Not Defteri

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • narada
    Haberci
    • 04 Mayıs 2009
    • 1737

    #211
    haftanın özeti / borsa

    Piyasalarda geçen hafta satış ağırlıklı seyir hakim oldu. Mart ayından itibaren yükselen borsaların bu hafta yorgunluk belirtileri gösterdiği net olarak olarak görüldü. Yükselişte Avrupa ve ABD borsalarına oranla daha iyi performans gösteren İMKB geri çekilmede de aynı hızını korudu.

    Dış piyasalar büyük düşüşün ardından yüzde ellilik bir geri alım yaparken İMKB yaklaşık yüzde seksenleri bulan bir toparlanma yaşadı; En çok çıkan borsa, en çok düştü.

    Dünyada yaşanan finansal kriz ekonomileri önemli ölçüde etkilerken Türkiye bankacılık sisteminin kuvvetli yapısı, düşen faiz oranları ile banka karlılığının rekor düzeye ulaşması gibi etkenlerle İMKB’nin diğer borsalara oranla daha iyi performans göstermesine neden olduğunu belirten uzmanlar, şimdi tabloya bakıldığında, Merkez Bankasının, faiz indirimine son vereceğine yönelik sinyal vermesinin, ilerisi için banka karlarının bu derece iyi olmayacağı beklentisini oluşturduğunu savunuyor.

    İMKB ortalama yüzde 0,69’luk artışla haftaya başladı. Endeks, daha sonraki günleri ise düşüşle tamamladı. Hisse senetleri salı günü ortalama yüzde 3,14, çarşamba günü ortalama yüzde 1,74, perşembe günü ortalama yüzde 0,66 ve cuma günü de ortalama yüzde 1,92 oranında değer yitirdi.

    BORSA ENDEKSLERİ

    İMKB Ulusal-100 Endeksi, hafta boyunca 3.210,95 puan düşerek 48.441,90 puandan 45.230,95 puana indi. Hisse senetlerindeki haftalık ortalama kayıp yüzde 6,63 oldu.

    İMKB Ulusal-Mali Endeksi 5.359,60 puan düşüşle 73.243,08 puandan 67.883,48 puana, İMKB Ulusal-Sanayi Endeksi 2.351,59 puan düşüşle 35.393,66 puandan 33.042,07 puana ve İMKB Ulusal-Hizmetler Endeksi 1.395,90 puan düşüşle 33.148,96 puandan 31.753,06 puana indi.

    Böylece, mali grup hisseleri ortalama yüzde 7,32 oranında, sanayi grubu hisseleri ortalama yüzde 6,64 oranında ve hizmetler grubu hisseleri ortalama yüzde 4,21 oranında değer yitirdi.

    KAZANANLAR VE KAYBEDENLER


    Borsada geçen hafta işlem gören 322 hisse senedinden 38’i değer kazanırken, 276 hisse senedi değer yitirdi, 8 hissenin değeri değişmedi.

    Geçen hafta en yüksek oranlı artış, yüzde 36,67 ile Sönmez Flament hisselerinde gerçekleşti. Yüzde 26,87 oranındaki artışla M. Yılmaz Yatırım Ortaklığı ve yüzde 23,44’lük artışla da Lafarge Aslan Çimento hisseleri üçüncü olarak sıralandı.

    En yüksek oranlı gerileme ise yüzde 33,33’lük düşüşle Merkez B Tipi Yatırım Ortaklığı hisselerinde oldu. İdaş hisseleri yüzde 21,94’lük düşüşle ikinci ve Sönmez Pamuklu hisseleri yüzde 20,89’luk düşüşle üçüncü sırada yer aldı.


    -haftanın özeti bölümleri milliyet gazetesinden alınmıştır.
    YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

    Yorum

    • narada
      Haberci
      • 04 Mayıs 2009
      • 1737

      #212
      HEPSİ BAHANE KÂR CEHPTE ŞAHANE

      Yatırım bankacılarını ve fon yöneticilerini yıl sonuna yaklaşıldıkça tatlı bir “bonus heyecanı” sarmaya başlar. Son yıllarda fonların ve yöneticilerinin performans değerlendirmesi daha çok Kasım ayının sonunda yapılmaya başlandı. Bu da Hristiyan dünyasının Kasım ayının sonlarındaki “Şükran Günü”ne denk geliyor.

      Benzer bir dönem de yıl sonuna doğru Noel kutlamaları öncesinde yaşanıyor. Hatta bu dönemdeki yükselişe geçtiğimiz yıllarda “Noel Baba Rallisi” adı takılmıştı. Hatırlarsanız geçen yıl bile böylesi bir ralli yaşanmış, ardından da Mart ayında “yeni dip” görülmüştü.

      Bugünlerde de benzer bir çaba var borsalarda. Habire piyasaları yukarı “ittirme” çabası gözleniyordu. Ancak bazıları sadece kağıt üzerindeki “hayali kârlarla” yetinmek istemiyor anlaşılan. “Kâr cebe yakışır” diyenler son günlerde satmayı tercih ediyorlar.

      Yurtdışındaki piyasalar ancak son iki günde böylesi bir satışla karşılaşırken, İMKB hafta başından ciddi satışlarla karşılaştı. Aslında bu satışlar 15 Ekim’den bu yana devam ediyordu. Hafta başında görülen 49.149 seviyesinden bu yana siddetlenen satışlarla dün 45.635 seviyesine kadar inildi. Yüzde 7.15’e varan bir düşüş demektir. Üstelik satışlar, ABD borsaları yeni zirve görürken başladı ve hafta boyunca devam etti.

      Yok kapatma davasıydı, yok artan siyasi gerilimdi, yok domuz gribiydi, yok başbakanın sinirli haliydi derken bu düşüşe hep bir sebep arandı. İllâki belli bir sebep olması gerekiyor mu? Bence hayır! İMKB’nin diğer bir çok borsadan çok daha fazla yükseldiği yani “pozitif olarak ayrıştığı” dönemde hiç kimse bunun sebebini sorgulamadı. Şimdi neden “negatif ayrışma” sorgulanıyor. Hafta başında S&P Endeksi ile İMKB 100 Endeksi’ni karşılaştırmış ve aradaki farkın belli bir zaman zarfında kapanacağına değinmiştim. Şimdi olan biten bu çabanın tahminlerden biraz erken başlamış halinden başka bir şey değil.

      İMKB’deki düşüş daha devam eder mi?

