IMF G-20 Toplantısına ilişkin Rapor

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • yagmur
    Kıdemli
    • 29 Nisan 2008
    • 4717

    #1

    IMF G-20 Toplantısına ilişkin Rapor

    Garanti Bankası G-20 toplantısına dair uzman raporunu yayınlayan
    IMF'nin büyüme tahminlerinde değişiklikler yaptığını belirtti...

    Ayrıntılar şöyle:

    IMF bugün, 13-14 Mart'ta G-20 ülkelerinin maliye bakanları ve merkez
    bankaları başkanlarının Londra'da katıldığı toplantıdaki uzman
    raporunu yayınladı...

    Raporda, Nisan'da yayınlanacak olan Dünya Ekonomik Görünüm raporu
    öncesi, IMF'nin büyüme tahminlerindeki değişiklere yer verildi.
    Rapordaki önemli başlıkların özetini aşağıda bulabilirsiniz:

    Son Gelişmeler, Öngörüler ve Riskler...

    Dünya GSYH'sının 2008 son çeyreğinde beklentilerin üzerinde %5
    (yıllıklandırılmış) oranında daraldığı; gelişmiş ülkelerdeki
    daralmanın %7'ye yakın olduğu hesaplanıyor.

    2009 yılında global aktivitenin 60 yıldır ilk kez daralacağı tahmin
    ediliyor. Global aktivitenin 2009 yılında %0.5-1 aralığında
    daralacağı; 2010 yılında kadameli toparlanma olacağı öngörülüyor.
    Ancak finansal piyasaları stabilize etmek için kapsamlı politika
    önlemleri almanın gecikmesi durumunda resesyon çok daha derin ve uzun
    süreli olacaktır.

    Gelişmekte olan ülkelerde 2010 yılında kapsamlı toparlanma öncesi,
    aktivitedeki genişlemenin 2009 yılında zayıf olacağı tahmin ediliyor.
    Bazı ekonomilerin ise ciddi etkileneceği öngörülüyor. Orta ve Doğu
    Avrupa ülkeleri ve Bağımsız Devletler Topluluğu (Baltık ülkeleri,
    Macaristan, Hırvatistan, Romanya ve Bulgaristan) en olumsuz
    etkilenecek ülkeler olacak

    Riskler:

    · Ciddi orandaki revizyona rağmen, riskler hala aşağı yönlü.

    · Deflasyon riski ekonomik aktivitedeki daralmanın daha derin ve uzun
    süreli olmasına neden olabilir.

    · Gelişmekte olan ekonomilerin dış finansman sağlayamaması ciddi bir
    risk

    · Ticaret ve finansal korumacılığa ilişkin gündeme gelenler artan
    endişe kaynakları.

    · Herşeye rağmen politika önlemlerinin güven sorununu aşmasıyla
    birlikte global finansal ve ekonomik durumun öngörülenden hızlı
    toparlanması ihtimali var

    Finansal Sektöre Yönelik Politikalar...

    Finansal kurumların uğradığı kredibilite kayıplarına ilişkin
    tanımlamalar olmalıdır. Çünkü sorunlu aktiflerin değerinin
    belirlenmesine ilişkin devam eden belirsizlik bir kredibilite sorunu
    yaratıyor. Dolayısıyla belirlenecek fiyatlar piyasada bu soruna da
    şeffaflık getirebilmelidir.

    Sorunlu aktiflerle ilgili sorunun çözümünde ve yeniden sermayelendirme
    aşamasına gerekli olan kamu desteği sağlanmalıdır. Burada açıkça
    kamunun varlık yönetim şirketleri kurması öneriliyor. Ayakta
    kalabilecek bankalara hızlı bir şekilde sermaye enjeksiyonu
    yapılırken, kurtarılamayacak durumda olanların da kapatılması,
    birleştirilmesine veya geçici olarak kamulaştırılması tavsiye
    ediliyor.

    Gelişmiş ekonomilerin gelişmekte olan ekonomilere likidite desteği
    sağlayabileceği belirtiliyor. Bunu yaparken de swap kolaylığı ve dış
    ticaretin finansmanında kullanılmak üzere kredi line'larının
    kullanılabileceği belirtiliyor.

