hayatın içinden 2009

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • simurg
    Administrator
    • 10 Mart 2007
    • 9248

    #1

    hayatın içinden 2009

    https://twitter.com/keyborsa_simurg
  • simurg
    Administrator
    • 10 Mart 2007
    • 9248

    #2
    Dünyanın en eski bayramı: Nevruz
    Dünyanın en eski bayramı Nevruz, Türk dünyasında Göktürkler’in Ergenekon’dan çıkışı ve 12 hayvanlı Türk takviminde yeni yılın başlangıcı olarak 5 bin yıldan bugüne kutlanıyor.



    Kimi topluluklar, bu günü Tanrı’nın dünyayı yarattığı gün, kimileri Nuh Peygamber’in yere ilk ayak bastığı gün, kimileri ise ilk insanın yaratıldığı gün olarak kutlarken, gece ile gündüzün eşit olduğu bu gün, bir bahar müjdecisi kabul ediliyor.

    Farsça “yeni gün” anlamına gelen Nevruz, dünyadaki çeşitli Türk topluluklarında “Noruz”, “Navrız”, “Ergenekon”, “Bozkurt”, “Çağan”, “Mart Dokuzu”, “Sultan Nevruz”, “Mart Bozumu” gibi adlarla anılıyor. Yüzyıllardır bu bayramı titizlikle muhafaza eden Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan, Afganistan ve Tacikistan, resmi tatil ilan ettikleri Nevruz’u, bir “milli bayram” olarak her yıl kutluyor.

    COŞKUYLA KUTLANIYOR
    Bütün Türk dünyasının coşku içinde kutladığı, gönüllerin geleceğe yönelik neşe, sevinç ve ümitle dolduğu bu özel günde, kederli olmak en büyük ayıp ve suç sayılıyor.

    Kutlama törenlerinde bölgelere göre çok farklı oyunlar oynanırken, bu güne özel bazı yemekler pişiriliyor ve eğlenceler düzenleniyor. Topluca yenilen Nevruz yemeğinden sonra insanlar birbirlerinin yeni yılını kutluyor ve mezar ziyaretleri yapılıyor.

    Bu günde dargınlar barıştırılırken, parçalanmak üzere olan aileler mahallenin ileri gelenleri tarafından barıştırılıyor. Fakirlere, kimsesizlere ve yaşlılara maddi ve manevi yardım eli uzatılıyor. Gençler, yakılan Nevruz ateşinin üzerinden atlıyorlar.

    “ERGENEKON’DAN ÇIKIŞ”
    Türk dünyasındaki yaygın inanışa göre, Nevruz, Göktürkler’in Ergenekon’dan çıkışı ve istiklalini kazandığı gün olarak kabul ediliyor.

    Ebulgazi Bahadır Han’ın ölümsüz eseri “Secere-i Türk”te, Ergenekon menkıbesinde 400 yıl dört tarafı yüksek dağlarla çevrili bir vadide kalan Türk’ün, buradan baharın başladığı gün çıkarak, ata yurduna döndüğü ve hürriyetini, istiklalini kazandığı, dosta, düşmana Türk’ün varolduğunu tekrar duyurduğu bildiriliyor.


    Bu nedenle, 21 Mart, bütün Türk dünyasında istiklalin kazanıldığı kurtuluş günü olarak kutlanıyor. Özellikle Orta Asya Türkleri, Nevruz Bayramı’nda yapılan toplantılarda Ergenekon Destanı’nı okuyarak, yeni nesillere de bu günün önemini anlatıyor. Türk dünyasındaki diğer inanışa göre, 12 hayvanlı Türk takviminin başlangıcı olarak kabul edilen 21 Martta, doğanın yeniden canlanması, bolluk ve bereketin habercisi baharın gelişi kutlanıyor. Bu günlerde ortaya çıkan kardelen çiçeğine ise “Nevruz Çiçeği” deniliyor. Bu günde doğan çocuklara göbek adı olarak “Nevruz” konuluyor.

