gündem2007+

Collapse
This topic is closed.
X
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • apruncurtigin
    Tecrübeli
    • 13 Mart 2007
    • 613

    #1

    gündem2007+

    Egemenlik kayıtsız şartsız rektörlerindir!

    Yükseköğretim Kurulu, kısa adıyla YÖK, Türkiye'nin başına yük olmaya devam ediyor. 1980 darbecilerinin istemiyle 1981'de Doğramacı mimarlığında oluşturulan bu Kurul, 26 yıldır gündemden düşmemiştir.

    "YÖK" aslında bir "sistem"in sembol ismi haline gelmiştir. Bu sembol ismin açılmış halini bilen yok gibidir. Sembol haliyle de çok sevimsizdir. Bu sevimsizliğin başlıca nedeni, 25 yıldır insanları usandıran tavrı ve üniversiteleri kötü yönetmesidir... YÖK, askerler tarafından, askerî bir düzenin ve otoritenin üniversitelere uyarlanması şeklinde kurulmuştur. En üstte bir başkomutan, Türkiye'nin her yanına yayılmış kolordu komutanları ve "emir demiri keser" anlayışı üniversitelerin ruhu olmuştur. Çeyrek asırdır bu düzen değişmeksizin devam etmektedir. Başkomutan rolündeki YÖK Başkanı, küçük MGK rolündeki YÖK'ün başkanıdır. Kurul'un işi kurulduğu günden bu yana öğretim üye ve yardımcılarının beyinlerini okuduğu için "Beyin Okuma Kurulu", kolordu komutanı rolündeki rektörleri koruduğu için "Rektörleri Koruma Kurulu" gibi çalışmaktadır. Bu rolleri bugün kamuoyunda bilmeyen yoktur. Öyle olduğu için de, üniversite gibi saygınlıkta ilk sırada olması gereken kurum, neredeyse saygınlığı sıfırlanmış kurumlar olarak algılanmaktadır. Şimdiki Başkan Erdoğan Teziç, göreve atandığının ertesinde, "Türkiye'de bir siyasal iktidar bir de devlet iktidarı vardır" gibi tuhaf bir söz söylemişti. Aslında bu söz tuhaf değil gerçekti. Türkiye'nin yönetimi öteden beri böyledir; ancak, böyle bir sözü söyleyen olmamıştı. Teziç ise gerçeği ifade ederek kamuoyunda bilmeyenlerin bilmesini sağlamıştır.

    YÖK, askerî kurum mu?

    Türkiye'de üniversiteler kamunun değil devletindir. O yüzden bunlara kamu üniversitesi değil devlet üniversitesi demek gerekir. Gerçek odur ki, üniversiteler, demokratik ülkelerde devlet tarafından kurulurlar, kamu yararı gereği kamuya bırakılırlar. Nitekim bizde, 1946-1981 arasında üniversite, kamunun olmuştur; kamu adına özerktir ve özgürdür. Kamu yararı açısından buna gerek vardır. 1981 öncesindeki bütün üniversite yasaları bu mantıkla çıkmıştır. YÖK üniversiteleri tam anlamıyla devletin gözetim ve denetiminde ve devlet iktidarının elindedir. YÖK yasasının 4. ve 5. maddeleri incelendiğinde bunları görürüz. Bu bağlamda Teziç'in söylediği doğrudur. Üniversite ne zaman ki devletin kontrolünden çıkar, kamunun olur, o zaman "üniversite" olur.


    Gazetelere yansıyan günlüklerden de gördüğümüz gibi, demokrasiye son vermek isteyen darbeciler, öncelikle üniversite öğrencilerini sokağa dökmeyi amaçlamışlardır. Bir başkası sokağa dökerse ya da dökmek isterse suç oluyor, darbeciler sokağa dökmek isterlerse suç değil, üstelik destek buluyor. 2003-2004 yıllarında bu yol birkaç kez denenmiştir. İstenen başarı sağlanmamıştır. Üniversite öğrencisi, öğretim elemanı ve yurttaş sokağa çıkmaz mı? Elbette çıkar. Bu, yasalar ve hukuk çerçevesinde temel haktır. Bu hak, bu grupların kendi örgütleri ve bireyin kendi öz iradesiyle olması durumunda doğrudur, demokratiktir. Üniversite sistemini bilmeyenler için şunu söyleyebiliriz: Üniversitelerde tek kişinin egemen olduğu faşizan bir yönetim anlayışı vardır. Bu tek kişinin öylesine korkunç yetkileri var ki, öğretim elemanlarının akademik kadrolara atanmaları bile o tek kişinin iki dudağı arasındadır. Böyle bir sistemde o kişi bir gösteride taraf oluyor ve bunu hissettiriyorsa, bunun Türkçe'si baskıdır, rektörünüzün yaptığını yapınız demektir. Şu anda Atatürkçü Düşünce Derneği tarafından düzenlenen gösteriye rektörler açıktan olmasa bile dolaylı yollardan katılacaklarını ifade ediyorlar ve öğretim üyelerine 'katılın' çağrısında bulunuyorlar. Öteden beri üniversite özerkliğine inanmayan ve en hakiki Atatürkçü olma yarışında ipi göğüslemeye çalışan İnönü Üniversitesi Rektörü ise, işi çığırından çıkarıp sınavları ertelemiştir. Kanım o ki, bu faşizan yapıya ve çabaya rağmen, öğretim elemanları, bu tür güdümlü ve darbecilerin öncülük ettiği gösterilere katılmayacaklardır.

    Rektörler kahramanlığa soyunursa...