    Gelişmekte olan ülkeler ayrıca geniş kapsamlı olarak finans dışı özel
    sektördeki iflas riskindeki artışa dikkat etmeliler. Bu riski
    azaltmaya dönük adımların atılması gerekiyor.

    Makroekonomik Politikalar...

    Politika faizlerinin ekonomilerde güçlü toparlanma işaretleri alınana
    kadar düşük seviyede kalacağına ilişkin tüm merkez bankaları açık
    beyanatta bulunmalı. IMF ayrıca, yapılan faiz indirimlerinin finansal
    koşullarda etkisinin sınırlı kaldığını da kabul ediyor.

    Hükümetler, doğrudan ve dolaylı yollardan kapanan kredi piyasalarını
    yeniden açmak üzere adımlar atmalı.

    Gelişmekte olan ekonomilerde, Merkez Bankaları zayıflayan talep ve
    sermaye çıkışları arasında denge sağlayıcı olması gerekiyor. Esnek
    döviz kuru uygulaması para politikasını gevşetme konusunda da işleri
    kolaylaştırıyor.

    Dış finansmana erişmede sorunlar artarak devam ediyor...

    Global kaldıraç düzeltmesi (deleveraging) gelişmekte olan ülkelere
    olan ilgiyi sert bir şekilde azaltıyor. Gelişmekte olan ülkelerin fon
    bulma sıkıntısı önümüzdeki dönemde de artarak sürecek...

    Global kaldıraç düzeltmesi (deleveraging) 2009 ve 2010 yıllarında,
    gelişmekte olan ülkelerden portföy ve Doğrudan Yabancı Yatırım çıkışı
    konusunda da baskı oluşturuyor. Dolayısıyla gelişmekte olan
    ülkelerdeki büyüme görünümü de bozulurken, aşağı yönlü riskler de
    artıyor...

    Geçmiş dönemlerin aksine, gelişmiş ekonomilerdeki finansal stres
    gelişmekte olan ülkelerin finansal piyasalarında da endişeleri
    artırıyor.

    Gelişmekte olan ülkelerdeki risk primini gösteren EMBIG spread'in
    (Gelişmekte olan ülkelerin tahvil getirileri ile benzer vadedeki ABD
    tahvil getirisi arasındaki fark) 2009 sonunda 900 baz puana ulaşacağı
    öngörülüyor. Sonraki iki yılda ise ılımlı bir düşüş olacağı tahmin
    ediliyor.

    Yurtdışından finansman sağlayan gelişmekte olan ülkelerdeki kurumlar,
    yurtiçi piyasalara dönmek zorunda kalacak. Bu doğrultuda yurtdışından
    sağlanan kısa vadeli borçları çevirme oranının, 1990'ların sonundaki
    Asya Krizi'nde olduğu gibi, geçen yıla göre yarı yarıya azalabileceği
    belirtiliyor.

    Bu arada Kore ve Rusya gibi bazı ülkelerde hükümetlerin firmaları
    desteklemek veya özellikle gelişmekte olan Avrupa ülkelerinde olduğu
    gibi bankacılık sektörünü desteklemek adına alınan önlemlerle yüksek
    borç çevirme oranına ihtiyaç duyacağı kaydediliyor...

    Gelişmekte olan bankaların özellikle de Avrupa ve Bağımsız Devletler
    Topluluğu'nda, sermaye artışına ihtiyaçları var. Özellikle, Orta ve
    Doğu Avrupa ülkelerindeki bankalar ise diğer ülkelerle karşılıklı
    finansman açısından en kırılgan yapıya sahipler ve sermaye artırımları
    gerekebilir. Bağımsız devletler topluluğu ve Türkiye'nin de içinde
    bulunduğu bölgedeki bankaların, yazılabilecek zararlardan dolayı 250
    milyar dolar sermaye ihtiyacı olabileceği tahmin ediliyor..

    Maliye Politikaları...