    YÖRELERDE NEVRUZ
    Türkiye ve Türk kültürünün yayıldığı coğrafyalarda Nevruz Bayramı, ilginç adetlerle kutlanıyor. Bu adetlerden bazıları şöyle:
    Mersin-Silifke bölgesindeki Toros Türkmenleri’nde “Mart İpliği” adıyla bilinen Nevruz’da ağaçlara bez bağlanıyor ve Nevruz günü yaylalara çıkılıyor. Yayla evlerinde bulunanlar gelen misafirleri evlerinde ağırlıyor, gelen grup silah atarak gelişini bildirirken, yayladakilerin başkanı da buna bir el ateş ederek cevap veriyor. Daha sonra karşılıklı silahlar atılıyor ve birbirlerine “Nevruz’unuz kutlu, dölünüz hayırlı ve bereketli olsun” temennisinde bulunuluyor. O yıl 20 kuzu veya oğlağı olan sürü sahibi bir kurban kesiyor ve orada pişirilerek yeniliyor.
    Tahtacı Türkmenleri’nde Nevruz, “Sultan Nevruz” adıyla anılıyor. Eski Mart ayının 9. günü kutlanarak yaylalara çıkılıyor. Bununla ilgili olarak, halk arasında “Mart dokuzundan sonra dağlar misafir alır” deniliyor.
    Gaziantep ve çevresinde 22 Mart gününe “Sultan Navruz” adı veriliyor. Halk arasındaki inanca göre, Sultan Navruz güzel bir kızdır ve 21 Martı 22 Marta bağlayan gece batıdan doğuya doğru göç eder, bir başka inanca göre ise kuş kılığında uçan bir derviştir. Nevruz gecesi Sultan Navruz’un geçtiği saatte uyanık olanların bütün dileklerinin gerçekleşeceğine inanılıyor.
    Malatya’nın bazı köylerinde halk Nevruz’u “Kış Bitti Bayramı” olarak kutluyor.
    Ağrı ve çevresinde o gece gençler bir dilek tutarak kapıları dinleyip içerideki konuşmaları yorumlayarak niyetlerinin tutup tutmayacağını anlamaya çalışıyor. Bir başka uygulama, bekar bir delikanlı o akşam “tuzlu gılik” denilen tuzlu hamurdan yapılmış bir çöreğin yarısını yiyor ve su içmeden yatıyor ve rüyasında kendisine su veren kızla evleneceğine inanılıyor. Ertesi gün çöreğin diğer yarısını evin damına veya bacasına bırakıyor. Gelen bir karga çöreği kapıp hangi evin damında yerse o evin kızıyla evleneceğine, karga hiç bir evin damına konmayıp uzaklaşırsa uzaklardan biriyle evleneceğine inanılıyor.
    Giresun’da “Mart Bozumu” adıyla kutlanan Nevruz’da çevredeki akarsulardan su getirilip hayvanların üzerine serpiliyor.
    Edirne’de eski hasırlar yakılıp “mart içeri, pire dışarı” diyerek üzerinden atlanıyor.

    SOFRAYA “S” İLE BAŞLAYAN YİYECEKLER
    Özbekistan’da Nevruz sabahı yeni elbiselerini giyen halk, hazırladıkları halim, sümelek, samsa, çorba, pilav gibi yiyecekleri alıp kırlara çıkıyor. Sofralara “s” ile başlayan yedi yiyecek konuluyor.
    Türkmenistan’da hazırlıklarına bir hafta önceden başlanan Nevruz’da yeni yılı yeni elbiselerle karşılama adeti bulunuyor. Nevruz gününde ne kadar çok yiyecek hazırlanırsa yeni yılın da o kadar bereketli geçeceğine inanılıyor.
    Kazakistan’da her evin sofrasında ak olan yiyecekler, yeşillikler ve kırmızı et yemekleri bulunduruluyor. Nevruz’a özgü yemek “Nevruz koje” hazırlanıyor.
    Kırgızistan’da bahara giriş bayramı olarak kutlanan Nevruz’da açık renk elbiseler giyiliyor.
    Azerbaycan’da niyet tutanlar akşamları “kulak pustu”ya çıkıyor. Niyet tutup kapıyı dinliyor, eğer bu evden kötü söz gelirse niyetlerinin kabul olmayacağına, iyi söz gelirse kabu olacağına inanılıyor
    https://twitter.com/keyborsa_simurg

