Ay Yıldız

Collapse
This topic is closed.
X
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • muhammedtalha
    Katılımcı
    • 18 Aralık 2010
    • 78

    #1

    Ay Yıldız

    Sevİvelİ saygili ve gÜzel muhabbet ve bİlgİ paylaŞimi İÇİn.....
    "Aldanma insanLarın samimiyetine, menfaatLeri için geLirler vecde, vaad etmeseydi ALLAH cenneti,O'na bile etmezLerdi secde__Mehmet Akif ERSOY___"
  • muhammedtalha
    Katılımcı
    • 18 Aralık 2010
    • 78

    #2
    Daha önceki yorumda, 64 bin desteğine kadar gelindiğini ve o sırada 63.850 seviyelerinin görülmesi üzerine bu desteğin kırılabileceğini dolayısıyla alım için beklemede kalmak gerekliliğini vurgulamıştık. 64 bin desteği kırılınca panik satışlardaki artışla birlikte endeks 62.867 seviyesine kadar indikten sonra şu an 63.245 seviyelerinde bulunuyor. 60 dakikalık ve günlük grafiklerde TKE göstergesi yeni bdipler yaptı. Bu nedenle önümüzdeki 1-2 hafta içinde 60.500 ile 62.000 aralığındaki boşluk dolabilir. Ama endeksin 63 bin seviyesinden itibaren 64.250-64.500 civarına kadar bir tepki yükselişi olabilecektir. Bu tepki yükselişine katılmak isteyenler şu an alım yaparak 500-850 puan yükselişte hemen satmalılar veya 63 binin altına gerileme olduunda stop-loss yapmalılar. Ama TKE göstergesinde daha yeni bir dip oluştuğu için, bunun ikinci dibini beklemek daha akıllıca olur. Yani izlemede kalmak daha uygun ama, yukarı yönlü tepkiler yatırımcıyı kendine doğru çekecektir. EN büyük düşüşler bankalarda oluyor. Daha önceki yorumlarımda bunun nedenine değinmiştim. Bu yıl bankalar kar dağıtamayacaklar (BDDK başkanı Tevfik Bilgin açıklamıştı) ve faiz indirimi en çok banka karlarını artıracak olmsına rağmen, yabancılar nasıl olsa "karlar artsa bile bunlar dağıtılmayacak" diye banka kağıtlarını satıyorlar ama yerine de Sabancı ve Koç Holding'de alım yapıyorlar. Bu kağıtlar ve özellikle de temettü dağıtan bir grup olan Koç Holding şu anli piyasa şartlarında çok iyi tutunuyor.

    Bu arad Dow endeksi de 11.500'e yaklaştıktan sonra şu an yüzde 0.32 aşağıda bulunuyor. Yani bütün göstergeler, şu an alım için bekle diyor. Biz daha önce 65.850 civarında satış yapılıp beklenilmesini belirtmiştik ve endeks 66 binin üzerini de görerek, iyi bir satış fırsatı vermişti. Bir sonraki alım sinyali zannedersem gelecek hafta veya öbür hafta içinde gelebilir. Şu an banka kağıtlarından uzak durulmalı. Reel sektörde her yıl kar eden, karlarını dağıtan ve mali yapısı güçlü firmalar daha fazla yabancı rağbeti görecektir. Çimento sektörü de 2011 yılının iyi sektörlerinden biri olabilir. İyi bir hafta sonu diliyorum. Sağlıcakla kalın, paranız sağlığınızı bozmasın...

    Yaşar ERDİNÇ
    "Aldanma insanLarın samimiyetine, menfaatLeri için geLirler vecde, vaad etmeseydi ALLAH cenneti,O'na bile etmezLerdi secde__Mehmet Akif ERSOY___"

    Yorum

    • muhammedtalha
      Katılımcı
      • 18 Aralık 2010
      • 78

      #3
      TEKFEN

      2010 yılında 54. yaşını büyük bir coşkuyla kutlayan Tekfen‘in temelleri, üç genç girişimci olan Feyyaz Berker, Nihat Gökyiğit ve Necati Akçağlılar’ın 1956 yılında ideallerini gerçekleştirmek üzere bir araya gelmeleriyle atılmıştır. Hepsi de öğrenimini inşaat mühendisliği üzerine yapan ortakların Amerika’dan döndükten sonra devlet görevlisi olarak çalıştıkları Bayındırlık Bakanlığı, Tekfen’in kurulmasında etken olan en önemli kesişim noktalarından biridir.Ortaklardan önce ikisinin, ardından üçüncüsünün devlet görevinden ayrılarak bir araya gelmesiyle Tekfen Holding‘in çekirdeğini oluşturan ilk girişim, Türkiye’nin NATO’ya üye olması nedeniyle mühendisliğin önem kazandığı ve yurt çapında imar faaliyetlerinin hızla arttığı bir dönemde Feyyaz Berker ile Ali Nihat Gökyiğit tarafından mühendislik ve danışmanlık alanında hizmet vermek üzere kurulan “Feyyaz-Nihat Müşavir Mühendislik” (kısaca FN) adlı şirkettir.

      Şirket bünyesinde ilk olarak çeşitli danışmanlık, mühendislik ve kontrol hizmetleri vermek amacıyla sınırlı bir sermaye ve kısıtlı imkânlarla bir laboratuvar kurulmuş, bu laboratuvarda müteahhitlere malzeme testleri ve toprak analizleri yapılmış, kum ve çakıl ocaklarının tespiti gibi konularda danışmanlık verilmiş, zemin etütleri gerçekleştirilmiş ve daha çok kalite kontrol işleri sürdürülmüştür.

      FN‘nin ilk işi olan Sinop Havaalanı inşaatındaki hizmetlerin ardından gelen ikinci önemli deneyimi, dönemin başbakanı Adnan Menderes tarafından İstanbul’da başlatılan imar faaliyetine yönelik olarak, bazı yolların yapımını üstlenen Veziroğlu İnşaat’a laboratuvar ve kontrol hizmetlerinin verilmesidir.

      Bu deneyimlerin verdiği güven ve sağladığı ilişkilerle, danışmanlık hizmetleri yanında inşaat alanında da faaliyette bulunmak amacıyla Feyyaz Berker ve Nihat Gökyiğit tarafından 1957 yılında FN’nin kardeş kuruluşu olan Tekfen İnşaat Limited Şirketi kurulmuştur. “Tekfen” şirketi adını, ortakların yaşam felsefelerini ortaya koyacak bir biçimde “Teknoloji” ve “Fen” sözcüklerinden almıştır. Şirketin kurulmasından sonra gerçekleştirilen ilk iş, Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde inşa edilen 9 NATO havaalanının banket stabilizasyon çalışmalarıdır.

