Ne olması bekleniyordu ki? Yapı denetim firmalarına denetim işi yüklendi, onlar ne yaptılar, yeni mezun olmuş mühendisleri getirip denetim işinde çalıştırdılar deneyim yeterliliğine sahip mühendislerin diplomalarını kiraladılar onlara haftada 1 kez hiç görmediği yapıları "denetledim, tamamdır, iyi olmuş, güzel olmuş, oh olmuş" diye imza attırdılar, şakır şakır paralarını saymakla meşgul oldular. Ne beton testleri yaptılar, ne donatı kontrolü yaptılar, ne statik durumunu kontrol ettiler ne de temellerin zemine uyumluluğunu araştırdılar. Beton sulanmış mı, sulanmamış mı, yanmış mı kimin umrunda. Beton kaliteli mi kaliteli. OooooOOOoo süper, iyi de sulanmadı. Olsun beton kaliteli. E sulanmazsa yanar. Olsun beton kaliteli 
Depremde hasar görüp kullanılabilir ama güçlendilirse diye rapor tutan torpilci şaklabanların yaptığı kuvvetlendirmeden bahsediyorum. Duvardaki çatlaklara alçı çekilmesiyle oldukça kuvvetlenen(!) tabladaki ya da kolon kirişteki çatlaklara bişey olmaz onlara da alçı çektik bak sağlam oldu diyerek binalara oturulur raporu verildi sonra binamız kuvvetlendi haydi oturalım, hatta oturmayalım zıplayalım diye zıpır zıpır zıplayanların kafasına geçip yerin dibine giren binaların mezar olduğunu da izledik televizyonlarda.
Öbür tarafta köprüler ve viyadükler üzerinde dönen dolapları anlatsam heralde kafayı sıyırırız. Yüklenici firma hata yapmış hatası bariz ortada. Yıkılıp yeniden yapılması gerekir. Ne yaptılar, gittiler üzerini fayansla kaplayıp estetik görünümlü bir hal verdik ayaklarına hatalarını gizlediler.
Tuttular bir ara kat mülkiyeti olayı çıkardılar ki evlere şenlik. 30 hak sahibinin 1 tanesi gelmesin 29 tanesi boşuna kürek çeker. O hikayeyi hazırlayanın hangi akla hizmet böyle bir şey yaptığını anlayabilene bravo. Kimya mühendisine mi hazırlattılar nedir!
İstediğin kadar kanunlarla korumaya çalış sen. Adamların zihniyeti değişmedikçe kanunun mutlak bir açığı bulunur ve afiyetle yutturulur. Depremden ders aldık ne dersi biliyor musunuz; deniz kumunun içindeki deniz kabuklarını elemeyi öğrendik. Yeni bir deprem olurda ev yıkılırsa beton içindeki deniz kabukları delil oluşturmasın diye. Gene bizim beton helva gibi dağılmış kimin umurunda.
-Deniz kabuğu var mı deniz kabuğu?
-Yok abicim ne deniz kabuğu.
-Hmmm o zaman yapı sağlam.

Depremde hasar görüp kullanılabilir ama güçlendilirse diye rapor tutan torpilci şaklabanların yaptığı kuvvetlendirmeden bahsediyorum. Duvardaki çatlaklara alçı çekilmesiyle oldukça kuvvetlenen(!) tabladaki ya da kolon kirişteki çatlaklara bişey olmaz onlara da alçı çektik bak sağlam oldu diyerek binalara oturulur raporu verildi sonra binamız kuvvetlendi haydi oturalım, hatta oturmayalım zıplayalım diye zıpır zıpır zıplayanların kafasına geçip yerin dibine giren binaların mezar olduğunu da izledik televizyonlarda.
Öbür tarafta köprüler ve viyadükler üzerinde dönen dolapları anlatsam heralde kafayı sıyırırız. Yüklenici firma hata yapmış hatası bariz ortada. Yıkılıp yeniden yapılması gerekir. Ne yaptılar, gittiler üzerini fayansla kaplayıp estetik görünümlü bir hal verdik ayaklarına hatalarını gizlediler.
Tuttular bir ara kat mülkiyeti olayı çıkardılar ki evlere şenlik. 30 hak sahibinin 1 tanesi gelmesin 29 tanesi boşuna kürek çeker. O hikayeyi hazırlayanın hangi akla hizmet böyle bir şey yaptığını anlayabilene bravo. Kimya mühendisine mi hazırlattılar nedir!
İstediğin kadar kanunlarla korumaya çalış sen. Adamların zihniyeti değişmedikçe kanunun mutlak bir açığı bulunur ve afiyetle yutturulur. Depremden ders aldık ne dersi biliyor musunuz; deniz kumunun içindeki deniz kabuklarını elemeyi öğrendik. Yeni bir deprem olurda ev yıkılırsa beton içindeki deniz kabukları delil oluşturmasın diye. Gene bizim beton helva gibi dağılmış kimin umurunda.
-Deniz kabuğu var mı deniz kabuğu?
-Yok abicim ne deniz kabuğu.
-Hmmm o zaman yapı sağlam.
İhtilal davul zurnayla gelmişti adeta. Peşinden de artan sıkıyönetim baskısı, tutuklamalar, işkence, eziyet. Şimdilerde Diyarbakır Cezaevi'nde yaşanmış yürek parçalayıcı hadiseler hatırlatılıyor. Ama o dönemde Ankara'da yani Mamak'ta, İstanbul'da Balmumcu'da yaşanan tablolar da ondan pek farklı değildi. İşte Radikal'den Avni Özgürel'in yazısı
Yorum