    Yorum

    • simurg
      Administrator
      • 10 Mart 2007
      • 9248

      #3
      NEVRUZ BAHAR BAYRAMIDIR
      !Prof.Dr Mehman MUSAOĞLU

      Avrasya'nın birçok bölgesinde her yıl Mart ayının 21-23. günleri. Nevruz Bayramı , olarak kutlanmaktadır. Türk Dünyasında ve Nevruz Bayramını kutlayan İslam ülkelerinde "yeni gün" anlamına gelen Nevruz 'un bir bayram olarak kökeni, dolayısıyla ortaya çıktığı tarihi mekan tartışmalıdır. Şöyle ki; Nevruz' un Ortadoğu'da, eski Mezopotamya'da ortaya çıktığı görüşü ileri sürülmektedir(www.bakupages.com/ 23.01.03). Ve söz konusu görüşten hareketle Nevruz un ortaya çıkışı, önce Zerdüştlük inancıyla ilişkilendirilmektedir. Sonra ise ona İslami bir boyut da verilmekte ve hatta Nevruz Bayramı, bir "bağımsızlık günü olarak da kutlanmaktadır" (www.alewiten.com/nevruz kavrami.htm# ftnl 23.01.03; A,sa 2000). Oysa herhangi bir semavi dine ve milli bağımsızlık hareketine bağlı olmayarak ortaya çıkan ve beş bin yıldır kutlanmakta olan Nevruz Bayramının Orta Asya'da daha , milat öncesinden konar göçer bir toplum olarak hayatlarını sürdüre gelen Türklerin kullandığı 12 hayvanlı takvim ile bağlantılı olduğu da herkesçe bilinen ve kabullenilen bir gerçektir. 12 hayvanlı takvimin ise, her şeyden önce tüm Avrasya'da kir ekonomisinin temellerini oluşturan, göçebe ve yerleşik yaşam tarzlarını bir arada sürdüre gelen ve buna bağlı olarak da doğaya; toprağa. suya, güneşe vb. çok yakın olan ve zamanında İslam öncesi Gök Tanrı inancını benimseyen Türklerce hazırlandığı varsayılmaktadır. Böylece Nevruz Bayramının bu uzun süre içerisinde çeşitli adlarla adlandırıldığı, ilkbaharın, hatta yazın ilk aylarının çeşitli günlerinde kutlanıldığı Nevruz Uygulamaları'nda ise, bölgesel farklılıklara ve yerel toplumsal isteklere bağlı olarak ayrı ayrı Nevruz mitolojilerinin, dini inançlarının, gelenek ve göreneklerinin geliştirildiği gözlemlenmektedir. Ama bütün bunlara rağmen, Nevruz Bayramının doğaya bağlı olan temel simgelerinin, her şeyden önce renklerinin ve doğanın canlanmasını gösteren diğer etkenlerinin yanı sıra, onda ifade olunan hayat ve insan sevgisinin de değişmediği ve bu etkenlerle iç içe yaşayarak süregelenlerin ise, söz konusu Bahar Bayramının tüm dünyaya yayılmasında daha etkili olduğu da vurgulanmalıdır.

      Bu bağlamda Nevruz Fay Hattı' nın Orta Asya'da kırıldığı ve Nevruzlun tüm dünyaya hem coğrafi, hem de kültürel olarak buradan yayıldığı düşünülmektedir. Bilimsel literatürde de bir "Bahar Bayramı olarak tanımlanan" (Seyidov 1990) Nevruz'un, tüm Türk Dünyasında çok geniş bir biçimde kutlanılması Nevruz konusunun ise, hem genel Türk mitolojisinde, hem de sözlü ve yazılı edebiyatımızda azami bir ölçekte yer alması da söz konusu görüşü desteklemektedir. Türk Cumhuriyetlerinde bağımsızlıktan hemen sonra Nevruz' un bir milli halk bayramı düzeyinde ilan edilmesi ve kutlanması ise söylenenlerin resmi bir kanıtıdırr.

      Azerbaycan'da Nevruz Günü Kız Kalası Önünde
      Yakılan Nevruz Ateşi(solda)
      https://twitter.com/keyborsa_simurg

      Yorum

      • simurg
        Administrator
        • 10 Mart 2007
        • 9248

        #4
        Devamı...

        Türk Dünyasında Nevruz Bayramı
        Türk Dünyasında Nevruz kutlamalarının içeriği ve ifade ettiği simgesel anlatım hemen hemen aynıdır. Fark yalnızca, çok geniş Türk dili konuşulan coğrafyada bayram kutlamalarının çeşitli uygulamalarında ortaya çıkar. Sözgelimi Azerbaycan' da Nevruz Bayramı yaklaştığında onun kutlanılması hazırlıklarına başlanır. 21 Mart'tan önceki haftanın son Çarşamba günü de özel Nevruz Arifesi olarak kutlanır. Ayın 21'inden başlayarak 3 gün bayram edilir. Genel törenler ise Nevruz Arifesi Çarşamba gününden başlar: Kosa-kosa, Papak Atma, Anabala, Diredöyme gibi ilginç halk oyunları vb. oynanır. Evlerden hediyeler alabilmek için kapıdan veya bacadan torba atmak veya ,şal sallamak, ateşin üzerinden atlamak, yumurta boyamak veya tokuşturmak, yeşil semeni, yani cücertilmiş buğday vb. Nevruz Bayramında ve önceki Çarşamba günlerinde yapılan Nevruz geleneklerindendir. Azerbaycan'da kutlanılan Nevruz Bayramlarında bir başka görülmeye değer olaylardan biri de Nevruz sofrasıdır. Nevruz sofrasında ne olmaz ki? Azerbaycan mutfağının en güzel yemekleri. Özellikle de pilavları! Parça döşeme pilav, Levengi pilavı vb. Aynı zamanda çeşitlili baklavalar, şekerbura, ,seker çöreği ,şor goğalı, bayram sofralarını, kent ve kasabalarda gezi ve dinlenme yerlerindeki köşkleri, mağaza vitrinlerini bile süsler.