      Teknik olarak 44.950 seviyesi yakın zamanda görülecektir. Dünkü dip seviyesi (45.635) bugün korunacak olur ise İMKB 100 Endeksi’nin gün içinde 47.000 seviyesine doğru toparlanma çabalarına şahit olabiliriz. Bu arada hatırlatmakta fayda var: İMKB’deki ana yükseliş trendi aşağı yönlü kırılmış durumda! ABD piyasalarındaki satışların hızlanması, euro/dolar paritesinde 1.4810 seviyesinin hele ki 1.4760’ın altına inilmesi durumunda piyasalardaki kâr realizasyonu daha da hızlanacaktır.

      Kârını cebine koymak isteyenler, kısa vadeli toparlanmaları fırsat olarak değerlendireceklerdir.


      ALİ AĞAOĞLU-VATAN
      YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

      Yorum

      • narada
        Haberci
        • 04 Mayıs 2009
        • 1737

        #213
        YABANCILAR GARANTİ'YE HANGİ HİSSELERİ SORDU?

        Garanti Yatırım’ın, Bloomberg ile ortaklaşa düzenlediği Londra’daki konferans’ta Türkiye’deki yatırım fırsatları anlatıldı

        Konferansta, İMKB’deki toplam değerin yüzde 25’ini yöneten 6 büyük şirketin yöneticileri sunum yaptı.
        Konferansın amacını ‘Londra’daki kurumsal yatırımcılara, İMKB’de işlem gören büyük şirketlerin üst düzey yöneticileri tarafından bu şirketlerdeki son gelişmelerin ve 2010 yılı beklentilerilerinin anlatılması’ olarak özetleyen Garanti Yatırım İcra Kurulu Başkanı Metin Ar, “Uluslararası kurumsal yatırımcıların İMKB 30 şirketlerine yoğunlaştıklarını bir kere daha gördük” dedi.


        -MİLLİYET
        YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

        Yorum

        • narada
          Haberci
          • 04 Mayıs 2009
          • 1737

          #214
          ALTIN FONLARI KAPIŞILIYOR

          Özellikle finansal sisteme güvenin azaldığı kriz dönemlerinin vazgeçilmez yatırım aracı olan altın, fon pazarında da lider oldu.

          İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nda (İMKB) hisse senetlerinin 12 milyar dolar eridiği, doların ise sadece yüzde 1 değerlendiği 11 Kasım-19 Kasım tarihleri arasında yatırımcısına değer kazandıran 186 yatırım fonundan ilk 9'unu altın fonları oluşturdu.

          İş Bankası Garantili Şemsiye Fonu'na bağlı B Tipi yüzde 100 Ana Para Garantili Birinci Alt Fon, 11 Kasım-19 Kasım tarihleri arasındaki yüzde 3,8'lik yükselişi ile yatırımcısına en çok değer kazandıran fon oldu. Aynı dönemde en fazla getiri sağlayan ikinci fon ise yüzde 3,39'luk getirisi ile Garanti Bankası B Tipi Altın Fonu'ydu. HSBC Yatırım Menkul Değerler B Tipi Altın Fonu da yüzde 3,38 yükselişle 11 Kasım-19 Kasım döneminde en çok değer kazanan fonlar arasında üçüncü sırada yer aldı. 11 Kasım - 19 Kasım arasında İş Bankası Garantili Şemsiye Fonu'na bağlı B Tipi yüzde 100 Ana Para Garantili Birinci Alt Fon'un değeri yüzde 3,5 artışla 51 milyon TL'ye, Garanti Bankası B Tipi Altın Fonu'nun değeri ise yüzde 9,13 artışla 92.3 milyon TL'ye, HSBC Yatırım Menkul Değerler B Tipi Altın Fonu'nun değeri ise yüzde 33,6 artarak 34.8 milyon TL'ye yükseldi.

          Faizdeki düşüş etkili oldu
          11 Kasım ile 19 Kasım tarihleri arasında 328 yatırım fonundan 136 tanesinde yüzde 0,03 ile yüzde 9 arasında değer kayıpları yaşandı. Bu dönemde herhangi bir fiyat değişimi yaşanmayan fon sayısı ise 9 oldu. Şeker Yatırım Menkul Değerler Pazarlama Uzmanı Dilek Kurban, altının uluslararası piyasalardaki yükselişinin iç piyasada da talebi artırdığını söyledi. Altının iç piyasada uluslararası piyasalara benzer bir seyir izlediğini ifade eden Kurban, "Altın fonlarına olan talebin devam edip etmemesi piyasalardaki tedirginliğe bağlı. Yatırımcılar son zamanlarda faiz oranlarındaki düşüş nedeniyle farklı enstürmanlara yönelmek istiyor" diye konuştu. Altına dayalı yatırım araçları ile ilgili çok sık yatırımcı telefonları almaya başladıklarını belirten Kurban, Şeker Yatırım'ın B Tipi Altın Fonu'nun bu yıl devreye girdiğini söyledi.

          Borsa 12 milyar dolar eridi
          Bu arada 11 Kasım ile 19 Kasım tarihlerini kapsayan dönemde İMKB şirketlerin değeri 12 milyar dolar eridi. Bu dönemde İMKB-100 Endeksi'ndeki düşüş yüzde 4,42 olarak gerçekleşti. 11 Kasım ile 19 Kasım arasında dolardaki yükseliş ise yüzde 1 ile sınırlı kaldı. Bono piyasasında gösterge faiz 0,12 puan artarak yüzde 8,65 bileşikten yüzde 8,77 bileşiğe yükseldi. Altının ons değeri uluslararası piyasalarda 11 Kasım-19 Kasım arasında yaklaşık olarak yüzde 2,5 yükselerek 1.143 dolara yükseldi.

          -borsagündem
          YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

          Yorum

          • narada
            Haberci
            • 04 Mayıs 2009
            • 1737

            #215
            Satış zamanı yaklaştı

            Önümüzdeki 3 ayda hisse senedi fiyatlarında düşüş, dolarda yükseliş, petrolde düşüş ve euro/dolar paritesinde dolar lehine kuvvetli bir eğilimin başlamasını bekliyoruz. Bu seviyelerde ise kar realizasyonu öneriyoruz...


            YAKLAŞIK 8 ay önce finansal piyasalarda büyük çöküş yaşanırken, kapitalizmin sembolü yatırım bankaları kağıttan kuleler gibi yıkılırken, 3 çeyrek sonrası için bizim gibi büyüme öngörüsünde bulunanlara deli gözüyle bakılırken de bugünküne benzer bir yazıyı kaleme almıştık.

