Not Defteri

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • narada
    Haberci
    • 04 Mayıs 2009
    • 1737

    #526
    TELEKOM SÜPER LİG İHALESİNDE İDDİALI


    Süper ligde maçların yayın hakkı ve ligin isim hakkını temsil eden A paketi için Türk Telekom (TT) grubu, beklendiği gibi TRT ile değil tek başına talip oluyor TT yönetimi ihaleyi almak için çok istekli.

    Bugüne kadar deklare etmemelerinin sebebi Saudi Oger’deki ortaklarını çok kısa bir süre önce ikna edebilmeleri...Peki TV kanalı olmayan TT, A paketini alırsa ne yapacak? Sürpriz bir ortaklık ya da işbirliği duyurusu yapılabilir. Küçük bir ihtimal kendi platformunu kurar

    Yarın futbol için de yayıncılık için de önemli gün. Türkiye Futbol Federasyonu önümüzdeki 4 sezonu kapsayacak maç yayın ihalesini yapacak. Toplam 3 paketlik ihale için 4 TV şirketi ile Türk Telekom şartname aldı. Şartname alanların başında 2001’den beri yayın haklarını elinde bulunduran Çukurova grubunun Digitürk’ü geliyor. Bir diğer grup Doğan grubunun D Smart’ı. Doğuş grubunun NTV’si ile devletin TRT’si de bu yarışta. Uzun zamandır ihaleye hazırlandığı bilinen Türk Telekom da (TT) beklendiği gibi şartname aldı.
    İhale A, B ve C olarak üç sınıf için yapılacak. 214 milyon 300 bin dolar muhammen bedelli A paketi, Süper Lig’in isim hakkı ile bu ligden haftada en az 4 maçın şifreli canlı yayınını kapsıyor. Bu paketi alan bütün maçların çekimini yapma hakkını kazanacak. Bunun yanı sıra uluslararası kuruluşlara pazarlayabilecek. B paketi 40 milyon 200 bin dolar muhammen bedelli Süper Lig’deki 9 maçın geniş özeti ile üç dakikalık haber amaçlı görüntüleri başka kuruluşlara satabilecek. 13 milyon 400 bin dolar muhammmen bedelli C Paketi ise gol görüntülerinin cep telefonlarından izlenmesini içeren mobil yayın haklarını kapsıyor.

    Sürpriz TT’den geldi
    Tabi gözler A paketinde. Bugüne kadar kulislerde, 2001 yılından beri yayın haklarını elinde bulunduran Digitürk’ün kendisine rakipleri karşısında önemli bir üstünlük sağlayan “maç yayın haklarını elinden bırakmamak için mücadele” edeceğini konuşuyordu. Digitürk Genel Müdürü Ertan Özerdem her ne kadar ‘yeni fiyatı yüksek bulduk’ dese de grubun ilgisi tartışılmaz.
    “Bir yabancı fonla işbirliği yapacak, maddi durumlarını güçlendirip alacaklar” söylentisini ise kesin bir dille yalanlıyorlar. “Tek başımıza masada olacağız” diyorlar.
    NTV ise bizzat Genel Müdürü Cem Aydın’ın ağzından TRT ile birlikte B paketine girmek istediklerini beyan etti. D Smart ise ihalede “sürpriz yapabilme” ihtimalinden sözediyor.
    Ancak gerçek sürpriz Türk Telekom’dan geldi. Türk Telekom A Grubu için tek başına ihaleye girmeye karar verdi. Daha önce “Türk Telekom alacak TRT yayınlayacak”, “TRT ile ortak ihaleye girecek” şeklindeki söylentiler asılsız çıkmış oldu.

    İnternet TV’de yayınlanacak

    Bu noktada akla bir soru geliyor: İyi de TT ihaleyi kazanırsa maçlar nerede yayınlanacak? Bu sorunun bir kolay bir de zor cevabı var. Önce kolayı: IPTV’de. Yani internet üzerinden televizyonda. Zaten bunun için çalışmalarını, hazırlıklarını bitirdiler. Sorunun zor cevap bulacak kısmına gelince. İyi de internette değil de televizyonda nerede yayınlar? Bunun için kısa bir süre sonra bir açıklama gelebilir. Bu bir satın alma ya da işbirliği anlaşması olabilir. Küçük bir ihtimal kendi platformunu kurabilir.
    TT’den aldığım izlenim yönetim ihaleyi almak için çok istekli. Neredeyse şartname alacakları güne kadar Saudi Oger grubu şirketlerinden Oger grubun yöneticilerini ikna etmek için çalışmışlar. Türk Telekom’un yüzde 55’i Oger Telecom’un. Bu şirketin yüzde 35’i de Saudi Telecom’un.
    Bu arada Türk Telekom ihale günü tüm paketlerin “üzerine kalabileceğini de” hesaplamış durumda. Çünkü ihale şartnamesi A paketinden sonra B ve C’ye talip çıkmazsa A paketini alan hepsini parasını verip alır diye şart koymuş. Bunun için de hazırlık yapılmış.

    TT’nin ‘maç kutusu’ ne işe yarayacak?
    - 8 Mbit’in üzerinde internet erişimi sayesinde maçların internetten kesintisiz ve canlı izlenebilmesini sağlayacak.
    - Maç sırasında izleyicilerin diğer IPTV kullanıcılarıyla ekrandan mesajlaşması, online sohbet imkânının önü açılacak.
    - Televizyon üzerinden online bahis oynanabilecek.
    - Bu kutu sadece maçların değil TV kanallarının, filmlerin, dizilerin ve video sitelerinin de internet üzerinden televizyondan izlenmesine aracılık edecek.
    - IPTV üzerinden canl yayın hizmeti alınabildiği gibi geçmişteki içeriğe de her an ulaşmak mümkün olacak (banttan yayın). Bu sayede maç, film veya dizileri her an izlemek mümkün olacak.
    - Bu kutuyla televizyon şimdiki kumandaların gelişmiş versiyonu olan bir kumanda ile kontrol edilecek.



    TÜRK TELEKOM İHALEYİ ALIRSA BU İŞTEN NE KAZANACAK?

    Gelin bu işe büyük yatırım yapmayı planlayan ve tüm grup şirketleriyle uzun süreden bu yana ‘futbol mesaisi’ yapan Türk Telekom’un yayın haklarıyla eline ne geçeceği düşünelim ve maddeleyelim:

    IPTV’de bulunmaz içerik
    Türk Telekom yayın hakları ihalesinin dijital haklarını alarak internet üzerinden maçları yayınlamak istiyor. Bu işi de sadece bilgisayardan değil TV’den de yapmayı planlıyor. Bu noktada da IPTV (internetten televizyon) teknolojisini kullanacak. İçerik tarafında TTNet devreye giriyor. Birkaç yıldan bu yana IPTV için altyapı kurulumu yapan Türk Telekom, TV’ye takılacak bir kutuyla internete televizyondan erişimin önünü açacak. Vestel TT için şu anda 10 binin üzerinde IPTV kutusu hazırlayarak, teslim etti. Hedefte şimdiden 50 bin kutu var. Futbol yayın ihalesi alındığı taktirde bu rakamın bir anda yüzbinli rakamlara çıkması öngörülüyor. IPTV teknolojisini tanıtmaya hazırlanan Türk Telekom için bu içerik adeta bulunmaz bir nimet. Çünkü video içeriği ve filmlere dayanan IPTV projesinin yayılma hızı futbolsuz düşünüldüğünde oldukça yavaş kalabilir.

