Gelişmeler - Akıl Oyunları - Strateji - Komplo Teorileri

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • narada
    Haberci
    • 04 Mayıs 2009
    • 1737

    #361
    Yunanlılar Türkler'e banka satar mıydı?

    Türk-Yunan Ticaret Odası Başkanı Panagiotis Koutsikos, Yunanistan’ın yeni Ekonomi, Rekabet ve Denizcilik Bakan Yardımcısı Arnaoutakis’e, “Bir Yunan bankası, Türkiye’de Finansbank’ı aldı. Türkler tepki göstermedi. Türkler Yunan bankası alsa biz onlar kadar medeni davranır mıydık” diye sordu.
    01 Kasım 2009 Pazar 15:40:00

    RODOS Fuarı’na katılan Türk ve Yunan işadamlarını buluşturan yemek, Türk-Yunan Ticaret Odası Başkanı Panagiotis Koutsikos ile Papandreu hükümetinin Ekonomik, Rekabet ve Denizlik Bakan Yardımcısı Stavros Arnaoutakis arasındaki ilginç diyaloga sahne oldu. Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün ve beraberindeki resmi delegasyonun da yer aldığı yemekte Koutsikos, Yunanlıların Finansbank’ı satın alması örneğini vererek, şu soruyu yöneltti:
    Türkler kadar medeni olur muyduk
    “Bir Yunan bankası Türkiye’ye gidip, Türk bankası olan Finansbank’ı satın aldı. Türkler, bu konuda herhangi bir tepki vermedi. Bu banka faaliyetine aynı şekilde devam ediyor. Şimdi bunun tersini düşünelim, bir Türk bankası Yunanistan’a gelip bir Yunan bankasını satın alsaydı biz ne yapardık? Acaba biz de Türkler kadar medeni davranabilir miydik?”
    Sorunların çoğu bizden
    Arnaoutakis, bu soruyu yanıtsız bırakırken, Koutsikos ise, “Biz o kadar medeni değiliz” dedi. Türkiye ile Yunanistan arasındaki ticaretin geliştirilmesi yönündeki çabalarıyla tanınan ve bu yıl ikincisi düzenlenen Rodos Fuarı’nın da mimarları arasında yer alan Koutsikos, fuarın açılışındaki konuşmasında da ülkesini eleştiren sözleriyle dikkat çekti. Türk yatırımcıların daha çok Bulgaristan’a gittiğini belirten Koutsikos, “Orada yatırım daha ucuz. Onlar da bizim gibi AB ülkesi. O halde Türkler niye bize gelsinler ki” dedi. “Yunanistan hükümeti bazı kolaylıklar sağlamakla birlikte önemli zorluklar çıkarıyor” diyen Koutsikos, bu konudaki sorunların büyük bölümünün ülkesinden kaynaklandığını söyledi.

    ...."

    geçen yıl, çin "bu kadar abd dolarını ne yapalım, bize küçük bir limanınızı satın" dediğinde abd ayağa kalkmıştı..
    onlar da O KADAR MEDENİ değildi...

    biz çoooookkk medeniyizdir abiler.

    yutturun dolmaları: nasıl olsa bizim gırtlağımızda düğümlenecek.
    YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

    Yorum

    • ÇAKAL
      Ağa'nın Adamı
      • 27 Haziran 2007
      • 2545

      #362
      Orduyu 'darbe yapamaz' hale getiren isim
      Yalan mı?

      Nuh GÖNÜLTAŞ yazdı...
      Genç Türkiye Cumhuriyeti ordusunun tarihi biraz da "askeri darbeler" tarihidir!
      Darbe yapıp halkın ezici çoğunlukla seçtiği bir başbakanı ve iki bakanı asmışlardır.
      Ülkeyi darbeye olgunlaştırıp olgunlaştırıp gelmişlerdir.
      Gelmedikleri zamanlar ise toplumu, hükümetleri, ekonomiyi diken üstünde tutan muhtıralara imza atmışlardır.
      Her zaman demokrasinin üzerinde sallanan bir kılıç olmuşlardır.
      İçe dönük askeri yapılanmayı siyasetin esas aktörü olacak kadar kullanıp kendilerinin yaptığı anayasaları değiştirtmemişler, siyaseti, bir siyasi partinin tek başına iktidara gelemeyeceği şekilde parçalı tutmuşlardır.
      Her zaman bir askeri darbe yapabilecek şeklide hazırlıklı olmuşlar, siyasetin göbeğinde siyaseti kendilerine göre dizayn etmişler, milleti ve tercihlerini önemsememişlerdir.
      28 Şubat TSK'da bir kırılma noktasıdır!
      28 Şubat cuntasının dini ve dinarları hedef tahtasına oturtması, İsrail'in bir şekilde işin içinde olması ordu içinde bu değerlere önem veren komutanların gözünü açtı!
      Hilmi Özkök Paşa'nın Genelkurmay Başkanı olması ile de hükümetlere ülke siyasetine antidemokratik müdahaleler dönemi sona erdi!
      General Hilmi Özkök Paşa bu kısır döngüyü kırdı ve Ordu emir komuta içinde darbe yapamayacak hale geldi.
      Ülkenin emniyet birimleri artan imkânları ile demokratik yollarla seçilmiş hükümetleri devirmeye çalışan cuntaların faaliyetlerini izlemeye başladı.
      Şimdi soru şu:
      TSK hakkında basında her gün yüzlerce olumsuz, yazı, haber, yorum yer alıyor.
      Ergenekon Örgütü soruşturması karargâha kadar uzanıyor.
      Her gün muvazzaf subaylar yargılanıp, Ergenekon örgütü üyesi olmak ve hükümeti yıkmaya çalışmak suçlamasıyla tutuklanıyor...
      Emekli orgeneraller belki de ilk defa sabah erken saatlerde evlerinden alınıp tutuklanıyorlar.
      Her gün bir demokrasiye müdahale belgesi yayınlanıyor... Cuntalara hayır yürüyüşleri yapılıyor.
      Cumhurbaşkanı dindar, başbakan dindar, meclis başkanı dindar.
      Vesaire, vesaire, vesaire...
      TSK neden kıpırdayamıyor?
      Haklarındaki sorulara verecek cevapları mı yok?
      Fenersiz mi yakalandılar?
      Niçin bırakın muhtırayı, darbeyi, başlarını bile kaldıramaz hale geldiler.
      Evet soru bu.
      En küçük bir fırsatta siyasete müdahaleyi alışkanlık haline getirmiş olanlar neden şimdi kıpırdayamıyorlar?
      Uluslararası konjonktür müsait değil...
      Dahili konjonktür hiç müsait değil.
      Eğer bir darbe olursa Türkiye'nin doğusu-güney doğusu bölünür.
      Falan filan...
      Bunları mı düşünüyorlar da kıpırdayamıyorlar?
      Asla!
      Hiç acımazlar.
      Hiç acımamışlardır.
      Kimsenin gözyaşına bakmazlar.
      Türkiye muz cumhuriyetine dönecekmiş, bunu hiç düşünmezler.
      Borsa çöker, yabancı para ülkeden gider, ekonomi alt üst olur, enflasyon artar, Türkiye'nin uluslararası itibarı beş paralık olur...
      Bunları hiç düşünmezler.
      Demokratik hassasiyetleri artmış olabilir mi?
      Hiç sanmıyorum, yetişme tarzlarına aykırı bu.
      O halde niye kıpırdayamıyorlar?
      Çünkü, kendi aralarında mutabık değiller.
      Çünkü 28 Şubat birçok komutanın gözlerini açtı.
      Yoksa...
      Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
      Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