      Tekfen’in üçüncü ortağı olan Necati Akçağlılar’ın 1959 yılında Türkiye Hava Meydanları ve Akaryakıt Tesisleri Daire Başkanlığı’ndan ayrılıp Feyyaz-Nihat ikilisine katılmasıyla danışmanlık şirketi adını “Feyyaz-Nihat-Necati Müşavir Mühendislik”, yani kısaca FNN olarak değiştirmiş, inşaat alanındaki faaliyetlerde ise büyük bir sıçrama gerçekleştirilmiştir.
      "Aldanma insanLarın samimiyetine, menfaatLeri için geLirler vecde, vaad etmeseydi ALLAH cenneti,O'na bile etmezLerdi secde__Mehmet Akif ERSOY___"

      Yorum

      • muhammedtalha
        Katılımcı
        • 18 Aralık 2010
        • 78

        #4
        Jp Morgan’dan Hisse Önerisi

        Yabancı yatırım bankası Jp Morgan Türk Borsasından bir banka hissesininde ağırlık arttırma tavsiyesinde bulundu. Vakıfbank hisselerinde 2011 yılında %30 yükselme potansiyeli gören Jp Morgan Vakıfbank Hisseleri için hedef fiyat olarak 5, 3 lira seviyesini belirledi.
        "Aldanma insanLarın samimiyetine, menfaatLeri için geLirler vecde, vaad etmeseydi ALLAH cenneti,O'na bile etmezLerdi secde__Mehmet Akif ERSOY___"

        Yorum

        • muhammedtalha
          Katılımcı
          • 18 Aralık 2010
          • 78

          #5
          Uluslararası yatırım kuruluşu Commerzbank, TCMB tarafından yapılan faiz indiriminin ülkeye fon akışlarını engelleyip engellemeyeceği konusunda şüpheli olduğunu bildirdi.

          Kuruluşun değerlendirmesinde, "50 baz puanlık indirimin ülkeye yönelik akış dinamiğini önemli oranda değiştireceği kanaatinde değiliz. Bunu yapmanın tek yolu açık sermaye kontrolleri" dedi.

          Commerzbank'tan Tatha Ghose'nin imzaladığı raporda, "Bununla birlikte bu adım ne uzun vadeli bir çözüm olur, ne de Türkiye'nin küresel piyasalarda oluşturmak istediği piyasa temelli ekonomiye katkı yapar" yorumunda bulunuldu.
          "Aldanma insanLarın samimiyetine, menfaatLeri için geLirler vecde, vaad etmeseydi ALLAH cenneti,O'na bile etmezLerdi secde__Mehmet Akif ERSOY___"

          Yorum

          • muhammedtalha
            Katılımcı
            • 18 Aralık 2010
            • 78

            #6
            ABD ÇÖKÜYOR MU?

            2 milyon kişi işsiz kalacak", "Amerikan ekonomisi iflas edecek", "ABD’de işten çıkarılan 3 milyon insanın yakında yeniden işe alınması zor"
            ABD ekonomisinin ne kadar sağlıklı bir durumda olduğuna ilişkin tartışma tüm hızıyla sürüyor. Dün Reuters haber ajansı konuyu detaylı ele alan bir analiz yazısı yayımladı. “ABD dünyanın hasta adamı mı?” başlıklı yazıda ABD’de 2003 yılından bu yana imalat sektöründe kepenk indiren işletme sayısının 20 bine ulaştığı, bunun ülkedeki niteliksiz işsiz sayısının hızla artmasına neden olduğu vurgulandı.

            Reuters analizinde dünyanın en büyük tahvil yatırım fonu Pimco’nun yöneticisi Bill Gross’un, “Son 20 yılda daha fazla refaha kavuşmak için sadece borçlandık. Bunun istikrarlı ve güvenli yolunun bir şeyler üretmek olduğunu unuttuk. Şimdi de bedelini ödüyoruz” sözleri de yer aldı.

            Bu tartışma dün İstanbul’da CNBC-e’nin 10. kuruluş yılı etkinlikleri kapsamında düzenlenen “Geleceği Görmek: Ekonomide 1000 günde neler olacak?” başlıklı konferasının da ana gündem maddesiydi. Konferansın konuşmacılarından Wall Street’in adı “Tatlı Cadı” ya çıkan ünlü bankacılık analisti Meredith Whitney, “ABD’de 2 milyon kişinin işsiz kalacağını tahmin ediyorum. Önceden işsiz kalan 3 milyon kişi ise işe geri alınmayacak” diye konuştu.

            Zenginlerin ağır vergiler getirilen eyaletlerden ayrılarak başka eyaletlere taşınacağını, bu kapsamda göç hareketleri gözleneceğini ifade eden Whitney, “Bankacılık sektöründe ise 1.5 yılda 5000, 2015’e kadar 10 bin banka şubesi kapanır. Önümüzdeki 2 yılda ABD finans piyasasının yüzde 42’si borcunu çevirmekte daha da zorlanacak” diye konuştu.
            Whitney, ABD Merkez Bankası Fed ile ilgili ise, “Orta sınıf Fed’in politikalarından fayda sağlamıyor. Bence hükümet sorumluluk almak istemiyor, bütün sorunları Fed’in çözmesini bekliyor. Fed, siyasi bir kurum haline geldi” değerlendirmesini yaptı.

            ABD konusunda karamsar konuşan Whitney, Türkiye ekonomisine ise övgüler yağdırdı. Whitney, Türkiye’nin ekonomik büyüme potansiyeli açısından önemli konumda bulunduğuna, ekonominin çeşitlilik arz ettiğine işaret ederek, bu çeşitliliğin işsizlikle mücadelede önemli bir unsur olduğunu söyledi. Türkiye’nin ticaret ortaklığı açısından iyi bir bölümlendirme yaptığını belirten Whitney, “Bu, Türkiye’yi Avrupa’daki diğer ülkelere göre öne çıkarıyor. İhracat, ticaret hacmi için aynı şey geçerli” dedi.

            Türkiye’den çiftlik alın
            Toplantıya video konferans bağlantısıyla katılan yatırım danışmanı Marc Faber ise Amerikan ekonomisinin iflas edeceğine inandığını ifade ederek, “Ama iflas etmeden önce de para basıyorlar” dedi. Milliyet'te de yer alan habere göre, gelişmekte olan ekonomilerin hızlı büyüdüğüne ve bu ülkelerin bir araya geldiğinde, küresel ekonominin neredeyse yarısını oluşturduğuna değinen Faber, “Yatırımcılar, bence parasının en az yarısını gelişmekte olan ekonomilere yatırmalı. Yatırımcı olarak veya özel sektör olarak odaklanmamız gereken yer gelişmekte olan ülkeler olmalı” diye konuştu.
            Faber ayrıca cazip olan iki yatırım aracının hisse senetleri ve emtia olduğuna dikkat çekerek, “Ben hisse senedinden yanayım. Düzeltme döneminde piyasadan çıkıp emlak ya da emtiaya girmek lazım. Emlak, arsa alın. Hatta Türkiye’den çiftlik alın” tavsiyesinde bulundu.

            Meredith Whitney:
            - Zenginler ağır vergiler getirilen eyaletlerden ayrılarak başka eyaletlere taşınacak
            - 2 milyon kişi işsiz kalacak
            - ABD’de büyüme bir tek kamu borcunda
            - ABD’de işten çıkarılan 3 milyon insanın yakında yeniden işe alınması zor
            - Bence hükümet sorumluluk almak istemiyor, bütün sorunları Fed’in çözmesini bekliyor. Fed, siyasi bir kurum haline geldi.