    Türkiye'de rektörler akıllarını başlarına almalıdırlar. Bunu 25 yıldır söylüyoruz; iyiye gideceklerine kötüye gidiyorlar. Devleti kurtarmak için başka odakların ağızlarına bakacaklarına, temsil ettikleri öğretim üyelerinin dertlerini ve isteklerini dinlemeliler ve bilimden yana tavır koymalıdırlar. Öğretim elemanları açlık sınırının altında aylık alıyorlar. Öğretim üyeliği mesleği çekiciliğini yitirmiş. Eğitim ve öğretimde kalitesizlik almış başını gidiyor. Eğitimde fırsat eşitsizliğinin kurbanı olan yoksul aile çocuklarının okudukları yükseköğretim kurumlarında niteliksiz, hacısız hocasız öğretim yapılmaktadır. Öğretim üyelerinin yurt düzeyinde dağılımında acayip dengesizlikler vardır. Bu çarpık yapılanmaya karşın köylere bile yeni üniversite açılması çabaları vardır. Üniversitelerde kontenjanlar azdır; yüz binlerce çocuk açıkta kalmaktadır. Çok basit ayarlamalarla kontenjan artışları sağlanabilir. Vakıf üniversiteleri ayrı bir konumdadır. Bunların ücretleri düşürülerek kontenjan artışı sağlanabilir. Şimdi, bu kadar dev gibi sorunlar ortada iken, rektörler kendi geleceklerini sağlama almak için bazı odakların hoşuna gidecek sözler söyleyerek vakit öldürüyorlar. Bu tavra ihanet demesek bile aymazlık diyebiliriz. Bu sorunların çözümü için yapılacak herhangi bir eyleme şapka çıkarılır, üniversiteli katılımı sağlanır. Bunlar yapılmadığı için bugün üniversite denen kurumda barış yoktur. YÖK Başkanı ve rektörler, dekanlar bir tarafta, öğretim elemanları bir taraftadır. Aralarında gizli ve adı söylenmeyen bir savaş vardır. Barış ve huzur olmayan bir kurumdan ne çıkar? Artık bu gerçekleri gizlemenin anlamı yoktur.

    Yükseköğretim Kurulu bugün (dün) yaptığı toplantıda, tepkileri düşünerek olmalı ki, 14 Nisan gösterisiyle ilgili tavrını eylem düzeyinde dile getirmiyor. Bildiride, "Cumhurbaşkanı tarafsız olmalıdır" deniyor. Elbette tarafsız olacaktır. Tarafsızlık sınavı ancak seçimden sonra değerlendirilebilir. YÖK, hangi kişinin tarafsız olacağını peşinen biliyorsa, o kişinin adını söylemelidir. Örneğin ben, seçilirsem tam tarafsız olacağımı açıktan söylüyorum, öyleyse YÖK beni tarif ediyor olabilir diye düşünürüm. Bilim kuruluşlarının en üst kuruluşu olan, 21 profesörden oluşan bu Kurul, "3 Kasım seçimlerinin yarattığı temsil zafiyeti bu seçime yansımamalı." diyor. İnsana sormazlar mı; "Ey yüksek kurul sen bugüne kadar neredeydin? Hangi gün TBMM seçimleri temsilde adaleti gözeterek yapılsın dedin, bu konuda bir açıklaman oldu?" türünden bir söz etmiş midir? YÖK Atatürkçülük, cumhuriyet, irtica sözcüklerinden başka sözcük telaffuz etmiş midir? Hayır. Demokrasi, temsilde adalet, insan hakları, eşitlik vb. genel değerleri ifade eden sözcükleri bırakın, YÖK ve üniversiteler, kendilerinin varlık nedeni olan özerklik ve akademik özgürlük sözcüklerini bile dile getirmemişlerdir. Aradan yıllar geçmiş, sıra cumhurbaşkanı seçimine gelmiş, "temsil zafiyeti" olduğunu anımsıyor. İnsana gülerler.

    YÖK kurulalı beri üç kez cumhurbaşkanı seçimi yapılmıştır. Seçilenlerden ikisi siyasi parti başkanıdır. Bunlar için temsili zafiyet sözünü etmeyen YÖK'ün, şimdiki seçimde "temsili zafiyet" demesini anlamak güçtür. Durumdan vazife çıkaran ODTÜ Senatosu da yaptığı açıklamada "dini siyasete alet eden, laiklik karşıtı, kadın erkek eşitliğine inanmayan..." birisi cumhurbaşkanı olmamalıdır gibisinden bir açıklama yapmıştır. İnsanlar bu sözlerle ne denmek istendiğini çok güzel anlıyor. Üniversitenin soyut ve yeri gelmeden sözler söylemesine bir anlam veremiyoruz. Üniversitelerimiz artık "ağır ol da molla desinler" tavrını göstermeliler. Türkiye'de görülen rektör manzaraları da gülünçtür. Üniversitenin itibar yitirmesinde bu manzaralar pay sahibidir. Üniversiteler bilim ve eğitim kurumları değil, savaş ve güvenlik kurumları haline gelmişlerdir. Bir rektör çıkıyor Kıbrıs'ı ve Yunanistan'ı almaya kalkıyor, biri Kubilay olmaya kalkıyor, bir başkası Cumhuriyet'i korumak için 50 rektör ölebiliriz diyor, bir başkası Lozan'a gidip kendisini Türk ulusunun temsilcisi ve Lozan kahramanı sayıyor, Üniversitelerarası Kurul Kıbrıs'ta, Hatay'da, Kocatepe'de, Van'da toplanarak dış düşmanlara meydan okuyor. Bu manzaralardan toplumumuz bıkmıştır. Üniversiteyi "üniversite" gibi, üniversite adamını "adam" gibi görmek istiyor. Üniversiteyi küçük düşürmeye hakkımız yoktur. Yükseköğretim Kurulu kontrol ve gözetim görevi yapmak istiyorsa, üniversite rektörlerini hizaya sokucu önlemler almalı ve arkasından, üniversitelerin özerk ve özgür olmaları için çaba sarf etmelidir. Son söz olarak şunu söyleyebiliriz. YÖK ve üniversiteler kendilerine çeki düzen vermelidirler. Devlet iktidarının organı olarak görülmelerini sağlayan tavırlardan sakınmalıdırlar. Üniversiteler devlet dışı kamu organıdırlar. Devlet organı içinde düşünülmeleri bugünkü sonucu doğurmuştur. YÖK ülkemize gerçek üniversite kazandıracaksa, demokratik yapıyı esas alan özerk ve akademik özgürlüğü savunucu çabalar göstermelidir. Hükümete karşı cephe tavrı yanlıştır. Devlet içi ve dışı organlar birbirleriyle uyum içinde dengeli çalışmak zorundadırlar. Bugün öğretim elemanlarının ücretleri düşükse bunun başlıca nedeni hükümetle YÖK arasındaki kavgadır. Yine aynı şekilde hesapsız kitapsız yeni üniversiteler açılıyorsa, bunun da bir nedeni hükümetle YÖK arasındaki cepheleşmedir.

    YÖK ve üniversiteler toplum içinde bir taraf rolü oynayamaz. Bunlar kamuyu aydınlatıcı, aydınlatma işini yaparken güven verici olmak zorundadır. Başka türlü kamu yararı gözeten kurum olamazlar. Son on yıldaki YÖK ve rektör tavırları güvenilirlik ortamını yok etmiştir.