      Yorum

      • ÇAKAL
        Ağa'nın Adamı
        • 27 Haziran 2007
        • 2545

        #363
        Gülay GÖKTÜRK yazdı...

        'Bu ordu sana bağlı değil mi?'

        Ordu içindeki cunta -ya da cuntalardan biri mi demeliyim? - tam olarak suçüstü yakalanmış...


        Komplonun beyni dahil, bütün ayakları isim isim ortaya çıkmış. Harekât planı ortada. Genelkurmay'ın beyni sayılabilecek bir birim olan Harekât Başkanlığı'nda hazırlanan eylem planında Türkiye ordusunun kendi halkına karşı savaşan bir ordu haline getirilmesinin planı yapılmış. Meşru hükümeti yıkmak için harekete geçilmesi, halka karşı komplolar kurulması, Kürt'ün Türk'e, Alevi'nin Sünni'ye, dindarın "laik"e kırdırılması, komşu ülkelerle aramızın açılması, suçsuz insanlara karşı provokasyonlar düzenlenmesi, iftiralar atılması düşünülmüş ve bütün bu korkunç suçlar, altında bir kıdemli albayın imzasıyla resmi bir rapor haline getirilmiş.
        Emri verenler, uygulayanlar, destekleyenler, hepsi kabak gibi ortada...
        Ama bakıyoruz, herkes susuyor.
        Hükümet susuyor. Başbakan Erdoğan, Başbuğ'la görüşüp "işi yargıya havale ettik" demekle sorumluluğunun bittiğini düşünüyor. Peki bu ordu sana bağlı değil mi? Senin hükümet olarak alacağın idari tedbir yok mu hiç? Milleti birbirine kırdırmayı planlayan bu generallerin mahkeme bitene kadar orduyu yönetmesine göz mü yumacaksın?
        Meclis, varlığına kasteden bu plan sanki hiç kendisini ilgilendirmiyormuş gibi susuyor. En azından bir Meclis Araştırma Komisyonu kurup olayın araştırılmasına bile kalkışmıyor.
        Genelkurmay Başkanı susuyor. Zırt pırt ordu komutanlarını arkasına sıralayıp millete fırça atmayı; postmodernizm, Weber, Huntington hakkında ahkam kesmeyi pek seven Başbuğ, tam da konuşması gereken zamanda suspus olmuş bekliyor. Boynunun borcu olan açıklamaları yapmadığı gibi işleri de yapmıyor. Cuntacıların bir tanesi bile açığa alınmıyor. Mahkemeye çağırılan zanlılar ifadeye gitmiyor.
        Halk susuyor. Yeri göğü birbirine katması gereken halk, pasif bir izleyici konumunu benimsemiş, sanki ateşe atılan kendi geleceği değilmiş; işlenen suç kendisine karşı işlenmemiş gibi olan biteni seyrediyor. Taksim'de yapılan darbe aleyhtarı gösteriye sadece 500 kişi katılıyor!
        Ortada sadece "bir kısım" basın var susmayan... Olayı ortaya çıkaran da, üstüne gidilmesi için çırpınan da sadece o...
        Soruyorum; Bu mudur demokratik bir ülke manzarası?
        Bu mudur hukuk bilinci?
        Bu mudur, AB üyeliğini çoktan hak ettiğini düşünen, bölgesinde lider ülke olmaya heveslenen bir ülkenin atmosferi?
        Bu ordu cumhuriyetin başından beri sürdürdüğü iktidarını kaybetmemek için ne kadar gözü kara davranabileceğini bu planla koyuyor ortaya. Benden sonrası tufan diyor açıkça...
        Eğer bu korkunç gerçekle bugün hesaplaşmayacaksak ne zaman hesaplaşacağız?
        Bu hesaplaşmayı yapmazsak, nasıl olacak da ortaya çıkan korkunç gerçeklerle "bir arada yaşamayı" hazmedeceğiz? Ordu yönetiminin en kilit noktalarında Türkiye'yi ateşe vermeye hazır generaller, subaylar olduğunu bilerek nasıl huzur içinde yaşayacağız?
        Hiç kimse bu davayı yargıya havale ederek üstüne düşen görevden kurtulabileceğini sanmasın.
        Yargıya havale ettim deyip susmak zevahiri kurtarabilir. Ama Türkiye'yi kurtaramaz.
        Çünkü yaşanan şey aslında hukukun değil, siyasetin konusudur.
        Bütün bu olup bitenler cumhuriyetin başlangıcından bu yana süren büyük bir siyasi mücadelenin son safhasıdır. Kıran kırana bir rejim kavgasıdır. O yüzden de sonuç hukuk alanında değil, siyaset alanında alınacaktır.
        Evet; zaman darbecilerin, komplocuların aleyhine çalışıyor. Dünyanın, Türkiye'nin şartları, askeri cumhuriyeti sürdürmek isteyenlerin gidecek çok az yolları kaldığını gösteriyor. Bütün bunlar doğru...
        Ama bizim de biraz kıpırdanmamız; tarihin akışını hızlandırmak için; çekilen acıları azaltmak için bir şeyler yapmamız gerekmiyor mu?
        Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
        Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