            Şubat sonu ve mart başındaki yazılarımızda bugün önereceklerimizin tam tersini önermiştik. O dönemdeki yazılarımızda merkez bankalarının ve hükümetlerin devreye soktuğu mali ve parasal teşviklerin 2009'un yaz aylarında dünya ekonomisinin resesyondan (daralma süreci) kurtulmasını sağlayacağını ve finansal piyasaların da bu gelişmeyi 4-5 ay öncesinden satın almaya başlayacağını düşünerek, hisse senedi alımı, euro/dolar paritesinde dolar lehine pozisyon açılmasını, dolardan TL'ye geçilmesini ve petrol kontratı satın alınmasını önermiştik...

            Öngörülerimiz büyük ölçüde haklı çıktı. Dünya ekonomisi, 2008’in dördüncü çeyreğiyle 2009’un ilk çeyreğinde uçurumdan aşağı yuvarlanırmışçasına, tarihte emsali görülmemiş düzeylerde daralma yaşadı. Uzmanların çoğu aksini savunurken, ikinci çeyrekte daralmanın şiddetinde ciddi derecede azalma yaşanacağını yani ekonomik aktivitenin ikinci türevinin pozitife döneceğini savunuyorduk. Tüm dünyada daralma oranları ikinci çeyrekte azaldı. Finansal piyasalar bu gelişmeyi “yeşil filizlerin belirmesi” olarak nitelendirdi. Dünya ekonomisinin üçüncü çeyrekte büyüme dönemine gireceğini yani ekonomik aktivitede ikinci türevden sonra birinci türevin de pozitife döneceğini öngörüyorduk. O dönemde yine uzmanların çoğu, daralmanın 2010’a kadar devam edeceğini tahmin ediyordu. Nitekim Avrupa’dan ABD’ye dünya ekonomilerinin ana motorları üçüncü çeyrekte büyüme dönemine girdi. Finansal piyasalar bu gelişmeyi de “yeşil filizlerin fidanlaşması” olarak nitelendirdi.

            Reel ekonomik aktiviteye yönelik öngörülerimize dayanarak, finansal piyasaların da bu gelişmeleri 4-5 ay öncesinden (şubat sonu ya da mart başı gibi) satın alacağını düşünerek yaklaşık 8 ay önce varlık satın almanın tam zamanı temalı yazılarımızla hisse senedi alımı, euro/dolar paritesinde dolar lehine pozisyon açılmasını, dolardan TL'ye geçilmesini ve petrol kontratı satın alınmasını önermiştik...

            TAHMİNLERİMİZ TUTTU

            O dönemden bu yana Dow Jones endeksi 6 bin 500'den 10 bin 300'e, İMKB-100 endeksi 23 binlerden 53 binlere, petrol fiyatları 33 dolardan 80 dolarlara seviyelerine yükselirken; dolar kuru da 1.80'lerden 1.45'lere geriledi. Tahminlerimiz büyük ölçüde tuttu.

            Bugünse 8 ay önce önerdiklerimizin tam tersini önereceğiz. Son dönemde finansal varlık fiyatlarındaki yükselişlerin reel sektördeki toparlanmanın çok önünde gitmeye başladığını düşünmeye başladık. Finansal piyasalardaki iyileşmenin reel sektör gelişmelerinin ima ettiğinden çok daha fazla olduğuna inanmaya başladık. Fiyat/geleceğe yönelik kar oranlarının hisse senetlerini pahalı düzeylere getirdiğini düşünmeye başladık. Bu nedenle de önümüzdeki 3 aylık süreçte hisse senedi fiyatlarında düşüş, dolar kurunda yükseliş, petrol fiyatlarında düşüş ve euro/dolar paritesinde dolar lehine kuvvetli bir eğilimin başlamasını bekliyoruz.

            Bu beklediğimiz hareket, zamanlama olarak önümüzdeki günlerde olduğu gibi yıl sonuna doğru, hatta hemen önümüzdeki yılın başında da başlayabilir. Zamanlamayı kestirmenin zorluğu, kriz sırasında büyük darbeler yemiş fonların yılın son çeyreğinde varlık fiyatlarını suni şekilde mümkün mertebe yüksek tutma dürtüsünden kaynaklanıyor.

            Ancak zamanlama bizce çok önemli olmayacak. Çünkü satış önümüzdeki günler yerine yeni yılın başında başlasa bile, varlık fiyatlarında mevcut düzeylerin çok üstüne çıkılabileceğini düşünmüyoruz. Bu bağlamda Dow Jones'ta 10 bin 300-10 bin 500 aralığında, İMKB'de 50 binli düzeylerde, petrolde 80 dolarlarda satış yapılmasını; dolar kurunda ise 1.45-1.465 aralığında TL'den dolara geçiş tavsiye ediyoruz.

            Ancak bu görüşümüz eski günlerin yaşanmasını beklediğimiz şeklinde yorumlanmasın. Yıllarca sürecek boğa piyasası içinde düzeltme bekliyoruz. Beklentimiz boğa piyasasının yerini ayı piyasasına bırakması değil. Beklenenden daha uzun süreli ve daha sert geçmesini beklediğimiz bu düzeltme için yeter derecede malzeme biriktiğini düşünüyoruz.

            -Para Dergisi / 21 Kasım 2009 / ERKİN ŞAHİNÖZ
            YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

            Yorum

            • narada
              Haberci
              • 04 Mayıs 2009
              • 1737

              #216
              enka

              Hisse satış modası Enka'ya sıçradı

              Sabancı Ailesi'nde Emine Kamışlı, Koç Ailesi'nde ise Ali ve Ömer Koç'un grup şirketlerinde yaptığı hisse satışlarının bir benzeri de Enka'da yaşandı.

              Şirketin Tara Ailesi ile birlikte kurucu ailelerinden olan Gülçelik'lerden Sevda Gülçelik, 30 milyon liralık Enka İnşaat hissesi sattı.
              Sevda Gülçelik, elinde bulunan hisse senetlerini 1 Kasım 2009 tarihinde, 5 yıl içinde borsada satmak üzere Merkezi Kayıt Kuruluşu'na kaydettirmişti. Bu gerçekleşen satışla Sevda Gülçelik'in elinde bulunan hisse senetlerinin Enka İnşaat sermayesindeki oranı yüzde 6,42'ye geriledi. Sevda Gülçelik, 2 milyon adet Enka İnşaat hissesini 9 Kasım'da 5.80 TL fiyattan satarken, 14 Kasım'da 6 TL fiyattan 2 milyon adet ve 28 Kasım'da 6.20 Tl fiyattan 1 milyon adet satış gerçekleştirdi. Böylece Gülçelik tarafından kote ettirilen tüm hisseler 28 gün içerisinde tamamen satılmış oldu.