    PROF. DR. TAHİR HATİPOĞLU - GAZİ ÜNİVERSİTESİ ÖĞRETİM ÜYESİ
    Borsacıların ve borsanın yeni adresi
    [url] www.keyborsa.com[/url]
  • apruncurtigin
    Tecrübeli
    • 13 Mart 2007
    • 613

    #2
    İran anlaşması Rusya'yı kızdırdı

    İran anlaşması Rusya'yı kızdırdı
    Rusya, Türkiye ile İran arasında geçen ay imzalanan yeni doğalgaz mutabakatından duyduğu rahatsızlığı yüksek sesle dile getirmeye başladı. Şu ana kadar gayri resmî açıklamalarla yetinen Moskova, geçen hafta Gazprom üzerinden Botaş'a sürpriz bir uyarıda bulundu:

    "Bu kış anlaşmalarda belirtilen miktarın üzerinde doğalgaz istemeyin." Enerji uzmanları, doğalgazın yüzde 70'e yakın kısmının temin edildiği Gazprom'un bu hamlesinin Türkiye'yi kış ortasında enerji sıkıntısıyla karşı karşıya getirebileceğine dikkat çekti. İran'ın, her kış iç talebi karşılayamadığı için vanayı kıstığı hatırlatılırken, bugüne kadar gaz açığını Rusya'nın kapattığına işaret edildi. Geçtiğimiz kış benzer bir sıkıntıyla karşılaşılmış, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın ricası üzerine devreye giren Rus lider Vladimir Putin'in talimatıyla anlaşmadaki miktarın yüzde 30 fazlası gönderilmişti.

    Muhtemel bir doğalgaz sıkıntısına yönelik bazı tedbirler de alınmaya çalışılıyor. Yapımı 11 yıldır süren Silivri'deki doğalgaz deposu temmuz ayında açıldı. Tesisin 1,9 milyar metreküplük kapasitesi, yapılacak çalışmalarla 3 milyara çıkarılacak. Depo, gazın eksik geldiği veya durduğu zamanlarda kışın yüzde 15, yazın yüzde 25 oranında ihtiyacı karşılayabilecek.

    Türkiye, ilk kez 1987'de tanıştığı doğalgaza yıllık yaklaşık 10 milyar dolar ödüyor. 50'ye yakın şehirde 6 milyon konut doğalgazla ısınırken, geçen yıl tüketim 30 milyar metreküpü aşmıştı. Tüketimin 16,6 milyar metreküpü elektrik üretiminde, 7,2'si de konutlarda ısınma amaçlı kullanıldı. Sanayici ise 6,4 milyar metreküp gaz tüketti. İthalatta aslan payını yüzde 70 ile Rusya elinde tutuyor. Bunu İran takip ediyor. Ayrıca Nijerya ve Cezayir'den gemiyle sıvılaştırılmış doğalgaz getiriliyor.

    İran'ın Güney Pars sahasındaki rezervlerini Türkiye'ye açmasına Rusya'nın nasıl bir cevap vereceği tartışılırken, Moskova'dan gelen uyarı notu enerji kulislerini hareketlendirdi. Rusya'nın önceki yıllarda olduğu gibi cömert davranmaması ihtimaline karşılık Botaş'ın B planı olup olmadığı bilinmiyor. Yetkililer, bu konuda açıklama yapmaktan kaçınıyor. Botaş'ın eski Genel Müdürü Gökhan Yardım, mevcut denklemde Gazprom olmadan açığı kapatmanın mümkün olmadığına dikkat çekiyor. İran'la yapılan son anlaşmanın Kremlin'in tavır değişikliğinde etkili olabileceğini belirten Yardım, "Her şeye rağmen iyi ilişkileri korumak zorundayız. Çünkü, kontratlarda asgari ve azami alım şartları var. Bunun dışında fazla gaz verme diye bir mecburiyet yok; satıcı isterse verir. Kaldı ki, Türkiye, Rusya'dan Mavi Akım hattıyla aracısız, doğrudan gaz alabiliyor. Geçmişte bu çok yaşandı ve Mavi Akım'dan alınan ilave miktarla sıkıntılar aşıldı. İran ile de ilişkiler iyi tutulmalı; ama İran, eskiden beri düzenli teslimat yapamıyor." ifadelerini kullandı.

    Silivri doğalgaz deposu devrede

    Botaş, Gazprom'un bu tavrından sonra İran'ın yine muhtemel bir kısıntıya gitmesi halinde açığın nasıl kapatılacağı yönündeki sorular karşısında sessiz kalıyor. Bununla birlikte bazı tedbirler de alınmaya çalışılıyor. Yapımı 11 yıldır süren Silivri'deki doğalgaz deposu temmuz ayında resmen açıldı. Tesisin 1,9 milyar metreküplük kapasitesi, yapılacak çalışmalarla 3 milyara çıkarılacak. Gazın eksik geldiği veya durduğu zamanlarda kışın yüzde 15, yazın yüzde 25 oranında ihtiyacı karşılayabilecek. Tuz Gölü'nün altının 5 milyar metreküplük depo olarak kullanılması için yürütülen çalışmalar da devam ediyor. İzmir Aliağa'da kurulu Egegaz'a ait sıvılaştırılmış doğalgaz tesisiyle de yıllık 1,1 milyar metkeküplük depolama ve gazlaştırma anlaşması yapıldı.

    Son gelişmeleri, 'normal' diye niteleyen adının açıklanmasını istemeyen bir kaynak, Rusya'nın 'dünyanın önde gelen tedarikçisi' sıfatını kaybetmek istemediğini belirtti. Moskova'nın Nabucco projesi çerçevesinde İran gazını Avrupa'ya taşımak için mutabakat zaptı imzalanmasını 'büyük bir olay' şeklinde sunulmasından rahatsızlık duymuş olabileceğini vurguladı. Aynı kaynak, "Rusya'ya gol atıldı yorumları yapıldı. Bu onları üzmüş, hatta kızdırmış olabilir." değerlendirmesinde bulundu. Türkiye ve Rusya'nın stratejik olarak birbirlerine muhtaç olduğunu kaydeden söz konusu kaynak, "Şimdiye kadarki fazla taleplerimizi anında karşıladılar. Mavi Akım ile aracısız gaz temin edebiliyoruz. Ancak Avrupa ülkelerinin böyle bir şansı yok. Rusya'yı dışlayan bir görüntü verilmesi, bu avantajı yok edebilir. Dikkatli olmak ve projeleri uzun vadeli uygulanabilir bir şekilde ele almak gerekir." ifadelerini kullandı.