        Yorum

        • ÇAKAL
          Ağa'nın Adamı
          • 27 Haziran 2007
          • 2545

          #364
          Harika.

          Osmanlı için dünyanın en büyük arşivi kuruluyorİstanbul'da 4 ayrı mekânda dağınık halde bulunan Osmanlı arşiv üniteleri nihayet toplanıyor. İmparatorluğun belge ve defterlerini bir araya getirmek ve modern arşivcilik ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla TOKİ tarafından ihalesi gerçekleştirilen 'Osmanlı Arşiv Sitesi' Kâğıthane'de yapılacak.
          Dünyanın en büyük arşivi olma özelliğini taşıyan Osmanlı sitesi yaklaşık 56 dönüm arazi üzerine inşa edilecek. Sitede, Osmanlı arşivinde bulunan 100 milyon civarında belge ve 370 bin defter bir araya getirilecek. Merkezde idari bina, 350 kişilik araştırma salonu ve enstitüsü, kütüphane ve müze, dijital arşivleme ünitesi, sosyal tesisler ile 2 bin 500 kişilik kongre merkezi yer alacak. Arşiv depoları, kaya tepelik alan oyularak içine gömülecek. Böylece site yalnız sele karşı değil, deprem, kimyevi ve biyolojik saldırılara karşı da korunmuş olacak. Sitede bulunacak müzede, İngiliz ve Amerikan arşivlerinde olduğu gibi özel malzemelerin birer örneği sergilenecek. Vatandaşlar ve öğrenciler müzeye geldiklerinde, Avrupa topraklarındaki ilk insan hakları bildirgesinden biri olan 'Fatih'in Bosna fermanını', 'Karlofça anlaşmasını', 'Baltalimanı sözleşmesini' ve diğer devletlerle yapılan ve öğrencilerin tarih dersinde okuduğu anlaşmaların birer nüshasını görecek. Kongre turizmine de açık olacak merkezde, mekânın ruhuna uygun toplantılar düzenlenecek. Site, 2012 başında hizmete girecek.
          Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
          Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

          Yorum

          • ÇAKAL
            Ağa'nın Adamı
            • 27 Haziran 2007
            • 2545

            #365
            Hard disk'i 35 kez silmek ne demek? Daha neler vardı da silindi?AKP ve Gülen'i Bitirme Planı'nın orjinal imzalı belgesini savcığa ulaştıran subayın ihbar mektubunda dikkat çeken ifadelerden biri de Genelkurmay'daki bilgisayar disklerinin 35 kez silindiği idi. Uzmanlara göre bahsedilen 35 rakkamı rastgele bir rakam değil. Bu rakkam güvenli silme (Secure Remove) algoritmalarından, Gutmann Methodu diye de geçen '35 pass algorithm'i akla getiriyor.
            Tarafa konuşan yazılım mühendisi Ahmet Turhan Han bu methodu şöyle anlattı: Bilgisayardaki verileri silmenin en güvenli yolu diskinizi her
            seferinde farklı konumlandırarak yeniden yazma işlemini tekrarlamaktır. Bunu yapan bir kaç algoritma var. Scheneier (7-pass) (rastgele üretilen sayılar ile 7 kere konumlandırma yapılarak tekrarlanır) en çok kullanılan yöntem olmakla birlikte küçükte olsa risk taşır. Bu riski de göze almak istemeyenler Peter Gutmann'ın kendi adı ile tanıttığı, tüm ihtimalleri değerlendirerek 35 kez tekrarlanan Gutmann 35 pass methodunu kullanırlar. Bundan daha iyi yöntem ise diskin içini çıkartıp parçalamak hatta ezmektir.

