Aslında bu yazıyı ''Küresel ekonomi ......'' başlığına eklemek gerekirdi fakat orası kapatılmış...
Pozisyonlar açılıyor,strateji olarak da ''skender'in'' pozisyonu tahmin edilmeye çalışılıyor. ''Skender'', bu stratejide dünyadaki en güçlü oyuncu, mesela Fed'i kontrol ediyor, Abd'de ki 5 büyük bankayı kontrol ediyor.
Bunlara kesinlikle katılmıyorum. Öncelikle Fed'i kesin olarak kontrol edemiyor. Çünkü; Skender'in elindeki fonların %70'i Abd dolarıdır. Bernanke geldikten sonra, faiz sıfıra yakına getirildi ve üstüne de dolar basılıp saçılmaya başlandı. Skender, elindeki fonların değerini korumak için bütün dünyada 40 takla atmaktadır.
Abd'de ki beş büyük bankaya gelelim. Lehman battıktan sonra, bu bankalara likidite, devlete verdikleri hisseler karşılığında verildi. Abd hazine yetkilileri de gidip, bu bankaların yönetim kurullarına oturdular.
Abd'de süreç şöyle gelişti : Skender, önce Abd başkanlığını kaybetti, sonra Fed'i kaybetti, Lehman sonrasında da beş büyük bankadaki kontrolünü kaybetti.
Aşağıdaki yazıyı Mahir Kaynak 18 şubat 2010'da yazmış. Skender'in siyasi kayıplarını anlatıyor.
BU ORTAMDA GÜVENİLEBİLECEK TEK FİNANSAL OLMAYAN ENSTRÜMAN ALTINDIR...
Pozisyonlar açılıyor,strateji olarak da ''skender'in'' pozisyonu tahmin edilmeye çalışılıyor. ''Skender'', bu stratejide dünyadaki en güçlü oyuncu, mesela Fed'i kontrol ediyor, Abd'de ki 5 büyük bankayı kontrol ediyor.
Bunlara kesinlikle katılmıyorum. Öncelikle Fed'i kesin olarak kontrol edemiyor. Çünkü; Skender'in elindeki fonların %70'i Abd dolarıdır. Bernanke geldikten sonra, faiz sıfıra yakına getirildi ve üstüne de dolar basılıp saçılmaya başlandı. Skender, elindeki fonların değerini korumak için bütün dünyada 40 takla atmaktadır.
Abd'de ki beş büyük bankaya gelelim. Lehman battıktan sonra, bu bankalara likidite, devlete verdikleri hisseler karşılığında verildi. Abd hazine yetkilileri de gidip, bu bankaların yönetim kurullarına oturdular.
Abd'de süreç şöyle gelişti : Skender, önce Abd başkanlığını kaybetti, sonra Fed'i kaybetti, Lehman sonrasında da beş büyük bankadaki kontrolünü kaybetti.
Aşağıdaki yazıyı Mahir Kaynak 18 şubat 2010'da yazmış. Skender'in siyasi kayıplarını anlatıyor.
BU ORTAMDA GÜVENİLEBİLECEK TEK FİNANSAL OLMAYAN ENSTRÜMAN ALTINDIR...
Ukrayna’daki devlet başkanlığı seçimleri henüz sonuçlanmamış olmasına ve ikinci turun sonunda yeni devlet başkanının belirlenecek olmasına rağmen genel eğilim turuncu devrimin sona ereceğini göstermektedir.
Devlet dışı aktörler her zaman siyasette etkili olmuşlardır ama devletin yerine geçememişlerdir. Yasa dışı örgütler, dini kurumlar, sendikalar ve sivil toplum kuruluşları gibi örgütlenmeler her zaman siyasette etkin olmuşlardır. Ancak son yıllarda devletin de üzerinde bir etkiye sahip olma iddiasında olan bir gücün ortaya çıktığı görülmekteydi. Küresel sermaye alışageldiğimiz ve devletlerin belirleyici olduğu siyaset dönemini sonlandırmak ve dünya ölçeğinde bir yönetim oluşturmak peşindeydi. Bu yolda önemli başarılar elde etmiş ve büyük ülkeler de dahil birçok yerde belirleyici konuma gelmişlerdi. Mesela Yeltsin döneminde Rusya’yı kontrol etmekteydiler, ABD’nin yönetiminde belirleyici olmuşlardı. Ancak onları gerçekleştirdikleri renkli devrimlerle tanıdık. Para sihirbazı olarak adlandırılan G. Soros bu gücün simgesi olmuştu ve devrimlerin arka planında onun adı geçiyordu.
Bu siyasi gücü uzun zamandan beri izliyordum ve 11 Eylül saldırısını küresel sermaye ile ulus devletler arasındaki çatışmanın gün yüzüne çıkması olarak değerlendirdim. Bu çatışmanın ulus devletlerin zaferiyle sona ereceğini ve küresel sermayenin siyasal gücünü yitireceğini öngörmüştüm. Yaşadığımız ekonomik kriz küresel sermayeyi etkisizleştirme projesiydi ve bu güç kan kaybediyordu.
Ukrayna’daki turuncu devrim küresel sermayenin en önemli kazanımlarından biriydi. Dünya ölçeğindeki dengelerde önemli bir yere sahip olan Rusya’nın stratejik bir bölgesini kontrol altına almıştı. Son seçimlerin bu ülkedeki turuncu devrimi sonlandıracağı ve Rusya’nın stratejik kaybının telafi edileceği söylenebilir.
