simsek:"turkiye, dunyada guclu buyume performansi ile one cikmaktadir"
maliye bakani mehmet simsek, dunyada guclu
buyume performansi ile one cikan ve 2010 yilinda yuzde 9 buyuyen turkiye
ekonomisinin bu yil yuzde 7,5 buyumesinin beklendigini bildirdi.
Simsek, tbmm genel kurulunda, 2012 yili merkezi yonetim butce kanunu
tasarisini sundu. Simsek, 17 ekim 2011 tarihinde tbmm'ye sunulan 2012 yili
merkezi yonetim butce kanunu tasarisi ile 2010 yili kesinhesap kanunu
tasarisi'nin plan ve butce komisyonu'ndaki gorusmelerinin yogun bir calisma
sonucunda tamamlandigini anlatti.
Sunumuma, dunya ve turkiye ekonomisinin gorunumuyle ilgili
degerlendirmelerle baslayan simsek, dunya ekonomisinde kuresel kriz sonrasi
olaganustu para ve maliye politikasi destekleriyle baslayan ekonomik
toparlanmanin, 2011'in ikinci ceyreginden itibaren ivme kaybettigini, kuresel
ekonominin, avro bolgesinde derinlesen borc krizinin etkisiyle tekrar
belirsizliklerin arttigi bir doneme girdigini kaydetti.
Kuresel ekonominin karsi karsiya oldugu riskleri, avro bolgesi kamu borc
krizinin derinlesmesi ve italya gibi buyuk ekonomilere yayilmasi, kamu borc
krizinin zaten zayif olan bankacilik sistemini olumsuz yonde etkilemesi, gelismis
ulkelerde buyumenin zayif kalmasi ve yeterli istihdam saglayamamasi ve global
buyumeye iliskin beklentilerde bozulmaya ragmen emtia fiyatlarinin yuksek
seyretmesi olarak 4 baslikta toplayan bakan simsek, 2010 yili basinda aciga cikan
avro bolgesi kamu borc sorununun, siyasi iradenin piyasalari tatmin edici bir
cozum uretememesinden dolayi ab'deki diger bazi ulkelere de sicradigini
animsatti.
Son aylarda dunyanin en borclu ucuncu ulkesi italya'yi da etkisi altina
alan krizin, kuresel ekonomi acisindan buyuk bir tehdide donustugunu, bu kapsamda
yarin bruksel'de gerceklesecek olan ab liderler zirvesi'nin buyuk onem tasidigina
isaret eden simsek, son gunlerde piyasalarda olusan olumlu havanin, bu zirveden
cikacak iki onemli beklentiyi yansittigini ilkinin, piyasalardan surdurulebilir
maliyetlerle borclanamayan ulkelere destegin artirilacagi ve mali bunyesi
zayiflayan bankalara sermaye desteginin saglanacagi oldugunu, ikincisinin ise
boyle bir krizin bir daha yasanmamasi ve avro bolgesinin surdurulebilirligi icin
gerekli kurumsal ve yapisal reformlarin yapilacagi oldugunu bildirdi.
Kuresel krizden dolayi bilancolari zaten zayiflamis olan bankalarin simdi
de portfoylerinde tuttuklari problemli ulke tahvillerinin piyasa degerindeki
dususler nedeniyle onemli kayiplarla karsi karsiya oldugunu, piyasa sartlarinin
elverisli olmamasi nedeniyle bankalarin sermaye artirimina olumlu yaklasmadigini,
devlet destegi olmadan bankalarin sermaye yeterlilik oranlarini tutturmasinin
ancak bilanco kucultulmesi yoluyla mumkun olacagini dile getiren mehmet simsek,
bunun da reel ekonomide muhtemel sorunlari daha da derinlestirebilecegi
uyarisinda bulundu.