    Alırsa Turkcell’i zorlayacak
    Türk Telekom kendisine rakip olarak şu anda sadece Çukurova grubunun yönetimindeki Turkcell’i görüyor. Sabit hatta gelirlerin düştüğü dönemde grup şirketi Avea ile çıkışa geçmek istiyor. TT yayın haklarına ortak olarak 1. Lig’in isim hakkını Turkcell’in elinde almayı planlıyor. Turkcell isim hakkını 5 yıllığına 10 milyon dolara aldı. Süre doluyor. TT bu yayınlar sayesinde şu an yayın haklarını elinde bulunduran Digitürk’ün (Çukurova’nın bir diğer şirketi) piyasa değerinin ciddi anlamda aşağı düşmesini sağlayabilir. Sonuç olarak ihaleyi alamamak TT’ye darbe vurmaz ama ihaleyi kaptırmak Digitürk’ü vurur. Digitürk’ün sonuna kadar gideceği belirtiliyor.

    Tam takım hazırlar

    Digitürk bugüne kadar gerek teknoloji gerekse bayi-teknik servis alanına büyük yatırım yaptı. İhaleyi kaybederse bu operasyondan büyük zarar yazacak. TT ise mevcut bayi ağı ve teknik servisleriyle şimdiden bu işe hazır. Yapılacak olan yeni düzenlemelerle kısa sürede sisteme uyum sağlayabilir. Ayrıca grup içindeki teknoloji şirketleri Argela ve Innova, TT için büyük avantaj. Yeni teknoloji tarafında bu iki şirketin pek çok çözümü bulunuyor. Argela IPTV konusunda uzman. Innova ise bahis ve online yazılım alanında iddialı.

    Milliyet - MURAT SABUNCU


    cayycayy

    ihaleyi alırsa, seyreyleyin artık... çay mı, çorba mı içirir, karpuz mu kestirir siz karar verin...
    YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

    Yorum

    • narada
      Haberci
      • 04 Mayıs 2009
      • 1737

      #527
      VESTEL TEKNOLOJİ ŞİRKETLERİYLE GÖRÜŞÜYOR

      Fuara Güney Amerika pazarındaki müşterileriyle toplantı ve teknolojik görüşmeler yapmak için katıldıklarını söyleyen Vestel İcra Kurulu Başkan Vekili Turan Erdoğan, teknolojik trendleri belirleyen fuarda stand açmadıklarını onun yerine toplantı salonunu tercih ettiklerini söyledi.

      VESTEL, CES 2010’a katılan Türk firmaları arasında yer aldı. Fuara Güney Amerika pazarındaki müşterileriyle toplantı ve teknolojik görüşmeler yapmak için katıldıklarını söyleyen Vestel İcra Kurulu Başkan Vekili Turan Erdoğan, teknolojik trendleri belirleyen fuarda stand açmadıklarını onun yerine toplantı salonunu tercih ettiklerini söyledi. Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “ABD’ye ürün satmıyoruz. Ama Güney Amerika ülkelerine ihracatımızın yüzde 5’ini yapıyoruz. Bunun da tutarı 50 milyon dolara denk geliyor. Fuarda müşterilerimizle görüşmeler yapıyoruz. Teknoloji firmalarıyla yeni teknolojilerle ilgili toplantılarımız oluyor. Üç boyutlu TV’ye biz de hazırız. Onun dışında ‘Wireless (kablosuz), Connectivity teknoloji üzerinde çalışıyoruz.

      -borsagündem
      YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

      Yorum

      • narada
        Haberci
        • 04 Mayıs 2009
        • 1737

        #528
        Nefes kesen ihale

        Türkiye Futbol Federasyonu’nun düzenleyeceği maç yayınları ihalesi için Digitürk, TRT, Kanal D (D-Smart), NTV ve Türk Telekom’un internet şirketi TTNet şartname aldı. İhale perşembe günü yapılacak.

        12 Ocak, 2010 Salı Türkiye Futbol Federasyonu’nun (TFF) Süper Lig ile 1. Lig’in önümüzdeki 4 sezonu kapsayan yayın hakları ihalesinde 4 TV şirketiyle Türk Telekom şartname aldı. Perşembe günü yapılacak olan ihale için şartname alan şirketler Digitürk, Kanal D (D-Smart), TRT, NTV ve Türk Telekom’un internet kolu TTNet olarak sıralandı. İhale 2010-11, 2011-12, 2012-13 ve 2013-14 sezonlarını kapsayacak.
        Federasyon yayın haklarını 3 ayrı pakete böldü. En büyük paket olan A grubunun muhammen bedeli vergiler hariç olmak üzere 214 milyon dolar olarak belirlendi.
        B grubu için 40 milyon dolar, C grubu için ise 13.4 milyon dolarlık muhammen bedel ortaya çıktı. Böylece üç paketin toplamı 267.9 milyon dolara ulaştı. Yayın ihalesi bu seviyelerden başlayacak. Son fiyata yüzde 10 TFF payı ile vergiler eklenecek. Bir önceki ihalede Digitürk iki yıllığına 280 milyon dolar vermişti. Federasyon cephesinde ihalenin toplamında 4 yıl için 1.2 milyar doların üzerinde rakam bekleniyor.


        D-Smart CEO’su: Bir sürpriz yapabiliriz
        D-Smart CEO’su Mustafa Gözalan ihale şartnamesini inceleyip karar vereceklerini belirterek, “Ancak fiyat beklediğimiz rayiç bedelin altında çıktı. Türk futbolunun daha fazla edeceğini düşünüyorduk. Birçok açıdan ‘bu olayın içinde bulunabilir miyiz’ diye bakıyoruz ancak son derece gerçekçi bakmak zorundayız. Gelecekteki başarımız için şart değildir. Ancak içinde olmak için her an bir sürpriz yapabiliriz” diye konuştu.


        Telekom internetten yayına hazırlanıyor

        Yayın hakları ihalesi için şartname alan Türk Telekom’un (TT) internet kolu TTNet’in, internet üzerinden maç yayınlamak üzere bu girişime hazırlandığı belirtiliyor. Birkaç yıldan bu yana IPTV (internet üzerinden televizyon yayınlarının izlenmesi) işine hazırlanan Türk Telekom, bunun için gerekli olan fiberoptik kablo altyapı yatırımını sürdürüyor.

        TRT’yle işbirliği
        Şirketin buradaki hedefi TV yayınlarını yüksek kalitede kesintisiz olarak internet üzerinden abonelerine sunmak. IPTV sisteminde TV’ye takılan bir kutu sayesinde abonelerin hem bilgisayardan hem de TV üzerinden internete bağlanması mümkün oluyor. Türk Telekom’un bu iş için bir TV kuruluşuyla işbirliği yapması gerekiyor. Burada da TRT ile görüşüldüğü biliniyor. Bunun yanı sıra Türk Telekom’un cep operatörü Avea için de yayın haklarıyla ilgili olduğu belirtiliyor.


        NTV Genel Müdürü Aydın: B paketini istiyoruz

        NTV Genel Müdürü Cem Aydın, TRT ile birlikte B paketine girmek istediklerini, bu konuda görüşmelerinin devam ettiğini söyledi. Aydın, “B paketi için başvurmayı düşünüyoruz. Ancak varolan bedel de tek başımıza girmemiz açısından zor. TRT ile bir işbirliği yapmaya çalışıyoruz. Henüz net bir karara varamadık” diye konuştu. Aydın, paketlere bakarak yeni gelir modelleri yaratmaya çalıştıklarını, bu kapsamda 3 dakikalık görüntü özetlerinin yanı sıra sponsorluk gibi satışların gündemlerinde olduğunu söyledi. Aydın, şöyle devam etti: “Yıllardır yabancı ligleri yayınlıyoruz, ancak bu iş bizim için ilk olacak. Ticari açıdan tek başımıza girme konusunda net bir görüntü yok ortada. Bu nedenle TRT ile beraber girersek daha güzel olacak. Radyolarda TRT ile işbirliğimiz devam ediyor. Bu yolla maliyetleri düşürüyoruz. Benzer bir çalışma içerisinde olursak çok daha güzel olacak.