    Trusgaz anlaşması 2011'de sona eriyor

    Botaş'ın eski Genel Müdürü Gökhan Yardım, 2011 yılı için önemli bir uyarı yapıyor. "Rusya ile Şubat 1986'da yapılan ve 25 yıllık ilk gaz anlaşmasının (Truzgaz) süresi 3 yıl sonra doluyor." diyen Yardım, şimdiden bu konuda hazırlık yapılması gerektiği görüşünde. Batı hattı olarak bilinen anlaşma çerçevesinde yıllık 6 milyar metreküp doğalgaz akışı sağlanıyor. Bu miktar ağırlıklı olarak Trakya'da kullanılıyor. Yardım'a göre gerekli adımlar atılmadığı takdirde, 3 yıl sonra bu bölgede gaz temin sıkıntısı yaşanacak. Gaz açığını İran ya da Azeri gazıyla kapatmak mümkün olmayacak. Çünkü İran normal şartlarda gaz akışını tam olarak sağlayamıyor. Azeri gazı ise Yunanistan ve İtalya'ya gidecek. Ayrıca Atina ile Bakü gaz miktarını artırmak için geçtiğimiz günlerde yeni bir anlaşma yaptı.
    Borsacıların ve borsanın yeni adresi
    [url] www.keyborsa.com[/url]

    Yorum

    • apruncurtigin
      Tecrübeli
      • 13 Mart 2007
      • 613

      #3
      TBMM Yemin TÖRENI


      YEMİN TÖRENİNDEN ÇARPICI NOTLAR
      23. Dönem milletvekillerinin andiçme törenine, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt ve kuvvet komutanları katılmadı.

      -DTP milletvekilleri Ahmet Türk, Aysel Tuğluk ve Sırrı Sakık MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin yanına gelerek tokalaştı.


      -Eski Meclis Başkanı Bülent Arınç, kalabalık bir milletvekili grubu ile Genel Kurul Salonu'na geldi. Arınç, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile tokalaştı. Arınç, DTP milletvekilleri Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk ile de tokalaştı.

      -CHP'den istifa eden DSP'liler Genel Kurul'da arka sıralarda oturdu.

      -Yabancı misyon temsilcileri yemin törenine büyük ilgi gösterirken, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Türk Silahlı Kuvvetleri komuta kademesi, yüksek yargı organı başkanları törene katılmadı. Törende sadece Yüksek Seçim Kurulu Başkanı Muammer Aydın hazır bulundu.

      -Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül ve bazı bakanlar, yemin töreninde Bakanlar Kurulu sıralarında oturdu.

      -Yemin törenine, Sivas Milletvekili Muhsin Yazıcıoğlu ile DSP İzmir Milletvekili Recai Birgün geç katıldı.

      -Yemin töreni öncesinde, trafik kazasında hayatını kaybeden İstanbul Milletvekili Mehmet Cihat Özönder için saygı duruşu yapıldı.

      -Yemin eden ilk bayan milletvekillerinden CHP Adana Milletvekili Nevin Gaye Erbatur'un altı oklu beyaz elbisesi dikkat çekti. Erbatur gibi, 4 bayan milletvekilinin de beyaz tercih ettiği görüldü.

      -Rize Bağımsız milletvekili ve eski Başbakanlardan Mesut Yılmaz muhalefet sıralarının en arkasındaki koltuklarda oturdu. Yılmaz'ın, yanına oturan Sivas Bağımsız Milletvekili Muhsin Yazıcıoğlu ile sık sık sohbet ettiği görüldü. Bu arada Yılmaz'a eşlik eden eski ANAP'lı kurmayları, dinleyici localarında yer aldı.

      Ankara Milletvekillerine sıra gelince, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu ve Ankara Milletvekili Mustafa Kemal Atatürk için 1 dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.

      -AKP Ankara Milletvekili Burhan Kayatürk, üç kez yanlış okuduğu yeminini dördüncü kez okumak zorunda kaldı.

      YEMİN EDEN İLK GENEL BAŞKAN BAYKAL OLDU

      -Yemin töreninde ilk yemin eden Genel Başkan CHP Genel Başkanı Deniz Baykal oldu. Baykal, kürsüye çıkarken CHP'liler ayakta alkışladı. Baykal'ı Başbakan Erdoğan ve bazı bakanlarla, AKP'li bazı milletvekilleri de alkışladı.

      -Milletvekillerinin çoğu, yeminlerini yazılı metinden okudu. -MHP Aydın Milletvekili Ertuğrul Kumcuoğlu yeminini esas duruşta okudu.

      -DTP'LİLER YEMİN ETTİ-

      -Yemin töreninde sıra Batman'a gelince ilk DTP'li Milletvekili Ayla Akat Ata'nın ismi anons edildi. Ata kürsüye çıktığında sadece DTP'lilerin alkışladığı görüldü. TBMM Üye Andını hatasız okuyan Ata'nın son kelimede dili sürçtü. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve çok sayıda AKP'li ile DTP'liler, yeminini okuyan Ata'yı alkışladı. Ata'nın ardından diğer DTP'liler de yeminlerini eksiksiz okudu.

      -Meclis yemin töreni öncesinde, Ankara emniyetinden çok sayıda polis, Meclis içinde ve dışında yoğun güvenlik önlemleri aldı.

      -Meclis kulislerine, milletvekilleri dışında kimsenin geçmesine izin verilmedi. Kulislere girmek isteyen ziyaretçilerle görevli memurlar arasında zaman zaman tartışmalar yaşandı.

      -Dinleyici localarında, çok sayıda türbanlı izleyicinin bulunması dikkat çekti.

      -İlk defa seçilen bazı milletvekilleri Genel Kurul Salonu'nu önceden gezdi. Özellikle Genel Kurul'daki dev avizeleri inceleyen yeni milletvekillerinin heyecanlı olduğu gözlendi.

      -300'e yakın yerli ve yabancı basın mensubu yemin törenini izliyor. Çok sayıda ulusal kanal da yemin törenini canlı yayınlıyor.

      -Özellikle milletvekillerine eşlik eden ancak ana binaya giremeyen çok sayıda ziyaretçi de Meclis'in arka bahçesinde adeta panayır görüntüsü oluşturdu. -Bu arada Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da 14.30 sıralarında Meclis'e geldi. Erdoğan Meclis'teki makam odasına geçerek tören saatine kadar çalıştı.