Mehmet simsek, gelismis ulkelerin kriz sonrasi potansiyelin altinda
buyumesi ve yeterli istihdam yaratamamasinin global buyume beklentilerini olumsuz
yonde etkiledigini, dunya ekonomisinin yarisindan fazlasini olusturan gelismis
ulkelerdeki bu sorunun, gelismekte olan ulkeleri ticaret ve sermaye kanali ile
olumsuz etkilemesinin muhtemel oldugunu, ayrica, gelismis ulkelerin guven veren
bir orta vadeli mali plan ortaya koyamamalarinin finansal piyasalarla yatirimci
ve tuketici beklentilerini olumsuz yonde etkilemekte oldugunu bildirdi.
-turkiye'nin guclu buyume performansi-
kuresel buyume beklentilerindeki zayiflamaya karsin emtia fiyatlarinin
goreceli yuksek duzeyini korumasinin, kuresel ekonomi icin bir risk
olusturdugunu, bu durumun, ozellikle dogal kaynaklar acisindan disa bagimli
ulkelerin enflasyon ve buyume dinamikleri acisindan olumsuz bir gelisme oldugunu
vurgulayan simsek, bu cercevede, dunya ekonomisinin 2011 ve 2012 yillari buyume
tahminlerini imf yuzde 4, oecd ise sirasiyla yuzde 3,8 ve yuzde 3,4 olarak
acikladigini animsatti.
Simsek, soyle devam etti:
''her ne kadar yuzde 4'luk oran makul gorunse de buyume, ulke gruplari
arasinda onemli farkliliklar gosterecektir. Kuresel buyumenin dortte ucunden
fazlasini, basta cin ve hindistan olmak uzere gelismekte olan ulkeler
saglayacaktir. Bu ulkelerin 2011 ve 2012 yillarinda sirasiyla yuzde 6,4 ve yuzde
6,1 buyumesi beklenmektedir. Cin ve hindistan haric tutuldugunda bu rakamlar
sirasiyla yuzde 4,6'ya ve yuzde 4,2'ye dusmektedir. Gelismis ulkelerde, buyume
yuzde 1,6 ve yuzde 1,9 olarak ongorulmektedir. Avro bolgesinde ise devam eden
borc krizi nedeniyle global buyumeye iliskin asagi yonlu riskler artmistir.
Turkiye, dunyada guclu buyume performansi ile one cikmaktadir. 2010
yilinda yuzde 9 buyuyen turkiye ekonomisinin bu yil yuzde 7,5 buyumesi
beklenmektedir. Bu buyume oranlariyla turkiye, ab ulkeleri icinde ilk siradayken
dunya buyume liginde de ust siralarda yer almaktadir. Dunya ekonomisindeki
yavaslamaya paralel olarak ulkemizin gelecek yil yuzde 4 civarinda buyumesi
beklenmektedir.
Bildiginiz gibi, kuresel kriz en yikici etkisini istihdam uzerinde
gostermistir. Ilo istatistiklerine gore, 2007 yili sonunda 177 milyon olan
dunyadaki issiz sayisi 2010 yili sonu itibariyla yaklasik 28 milyon artarak 205
milyona ulasmistir. Ilo, 2011 yili icin issiz sayisini 203,3 milyon olarak tahmin
etmektedir.
Kuresel ekonomideki toparlanma bu kayiplari telafi edememistir. Issizlik
oranlari halen kriz oncesi seviyelerin uzerindedir. Mukayese etmek icin aralik
2007 tarihindeki mevsimsellikten arindirilmis issizlik oranini 100 kabul edersek,
2011 ekim ayi itibariyla issizlik seviyesi abd'de 180'e, gelismis ekonomilerde ve
avro bolgesinde ise 140 seviyesine cikmistir. Istihdam yaratmada turkiye dunyadan
pozitif yonde ayrismistir. Uygulamaya koydugumuz aktif isgucu politikalari ve
guclu buyume sayesinde turkiye rekor duzeyde istihdam yaratmistir. Aralik
2007'deki mevsimsellikten arindirilmis issizlik oranini 100 kabul edersek, 2011
agustos itibariyla issizlik seviyesi kriz oncesi seviyenin altina, 94'e kadar
inmistir.''