        Digitürk fiyatı yüksek buldu
        Digitürk Genel Müdürü Ertan Özerdem, belirlenen fiyatı ‘yüksek’ bulduklarını söyledi. İhaleye katılımla ilgili grup olarak düşündüklerini belirten Özerdem, “Türk futbolu bu kadar değeri hakediyor mu? Demek ki önümüzdeki dönemde futbolumuzda çok büyük değişiklikler olacak” dedi.

        İngiltere’de farklı sistem uygulanıyor

        Geçen yıl ihalesi yapılan İngiltere Premier Lig canlı yayın hakları yüzde 5’lik bir artışla BSkyB’de kaldı. BSkyB derbiler dahil 115 maçın yayın hakkını elinde bulunduruyor. Bunun yanı sıra önem derecesi düşük 23 maçın yayın hakkı Setanta adlı yayımcı kuruluş tarafından yayınlanıyor.
        1992 yılından bu yana İngiltere lig maçlarının yayıncılığını yapan BSkyB ile İngiltere Futbol Federasyonu tarafından yayın haklarının paket dağıtımı (İnternet-özet-mobil-bant yayın) ortaklaşa belirleniyor.
        Geçen yılın şampiyonu Manchester United bu televizyon gelirlerinden 51 milyon sterlin kazanırken, sonuncu olarak küme düşen Middlesbrough 31 milyon sterlin kazandı.


        A PAKETİ: Muhammen bedeli 214 milyon 300 bin dolar olarak belirlenen bu paket Süper Lig’in isim hakkı ve bu ligden haftada en az 4 maçın şifreli canlı yayınını kapsıyor. Bu paketi alan bütün maçların çekimlerini yapma hakkı kazanacak. Bunun yanı sıra yayınları uluslararası kuruluşlara pazarlayabilecek. Paketin sahibi ayrıca ligin isim hakkını da satışa çıkarabilecek.


        B PAKETİ: Muhammen bedeli 40 milyon 200 bin dolar. 1. Lig’in yayın ve isim hakkını kapsıyor. Bu ligden haftada 3 maç canlı yayın ve Süper Lig’deki 9 maçın geniş özeti de bu paketin içinde yer alıyor. Paket sahibi kuruluş, üç dakikalık haber amaçlı görüntüleri pazarlayacak, kendisi de görüntüleri maç bittikten 45 dakika sonra yayınlayabilecek.

        C PAKETİ: Muhammen bedeli 13 milyon 400 bin dolar. Paket gol görüntülerinin cep telefonlarından izlenmesi gibi mobil yayın haklarını kapsıyor. Görüntüler maç bittikten 45 dakika sonra yayınlanabiliyor.

        ÜNSAL EREKE / Milliyet


        ----

        yarın telekom çok oynak olacak
        YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

        Yorum

        • narada
          Haberci
          • 04 Mayıs 2009
          • 1737

          #529
          Türkiye’ye milyar dolarlar akacak

          IMF ile yapılacak anlaşmadan gelecek paraya ek olarak, bu yıl Türkiye’ye 11 milyar dolar doğrudan yatırımın gelmesi bekleniyor. Gelecek para döviz ve faiz de etki edebilir

          Bloomberg’te çıkan habere göre BGC Partners Başekonomisti Özgür Altuğ, Türkiye’nin bu yıl 11 milyar dolar doğrudan yabancı yatırım çekeceğini söyleyerek bu miktarın 4,3 milyar dolarının enerji şirketlerinin satışı ve köprü ile otoyollarının özelleştirmesinden geleceğini belirtti. Altuğ’a göre gelecek paranın 3,3 milyar doları birleşme ve satın almalardan 3,5 milyar doları ise yeni kurulacak fabrikalara aktarılacak yabancı kaynaklardan gelecek.
          2010 yılında meydana gelecek cari açığın 25 milyar dolar civarında olacağını söyleyen Altug, bu açığı finanse etmenin ise sorun teşkil etmeyeceğini sözlerine ekledi.
          Hükümetin bütçe planlarına göre Türkiye’nin bu yıl yüzde 3,5 büyümesi hedefleniyor.
          Altug 2009 yılı için Türkiye’ye 8 milyar dolar doğrudan yabancı yatırımın geleceği tahmininde bulunmuştu. Açıklanan son verilere göre geçen yılın 11 aylık döneminde Türkiye 7 milyar dolarlık doğrudan yabacı yatırım çekti.

          IMF İLE İLİŞKİLER 1 HAFTA 10 GÜN İÇİNDE AÇIKLANABİLİR
          Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, “IMF ile hükümet olarak nasıl bir noktadasınız?” şeklindeki soruyu yanıtlarken de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın açıklamalarını hatırlatarak şunları söyledi:
          “Bu açıklamalar çerçevesinde kısa zaman içinde belki 1 hafta içinde IMF ile tam bir mutabakatın ortaya konulabileceğini ve yeni anlaşmanın şartlarının kamuoyu tarafından da bilineceğini görüyoruz”
          Ergün, Türkiye ile IMF ilişkilerinde eskiden olduğu gibi çok katı anlaşmaların gündeme gelmeyebileceğini, daha esnek anlaşmaların söz konusu olabileceğini söyledi.
          Her zaman parasal yönü çok güçlü olan anlaşmaların beklenmemesi gerektiğini vurgulayan Ergün, Türkiye ekonomisinin uluslararası sistemle bir bütün halinde yürüdüğünü, bu açıdan bakıldığında “uluslararası ekonomi aktörlerinin Türkiye ekonomisiyle ilgili güven artırıcı bir önlem olarak görebileceği türde” anlaşmaların da söz konusu olabileceğine işaret etti. Sanayi ve Ticaret Bakanı, “O açıdan Türkiye IMF ilişkileri ve yeni anlaşmanın çerçevesini zannedersem 1 hafta 10 gün içinde görme imkanımız olacaktır” diye konuştu.

          “DÖVİZE, KREDİLERİN FAİZ ORANLARINA ETKİSİ OLUR”
          Sabancı Holding Üst Yöneticisi (CEO) Ahmet Dördüncü, IMF ile bir anlaşma yapılması durumunda, bunun dövize ve kredilerin faiz oranlarına etkisi olacağını öne sürdü.
          Dördüncü, karbon saydamlık projesine ilişkin olarak düzenlenen bir toplantı sonrasında gazetecilerin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın IMF anlaşmasına yönelik açıklamalarına dair sorularını yanıtladı.
          Hükümetin birşey yapıyorsa doğru yaptığını ifade eden Dördüncü, “Dövize etkisi olur diye düşünüyorum. Kredilerin faiz oranlarına etkisi olur ama bir bakmak lazım” dedi.
          “Senaryonuzu IMF anlaşmasına göre mi yaptınız” sorusuna ise Dördüncü, “Hayır... Revize edersek bilmiyorum, nasıl revize edebileceğimizi göreceğiz. Biz planlarımızı böyle bir takım şeylerle beraber yapmıyoruz, planlarımızda çok fazla değişiklik olmaz” karşılığını verdi.
          Akbank Yönetim Kurulu Başkanı Suzan Sabancı Dinçer de “Hayırlısı... Bence çok iyi bir zamanlama. Sayın Başbakanın söylediklerinden bu konuda bir ilerleme var. Eminim ki, iyi bir şekilde anlaşma yapılır” diye konuştu.