            Yatırım danışmanı Marc Faber:
            - Amerikan ekonomisi iflas edecek
            - Ama iflas etmeden önce para basıyorlar
            - Yatırımcılar bence parasının en az yarısını gelişmekte olan ekonomilere yatırmalı
            - Devlet tahviline yatırım yapmayın
            - Cazip olan iki şey hisse senedi ve emtia. Ben hisse senedinden yanayım
            - Altın ve gümüşü tutmak önemli
            - Emlak, arsa alın. Hatta Türkiye’den çiftlik alın

            KAYNAK

            haberturk.com
            "Aldanma insanLarın samimiyetine, menfaatLeri için geLirler vecde, vaad etmeseydi ALLAH cenneti,O'na bile etmezLerdi secde__Mehmet Akif ERSOY___"

            Yorum

            • muhammedtalha
              Katılımcı
              • 18 Aralık 2010
              • 78

              #7
              Newsweek'ten korkutan yorum

              Gelişmekte olan ekonomilerin yaşadığı dönüşüm son dönemde bu ülkeleri yatırımcıların gözdesi haline getirdi ancak yaşanan varlık balonu riski her şeyi kaybetme tehlikesini de beraberinde getiriyor.

              Gelişmekte olan ülkeler eskiden, acil bir durumda kaçmanın mümkün olmadığı
              ekonomiler olarak kabul edilirdi. Tarih genç ve hızlı büyüyen ülkelerin mali
              felaketlerini anlatan hikayelerle dolu. Arjantin’in 1890’lardaki iflası ve
              1990’lı yıllarda Asya’yı derinden sarsan mali kriz gibi.

              Aslında, gelişmekte olan ekonomilerde kalkınmaya başlamadan önce en azından bir
              kere büyük ve sarsıcı bir ekonomik krizin yaşandığı görülüyor. ABD de bu
              örnekler arasında yer alıyor. ABD’de demiryolu sektörüne yaptıkları yatırımlarla
              19’uncu yüzyılda ülkenin büyüme hızını artıran İngiliz yatırımcılar, daha sonra
              girişimlerinin sonucunda büyük zararlara uğradı.

              Şimdi ise tam tersi bir durum yaşanıyor. Hemen hemen bütün büyük kurumlar ve
              finansal danışmanlık veren uzmanların büyük çoğunluğu, yatırımcıları gelişmekte
              olan ülkelere ait hisse ve tahvillere yöneltiyor.

              Şu ana kadar yatırımcılar da kendilerine sunulan tavsiyeleri harfi harfine
              yerine getirdi. Yılın ilk dokuz ayında, gelişmekte olan ülke varlıklarıyla
              oluşturulan fonlara akan para bundan önceki yıllık bazdaki rekorun dört katına
              ulaştı..

              Bu dönemde fonlar gelişmekte olan ülkelerdeki hisse senetlerine yatırım yaklaşık
              50 milyar dolar aktarırken, ABD, Japonya ve Avrupa’dan toplam 80 milyar dolar
              çekti.

              PİYASA AŞIRI SICAK

              ABD merkezli aracı kurum CLSA, bu çeyrekte tek başına Çin’e sıcak para akışının
              1 trilyon doları aşmasını bekliyor.

              Gelişmekte olan ülkelerdeki her türlü finans aracına ilgi o kadar büyük ki
              Meksika hükümeti geçtiğimiz günlerde yüzde 6 faizle 100 yıllık devlet tahvilini
              satışa çıkardı.

              Brezilya ve Hong Kong’daki gayrimenkul sektöründe, vade öngörülmeyen sürekli
              tahviller dahi çıkarıldı. Bu şekilde paranızı sonsuza dek kullanmalarına izin
              verme şansınız oluyor.

              FED’İN KARARI ETKİLİ OLDU

              Gelişmekte olan ülkelere ilginin bir anda bu kadar büyük çapta artmasına, ABD
              Merkez Bankası’nın (Fed) doların değer kaybetmesine neden olan bir hamleyle,
              ikinci bir parasal gevşeme programı hazırlayacağına yönelik haberler ve sonunda
              Fed’in bu adımı atması da önemli etki yaptı.

              Fed’i eleştirenler parasal gevşemenin hiçbir işe yaramayacağını söylerken, bunun
              ülkede yüksek enflasyon yaratabileceğine dikkat çekiyor. Bu eleştirilerin büyük
              bir kısmında haklılık payı yüksek olsa da parasal gevşeme, aslında bazı
              sorunlara çözüm getirebilir.

              Fed’in yeni teşvik paketi, Çin ve diğer yükselen güçlerin ekonomik sistemlerini
              gözden geçirip, karşılaşacakları risklere odaklanmalarını sağlayarak, para
              politikalarını değiştirmeyi düşünmeye sevk edebilir.

              Ancak son paket, borsaları kriz öncesi seviyelere çekti ve gelişmekte olan
              ülkelere sıcak para akışını oldukça tehlikeli bir seviyeye çıkardı.

              İKİ UCU KESKİN BIÇAK

              Bu sıcak para akışı sonucunda, gelişmekte olan ülkelerde daha fazla varlık
              balonunun oluşması ya da yüksek enflasyon gibi sıkıntılar baş gösterebilir.

              Doğal olarak, gelişmekte olan ülkeler bu tip durumlarda tehlikeden kaçmak için
              para faiz artırma gibi politikalarını sıkılaştırma seçeneğine başvuruu. Ancak bu
              tercih ülkelerin para birimlerinin değerlendireceği için mevcut şartlarda yeni
              sorunları da beraberinde getirebilir.

              Ekonomi yetkilileri, para birimlerini yükselterek ihracatta rekabet
              avantajlarını ortadan kaldıracağı, gayrimenkul piyasasında fiyatları aşağı
              çekeceği ve ülkeleri büyüme için yeni kaynak arayışına iteceği için sıkı para
              politikasından kaçıyor.

              Ancak unutulmamalı ki, varlık balonlarına izin verilmesi de sonunda büyük
              zararlara yol açabilir. Örneğin Hollanda 17 yüzyıldaki fiyatların çok hızlı
              arttığı Lale Krizi’ne kadar süper bir güçtü ancak bu kriz nedeniyle gücünü
              kaybetti. Japonya da 1980’lerde yaşadıklarının etkilerini hala üzerinde atmaya
              çalışırken, ABD’nin 1930’lu yıllarda yaşadığı çöküşten çıkması da bir dünya
              savaşına mal oldu.

              Varlık balonları yatırımcıları da rahatsız eden bir durum yaratıyor. Eğer
              piyasalar hızla yükselirken yatırım yapmamışsanız bu üzüntü yaratabilir ancak
              asıl üzüntüyü piyasalar geri döndüğünde yatırım yapmış durumda yakalanırsanız
              yaşarsınız
              "Aldanma insanLarın samimiyetine, menfaatLeri için geLirler vecde, vaad etmeseydi ALLAH cenneti,O'na bile etmezLerdi secde__Mehmet Akif ERSOY___"

              Yorum

              • muhammedtalha
                Katılımcı
                • 18 Aralık 2010
                • 78

                #8
                Citi: Türkiye yerine Polonya

                Yabancılar Türkiye'yi terk mi ediyor.Citi Group Cuma günü yayınladığı raporda yatırımcısına Türkiye yerine Polonya'yı tavsiye etti. İşte Citi'nin Türkiye yerine Polonya tercih nedeni:

                Yapılan açıklamada Polonya'nın neden tercih edilmesi gerektiği 5 maddede açıklandı

                "Son olarak Türkiye için tavsiyemizi Nötr'e indirirken Polanya için tavsiyemizi Ağırlık Artır'a yükselttik. Gelecek aylarda Polonya hisse senedi piyasalarının Türkiye hisse senedi piyasalarından daha iyi performans göstereceği yönündeki beklentimizin gerekçelerini 5 madde ile özetlemek gerekirse:

                1. Karlar... Gelecek yıl Polonya hisse senedi piyasanın Türkiye'nin çok daha üzerinde bir karlılık artışına şahit olmasını bekliyoruz (% 4'e karşı % 27).

