Makro Gelişmeler ve Beklentiler
Bilanço sezonu ve olumlu makro veriler piyasalarda süregelen pozitif eğilimi canlı tutmaya devam ederken "riskler ve fırsatlar" kol kola gidiyor. AB Kurtarma Fonu'nun genişletilmesine yönelik nispeten olumlu bekleyişler, ECB ve Fed politikalarındaki ayrışmanın euro üzerinden risk iştahına verdiği destek ve Asya'nın Euro Bölgesi tahvillerine yatırım kararı piyasalarda bir ölçüde çapa görevi görmektedir. Ancak, enflasyon baskısı, beraberinde global likiditede sıkılaşma adımları, Euro Bölgesinde 1 trilyon euroluk (banka borçları hariç) itfa yükü ve devam eden bütçe sorunları hem nominal faizleri hem de risk primini yükseltmektedir. Dolayısıyla, piyasalarda süregelen pozitif eğilim, yer yer faizlerdeki artış baskısından kaynaklanabilecek aşağı yönlü salınımlara maruz kalabilir. Salınmaların ciddi ölçüde kuvvetlenmesi durumunda pozitif eğilimin sonlanabileceği riski dikkatlerden kaçırılmamalıdır. Ancak, makro verilerin pozitif görünümünü koruyabileceği ve önemli bilançoların geleceği önümüzdeki bir-iki haftada "kısa vadeli fırsatlar" "orta vadeli risklere" karşı çapa görevi görebilir ve olası düşüş baskısını bir ölçüde dengeleyebilir.
Yarın yapılacak 10 yıl vadeli TÜFE endeksli tahvil ihalesi piyasanın radarında olacak. Perşembe TSİ 14:00'de TCMB PPK'dan bu yılın ilk faiz kararı gelecek. TCMB Başkanının geçtiğimiz hafta yaptığı konuşmaların ardından tam bir belirsizlik hakim. Öncesinde 50 baz puanlık faiz indirimini fiyatlayan piyasalar, hafta sonuna doğru bu beklentiyi sattı ve politika faizlerinin sabit tutulduğu senaryoya göre konumlandı. İkna edici açıklama yapılmazsa faiz indiriminin durdurulması güven kaybına neden olabilir. İyi kurgulanmış bir politika paragrafıyla 25 baz puanlık indirimin ardından sürecin durdurulması daha makul olabilir. İMKB'nin reaksiyonu ise TL ve faizdeki harekete bağlı olacak.
Zorunlu karşılıklardaki yeni oranlar 21 Ocak Cuma günü devreye girecek ve piyasadan 7.6 milyar TL'lik likidite çıkışı olacak. Likidite sıkışmasına karşın TCMB'nin politika faizlerinin işlevselliğini korumak için izleyeceği fonlama stretejisi dikkatle takip edilecek. Yeterli likidite verilmezse, faizde ciddi bir sıçrama gözlenebilir ve piyasa faizi ile politika faizi arasında önemli bir makas oluşabilir. Ancak, biz TCMB'nin Perşembe açıklayacağı faiz kararı sonrasında politika faizinin işlevselliğini korumak için piyasaya gereken likiditeyi vereceğini düşünüyoruz. Bu arada, Hazine ihalelerin etkileri de göz ardı edilmemelidir. Zira, 10 yıllık TÜFE ihalesine düşük talep gelir ve dolayısıyla Çarşamba günü piyasaya ek likidite enjeksiyonu olursa, TCMB'nin işi görece kolaylaşabilir. Öte yandan, yarınki ihale öncesinde TL'deki değerlenme de dikkat çekmektedir. Bu noktada, Perşembe günkü PPK toplantısında nötr para politikası duruşunu satın alan kurumsal piyasa oyuncuları, TL faizlerinde olası bir volatiliteden (faiz farkından) faydalanmak için konumlanıyor olabilir.
Piyasa Stratejisi
Yurt dışında borsalar geçen hafta olumlu bilançolar ve makro veri akışına bağlı olarak pozitif eğilimini korudu. Yurt dışında borsalar orta vadeli riskleri şimdilik gözardı ederek kısa vadeli yükseliş eğilimlerini sürdürüyor. ABD endeksleri yükseliş hızında azalma olsa da trendini sürdürüyor. Ancak bu seviyelerin kriz öncesi seviyeler olması nedeniyle ek likidite tedbirleri olmadan kolay kırılmayacağı görüşümüzü tekrarlıyoruz. Özellikle likidite koşullarında beklentilerden farklı bir gelişme olmazsa endeksler bu seviyelerde band içinde oynaklık potansiyeli bulunuyor.