          Milliyet İnternet 13 Ocak, 2010 Çarşamba
          YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

          Yorum

          • narada
            Haberci
            • 04 Mayıs 2009
            • 1737

            #530
            PPK yılın ilk toplantısını yarın yapacak

            Merkez Bankası Para Politikası Kurulu, 2010 yılının ilk toplantısını yarın yapacak.

            Para Politikası Kurulunun yarın yapacağı toplantısına ilişkin piyasadaki ağırlıklı beklenti, faiz oranlarında bir değişime gidilmeyeceği yönünde.
            Para Politikası Kurulu toplantısına, Kurul Başkanı ve Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, Başkan yardımcıları Erdem Başçı, Burhan Göklemez, Mehmet Yörükoğlu, İbrahim Turhan ile kurul üyesi Turalay Kenç ve Abdullah Yavaş'ın katılması bekleniyor.
            Kurul, toplantıları iki aşamalı olarak düzenlenecek. İlk aşama, saat 10.00;da başlayacak, Merkez Bankası yetkilileri ve uzmanları ile Hazine Müsteşarlığı yetkililerinin katıldığı geniş katılımlı bir toplantı olacak. Bu aşamada, Merkez Bankası;nın ilgili birimleri genel ekonomik gelişmeler ve enflasyon görünümüne ilişkin saptamalarını Kurul üyelerine sunacak.
            Hazine Müsteşarlığı yetkilileri de borç yönetimi ve maliye politikasındaki gelişmelerle ilgili değerlendirmelerini Kurul;a aktaracak.
            İkinci aşama ise Kurul üyelerinin katılımıyla gerçekleşecek ve enflasyon görünümüne ilişkin son değerlendirmeler yapıldıktan sonra karara ilişkin oylamaya geçilecek. Para politikası kararı ve kısa gerekçesi aynı gün saat 19.00;da bir basın duyurusuyla açıklanacak.
            Para Politikası Kurulu toplantı özeti ise toplantıyı takip eden 8 iş günü içinde yayımlanacak. Bu arada, piyasadaki ağırlıklı beklenti, faiz oranlarında bir değişiklik olmayacağı yönünde.
            -FAİZ KARARLARI-
            Merkez Bankası Para Politikası Kurulu , 2009 yılında yaptığı toplantılarda gecelik borçlanma ve borç verme faiz oranlarını toplam 8,50 puan düşürmüştü. Kurul 17 Aralık 2009'da yaptığı son toplantısında, faiz oranlarında bir değişikliğe gitmemişti.
            Merkez Bankası halen gecelik borçlanma faiz oranını yüzde 6,50, borç verme faiz oranını ise yüzde 9 olarak uyguluyor.


            -finansgündem 13 Ocak, 2010
            YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

            Yorum

            • narada
              Haberci
              • 04 Mayıs 2009
              • 1737

              #531
              Şirket tahvillerine hücum

              Faiz oranlarının tek haneye gerilemesi sonrası beklenen şirket tahvil ihraçları 2010'un ilk aylarında hız kazanmaya başladı.

              Özellikle Merkez Bankası'nın yılın ikinci yarısında faizleri artıracağı beklentisi güçlenince şirketler ihraç süreçlerini hızlandırmaya başladı. Uzmanlar, birçok şirketin yılın ilk yarısında tahvil ihraç etmek için nabız yokladığını belirtiyor. Akfen'in ardından tahvil ihraç edeceğini en net şekilde açıklayan şirket SÜTAŞ oldu. SÜTAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Muharrem Yılmaz, 2010'da yatırımlara hız vereceklerini ve 250 liralık yatırım planladıklarını açıkladı. Yatırımlarını büyük ölçüde öz kaynaklarından karşılamak istediklerini söyleyen Yılmaz, "Ancak bir bölümünü de tahvil ihraç ederek karşılayacağız" dedi. Yılmaz, SÜTAŞ'ın yabancı ortaklığa ihtiyaç duymadığını belirtirken, 2010'da halka arz planlarının olmadığını açıkladı.

              DOĞUŞ DÜŞÜNÜYOR
              Tahvil ihraç etmek için kolları sıvayan şirketlerin yanında henüz düşünce aşamasında olanlar da var. Doğuş Oto Yönetim Kurulu Başkanı Aclan Acar, bir finansman bonosu ya da sabit getirili menkul kıymet ihracı yapabileceklerini açıkladı. Acar Reuters'a verdiği demeçte, "Arkadaşlarımız çalışıyorlar, 'bir finansman bonosu ihracı ya da sabit getirili menkul kıymet ihracı yapabilir miyiz?' diye. Ama netleşmiş, yönetim kurulunun aldığı bir karar yok" dedi. Eylül 2009'da Türkiye'nin ilk banka bonosunu ihraç eden Aktif Bank'da ikinci arza hazır... Banka'nın Genel Müdürü Önder Halisdemir, " 35 milyon liralık ilk satışın tamamını bir ay içerisinde bitirdik. İkinci arzı yapmaya başladık. Lansman çalışmasını 1 haftada başlatmış olacağız. Yurtdışına döviz, yurtiçine TL olarak çıkıyoruz. 65 milyon lirayı da kısa süre içerisinde tamamlayacağız. Başka bankalar da arza hazırlanıyor" değerlendirmesinde bulundu.

              1-SÜTAŞ: 250 milyon liralık yatırımının bir bölümünü finanse etmek için tahvil çıkaracağını açıkladı

              2-DOĞUŞ OTO: Yönetim Kurulu Başkanı Aclan Acar, finansman bonosu ihracı yapabileceklerini açıkladı

              3-AKTİF BANK: Eylül 2009'da Türkiye'nin ilk banka bonosu ihracını yapan Aktif Bank, ikinci arz için hazır olduğunu açıkladı

              4-AKFEN: Enerji ve turizm yatırımlarının finansmanında kullanılmak üzere 100 milyon liralık tahvil ihracına hazırlanıyor

              Kerim KARAKAYA / SABAH
              YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

              Yorum

              • narada
                Haberci
                • 04 Mayıs 2009
                • 1737

                #532
                İMF


                Başbakan konuştu, “Ya olmazsa korkusu” oluştu

                Önceki gün IMF için “Gün, hafta içinde çözülür” diyen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Rusya’ya giderken yaptığı açıklama ile “IMF ile işin sonuna geldik ama olursa olur, olmazsa olmaz” dedi. “Herhangi bir endişemiz yok” diyen Erdoğan, “Hafta içi ifadem biraz yanlış anlaşılmış olabilir veya ben yanlış ifade etmiş olabilirim. Olay gün, hafta, bu şekildedir. Yani arkadaşlarımız şu anda kesin görüşmeleri yapıyorlar, işin sonuna geldik, diyebilirim. Ama her zaman söylediğim bir şey var. Olursa olur olmazsa olmaz. Arkadaşlarımdan aldığım rapor, işin sonuna geldik noktasındadır” dedi.

                Ergün ‘esnek’ dedi

                Öte yandan Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün’ün de katıldığı bir programda ‘eskiden olduğu gibi çok katı anlaşmaların gündeme gelmeyebileceğini” söylemesi de, “stand-by dışında bir yapı mı” kastediliyor sorusuna yol açtı.
                Açıklama öncesinde 1.4550’lerde bulunan kur, 1.4610 liraya yükseldi. Borsada yüzde 0.45’lik kayıp oluşurken, faizde ise 8 baz puanlık bir yükseliş yaşandı. Faiz ve döviz daha sonra gevşerken, piyasada IMF’ten gelecek kaynak konusunda yaşanan tedirginliğin yerini, yenidin, ‘Anlaşma olacak mı’ belirsizliğine bıraktığı görülüyor.