      -İKİNCİ KUŞAK MİLLETVEKİLLERİ KULİSLERDE BİR ARAYA GELDİ-

      Türk siyasi hayatında önemli izler bırakan siyasilerin 23. Dönem milletvekili çocukları, Meclis kulislerinde birbirlerini kutladı. Alparslan Türkeş'in oğlu Tuğrul Türkeş, Ferit Belen'in oğlu Mithat Belen ve İlhan Öztrak'ın yeğeni Faik Öztrak Meclis kulislerinde birbirlerini kutlayarak başarılar diledi.

      -ERBATUR'UN KIYAFETİ-

      Meclis kürsüsüne partisi CHP'nin amblemini simgeleyen, altı okun bulunduğu beyaz bir elbiseyle çıkan Adana Milletvekili Nevin Gaye Erbatur, kıyafetinin dikkat çekmesi üzerine, terzisi tarafından, "Milletvekili yemini töreni" için özel dikildiğini ve kendisine hediye edildiğini söyledi.

      -YEMEK FİYATLARI ŞAŞIRTTI-

      Yemin töreni sırasında Meclis lokantasını da ziyaret eden ve yakınlarına yemek veren özellikle milletvekilleri, lokantadaki yemek fiyatlarının ucuzluğu karşısında şaşkınlıklarını gizleyemedi. Kimi milletvekilleri yemek fiyatlarını gösteren listeleri hatıra olarak saklamak istedi. Deneyimli milletvekilleri ise 40-50 kişilik misafirlere yemek verildiğinde "hesabın hiç de az olmadığını" ifade ederek yeni milletvekilleriyle şakalaştı.

      -DTP AŞIRI İLGİDEN RAHATSIZ-

      Bütün gözlerin DTP'ye çevrildiği yemin töreninde DTP'li milletvekilleri rahatsızlıklarını gizlemedi. Mardin Milletvekili Ahmet Türk, kendilerinin de diğer milletvekillerinden farklı olmadığını söyledi. Türk, "Özel ilgi ve mercek altına alınmak bizi rahatsız etti. Bizim de 550 milletvekilinden hiç farkımız yok. Çalışmalarımız da aynı yönde olacak" dedi.
      Borsacıların ve borsanın yeni adresi
      [url] www.keyborsa.com[/url]

      Yorum

      • apruncurtigin
        Tecrübeli
        • 13 Mart 2007
        • 613

        #4
        Kabinede degisikligi

        Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından 60. hükümeti kurmakla görevlendirilen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, yeni kuracağı kabinede revizyon yapacağı sinyalini verdi.

        Köşk çıkışında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Başbakan Erdoğan, Hükümet'in kurulma süreciyle ilgili olarak Anayasal takvime dikkat edeceğini söyledi. Yeni kabinenin oluşturulmasında partinin ilgili ve yetkili kurullarıyla görüşeceğini anlatan Erdoğan'ın açıklamalarında en çok dikkat çeken cümle, "Aramıza yeni katılmış arkadaşlarımızın şahıslarıyla bazı görüşmeler değerlendirmeler yapacağım" cümlesi oldu. Erdoğan'ın bu sözleri kabinede revizyona gideceği yönünde en önemli işaret olarak yorumlandı.

        Erdoğan'ın, yeni hükümetin hedeflerini belirlerken çizdiği çerçeve de, bakan seçiminde bu kriterlerin göz önüne alınacağı değerlendirmelerine sebep oldu. Güçlü bir kabine oluşturup, 2013 hedeflerine kilitleneceklerini anlatan Erdoğan, yeni hükümetin hedeflerini ise şöyle açıkladı:

        "Türkiye'yi muasır medeniyetler seviyesine çıkarma sürecinde kişi başına milli geliri öncelikle 10 bin dolara ulaştırmak,

        Daha ileri bir demokrasiyi ülkemizde gerçekleştirmek,

        Ülkemizde barış ve dayanışma kültürünü daha da geliştirmek,

        Bölgeler arası dengesizlikleri ortadan kaldırmak ve iyice giderebilmek,

        Etnik milliyetçiliği ortadan kaldırıcı adımları atabilmek,

        Dinsel milliyetçiliği ortadan kaldıracak adımları atabilmek,

        Türkiye'nin bu noktada özellikle birbirine ön yargılarla bakan insanların oluşturduğu bir yapı değil, ön yargılardan, ön kabullerden sıyrılmış ve özgüven içerisinde birbirine kardeşlik anlayışıyla bakan,

        Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet anlayışıyla geleceğe yürüyen bir yapıyı tesis etmektir,

        Ve bu konuda inanıyorum ki milletimizin öz güveni tamdır. Yeter ki bizler birbirimize şüpheyle değil, güvenle bakalım. Bunu başardığımız anda da Türkiye yürüyerek değil, sıçrama yaparak arzuladığı mesafeleri gerçekleştirecek ve yakalayacaktır.''

        Bu hedefleri gerçekleştirecek bir kabine için çalışmalara başlayan Erdoğan, kurulan kabine için 45 günlük Anayasal sürecin beklenip beklenmeyeceği yönündeki soruya ise şu cevabı verdi: "Arkadaşlar bir takvim kullanılacak dendiği anda bu illa 45 günün sonuna kadar diye olmaz. Bakın bizim bu arada Meclis Başkanlığı seçimimiz var, Meclis Başkanlık Divanının oluşması var, cumhurbaşkanlığı var, hükümeti kurma durumu var. Hepsi de şu anda iç içe geçmiş buradaki önceliği arkadaşlarımızla değerlendireceğiz. Ona göre de adımımızı atacağız"
        Borsacıların ve borsanın yeni adresi
        [url] www.keyborsa.com[/url]

        Yorum

        • apruncurtigin
          Tecrübeli
          • 13 Mart 2007
          • 613

          #5
          Alparslan TÜRKES den Federasyon fikrine cevap

          Borsacıların ve borsanın yeni adresi
          [url] www.keyborsa.com[/url]

          Yorum

          • apruncurtigin
            Tecrübeli
            • 13 Mart 2007
            • 613

            #6
            Şırnak'tan acı haber: 13 şehit

            Şırnak'tan acı haber: 13 şehit
            Genelkurmay Başkanlığı, Şırnak bölgesinde görev yapan bir birliğe, terör örgütü tarafından yapılan bir saldırıda 13 silahlı kuvvetler mensubunun şehit edildiğini bildirdi.