        Nevruz Bayramı Kazaklarda 21 Mart'tan itibaren büyük bir coşkuyla kutlanır. Nevruz'dan önce evler temizlenir, herkes en iyi elbiselerini giyer, koyun, sığırr, deve ve at keser. Büyük kazanlarda köce (katı peynir, buğday, darı gibi yedi çeşit gıdadan oluşan çorba) adı verilen Nevruz çorbası içilir. Kökpar (Gök Börü oyunu), kız kuvuv (Kızın erkeği kovalaması oyunu), böyge (At yarışı), güreş, canbı almak, gümüş almak vb. sportif ve halk oyunları oynanır.
        Nevruz Bayramından beş altı gün önce, her Türkmen ailesi eşyalarını dışarı çıkarıp temizleyerek hazırlığa başlar. Evlerdeki temizlik insanlarda da görülür. Yeni yılı temiz karşılamak için yıkanmak da şarttır. Bir başka hazırlık da, yeni yılı yeni giysi ile karşılamaya yöneliktir. Eğer dikkat ederseniz, Türk halkları içerisinde kendi milli giysileriyle en fazla farklılık gösteren de Türkmenlerdir. Burada rahmetli Türkmen profesörü dostum Kumman Sarıyev'in bir özdeyişini söylemeden edemiyorum. Rahmetli biz bir araya gelince hep şöyle derdi: "Azerbaycanlıların dili, Türkmenlerin giysisi, Özbeklerin takkesi."

        Özbeklerde Nevruz sofrasına "s" harfi ile başlayan yedi tür yemek koyma geleneği vardır. Bu bayram yemekleri; "samsa, sebzi, seb, sümelek, sedana, sevyağ ve süt"ten oluşur. Yine bu sofraya "s" harfi ile başlayan yedi tür baharat koymak şarttır. Bunlar; "sebzi, sepand (taşbagatal), sib (elma), sir (sarımsak, piyaz), sirke, seter (taşçöp), sumah (tatum)" tohumlarından çıkan baharattır. Nevruz Bayramı kutlamalarında, Özbeklerde ve Uygurlarda en çok ilgi çeken Nevruz sofrasının zenginliği, çeşitli yemekve tatlıların hazır bulunmasıdır. Bu ise düşüncemize göre erken yerleşik Türk kültürünün bir belirtisi olsa gerek.

        İşte, halkların büyük göçünden önceki erken göçebe yerleşik Türk kültürünü oluşturan tüm unsurlar (Atla oynanan çeşitli sportif oyunlar, dilek bildirmeye bağlı olan en eski gelenekler, renkler ve onların anlamlan vb.) ve İslamiyet'in kabulünden sonraki genel Türk mutfağı ve halk tiyatrosu oyunları ve büyük Avrasya coğrafyasındaki insanların yaşamsal geleneklerinin her sene Nevruz'da canlandırılması; Nevruz'un bir halk bayram düzeyinde bütün Türk Dünyasınsa büyük bir coşku ile kutlanmasının temel nedenidir. Bundan başka ifade kullanım unsurları erken göçebe yerleşik kültürünün yanı sıra, İlk Türk Ön Türk mitolojisine kadar uzanan Nevruz kutlamalarındaki temel bayram simgelerinin renklerine de bir dikkat edin: Yeşil semeni, kırmızı boyanmış yumurta, çeşitli kırmızı, sarı, mavi giysiler vb. İşte kıtmızı, sarı, yeşil, mavi ve beyaz gibi renklerin anlam ve görüşlerinin bugün şu veya bu biçimde bağımsız Türk Cumhuriyetleri bayraklarına yansıması da Nevruz' un bütün dünya Türklerinin bayramı olduğunu ifade eden tipik bir örnektir. (Musa oğlu 2002).
        https://twitter.com/keyborsa_simurg

        Yorum

        • simurg
          Administrator
          • 10 Mart 2007
          • 9248

          #5
          devamı....

          Sözlü ve Yazılı Edebiyatımızda Nevruz Bayramı

          Nevruz Bayramı konusu, her şeyden önce genel Türk mitolojik düşüncesinde (Eski Türklerin Ergenekon'dan çıktığı mitolojik gün olayıyla; Şaman, Hızır, Toprak Ata, Su Ana. Kurt vb. mitleriyle) geniş yer almaktadır. Bunun yanı sıra Nevruz Bayramı, Türk halkları edebiyatında bir konu olarak daha ilk ansiklopedik Türk lügati olan Divanu Lügatiti't-Türk'te işlenmiştir. Türk halklarının Nevruz bayramına bağlı olarak gelişen hem etnolojik, hem de milli özellikleri ise, eski Türk şiirinin temel şekillerinden biri olan tirada (monolog) biçimindeki ritmik tonlama ile ve tekrarlanan sözdizimsel paralellikle sıralanan Nevruz şarkılarında ifade olunmaktadır. Sözgelimi Azerbaycan Türkçesinden:
          Heceler, hüceler
          Uzanır gündüzler,
          Gısalır geceler,
          Sallanar torbalar bacadan.
          Uşaglar pay ister ucadan
          - Hanım bacı dursana
          Torbanı doldursana
          Gonağı yola salsana
          Torbaya payı salsana
          Verenin oğlu olsun.
          Vermeyenin kor gızı.