                2. Değerlemeler... F/K bazında, Polonya piyasası Türkiye'den daha pahalı ancak F/D bazında Polonya Türkiye'ye karşı rekor % 22 iskontolu işlem görüyor.

                3. Ekonomi... Her iki ülke de komşularının çoğundan daha hızlı bir şekilde toparlanıyor. Büyüme açısından Türkiye, Polonya'dan daha güçlü bir performans sergiliyor ancak bu, büyük ölçüde Türk ekonomisinin geçen yıl kaydettiği derin daralmanın bir sonucu.

                4. Pozisyonlar... GEM yatırımcılarının Türkiye için ağırlık artır Polonya için ise ağırlık azalt pozisyonunda oldukları görülüyor.

                5. Girişler... Polonya'da yapılan yeni düzenlemelerle birlikte gelecek yıldan başlayarak ülkedeki hisse senetlerine dışarıdan daha fazla paranın girmesinin yolu açılabilir. Bu, hisse senetleri üzerinde belki çok büyük bir etki yaratmayacak ama yine de Polonya için artı bir gelişme." denildi.
                "Aldanma insanLarın samimiyetine, menfaatLeri için geLirler vecde, vaad etmeseydi ALLAH cenneti,O'na bile etmezLerdi secde__Mehmet Akif ERSOY___"

                Yorum

                • muhammedtalha
                  Katılımcı
                  • 18 Aralık 2010
                  • 78

                  #9
                  PARANIN PSİKOLOJİSİ

                  Davranışlarımıza neyin biçim verdiğini incelemek son derece ilginç. Özellikle soğuk rakamlar ve ruhsuz verilerin egemen olduğunu varsaydığımız yatırım dünyasında psikolojinin ne kadar önemli bir rol oynadığını görmek çok şaşırtıcı. İş yatırım kararları vermeye gelince, davranış biçimlerimiz bazen istikrarsız, çoğu zaman çelişki dolu ve ara sıra da ahmakça oluyor. Mantık dışı kararlarımız bazen istikrarlı birbiçimde mantıksız olurken, kimi zamanda bu kararların arkasında farkedilebilir bir düzen bulunmuyor. Anlaşılmaz nedenlerle veya hiç nedensiz kötü kararlar veriyoruz.

                  Asıl endişe verici olan ve her yatıtımcının anlaması gereken nokta ise, kötü karar verdiğimizin çoğu zaman farkında olmayışımız. Piyasaları ve yatırım yapmayı tam anlayabilmek için bu mantıksızlıklarımızı iyi anlamamız gerekiyor. Bu bir yatırımcı için bilanço ve gelir tablosunu okumayı bilmek kadar önemli.

                  Psikoloji karmaşık, şaşırtıcı ve ilginç bir bilim dalı. İnsan varlığının pek az yönü parayla ilşkimizde olduğu kadar duygusallık içeriyor. Kararların arkasında yatan en yaygın iki duygu da hırs ve korku. Yatırımcılar çoğu zaman bu hırsları ve korkuları, veya her ikisi yüzünden şirketin içsel değerinin çok üzerinde aptalca fiyatlara hisse senedi alıyorlar. Başka bir deyişle, yatırımcı pisikolojisi bir hisse senedinin fiyatını temel verilerden daha çok etkiliyor.

                  İnsanların hisse senedi alırken verdikleri kararları etkileyen unsurların çoğu davranış biçimi ilkeleriyle açıklanabilir. Tanımı itibarıyla piyasa dediğimiz şey, tüm hisse alıcılarının toplu kararı olduğuna göre, piyasanın tamamının psikolojik güçlerle itilip kakıldığını söylemek abartma olmaz.

                  Dolayısıyla, piyasaya karlı bir katılım yapmak isteyen herkes duygularının devreye girmesine izin vermemelidir. Bu çift taraflı bir konudur: Kendi duygularınızı kontrol altında tutarken, başkalarının duygusal karalarının size altın fırsatlar tanıyacağı zamanı kaçırmamak için tetikte olmak gerekir.

                  Yatırım yaparken duyguların etkisine doğru değer biçmenin ilk adımı onu anlamaktır. Çok şükürki bu konu hakkında elde çok bilgi var.

                  Gerçek Yatırımcının Huyu

                  Ben Graham, (The Intelegent Investor;Akıllı Yatıtımcı ve Security Anlysis;Menkul Kıymetler Analizi kitaplarının yazarıdır. Değerleme sistemimizde Ben Graham’in Akıllı Yatırımcı kitabını baz kabul edeceğimiz belirtmiştik.) öğrencilerinin yatırımcı ile spekülatör arasındaki farkı öğrenmelerini şiddetle desteklemişti. Spekülatörün amacının fiyat değişimlerini tahmin ederek kar sağlamak olduğunu, buna karşılık yatırımcının makul fiyatlarda şirket almayı amaçladığını söylemişti. Başarılı yatırımcı sakin, mantıklı ve sabırlı olmalıydı. Halbuki spekülatörler sabırsız, mantıksız ve heyacanlı olurlardı. Onların en büyük düşmanı hisse senedi piyasası değil, kendileriydi. Matematik, muhasebe ve finans alanalarında istedikleri kadar üstün yetenek sahibi olsunlar, duygularını dizginleyemedikleri müddetçe yatırım sürecinden kar etmeleri için gereken becerilere sahip olmazlardı.

                  Graham piyasanın duygusal bataklığını belkide pisikolaglardan bile daha iyi biliyordu. Gerçek yatırımcıların becerileriyle olduğu kadar davranış biçimleriyle de sıyrıldıkları savı bugün de geçerliliğini koruyor.

                  Gerçek yatırımcılar sakindir. Hisse senedi fiyatlarının mantıklı mantıksız her türlü güçten etkileneceğini ve kendi ellerindekiler dahil olmak üzere bir inip bir çıkacağını iyi bilirler. Bunu ağır başlılıkla karşılarlar. Yatırımcı olarak kendilerini baştan cezbeden özelliklerini koruduğu müddetçe, bir şirketin hisse fiyatının geri çıkacağının farkındadırlar. Bu zaman zarfında paniklemezler.

                  Buffet bu konuda son derece açıktır: Hisselerinizin %50 değer kaybetmesini paniklemeden seyredecek güce sahip değilseniz hisse senedi piyasasına gelmeyin. Hatta şöyle ekler; Sahip olduğunuz şirketlerden hoşnut olduğunuz sürece, düşük fiyatları, şirketteki payınızı karlı bir biçimde arttırmanızı sağlayacak fırsat olarak görmelisiniz.

                  Gerçek yatırımcılar, madolyonun diğer yüzünde, devreye kalabalık girdiğinde de sakinliklerini korurlar. Bir hisse senedi, bir sektör veya bir yatırım fonu gözde olmaya başlar başlamaz kalabalık oraya hucum eder. Ne varki, “herkes” yapılaması gereken tek iş olduğuna kanaat getirdiği o hareketi yaptığı zaman kar elde etme olasılığı ortadan kalkar. Buffet’ın buna ilişkin yorumları 1999 yılında Fortune dergisinde çıkmıştı. Orada birçok boğa piyasası yatırımcısının kanına giren “bu parti kaçmaz” unsurundan bahsetmişti. Ona göre gerçek yatııtmcılar partiyi kaçırmaktan değil, partiye hazırlıksız gelmekten korkarlar.