            Genelkurmay Başkanlığı'nın konuya ilişkin basın açıklamasında, şunlar kaydedildi:

            ''Şırnak bölgesinde görev yapan bir birliğimize, 07 Ekim 2007 tarihinde terör örgütü tarafından yapılan bir saldırıda, 13 Silahlı Kuvvetler mensubu şehit edilmiştir.

            Terör örgütü mensupları, yurt içerisinde operasyon birliklerimizle, yurt dışına kaçış noktalarında ise ateş destek vasıtalarıyla takip edilmektedir.

            Terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetlerde ortaya çıkan bu tablo, mücadele azmimizi ve kararlılığımızı daha da artırmıştır.''
            Borsacıların ve borsanın yeni adresi
            [url] www.keyborsa.com[/url]

            Yorum

            • apruncurtigin
              Tecrübeli
              • 13 Mart 2007
              • 613

              #7
              Türkiye ağlıyor

              Türkiye ağlıyor
              İstanbul-Isparta seferini yaptığı sırada düşen Atlasjet Havayolları'na ait uçakta 49 yolcu ve 7 mürettebat hayatını kaybetti.


              Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Atlasjet uçağının Isparta'da düşmesiyle ilgili olarak, ''İlk bulgulara göre bir hayat emaresi gözükmemektedir. Arama kurtarma ekipleri halen çalışmalarını sürdürmektedir'' dedi.

              Ulaştırma Bakanı Yıldırım, kaza nedeniyle Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü'ne gelerek çalışmaları yerinde izledi.

              Yıldırım, burada gazetecilere yaptığı açıklamada, Atlasjet Hava Yolları'nın İstanbul-Isparta seferini yapan uçağının inişe geçtiği sırada hava meydanının kuzey batısına 11 kilometre uzaklıktaki Türbetepe mevkinde düştüğünü belirtti.
              Borsacıların ve borsanın yeni adresi
              [url] www.keyborsa.com[/url]

              Yorum

              • apruncurtigin
                Tecrübeli
                • 13 Mart 2007
                • 613

                #8
                Bilimsel cihaz uçakta kayboldu mu

                Bilimsel cihaz uçakta kayboldu mu


                Atlasjet uçağının düşmesiyle hayatını kaybeden Prof. Engin Arık'ın üzerinde çalıştığı bir cihazı beraberinde Isparta'ya götürdüğü ortaya çıktı. Ancak cihaz ortada yok!..

                Uçak kazasında can veren Prof. Engin Arık'ın üzerinde çalıştığı bir cihazla ilgili olarak uçaktan bir meslektaşına elektronik posta gönderdiği, hatta beraberinde Isparta'ya götürdüğü ortaya çıktı. Şimdi cihazın ne olduğu sorusu gündeme geldi.

                Türkiye'yi yasa boğan Isparta'daki uçak kazasında ölen Boğaziçi Üniversitesi Fizik Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Engin Arık'ın cenaze törenine, Fransa'dan gelen kardeşi Erinç Atagür de katıldı. Gözüyaşlı Atagür, Prof. Arık'ın çalışmalarıyla ilgili olarak ilginç açıklamalarda bulundu:

                MESAJI UÇAKTAN NASIL ATTI

                "Ablamla kazadan 2 gün önce konuştum. Bir cihaz üzerinde çalışıyordu. Ama çalışmadığından yakınmıştı. Cihazı Isparta'ya götüreceğini, cihazdaki sorunu anlatmak için toplantıda bir nükleer fizikçiyle konuşacağını söylemişti. Kaza sonrasında görüştüğüm fizikçi, ablamın uçaktan kendisine elektronik posta gönderdiğini söyledi. Ama içeriği hakkında bilgim yok."

                Prof. Engin Arık'ın mail atmak için uçakta internet bağlantısını nasıl sağladığı henüz bilinmezken Erinç Atagür, ablasıyla ilgili olarak “Engin dünyalar tatlısı bir insandı. Bugüne kadar herhangi bir tehdit aldığını duymadım" dedi.

                MESLEKTAŞLARI HABERSİZ

                Ablasının resmine sarılarak ağlayan Atagür, "Ablam yıllarca meme kanseriyle mücadele edip hastalığı yenmişti. Beni Türkiye'ye çağırmıştı, ancak gelemedim" dedi. Avrupa Nükleer Araştırmalar Örgütü'nde (CERN) Prof. Dr. Engin Arık'la birlikte çalışan Çukurova Üniversitesi Fizik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gülsen Önengüt, Arık'ın Isparta'ya götürdüğü cihazla ilgili kendisine bilgi vermediğini belirtti. Prof. Önengüt, "CERN'deki çalışmalarda birlikte hareket ediyorduk. Ama Isparta'ya götürdüğü cihaz konusunda hiç konuşmadık" dedi.

                CERN PROJESİNİN AMACI

                Prof. Arık'ın da çalıştığı CERN projesinde, laboratuvar şartlarında anti-madde elde edilmeye çalışılıyor. Bazı bilim adamları, madde ile anti- maddenin çarpıştırılmasıyla ortaya çıkacak muazzam enerjiden, ileride çok uzun mesafeli uzay yolculuklarında yararlanılabileceğini düşünüyor.
                Borsacıların ve borsanın yeni adresi
                [url] www.keyborsa.com[/url]

                Yorum

                • apruncurtigin
                  Tecrübeli
                  • 13 Mart 2007
                  • 613

                  #9
                  Facebook'ta370 kaçak asker yakalandı

                  :
                  Bunu hiç düşünmemiştiniz değil mi? Teknolojik gelişmeleri en yakından takip eden kurum Genelkurmay Başkanlığı...


                  Genelkurmay Başkanlığı, fotoğraflı arkadaşlık sitesi Facebook’ta yapılan tarama sonucunda asker kaçaklarını tek tek eliyle koymuş gibi bulmaya başladı. Bu yolla 370 kaçak yakalandı

                  Asker kaçakları için kötü bir haber... Facebook ya da benzeri internet sitelerinde eski arkadaşlarını arayan asker kaçaklarına kışlanın yolu gözüktü. Teknolojik gelişmeleri yakından takip eden Genelkurmay Başkanlığı, bütün aramalara rağmen bulunamayan asker kaçaklarını Facebook başta olmak üzere diğer sitelerden de takip ediyor.