                Songül Hatusarı / Milliyet
                YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

                Yorum

                • narada
                  Haberci
                  • 04 Mayıs 2009
                  • 1737

                  #533
                  Yabancıların kaçtığı bonoda yerli çılgınlığı

                  Küresel krizle birlikte Türkiye'yle ilgili risk iştahı azalan yabancı yatırımcının elindeki bono miktarı 51 ayın en düşük seviyesine geriledi. 25 Aralık 2009'da 12 ay öncesine göre yabancı yatırımcıların elindeki bono portföyünün değeri 3.38 milyar lira azaldı.
                  13 Ocak, 2010 Çarşamba Toplam bono ve tahvil stoğu içerisinde 2007 yılında yüzde 44'e kadar ulaşan yabancı payı ise 2009 yılının son ayında yüzde 26'ya kadar düştü.

                  2 yılda 13 milyar TL azaldı
                  Yabancı yatırımcıların 2009 yılbaşında bono piyasasındaki payları yüzde 28,16 seviyesinde bulunuyordu. Küresel krizin dünyada derinleşmesi ile birlikte portföylerini yeniden gözden geçirmeye başlayan yabancı yatırımcıların Türkiye'deki bono portföyleri de azalmaya başladı. 2009 başından sonra bono piyasasındaki paylarını azaltmaya başlayan yabancıların Nisan 2009'da payları yüzde 24,69 seviyesine kadar geriledi. Ocak 2006'da yüzde 29,24 olan yabancı yatırımcıların bono piyasasındaki payı Aralık 2006'da yüzde 38,22'ye, Aralık 2007'de yüzde 35,84'e ve son olarak Aralık 2009'da da yüzde 26,24 seviyesine kadar geriledi. Aralık 2009'da bir yıl öncesine göre ellerinde bulunan bono portföyünün değeri 3.38 milyar TL azalan yabancı yatırımcıların, Aralık 2007'den bu yana ise portföy değerleri, 13.2 milyar lira azaldı. 25 Aralık 2009 tarihi itibariyle yabancı yatırımcıların portföylerinde bulunan bono miktarı 25 milyar 173 milyon TL seviyesinde bulunuyor.

                  Bankalar resmen süpürdü

                  Bu arada yabancı yatırımcıların İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nda (İMKB) da payları azalıyor. Yabancı yatırımcıların 11 Ocak 2010 itibariyle İMKB'de yüzde 67,29 olan payları Eylül 2008'de yüzde 69,16'da Ağustos 2008'dea ise yüzde 71,15 seviyesinde bulunuyordu.
                  Bankalar ise 2010'un ilk 3 işlem gününde bono ve tahvil piyasasında ne bulduysa süpürdü. Bankaların kamu borçlanma senetlerinde 31 Aralık 2009 ve 5 Ocak 2010 tarihleri arasındaki toplam 3 işlem gününde yaptıkları alımlarla portföyleri, 162.5 milyar liradan 177.7 milyar liraya çıktı. Böylece bankaların son 12 ay içerisinde, yani 2009'un 5 Ocak tarihinden 2010'un 5 Ocak tarihine kadar olan sürede, kamu borçlanma senetleri portföyünde yaşanan toplam artış 52.4 milyar lirayı buldu. Bankaların alım yaptığı dönemde bono faizlerinin yüzde 50'den fazla düşüş sergilediği gözden kaçmadı.

                  46 milyar TL teklif geldi
                  Bu arada Hazine'nin dün düzenlediği iki tahvil ihalesinde, toplam net 8 milyar 457 milyon liralık teklif geldi. İhalelerde, piyasa yapıcı bankalardan gelen teklif net 39 milyar 773 milyon lira düzeyinde gerçekleşti. 3 yıl vadeli kupon ödemeli tahvilin bileşik faizi yüzde 9,62, 7 yıl vadeli tahvilin 3 aylık dönemsel kupon faizi yüzde 2,04 olurken, Hazine net 7 milyar 486,7 milyon liralık satış yaptı. Dün yapılan 9 Ocak 2010 vadeli, TL cinsi 3 ayda bir kupon ödemeli sabit kuponlu tahvil ihalesinde, 4 milyar 989 milyon liralık net teklif geldi. Net 2 milyar 564 milyon liralık satış yapılırken basit faiz yüzde 9,29, bileşik faiz yüzde 9,62 oldu. Söz konusu 3 yıl vadeli tahvil için, ROT (rekabetçi olmayan teklif) satış kapsamında piyasa yapıcılarından net 14 milyar 207 milyon lira teklif gelirken, 1 milyar 420 milyon lirası piyasa yapıcılarına, 700 milyon lirası kamu kuruluşlarına olmak üzere toplam 2 milyar 120 milyon liralık net satış yapıldı.
                  Buna göre, 3 yıl vadeli 3 ayda bir kupon faizli tahvilden net 4 milyar 685 milyon liralık satış yapılmış oldu. Dün yapılan 4 Ocak 2017 vadeli 3 aylık dönemsel kupon ödemeli değişken faizli tahvil ihalesinde dönem faizi yüzde 2,04 oldu. Söz konusu tahvil için ihalede net 3 milyar 468 milyon liralık teklif gelirken, net 1 milyar 123,4 milyon liralık satış yapıldı. Piyasa yapıcıları, 7 yıllık tahvil için ROT satış kapsamında net 25 milyar 566,1 milyon liralık teklifte bulunurken, Hazine, 400 milyon lirası kamu kuruluşları, 1 milyar 278 milyon lirası piyasa yapıcılarına olmak üzere toplam net 2 milyar 801 milyon liralık satış yaptı. Hesaplamalara göre, dün satışa çıkarılan tahviller için, ihalelerde net 8 milyar 457 milyon liralık, ROT satış kapsamında da, kamu kuruluşları hariç piyasa yapıcılarından 39 milyar 773 olmak üzere 48 milyar 230 milyon liralık teklif geldi. Toplam satış ise net 3 milyar 687 milyon lirası ihalelerde, 1.1 milyar lirası ROT satışta kamu kuruluşlarına, 2 milyar 699 milyon lirası da piyasa yapıcılara olmak üzere 7 milyar 486,7 milyon lira oldu. Önceki gün düzenlenen 14 Temmuz 2010 itfalı referans bono ihalesinde 6 milyar 832 milyon TL teklif gelmişti

                  Pınar Sungur / Referans
                  YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

                  Yorum

                  • narada
                    Haberci
                    • 04 Mayıs 2009
                    • 1737

                    #534
                    2010'da borsayı düşünenlere 6 altın kural

                    Küresel krizin etkilerinin geçmeye başlamasıyla birlikte hisse senetleri de yeniden yatırımcıların gözdesi oldu. Ancak uzmanlar, borsaya yatırım yapmak isteyenlerin kazanç sağlamak için yatırımlarını kaybetmemeleri için altı noktaya dikkat etmeleri gerektiği uyarısı yapıyor.
                    30 Aralık 2009 Çarşamba Yılsonu geldiğinde hisse senetlerinin de dâhil olduğu yatırım araçlarına yönelik tahminlerde gözle görülür bir artış yaşanır. Bu tahminlerin çoğu ise genellikle hisselerin ne zaman alınacağı, hangilerinin elden çıkarılacağı gibi öngörüleri içerir.

                    Finans haber ve analizleri yayımlayan Daily Finance internet sitesi, şimdiye kadar hiç kimsenin bu konuda tam anlamıyla doğru tahminler yapmayı başaramadığına dikkat çekerek yatırımcılara kendi kararlarını kendilerinin vermesi tavsiyesinde bulundu.