-gelismis ulkelerin borc sorunu-
bugun gelismis ulkelerin borclarin surdurulebilirligi sorunuyla karsi
karsiya oldugunu, bu sorunun, kuresel krizle ortaya cikan ozel sektor bilanco
problemleri ve finansal sektordeki kirilganliklarin kamu bilancolarina
yansimasindan kaynaklandigina dikkati ceken simsek, gelismis ulkelerde kriz
oncesi donemde ortalama yuzde 1,1 olan genel devlet butce aciginin gsyh'ye
oraninin 2009 ve 2010'da sirasiyla yuzde 8,7'ye ve yuzde 7,5'e ciktigini, 2011 ve
2012'de ise bu oranin yuzde 6,5 ve yuzde 5,2 olacaginin ongoruldugunu bildirdi.
Avro bolgesinde ise kriz oncesi donemde yuzde 0,7 olan butce aciginin
gsyh'ye oraninin, 2009 ve 2010'da sirasiyla yuzde 6,3'e ve yuzde 6'ya
yukseldigini, alinan onlemlerin etkisiyle bu oranin 2011 ve 2012'de sirasiyla
yuzde 4,1'e ve yuzde 3,1'e duseceginin tahmin edildigini, ozellikle gelismis
ulkelerde yukselen butce aciklarinin, kamu borc stokunun da artmasina neden
oldugunu, 2007-2011 doneminde gelismis ulkelerde kamu borc stokunun gsyh'ye
oraninin, ortalama 30 puan artarak yuzde 104 seviyesine ciktigini kaydetti.
Simsek, gelismis g-20 ulkelerinde 2011'de yuzde 110 olan borc stokunun
milli gelire oraninin, 2. Dunya savasi'ndan bu yana gorulen en yuksek seviye
oldugunu, bu oranin onumuzdeki yil, daha da artarak yuzde 113 seviyesine
cikacaginin tahmin edildigini, avro bolgesinde ortalama borc stokunun gsyh'ye
oraninin 2007'de yuzde 66,4 iken bu oranin 2011 itibariyla yuzde 88,6'ya, 2012'de
ise yuzde 90'a cikmasinin beklendigini anlatti.
Yapilan akademik calismalarin, yuzde 90 seviyesindeki bir kamu borc
stokunun uzun vadeli buyume oranlari uzerinde cok ciddi olumsuz etki yarattigini
ortaya koydugunu aktaran mehmet simsek, gelismekte olan ulkelerde ise kamu
finansman dengelerinin daha saglikli bir gorunume sahip oldugunu, bu ulkelerin
her ne kadar krizle birlikte butce acigi vermis olsalar da kriz sonrasi
uyguladiklari mali sikilastirma sayesinde butce aciklarini azalttiklarini,
gelismekte olan ulkelerin kriz oncesi donemde gsyh'ye oran olarak yuzde 1,2 genel
devlet butce fazlasi verirken 2009 ve 2010 yillarinda sirasiyla yuzde 4,1 ve
yuzde 2,9 oraninda acik verdikleri bilgisini verdi.
Gelismekte olan ulkelerin, borc stoku bakimindan da gelismis ulkelere
gore daha iyi durumda oldugunu, bbu ulkelerde, kriz oncesinde yuzde 34,6 olan
borc stokunun gsyh'ye orani 2009 ve 2010'da sirasiyla yuzde 35,4'e ve yuzde
39,3'e ciktigini, 2011 ve 2012'de ise bu oranin yuzde 36,2'ye ve yuzde 34,5'e
gerilemesi beklendigini belirten simsek, soyle devam etti:
''turkiye'de ise uyguladigimiz dogru politikalar sayesinde mali
dengelerimizde kriz oncesi seviyeleri yakaladik. Ulkemizde krizden once yuzde 0,2
olan genel devlet butce aciginin gsyh'ye orani, kuresel krizin etkisiyle 2009
yilinda yuzde 5,5'e yukselmistir. Hukumetimizin aldigi tedbirler sayesinde 2010
yilinda yuzde 2,9'a gerileyen butce aciginin, 2011'de yuzde 1 civarina dusecegi
tahmin edilmektedir. Bu oranin 2012 yilinda ise yuzde 0,8 olarak gerceklesecegini
ongoruyoruz. Benzer sekilde kriz oncesi yuzde 39,9 olan brut kamu borc stokunun
gsyh'ye orani krizle birlikte 2009'da yuzde 46,1'e yukselmistir. Sagladigimiz
butce disiplini sayesinde 2010 yilinda yuzde 42,2'ye gerilemis olan bu oranin,
2011 yilinda yuzde 39,8'e, 2012'de ise yuzde 37'ye dusecegi ongorulmektedir.