                  SANAL ARAMALARA DEVAM

                  Fox TV'nin haberine göre sanal ortamda iz süren Genelkurmay bugüne kadar sadece İstanbul'da 370 asker kaçağını yakaladı. Facebookta bulunan kişisel bilgilerden, asker kaçaklarının çalıştığı kurumlara ulaşan askerlik şubeleri bu kişilerin kurumlarına asker kaçağı çalıştırdıklarına dair yazı yolladı. Kanunlara göre asker kaçağı çalıştırmak suç olduğu için iş verenler onları çalıştıramıyor, İşinden olan kaçaklarsa kışlanın yolunu tutmaktan başka çare kalmıyor. Askeri yetkililer, Genelkurmay'ın asker kaçaklarını bulmak için sanal alemi bundan sonra da dikkatle izleyeceklerini belirtti.
                  Borsacıların ve borsanın yeni adresi
                  [url] www.keyborsa.com[/url]

                  Yorum

                  • apruncurtigin
                    Tecrübeli
                    • 13 Mart 2007
                    • 613

                    #10
                    Bir Türk ten ölüme giden yolun tarifi

                    Batan tekneden Kurtulan kaçaklar, kendilerini tekneye bindiren Türk'ün dümeni mülteciye verip, "Hiç kırmadan giderseniz iki saat sonra Sisam'dasınız'' dediğini iddia ettiler.
                    Borsacıların ve borsanın yeni adresi
                    [url] www.keyborsa.com[/url]

                    Yorum

                    • apruncurtigin
                      Tecrübeli
                      • 13 Mart 2007
                      • 613

                      #11
                      Kandil'de dev operasyon

                      Genelkurmay Başkanlığı, Kandil Dağı'nda tespit edilen PKK'ya yönelik hedeflerin bombalandığını duyurdu
                      Borsacıların ve borsanın yeni adresi
                      [url] www.keyborsa.com[/url]

                      Yorum

                      • apruncurtigin
                        Tecrübeli
                        • 13 Mart 2007
                        • 613

                        #12
                        Sınırda gece boyunca neler yaşandı?
                        Diyarbakır'daki 2. Taktik Hava Kuvvetlerine bağlı 8. Ana Jet Üssü'nden kalkan savaş uçaklarının Kandil bölgesini bombaladığı öğrenildi.

                        Kandil Dağına en yakın yerleşim yerlerinden biri olan Çoman Bölgesinde isminin açıklanmasını istemeyen üst düzey bir askeri yetkili dün gece yerel saatle 02:00 sularından 05:00'e kadar kadar kandilin bombalandığını doğruladı.

                        PKK/KONGRA-GEL terör örgütüne ait hedeflerin vurulduğu hava harekatı sırasında Kandil Dağı'nın yanı sıra örgütü ait birçok hedefler de vuruldu. Operasyon sırasında 10 köyün bombalandığı ve 6 kişinin yaralandığı bilgisi geldi.

                        Kürt köylüler sınırdan kaçmaya başladı

                        Türk ordusuna bağlı uçakların dün gece PKK'nın Kandil'deki mevzilerini bombalamasının ardından civarda bulunan köylerde yaşayan vatandaşların, daha güvenli bölgelere doğru kaçmaya başladığı bildirildi.

                        Bölgedeki yetkililer, Kandil yakınlarında bulunan Ranyala ve Kaladis bölgelerine göçlerin olduğunu, bombardımandan kaçan bazı vatandaşların buralara sığındığı belirttiler. Ayrıca Koritan, Lerce ve Mardo köylerinde 5 yaralı olduğu, bir çocuğun da bombardımanın ardından kaybolduğu bildirildi.

                        Saat: 10:56 - GENELKURMAY: KÖYLER VURULMADI

                        Genelkurmay Başkanlığı, Reuters haber ajansının ve bazı Kürt kaynaklarının 10 köyün bombalandığı yönünde yaptığı açıklamaların gerçeği yansıtmadığını bildirdi.

                        Genelkurmay karargahından yapılan açıklamada 20'den fazla f-16'nın katıldığı ve 3 saatten fazla süren hava akınında hiç bir köyün vurulmadığını belirterek, basın açıklamasında yer alan 'Baştan beri açıklandığı gibi, operasyonlar tamamen PKK/KONGRA-GEL terör örgütüne yönelik olup; Irak'ın kuzeyinde yaşayan halka ve düşmanca harekette bulunmayan yerel gruplara karşı değildir.' paragrafına vurgu yapıldı.

                        Saat: 10:50 - ÖNCE UÇAKLAR VURDU SONRA TOPÇULAR BOMBA YAĞDIRDI

                        Türk silahlı Kuvvetleri'nin Kandil'deki PKK kamplarına yaptığı hava akınının ardından Türk topçusu da Kuzey Irak'ta önceden belirlenmiş hedeflere bomba yağdırdı.

                        Genelkurmay açıklamasında yer verilen ayrıntılara göre 'Uçakların operasyon bölgesini terk etmelerini müteakip, Kara Kuvvetleri Komutanlığına bağlı uzun menzilli silahlarla, Irak'ın kuzeyinde belirlenmiş hedeflerin ateş altına alınmasına devam edilmiştir.' denildi.

                        Saat: 10:40 - KÜRT YÖNETİMİ KANDİL'İN BOMBALANDIĞINI DOĞRULADI

                        Irak'ın kuzeyindeki Kürt yönetimi, Türk ordusunun dün geceden itibaren Kandil Dağı'ndaki PKK mevzilerini bombaladığını doğruladı. Kürt Yönetimi Divan Başkanı Fuad Hüseyin, "Kandil dağındaki PKK mevzileri Türk topçuları tarafından sabaha kadar bombalandı" dedi.

                        Hüseyin, Cihan'a yaptığı açıklamada "Türk askerinin bölgede operasyonlar yaptığı haberleri doğru. Topçu ateşi sabah saat 09.00'a kadar devam etti. Bombalama sesleri duyulduğu haberleri geliyor" diye konuştu.

                        PKK'nın Kandil'deki ana kampının bombalandığı şeklindeki haberlerin henüz doğrulanmadığına dikkat çeken Hüseyin, bölücü örgütteki ölü ve yaralı konusunda net bir bilgi olmadığını, bölgeden çok çeşitli bilgiler geldiğini belirtti.

                        Hüseyin, resmi açıklamanın günün ilerleyen saatlerinde yapılacağını sözlerine ekledi.

                        Saat: 10:30 - AMERİKA'NIN İLK 'OPERASYON' AÇIKLAMASI

                        Amerika Birleşik Devletleri Büyükelçiliği Sözcüsü Kathy Schalow, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Kuzey Irak'ta gerçekleştirdiği harekatı değerlendirdi. Schalow, "PKK ile mücadele konusunda Türkiye ile çok yoğun çalışmalar yapıyoruz" dedi.