                    Daily Finance, yatırımcıların 2010'da borsaya yatırım yaparken aşağıda sıralanan durumların izlerini kendilerinde görürlerse, iki kere düşünmesi ve hisse senetlerinden uzak durması konusunda uyarı bulundu.

                    İnternet sitesi, bu altı durumu şöyle sıraladı:

                    1-Çok kazanma hırsı
                    Hisse senetleri piyasasında daha önce işlem yapmamış olup bir anda kazanma hırsıyla bu piyasaya girenler genellikle yem oluyor. Eldeki veriler, yatırımların yapılmaması durumunda yatırımcıların maddi olarak daha iyi durumda olabileceğini gösteriyor. Diğer yandan paralarını riski dengeli şekilde dağıtan düşük maliyetli endeks fonlarında değerlendirilenler şimdiye kadar daha fazla getiri sağladı.

                    2-Kendine çok güvenen bir danışmana inanma eğilimi
                    Piyasanın hareketlerini çok iyi tahmin ettiğini ve iyi getiri sağlayacağını iddia eden yatırım danışmanı sayısı oldukça fazla olmasına rağmen son dönemde yapılan kapsamlı bir araştırma bu kişilerin performansının sorgulanmasına neden oldu.

                    Bu araştırma, danışmanlar tarafından tavsiye edilen menkul değer yatırım fonlarının getirisinin, bireysel kararlar alan yatırımcıların tercihlerinden çok fazla kazandırmadığını gösterdi.

                    3- Kazandıracak bir yatırım fonu bulma inancı
                    Bu konuda oldukça şanslı olmak gerekiyor çünkü sadece üç menkul kıymet yatırım fonu bir yıllık hedeflerinin üzerinde kazandırıyor. Bu fonların yüzde 95'i ise 10 yıllık dönemde önceden belirlenen getiri hedeflerine ulaşamıyor.

                    4- Kazandıracak 'hisseyi' bulma inancı
                    Hisse senetlerinin fiyatları birçok verinin değerlendirilmesiyle oluşurken, gelecek haberler de bunda önemli bir yer tutar. Eğer 'yarın' gelecek haberin ne olduğu herkesten önce bilinmiyorsa, çok kazandıran hisse senedi peşinde koşulmamalı. Örneğin, Lehman Brothers, Enron ve Washington Mutual gibi kurumlar batmadan önce çok kazandıran hisse senetleri arasında yer alıyordu.

                    5- Doğru zamanlamayı yapma inancı
                    Piyasa hareketlerinin doğru zamanlamasını yapmak ayakları yere basan bir söylem değildir. Çünkü piyasanın zamanlamasını iyi yapıldığına yönelik somut veriler yok. Bu konuda yapılan uzman tahminleri çoğunlukla dört yıllık bir dönemi kapsıyor ve daha sonra da dikkate alınmıyor. Uzmanlar dahi bu konuda da tutarlı tahminler yapamazken, bireysel yatırımcıların bu fikre kapılması doğru bir yaklaşım olmaz.

                    6- Yatım ile kumar arasındaki farkı bilme
                    Yatırım uzun dönemli bir karar iken, kumar kısa dönemde kazanç sağlamaya çalışanların peşinde olduğu bir şeydir. Eğer, hisse senedi yatırımı yaptıktan sonraki beş yıl içinde yatırdığınız paranın yüzde 20'si ya da daha fazlasına ihtiyaç duyulacaksa, borsadan uzak durulmalı.
                    YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

                    Yorum

                    • narada
                      Haberci
                      • 04 Mayıs 2009
                      • 1737

                      #535
                      Türkiye'nin en çok kazandıran borsacısı

                      Strateji Menkul Değerler'in fon yöneticisi Bülent Topbaş, Türkiye'nin açık ara en fazla kazandıran borsacısı. Onun yönettiği Strateji Menkul Değerler'in A tipi fonu geçen sene tam yüzde 202.5 getiri sağladı. Yani fondaki bin lira 3 bin lirayı geçti. En yakın rakibinin getirisi ise yüzde 137'de kaldı.
                      05 Ocak, 2010 Salı Fon getirilerine daha uzun vadeli baktığımızda ise sonuçlar çok daha çarpıcı. Bülent Topbaş'ın fonunun 5 yıllık getirisi yüzde 369. On yıllık getiride de yine lider. Kazanç tam yüzde 1431.

                      Yönettiği fonla açık ara önde giden Bülent Topbaş ile aslında 2008 yılında da konuşmuştuk. Endeks 22 binlerde iken yaptığımız konuşmada ısrarla dolardan uzak durulması gerektiğini ve borsaya yatırımın tam zamanı olduğunu söylemişti. Peki şimdi ne diyor dersiniz? Topbaş'ın borsa ile ilgili öngörülerini yarın okuyacaksınız. Bugün ise nasıl hisse seçtiklerini, işin sırlarını ve favori sektörlerini bulabilirsiniz...

                      - Siz bu seneyi yüzde 200'ün üzerinde bir getiri ile tamamladınız. Bunun bir sırrı var mı?

                      Yüzde 200 anormal bir getiri ama bu sene borsa çok fırsat verdi. Özellikle yabancı fonlara gelen bozumlar ve panik satışları inanılmaz fırsatlar yarattı. Eğer sinirleriniz sağlamsa ve satmak zorunda değilseniz bu dönemde çok uygun fiyata şirketler alabiliyordunuz. Biz borsa 22 binlere indiğinde de 'tam alma zamanı' dedik, çünkü herkes satıyordu. Biz çok satılmış olan şirketleri aldık, çok satılmış ama aslında faaliyet o kadar bozulmamış olanları bulduk. Geri dönüşü iyi olacak hisseleri yakaladık.

                      - Nasıl yakalıyorsunuz?

                      Bizim diğer fonlarla farkımızı yaratan iki sebep var aslında. Birincisi hisse senedi seçimi. Biz şirketlerin faaliyetlerini, sektörlerini devamlı inceliyoruz. Bunu da birebir şirketlere giderek yapıyoruz. Her hafta mutlaka görüşmemiz oluyor.

                      Borsada 310 şirket var ve hepsi birbirinden farklı. Her bir şirketin bilançosu ayrı bir dünya. Bunları bilebilmek kolay değil. Ama biz gidip görüyoruz, yöneticilerini tanıyoruz, sektörü onların gözünden anlamaya çalışıyoruz. Bunu dışarıdan yapamazsınız.

                      - Küçük yatırımcılar da bilgi alabilir mi?

                      Evet ama bu küçük yatırımcının işi değil. Biz bile yetişemiyoruz. 310 şirketin en fazla 150 tanesi ile ilgilenebiliyoruz açıkçası.

                      Şirketlerin bütün haberlerini, uluslararası benzerleri ile birlikte takip ediyoruz. Ürün fiyatları, girdi fiyatları, sektör organizasyonlarının satış rakamları, ihracat rakamları ne bulabiliyorsak sektör ve şirket faaliyetini tahmin etmek için kullanıyoruz. Bu çok karmaşık bir süreç ve sağlıklı bir şekilde değerlendirmek çok zor. Biz hepsini değerlendirip hisseleri bulmaya çalışıyoruz. Bunu da şimdiye kadar iyi yaptık.

                      - İki sebep demiştiniz. Diğeri nedir?


                      Eren GÜLER YAZIYOR

                      İkincisi biz zamanlama yapmaya çalışmıyoruz. Mesela 2008'de krize yakalandık ve düştük. Endeksin 58 binden 20 bine geleceğini kimse tahmin edemezdi. Aynı şekilde 50 bine çıkacağını da tahmin edemezsiniz. Piyasa zamanlaması yapmak kulağa çok hoş gelir ama çok zordur. Yapabiliyorsanız çok iyi, çünkü piyasa sizin kontrolünüzde değil.

