Eger sitemize yaptığınız ilk ziyaretiniz ise, Lütfen öncelikle Yardım kriterlerini okuyunuz. Forumumuzda bilgi alışverişinde bulunabilmeniz için öncelikle Kayıt olmalısınız. Üye olmayanlar forumumuzda hiçbir şekilde aktivite uygulayamaz; Konu açamaz, Mesaj yazamaz, Eklenti indiremez, Özel mesajlasamaz. Forumumuzu tam anlamıyla kullanmak için üye olabilirsiniz...
birde benden tavsiye kendinizi çok kötü hissediyorsanız her şey üstünüze üstünüze geliyorsa ne yapacağınızı bilemiyorsanız depresyondaysanız hayat çekilmez bir hal almaya başlamışsa her ay düzen li olarak en yakınınızdaki büyük bir hastanenin acil servisine gidin 30 dakika sadece etrafı izleyin.sonra evinize gidip uyuyun
birde benden tavsiye kendinizi çok kötü hissediyorsanız her şey üstünüze üstünüze geliyorsa ne yapacağınızı bilemiyorsanız depresyondaysanız hayat çekilmez bir hal almaya başlamışsa her ay düzen li olarak en yakınınızdaki büyük bir hastanenin acil servisine gidin 30 dakika sadece etrafı izleyin.sonra evinize gidip uyuyun
Beterin beteri her zaman vardir.... Sükretmeyi bilmeyen sadece zavallidir der gecerim....
Cok dogru bir noktaya deginmissiniz... Kutlarim...
hastanenin acil bolümünede gerek yok hastaneye gitmek yeterli hic unutmuyorum 15 gün kalmıstım hastanede refakatcı olarak her gün dua ediyordum sükrediyordum inanılmaz vakalar gordüm orda ALLAHIM sana sükürler olsun dedim
Bir iş için mülakata alındınız ve size cevabı yanlış ya da doğru olmayan bir soru sordular. Sadece göstereceğiniz refleks önemli. İşte o soru ve cevabı
Japonya’da saygın bir firmada yönetim, işe girmek isteyenlere bir soru sormuş ve soruya uygun cevabı veren kişiyi de işe almışlar.
Sorunun ilginçliği bu sorunun doğru ya da yanlış cevabının olmaması…
Yağmur bulutları apaçık çok şiddetli bir fırtınanın gelmekte olduğunu söylüyor.
Karanlık yağmurlu bir gece, şimşekler çakıyor, gök gürlüyor, tam bir fırtına var ve siz arabanızla gece saat 02.00′da yoldasınız.
Genelde tek başınıza yolculuk yapıyorsunuz ve o akşam da öyle yaparak ıssız bir yolda ilerlemeye başladınız…
Arabanız iki kişilik. Ve ileride bir otobüs durağı görüyorsunuz.
Arabanızla otobüs duraklarının yanından geçerken oracıkta bekleyen insanlar sizi hep hüzünlendirmiştir oldum olası…
Çünkü otobüs durakları size geçmişinizi hatırlatmaktadır…
Ve işte o yağmurlu ve fırtınalı gecede otobüs durağına yaklaşınca 3 kişinin beklemekte olduğunu fark ettiniz.
Bunlardan; Birincisi bir doktor. Sizi daha önce geçirdiğiniz kalp krizinden kurtarmış.
İkinci kişi, çok yaşlı ve neredeyse ölmek üzere olan birisi.
Üçüncüsü ise, hayatınızın rüyası, her zaman tanışmak istediğiniz birisi…
Hava gittikçe kötüleşiyor ve arabanızda sadece bir kişilik yer var.
Böyle bir durumda siz olsaydınız ne yapardınız?
Hemen cevap vermeniz gerekmiyor. Düşünün unutmayın doğru ya da yanlış cevap yok. Sizin tercihin önemli sadece…
Görüşmeye girenlerin cevapları şöyle olmuş:
A) Hasta adamı en yakın hastaneye götürelim.
B) Doktor daha önce hayatımı kurtardığı için onu alırdım.
C) Manen düşünürsem tabii ki hasta adamı alırdım ama kendi geleceğimi ve hayatım için her zaman tanışmayı arzuladığım bu kadını arabaya alırdım.
Görüşmeye katılanların yüzde 90′ı aynı cevabı vermiş; “Yaşlı adamı alırdım”
Ama bir kişi farklı bir cevap vermiş ve o kişiyi işe almışlar…
İşte işe aldıran o cevap: Arabadan inip anahtarı doktora veririm, doktor benim hayatımı kurtardığı gibi yaşlı adamı da hastaneye yetiştirip hayatını kurtarabilir. Böylece ben de hayatımın insanıyla otobüs durağında baş başa kalır onu tanıma fırsatını yakalarım.
Bu çok düşünülmeyecek bir cevap değil ama insanoğlu bencildir ve hiç kimse arabasını vermeyi düşünememiş. Ya siz?