                  Gerçek yatırımcılar sabırlıdır. Gerçek yatırımcılar kalabalığın heyacan ruzgarına kapılacaklarına, doğru fırsatın ortaya çıkmaısnı beklerler. Evetten çok hayır derler. Her veri kendi lehine değilse, Graham asla alım yapmazdı.

                  Buffet, bu günün yatırımcılarının birçoğunun sadece birkaç olağanüstü şirketin ortaya çıkmasını beklemektense, bir sürü sıradan hisse senedi alma gereği hissetiğine inanır. Bir yatırımcı ömrü boyunca ancak yirmi delik delebileceği bir karta sahip olduğunu düşünmelidir. Vereceği her yatırım kararı, elindeki karta bir delik açacak ve bundan sonrası için açabilceği deliklerin sayısı bir adet azalacaktır. Eğer yatırımcılar kendilerini bu şekilde sınırlarlarsa çok iyi bir yatırım fırsatı ortaya çıkana dek sabırlı olmayı öğreneceklerdir.

                  Gerçek yatırımcılar mantıklıdır. Dünyaya ve piyasalara yaklaşımları özünde yalın düşünceler yatar. Ne gereksiz yere kötümser, ne de mantıksızca iyimserdirlerdir. Sadece mantık yürütürler.

                  Fiyatlar yükselirken iyimser, düşerken kötümser olan yatırımcıların bu duyguları bir sonraki aşamada harakete geçtiğinde, düşük fiyatlarda satış, yüksek fiyatlarda da alım yapmış olurlar. Bu da pek karlı bir strateji olmasa gerek.

                  Gereksiz iyimserlik, yatırımcılar kaderin artık onlara bir şekilde güleceğini ve o kadar hisse arasından kendilerinkinin uçuşa geçeceğini umut etmeye başladıklarında kendini gösterir. Bu özelikle uçuk beklentilerin kol gezdiği boğa piayasaları için doğrudur. İyimserler, gerçek uzun vadeli fırsarları belirleyecek temel araştırma ve analizler yapma ihtiyacı hissetmezler, çünkü kısa vadeli rakamlar çok baştan çıkarıcıdır.

                  Gereksiz kötümserlik ise, ister tek şirkete, ister tüm piyasaya yönelik olsun, yatırımcıları yanlış zamanda satmaya zorlar. Düşük fiyatların en yaygın nedeni kötümserliktir der Buffet. Biz bu koşullarda iş yapmayı severiz. Kötümserlik hoşumuza gittiğinden değil, kötümserliğin neden olduğu düşük fiyatları sevdiğimizden. Mantıklı bir alıcının düşmanı kötümserlik değil iyimserliktir.

                  Bir yatırımcının iyimser yada kötümser olması elbette gelecekle ilgili beklentilere bağlıdır. Gelecekte ne olacağını kestirmeye çalışmak, zaten zor biş iştir. Kaldı ki, araştırmadan ziyade duygulara dayanan bir iyimserlik veya kötümserlikle yapılan tahminler tam bir ahmaklıktır. Buffet bir zamanlar “hisse fiyatlarını tahmin etmeye kalkanlar, sadece falcılardan daha iyidirler,” demişti. O asla piyasanın ne zaman yülselip ne zaman düşeceğini tahmin etmeye kalkışmaz. Aksine, piyasayı hakimiyeti altına almış duyguların trendine bakar ve ona göre harekete geçer. Tek yaptığımız iş, başkaları hırs dolu iken korkmak, başkaları korkarken hırslanmaktır,” diye açıklar.

                  Huzurlarınızda Bay Piyasa

                  Özel bir işte bay piyasa ile ortaklık yaptığınızı varsayın. Bay Piyasa hiç aksatmadan her gün size gelip hisselerinizi kaça alabileceğini veya kendi hissenizi ona kaça satabileceğinizi bildiriyor. Sahip olduğunuz işin ekonomik özelikleri çok şükürki gayet iyi ama Bay Piyasanın kotasyonları öyle değil, çünkü o duygusal biri. Bazı günler çok neşeli, aşırı iyimser ve gelecekle ilgili parlak beklentileri var. Böyle günlerde hisselerinizi satın almak için yüksek fiyatlar teklif ediyor. Diğer günler ise cesareti kırık ve aşırı kötümser. Gelecekten sadece kötü şeyler bekliyor ve hisselerimize çok düşük fiyatlar teklif ediyor.

                  Graham’e göre Bay Piyasa’nın hoş bir kişiliği var, çünkü reddedilmek onu kırmıyor. Bir yanıt alamaz ise ertesi gün yeni bir kotasyonla yine karşımıza çıkıyor. Graham öğrencilerine Bay Piyasa’nın bilgisinin değil not defterinin faydalı olduğunu söylüyor. Eğer karşınıza ahmakça bir ruh haliyle çıkarsa onu göz ardı etmekte ve ondan faydalanmakta serbestsiniz, ama etkisi altında kalırsanız sonuçları felaket olur.

                  Yatırımcılar başarılı olmak için sağlam karar vermeli ve Bay Piyasa’nın yarattığı duygular girdabından korunma yeteneğine sahip olmalılar. Bunlardan birisi yoksa diğeri başarıya yetmez.

                  İş yatırım yapmaya geldiğinde, duygular insanların davranış biçimlerini, dolayısıyla da piyasa fiyatlarını etkiliyor. Yatırımlarımızda insan dinamiğini anlamanın neden bu kadar değerli olduğunun iki sebebi;
                  1) Yaygın hataları yapmanızı önleyecek yön göstericilere sahip olacaksınız.
                  2) Başkalarının hatalarını, onlardan kar edebilecek bir zamanlamayla göreceksiniz.

                  Hepimiz kişisel başarılarımızı etkileyebilecek yargı hataları yapabiliriz. Binlerce veya milyonlarca kişi yargı hataları yaptığında, bu hataların toplu etkisi piyasayı yıkıcı bir yöne itmek oluyor. Daha sonra kalabalığı takip etme dürtüsü o kadar artıyorki bu birikmiş yanlış yargılar katlanarak büyüyor. Mantık dışı davranışların çalkantılı denizinde mantıkla davranabilen ancak birkaç kişi hayatta kalabiliyor.
                  "Aldanma insanLarın samimiyetine, menfaatLeri için geLirler vecde, vaad etmeseydi ALLAH cenneti,O'na bile etmezLerdi secde__Mehmet Akif ERSOY___"

                  Yorum

                  • muhammedtalha
                    Katılımcı
                    • 18 Aralık 2010
                    • 78

                    #10
                    Yatırımı ticaret gibi yapılırsa akıllıca olur. Her kurumsal menkul kıymet, ilk aşamada belli bir işin ortaklığı olarak görülmelidir. Hisse senedini aldığımız şirketin ortağı olduğumuzu düşünmeliyiz. İşin bir kısmının veya tamamının sahibi olamak arasındaki en temel farklılık sermaye tahsisidir. Yani bir şirketin binde birine sahip olamk ile şirketin yüzde ellisine sahip olmak işten kazanılan paraların veya konulan sermayenin nereye tahsis edeileceği kararı dışında herkes için aynıdır(imtiyazlı hisse senetleri hariç). Eğer bir kişi hisse senedi alıp satarak kar elde etmek istiyorsa tek başına bir işe atılyor demektir ve eğer başarmak istiyorsa iş hayatının kurallarına uymak zorundadır.