    G-20 ülkelerinde planlanan mali paketlerin toplam büyüklüğü 2009 için
    GSYH'nın %1.8'si (780 milyar dolar), 2010 için ise %1.3'ü (590 milyar
    dolar). Genişleyebilecek durumu olan ülkeler, 2010'daki mali politika
    desteklerini genişletmeyi planlamalılar

    Her ülkenin krize girerken içinde bulunduğu koşullardan dolayı farklı
    miktarlarda mali politika uygulayacak yeri bulunuyor.... Avustralya,
    Kanada, Çin, Fransa, Almanya, Rusya, Suudi Arabistan, İngiltere ve ABD
    gibi ülkelerin genişleyici mali politika uygulamak için yeri
    bulunurken, Brezilya, İtalya ve Türkiye gibi ülkelerin faizlerin
    yüksekliği yüzünden, Hindistan, İtalya ve Japonya gibi ülkelerin ise
    borç seviyesinin yüksekliği yüzünden çok fazla genişleyecek yerleri
    bulunmuyor...

    Açıklanan mali paketlerin 2009 büyümesine %0.8-3.2 arasında, 2010 yılı
    büyümesine ise %0.1-0.9 arası etki yapacağı hesaplanıyor. Krizin daha
    fazla derinleşmemesi durumunda, bu paketler (Hindistan ve Çin'dekiler
    hariç) 7 milyon kişinin işsiz kalmaması (ya da yeni iş imkanı
    yaratılması) anlamına geliyor. .

    Açıklanan toplam paketler (finans sektörü garantileri dahil), gelişmiş
    ülkelerde GSYH'nın %43'ü, gelişmekte olan ülkelerde ise %2'si olarak
    hesaplanıyor. Bunun gelişmiş ülkelerde %5'i önden etkili, gelişmekte
    olan ülkelerde ise %0.25'i...

    G-20'nin içindeki gelişmiş ülkelerde, kamu borcu/GSYH oranının
    2008-2009 yıllarında %14.5, 2010-2014 yıllarında ise %10 daha artacağı
    tahmin ediliyor. Gelişmekte olan ülkelerde ise borcun 2009'da çok
    hafif arttıktan sonra, 2011'de tekrar düşmeye başlayacağı
    düşünülüyor..
    Birşeyi yapmak için, onu çok sevmelisiniz. Birşeyi sevmek için, ona delicesine inanmalısınız.
  • haskan
    Aktif
    • 29 Mart 2008
    • 143

    #2
    IMF ile yeni sorun belediye harcamaları

    08.05.2009 | Erdal Sağlam | Analiz



    ARAÇLAR
    • <LI onclick="f_openLoginPanel('loginPanel', this);"> yorum yaz <LI onclick="f_openLoginPanel('loginPanel', this);"> favorilerime ekle <LI onclick=f_openPrint(122323);> haberi yazdır <LI onclick="f_openArkGonder('toolTable');"> arkadaşıma gonder <LI style="CURSOR: default"> &
    IMF ile devam eden müzakerelerde, seçim öncesi Başbakan Tayyip Erdoğan'ın karşı çıktığı şartlardan olan "belediye harcamalarının kısılması"nın, yeniden gündeme geldiği öğrenildi. IMF'nin seçimin hemen ardından en uygun zaman olduğunu düşünerek, daha önce yumuşar gibi gözüktüğü bu şartı yeniden müzakere masasına koyduğu belirtiliyor.
    IMF ile Türkiye arasında devam eden görüşmeler konusunda bilgi almaya çalışan yatırımcılar, "Birkaç haftaya kadar Türkiye Masası'nın Ankara'ya gelebileceği" yanıtını aldıklarını söylüyor. Müzakerelerin karşılıklı yazışmalar yoluyla devam ettiğini belirten IMF yetkililerinin, alınacak mali tedbirler ile gelir idaresi ve belediye harcamaları konusundaki tartışmaların sürdüğünü belirterek, bunların da aşılmasını beklediklerini ifade ettikleri öğrenildi.
    Türkiye'de yatırım yapan yabancılara aracılık eden kurumlar, önümüzdeki dönem IMF anlaşmasının ne olacağı konusunda, hem ekonomi bürokratları hem de IMF yetkilileri ile son günlerde yoğun temaslar yapıyor. Bu görüşmelerden yabancı bankacıların çıkardığı sonuç, "Süren müzakerelerde epey yol alındığı ve önemli bir sorun gözükmediği izlenimi edindik" biçiminde oluyor.
    IMF'in seçimin ardından belediye harcamaları konusuna yeniden ağırlık verdiğini anladıklarını kaydeden yabancı bankacılar, makro dengeler konusunda hükümet ile IMF'nin tahminleri arasında büyük farklar olduğunu hatırlatıp, bunun sorun olup olmayacağını sorduklarında ise IMF yetkililerinden, "Çok büyük farklar sayılmaz, bu konularda önemli bir anlaşmazlık olacağını sanmıyoruz" yanıtını aldıklarını söylediler.
    Asıl müzakerelerin alınacak mali tedbirler konusunda olduğu izlenimini edindiklerini kaydeden bankacılar, yanı sıra gelir idaresinin yeniden yapılandırılması ve belediye harcamalarının kısılması konusunda da IMF'yi ısrarlı gördüklerini söylediler.
    IMF'nin Türkiye Heyetinin Ankara'ya gelmesinden sonra, stand-by anlaşmasına son şeklinin verilmesinin artık o kadar önemli bir süre almayacağı görüşünde olduklarını öğrendik. Yani şimdi yazışmalar yoluyla yapılan müzakereler sonuçlanırsa, bir anlamda anlaşma da büyük ölçüde sağlanmış anlamına gelecek. İşte IMF tarafı bu noktaya 2 en geç 3 hafta içinde ulaşılabileceğini tahmin ediyormuş.

