Eger sitemize yaptığınız ilk ziyaretiniz ise, Lütfen öncelikle Yardım kriterlerini okuyunuz. Forumumuzda bilgi alışverişinde bulunabilmeniz için öncelikle Kayıt olmalısınız. Üye olmayanlar forumumuzda hiçbir şekilde aktivite uygulayamaz; Konu açamaz, Mesaj yazamaz, Eklenti indiremez, Özel mesajlasamaz. Forumumuzu tam anlamıyla kullanmak için üye olabilirsiniz...
Pensilvanya'da FETÖ elebaşı Fethullah Gülen'le görüşen eski
AKP'li vekillerden Afif Demirkıran,
aylık 20 bin Euro maaş ile
Turkcell Yönetim Kurulu’na atandı.
Prof. Dr. Ümit Özdağ, "Stratejik Göç Mühendisliği" adını verdiği ve
"Suriyeli sığınmacılar" sorununun, Anadolu'da Türk varlığını ve egemenliğini
yok edecek başlangıca gelip tehdit eder boyutlara geldiğini incelediği son kitabında
"Stratejik göç mühendisliği tabiri, devletler ya da devlet dışı aktörler tarafından,
belli bir bölgede yaşayan nüfusun güçlendirilmesi, zayıflatılması ya da muhtevasının
değiştirilmesini sağlayan yollarla, askerî ve siyasi amaçlar dâhilinde kasti şekilde
yaratılmış iç ve dış göçleri ifade ediyor... Mühendislik eseri göçleri yaratan araçlar,
tehditten askerî güç kullanımına, kazanç vaadinden finansal teşviklere, hatta normalde
kapalı olan sınırların açılıp basitçe geçişin kolaylaştırılmasına uzanan geniş bir
skalayı kapsıyor."
*Şimdi bu sözlerden, iç savaş başlamadan önce Türkiye Suriye sınır boylarının,
neden mayın temizleme bahanesiyle 49 yıllığına İsrail'e verilmek istendiği anlaşılıyor değil mi?
Olmayınca mayınları Türkiye temizledi; çünkü, dünyanın dört tarafından gönderilen teröristler,
bu sınırdan Suriye'ye girecekti!
Harvard üniversitesinde yapılan 'Bir savaş Silâhı olarak tasarlanan göç olgusu' başlıklı araştırmada,
'Mülteciler olgusunun hedef ülkelerde savaş ve barış zamanlarında stratejik bir silâh olarak kullanılabileceği
ve bunu kontrol eden devlete yararlar sağlayacağı' tespiti yapılıyor."
*Sinan Ogan ise İsrail'in 1948'den beri nasıl büyüdüğünü gösteren haritayı yayınlamış ve "Bu resme iyi bakın!
Önce Filistin'in içini boşalttılar, sonra boşalan o topraklara yerleşerek İsrail devletini kurdular.
Şimdi sıra Büyük İsrail için 'vaad edilmiş topraklar'ın boşaltılmasına geldi. Suriye, Büyük İsrail'i
kurmak için boşaltılıyor. Bunu nasıl görmezsiniz?" diye sormuştu.
*Suriyelilerin Türkiye'ye sürülmesi veya getirilmesi, iktidar tarafından da
1.5 milyon çadır siparişi verecek kadar önceden öngörülen, plânlanmış bir süreçtir.
Suriye'nin kuzeyinin boşaltılması ve burada bir PKK devleti kurulması için Türkiye kullanılmıştır.
Şimdi de İdlib için aynı senaryo tekrarlanıyor.***Özdağ, kitapta Condoleezza Rice'ın
"Suriye iç savaşı, Orta Doğu'nun bölünme hikayesinde son perde olabilir. Türkiye de Mısır
ve İran gibi güçlü ulusal kimliğe sahip olduğu için Suriye'deki iç savaşa çekiliyor."
sözlerine de yer veriyor.
Öyleyse muhacir-Ensar söylemi neydi?
ABD'nin Suriyeli öğüten değirmenine ve Büyük İsrail Projesi'ne su taşımak için
halkı ikna etmek değil miydi?