            'Gizli dosya yok etme' yolları
            Aslında bilgisayardaki bir bilgiyi silmek onu sadece 'geri dönüşüm kutusu'na göndermekle bitmiyor. Bu şekilde silinen bir dosyayı geri getirmek orta düzeyde bilgisayar kullanmayı bilenler için oldukça kolay. Çünkü bu yöntemle sildiğinizi sandığınız dosyalar aslında sabit diskinizde duruyor. Sabit diskin üzerindeki bir dosya silindiği zaman, dosya adları ve özelliklerinin olduğu kısımdan silindi işareti koyulur. Fakat bu kısımlar, üzerine yeni bilgi kaydedilmediği sürece eski bilgileri muhafaza eder. Dosya içerisindeki veriler diskinizde hâlâ durduğu için data recovery (veri kurtarma) adı verilen (EasyRecovery, Recuva gibi) yazılımlar ile diskinizdeki format atılmadan önceki verilere bile ulaşabilirsiniz.
            Bilgisayarınızdaki verileri silmek için FDISK, FORMAT veya DELETE gibi standart komutları kullandığınızda da silinen bu verilerin bir şekilde geri getirilme şansı her zaman var. Bir daha geri gelmeyecek şekilde silme işlemini gerçekleştirmek için kalıcı silme, diğer bir deyişle güvenli silme işlemini gerçekleştiren yazılımlara ihtiyacınız var. Zilla Data Nuker 2, Freeraser, Lavasoft File Shredder, CHAOS Shredder, Active KillDisk, Eraser 5.7 ve Mutilate File Wiper gibi yazılımlar sabit disklerinizdeki verileri bir daha geri getirilemeyecek şekilde silmenizi sağlıyor.
            Güvenli ve kalıcı olarak dosya silme
            İşi, silinen veya tahrip olan verileri kurtarmak olan dünyada ve Türkiye'de birçok bilişim şirketi var. Bu şirketler fiziksel olarak tahrip edilmiş, yanmış virüs bulaşmış bir sabit diskten bile verileri geri getirilebiliyor. Veri kurtarma işlemi için dosyalarınızı kaydettiğiniz veya yazılarınızı yazdığınız bilgisayarın markası, sabit diskin özelliği işletim sistemi veya kullandığınız programın Excel, Word ya da başka bir program olması hiç önemli değil. Bu verilerin bilgisayarınızın sabit diskinde bir şekilde kaydedilmiş olması yeterli. Yani kayıt söz konusu ise geri getirme de çok özel durumlar haricinde mümkün.
            Kalıcı veri silme programlarının çoğu verileri silerken sabit diskinize Wipe Atma Metotları (silinen verilerin üstüne defalarca veri yazma) kullanırlar. Bu yüzden silinen verileri geri getirmek kullanılan wipe metoduna göre ya imkansız ya da çok zordur.
            En çok kullanılan wipe metotları
            Gutmann (35-Pas): Peter Gutmann algoritmasını kullanarak sabit disk üzerine 35 kez üst üste veri yazılımı işlemidir. Bu işlem en güvenilir wipe yöntemidir. Ancak silme işlemi çok uzun sürer. Schneier (7-Pass): Bruce Schneier's algoritmasıdır. Gizli bir rastgele numara üretici ile dosyayı 7 kez üst üste yazarak wipelar. Çok güvenli bir sistemdir. Önemli, gizli dosyalara uygulanmalıdır. Dod-7 (7-Pass): Bu metot ABD Savunma Bakanlığı dosya silme sistemi Dod 5220.22-M ECE'dir. Bir dosyayı 7 kez üst üste yazarak wipelar.
            Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
            Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

            Yorum

            • ÇAKAL
              Ağa'nın Adamı
              • 27 Haziran 2007
              • 2545

              #366
              Yeni uyandı devlet.İlk iktidara geldiklerinde otomotive gösterdikleri ilgiyi bu şekilde kullansalardı hem paralar boşa dışa kaçmış olmaz hem de insanlar mal sahibi olurdu.
              1 ev bir iş demek.Evi olan insanın hem kafası rahatlar,daha rahat düşünebilir.Ve inşaat sektörünün canlanması ile istihdam sağlanmış olurdu.Zararın neresinden dönülürse kardır.Güzel gelişme.



              Memur ve emekliye konut müjdesi
              Emekli ve memurların kolay ev alabilmesi için bazı kolaylıklar getirildi.
              Toplu Konut İdaresi'nin bazı bakanlık ve kurumlarda çalışan memurlara ve emeklilerine ev edinmeleri için bazı kolaylıklar sağlıyor... Toplu Konut İdaresi'nin bazı bakanlık ve kurumlarda çalışan memurlara ve emeklilerine yönelik yüzde 10 peşinatla, 180 ay vadeli konut satışı yaptığı proje sayısı, 24'ten 36'ya çıkarıldı.
              TOKİ, kurumlarında çalışan memurların ve emeklilerin konut edinmesi konusunda destek isteyen bazı bakanlık ve kurumlara bu konuda kolaylık sağlıyor. Bu kurumlarda çalışan memurlar ve emeklileri, aralarında Ankara, İzmir ve Bursa'nın da bulunduğu 29 ilde yürütülen 36 projeden, çekiliş ya da kuraya katılmadan beğendikleri daireyi seçme hakkına sahip oluyor.
              EĞİTİM AVANTAJI
              TOKİ'den verilen bilgiye göre, bu uygulamadan, Milli Eğitim Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü (Polis), Jandarma Genel Komutanlığı ile tüm üniversitelerin çalışanları ile emeklileri yararlanabiliyor. Söz konusu konutlardan almak isteyen memurlarda aranan tek şart ise konutların bulunduğu il nüfusuna kayıtlı olmaları. Şartları tutan memurların, konut alacakları bölgede yetkilendirilmiş olan Ziraat Bankası ya da Halkbank'a başvurması gerekiyor. Konutların büyüklükleri, 93,88- 185,76 metrekare, fiyatları ise 54 bin 385 lira- 289 bin 117 lira arasında değişiyor. Memurlara yönelik toplam 9 bin 106 konutu kapsayan satış kampanyası, 31 Aralık'ta sona erecek.
              AÇIK SATIŞ OLACAK
              TOKİ ayrıca, 21 ilde, 27 projede bulunan 3 bin 96 konutu da açık satış yöntemi ile satıyor. Bu projelerden de isteyen vatandaşlar, kuraya girmeden, yüzde 10 peşinat ve 180 ay vade ile konut satın alabilecek. Vatandaşlarda, o ilin nüfusuna kayıt olma veya diğer herhangi bir şart aranmıyor.
              Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
              Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

              Yorum

              • simurg
                Administrator
                • 10 Mart 2007
                • 9248

                #367
                14 Kasım 2009



                Erdoğan'a lobi kıskacı


                Ermeni lobisi, Başbakan’ın ziyareti öncesinde Beyaz Saray’ı etkilemek için kapsamlı bir kampanya başlattı. Kampanyanın amacı, 7 Aralık’ta Obama’nın Erdoğan’a “soykırımı tanıdığını” söylemesi






                ABD’de yaşayan Ermeniler, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın 7 Aralık’ta Washington’a yapacağı ziyaret öncesinde Başkan Barack Obama ve Amerikan yönetimini baskı altına almak amacıyla kampanya başlattı.