                    1) Ne yaptığını ve İşini bil; Menkul kıymet değerleri hakkında, iş hayatında üretip sattığının değeri kadar bilgi sahibi değilsen, normal faiz ve kar payı getirileri haricinde bir “iş karı” bekleme.

                    2) Paranızı ne yapacağınız hakkında vereceğiniz karara başkasının ne kadar etkili olacağını belirleme konusunda, eğer o kişinin performansını yakından izleyip doğru bir şekilde değerlendiremiyorsan ve etik yeterliliği ve yeteneği üzerinde olağan üstü bir güvene sahip değilsen, işin yönetimini (sahip olduğun portföyün yönetimini) başkalarına teslim etme.

                    3) Güvenilir bir hesap yöntemi ve süreci, makul bir getiri sonucu vermiyorsa, bu işe girme. Özelikle kazancı az riski bol işlerden uzak dur. Yatırım kararlarını iyimserliğe değil matematiğe dayandır. Getiri kısıtlıysa riskide kısıtla.

                    4)Bilgi ve deneyiminize daynarak cesur olun. Eğer verilereden bir sonuç çıkardıysanız ve yargınızın sağlam olduğuna inanıyorsanız, başkaları duraklasa ve hatta karşı gelse bile bildiğinizi yapın. Kalabalık sizinle aynı fikirde değil diye haklı veya haksız olamazsınız. Verileriniz ve yargınız doğru olduğu için haklı olursunuz.

                    Bununla ilgili olarak Warren Edward Buffet’tarafından Benjamin Graham ve David L.Dodd tarafından 1934yılında ilk baskısı yayınlanan “Security Analsys (Menkul Kıymetler Analizi)” kitabın 50. yıl dömünümde Colombia Üniversitesinde yaptığı konuşmadan bir pasaj aktaralım.

                    Graham ve Doddsville’li yatırımcıların ortak entellektüel “tema”sı “bir işin değeri ile o işin piyasada bulunan küçük parçalarının fiyatı arasındaki çelişki ve farklılıkları bulmak”tır. Bu iki grubun müritleri, bu şelişkilerden yararlanırken, piyasa analistlerinin meraklı oldukları ayrıntılarile uğraşmazlar. Hisse senetleri pazartesi mi yoksa Perşembe günü mü, Ocak ayında mı, yoksa temmuzda mı alınmalı türü konulara dalmadan onlar tüm dikkatlerini çelişkilere ve farklılıklara yoğrunlaştırır.

                    Sırası gelmişken şu noktayı vurgulayalım: İş adamları bir iş (şirket vs.) için alım kararı verirken, haftanın belli bir gününü veya yılın belli bir ayını seçmez. Bizde hisse senedi yatırımı yaparken belli bir günde vaya ayda alım yapmanın peşinde olmamalılıyız. Bir işin veya şirketin tamamı satın alınırken haftanın hangi günü olduğu farketmiyorsa, aynı işin küçük parçalarının alınması neden farketsin. Odaklanılması gereken Fiyat ve Değer dir.
                    "Aldanma insanLarın samimiyetine, menfaatLeri için geLirler vecde, vaad etmeseydi ALLAH cenneti,O'na bile etmezLerdi secde__Mehmet Akif ERSOY___"

                    Yorum

                    • muhammedtalha
                      Katılımcı
                      • 18 Aralık 2010
                      • 78

                      #11
                      Anadolu Yatırım ( www.anadoluyatirim.com.tr) Tarafından
                      Hazırlanan Teknik Analiz Raporu:
                      "GARANTİ BANKASI HEDEF SEVİYE İLK ADIMDA 8.00 VE ARDINDAN 7.50 SON
                      DURUMDA GARANTİ BANKASINDA 9.44-8.50 BANT BÖLGESİNDE OLUIŞAN ZİRVE VE
                      DAĞITIM SAFHASI AŞAĞI YÖNDE KIRILDI ILK ADIM HEDEF GARANTİ BANKASINDA
                      8.40 SEVİYESİNİN KIRILMASI KIRILMA İLE BERABER HEDEF IKINCI ADIMDA
                      8.00 SEVİYESİDİR.
                      BUYUK ADIM FORMASYON HEDEFİ İSE 7.50 OLARAK TEKRAR EDEBİLİRİZ.
                      İSPANYA İLE İLGİLİ GELİŞMELER YAKINDAN İZLENEBİLİR."
                      "Aldanma insanLarın samimiyetine, menfaatLeri için geLirler vecde, vaad etmeseydi ALLAH cenneti,O'na bile etmezLerdi secde__Mehmet Akif ERSOY___"

                      Yorum

                      • muhammedtalha
                        Katılımcı
                        • 18 Aralık 2010
                        • 78

                        #12
                        Yatırımı ticaret gibi yapılırsa akıllıca olur. Her kurumsal menkul kıymet, ilk aşamada belli bir işin ortaklığı olarak görülmelidir. Hisse senedini aldığımız şirketin ortağı olduğumuzu düşünmeliyiz. İşin bir kısmının veya tamamının sahibi olamak arasındaki en temel farklılık sermaye tahsisidir. Yani bir şirketin binde birine sahip olamk ile şirketin yüzde ellisine sahip olmak işten kazanılan paraların veya konulan sermayenin nereye tahsis edeileceği kararı dışında herkes için aynıdır(imtiyazlı hisse senetleri hariç). Eğer bir kişi hisse senedi alıp satarak kar elde etmek istiyorsa tek başına bir işe atılyor demektir ve eğer başarmak istiyorsa iş hayatının kurallarına uymak zorundadır.

                        1) Ne yaptığını ve İşini bil; Menkul kıymet değerleri hakkında, iş hayatında üretip sattığının değeri kadar bilgi sahibi değilsen, normal faiz ve kar payı getirileri haricinde bir “iş karı” bekleme.

                        2) Paranızı ne yapacağınız hakkında vereceğiniz karara başkasının ne kadar etkili olacağını belirleme konusunda, eğer o kişinin performansını yakından izleyip doğru bir şekilde değerlendiremiyorsan ve etik yeterliliği ve yeteneği üzerinde olağan üstü bir güvene sahip değilsen, işin yönetimini (sahip olduğun portföyün yönetimini) başkalarına teslim etme.

                        3) Güvenilir bir hesap yöntemi ve süreci, makul bir getiri sonucu vermiyorsa, bu işe girme. Özelikle kazancı az riski bol işlerden uzak dur. Yatırım kararlarını iyimserliğe değil matematiğe dayandır. Getiri kısıtlıysa riskide kısıtla.

                        4)Bilgi ve deneyiminize daynarak cesur olun. Eğer verilereden bir sonuç çıkardıysanız ve yargınızın sağlam olduğuna inanıyorsanız, başkaları duraklasa ve hatta karşı gelse bile bildiğinizi yapın. Kalabalık sizinle aynı fikirde değil diye haklı veya haksız olamazsınız. Verileriniz ve yargınız doğru olduğu için haklı olursunuz.