Turkiye'de son zamanlarda gozlemlenen enflasyondaki artis sadece bize
ozgu bir durum degildir. 2010 yilinda hedeflerimiz dogrultusunda yuzde 6,4 olarak
gerceklesen yilsonu enflasyonunun, merkez bankasi tahminlerine gore 2011 yilsonu
itibariyla yuzde 8,3'e cikacagi beklenmektedir. Bu artista daha once bahsettigim
emtia fiyatlarindaki artisin yani sira; guclu ic talep, turk lirasindaki deger
kaybi ve ekim ayinda yaptigimiz vergi artislari etkili olmustur. Yavaslama
surecine giren ic talep ile enflasyonu yukari iten diger faktorlerin etkisinin
gecici olacagi dikkate alindiginda enflasyonun 2012'de yuzde 5'lik hedefe
yaklasacagini tahmin ediyoruz.
Kuresel kriz sonrasi donemde turkiye ekonomisi, surekli iyilesen kamu
finansman dengeleri ve istihdam yaratan guclu buyumesi ile bircok ulkeden pozitif
yonde ayrismistir. Bu ayrismada, hukumetimizin ortaya koydugu guclu siyasi irade,
kredibilitesi yuksek orta vadeli program ve saglam bankacilik sektoru buyuk rol
oynamistir. Turkiye ekonomisi kriz sonrasi donemde ozel sektor dinamizmi ile cok
guclu bir buyume surecine girmistir. Kriz sonrasi donemdeki buyume performansi
ile turkiye, kuresel buyume liginde en ust siralarda yerini almistir. Bircok ulke
henuz kriz oncesi gsyh seviyesine ulasamamisken turkiye ekonomisi haziran sonu
itibariyla sabit fiyatlarla kriz oncesi seviyesini yuzde 9 oraninda asmistir.''
simsek, turkiye ekonomisinin bu yil yuzde 7,5, gelecek yil ise dunya
ekonomisine iliskin artan belirsizlikler ve en buyuk ihracat pazarimiz olan
ab'deki kriz nedeniyle yuzde 4 civarinda buyuyeceginin ongoruldugunu bildirerek,
''bu surecte ic talep artisini daha makul duzeye cekmek icin aldigimiz tedbirler
de etkili olacaktir'' dedi.
Turkiye ekonomisinin guclu performansinin bir tesaduf olmadigini belirten
simsek, soyle devam etti:
''gerek kuresel kriz oncesi donemde gerekse kuresel kriz surecinde ve
sonrasinda hukumetimiz, tum politika araclarini orta vadeli bir perspektifle
zamaninda ve kararli bir sekilde kullanmistir. Turkiye, krizle mucadelede bircok
bakimdan dunyaya ornek bir ulke olmustur. Ak parti hukumetleri doneminde
(2003-2011) turkiye ekonomisi, 2009'da yasanan son 60 yilin en buyuk kuresel
krizine ragmen ortalama yuzde 5,1 buyumustur. Kriz oncesi donemde (2003-2007) ise
ortalama buyume orani yuzde 6,9 olmustur. Bu performans, hem ak parti hukumetleri
oncesindeki dokuz yillik donemin (1994-2002) yuzde 2,4'luk hem de 1924-2002
doneminin yuzde 4,5'lik buyumesinden daha gucludur.''