                Ermeni Asbarez gazetesinin haberine göre, Amerikan Ermeni Ulusal Komitesi’nin (ANCA), “Erdoğan için geri sayım” adını verdiği dört aşamalı kampanyayla ‘soykırımın’ ABD kamuoyunda yeniden gündeme getirilmesi hedefleniyor. 9 Kasım’da başlayan kampanyanın ilk bölümünde Ermeni asıllı Amerikan vatandaşlarından kendi bölgelerini temsil eden senatörleri telefon, elektronik posta ve faksla baskı altına almaları istendi. Senatörlerini arayan seçmenler, Demokrat Bob Menendez’le Cumhuriyetçi John Ensign’ın Senato’da hazırladığı ‘Ermeni soykırımı’ tasarısını desteklemelerini istiyor. Söz konusu tasarı, Obama’nın 24 Nisan’da yapacağı konuşmada 1915 olaylarını “soykırım” olarak nitelemesini öngörüyor. Kampanyanın 2. ve 3. aşamalarda Temsilciler Meclisi ile medya baskı altına alınacak, son olarak da Beyaz Saray’ı etkilemeye yönelik faaliyetler düzenlenecek. ANCA yetkilisi Aram Hamparyan, kampanya çerçevesinde Amerikan yönetimine Darfur’daki (Sudan) soykırımı durdurma çağrısında da bulunduklarını açıkladı. İnternetteki Facebook ve Twitter gibi sosyal paylaşım sitelerinin de kullanılacağı kampanyanın nihai amacı Obama’nın 7 Aralık’ta Erdoğan’a ABD’nin ‘soykırımı’ tanıdığını söylemesini sağlamak. Ermeni asıllı Amerikalılar, Obama’yı ‘soykırım’ konusunda seçim kampanyasında verdiği sözü tutmadığı gerekçesiyle sert şekilde eleştiriyor.
                Toprak satışına engel
                Bu arada, Ermenistan hükümeti, aşırı milliyetçi Taşnak Partisi’nin girişimi doğrultusunda sınır bölgelerinin yabancı şirketlere satılabilmesini öngören yasayı değiştirme kararı aldı. Yürürlükteki yasa yabancılara toprak satışını yasaklıyor, ancak yabancıların sahibi olduğu şirketleri kapsam dışında tutuyor.
                Milliyet
                https://twitter.com/keyborsa_simurg

                Yorum

                • simurg
                  Administrator
                  • 10 Mart 2007
                  • 9248

                  #368
                  Kapatmaya bahane arıyor



                  Taraf - Istanbul - 15.11.2009





                  Yargıtay Başsavcısı Yalçınkaya, yargıyla ilgili telefon dinleme kararları nedeniyle AKP için yeniden kapatma davası açmaya hazırlanıyor.



                  Ankara’da Adalet Bakanlığı ile Hâkim ve Savcılar Yüksek Kurulu, Danıştay ve Yargıtay arasında süren telekulak kavgası, dün Milliyet yazarı Fikret Bila’ya konuşan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’nın açıklamasıyla yeni bir boyut kazandı. Başsavcı Yalçınkaya, dinleme kararları ve işlemleriyle ilgili olarak “siyasi partiler hukuku açısından inceleme” başlattıklarını açıkladı. Fikret Bila’nın dünkü köşesinde yer alan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’nın dinleme tartışmalarıyla ilgili değerlendirmesi şöyle:

                  “Bu konuyla ilgili olarak basına yansıyan bilgi ve belgeler bizi çok üzdü. Üzüntüyle karşıladık. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı olarak bizim görev alanımızla ilgili boyutu itibarıyla karar, işlem ve eylemleri incelemek zorundayız. Bizim görev alanımız Anayasa ve yasalarla belirlenmiş durumda. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın görevi, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesini, Atatürk devrimlerini, hukuk devleti ilkelerini, cumhuriyetin tüm değerlerini korumaktır. Bu ilkelerin güvencesi bağımsız Türk yargısıdır.

                  Karşı atağa geçti
                  Siyasi partilerin tüzükleri, programları ve eylemleri Anayasa’nın 68. maddesine aykırı olamaz. 68. maddenin 4. fıkrasında; siyasi partilerin tüzük, program ve eylemlerinin hukuk devleti ilkelerine aykırı olamayacağı yazılı. Eğer bu hüküm ihlal edilmişse o zaman Siyasi Partiler Yasası’nın 98. maddesinde yazılı olduğu gibi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı olarak bizim görevimiz başlar. Siyasi Partiler Yasası’nın 98. maddesi siyasi partilerin kapatılması davalarını düzenliyor. Bu konuda Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na tanınan yetkileri hükme bağlıyor. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı olarak bu bilgi ve belgeleri Anayasa’nın 68/4 ve Siyasi Partiler Yasası’nın 98. maddeleri açısından incelemeye almak zorundayız.”

                  Yalçınkaya’nın kurduğu bağ
                  Başsavcı Yalçınkaya, Fikret Bila’nın “telefon dinlemeleriyle siyasi partiler hukuku arasında hangi gerekçeyle, nasıl bir bağ kurulduğuna” ilişkin sorusuna verdiği yanıt ise şöyle: “Telefon dinleme hukuk devleti ilkelerine aykırı biçimde yapılıyorsa, Siyasi Partiler Yasası ve Anayasa’nın 68/4 maddesiyle ilgilidir. Telefon dinleme, kayda alma, sinyal bilgilerinin değerlendirilmesinin hangi hallerde yapılabileceği yasada detaylı biçimde belirlenmiştir. Bu işlemin bu yasaya uygun yapılması gerekir. Telefonun hangi hallerde dinleneceği Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun (CMK) 135. maddesinde belirlenmiştir. Bu yetkiyi kullananın sıfatı ne olursa olsun, bu yasa hükmüne uygun işlem yapması gerekir. Hakim ve savcıların dinlenmesi nasıl yapılıyor? Dinleme kararı nasıl alınıyor? Adalet Bakanlığı müfettişinin bu talebi Adalet Bakanı, Müsteşar veya Ceza İşleri Genel Müdürü tarafından onaylanıyor.