              Miras hisseler
              Sevda Gülçelik, Enka İnşaat'taki hisseleriyle Türkiye'nin en zenginleri listelerinde kendine yer bulan bir isim. Forbes'un yayımladığı zenginler listesine göre Sevda Gülçelik, elinde bulunan 900 milyon dolar değerinde Enka İnşaat hissesiyle Türkiye'nin en zengin 71'inci kişisi. Sevda Gülçelik'in dışında aile üyelerinden Bilgi Gülçelik ve Ali Gülçelik'in de 1.23 milyar liralık Enka hissesi bulunuyor. Gülçelik Ailesi'nin serveti, Enka'nın kuruluşunda rol alan ve aynı zamanda Şarık Tara'nın kızkardeşiyle evli olan Sadi Gülçelik'in ölümünden sonra servetinin ailesine devredilmesinden kaynaklanıyor.

              7 yıl sonra ilk satış

              Gülçelik Ailesi tarafından en son yapılan hisse satışı, 2002 yılında Şarık Tara'nın kızkardeşi, ve Ali ile Sevda Gülçelik'in annesi olan Vildan Gülçelik tarafından gerçekleştirilmişti. Enka Holding Yatırım ile Enka İnşaat'ın birleştirilmesi sırasında elindeki holding hisseleri Enka İnşaat hisselerine çevrilen Vildan Gülçelik, 21 Haziran 2002'de bir açıklama yaparak 341.78 milyon adet Enka İnşaat hisselerinin yüzde 39'unu sattığını açıklamıştı. Gülçelik geri kalan 207 milyon adet hisseyi ise satmamaya karar vermişti.

              Barış Erkaya/ Referans / 21 Kasım 2009
              YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

              Yorum

              • narada
                Haberci
                • 04 Mayıs 2009
                • 1737

                #217
                Kriz değil krizler yumağı


                İstihdamın niteliği kavramının altını çiziyorum. İstatistiklerin istihdam olarak gösterdiği birçok durum, nitelik yönünden baktığınızda, istihdam değil sefaletin ve krizin makyajlanmış, boyanmış şeklidir.

                Ağustos 2009'da Tarım dışı işsizlik oranı (makyajlanmış, boyanmış oranı bile) yüzde 17'ye çıkarken, genç nüfusta makyajlı işsizlik oranı ise yüzde 23.5 oldu. Bu rakamlar son üç ay içinde iş aramış olan işsizlerdir. Aylarca iş arayıp bulamadığı için, iş aramaktan vazgeçmiş olan işsizler bu rakamlara dahil değildir. Yani gerçek işsizlik oranı bu rakamlardan yüksektir.

                Daha da kötüsü işi olanlarında önemli bir kısmı açlık sınırında bir ücretle çalışmaktadır. Bir kısmı ise açlık sınırının da altında sigortasız ve sosyal güvenliksiz çalışmaktadır. Bir kısmı hiç iş bulamadığı için tarım sektöründe aile faaliyetleri içinde oyalanan, aslında eksikliğinde hiç bir üretim azalması olmayan, tarım kesiminde gizlenmiş gereksiz ve katkısız oyalanma istihdamdır. Aile dayanışması istihdamıdır. Bizim makyajlı işsizlik oranlarının makyajsız hali, sigortasız çalışanları ve gizli işsizleride ilave ettiğinizde, ilan edilen oranların çok üstündedir.

                İstihdamın bir kısmıda, oy avcılığı ve seçmen ilişkileri çerçevesinde hiçbir katma değeri olmadan ya da eksikliklerinde üretimde ve hizmette hiçbir azalma olmayacağı halde devlet, belediye ve kamu kuruluşlarına doldurulmuş politik-partizan istihdamdır. İstihdam konusunda bu nitelemelerden sonra bizim kriz konusunda durumu daha iyi görebiliriz. Böyle baktığımızda ve dünya ülkeleri ile karşılaştırdığımızda, yüzlerce ülke arasında kuyunun en dibine düşmüş birkaç ülkeden biri olduğumuzu görüyoruz.

                Krizin dahada açısı; sürekli yeni yapay gündemler yaratarak iktisadi krizin üstünü örtme çabalarıdır. İktisadi krize çare aramak yerine Ordu’muzu ve Yargı’mızı yıpratan krizler yaratarak iktisadi krizi unutturmaya çalışmaktır. Zamanı, enerji ve kaynakları tedrici sivil darbe ve anti-laik dönüşüm yolunda mesafe kat etme uğruna harcamaktır. Malesef ABD ve AB de bu dönüşümü destekliyor hatta yönlendiriyor. Karşılığında Ermenistan açılımından Kıbrıs’a kadar çok sayıda taviz ve teslimiyetler bekleniyor. Ruhban okulu açılması ve benzeri konulardaki gelişmeler artık diğerleri yanında önemsiz kalıyor.

                İktisadi krizde kuyunun dibindeyiz. Dibe düştükten sonra düşüş durdu, daha düşmüyorum diye sevinilir mi? Sorun düştüğümüz kuyudan ne zaman çıkabileceğimizdir. Kuyuda kaldığımız sürece krizdeyizdir. Bizim kuyumuz işsizlik seviyesi, sigortalı ve sosyal güvenlikli insanca yaşanabilecek ücretlerle istihdam seviyesidir. Emeklilere insanca yaşayabileceği geliri sağlayabilen bir istihdam ve sosyal güvenlik sistemidir.

                Durgunluk, daha doğrusu kriz kavramında ölçü (insanca yaşatabilen) istihdam dedikten sonra, Türkiye’de yüzde 3 büyümenin işsizliği azaltmayacağını tersine artıracağını belirtelim. Teknolojik gelişmelerin etkisi ile daha az emek istihdamı ile aynı üretim sağlanıyor. Belirli bir büyüme oranı daha az ilave istihdamla gerçekleşiyor. Tarımdaki gizli işsizlik süreç içinde açığa çıkıyor, tarımdaki istihdam oranı azalıyor. Doğal olarak çalışma yaşına yeni ulaşanlar istihdamı gereken insan sayısına ekleniyor. Kısacası Türkiye’de işsizliği azaltmayı başlatabilecek, durgunluktan çıkış sürecinin başlama sınırı yüzde 4 ün üzerindeki bir büyüme oranıdır. Gerçi AKP döneminde, ithalata dayalı, borçlanmaya dayalı, servetleri yabancılara satıp yemeye dayalı büyüme modelinde, 2003 -2007 yılları arasında ulaşılan % 7 lik büyümeler bile işsizliği azaltmamıştır. Çünkü üretim kapasitesi genişlemesine bağlı büyüme değildi onlar. Borç ve servet yemeye, tesisleri satmaya dayalı harcamalardan kaynaklanan taleple, hazırdan tüketimle yapay büyümelerdi. O nedenle de istihdam artmadı, işsizlik arttı.