                      Ama hangi sektör daha iyi, hangi şirket daha iyi, biraz da olsa bizim kontrolümüzde. İşte biz buna odaklanıyoruz. Çok fazla piyasa zamanlaması yapmıyoruz.

                      Zaten o kadar fazla gürültü var ki. Bakın gazete haberlerine, içiniz kararıyor. Her bir habere göre alıp satmaya kalkarsanız işi tamamen kaçırırsınız.

                      - Yani piyasa düşer çıkar yerine daha çok hisse seçmeye odaklanıyorsunuz öyle mi?

                      Aynen öyle. Çok fazla piyasa zamanlaması yapmak uzun vadeli potansiyeli yok eder. Biz hisse seçimine odaklanıyoruz, ama yatırımcıyı da endeks düşerse kaybedebilirsiniz diye uyarıyoruz. O nedenle 'paranızın bir kısmını buraya koyun, hisse senedi riskleri olan bir yatırımdır, kısa vadeli ihtiyaçlarınız varsa koymayın' diyoruz ve ona göre bir portföy yapıyoruz.

                      Hisse senedi uzun vadeli tutulduğu zaman kazanır. Yüzde 20 yaptığında satmak ve kârı cebe koymak iyi ama şirketler uzun vadede büyür. Biz 3 senedir bazı hisseleri tutuyoruz ve çok iyi kazandık.

                      - Mesela?

                      Mesela THY. Üç senedir portföyümüzde. Biz geçen sene piyasa değeri 600-650 milyon dolarken portföyümüzdeki oranını iyice artırdık. Zaten o dönem şirketin sadece bankadaki mevduatı 1.2 milyar lira idi. Uçaklardan filan bahsetmiyorum. Şirket krize rağmen kâr rekoru kırıyordu. Biz bunu görünce THY'de yüklü alımlar yaptık.

                      - Şimdi piyasa değeri nedir?

                      Şimdi 3.5 milyar dolara geldi. Hâla da iyi ve büyüyor.

                      - Geçen sene başka hangi hisseden kazandınız?

                      Arçelik'ten de iyi kazandık. Piyasa değeri 500 milyon liraya kadar düşmüştü. Arçelik'i o fiyattan görürseniz alırsınız. Hisseyi o fiyattan satan ya mecbur kalmıştır ya da Türkiye'de hiçbir eve girmemiştir.

                      - Başka?

                      Mesela Sinpaş GYO. Kriz oldu tamam ama Sinpaş metrekaresi 3 bin liradan çatır çatır konut sattı. Aynı varlığı hisse olarak alsanız 100 liraya filan geliyordu. Biz de topladık doğal olarak. Ayrıca Reysaş'tan da iyi kazandık. O da çok borçlu diye bir fon tarafından satıldı ama çıkın Zincirlikuyu'dan Gebze'ye kadar gidin, o şirketin neden satılmaması gerektiğini anlarsınız. Her 3-4 tırdan birisi Reysaş ve çok stratejik yerlerde depoları var.

                      Şirketleri bilmek bu yüzden önemli. Yabancı dışarıdan bu ayrıntıları göremez ama biz görürüz. Şirketin sahibi ile konuştuğunuzda krizi yönetip yönetemeyeceği ile ilgili de gözlem yapabiliyorsunuz.

                      - Bilgi akışı çok önemli...

                      Aynen öyle. Biz o yüzden mümkün olduğunca gidip şirketleri tanıyoruz. Çoğu şeyi mali tablodan göremezsiniz. Detaylar tesislerde, yönetimde, çalışanlarda saklı.

                      - Geçen sene herkes sattığı bir dönemde siz nasıl sakince hisse toplayabildiniz? Hiç korkmadınız mı?

                      Bu durum şirketleri biliyor olmakla ilgili. Şirketler bizim için borsa ekranındaki sembollerden ibaret değil. Birer mali tablo da değil. Biz onları tesisleri ile biliyoruz, o tesisleri kurmak için ne kadar harcayacağımızı biliyoruz. Kafamızda bir değer var ve bunun çok altına inerse hiç düşünmeden alırız.

                      - Sadece İMKB 100'den mi hisse seçiyorsunuz?

                      Evet İMKB 100 hisseleri alıyoruz ama eğer çok uzun vadeli ve inandığımız İMKB 100 harici bir hisse bulursak da alırız.

                      - Borsaya ilgi artıyor mu?

                      Aslında beklenen düzeyde değil ama biraz artıyor. Açılan hesap sayısında artış olduğunu görüyoruz. Fakat şimdi de borsa çok yükseldi psikolojisi ve siyasi riskler, gerginlikler var. Eğer bu riskler azalırsa piyasaya ilgi artarak devam edecek.

                      - Neye dayanarak bunu söylüyorsunuz?

                      Çünkü paranın getirisi yok artık. Şöyle çarpıcı bir örnek vereyim; Türkiye'de 22 milyar liralık likit fon var. Bunlar sadece para piyasasında, yani repoda değerlenen paralar. Ve bu likit fonlar yatırım fonu pazarının yüzde 70'ini oluşturuyor. İşte bu çok anormal bir durum. Bütün dünyada hisse fonların payı yüzde 35-40 arasıdır. Bizde halen yüzde 3.

                      - Niye böyle?

                      Çünkü bizim yerli yatırımcılar hisseye çok rağbet etmiyor. Ama bu pozisyon bir şekilde değişecek. Seneye bazı likit fonlarda eksi reel getiriler bile görebiliriz. Birçok fon yüzde 5.5'luk komisyon oranını çıkaramayabilir.

                      - Ne yapılabilir? Mevduat mesela...

                      Tamam mevduat. Yüzde 8-9 getirisi var. Tahvil ve bonolarda da aşağı yukarı aynı. Ama bu kadar...

                      Bu getiri dağılımına çok fazla gözünüzü kapatamazsınız. Açıkçası ben önümüzdeki dönemde yatırım dağılımda bir kayma bekliyorum.

                      - Yani yatırımcı borsaya yönelecek öyle mi?

                      Yurtiçindeki küçük yatırımcıdan borsaya ilgi var zaten ama bu hep tüyo boyutunda. Kısa vadeli kumar türünde bir yatırım anlayışı var. Ama hisse senedi yatırımı o değil. Yurtdışında da öyle değil. Hisse senedinde ancak uzun vadede ve doğru kağıtlarda kalırsanız çok iyi getiriler elde edebilirsiniz. Bunun birçok örneği var.

                      - Ne mesela?

                      Mesela Enka. 1997 yılında 100 milyon dolardan halka arz edildi. Bir de şimdi bakın. (12.4 milyar dolar) Garanti Bankası'nın 10 sene önce piyasa değeri ne kadardı, şimdi ne kadar? Acıbadem'in geçmişi ne kadar? Halka 100 milyonlarda açıldı ama ben onu piyasadan 30-35 milyon dolara aldığımı hatırlıyorum. Önceki sene 1 milyar dolardan körfez sermayesine satıldı.