Prof. Dr. Ümit Özdağ, "Stratejik Göç Mühendisliği" adını verdiği ve
"Suriyeli sığınmacılar" sorununun, Anadolu'da Türk varlığını ve egemenliğini
yok edecek başlangıca gelip tehdit eder boyutlara geldiğini incelediği son kitabında
"Stratejik göç mühendisliği tabiri, devletler ya da devlet dışı aktörler tarafından,
belli bir bölgede yaşayan nüfusun güçlendirilmesi, zayıflatılması ya da muhtevasının
değiştirilmesini sağlayan yollarla, askerî ve siyasi amaçlar dâhilinde kasti şekilde
yaratılmış iç ve dış göçleri ifade ediyor... Mühendislik eseri göçleri yaratan araçlar,
tehditten askerî güç kullanımına, kazanç vaadinden finansal teşviklere, hatta normalde
kapalı olan sınırların açılıp basitçe geçişin kolaylaştırılmasına uzanan geniş bir
skalayı kapsıyor."
*Şimdi bu sözlerden, iç savaş başlamadan önce Türkiye Suriye sınır boylarının,
neden mayın temizleme bahanesiyle 49 yıllığına İsrail'e verilmek istendiği anlaşılıyor değil mi?
Olmayınca mayınları Türkiye temizledi; çünkü, dünyanın dört tarafından gönderilen teröristler,
bu sınırdan Suriye'ye girecekti!
Harvard üniversitesinde yapılan 'Bir savaş Silâhı olarak tasarlanan göç olgusu' başlıklı araştırmada,
'Mülteciler olgusunun hedef ülkelerde savaş ve barış zamanlarında stratejik bir silâh olarak kullanılabileceği
ve bunu kontrol eden devlete yararlar sağlayacağı' tespiti yapılıyor."
*Sinan Ogan ise İsrail'in 1948'den beri nasıl büyüdüğünü gösteren haritayı yayınlamış ve "Bu resme iyi bakın!
Önce Filistin'in içini boşalttılar, sonra boşalan o topraklara yerleşerek İsrail devletini kurdular.
Şimdi sıra Büyük İsrail için 'vaad edilmiş topraklar'ın boşaltılmasına geldi. Suriye, Büyük İsrail'i
kurmak için boşaltılıyor. Bunu nasıl görmezsiniz?" diye sormuştu.
*Suriyelilerin Türkiye'ye sürülmesi veya getirilmesi, iktidar tarafından da
1.5 milyon çadır siparişi verecek kadar önceden öngörülen, plânlanmış bir süreçtir.
Suriye'nin kuzeyinin boşaltılması ve burada bir PKK devleti kurulması için Türkiye kullanılmıştır.
Şimdi de İdlib için aynı senaryo tekrarlanıyor.***Özdağ, kitapta Condoleezza Rice'ın
"Suriye iç savaşı, Orta Doğu'nun bölünme hikayesinde son perde olabilir. Türkiye de Mısır
ve İran gibi güçlü ulusal kimliğe sahip olduğu için Suriye'deki iç savaşa çekiliyor."
sözlerine de yer veriyor.
Öyleyse muhacir-Ensar söylemi neydi?
ABD'nin Suriyeli öğüten değirmenine ve Büyük İsrail Projesi'ne su taşımak için
halkı ikna etmek değil miydi?
İstanbul’da ‘uyuşturucu madde ticareti’
suçundan 30 yıl hapse çarptırılan ‘Ölüm Patroniçesi’ lakaplı çete lideri Saide D. İstinaf Mahkemesi tarafından tahliye edildi.
“Türk’üm, doğruyum”dan Kürtler mi rahatsız? Bence ABD’nin kara ordusu durumundaki bölücü örgütlere teslim olmamış Kürtlerin Türklükle hiçbir sorunu yoktur! Aksine, Kürtlerin kaderi Türklerle birlikte yazılmıştır. Türk’ün olduğu yerde Kürt de vardır. Türk varsa, orada Kürt de vardır. Türk yoksa Kürt de yoktur.
“Türküm, doğruyum”dan ise “Türk tarihinin hakkından gelmek lâzım” diyen Karen Fogg’un şahsında Avrupa ve ABD rahatsızdır. Fakat bu rahatsızlık sadece bir söylem değil, ciddi bir projenin yansımasıdır.
The Wall Street Journal gazetesinin 28 Kasım 2006 tarihli sayısında Hugh Pope, Türkiye’de Türklük oranının yüzde 10 olduğunu iddia etti ve yazısını Boğaziçi Üniversitesi’nin yaptırdığı bir araştırmaya dayandırdı. Türkiye medyasından da bu fikre destek verenler oldu.