Bir soruyu cevaplandırarak küresel sermayenin rolü daha iyi anlaşılır. Son yıllarda Çin’in hızlı bir ekonomik gelişme sağladığı ve çok uzun olmayan bir vadede ABD’yi de geçerek dünyanın en büyük ekonomik ve buna bağlı olarak askeri gücü olacağı söyleniyordu. Bu gelişmenin arka planında bu ülkeye akan yabancı sermaye olduğu biliniyordu. Eğer küresel sermaye ABD tarafından kontrol ediliyorsa neden kendisini ikinci plana atacak böyle bir süreci destekliyordu?
Gerçekte küresel sermaye herhangi bir devletin kontrolünde değildi ve onu belli bir coğrafyayla özdeşleştirmek yanlıştı. Bu güç tüm dünyayı yönetmek iddiasındaydı ve ülkeler arasında bir ayırım yapmıyordu. Çin onun için hem ucuz işçiliğin olduğu ve yatırım yapılması uygun olan bir yerdi hem de bu ülkenin tasarrufları ona çok büyük bir kaynak sağlıyordu. Tüm dünyayı finans kurumları sahip ve yöneticileri yönetecek ve bu yönetim dünyaya refah ve barış getirecekti. Çünkü savaşlar farklı güçleri temsil eden devletler arasındaydı ve tek bir gücün yönettiği dünyada savaş olmazdı.
Bu idealin iyi ya da kötü olduğunu tartışmak anlamsız. Sadece mümkün olup olmadığı sorgulanabilir ve bana göre tarihin seyri buna imkan tanımamaktadır. Şimdi bu gücün tasfiye sürecini yaşıyoruz ve bu süreç her ülkede etkisini gösterecektir.
Devlet dışı aktörler her zaman siyasette etkili olmuşlardır ama devletin yerine geçememişlerdir. Yasa dışı örgütler, dini kurumlar, sendikalar ve sivil toplum kuruluşları gibi örgütlenmeler her zaman siyasette etkin olmuşlardır. Ancak son yıllarda devletin de üzerinde bir etkiye sahip olma iddiasında olan bir gücün ortaya çıktığı görülmekteydi. Küresel sermaye alışageldiğimiz ve devletlerin belirleyici olduğu siyaset dönemini sonlandırmak ve dünya ölçeğinde bir yönetim oluşturmak peşindeydi. Bu yolda önemli başarılar elde etmiş ve büyük ülkeler de dahil birçok yerde belirleyici konuma gelmişlerdi. Mesela Yeltsin döneminde Rusya’yı kontrol etmekteydiler, ABD’nin yönetiminde belirleyici olmuşlardı. Ancak onları gerçekleştirdikleri renkli devrimlerle tanıdık. Para sihirbazı olarak adlandırılan G. Soros bu gücün simgesi olmuştu ve devrimlerin arka planında onun adı geçiyordu.
Bu siyasi gücü uzun zamandan beri izliyordum ve 11 Eylül saldırısını küresel sermaye ile ulus devletler arasındaki çatışmanın gün yüzüne çıkması olarak değerlendirdim. Bu çatışmanın ulus devletlerin zaferiyle sona ereceğini ve küresel sermayenin siyasal gücünü yitireceğini öngörmüştüm. Yaşadığımız ekonomik kriz küresel sermayeyi etkisizleştirme projesiydi ve bu güç kan kaybediyordu.
Ukrayna’daki turuncu devrim küresel sermayenin en önemli kazanımlarından biriydi. Dünya ölçeğindeki dengelerde önemli bir yere sahip olan Rusya’nın stratejik bir bölgesini kontrol altına almıştı. Son seçimlerin bu ülkedeki turuncu devrimi sonlandıracağı ve Rusya’nın stratejik kaybının telafi edileceği söylenebilir.
Bir soruyu cevaplandırarak küresel sermayenin rolü daha iyi anlaşılır. Son yıllarda Çin’in hızlı bir ekonomik gelişme sağladığı ve çok uzun olmayan bir vadede ABD’yi de geçerek dünyanın en büyük ekonomik ve buna bağlı olarak askeri gücü olacağı söyleniyordu. Bu gelişmenin arka planında bu ülkeye akan yabancı sermaye olduğu biliniyordu. Eğer küresel sermaye ABD tarafından kontrol ediliyorsa neden kendisini ikinci plana atacak böyle bir süreci destekliyordu?
Gerçekte küresel sermaye herhangi bir devletin kontrolünde değildi ve onu belli bir coğrafyayla özdeşleştirmek yanlıştı. Bu güç tüm dünyayı yönetmek iddiasındaydı ve ülkeler arasında bir ayırım yapmıyordu. Çin onun için hem ucuz işçiliğin olduğu ve yatırım yapılması uygun olan bir yerdi hem de bu ülkenin tasarrufları ona çok büyük bir kaynak sağlıyordu. Tüm dünyayı finans kurumları sahip ve yöneticileri yönetecek ve bu yönetim dünyaya refah ve barış getirecekti. Çünkü savaşlar farklı güçleri temsil eden devletler arasındaydı ve tek bir gücün yönettiği dünyada savaş olmazdı.
Bu idealin iyi ya da kötü olduğunu tartışmak anlamsız. Sadece mümkün olup olmadığı sorgulanabilir ve bana göre tarihin seyri buna imkan tanımamaktadır. Şimdi bu gücün tasfiye sürecini yaşıyoruz ve bu süreç her ülkede etkisini gösterecektir.


sana kolay gelsin... umarım grafların faydası olur...
Yorum