-aa-
maliye bakani mehmet simsek, dunyada guclu
buyume performansi ile one cikan ve 2010 yilinda yuzde 9 buyuyen turkiye
ekonomisinin bu yil yuzde 7,5 buyumesinin beklendigini bildirdi.
Simsek, tbmm genel kurulunda, 2012 yili merkezi yonetim butce kanunu
tasarisini sundu. Simsek, 17 ekim 2011 tarihinde tbmm'ye sunulan 2012 yili
merkezi yonetim butce kanunu tasarisi ile 2010 yili kesinhesap kanunu
tasarisi'nin plan ve butce komisyonu'ndaki gorusmelerinin yogun bir calisma
sonucunda tamamlandigini anlatti.
Sunumuma, dunya ve turkiye ekonomisinin gorunumuyle ilgili
degerlendirmelerle baslayan simsek, dunya ekonomisinde kuresel kriz sonrasi
olaganustu para ve maliye politikasi destekleriyle baslayan ekonomik
toparlanmanin, 2011'in ikinci ceyreginden itibaren ivme kaybettigini, kuresel
ekonominin, avro bolgesinde derinlesen borc krizinin etkisiyle tekrar
belirsizliklerin arttigi bir doneme girdigini kaydetti.
Kuresel ekonominin karsi karsiya oldugu riskleri, avro bolgesi kamu borc
krizinin derinlesmesi ve italya gibi buyuk ekonomilere yayilmasi, kamu borc
krizinin zaten zayif olan bankacilik sistemini olumsuz yonde etkilemesi, gelismis
ulkelerde buyumenin zayif kalmasi ve yeterli istihdam saglayamamasi ve global
buyumeye iliskin beklentilerde bozulmaya ragmen emtia fiyatlarinin yuksek
seyretmesi olarak 4 baslikta toplayan bakan simsek, 2010 yili basinda aciga cikan
avro bolgesi kamu borc sorununun, siyasi iradenin piyasalari tatmin edici bir
cozum uretememesinden dolayi ab'deki diger bazi ulkelere de sicradigini
animsatti.
Son aylarda dunyanin en borclu ucuncu ulkesi italya'yi da etkisi altina
alan krizin, kuresel ekonomi acisindan buyuk bir tehdide donustugunu, bu kapsamda
yarin bruksel'de gerceklesecek olan ab liderler zirvesi'nin buyuk onem tasidigina
isaret eden simsek, son gunlerde piyasalarda olusan olumlu havanin, bu zirveden
cikacak iki onemli beklentiyi yansittigini ilkinin, piyasalardan surdurulebilir
maliyetlerle borclanamayan ulkelere destegin artirilacagi ve mali bunyesi
zayiflayan bankalara sermaye desteginin saglanacagi oldugunu, ikincisinin ise
boyle bir krizin bir daha yasanmamasi ve avro bolgesinin surdurulebilirligi icin
gerekli kurumsal ve yapisal reformlarin yapilacagi oldugunu bildirdi.
Kuresel krizden dolayi bilancolari zaten zayiflamis olan bankalarin simdi
de portfoylerinde tuttuklari problemli ulke tahvillerinin piyasa degerindeki
dususler nedeniyle onemli kayiplarla karsi karsiya oldugunu, piyasa sartlarinin
elverisli olmamasi nedeniyle bankalarin sermaye artirimina olumlu yaklasmadigini,
devlet destegi olmadan bankalarin sermaye yeterlilik oranlarini tutturmasinin
ancak bilanco kucultulmesi yoluyla mumkun olacagini dile getiren mehmet simsek,
bunun da reel ekonomide muhtemel sorunlari daha da derinlestirebilecegi
uyarisinda bulundu.