Oysa bu tür propagandalar, 20’nci yüzyılın başında Türkleri Anadolu’dan çıkarmak isteyen işgalcilerin laflarıydı. Üstelik 1993’te Tarhan Erdem yönetiminde yapılan Konda araştırmasında doğrudan Türk olduklarını söyleyenlerin oranı yüzde 86’dır. “Müslüman Türküm” diyenlerin eklenmesiyle bu oran yüzde 89.7’yi bulmaktadır.
Yüzde 90’ı “Türk’üm” diyen bir ülkede, ilkokul çocuklarına millî benlik kazandırmayı hedefleyen ve artık gelenek haline gelen “Andımız”ı kaldırmak ise Türkiye’yi Türk devleti olmaktan çıkarmak isteyenleri çıldırtıyor. Bu ant durdukça, Türk kimliğiyle nasıl uğraşabilirler?
Proje ise şudur: Mimarlığını Bernard Lewis’in yaptığı “İstanbul başkentli Ortadoğu Birleşik Devletleri Federasyonu” fikri Özal tarafından belli belirsiz bir şekilde ortaya atılmışsa da ilk olarak Talabani tarafından seslendirilmiştir. Talabani, 1996 yılı Mayıs ayında, “Hayalim İstanbul’un başkent olduğu Ortadoğu Birleşik Devletleri’dir” demişti. Projenin asıl sahibi MOSSAD’dır.
Nitekim İsrail’in girişimiyle Türkiye, Irak, İran’ın yarısı, Suriye, Lübnan, Ürdün, İsrail, Suudi Arabistan, Körfez ülkeleri, Yemen ve Mısır’ın tek bir federasyonda birleştirilmesi açıkça ortaya konulmuş; buna yönelik olarak Ortadoğu Güvenlik ve İşbirliği Konferansı hazırlanmıştı. Turgut Özal’ın ani ölümü bütün bu planları altüst etmişti. “Büyük İsrail” dedikleri de Ortadoğu Birleşik Devletleri’dir…
Bölgede Türk, Arap gibi kimliklerin yerine bir Orta Doğu kimliğinin oluşturulabileceğini iddia eden Lewis, Baba Bush’un baş danışmanıydı! Küresel sermaye ise ABD, İngiltere ve İsrail’i savaş aygıtı olarak kullanıp, İran, Azerbaycan, Ermenistan, Gürcistan, Pakistan, Afganistan, Kırgızistan ve Özbekistan’ı hatta Doğu Türkistan’ı da dahil ederek, 1. Dünya Savaşı öncesinde İngiltere’nin geliştirdiği, “İslam dünyasını ılımlı bir halife şemsiyesinde ve 4’lü konfederasyon modeli ile yönetmek” projesini hayata geçirmeye çalışıyor…
Aslında bu proje, 1996 yılında Bernard Lewis’in İstanbul’da verdiği “Orta Doğu’nun çok yönlü kimliği üzerine” konferansından önce, 1991 yılında yine İstanbul’da, Sosyalist Enternasyonal toplantısında dönemin İsrail Dışişleri Bakanı Şimon Perez tarafından da kısmen açıklanmıştı…
Perez, o zaman, 21’inci yüzyılın su savaşları ile başlayabileceğini söylemiş ve çözüm olarak da “Orta Doğu Güvenlik ve İşbirliği Konferansı” toplanmasını, hatta Türkiye’nin önderliğinde bir “Orta Doğu Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı” kurulmasını önermişti…
Proje, ilk olarak 1958’de Lübnan Başbakanı Sami Sulh ve Kamuran Bedir Han’ın katkılarıyla MOSSAD’ın geliştirdiği, bir siyasi partimizin 2002 seçim bildirgesine “OGİK desteklenecektir” şeklinde girebilen bir tasarımdır!
Türkiye’yi Türkiye olmaktan çıkarmak için de Türk kimliğini yok etmeleri gerekiyor!
Bunun önemli adımlarından biri de Türk çocuklarının her sabah “Türk’üm, doğruyum” diye ant içmesini yasaklamaktır!
Konuyu “Türkçe ezan” tartışması ile birleştiriyorlar ki halkın kafası karışsın!
Yorum