                  Bakan onay vermemeliydi
                  Ondan sonra müfettişin talebi dinleme kararı alınması için hâkime götürülüyor. Hâkim bu kararı alıyor. Bu karar gizlidir. İtiraz yolu yok. Çünkü itiraz mercii hâkimdir ama itiraz yolu açık olursa dinlemeye alınan kişi dinlendiğini öğrenmiş olur ve telefonunu değiştirir veya başka önlem alır. Bu işlem zinciri içinde Bakan’ın veya ona bağlı kişilerin onayı olduğuna göre siyasi otoriteyi dolayısıyla siyasi partiler hukukunu ilgilendirir. Adalet Bakanı veya onun adına hareket eden kişinin, dinlemenin yasadaki koşulları mevcut değilse onay vermemesi gerekir.”

                  Dinleme koşulları
                  Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, telefon dinleme, kayda alma ve sinyal değerlendirmenin yapılabileceği koşulları ise şöyle izah ediyor:
                  “Telefon dinleme, kayda alma, sinyal değerlendirmeyi CMK 135. madde düzenliyor. Bu işlemlerin 135. maddenin suç işlendiğine ilişkin kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka suretle delil elde edilmesi imkânının bulunmaması durumunda yapılması
                  gerekir. Ayrıca kamuoyuna yansıyan dinlemelerin söz konusu yasa maddesinin
                  6/a-8, 13 ve 14. fıkralarına dayanması gerekiyor.

                  Örgüt üyesi olmak suçlaması dinleme için yeterli değil. Koşulları var. Bu fıkra hükümlerine göre suç işlemek üzere örgüt kurmak, silahlı örgütlere silah sağlamak, devlet sırlarına karşı suç işlemek, casusluk yapmak gibi suçların söz konusu olması gerekir. Herkesin yasaları bilmesi gerekir. Kimse ben yasayı bilmiyordum diyemez.”
                  https://twitter.com/keyborsa_simurg

                  Yorum

                  • ÇAKAL
                    Ağa'nın Adamı
                    • 27 Haziran 2007
                    • 2545

                    #369
                    Dursun Çiçek'in 2. kez salıverilmesi birilerinin geceleri uyumadığını gösteriyor.Tetikte olmakta fayda var.
                    Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
                    Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

                    Yorum

                    • ENGİN
                      Tecrübeli
                      • 26 Şubat 2009
                      • 609

                      #370
                      Eminağaoğlu'na YARSAV'dan RET


                      Eminağaoğlu, yönetim kurulu üyeliğine seçilemedi


                      Yargıçlar ve Savcılar Birliği (YARSAV) Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu bugün yapılan genel kurulda yönetime seçilemedi. Böylece YARSAV'da Eminağaoğlu dönemi sona ermiş oldu.

                      YARSAV 2. Olağan Genel Kurulu, Türkiye Barolar Birliği Konferans Salonunda yapıldı.
                      Seçimde, YARSAV'ın 13 kişilik yönetim kurulu asil üyeleri ile 5 kişilik denetim kurulu asil üyeleri ve yedek üyelerinin seçimi tamamlandı.
                      ÇARŞAF LİSTE
                      Yönetim kurulu asil üyeliği için 15 kişilik çarşaf liste ile seçime gidildi. Delegelerin, çarşaf liste üzerinde iki adayın isimlerinin üzerini çizerek 13 kişiyi belirlemeleri istendi.
                      LİSTE DIŞINDA BIRAKILDI
                      Yapılan seçimde 441 delege oy kullandı, 3 delegenin oyu geçersiz sayıldı. Ömer Faruk Eminağaoğlu geçerli oyların 195'ini alarak liste dışı kaldı. Listeye sonradan eklenen Aydın Tezcan da 247 oyla liste dışında bırakıldı. YARSAV Yönetim Kurulu üyeleri şu isimlerden oluştu:
                      “Nuh Hüseyin Köse, Remzi Özdemir, Kazım Dağdeviren, Eray Karınca, Gürsel Özkan, Mehmet Ruşen Gültekin, Emine Ülker Tarhan, Leyla Köksal, Fetih Sayın, Muhammet Önder Tekin, Murat Arslan, Ali Rıza Aydın ve Hasan Akgedik.”
                      Seçim sonucuna delegelerden biri itiraz ederek divan kuruluna dilekçe verdi. Divan Başkanı Mahir Ersin Germeç, seçim tasnif kurulunun oyları açıkça sayıp değerlendirdiğini belirterek yapılacak bir şey olmadığını söyledi.
                      Yönetim kuruluna seçilen üyeler daha sonra toplanarak YARSAV Başkanı ile diğer organların seçimini gerçekleştirecek.

                      Yorum

                      • ENGİN
                        Tecrübeli
                        • 26 Şubat 2009
                        • 609

                        #371
                        Yerel seçimi AKP kazandı


                        Burdur'un Gölhisar İlçesi'ne bağlı Yusufça Beldesi'nde bugün yapılan belediye başkanlığı seçimini Ak Parti adayı Yılmaz Akkuş kazandı.



                        SEÇİMİN ilk göstergesi


                        Kayıtlı 1383 seçmenden büyük bölümünün oy kullandığı seçimde oy verme işlemi saat 17.00'de tamamlandı.

                        6 sandıkta yapılan oy sayımı sonunda Ak Parti adayı Yılmaz Akkaş, CHP adayı Kadir Tavas'ın önünde ipi göğüsleyerek belediye başkanı oldu.