                        Bununla ilgili olarak Warren Edward Buffet’tarafından Benjamin Graham ve David L.Dodd tarafından 1934yılında ilk baskısı yayınlanan “Security Analsys (Menkul Kıymetler Analizi)” kitabın 50. yıl dömünümde Colombia Üniversitesinde yaptığı konuşmadan bir pasaj aktaralım.

                        Graham ve Doddsville’li yatırımcıların ortak entellektüel “tema”sı “bir işin değeri ile o işin piyasada bulunan küçük parçalarının fiyatı arasındaki çelişki ve farklılıkları bulmak”tır. Bu iki grubun müritleri, bu şelişkilerden yararlanırken, piyasa analistlerinin meraklı oldukları ayrıntılarile uğraşmazlar. Hisse senetleri pazartesi mi yoksa Perşembe günü mü, Ocak ayında mı, yoksa temmuzda mı alınmalı türü konulara dalmadan onlar tüm dikkatlerini çelişkilere ve farklılıklara yoğrunlaştırır.

                        Sırası gelmişken şu noktayı vurgulayalım: İş adamları bir iş (şirket vs.) için alım kararı verirken, haftanın belli bir gününü veya yılın belli bir ayını seçmez. Bizde hisse senedi yatırımı yaparken belli bir günde vaya ayda alım yapmanın peşinde olmamalılıyız. Bir işin veya şirketin tamamı satın alınırken haftanın hangi günü olduğu farketmiyorsa, aynı işin küçük parçalarının alınması neden farketsin. Odaklanılması gereken Fiyat ve Değer dir.
                        "Aldanma insanLarın samimiyetine, menfaatLeri için geLirler vecde, vaad etmeseydi ALLAH cenneti,O'na bile etmezLerdi secde__Mehmet Akif ERSOY___"

                        Yorum

                        • muhammedtalha
                          Katılımcı
                          • 18 Aralık 2010
                          • 78

                          #13
                          2011 ' DE ÖNE ÇIKABİLECEK SEKTÖR VE HİSSELER

                          Seçim yılı olarak geçireceğimiz 2011 'in ilk yarısında Medya , çimento ve kağıt sektörü ön plana çıkacaktır.

                          MEDYA SEKTÖRÜ

                          Borsamızda medya sektörü denilince aklımıza ilk gelen DOĞAN GRUBU şirketleridir. Her seçim döneminde öne çıkan Doğan Grubu bu sene de vergi borçlarının hallocak olması ve başlayan satış süreci sebebiyle hareketli günler geçireceğiini beklemekteyiz. Aydın Doğan'ın yavaş yavaş geriye çekileceği ve şirketleri de kızlarının yöneteceği veya satacağı düşünülürse Doağn Şirketlerinin 2011 yılının parlayan yıldızı olacağını beklemekte ve AL tavsiyesinde bulunmaktayız.

                          Doğan Grubu içinde öne çıkacak şirketler ise DOBUR ve DOHOL olarak görmekteyiz.

                          DOBUR'un son yıllarda uyguladığı yüksek temettü oranları düşünülürse satış sürecinin de beklentisi temettü beklentine eklenince yatırımcısına kazandıracağı düşüncesindeyiz.

                          DOHOL , Petrol Ofisi sonrası da gelebilecek satış haberleri sonrası bilançosundaki borç oranlarını düşüreceğini piyasa değeri açısından gerçek değerini bulacağını umuyoruz.

                          KAĞIT VE BASIM SEKTÖRÜ

                          Seçimlerde aklımıza gelen diğer sektörler ise kağıt ve basım sektörü. Özellikle basım sektörü seçimlerde genel olarak hareket etmiş ve yatırımcısına kazandırmıştır. Basım sektörü şirketlerinden DURDO öne çıkabilecek şirketlerdendir.

                          Kağıt sektöründe öne çıkan şirket ise 2002 seçimlerinde zirve yapan ve o günden bugüne zirve arayışı içinde bulunan ALKA'dır.

                          TEKNOLOJİ VE BİLİŞİM

                          Son zamanlarda seçim çalışmalarının teknolojik ortamlarda olduğu düşünülürse bilişim sektörünü de unutmamak lazım . Her milletvekili adayının bir web sitesi açacağı ve propagandalarını teknolojiyi kullanarak yapacakları düşünülürse bilişim sektörünün öne çıkacağını düşünmek yanlış olmaz. LOGO yazılımı bu çerçevede düşünebiliriz.

                          İNŞAAT SEKTÖRÜ

                          Seçim yıllarının değişmez sektörlerinden en önemlisi sanırız inşaat sektörü. Düşük faiz oranlarının seçim süresince devam edeceği düşünülürse inşaat harcamalarının artacağı düşünülebilir. İnşaat denilince akla gelen ilk sektör ise çimento sektörü. Son günlerin en hareketli hisseleri arasında göze çarpan OYAK GRUBU çimento şirketlerini 2011 iiçn öneriyoruz.
                          "Aldanma insanLarın samimiyetine, menfaatLeri için geLirler vecde, vaad etmeseydi ALLAH cenneti,O'na bile etmezLerdi secde__Mehmet Akif ERSOY___"

                          Yorum

                          • muhammedtalha
                            Katılımcı
                            • 18 Aralık 2010
                            • 78

                            #14
                            Temettü vereceğiz

                            EMLAK Konut GYO Yönetim Kurulu Üyesi Vedat Demiröz, özellikle yabancı ve küçük yatırımcıların temettü konusunda hassas olduklarına dikkat çekerek, “SPK’nın belirlemiş olduğu asgari oranda temettü vereceğiz, bu yıl şirket kârlarının düşük olması nedeniyle sıfırlandı ancak biz genel kurulumuzun ardından temettü dağıtma kararı verdik” dedi.

                            Türkiye’deki yabancı yatırımcı artacak

                            EMLAK GYO’nun yüzde 99.9’unun sahibi olan TOKİ’nin Başkanı Erdoğan Bayraktar, bu halka arz ile Türkiye’deki yabancı yatırımcı sayısının artacağını ve emlak sektörüne derinlik kazandıracaklarını söyledi. Halka arzda ön talep toplama sürecinin bittiğini hatırlatan Bayraktar, “Ülkemizin istikrarına yakışır bir ön talep toplama süreci yaşadık. İngiltere, ABD ve Körfez ülkelerinde roadshowlar düzenledik. Türkiye’ye yönelmiş olan dış yatırımları artırmak istiyoruz, yapacağımız kesin talep toplama süreciyle de bunu taçlandıracağız. Ciddi neticeler bekliyoruz” dedi.

                            Kriz 'Emlak'a uğramadı! - GAZETEVATAN.COM
                            "Aldanma insanLarın samimiyetine, menfaatLeri için geLirler vecde, vaad etmeseydi ALLAH cenneti,O'na bile etmezLerdi secde__Mehmet Akif ERSOY___"

                            Yorum

                            • muhammedtalha
                              Katılımcı
                              • 18 Aralık 2010
                              • 78

                              #15
                              Dünya piyasaları Türkiye`yi tartışıyorTürkiye’de ekonominin hızlı büyüdüğü bir dönemde Merkez Bankası’nın faizleri düşürmesi, dünyada ilgi uyandırdı.

                              MİLLİYET

                              Financial Times, Türkiye’deki faiz indiriminin yaygın bir biçimde beklendiğini belirttiği haberinde kararın riskli bir strateji olduğu görüşünü aktardı.