    Artan belediye harcamaları
    Bu yılın ocak ayında IMF Türkiye Heyetinin Ankara'da yaptığı temaslarda belediye harcamalarının kısılması gündeme gelmiş, IMF geçen yıl artırılan belediyelere bütçeden ayrılan payın yeniden eski haline çekilmesini istemişti. Bu şartın da içinde bulunduğu bazı şartlara Başbakan Tayyip Erdoğan seçim öncesinde sert bir biçimde karşı çıkmış ve bu şartları "kabul edilemez şartlar" olarak mitingi meydanlarında dile getirmişti.
    Aslında sadece IMF değil ekonomi bürokratları da belediye harcamalarında seçim nedeniyle fahiş artışlar olduğu, belediyelere bütçeden ayrılan payın artık bütçeyi zorladığı görüşündeler.
    İşte bu nedenle hükümetin ekonomik hedefleri revize ettiği Katılım Öncesi Ekonomik Program (KEP) metninde, geçen yıl çıkarılması ertelenen belediye gelirlerine ilişkin yasanın bu yıl çıkarılacağı belirtildi. Belediyelere yapılan bütçe transferlerinin gözden geçirileceği ve mahalli idarelerin merkezi yönetime olan gecikmiş borçlarını ödemelerinin bu yolla sağlanacağı ifade edildi. Öte yandan ise mahalli idarelerin borçlanma limitlerine ilişkin istisnaların da gözden geçirilerek daraltılacağı, kamu kurumlarına gecikmiş borcu olan mahalli idarelere vergi payları üzerinden yapılan kesintilerde yasal üst sınır olan yüzde 40 düzeyinin uygulanacağı KEP metnine girdi.
    Hükümet eski IMF programı sona erdikten sonra, 2008 Temmuz ayında çıkarılan 5779 sayılı yasa ile belediyelere daha fazla kaynak aktarılmasının yolunu açmış, bütçeden ayrılan payı yükseltmişti. Geçen yıl belediyelere fazladan aktarılan pay nedeniyle yaklaşık 800 milyon TL'lik bir ek yük oluştuğu, 2009 yılında da yaklaşık 3.9 milyar TL'lik bir yük beklendiği belirtilmişti. Vergi gelirlerine bağlı olduğu için bu yılki yükün 3.9 milyar TL'ye ulaşması artık beklenmiyor.
    Maliye Bakanlığı bürokratları da aynen IMF gibi, belediyelere aktarılan payın azaltılmasını istiyorlar. Ancak Hükümetin tepkisini çekmemesi için harcamaların azaltılmasının yolunu, borçlarına mahsup yapmakta buluyorlar. İşte IMF tarafı bunun yeterli olmayacağı, aktarılan payın tekrar eski seviyelerine indirilmesi gerektiğini söylüyor.
    Özetle; seçim öncesi karşı çıkılan IMF şartı tekrar hükümetin gündemine girmiş durumda. Ne karar alacağı ise merakla bekleniyor.
    IMF ile yılan hikayesine dönen görüşmeler bu kez belediye harcamalarına takıldı. Mali tedbirler ve gelir idaresi konusunda uzlaşma noktasına gelinirke...
    #content { ); }#content li { margin-left:25px; }