Mehmet simsek, gelismis ulkelerin kriz sonrasi potansiyelin altinda
buyumesi ve yeterli istihdam yaratamamasinin global buyume beklentilerini olumsuz
yonde etkiledigini, dunya ekonomisinin yarisindan fazlasini olusturan gelismis
ulkelerdeki bu sorunun, gelismekte olan ulkeleri ticaret ve sermaye kanali ile
olumsuz etkilemesinin muhtemel oldugunu, ayrica, gelismis ulkelerin guven veren
bir orta vadeli mali plan ortaya koyamamalarinin finansal piyasalarla yatirimci
ve tuketici beklentilerini olumsuz yonde etkilemekte oldugunu bildirdi.
-turkiye'nin guclu buyume performansi-
kuresel buyume beklentilerindeki zayiflamaya karsin emtia fiyatlarinin
goreceli yuksek duzeyini korumasinin, kuresel ekonomi icin bir risk
olusturdugunu, bu durumun, ozellikle dogal kaynaklar acisindan disa bagimli
ulkelerin enflasyon ve buyume dinamikleri acisindan olumsuz bir gelisme oldugunu
vurgulayan simsek, bu cercevede, dunya ekonomisinin 2011 ve 2012 yillari buyume
tahminlerini imf yuzde 4, oecd ise sirasiyla yuzde 3,8 ve yuzde 3,4 olarak
acikladigini animsatti.
Simsek, soyle devam etti:
''her ne kadar yuzde 4'luk oran makul gorunse de buyume, ulke gruplari
arasinda onemli farkliliklar gosterecektir. Kuresel buyumenin dortte ucunden
fazlasini, basta cin ve hindistan olmak uzere gelismekte olan ulkeler
saglayacaktir. Bu ulkelerin 2011 ve 2012 yillarinda sirasiyla yuzde 6,4 ve yuzde
6,1 buyumesi beklenmektedir. Cin ve hindistan haric tutuldugunda bu rakamlar
sirasiyla yuzde 4,6'ya ve yuzde 4,2'ye dusmektedir. Gelismis ulkelerde, buyume
yuzde 1,6 ve yuzde 1,9 olarak ongorulmektedir. Avro bolgesinde ise devam eden
borc krizi nedeniyle global buyumeye iliskin asagi yonlu riskler artmistir.
Turkiye, dunyada guclu buyume performansi ile one cikmaktadir. 2010
yilinda yuzde 9 buyuyen turkiye ekonomisinin bu yil yuzde 7,5 buyumesi
beklenmektedir. Bu buyume oranlariyla turkiye, ab ulkeleri icinde ilk siradayken
dunya buyume liginde de ust siralarda yer almaktadir. Dunya ekonomisindeki
yavaslamaya paralel olarak ulkemizin gelecek yil yuzde 4 civarinda buyumesi
beklenmektedir.
Bildiginiz gibi, kuresel kriz en yikici etkisini istihdam uzerinde
gostermistir. Ilo istatistiklerine gore, 2007 yili sonunda 177 milyon olan
dunyadaki issiz sayisi 2010 yili sonu itibariyla yaklasik 28 milyon artarak 205
milyona ulasmistir. Ilo, 2011 yili icin issiz sayisini 203,3 milyon olarak tahmin
etmektedir.
Kuresel ekonomideki toparlanma bu kayiplari telafi edememistir. Issizlik
oranlari halen kriz oncesi seviyelerin uzerindedir. Mukayese etmek icin aralik
2007 tarihindeki mevsimsellikten arindirilmis issizlik oranini 100 kabul edersek,
2011 ekim ayi itibariyla issizlik seviyesi abd'de 180'e, gelismis ekonomilerde ve
avro bolgesinde ise 140 seviyesine cikmistir. Istihdam yaratmada turkiye dunyadan
pozitif yonde ayrismistir. Uygulamaya koydugumuz aktif isgucu politikalari ve
guclu buyume sayesinde turkiye rekor duzeyde istihdam yaratmistir. Aralik
2007'deki mevsimsellikten arindirilmis issizlik oranini 100 kabul edersek, 2011
agustos itibariyla issizlik seviyesi kriz oncesi seviyenin altina, 94'e kadar
inmistir.''