          Irak'ta yaşayan Türkmenlerin hoyratlarından:

          Baharda
          Güller açar baharda
          Men bir güzel seçmişem
          Bu baharda, o harda?

          Ritmik tonlama ve sözdizimsel paralellere göre sıralanan; aliterasyonlu, hece ölçülü şiirde Nevruz konusunun en güzel işlenişine, Türk halkları edebiyatından örnek olarak Memmedhüseyin Şehriyar'ın "Heyder Baba'ya Selam' manzumesi gösterilebilir.



          Nevruzun sembolü semeniler,Nevruz Günü Meydana Dizilimektedir(üstte)
          İşte söz konusu tüm Nevruz gelenekleri; çocukların duygu ve düşünceleri, insanların sevinç ve heyecanları, dolayısıyla Azerbaycan Türk mentalitesinin etnolojik ve milli özellikleri, şiirsel halk öyküsünün en güzel anlatımı olarak, büyük ,sairin "Heyder Baba'ya Selam" manzumesinde ebedileştirilmiştir. Örneğin:

          Şal istedim men de evde ağladım.
          Bir şal alıp tez belime bağladım,
          Gülamgile gaçdım şalı salladım,
          Fatma hala mene çorap bağladı.
          Hannenemi yada sahip ağladı.
          Veya:

          Bayram idi gece kuşu ohurdu
          Adaklı gız bey çorabın tohurdu
          Herkes şalın bir bacadan sohurdu
          Ah ne gozeL hayda hayda şal sallamak,
          Bey şalına bayramlığın bağlamak (Musaoğlu 2002).

          Nevruz konusu, Türk divan edebiyatında da işlenilmiştir. Sözgelimi Türk büyüklerinden biri olan Türkmen şairi Mahtumkulu'nun şiirinde de Nevruz konusu ele alınmaktadır:

          Gelse Novruz aleme, reng kılar cahan
          peyda
          Ebrler ovaz urup, dağ kılar duman
          peyda,
          Bicanlar cana gelip, açarar zıban peyda
          Goğermedik gayalar, göğerip zovan
          peyda

          Nevruz Semenileri,
          Karanfiller ve Yiyecekler(solda)


          Sonuç

          Bugün Nevruz olarak adlandırılan Bahar Bayramı, bağımsız ve özerk Türk Cumhuriyetlerinin, Topluluklarının yanı sıra İslam aleminde ve hemen hemen tüm Avrasya'da çok geniş bir coğrafyada kutlanmaktadır. Türkiye'de de soğuk savaş tehlikesi sona erdikten ve Dogu bloku çöktükten sonra Nevruz Bayramı, yüksek bir düzeyde kutlanılmakta ve her yıl söz konusu bayrama ilişkin çeşitli etkinlikler, sempozyumlar ve Nevruz bilgi ,şölenleri düzenlenmektedir. (Nevruz ve Renkler 1996).
          Dünyanın diğer bölgelerinde de baharın gelişi, dolayısıyla doğanın canlandığı ilkbahar döneminin bir bahar bayramı olarak kutlanması yaygın hale gelmiştir. İşte bu bakımdan da diyoruz ki:
          Nevruz, bahar bayramıdır! Nevruz, küreselleşen ve giderek bütünleşen dünyada Avrasya'nın ortak bayramıdır.
          https://twitter.com/keyborsa_simurg

          Yorum

          • simurg
            Administrator
            • 10 Mart 2007
            • 9248

            #6
            devamı...

            Kaynakça
            l.www.bakupages.com/ 23.01.03

            2.www.alewiten.com/nevruzkavrami.htm#_ftnl 23.2003; Aşa 2000

            3. Aşa, Hatice Emeli; 2000. Türklerde Takvim Ihtiyacı ve Nevruz, Yeni AvrasyaDergisi, Mart-Nisan.

            4. Seyidov. Mireli; 1990. Yaz Bayramı, Bakı, Gençlik.

            5.Musaoğlu,Mehman; 2002, Türkolojinin Çeşitli Sorunları Üzerine Makalelerİncelemeler, T.C. Kültür Bakanlığı Yayınları Ankara.

            6.Musaoglu. Mehman :2002, Azerbaycan'da Nevruz Bayramı ( II Makale), Bllkent Üniversitesi Bölge Ülkeleri Kurs Programları Direktörlüğü, s 5-9

            7. Nevruz ve Renkler; 1996. Türk Dünyasında Nevruz İkinci Bilgi Şöleni Bildirileri,Ankara,19-21 Mart 1996, Yayına Hazırlayanlar :Prof Dr. Sadık Tural-Elmas Kılıç ,Ankara


            https://twitter.com/keyborsa_simurg

            Yorum

            • simurg
              Administrator
              • 10 Mart 2007
              • 9248