                        Saat: 10:15 - PKK'NIN ANA KARARGAHI VURULDU

                        Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Kuzey Irak'ta gerçekleştirdiği hava harekatında PKK terör örgütünün ana karargahının da vurulduğu bildirildi.

                        Yerel kaynaklardan alınan bilgiye göre Kandil dağına savaş uçakları ile yapılan bombardımanda terörö örgütünün pek çok binasının yerle bir edildiği bu binaların birinin de örgütün sözde ana karargahı olduğu bildirildi.

                        Saat: 10:00 - KYB VURULAN KÖYLERİ AÇIKLADI

                        Kürdistan Yurtseverler Birliği'nin (KYB) internet sitesi, Kandil bölgesinde birkaç köyün vurulduğunu öne sürdü.

                        KYB internet sitesi, "Kandil bölgesindeki bilgi sahibi bir kaynağa" dayanarak verdiği haberde yerel saatte 02.00'de gerçekleşen operasyon sırasında Türk uçaklarının, "Kortek, Razia, Mardo ve Halatokan ile Kandil dağındaki diğer köyleri hedef aldığını, olayda bir kişinin öldüğünü, iki kişinin de yaralandığını iddia etti.

                        Söz konusu köylerdeki halkın bölgeden kaçtığını ileri süren site, operasyonun saat 04.00'te durduğunu da kaydetti. DHA

                        Saat: 09:45 - BBC, OPERASYONU DÜNYAYA BÖYLE DUYURDU

                        TSK'nın Kandil Dağı'nda gerçekleştirdiği hava harekatını son dakika gelişmesi olarak dünyaya duyuran BBC, "Türk uçakları, sınır ötesinde 'Kürt asileri' olduğu sanılan hedefleri bombaladı" dedi.

                        Haberde ayrıca bazı köylerin vurulduğunu da bildiren İngiliz yayın kurumu, söz konusu köylerde 'asilerin' olup olmadığının teyid edilmediğini de kaydetti.

                        Saat: 09:20 - PKK'NIN SÖZDE KOMUTA BİNASI VURULDU

                        Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Kuzey Irak'ta gerçekleştirdiği hava harekatında bombaladığı Levce köyü'nde örgütün sözde karargah vinalarının da yerle bir edildiği öğrenildi.

                        Köylülerden alınan bilgiye göre bölücü terör örgütü PKK'nın sözde kararghı olarak kullanılan binaların yerle bir edildiği açıklandı.

                        Henüz doğrulanmayan bilgilerde Örgütün üst düzey bir yöneticisinin de bombardımanda öldüğü iddia edildi.

                        Saat: 08:45 - İRAN DA KANDİL'İ BOMBALIYOR İDDİASI

                        Türkiye'nin büyük operasyonundan sonra İran'ın da Kandil'deki bazı mevzilere topçu ateşi aştığı iddia edildi.

                        NTV muhabirinin Kuzey Irak'tan verdiği bilgilere göre, İran'ın Kandil dağının eteklerinde yer alan Levce köyüne ağır topçu atışı yaptığı iddia edildi. Bu köy PKK terör örgütü sözde liderlerinin basınla görüştükleri bir köy olarak biliniyor. Bombardıman bilgisini köyün muhtarı açıkladı ancak bu bilgi resmi kaynaklar tarafından doğrulanmadı.

                        Kandil dağı'nın 10, 12 kilometrelik bir alanda yer alan bu köyleri PKK terör örgütünün lojistik ve yaşam alanı olarak kullandığı biliniyor.

                        Saldırılara karşı 'canlı kalkan' olarak da kullanılan bu köylere yönelik İran topçu atışında can ve mal kaybı konusunda henüz bilgi alınamadı.

                        Saat: 08:00 - GENELKURMAY BAŞKANLIĞI'NIN RESMİ AÇIKLAMASI

                        Irak'ın kuzeyindeki Zap, Avaşin, Hakurk bölgeleri ile derinlikteki Kandil Dağı'nın Irak tarafında kalan kesimlerinde tespit edilen PKK/KONGRA-GEL terör örgütüne ait hedefler, Türk Hava Kuvvetleri savaş uçaklarının 16 Aralık 2007 günü saat 01:00'dan itibaren uyguladığı, geniş kapsamlı bir hava harekatı ile vurulmuştur.

                        Hava harekatına katılan uçaklarımız, saat 04:15 itibarıyla emniyetli bir şekilde üslerine dönmüşlerdir.

                        Uçakların operasyon bölgesini terk etmelerini müteakip, Kara Kuvvetleri Komutanlığına bağlı uzun menzilli silahlarla, Irak'ın kuzeyinde belirlenmiş hedeflerin ateş altına alınmasına devam edilmiştir.

                        Türk Silahlı Kuvvetlerine verilen yetki çerçevesinde icra edilen operasyonlar, askeri ihtiyacın gereklerine göre kararlılıkla devam edecektir. Baştan beri açıklandığı gibi, operasyonlar tamamen PKK/KONGRA-GEL terör örgütüne yönelik olup; Irak'ın kuzeyinde yaşayan halka ve düşmanca harekette bulunmayan yerel gruplara karşı değildir.

                        Genelkurmay Başkanlığınca daha önce duyurulduğu gibi, değerli basın mensuplarının operasyon alanlarına girmemeleri, can güvenlikleri açısından önem arz etmektedir.

                        Kamuoyuna saygı ile duyurulur.
                        Borsacıların ve borsanın yeni adresi
                        [url] www.keyborsa.com[/url]

                        Yorum

                        • apruncurtigin
                          Tecrübeli
                          • 13 Mart 2007
                          • 613

                          #13
                          Murat Karayılan öldü' iddiası

                          Murat Karayılan öldü' iddiası
                          TSK'nın Kandil Dağı'na düzenlediği hava operasyonunda PKK'nın vurulan ana karargahınında Murat Karayılan'ın bulunduğu bildirildi.

                          Hava akını sonrasında öldüğü açıklanan ve kimligi belirtilmeyen sözde 'üst düzey yönetici'nin Murat Karayılan olabileceği iddia ediliyor.

                          Bağımsız kaynaklarca doğrulanmayan bu iddia ile ilgili netleşen ayrıntıları sizinle paylaşmaya devam edeceğiz.
                          Borsacıların ve borsanın yeni adresi
                          [url] www.keyborsa.com[/url]

                          Yorum

                          Working...
                          X

                          Debug Information