                              Gazete, bir köşesinde de Türkiye, pek rastlanmayan bir tekniğe başvurdu ifadesini kullandı. Türkiye’nin Sıcak Para Risklerini Gerçeksiz Kılma Potansiyeli Var başlıklı habere yer veren Wall Street Journal ise, cari açığın artan biçimde sıcak para ile finanse edilmesinin Türk ekonomisinin kırılganlığını arttırdığına işaret edilirken, Olası tuzaklar var ve Perşembe günkü faiz indirimi tartışmalı. Ancak güç kazanan büyüme ve artan kredibilite sayesinde politika yapımcıları, sürdürülebilir genişleme ile sıcak para kaygılarını bağdaştırabilir denildi.

                              Ekonomi gazetesi Financial Times Türkiye muhabiri Delphine Straussu imzalı haberinde Türkiye’nin merkez bankası, finansal istikrarı korumayı amaçlayan ancak enflasyonla mücadeleye bağlılığına ilişkin muhtemelen kuşkular yaratacak Ortodoks olmayan bir adımla faiz oranlarını düşürdü yorumunu yaptı.

                              Faizleri Türk tarihinin en düşük düzeyi olan yüzde 6.5’e indiren kararın, Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Erdem Başçı’nın faizlerin aşamalı olarak düşürülmesinin aşırı yabancı sermaye akımlarının önlenmesinin en iyi yolu olduğunu savunmasının ardından yaygın bir biçimde beklendiğini belirten gazete, Ancak birçok ekonomist, Türkiye’nin hızlı ekonomik canlanması ve yüksek enflasyon tarihi nedeniyle para politikası komitesinin riskli bir stratejiyi benimsediğini söylüyorlar diye yazdı.

                              Bazı yükselen ekonomilerin gelişmiş ülkelerdeki gevşek ekonomik politikalarının teşvik ettiği sermaye akımlarının oluşturduğu meydan okumayla karşı karşıya bulunduğunu kaydeden gazete, Ancak diğer merkez bankası otoriteleri, yükselen enflasyon korkusuyla faiz indirimlerinden söz etmekten kaçınıyor dedi.

                              Haberde değerlendirmelerine yer verildiği, CA Cheuvreux ‘un ekonomisti Simon Quijano-Evans da, Türkiye, dünyanın geri kalan bölümüne karşı daha iyi bir performans gösterdiği bu dönemde kendine rehberlik olacak politika önlemlerini bulması gerektiğini belirtirken de Türkiye’nin daha düşük enflasyon ithal ettiği ve güçlü iç büyümeden yararlandığını söyledi.

                              TÜRKİYE PEK RASTLANMAYAN BİR TEKNİĞE BAŞVURDU

                              Bu arada, Financial Times, LEX köşesinde de faiz indirimine ilişkin olarak Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu durumun karşısında pek rastlanmayan bir tekniğe başvurduğunu belirtirken Hedef, ekonomiyi yavaşlatmak. Çılgınlık gibi geliyor ancak bunlar çılgın zamanlardır ifadesini kullandı.

                              Yazıda hiçbir ülkenin, eş zamanlı olarak özgürce belirlenen faiz oranları, istikrarlı döviz kurları ve sınırsız sermaye akımlarını sürdüremeyeceği iddiası da vurgulandı.

                              WSJ: TÜRKİYE SICAK PARA RİSKLERİNİ GERÇKSİZ KILABİLİR

                              ABD’nin borsa ve iş dünyasının gazetesi Wall Street Journal tarafından yayımlanan, Türkiye’nin Sıcak Para Risklerini Gerçeksiz Kılma Potansiyeli var başlıklı haberinde ise, Manşetleri Çın İşgal edebilir ama finansal krizin en büyük galiplerinden biri Türkiye’dir değerlendirmesi yapıldı.

                              Türkiye’deki derin siyasi ayrışmalar ve Türk hükümetinin İslam’a daha çok odaklanmış bir politika platformu ile bazı soru işaretlerini yaratmış olsa da yatırımcıların tek partili yönetimin yarattığı istikrarı kucakladıklarını kaydedilirken Bu istikrarı, ekonomik potansiyel de destekliyor Genç 75 milyonluk nüfusu ve göreli olarak ucuz işgücü ile Türkiye, köpükten çok bir BRİC gibi gözüküyor yorumuna yer verildi. Buna karşın O kadar basit olsa ifadesini de kullanıldığı haberde Merkez Bankası’nın faiz indirim kararına dikkat çekilerek şöyle devam edildi: Hızlı büyüyen bir ekonomi, politika yapıcıları faizleri niye indirsen? Çünkü Türkiye’nin başarısı, sıcak para, yani hızlı bir spekülatif yatırım akımına yol açtı. Bu da, ekonominin kilit zayıflığı olan, dış finansmana bağımlı, tırmanan cari açığıdır. Spekülatif yatırımcıları vazgeçirmek için faizleri indirmenin, ekonomide aşırı bir ısınmayı yaratmasından korkulan bir iç tüketim patlamasını tetiklenmesinden daha az riski olduğu düşünüldüğüne işaret edildi.

                              EKONOMİK MODEL ÜLKEYİ ŞOKLARA AÇIK BIRAKIYOR

                              Haberde Türkiye’nin büyüme modelinin lokomotifinin, büyük ölçüde tüketici talebinin olduğu, bu yılda ithalatın ihracattan çok hızlı büyüdüğü, bunun da cari açığını körüklediği belirtilirken, Kısmen bu modelin nedeniyle Türkiye ne kadar hızlı büyürse, açık da o kadar hızlı büyür, bu da ekonomiyi şoklara açık bırakıyor uyarısı da yapıldı.

                              Türk ekonomisini, açığın artan biçimde sıcak para ile finanse edilmesinin daha kırılgan kıldığına işaret edilirken, Bazı ekonomistlere göre, sıcak paranın Türkiye’nin açık finansmanında oynadığı yıldız rolünün, yatırımcıları yükselen piyasalardan uzaklaştırarak altın, dolar veya diğer güvenli alanlara yöneltmelerine neden olacak yeni bir riskten kaçma dalgasının yaşanması halinde sorun yaratacağı savunuldu.

                              TÜRKİYE’NİN CANLANMA GÜCÜ, ALGILARI DEĞİŞTİRDİ

                              WSJ’daki haberde dengesizlikler ve giderek büyüyen risk olasılığına rağmen Türkiye’deki canlanma gücünün algıları değiştirdiği vurgulanırken Gelirler büyüyor ve enflasyon tarihin en düşük düzeyinde, bunlar da politika yapımcılarının kredibilitesini güçlendiriyor değerlendirmesi de yapıldı. Habere son verilirken de şöyle denildi: Olası tuzaklar var ve Perşembe günkü faiz indirimi tartışmalı. Ancak güç kazanan büyüme ve artan kredibilite ile politika yapımcıları, sürdürülebilir genişleme ile sıcak para kaygılarını bağdaştırabilir. Bu da büyüme hikayesinin devam edebileceği demektir.
                              "Aldanma insanLarın samimiyetine, menfaatLeri için geLirler vecde, vaad etmeseydi ALLAH cenneti,O'na bile etmezLerdi secde__Mehmet Akif ERSOY___"

                              Yorum

                              Working...
                              X

                              Debug Information