SELÂMDAKİ İNCELİK
Muzaffer Ozak Hoca’nın sahaflar çarşısındaki dükkanına giren bir genç:
- Selâmunaleyküm babalık… diye selâm verince, hazret selâmı alır:
- Aleykümselâm kurukalabalık
HAYATI SEYRETMEK
Yazar Kazancakis, bir ihtiyara “neye bakıyorsun?” diye sorduğunda, ihtiyar adam gözlerini akan sudan ayırmadan şu cevabı verir:
- Hayatıma oğlum, akıp giden hayatıma.
ÖRTÜNMEK İÇİN GİYİNMEK!
İngiltere Kralı George ile görüştüğü sırada, Gandi’nin üzerinde her zamanki gibi beyaz örtüsü varmış.
Davetten çıkınca, bir gazeteci sormuş:
- Kıyafetiniz, bir kralla buluşmak için yeterli miydi?
Gandi, hiç aldırmadan cevap vermiş:
- Kral, ikimize de yetecek kadar giyimliydi
AT NALI UĞUR GETİRİR Mİ?
Kadıköy Camiinde vaaz vermekte olan Osman Demirci Hoca’ya:
- Hocam, diye sormuşlar. At nalını evimizin kapısına asarsak uğur getirir mi?
- Demirci Hoca:
- Zannetmiyorum , diye cevap vermiş. O nallardan her atta dört tane var ama, bütün gün kamçı yiyip duruyorlar
ADAMA GÖRE
İncili Çavuş, Osmanlı elçisi olarak Fransa Kralına gönderildiğinde, elbiselerinin bazı yerlerinde yama varmış.
Kral, bunları görünce dayanamayıp:
-Bana senden başka gönderecek adam bulamadılar mı? diye sorunca, İncili Çavuş:
-Osmanlılar, adama göre adam gönderirler, cevabını vermiş. Beni de sana göndermelerinin hikmeti bu olsa gerek
HUZUR
Zeynel Âbidin Hazretleri abdest alırken sapsarı kesilirdi. Sebebini sorduklarında şu cevabı verdi.
- Kimin huzurunda durduğumu düşünürseniz, sebebini anlarsınız
NOKTASI KAİNATA BEDEL
Bir kabilenin ileri gelenleri, Hz. Ömer’e başvurarak:
-İslam’ı bir şartla kabul ederiz, demişler. Kur’an’ın şu ayetindeki filan harfin üstünde bulunan nokta, alta gelirse. Yani “nun”, “be” olursa.
Ömer-ül Faruk cevap vermiş:
-O noktaya bir çengel assanız da çengelin ucuna kainatın bütün ağırlıklarını bağlasanız, yine o noktayı aşağı indiremezsiniz
Japon kültürü her daim ilgimi cekmistir... Derin ve hos, bir o kadarda sert gercekten ilgiyle arastirilacak bir kültür... Türklerle aralarindaki benzer yönleri ise yabana atilmayacak derecede neredeyse...
10 yaşındaki bir çocuğun babasına sigarayı bıraktıran mektubu......
SEVGİLİ BABACIĞIM
Seni çok seviyorum. Senin gibi olmak senin gibi giyinmek senin gibi yemek içmek istiyorum. Her zaman demez miydin; "Aslan çocuğum nasıl da babasına çekmiş" diye... İşte ben de seni taklit ederek senin yaptıklarını yapmak istiyorum. Ama verdiğin harçlık çok az.
Mesela ayda 60 milyon yılda 720 milyon. Şimdilik 10 yaşımdayım 60 yaşıma kadar yaşarsam 50 yılda da 50 X 720.000.000 = 36.000.000.000. Yanlış okumayasın eski para ile otuz altı milyar yeni para ile otuz altı bin YTL verirsen ancak senin gibi yaşamanın bir bölümünü gerçekleştirebilirim.
Bu kadar parayı nereden mi bulayım diyorsun. Çok basit kazanıp vereceksin. Hadi sana kolaylık sağlayayım taksit taksit öde; ama vade farkını da üzerine korum. Çünkü alacağım içecekler her gün zam görüyor. Galiba çok merak ettin bu kadar parayı ne yapacaksın diye hiç ne yapayım senin yaptığın gibi "SİGARA" alıp içeceğim.
Ne o baba kaşların çatıldı! Galiba çok kızdın! Beni mi döveceksin! Herkesin yanında gururla adımı söylediğin aslan oğlunu. Sen bilirsin babacığım. Döversin de seversin de babam değil misin? Yalnız döverken dikkatli ol! Bir yerim kırılırsa o zaman hastaneye götürüp yol parası hastane doktor parası verirsin.
Sevgili babacığım bu konuda bana kızmana beni dövmene hiç hakkın yok. Senin yaptığını ben de yapmak istiyorum. Senin içtiğin sigaradan ben de içmek istiyorum. Kim bilir sigara ne kadar tatlıdır? Çünkü sen her şeyin en iyisini yaparsın. Sigara içmek kötü bir şey olsaydı sen kesinlikle içmezdin. İçtiğine göre çok faydalıdır. Şöyle seninle karşılıklı sigara içmek ne keyifli olurdu. Ben senin sigaranı yakardım. Sen de benimkini.