                        Yorum

                        • alvardar
                          Yeni üye
                          • 12 Eylül 2009
                          • 9

                          #372
                          İşte Hüsnü Özyeğin'in yeni bankası

                          Portekiz'in en büyük bankası Millenium, 2003'te Sitebank'ı alarak girdiği Türk bankacılık sektöründen çıkıyor.

                          14 Kasım 2009 Cumartesi 23:21:00

                          Millenium, 2006'da adını verdiği banka için Hüsnü Özyeğin'le anlaştı
                          Milllenium Bank'ın yeni sahibi Hüsnü Özyeğin oldu. Finans kaynakları tarafların hemen her konuda el sıkıştığını ve kısa bir süre sonra resmi açıklamanın yapılacağı bilgisini verirken, taraflar konu hakkında herhangi bir açıklama yapmadı. Satışla birlikte kriz döneminde bir Batı Avrupa Bankası ülkeden çıkmış olacak. TMSF'den 2003'te Sitebank'ı alarak Türk bankacılık sektörüne adım atan Portekiz'in en büyük bankası Millenium Bank, 2006'da Türkiye'deki bankaya da kendi adını vermişti. Portekizli BCP Grubu'nun sahibi olduğu Millenium Bank'a ilk olarak çoğunluk hisseleri İsrail'in en büyük ikinci bankası bank Hapoalim'in elinde bulunan Bank Pozitif talip olmuştu. Geçtiğimiz Ocak ayında başlayan görüşmeler Mayıs ayına kadar sürmüş, ancak yeni alıcıların ortaya çıkması ve buna bağlı olarak satış fiyatının artması yüzünden iş çıkmaza girmişti. Yeni alıcıların başında ise Hüsnü Özyeğin'in sahibi olduğu Credit Europe Bank geliyordu. Bu gelişmeler üzerine geçtiğimiz eylül ayında İsrailliler görüşme masasından kalkmıştı. Finansbank'ın eski sahibi Hüsnü Özyeğin'in 1994'te Hollanda'da kurduğu Credit Europe Bank halen 11 ülkede faaliyet gösteriyor. Toplam aktif büyüklüğü 15 milyar dolar olan banka 215 şubesi ile hizmet veriyor. Halen Belçika, Almanya, Malta ve Dubai'de şubeleri bulunan bankanın İsviçre, Rusya, Romanya ve Ukrayna'da iştirakleri bulunuyor. 39 milletten 5 bin 500 kişinin çalıştırıyor.

                          'Bazı bankalar çıkabilir' demişti
                          Finansbank'ın sahibi olan Hüsnü Özyeğin, 2006'da Finansbank'ın çoğunluk hisselerini Yunanlı NBG'ye 2.77 milyar dolara satmıştı. Satış sırasında bir centilmenlik anlaşması yapmış ve üç yıl boyunca finans sektöründe faaliyet göstermeme sözü vermişti. Anlaşmanın süresi 19 Ağustos tarihinde doldu. O günden sonra Özyeğin bir toplantıda "Batı Avrupalı bazı bankalar 2-3 yıl içinde Türkiye'den ayrılır" demişti.


                          İşte Hüsnü Özyeğin'in yeni bankası - Kulis Haberleri - FinansGündem.com

                          Yorum

                          • alvardar
                            Yeni üye
                            • 12 Eylül 2009
                            • 9

                            #373
                            Yabancı ortakların, Karamehmet'i Turkcell'de saf dışı bırakma planı

                            Turkcell'i sahip olduğu yüzde 13,5 hisseyle yöneten Mehmet Emin Karamehmet, Turkcell'de hakimiyeti kaybetme riskiyle karşı karşıya. TeliaSonera ile Altimo'nun, Turkcell ve Megafon'daki hisselerini birleştirme kararı alması, GSM devindeki ortaklık dengelerini tamamen değiştirecek.

                            GSM devi Turkcell'i kurduğu karmaşık ortaklık yapısı sayesinde yöneten Çukurova Grubu, Turkcell'de yepyeni bir süreçle karşı karşıya. Strateji savaşına sahne olan Turkcell'de dün yaşanan bir gelişme oyunda kartların yeniden dağıtılmasına neden olacak. Mehmet Emin Karamehmet'in Turkcell'deki kontrolü TeliaSonera'ya kaptırmamak için bulduğu ve hisselerini devrettiği Rus yatırımcı Altimo, TeliaSonera ile hisselerini birleştirme kararı aldı. Altimo ve TeliaSonera bir başka anlaşmazlık konusu olan Rus Megafon'u da kapsayacak bir ortaklığa gittiklerini açıkladı. Buna göre her iki grup da Megafon ve Turkcell'de kontrol ettikleri hisseleri Amerika'da kurulacak olan yeni bir şirkete devredecek. Bu şirket Turkcell'de kontrolü eline alacak ve New York Borsası'na kote olacak.

                            Çoğunluk yönetimine geçiş
                            Bu durum Turkcell'deki karmaşık ortalık yapılarını biraz daha sadeleştirecek. Dün açıklanan anlaşmaya kadar GSM devi Turkcell'in yüzde 13,5'ini Çukurova Grubu, yüzde 13,2'sini Alfa Grubu (yüzde 4,99 doğrudan pay ve yüzde 8,18'i dolaylı paylar), yüzde 37,09'unu TeliaSonera doğrudan ve dolaylı paylar sayesinde elinde bulunduruyordu. Eğer dün açıklanan anlaşma yürürlüğe girerse Altimo'nun yüzde 13,2, TeliaSonera'nın ise yüzde 37,09'luk Turkcell İletişim payı Amerika'da kurulacak olan dev GSM holdinginde birleşecek. Böylece kurulacak yeni holdingin Turkcell İletişim'deki doğrudan ve dolaylı hisse payları toplamda yüzde 50,3'e ulaşacak. Yeni holding, Turkcell'de yüzde 50'den fazla paya ulaşacağı için Karamehmet'in yüzde 13,5 payla Turkcell'i kontrol ettiği dönemi sona erdirecek bir sürece girilecek.