    Yorum

    • eren@
      Tecrübeli
      • 24 Nisan 2008
      • 2344

      #3
      IMF Başkanı Strauss-Kahn´ın istifası bekleniyor. IMF, Başkan Yardımcısı John Lipsky´yi vekaleten başkanlığa atadı.

      Strauss-Kahn´ın New York´ta bugün yapılacak duruşmanın ardından istifası bekleniyor. Strauss-Kahn´a, "cinsel suç eylemi, tecavüz girişimi ve yasadışı “biçimde alıkoyma" suçlamalarının yöneltilmesi bekleniyor.

      Lipsky, Ağustos ayında emekli olacağını açıklamıştı.

      Eurogroup´un pazartesi günkü toplantısına, Strauss-Kahn´ın yerine AB´nin birçok ülkesinden sorumlu IMF Başkan Yardımcısı Nemat Shafik´in katılması bekleniyor.

      Kahn´ın pazar günü Almanya Başbakanı Angela Merkel´le yapacağı görüşme de iptal edildi.

      ZAMANA KARŞI YARIŞ

      Strauss-Kahn´ın Avrupa´ya gitmek üzereyken gözaltına alınmasıyla sonuçlanan süreç ise New York polisi açısından zamana karşı bir yarış olarak tarif edildi.

      Polis sözcüsü, olayın mağduru kadının 32 yaşında olduğunu söyledi.

      Polis sözcüsü Paul Browne, Manhattan´daki Sofitel´de yaşanan olayla ilgili olarak şunları anlatıyor:

      ´´Otel´deki bir kadın çalışanın lüks süit odalardan birinde kalan bir müşterinin saldırısına uğradığı ve zanlının kaçtığına ilişkin bir telefon ihbarı aldık. Kat hizmetlisi olan kadın, odaya kilitlendiğini ve cinsel saldırıya uğradığını söylüyor. Polis, JFK Havaalanı yetkilileriyle temasa geçerek uçağın kalkışının geciktirilmesini talep etti ve havaalanına giderek zanlıyı gözaltına aldı. Eğer, görevlilerimiz 10 dakika gecikmiş olsaydı, zanlının uçağı kalkmış, kendisi de Fransa´ya doğru yola çıkmış olacaktı.´´

      Browne, hafif yaralı olduğunu söylediği kadının hastanede tedavi altına alındığını da söyledi.

      Polis, Strauss-Kahn´ın otelden aceleyle çıktığını, bazı özel eşyalarıyla cep telefonunu odada bıraktığını da söylüyor.

      Strauss-Kahn, Fransa´da 2006´da Sosyalist Parti liderliği için girdiği yarışı Segolene Royale´e kaybetmiş, ertesi yıl da IMF Direktörlüğü´ne atanmıştı.

      Kahn, 2008 yılında emrinde çalışan bir kadınla ilişkisi nedeniyle de IMF İcra Kurulu tarafından ´´ciddi bir muhakeme hatası yapmakla´´ suçlanmış, ancak ilişkinin her iki tarafın rızasıyla gerçekleştiğinin altını çizmişti.

      Kahn, bu skandal nedeniyle hem IMF çalışanlarından hem de eşi Anne Sinclair´den özür dilemişti.
      Kopyaladıklarım çoğu sosyal medyada görüp istifadenize sunduğum resim yorum ve benzeriler 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 104.,107. ve 115. Maddelerinde de belirtildiği üzere kesinlikte yatırım tavsiye niteliği taşımaz .

      Yorum

      Working...
      X

      Debug Information