              #7
              Yeşil - Sarı - Kırmızı Renklerin Türk Kültür ve Tarihinde Yeri

              Yeşil - Sarı - Kırmızı Renklerin Türk Kültür ve Tarihinde Yeri
              GÖKTÜRKLERDE YEŞİL-SARI-KIRMIZI RENKLER

              1935''de, Altay'larda; VII-XI. asırlarda yaşamış Türk beylerinin mezarlarında yapılan kazılarda; yeşil, sarı, kırmızı ipekli elbise giydirilmiş cesetlerin bulunması, bu üç rengin Türklerde milli olduğu kadar dini değeri de haiz bulunduğunu göstermektedir.(belleten Sayı 43, 1947)

              SELÇUKLULARDA YEŞİL-SARI-KIRMIZI RENKLER


              ABDÜLCELİL EL KAZVİNİ DİYOR Kİ:

              Büyük Selçuklu İmparatorluğu'nun bayrağı de yeşil-sarı-kırmızı idi. 1110-1189 yıllarında yaşayan İranlı büyük alim Abdülcelil el Kazvini (Hicri 556-560) (Miladi 1161-1165) yıllarında yazdığı Kitab'un Nakz adlı eserinin konu ile ilgili 608. sayfasında söyle diyor:

              YAZININ ASLI
              YAZININ TERCÜMESİ: "Selçukluların melikleri ve sultanları eğer yüzbin asker toplarlarsa, siyah Sancak askerlerde bulunmazdı; yeşil, sarı ve kırmızı Sancak bulundururlardı.

              OSMANLILARDA YEŞİL-SARI-KIRMIZI RENKLER

              Osmanlı İmparatorluğu ordularında da Sancaklar, Bayraklar ve Tuğlar Yeşil-Sarı-Kırmızı renkleri taşımışlardır.




              https://twitter.com/keyborsa_simurg

              Yorum

              • simurg
                Administrator
                • 10 Mart 2007
                • 9248

                #8

                Atatürk'ün huzurunda Ankara'da yapılan bir Nevruz Töreni - 21 Mart 1922
                https://twitter.com/keyborsa_simurg

                Yorum

                • simurg
                  Administrator
                  • 10 Mart 2007
                  • 9248

                  #9

                  Türk Dünyası Nevruz'u yıllardan beri, renkli elbiseleri, coşkulu kutlamaları ve ümit bağladıkları dilekleriyle karşılıyorlar.
                  https://twitter.com/keyborsa_simurg

                  Yorum

                  • GURBETCI
                    Yeni üye
                    • 16 Mart 2007
                    • 1

                    #10
                    Maalesef Günümüz Türkiyesinde Nevruz....

                    Dünya türklügünün binlerce yildir coskuyla kutladigi nevruz günümüz türkiyesinde
                    maalesef bölücü vatan hainlerinin devlete meydan okumasi sekline dönüstürülmüstür devletin hesap sormasi gereken hainlerin devletten hesap sormasi günü olarak gündemimize yerlesmesinden son derece üzüntü duyuyor ve olanlara seyirci kalan ve hainleri cesaretlendiren günümüz hükümetini kiniyorum.

                    Yorum

                    • simurg
                      Administrator
                      • 10 Mart 2007
                      • 9248

                      #11
                      Hayatın içinden+Simurg+

                      Türkiye'de ne kadar Türk yaşıyor?Toplam 73 milyon olan Türkiye nüfusunun 55 milyon 484 bini etnik
                      olarak Türk.

                      22.03.2007 11:01
                      Yaklaşık 50 bin kişi ile yüz yüze görüşme yapılan araştırmada, yaygın kullanılan adlandırmalar yerine halkın kendini nasıl bildiği, nasıl tanıtmak istediğinin belirlenmesine önem verildi. Bunun için, kimliğe dair sorularda deneklere seçenek sunulmadı ve herhangi bir yönlendirme yapılmadı.

                      100'ün üzerinde yanıt

                      Anketörlerden, kişilerin kendi verdikleri ilk cevabı anket formlarına yazmaları istendi. Denekler bu soruya 100'ün üzerinde farklı cevap verdi. Daha sonra bu cevapların benzerlikleri ve sıklıkları incelenerek istatistikî anlam ifade eden belli gruplar oluşturuldu.
                      Araştırmanın en merak edilen bulgularından birisini ortaya koyan soru şöyle formüle edildi:
                      "Hepimiz Türk vatandaşıyız, ama değişik kökenlerden, yörelerden olabiliriz; siz kendinizi, kimliğinizi ne olarak biliyorsunuz veya hissediyorsunuz?"
                      Yandaki tabloda deneklerin cevaplarına göre oluşturulan kimlik grupları ve bu gruplardaki kimliklerin söylenme oranları yüzde olarak yer alıyor.

                      https://twitter.com/keyborsa_simurg

                      Yorum

                      • simurg
                        Administrator
                        • 10 Mart 2007
                        • 9248

                        #12
                        devamı

                        Yetişkinler etnik olarak kendini nasıl tanımlıyor?