                ABD’de ve Avrupa’da krizin zirvesinde işsizlik zirvesi yüzde 10 civarında kaldı. Aynı kriterlere göre ifade edilse Türkiye’de gerçek işsizlik yüzde 30 civarındadır. Yüzde 10 un altına inmediği sürece de bu gerçek kriz, sosyal kriz devam edecektir.

                Görünen odur ki bu gidişle Türkiye’de kriz devam edecektir. Mevcut servetleri satıp tüketerek, ithalata vererek de böyle bir gerçek büyüme gerçekleştirilemez. Kaldı ki kolay satılır ve para eder türden olanları da zaten yerine yeni üretken istihdam yatırımları yapmadan satıp tükettik.

                Dış borçlanmayla gelen paraları da tüketip boğazımıza geçirerek, yabancılar para getiriyor diye fütursuzca övünerek gerçekte yüzde 30 işsizlik oranını yakalamış ve aşmış durumdayız. Finans sektörümüzden, telekomünikasyona, enerjiden limanlara yabancılara satıp boğazımıza geçirdikçe iktisadi bağımlılığımız arttı. Devir artık iktisaden işgal devridir.

                İktisadi bağımlılık arttıkça, borç alabilmek için daha ne tür açılımlarla karşılaşacağız göreceğiz. Sınır bölgelerimizi kira kılıfında satmaya yeltenmek de dahil düşünemediğimiz açılımlar. Irak sınırından İskenderun körfezine kadar kiralanacak (fiilen satılacak) sınır şeridinden nede güzel çıkış koridoru sağlanırdı Kuzey Irak’a. Hem çıkış hem de enerji, petrol hatları koridoru, Türkiye’yi teğet geçerek (bypass ederek).

                IMF’e ihtiyacımız yok diyerek, meydan okurmuş gibi görünerek satışların örtülmeye çalışılması, belirli periodlarla yandaş medyaya servis yapılan fotokopi darbe belgeleri üretilmesi, gelecek seçimlerdeki oyları şimdiden artırabilmek için fakir ve işsiz halka “Norşin’liler” denilmesi işsizliğe, yokluğa çare olmuyor, karın doyurmuyor. 71 yıl öncesinin Dersim olaylarını daha ne kadar ısıtabileceksiniz. Şeriat uğruna, şeriat düzeninin asırlarca süren kıyımlarından alevi kardeşlerimizi kurtaran, o tehlikelerden uzaklaştıran gelişmenin şeriatı ortadan kaldıran Atatürkçü laik devlet anlayışı olduğunu kimseye unutturamazsınız. Bu çabalar gündemi değiştirip iktisadi krizin üstünü örtemeyecek. Uzun ince yol gündüz gece gittikçe, giderek daha da inceleşiyor, ülkemizi parselliyor, hem de bataklığa gidiyor.


                Dr. Hamit Bozkurt
                YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

                Yorum

                • narada
                  Haberci
                  • 04 Mayıs 2009
                  • 1737

                  #218
                  'Hiç kimse özür beklemesin'

                  Durmuş Yılmaz, ithalatla ilgili açıkladıkları çalışmaya tepki gösteren ve "Özür dilesin" çağrısı yapanlara, "Özür dilenecek, utanılacak bir şey yapmadık. Çalışmayı okuyun, dediğimizi doğru anlayın" yanıtı verdi.

                  Merkez Bankası Başkanı (MB) Durmuş Yılmaz, geçtiğimiz salı günü açıklanan "Dış Ticarette Yapısal Dönüşüm: Küresel Dinamikler ve Türkiye Ekonomisi raporunda yer alan "ithalata bağlılığın nedeni fiyatlar değil, kaliteli ürün eksikliği ve yurtiçi üretiminin yetersiz olması" tespitiyle ilgili iş dünyasından gelen eleştirilere cevap verdi. "Özür dilenecek ve utanılacak birşey yapmadık" diyen Yılmaz, "İhracatçılar başını iki elinin arasına koyarak, yapılan araştırmayı tekrar incelesin" tavsiyesinde bulundu. TCMB Başkanı Yılmaz, İstanbul Genç Girişimciler Derneği'nin (İSGİD) ev sahipliğinde, Türkiye Genç İşadamları Konfederasyonu'nun (TÜGİK) düzenlediği "Genç İşadamları Soruyor'' toplantısına katıldı ve burada kısa bir sunum yaptı. Sunumun ardından işadamlarının sorularını cevaplandıran Yılmaz, TÜGİK Başkanı Hazım Sesli'nin sorusu üzerine salı günü yayımlanan raporla ilgili eleştirilere cevap verdi.

                  AKLIMIZI PEYNİR EKMEKLE YEMEDİK
                  Çalışmanın sekiz kişilik bir ekip tarafından yaklaşık bir yılda hazırlandığını anlatan Yılmaz, "16 ilde yaklaşık 140 firma ile yüz yüze, bir saat, iki saatlik yaptığı görüşmelerin ardından bu sonuçlar ortaya çıkmıştır. Ne söylediğimiz gayet açık ve nettir" dedi. İlerlemek, gelişmek için eleştirinin şart olduğunu vurgulayan Yılmaz, "Biz de eleştirileceğiz, eleştiri bizim gıdamız. Ama eleştirenler sunumları salim bir kafa ile okusunlar ve ne dediğimizi doğru anlasınlar" diye konuştu. Yılmaz, "Türkiye'nin ihracatında kurdan kaynaklanan sorunları yoktur demedik. Biz aklımızı peynir ekmekle yemedik. Aklımız başımızda. Ancak her şeyi kurun altına koyarak kolaycılığa kaçmayalım diyoruz. Bu araştırma (İhracatın bir takım yapısal sorunları var. Bunların üzerine eğilelim.) diyor. Biz yanlış yapmadık. Özür dilemeyi gerektiren bir şey yok. Akademik dünya bu çalışmayı tartışacaktır. Önemli sonuçlar çıkartacaktır. Bu çalışmanın böyle bir tartışma ortamı yarattığı için hayırlara vesile olduğunu düşünüyorum" açıklamasında bulundu. Yılmaz, kurun 'bütün dertlerin devası' olduğu yönündeki algılamanın hatalı bir yaklaşım olacağını belirterek, "Kur, son derece önemli bir ekonomik değişken, ancak bunun yanında ülkenin ihtiyaç duyduğu başka makro ve mikro yapısal sorunlarımız da var'' dedi.