-gelismis ulkelerin borc sorunu-
bugun gelismis ulkelerin borclarin surdurulebilirligi sorunuyla karsi
karsiya oldugunu, bu sorunun, kuresel krizle ortaya cikan ozel sektor bilanco
problemleri ve finansal sektordeki kirilganliklarin kamu bilancolarina
yansimasindan kaynaklandigina dikkati ceken simsek, gelismis ulkelerde kriz
oncesi donemde ortalama yuzde 1,1 olan genel devlet butce aciginin gsyh'ye
oraninin 2009 ve 2010'da sirasiyla yuzde 8,7'ye ve yuzde 7,5'e ciktigini, 2011 ve
2012'de ise bu oranin yuzde 6,5 ve yuzde 5,2 olacaginin ongoruldugunu bildirdi.
Avro bolgesinde ise kriz oncesi donemde yuzde 0,7 olan butce aciginin
gsyh'ye oraninin, 2009 ve 2010'da sirasiyla yuzde 6,3'e ve yuzde 6'ya
yukseldigini, alinan onlemlerin etkisiyle bu oranin 2011 ve 2012'de sirasiyla
yuzde 4,1'e ve yuzde 3,1'e duseceginin tahmin edildigini, ozellikle gelismis
ulkelerde yukselen butce aciklarinin, kamu borc stokunun da artmasina neden
oldugunu, 2007-2011 doneminde gelismis ulkelerde kamu borc stokunun gsyh'ye
oraninin, ortalama 30 puan artarak yuzde 104 seviyesine ciktigini kaydetti.
Simsek, gelismis g-20 ulkelerinde 2011'de yuzde 110 olan borc stokunun
milli gelire oraninin, 2. Dunya savasi'ndan bu yana gorulen en yuksek seviye
oldugunu, bu oranin onumuzdeki yil, daha da artarak yuzde 113 seviyesine
cikacaginin tahmin edildigini, avro bolgesinde ortalama borc stokunun gsyh'ye
oraninin 2007'de yuzde 66,4 iken bu oranin 2011 itibariyla yuzde 88,6'ya, 2012'de
ise yuzde 90'a cikmasinin beklendigini anlatti.
Yapilan akademik calismalarin, yuzde 90 seviyesindeki bir kamu borc
stokunun uzun vadeli buyume oranlari uzerinde cok ciddi olumsuz etki yarattigini
ortaya koydugunu aktaran mehmet simsek, gelismekte olan ulkelerde ise kamu
finansman dengelerinin daha saglikli bir gorunume sahip oldugunu, bu ulkelerin
her ne kadar krizle birlikte butce acigi vermis olsalar da kriz sonrasi
uyguladiklari mali sikilastirma sayesinde butce aciklarini azalttiklarini,
gelismekte olan ulkelerin kriz oncesi donemde gsyh'ye oran olarak yuzde 1,2 genel
devlet butce fazlasi verirken 2009 ve 2010 yillarinda sirasiyla yuzde 4,1 ve
yuzde 2,9 oraninda acik verdikleri bilgisini verdi.
Gelismekte olan ulkelerin, borc stoku bakimindan da gelismis ulkelere
gore daha iyi durumda oldugunu, bbu ulkelerde, kriz oncesinde yuzde 34,6 olan
borc stokunun gsyh'ye orani 2009 ve 2010'da sirasiyla yuzde 35,4'e ve yuzde
39,3'e ciktigini, 2011 ve 2012'de ise bu oranin yuzde 36,2'ye ve yuzde 34,5'e
gerilemesi beklendigini belirten simsek, soyle devam etti:
''turkiye'de ise uyguladigimiz dogru politikalar sayesinde mali
dengelerimizde kriz oncesi seviyeleri yakaladik. Ulkemizde krizden once yuzde 0,2
olan genel devlet butce aciginin gsyh'ye orani, kuresel krizin etkisiyle 2009
yilinda yuzde 5,5'e yukselmistir. Hukumetimizin aldigi tedbirler sayesinde 2010
yilinda yuzde 2,9'a gerileyen butce aciginin, 2011'de yuzde 1 civarina dusecegi
tahmin edilmektedir. Bu oranin 2012 yilinda ise yuzde 0,8 olarak gerceklesecegini
ongoruyoruz. Benzer sekilde kriz oncesi yuzde 39,9 olan brut kamu borc stokunun
gsyh'ye orani krizle birlikte 2009'da yuzde 46,1'e yukselmistir. Sagladigimiz
butce disiplini sayesinde 2010 yilinda yuzde 42,2'ye gerilemis olan bu oranin,
2011 yilinda yuzde 39,8'e, 2012'de ise yuzde 37'ye dusecegi ongorulmektedir.