                        Anadil kontrolüyle sağlanan dolaylı bilgininde katılmasıyla ortaya çıkan tabloda Türkiye'de yetişkinlerin (18 yaş ve üstündekilerin) etnik kimliklerin dağılımı, yüzde 78.1 Türk, yüzde 13.4 Kürt, yüzde 1.5 "Laz" ve "Türkmen" gibi yerel kimlikler, yüzde 0.1 Asya Türkü, yüzde 0.3 Kafkas kökenli, yüzde 0.2 Balkan kökenli, yüzde 0.4 göçmen, yüzde 0.9 Müslüman Türk, yüzde 0.2 Alevi, yüzde 0.3 "Türkiyeliyim, dünyalıyım" vs. diyenleri ifade eden genel tanımlayan, yüzde 0.7 Arap, yüzde 0.1 gayrimüslim, yüzde 0.03 Roman, yüzde 0.05 diğer ülkelerden ve yüzde 3.8 TC vatandaşı şeklindedir.
                        Araştırma 18 yaş üstü kişilerle yapıldığı için, bu yüzdeler etnik kimliklerin sadece yetişkin nüfus içindeki oranlarını gösteriyor. Türkiye İstatistik Kurumu'nun 2006 yılı nüfus tahminine göre 48 milyon 709 bin kişi olan yetişkin nüfus içinde örneğin Türklerin nüfusu 38 milyon 43 bin, kendini Kürt olarak tanımlayanların nüfusu 6 milyon 524 bindir.
                        Tabloda ham veriye göre etnik dağılım, yukarıda özetlediğimiz düzenlemeyle ortaya çıkan dağılım ve etnik kimliklerin yetişkin nüfusları özetlenmiştir. Ancak yüzde 1'den düşük olan gruplarda hata payının yüksek olduğu dikkate alınmalıdır.


                        https://twitter.com/keyborsa_simurg

                        Yorum

                        • simurg
                          Administrator
                          • 10 Mart 2007
                          • 9248

                          #13
                          devamı

                          Nüfusun yüzde 15.6'sı Kürt

                          Kendisini 'Kürt' ve 'Zaza' olarak tanımlayan yetişkinlerin toplam nüfusa oranı yüzde 13.4. Ancak 18 yaş altındaki nüfusun eklenmesiyle yüzde 15.68'e çıkan bu oran 11 milyon 445 bin kişiye denk düşüyor



                          Yetişkinlerden elde edilen etnik kimlik dağılımı, toplam 72 milyon 975 olan tüm Türkiye nüfusunda görülmek istenirse, 18 yaş altındakileri elde edilen verilere orantılı olarak eklemek gerekir.
                          Türkiye genelinde "her 66 yetişkin için 33 çocuk" varken, doğurganlık oranları daha yüksek olduğu bilinen Kürtler için bu oran farklıdır. Araştırmadaki hane halkı sayısı bilgisine, illerin nüfus artışlarına ve yaş grubu dağılımlarına dayanarak Kürtlerde bu oranın "her 53 yetişkin için 47 çocuk" şeklinde olduğunu temel bir kabul olarak dikkate almak doğru olacaktır. Bu durumu dikkate alan yaklaşımla yapılan çalışmada tüm Türkiye nüfusu içinde Türklerin yüzde 76.03 ile 55 milyon 484 bin, Kürt ve Zazaların yüzde 15.68 ile 11 milyon 445 bin, diğer etnik gruplar toplamının da yüzde 8.3 ile 6 milyon 46 bin kişi olduğu hesaplandı.
                          Yetişkinlerin cevaplarına göre yüzde 13.4 olan Kürt-Zaza nüfusun oranı, 18 yaşın altındakilerin eklenmesiyle yüzde 15.68'e ulaştı.
                          Türkiye'de Kürt ve Zazaların nüfusu için 7 ile 25 milyon arasında değişen tahminler yapılmıştır. Bu tahminler karşısında KONDA, 2006 ortalarında Türkiye'de yaşayan Kürt-Zaza (çocuk, genç ve yetişkinler toplamının) nüfusu için yaptığı son araştırma ve TÜİK verilerine dayanarak bulduğu 11 milyon 445 bin sayısının daha gerçekçi olduğu kanısındadır.
                          KONDA'nın 1993'te İstanbul'daki kimliklere dair yaptığı araştırmada "Hepimiz Türk vatandaşıyız, ama değişik kökenlerden de olabiliriz. Siz kendinizi ne olarak hissediyorsunuz?" sorusuna yüzde 25.15 oranında "Müslüman" ve "Müslüman Türk" cevabı verilmişti. Şimdi bu oranın yüzde 1.02 düzeyinde kaldığı görülüyor.
                          Biri İstanbul, diğeri Türkiye örneklemine göre hazırlanmış olsa da oldukça büyük olan bu farkın sebebi, 1993 araştırmasında din ve mezhebe dair soru sorulmamış olmasıdır. Bu araştırmada ise kimliğe dair olan bu sorudan hemen önce din ve mezhepler ile ilgili sorular yöneltilmiştir.
                          Diğer bir deyişle, görüşülen kişiler dinleri ve mezhepleri ile ilgili bilgi verdikten sonra kendilerini ait hissettikleri kimlik için dini aidiyet dışında bir aidiyet sorulduğunu anlayarak ya da bilerek cevap vermişlerdir.
                          Böyle anlaşılması, etnik yapının değerlendirilmesi açısından yararlı olmuştur. Din ve mezheple ilgili sorulardan sonra kimliğini 'Alevi' olarak belirtenler ayrı bir kimlik grubu olarak tabloya eklenmiştir. Bu hususun, Aleviliğin tanımına ilişkin tartışmalara ışık tutabileceğini sanıyoruz.
                          https://twitter.com/keyborsa_simurg