                  Para basmak macera olur
                  "Türkiye'nin mali istikrarı bozmadan para basması konusunda ne düşünüyorsunuz?'' sorusu üzerine Yılmaz, "Bu eski maceraya dönüştür. Türkiye bunu denedi ve 2001 krizinde bunu milli gelirin yüzde 30'u bir bedelle ödedi. Bu tekrar bu maceraya dönüştür'' dedi.

                  - gazeteler / 21 Kasım 2009
                  YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

                  Yorum

                  • narada
                    Haberci
                    • 04 Mayıs 2009
                    • 1737

                    #219
                    akbank

                    Akbank gerekli izinleri aldı

                    “Konu: Akbank T.A.Ş.
                    Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun 19.11.2009 tarih ve 3432 sayılı Kararı ile, Aksigorta A.Ş. ve Exsa Export Sanayi Mamülleri Satış ve Araştırma A.Ş.’nin Akbank T.A.Ş.’deki (Banka) mevcut ortaklık paylarının, ilgili diğer kurumlardan gerekli izinlerin alınması kaydıyla, kısmi bölünme yapılarak, ayni sermaye konulmak suretiyle Hacı Ömer Sabancı Holding’e devredilmesi ve bu devrin gerçekleşmesinin ardından Hacı Ömer Sabancı Holding’in Banka sermayesindeki doğrudan payının %32,28’den %40,75’e artırılmasına 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 18 inci maddesi uyarınca izin verilmesine karar verilmiştir.”

                    -kap
                    YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

                    Yorum

                    • narada
                      Haberci
                      • 04 Mayıs 2009
                      • 1737

                      #220
                      Yaşar Grubu, Viking ve DYO’da zararı kapattı

                      Yılın ilk 9 ayında konsolide net satış gelirleri 1.3 milyar dolara ulaşan Yaşar Holding, işletme sermayesi optimizasyonu ve faaliyet karındaki artışın da etkisiyle finansal borçlarını geçen yıla oranla azalttı.

                      Yıl sonunu 1.7 milyar TL konsolide net satış ile kapatmayı hedefleyen Yaşar Holding, 2010’dan itibaren her yıl için yüzde 10 büyüme hedefi koydu. Yaşar Holding CEO’su Dr. Mehmet Aktaş, SPK’nın yeni yürürlüğe giren sermaye azaltımı uygulamasıyla DYO Boya’nın geçmiş yıl zararlarının önemli bir kısmının mahsup edildiğini, Viking Kağıt’ta da aynı yöntemin uygulanması için SPK’dan ön iznin alındığını, bu işlemleri takiben yapılacak sermaye artışları ile borçların önemli bir kısmının kapatılacağını söyledi.

                      Kârlılık arttı
                      Mehmet Aktaş, krizde Türkiye’de biriken riski yakından izleyerek, işletme sermayesi ve maliyet optimizasyonu projelerini uygulamaya aldığını belirterek, likidite ve verimlilik artışına yönelik çalışmaları ve etkin risk yönetimi ile kriz döneminde karlılığını artırdığını kaydetti. Aktaş, şunları söyledi: “Karlılık oranları da yükseldi. Ana işkollarında pazar ve tüketici odaklı karlı büyüme hedefi doğrultusunda 2009 yılında da sağlam bir şekilde ilerlendi. Bunda Pınar ve DYO’nun önemli payı bulunuyor.”

                      Pazar araştırmalarına göre faaliyet gösterdikleri hızlı tüketim ürünleri pazarının 2009 yılının ikinci çeyreğinden itibaren büyümeye geçtiğini dile getiren Aktaş şöyle konuştu: “Pınar Süt ve Pınar Et şirketleri bu yılın üçüncü çeyreğinde pazar paylarını yılın ikinci çeyreğine göre artırdı. İlk dokuz aylık dönemde gıda grubunun faiz, amortisman ve vergi öncesi karı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 26 artarak 113 milyon TL’ye ulaştı. Boya grubunda da alınan operasyonel iyileştirme tedbirlerinin olumlu etkileri görülmeye başlandı. Faaliyet karında yüzde 11’lik bir artış sağlandı. Viking Kağıt’ta da geçen yıl negatif gerçekleşen faaliyet kârı düzelmeye geçti.”

                      -hürriyet / 22 Kasım 2009

                      cayy

                      buram buram reklam kokuyor. eğer izlenecekse, kesinlikle alış ve satış kademelerinde alış/satış hareketlerine dikkat edilerek izlenmeli.
                      bu haberde (birçok gazetede yer alıyor) beni rahatsız eden birşeyler var.
                      YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

                      Yorum

                      • narada
                        Haberci
                        • 04 Mayıs 2009
                        • 1737

                        #221
                        önümüzdeki hafta

                        ABD başta olmak üzere Avrupa borsaları satışlara rağmen yüksek seviyelerini korurken, İMKB'deki geri çekilme daha keskin oldu. IMF anlaşmasının sona ermesi buna ilk gerekçe olarak gösterilebilir. Faizlerdeki düşüşün sonuna gelinmesiyle birlikte bankaların karlarında azalma yaşanacağı beklentisi, Mart ayından beri yaşanan yükselişlerle elde edilen kazançların yılsonu dolayısıyla realize edilmek istenmesi ve AK Parti hakkında telefon dinleme dolayısıyla kapatma davası açılabileceği söylentileri endeksi 52 binlerden 45 binlere indirdi. 27 Kasım Cuma günü Kurban Bayramı başlıyor. Perşembe günü yarım gün çalışılacak. Yani 3.5 günlük kısa haftaya giriyoruz.

                        Haftanın ilk günü ABD'de ekim ayı mevcut ev satış rakamları ile Euro bölgesi Kasım ayı imalat ve hizmet endeksleri açıklanacak.

                        Salı günü ABD'de üçüncü çeyrek revize edilmiş büyüme rakamı ve perakende satışlar var.

                        Çarşambaya İngiltere'de üçüncü çeyrek büyümesi ile ABD'de ekim ayı yeni ev satışları, ekim ayı dayanıklı mal siparişleri ve yine ekim ayı kişisel gelirler ve harcamalar belli olacak. Yurtiçinde finansal istikrar raporu ve hazinenin Aralık ayı borçlanma programı yakından takip edilecek.