Turkiye'de son zamanlarda gozlemlenen enflasyondaki artis sadece bize
ozgu bir durum degildir. 2010 yilinda hedeflerimiz dogrultusunda yuzde 6,4 olarak
gerceklesen yilsonu enflasyonunun, merkez bankasi tahminlerine gore 2011 yilsonu
itibariyla yuzde 8,3'e cikacagi beklenmektedir. Bu artista daha once bahsettigim
emtia fiyatlarindaki artisin yani sira; guclu ic talep, turk lirasindaki deger
kaybi ve ekim ayinda yaptigimiz vergi artislari etkili olmustur. Yavaslama
surecine giren ic talep ile enflasyonu yukari iten diger faktorlerin etkisinin
gecici olacagi dikkate alindiginda enflasyonun 2012'de yuzde 5'lik hedefe
yaklasacagini tahmin ediyoruz.
Kuresel kriz sonrasi donemde turkiye ekonomisi, surekli iyilesen kamu
finansman dengeleri ve istihdam yaratan guclu buyumesi ile bircok ulkeden pozitif
yonde ayrismistir. Bu ayrismada, hukumetimizin ortaya koydugu guclu siyasi irade,
kredibilitesi yuksek orta vadeli program ve saglam bankacilik sektoru buyuk rol
oynamistir. Turkiye ekonomisi kriz sonrasi donemde ozel sektor dinamizmi ile cok
guclu bir buyume surecine girmistir. Kriz sonrasi donemdeki buyume performansi
ile turkiye, kuresel buyume liginde en ust siralarda yerini almistir. Bircok ulke
henuz kriz oncesi gsyh seviyesine ulasamamisken turkiye ekonomisi haziran sonu
itibariyla sabit fiyatlarla kriz oncesi seviyesini yuzde 9 oraninda asmistir.''
simsek, turkiye ekonomisinin bu yil yuzde 7,5, gelecek yil ise dunya
ekonomisine iliskin artan belirsizlikler ve en buyuk ihracat pazarimiz olan
ab'deki kriz nedeniyle yuzde 4 civarinda buyuyeceginin ongoruldugunu bildirerek,
''bu surecte ic talep artisini daha makul duzeye cekmek icin aldigimiz tedbirler
de etkili olacaktir'' dedi.
Turkiye ekonomisinin guclu performansinin bir tesaduf olmadigini belirten
simsek, soyle devam etti:
''gerek kuresel kriz oncesi donemde gerekse kuresel kriz surecinde ve
sonrasinda hukumetimiz, tum politika araclarini orta vadeli bir perspektifle
zamaninda ve kararli bir sekilde kullanmistir. Turkiye, krizle mucadelede bircok
bakimdan dunyaya ornek bir ulke olmustur. Ak parti hukumetleri doneminde
(2003-2011) turkiye ekonomisi, 2009'da yasanan son 60 yilin en buyuk kuresel
krizine ragmen ortalama yuzde 5,1 buyumustur. Kriz oncesi donemde (2003-2007) ise
ortalama buyume orani yuzde 6,9 olmustur. Bu performans, hem ak parti hukumetleri
oncesindeki dokuz yillik donemin (1994-2002) yuzde 2,4'luk hem de 1924-2002
doneminin yuzde 4,5'lik buyumesinden daha gucludur.''
-aa-



rotestolar, demokrasinin yansimasi
Yorum