Babacığım yine çok kızdın kaşların da çatıldı. İstersen oturup bu konuyu aramızda konuşalım. Bana vereceğin 36 milyar ile senin içeceğin sigaranın parası 50 milyarı geçiyor. Yok canım atıyorsun deme hesap ortada. Senin içeceğin en ucuz sigaranın paketi 2 milyon lira ayda eder 60 milyon lira yılda eder 720 milyon lira 10 yılda eder 7 milyar 200 milyon. Sigara paketinin üzerinde yazdığı gibi "Sigara öldürür" yazısına göre sigara içerek ölmezsem 50 yıl sigara içeceğime göre 50 x 7.200.000.000 = 36.000.000.000 yeni para ile 36.000 YTL.
Sevgili babacığım. Gel sigaraya vereceğimiz para ile neler alacağımızın hayalini kuralım. Ev alabiliriz araba alabiliriz daha neler neler alabiliriz. Bu kadar para ile neleri alacağımızın hayalini kurmak bile bir başka oluyor. Konuştuklarımızı ağabeyimle annem duymasın onlar da benim istediğim kadar para isterlerse hesap iyice karışır.
Sevgili babacığım. Bir kumbara alıp her gün senin yerine 2 lira benim yerime 2 lira atalım. Su gibi akıp giden zaman içinde bir de bakacağız ki attığımız paraları kumbaralar bile almayacak.
Arkadaşımın babası da sigarayı bıraktı. Hadi babacığım söndür sigaranı ikinci sınıf vatandaş olmaktan kurtul. At paketini çöp kutusuna şunu da içeyim demeden bitirelim şu işi. Bak öksürüyorsun. Daha yeni doktora gittin. Doktor da sigara içmemeni istemiş. Bak göreceksin sigarayı bırakınca eski sağlığına kavuşacaksın. Baba oğul birlikte temiz havalı yerlerde gezer eğleniriz.
Sevgili babacığım öğretmenim bana sigaranın ne kadar zararlı olduğunu öğretti. Ben de öğretmenime söz verdim. "Hayatımda hiç sigara içmeyeceğim. Spor yapacağım. Zararlı alışkanlıklar edinmeyeceğim. Sağlıklı olacağım." diye
Sevgili babacığım bu mektup eline geçince birkaç defa daha okuyacağını biliyorum. Biraz düşününce ne kadar haklı olduğumu anlayacaksın. Sigarayı bıraktığın zaman ailemizin ne kadar mutlu olacağını göreceksin.
Canım babacığım seni çok seviyorum. Seninle gurur duyuyorum. Bir daha dünyaya gelsem babamın kim olmasını sorsalar ben yine seni seçerim.
SEN DÜNYANIN EN İYİ BABASISIN ellerinden öpüyorum.
iyisiyle kötüsüyle... acısıyla tatlısıyla yaşadığımız hayat... geçirdiğimiz her gün... birşeyler katmıyor mu sizlere... bazen öyle bir an geliyor ki... kafanızı çevirip bakmadığınız düşmanınızdan ya da en samimi arkadaşınızdan... ya da ya da ne biliyim işte... etrafınızdaki herkesden herşeyden... belki de bir kediden bir köpekten... birşeyler öğreniyorsunuz...hiçbirşey yapmasanız da o günü boşa geçirdiğinizi düşünseniz de... birşeyi muhakkak aşılıyor size o boşa geçirdiğinizi düşündüğünüz gün bile... hadi itiraf edin... bugün size neyi aşina etti...kimin gerçek yüzünü gösterdi... ya da kimin umduğunuz gibi olmadığını gördünüz...kimi neyi ???
hayat bugün size aşk mı verdi?.... hayat size bugün para mı verdi?..hayat size bugün acı mı verdi?.....hayat size bugün dostluk mu verdi?.......hayat size bugün gözyaşı mı verdi?....hayat size bugün kalp kırıklığı mı verdi?....
24.01.2007 12:12 Alman bilim adamları kahvenin içindeki kafeinin saç keselerini hasardan koruduğunu ve saçın daha hızlı uzamasını sağladığını belirledi.
Almanya'daki Jena Üniversitesi araştırmacıları saçları dökülen 14 erkeğin kafa derisine biyopsi yaparak saç keseciklerini kafeinli solüsyonlarda bekletti. 8 gün boyunca kafeinli solüsyonda bekletilen numunelerdeki saçların yüzde 33-40 oranında uzadığı görüldü. Araştırmanın sonuçlarından yola çıkan Alman kozmetik firması Alpecin kafein bazlı bir saç solüsyonu geliştirdi.
Araştırmacılar kafeinin saç keseciklerine zarar vren "dihidrotestosteron-DHT" maddesinin etkilerini azalttığını söyledi. Erkeklik hormonu testosteron tarafından üretilen bir kimyasal olan DHT seviyesinin kanda yüksek oranda bulunması saçın incelmesine ve yavaş uzamasına yol açıyor.
Yorum