Euro/Dolar paritesinde AB bölgesinde faiz artışı beklentisi ve kurtarma fonunun genişletilebileceği beklentileri ile yüksleiş yaşandı. 1.33-1.35 direnç bandını test eden paritede 4 Şubat tarihinde yapılacak liderler zirvesinden çıkacak sonuçla etkili olacak. Euro bölgesinde kurtarma fonunun genişletilmesi Euro'ya olan güveni arttırabilir.
S&P de yukarı yönlü eğilim dar bir kanalda devam ederken, GOP'lar yatay eğilime geçti. S&P de önümüzdeki dönem yaşanabilecek düzeltmelerde GOP'ların daha fazla gerileme riski unutulmamalı
İMKB, endeksi yılın ilk haftalarını yatay ve yurt dışı gelişmiş ve gelimekte olan piyasalara görece zayıf bir eğilimle geçiriyor. Son haftalarda faiz ile ilgili beklentiler çerçevesinde Banka hisselerinde yaşanan satış baskısı endeksi de olumsuz etkiledi. Bu açıdan bakıldığında yurt ışı eğilimin odağında içerde Perşembe günü açıklanacak faiz kararı kısa vadede hisse fiyatları üzerinde etkili olacaktır. Ancak İMKB100'ün tarihi zirvelere hala çok yakın olduğu dikkate alınırsa endeksin yurt dışında yaşanabilecek bir düzeltmede negatife ayrışmasını sürdürebileceği riski unutulmamalı.
Sepet (0.77 EURO+1USD)/TL yaklaşık bir aydır yatay eğilim sergiliyor. Sepet/TL de yükselişin devamı İMKB endeksinin yükselişi konusunda engel oluşturabilir. Dolar/TL 1.57 direncinin aşılması ile kısa vadeli ilk direnç tekrar 1.60-1.1 aralığı olurken, yurt dışında parite, içerde ise Merkez Bankası'nın alacağı faiz kararı yön konusunda katalist olabilir. Özellikle faiz indiriminin olmayacağı fiyatlandığından faiz indirimi yukarı yönlü hareketlere neden olabilir.
emdas
Bilanço sezonu ve olumlu makro veriler piyasalarda süregelen pozitif eğilimi canlı tutmaya devam ederken "riskler ve fırsatlar" kol kola gidiyor. AB Kurtarma Fonu'nun genişletilmesine yönelik nispeten olumlu bekleyişler, ECB ve Fed politikalarındaki ayrışmanın euro üzerinden risk iştahına verdiği destek ve Asya'nın Euro Bölgesi tahvillerine yatırım kararı piyasalarda bir ölçüde çapa görevi görmektedir. Ancak, enflasyon baskısı, beraberinde global likiditede sıkılaşma adımları, Euro Bölgesinde 1 trilyon euroluk (banka borçları hariç) itfa yükü ve devam eden bütçe sorunları hem nominal faizleri hem de risk primini yükseltmektedir. Dolayısıyla, piyasalarda süregelen pozitif eğilim, yer yer faizlerdeki artış baskısından kaynaklanabilecek aşağı yönlü salınımlara maruz kalabilir. Salınmaların ciddi ölçüde kuvvetlenmesi durumunda pozitif eğilimin sonlanabileceği riski dikkatlerden kaçırılmamalıdır. Ancak, makro verilerin pozitif görünümünü koruyabileceği ve önemli bilançoların geleceği önümüzdeki bir-iki haftada "kısa vadeli fırsatlar" "orta vadeli risklere" karşı çapa görevi görebilir ve olası düşüş baskısını bir ölçüde dengeleyebilir.
Yarın yapılacak 10 yıl vadeli TÜFE endeksli tahvil ihalesi piyasanın radarında olacak. Perşembe TSİ 14:00'de TCMB PPK'dan bu yılın ilk faiz kararı gelecek. TCMB Başkanının geçtiğimiz hafta yaptığı konuşmaların ardından tam bir belirsizlik hakim. Öncesinde 50 baz puanlık faiz indirimini fiyatlayan piyasalar, hafta sonuna doğru bu beklentiyi sattı ve politika faizlerinin sabit tutulduğu senaryoya göre konumlandı. İkna edici açıklama yapılmazsa faiz indiriminin durdurulması güven kaybına neden olabilir. İyi kurgulanmış bir politika paragrafıyla 25 baz puanlık indirimin ardından sürecin durdurulması daha makul olabilir. İMKB'nin reaksiyonu ise TL ve faizdeki harekete bağlı olacak.