                          Yorum

                          • simurg
                            Administrator
                            • 10 Mart 2007
                            • 9248

                            #14




                            Etnik kimlik saklanmıyor

                            Etnik kimlikle ilgili soruya cevap vermeyenlerin oranı, tüm diğer sorular gibi yüzde 2-3 oranında çıktı. Bu oran, halkın kimliklerini açıklamada temelde bir sorunu olmadığını gösteriyor.
                            Ancak yine de Güneydoğu veya Kürt sorununun devam ettiği bir ortamda kimliklerini açıkça söylemekten çekinen kişiler olabileceğinden, araştırmada kişilerin etnik kimlikleriyle ilgili dolaylı olarak bilgi sağlayan verileri de incelemek gerekti. Bunun için, kimliğin önemli unsurlarından olan anadili bir gösterge olarak alıp etnik kimliklerde buna göre düzenleme yapıldı.
                            Örneğin anadili Arapça olup da kimliğini "Türk" olarak belirtmiş olan kişiler "Arap" olarak değerlendirildi ve buna göre yeni yüzdelere varıldı. Böylece "Müslüman", "TC vatandaşı" gibi etnik kimlikle ilgisiz cevap verenlerin etnik kimliğini daha doğru tespit etme fırsatı elde edildi.
                            Başat dil ve başat kimliğin aleyhinde görünse de bu düzenlemenin bizi etnik kimlikler konusundaki gerçekliğe daha fazla yaklaştırdığı söylenebilir.

                            TÜRKİYE'NİN YÜZDE 85'İ 'ANADİLİM TÜRKÇE' DİYOR

                            Anadil ile kimlik karşılaştırması, kimliklerin tutarlı belirlenmesinde önem taşıyor. Türkiye'de oturanların yüzde 85'inin anadili Türkçe... İkinci sırada yüzde 13 ile Kürtçe-Zazaca geliyor


                            Araştırmada, deneklerin anadilleri ve konuştukları dilleri belirlemek amacıyla iki ayrı soru soruldu.
                            Bu sorular, "Anadiliniz hangisidir, yani annenizden öğrendiğiniz konuşma diliniz hangisidir? ve "Aile içinde günlük yaşamda hangi dil kullanılmaktadır?" ifadesiyle deneklere yöneltildi.
                            Bu sorulara alınan cevaplara göre, Türkiye'de oturanların yüzde 85'inin anadili Türkçedir. İkinci sıradaki anadil yüzde 13 ile Kürtçe-Zazaca, üçüncü sıradaki anadil yüzde 1.38 ile Arapçadır.
                            Aralarında yakın bir ilişki bulunan anadil ile kimlik karşılaştırması, kimliklerin tutarlı belirlenmesinde önem taşıyor.
                            Araştırmamızda, kimliğini "Türk" olarak söyleyenlerin bir kısmı (yüzde 4.08'i) anadilinin Kürtçe olduğunu söyledi. Ayrıca, kimliğini "Kürt" ya da "Zaza" olarak belirtenlerin yüzde 8.82'si anadilinin Türkçe olduğunu belirtti.
                            Kimliğini "TC vatandaşı" olarak ifade edenlerin yüzde 14'ünün anadili Kürtçe-Zazacadır. Anadili Kürtçe olanların içinde kendisini "Türk" olarak tanımlayanlar, başka bir deyişle asimile olanlar bulunduğu bir gerçektir. Ancak etnik kimliklerin bu çelişkiler giderilerek tespit edilmesi gereği açıktır. Kimlik kısmında bazı kabullerle bu yaklaşım uygulanmıştır.
                            Aşağıdaki tablolarda, birbirleri içine giren kimlikler, anadillerin kimliklerin arasına sıkışması, erimesi görülmektedir.
                            https://twitter.com/keyborsa_simurg

                            Yorum

                            • simurg
                              Administrator
                              • 10 Mart 2007
                              • 9248

                              #15
                              https://twitter.com/keyborsa_simurg

                              Yorum

                              Working...
                              X

                              Debug Information