                            Referans - Yarının Habercisi | Yabancı ortakların, Karamehmet'i Turkcell'de saf dışı bırakma planı

                            Yorum

                            • alvardar
                              Yeni üye
                              • 12 Eylül 2009
                              • 9

                              #374
                              Varlık Barışı'na 3 haftada 3 aylık başvuru

                              Yastıkaltında ve yurtdışındaki birikimleri ekonomiye kazandırmak için çıkarılan Varlık Barışı uygulamasına ilgi artıyor.

                              Mükellefler Vergi Dairesi Başkanı ve İstanbul Vergi Dairesi Başkan Vekili Mehmet Koç, en son süresi yılbaşına kadar uzatılan düzenleme kapsamında son üç haftada, önceki üç aylık dönemden daha fazla başvuru yapıldığını açıkladı. Koç'a göre, başvurulardaki artışta bir daha uzatma ihtimalinin etkili olduğu belirtiliyor. İlk olarak 22 Kasım 2008'de kanunla yürürlüğe konulan ve 2 Mart 2009'a kadar geçerli olan ilk barış döneminde mükellefler 14,8 milyar lira beyan etmişti. Barışın 30 Eylül'e kadar geçerli olan kısmında ise 5 milyar 280 milyon lira gelir elde edilmiş, böylece toplam hasılat 20 milyar lirayı bulmuştu. Anadolu Arslanları İşadamları Derneği (ASKON)'nin düzenlediği konferansta konuşan Koç, varlık barışına hâlâ tereddütle yaklaşanların olduğunu söyledi. Maliyenin mükellefleri Varlık Barışı'na yönlendirme niyeti olmadığını belirten Koç, "Varlık Barışı'ndan ciddi bir gelir elde edilmiyor. Bu olay mükelleflerin mağduriyetini ortadan kaldırmak için." dedi.

                              HABERTÜRK EKONOMİ - Varlık Barışı'na 3 haftada 3 aylık başvuru - HTEKONOMİ HABER


                              Varlık Barışı kesinlikle içi boş bir uygulama değil. Bankada mali verilerini incelediğim firmaların 2009-6 bilançolarında bu uygulamadan yararlananlara rastlıyorum.

                              Yorum

                              • alvardar
                                Yeni üye
                                • 12 Eylül 2009
                                • 9

                                #375
                                alvardar Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
                                Portekiz'in en büyük bankası Millenium, 2003'te Sitebank'ı alarak girdiği Türk bankacılık sektöründen çıkıyor.

                                14 Kasım 2009 Cumartesi 23:21:00

                                Millenium, 2006'da adını verdiği banka için Hüsnü Özyeğin'le anlaştı
                                Milllenium Bank'ın yeni sahibi Hüsnü Özyeğin oldu. Finans kaynakları tarafların hemen her konuda el sıkıştığını ve kısa bir süre sonra resmi açıklamanın yapılacağı bilgisini verirken, taraflar konu hakkında herhangi bir açıklama yapmadı. Satışla birlikte kriz döneminde bir Batı Avrupa Bankası ülkeden çıkmış olacak. TMSF'den 2003'te Sitebank'ı alarak Türk bankacılık sektörüne adım atan Portekiz'in en büyük bankası Millenium Bank, 2006'da Türkiye'deki bankaya da kendi adını vermişti. Portekizli BCP Grubu'nun sahibi olduğu Millenium Bank'a ilk olarak çoğunluk hisseleri İsrail'in en büyük ikinci bankası bank Hapoalim'in elinde bulunan Bank Pozitif talip olmuştu. Geçtiğimiz Ocak ayında başlayan görüşmeler Mayıs ayına kadar sürmüş, ancak yeni alıcıların ortaya çıkması ve buna bağlı olarak satış fiyatının artması yüzünden iş çıkmaza girmişti. Yeni alıcıların başında ise Hüsnü Özyeğin'in sahibi olduğu Credit Europe Bank geliyordu. Bu gelişmeler üzerine geçtiğimiz eylül ayında İsrailliler görüşme masasından kalkmıştı. Finansbank'ın eski sahibi Hüsnü Özyeğin'in 1994'te Hollanda'da kurduğu Credit Europe Bank halen 11 ülkede faaliyet gösteriyor. Toplam aktif büyüklüğü 15 milyar dolar olan banka 215 şubesi ile hizmet veriyor. Halen Belçika, Almanya, Malta ve Dubai'de şubeleri bulunan bankanın İsviçre, Rusya, Romanya ve Ukrayna'da iştirakleri bulunuyor. 39 milletten 5 bin 500 kişinin çalıştırıyor.

                                'Bazı bankalar çıkabilir' demişti
                                Finansbank'ın sahibi olan Hüsnü Özyeğin, 2006'da Finansbank'ın çoğunluk hisselerini Yunanlı NBG'ye 2.77 milyar dolara satmıştı. Satış sırasında bir centilmenlik anlaşması yapmış ve üç yıl boyunca finans sektöründe faaliyet göstermeme sözü vermişti. Anlaşmanın süresi 19 Ağustos tarihinde doldu. O günden sonra Özyeğin bir toplantıda "Batı Avrupalı bazı bankalar 2-3 yıl içinde Türkiye'den ayrılır" demişti.


                                İşte Hüsnü Özyeğin'in yeni bankası - Kulis Haberleri - FinansGündem.com
                                Bu haber yalanlandı.

                                Özyeğin Millennium Bank'ı almamış


                                Millenium Bank Türkiye’nin Yönetim Kurulu Başkanı Tezcan Yaramancı, bankanın Hüsnü Özyeğin’e satıldığına ilişkin haberlerin doğru olmadığını söyledi.
                                16 Kasım 2009 Pazartesi 09:56:00

                                http://www.finansgundem.com/haber/ok..._banki_almamis

                                Yorum

                                Working...
                                X

                                Debug Information