                        Yurtdışında Euro bölgesi hizmet ve imalat endeksleri önemli ABD verileri piyasalara yön verecek. Özellikle konut verileri ekonomide canlanmanın mı, yoksa durgunluğun mu hakim olduğunu gösterecek.

                        Sermaye Piyasası Kurulu, gayrimenkul yatırım ortaklıklarının halka açılma zorunluluğunu düşürmeye çalışıyor. Yeni tebliğ kabul edilirse, GYO'ların asgari başlangıç sermayesi 10 milyondan 25 milyona çıkacak. Bu kararla birlikte GYO'lardaki halka arzlar çoğalacak. Bu gelişme GYO'lardaki yoğunlaşmayı arttırıyor.

                        İMKB'de artık doldur boşalt dönemi başladı. Yani endeks önce yükseliyor, ardından düşüyor. Endeks 45 bin 800 desteğini kırdığı için, 44 bin 500 puana kadar inme ihtimali oluştu.. Şu anda 45 bin 900 ve 46 bin 100, iki ana direnç konumunda bulunuyor.

                        Dünya borsalarında da yılsonu düzeltmesi var, ancak, bunlar sınırlı. Zira piyasalardaki aşırı likidite geri çekilmiş değil.

                        Faizler tarihin en düşük seviyesinde bulunuyor. Yani paranın borsadan başka gideceği adres yok. Hisse senetleri arasında seçici olanlar prim yapmayı sürdürecek.. Yatırımcılar dikkatli hareket ederse, böyle ortamlarda bile çok iyi paralar kazanabilirler.

                        Bakın uluslararası rayting kuruluşları bu aşamada Türkiye'nin kredi notunu yükseltirlerse, ortadaki tablo 180 derece değişir.

                        Döviz cephesine baktığımızda doların euro'ya karşı istikrar kazandığını görüyoruz. Parite 1.48 ile 1.49 sent aralığında kendine iyi bir yer buldu. Dolar gelişmekte olan ülke paralarına karşı da yükseliyor. Cuma günü Avrupa'da 7.52 Güney Afrika Randından işlem gördü, akşam New York'ta 7.60 Rand'a çıktı. Bu tablo sabah işlemlerinde değişmezse, dolar güne 1.50 TL ile başlayabilir. Gün içinde 1.510 - 1.515 TL'de hareket edebilir. İMKB'de satış ağırlıklı seanslar devam ederse, 1.52 TL'yi bile görebilir. Euro da bu durumda 2.220 - 2225 TL aralığına çıkabilir. Hazine bu hafta 3 milyar 764 milyon lira iç borç ödemesinde bulunacak.

                        Biliyorsunuz Hazine artık ödemesinin iki katı kadar borçlanıyor. Faizlerin %8.80 - %9.00 bandına çıkacağı tahmin ediliyor.
                        Cuma günü 1136 dolara düşen ons, New York borsasında 1151 dolara tırmandı. Çin'den sonra Japonya'daki büyüme hızının tahminleri aşması, bu yükselişte etkili oldu. Ons için 1150 - 1167 dolar aralığı zirve olarak görülüyor. Buradan geri dönüş yaşanacağı belirtiliyor. Kapalıçarşı'da 24 ayar külçenin gramı 54 ile 56 TL aralığında hareket edebilir.

                        -tgrt haber
                        YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

                        Yorum

                        • narada
                          Haberci
                          • 04 Mayıs 2009
                          • 1737

                          #222
                          Kısa vadeli satış baskısı ivme kaybediyor

                          Kasım ayı başından itibaren yurtdışına görece düşük performans gösteren hisse senetleri piyasasında kv satış baskısı ivme kaybetmekle birlikte devam ediyor.

                          Bu aşamada bizim için önemli olan endeksin 22 günlük ort. (48,000) seviyesi ile 22 haftalık ort. seviyesi olan 44,400 aralığındaki hareketidir.

                          Endeksin bir süre bu band içindeki seyrine devam edeceğini tahmin ediyoruz. 2009 Mart ayından itibaren endeks, 22 haftalık ort. seviyesinin üzerinde hareket etmektedir. Bu durumda 22 haftalık ortalamanın kırılması bizlere yeni bir azalış trendini de beraberinde getiriyor olacaktır. Endeksin, 48,100 seviyesine yaklaşımlarda ivme kaybetmesi veya yaklaşamaması 22 haftalık ort. seviyesinin kırılma olasılığını güçlendiriyor olacaktır.

                          Düşük risk taşımak isteyen yatırımcıların direnç seviyelerinde KV satışa yönelmelerini tavsiye ederiz.



                          -finanstrend / 20.11.2009 - ARZU ODABAŞI
                          YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

                          Yorum

                          • narada
                            Haberci
                            • 04 Mayıs 2009
                            • 1737

                            #223
                            yataş

                            YATAŞ YATAK VE YORGAN SAN. TİC.A.Ş. / YATAS [] 20.11.2009 18:21:58

                            AÇIKLAMA:
                            Açıklanacak Özel Durum/Durumlar:
                            20.11.2009 Tarih ve 355 numaralı Yönetim Kurulu kararımız doğrultusunda,Şirketimiz Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı, 08.Aralık.2009 Salı günü Saat 14:00'da Organize Sanayi Bölgesi 18.Cd. No:6 Melikgazi - KAYSERİ adresinde bulunan şirketimiz merkezi,toplantı salonunda,27.05.2009 Tarihli Genel Kurulu Toplantısında alınan kararlar doğrultusunda hazırlanan,ekte sunulan gündem maddelerini ve anasözleşme tadil tasarılarını görüşmek üzere yapılacaktır



                            özellikle 3, madde...

                            Teknik Veriler
                            Kapanış 2.13
                            Açılış 2.26
                            Önceki Kapanış 2.26
                            Önceki Açılış 2.30
                            Değişim -0.13
                            % Değişim -5.75%
                            Hacim 748,021
                            En Yüksek 2.31
                            En Düşük 2.12
                            20 Günlük Hareketli Ort. 2.40
                            50-Günlük Hareketli Ort. 3.15
                            65-Günlük Hacim Ort. 948,472


                            cayy

                            grafik verileri son derece kötü. ya da bana öyle geliyor.
                            1.90 lara kadar salınma ihtimali, grafiklere göre mümkün görünüyor.
                            bu belirsiz ortamda, izlenebilir: ama biraz uzaktan... sanırım...
                            YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

                            Yorum

                            • narada
                              Haberci
                              • 04 Mayıs 2009
                              • 1737

                              #224
                              yabancı yatırımcıların haftalık yatırım değişimleri


                              YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

                              Yorum

                              • narada
                                Haberci
                                • 04 Mayıs 2009
                                • 1737

                                #225
                                Bank Asya hisseleri manipüle mi ediliyor?