                      Bu tip bir sürü hikaye var borsada. Hisse senedinden yararlanmak da böyle olur.

                      hurriyet.com.tr
                      YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

                      Yorum

                      • narada
                        Haberci
                        • 04 Mayıs 2009
                        • 1737

                        #536
                        coca cola

                        COCA-COLA İÇECEK A.Ş. / CCOLA [] 13.01.2010 17:48:39


                        Açıklanacak Özel Durum/Durumlar:

                        Şirketimizin 2009 yılına ait satış hacmi rakamları geçen yılın aynı dönemiyle karşılaştırmalı şekilde aşağıda sunulmaktadır:

                        Konsolide Satış Hacmi

                        Ünite kasa(1) bazında konsolide satış hacmi 2009 yılının son çeyreğinde %4,4 artarak 109,8 milyon ünite kasaya yükseldi. 2009 yılının tamamında ise konsolide satış hacmi artışı %10,0 olarak gerçekleşti ve 586,5 milyon ünite kasaya ulaştı. Uluslararası Operasyonların toplam satış hacmi içindeki payı, Pakistan'ın eklenmesi ve 2009'un birinci çeyreğinden itibaren Türkmenistan'ın tam konsolide edilmesiyle 2008'de %21,2 iken 2009'da %25,2 olarak gerçekleşti.

                        Türkiye Bölgesi Satış Hacmi

                        Türkiye Bölgesinin satış hacmi %4,3 artışla 2009'da 438,9 milyon ünite kasaya yükseldi.

                        Kişi başı GSYİH'deki daralma ve artan işsizlik oranının neden olduğu zorlu ekonomik şartlara rağmen, Türkiye Bölgesi %4'ün üzerinde büyüme kaydetti. Bu büyüme büyük oranda gazsız içecekler ve Türkiye'nin portföyüne Eylül 2008'de giren Doğadan markalı çay sayesinde gerçekleşti.

                        Meyve suyu ve meyveli içeceklerde Cappy markalı ürün portföyü yeni tatlar ve 100% meyve suyu serisi ile genişletildi. Bu kapsamda artan tüketici talebine cevap vermek için Cappy limonata pazara sunulurken ekonomik segmentte de Cappy Mixx'in lansmanı yapıldı.

                        Katma değeri yüksek sporcu içecekleri segmentine odaklanmak için sporcu içecekleri pazarının lideri Powerade PET 330ml, spor kapaklı olarak pazara sunuldu. Doğadan, Earl Grey segmentine giriş yaptı; meyve ve bitki bazlı ürün sunumlarıyla pazardaki yeniliklerine devam etti. Paketli su pazarında satış hacmini artırmak amacıyla Damla 10L pazara sunuldu.

                        2009'da tüketicilere yönelik çeşitli promosyonlara ilave olarak Fanta Gençlik Festivali, Rock'N Coke ve Mutluluğa Kapak Aç reklam kampanyası düzenlendi.


                        Uluslararası Operasyonlar Satış Hacmi

                        Uluslararası operasyonların satış hacmi %30,6 artışla 2009'da 147,6 milyon ünite kasaya yükseldi.

                        Uluslararası Operasyonların satış hacmi, 2008'in dördüncü çeyreğinde oransal olarak konsolide edilmeye başlanan Pakistan'ın güçlü katkısıyla 2009 yılında artış gösterdi. Buna ilave olarak, hisse alımının tamamlanmasıyla, CCİ'nin Turkmenistan Coca-Cola Bottlers Ltd.'deki payı %59,5'e yükseldi ve Türkmenistan 2009'un ilk çeyreğinde tam konsolide edilmeye başlandı.

                        Satış hacminin gerilediği Orta Asya'da emtia fiyatlarının düşmesiyle ekonomik şartlar kötüleşti ve bölgeyi olumsuz etkiledi. Kazakistan'da Tenge'nin ve Kırgızistan'da Som'un yabancı para birimleri karşısında değer kaybetmesinin ardından bu ülkelerde satın alma gücünün azalması ve soğuk hava şartları bölgedeki tüketici taleplerini zayıflattı.

                        Özellikle Orta Asya'da tüketicilerin yaşadığı ekonomik zorluklar ve düşen alım gücü nedeni ile ürünlerimize erişimi artırmaya yönelik uygun fiyatlı paket alternatifleri pazara sunuldu. Orta Asya'da satın alınabilirliği geliştiren paket lansmanlarıyla bölgede ekonomik zorluk yaşayan tüketicilere değer yaratmak amaçlandı. Satın alınabilirlik hedefinin yanı sıra Nestea paket ve tat lansmanları ve Fanta Elma'nın lansmanıyla tüketici tabanı genişletildi. Azerbaycan'da BonAqua markalı aromalı su lansmanıyla CCİ'nin su pazarındaki liderliği pekiştirildi. Kırgızistan ve Azerbaycan'da tüketiciye yönelik "kapak altı" promosyonları gerçekleştirildi.

                        2009'da satış hacmimizin büyüdüğü Orta Doğu ve Pakistan Bölgesinde, Yaz ve Ramazan tüketici promosyonlarıyla bölgedeki pozisyonumuzu güçlendirmek hedeflendi. Artan pazara nüfuz oranı ve pazar payı kazanımları sayesinde Pakistan'da %15'i aşan satış hacmi büyümesi kaydedildi. Ürdün'de artan zorlu ekonomik şartlar nedeniyle satış hacmi düştü. Pazardaki bulunabilirliğin artmasıyla, Irak, %15'i aşan satış hacmi büyümesi kaydetmeye devam etti.

                        Pakistan'da Minute Maid Splash Limon lansmanıyla meyve suyu portföyümüz genişletildi. Pazarda yeni fırsatlar elde etmek için Ürdün'de Fanta tat ve paket yenilikleri gerçekleştirildi.

                        2009 yılında Uluslararası Operasyonların satış hacminin %36'sını Pakistan gerçekleştirirken, Kazakistan Azerbaycan, Ürdün, Kırgızistan, Türkmenistan, Irak ve Suriye'nin satış hacmi payları ise sırasıyla %23, %18, %9, %5, %4, %3 ve %2 olarak gerçekleşti. 2008 yılında ise bu paylar Kazakistan, Azerbaycan, Ürdün, Pakistan, Kırgızistan, Suriye ve Irak için sırasıyla %36, %27, %16, %8, %7, %3 ve %3 şeklinde gerçekleşti.


                        (1) ünite kasa 5,678 litre'ye eşittir.


                        YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

                        Yorum

                        • narada
                          Haberci
                          • 04 Mayıs 2009
                          • 1737

                          #537
                          narada Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
                          PRKTE



                          o günden bugüne neler değişmiş:
                          ahan da böyle olmuş:

                          YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

                          Yorum

                          • narada
                            Haberci
                            • 04 Mayıs 2009
                            • 1737

                            #538
                            emkel

                            ahan da böyle olmuş...

                            YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

                            Yorum

                            • narada
                              Haberci
                              • 04 Mayıs 2009
                              • 1737

                              #539
                              AYDIN DOĞAN AKIN İPEK İLE BULUŞTU

                              Star TV, Milliyet ve Vatan'ın satışı için uzun süredir görüşen Doğan Grubu'yla İpek Grubu arasında son adımlar atılıyor. Şu anda Aydın Doğan ve Akın İpek nerede ne yapıyor?

                              Aydın Doğan, Akın İpek ve İpek Grubu yöneticilerine şu anda Doğan TV binasını gezdiriyor. Star TV, Kanal D, CNN Türk ve stüdyoların bulunduğu binada Aydın Doğan misafirlerini tek tek katları dolaştırıyor...

                              Bu son dakika gelişmesiyle birlikte satış konusunda bütün pürüzlerin giderildiği, açıklamanın önümüzdeki günlerde yapılacağı söyleniyor.
                              MEDYATAVA
                              YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

                              Yorum

                              • narada
                                Haberci
                                • 04 Mayıs 2009
                                • 1737

                                #540
                                para giriş çıkışları gün sonu

                                YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

                                Yorum

                                Working...
                                X

                                Debug Information