Zorunlu karşılıklardaki yeni oranlar 21 Ocak Cuma günü devreye girecek ve piyasadan 7.6 milyar TL'lik likidite çıkışı olacak. Likidite sıkışmasına karşın TCMB'nin politika faizlerinin işlevselliğini korumak için izleyeceği fonlama stretejisi dikkatle takip edilecek. Yeterli likidite verilmezse, faizde ciddi bir sıçrama gözlenebilir ve piyasa faizi ile politika faizi arasında önemli bir makas oluşabilir. Ancak, biz TCMB'nin Perşembe açıklayacağı faiz kararı sonrasında politika faizinin işlevselliğini korumak için piyasaya gereken likiditeyi vereceğini düşünüyoruz. Bu arada, Hazine ihalelerin etkileri de göz ardı edilmemelidir. Zira, 10 yıllık TÜFE ihalesine düşük talep gelir ve dolayısıyla Çarşamba günü piyasaya ek likidite enjeksiyonu olursa, TCMB'nin işi görece kolaylaşabilir. Öte yandan, yarınki ihale öncesinde TL'deki değerlenme de dikkat çekmektedir. Bu noktada, Perşembe günkü PPK toplantısında nötr para politikası duruşunu satın alan kurumsal piyasa oyuncuları, TL faizlerinde olası bir volatiliteden (faiz farkından) faydalanmak için konumlanıyor olabilir.
Piyasa Stratejisi
Yurt dışında borsalar geçen hafta olumlu bilançolar ve makro veri akışına bağlı olarak pozitif eğilimini korudu. Yurt dışında borsalar orta vadeli riskleri şimdilik gözardı ederek kısa vadeli yükseliş eğilimlerini sürdürüyor. ABD endeksleri yükseliş hızında azalma olsa da trendini sürdürüyor. Ancak bu seviyelerin kriz öncesi seviyeler olması nedeniyle ek likidite tedbirleri olmadan kolay kırılmayacağı görüşümüzü tekrarlıyoruz. Özellikle likidite koşullarında beklentilerden farklı bir gelişme olmazsa endeksler bu seviyelerde band içinde oynaklık potansiyeli bulunuyor.
Euro/Dolar paritesinde AB bölgesinde faiz artışı beklentisi ve kurtarma fonunun genişletilebileceği beklentileri ile yüksleiş yaşandı. 1.33-1.35 direnç bandını test eden paritede 4 Şubat tarihinde yapılacak liderler zirvesinden çıkacak sonuçla etkili olacak. Euro bölgesinde kurtarma fonunun genişletilmesi Euro'ya olan güveni arttırabilir.
S&P de yukarı yönlü eğilim dar bir kanalda devam ederken, GOP'lar yatay eğilime geçti. S&P de önümüzdeki dönem yaşanabilecek düzeltmelerde GOP'ların daha fazla gerileme riski unutulmamalı
İMKB, endeksi yılın ilk haftalarını yatay ve yurt dışı gelişmiş ve gelimekte olan piyasalara görece zayıf bir eğilimle geçiriyor. Son haftalarda faiz ile ilgili beklentiler çerçevesinde Banka hisselerinde yaşanan satış baskısı endeksi de olumsuz etkiledi. Bu açıdan bakıldığında yurt ışı eğilimin odağında içerde Perşembe günü açıklanacak faiz kararı kısa vadede hisse fiyatları üzerinde etkili olacaktır. Ancak İMKB100'ün tarihi zirvelere hala çok yakın olduğu dikkate alınırsa endeksin yurt dışında yaşanabilecek bir düzeltmede negatife ayrışmasını sürdürebileceği riski unutulmamalı.
Sepet (0.77 EURO+1USD)/TL yaklaşık bir aydır yatay eğilim sergiliyor. Sepet/TL de yükselişin devamı İMKB endeksinin yükselişi konusunda engel oluşturabilir. Dolar/TL 1.57 direncinin aşılması ile kısa vadeli ilk direnç tekrar 1.60-1.1 aralığı olurken, yurt dışında parite, içerde ise Merkez Bankası'nın alacağı faiz kararı yön konusunda katalist olabilir. Özellikle faiz indiriminin olmayacağı fiyatlandığından faiz indirimi yukarı yönlü hareketlere neden olabilir.
emdas
Yorum