                                Kriz sürecinde hisseleri yüzde 62 düşen, son 8 ayda ise yüzde 156 prim yapan Bankaasya'da bu dönemde 72.1 milyon liralık ortak satışı gerçekleşti. Hissede özellikle bankanın yönetim kurulu üyelerinin satışları dikkat çekti.

                                Küresel krizin etkisiyle mart ayında bu yılın en düşük seviyesini gördükten sonra, hızla yükselişe geçen İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'ndaki (İMKB) yukarı hareket, bazı hisselerde ortakları satış için harekete geçirdi. Krizin başladığı 2008 Eylül ayından bu yılın 9 Mart'ına kadar olan dönemde yüzde 62 oranında değer kaybeden fakat mart sonundan bu yana ise yüzde 156 oranında değer kazanan Asya Katılım Bankası (Bankasya) hisselerinde, başta yönetim kurulu üyeleri olmak üzere, ortak satışlarının tutarı 72.1 milyon liraya ulaştı. Bankasya hisselerinde 30 Mart-17 Kasım tarihleri arasında toplam 33 milyon 336 bin adetlik hisse satışı yapıldı. Bu satışların tutarı ise 71 milyon 223 bin lira olarak gerçekleşti. Bankasya hisseleri 30 Mart'tan bu yana yüzde 156 oranında değer kazanarak 2.90 liraya kadar çıktı. Hisseler bu süreçte 3.68 TL'yi de gördü. Bankanın piyasa değeri de 1 milyar 745 milyon dolara ulaştı. Bankasya hisseleri, 15 Ekim'den bu yana ise yüzde 16,6 değer kaybetti. Söz konusu tarihten bu yana İMKB-100 Endeksi'ndeki düşüş yüzde 11 oldu.

                                Yönetim kurulu üyeleri sattı

                                Bankasya hisselerinde özellikle yönetim kurulu üyelerinin hisse satışı dikkati çekiyor. Bankanın Yönetim Kurulu Başkanı olan Tahsin Tekoğlu, söz konusu dönemde 1 milyon 815 bin adet hisse sattı. Tekoğlu bu satışlardan 5 milyon 873 bin lira gelir elde ederken, bankadaki hissedarlık oranı yüzde 0,005'e geriledi. Bankasya'da yönetim kurulu üyeliği yapan Tacettin Negiş 9 milyon 279 bin adet hisse satarak 18 milyon 981 bin lira gelir sağladı. Banka denetçi olan İrfan Hacıosmanoğlu 1 milyon adet hisse satarak 2 milyon 663 bin lira gelir sağlarken, bankadaki payı yüzde 2'ye indi. Bankanın diğer yönetim kurulu üyelerinden Murat Sungurlu 759 bin adet, Salih Sarıgül 695 bin adet hisse sattı. Bankasya'da A Grubu hisselerde, Yönetim Kurulu Başkanı Tekoğlu, 5 adet, Teksen Tekstil 275 bin adet, Cemil Özdemir 11 adet, Tacettin Negiş 1 milyon 135 bin adet, Negiş giyim 500 bin adet, Ahmet Çelik 110 bin adet, Salih Sarıgül 119 bin adet, Ünal Kabaca 162 bin adet, İrfan Hacıosmanoğlu 362 bin adet, Ayhan Keser 4 bin 999 adet hisseyi Serra Turizm'e devretmişti. Serra'nın bankadaki payı binde 8 oldu.

                                Ortaklar da hisse satıyor

                                Bankasya'nın ortaklarından Ortadoğu Tekstil söz konusu dönemde 8 milyon adet hisse satarak 11.6 milyon lira gelir sağlarken, BJ Tekstil 4 milyon 946 bin adet hisse satarak 9 milyon 722 bin lira, Forum İnşaat ise 2 milyon 463 bin adet hisse satarak 5.9 milyon lira gelir sağladı. AKO Master Fund 16 Nisan'da 2.5 milyon lira maliyetle borsadan aldığı 1.8 milyon adet hisse senedinin 1 milyon 119 bin adetini 3.4 milyon liraya satarken, 11 Şubat'ta 2 milyon adet hisseyi 2.1 milyon liraya satın alan Skagen 2.5 milyon adet hisseyi 8 Ekim'de 8.3 milyon liraya sattı. Bankasya'da İhsan Kalkavan 8 milyon 368 bin adet hisseyi, Beşiktaş Deniz Yatırımları 510 bin adet hisseyi satmak için 14 Ekim'de Merkezi Kayıt Kuruluşu'na (MKK) kaydettirmişti. BJ Tekstil 12.3 milyon adet, Ortadoğu Tekstil 7 milyon adet hisseyi satmak için MKK'ya başvurmuştu.

                                Kârını yüzde 35 artırdı

                                Bankasya bu yılın dokuz ayında, net kârını geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 35,8 oranında artırarak 219 milyon 586 bin liraya çıkardı. Bankanın kâr payı gelirleri yüzde 29,8 artarak 982 milyon liraya, kâr payı giderleri yüzde 32 artarak 532 milyon liraya çıktı. Net kar payı geliri 450 milyon lira olan Bankasya'nın ücret ve komisyon gelirleri ise 194 milyon lirayı aştı. Aktif büyüklüğü 2008 sonuna göre yüzde 37'lik artışla 11.1 milyar liraya çıkan Bankasya'nın kredileri 7.5 milyar lira, topladığı fonlar 8.6 milyar lira, özkaynakları 1.6 milyar lira seviyesinde bulunuyor.

                                ORTAK SATIŞLARI YAYILIYOR

                                Son dönemde borsada, özellikle büyük gruplara ait hisselerde yoğun bir ortak satışı gözleniyor. Emine Kamışlı 7 Ekim'de Sabancı Holding'te 700 bin adet hisseyi 4 milyon liraya satarken, Ömer Koç Koç Holding'te 24.4 milyon adet hisseyi satarak 92.8 milyon lira gelir elde etti. Ali Koç Arçelik'te 6 milyon 175 bin adet hisse satarak 26 milyon lira gelir elde ederken, son olarak Enka İnşaat'ta Sevda Gülçelik 5 milyon adet hisseyi 29.8 milyon lira bedelle borsada sattı.

                                -OKTAY ÖZDABAKOĞLU/REFERANS - 23 Kasım 2009
                                YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

                                Yorum

                                Working...
                                X

                                Debug Information