450 lira olarak paylaştıracağız" dedi.

                    Erdoğan, şöyle konuştu:

                    "Kazanın meydana gelen Eynez işletmesinde şehit olan 301 madencimizin 630 yakınına ve halen o işletmenin sigortalısı olan 2 bin 640 madencimize 6 ay boyunca son aldıkları net ücretleri kadar ücret bu hafta içinde İŞKUR tarafından ödenmeye başlanıyor. Soma bölgesinde bulunan ve faaliyetleri Çalışma Bakanlığı'mızca durdurulan Eynez, Atabacası ve Işıklar maden işletmelerinde çalışan toplam 5 bin 522 madencimize üç ay boyunca işverenin ödeyemediği ücretleri İŞKUR tarafından ödenecektir."
                    Kopyaladıklarım çoğu sosyal medyada görüp istifadenize sunduğum resim yorum ve benzeriler 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 104.,107. ve 115. Maddelerinde de belirtildiği üzere kesinlikte yatırım tavsiye niteliği taşımaz .

                    Yorum

                    • eren@
                      Tecrübeli
                      • 24 Nisan 2008
                      • 2344

                      #355
                      İstanbul'un 68 günlük suyu kaldı 14:14
                      İSTANBUL’a su sağlayan barajların doluluk oranı yüzde 21.09’la, son 10 yılın en düşük seviyesine geriledi.
                      Melen Çayı’nın yanı sıra Sakarya Nehri’nden su çekebilecek altyapı kuran İSKİ, “Tasarruf amacıyla su kesintisi yapılmayacaktır” açıklaması yaptı. İSKİ’nin anlık açıkladığı raporlara göre, İstanbul’un aktif hacimde 183 milyon 222 milyon metreküp suyu kaldı.

                      Bu da yaklaşık 68 günlük suya tekabül ediyor.
                      Kopyaladıklarım çoğu sosyal medyada görüp istifadenize sunduğum resim yorum ve benzeriler 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 104.,107. ve 115. Maddelerinde de belirtildiği üzere kesinlikte yatırım tavsiye niteliği taşımaz .

                      Yorum

                      • radyolog
                        OKURYAZAR
                        • 03 Ağustos 2008
                        • 23119

                        #356
                        AKENR

                        118 üzerinde ekmek rakı roka balık vb ne varsa yedirebilir
                        DÖVÜNMEYİN. NEYE LAYIKSANIZ O ŞEKİLDE YÖNETİLİRSİNİZ

                        Yorum

                        • eren@
                          Tecrübeli
                          • 24 Nisan 2008
                          • 2344

                          #357
                          Vade başın dan bu güna kadar VOB tarafındaki ağaların takas durumu işi yarar umuduyla bir resim atayım ....

                          Kopyaladıklarım çoğu sosyal medyada görüp istifadenize sunduğum resim yorum ve benzeriler 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 104.,107. ve 115. Maddelerinde de belirtildiği üzere kesinlikte yatırım tavsiye niteliği taşımaz .

                          Yorum

                          • radyolog
                            OKURYAZAR
                            • 03 Ağustos 2008
                            • 23119

                            #358
                            birazda açıklama eklesen eren

                            yani bu tablo iyimi kötümü sonuçta VİOB borsanın öncüsü
                            DÖVÜNMEYİN. NEYE LAYIKSANIZ O ŞEKİLDE YÖNETİLİRSİNİZ

                            Yorum

                            • eren@
                              Tecrübeli
                              • 24 Nisan 2008
                              • 2344

                              #359
                              radyolog Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
                              birazda açıklama eklesen eren

                              yani bu tablo iyimi kötümü sonuçta VİOB borsanın öncüsü
                              orada iş yatırıma bakarsan bu gün ne halt etti bilemeyorum yükseliş kokusunu önceden koklayıp malı sırtlamış bunun yanıda vade başından bu yana longlarını 22,000 lot flat veya boşaltmış bence hisseler den yükselen olmadan ağanın elinde mal kilitlendi yükseltip yükseltim iştahlılara mal veriyor gibi geliyor ....
                              Kopyaladıklarım çoğu sosyal medyada görüp istifadenize sunduğum resim yorum ve benzeriler 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 104.,107. ve 115. Maddelerinde de belirtildiği üzere kesinlikte yatırım tavsiye niteliği taşımaz .

                              Yorum

                              • eren@
                                Tecrübeli
                                • 24 Nisan 2008
                                • 2344

                                #360
                                EFEKENT sanırım grafik netleşti. Gerçi bir sonraki grafikte örnek ile anlatmıştım. Düzeltme olacağı ve yükseleceğimizi BIST100 79500 üzeri yolcudur abbas bağlasan durmaz. Her zamanki gibi uyarayım siyasi riskler unutulmamalı.

                                Kopyaladıklarım çoğu sosyal medyada görüp istifadenize sunduğum resim yorum ve benzeriler 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 104.,107. ve 115. Maddelerinde de belirtildiği üzere kesinlikte yatırım tavsiye niteliği taşımaz .

                                Yorum

                                Working...
                                X

                                Debug Information