Enflasyon nereye gidiyor
06.12.2007 | Seyfettin Gürsel | Yorum
function f_showLinks (li) { try { f_display(li); } catch (e) { }}
06.12.2007 | Seyfettin Gürsel | Yorum
function f_showLinks (li) { try { f_display(li); } catch (e) { }}
Kasımda enflasyonda artış bekleniyordu. Ama artış beklenenin üzerinde oldu. Tüketici fiyatları bir önceki aya göre yüzde 1,95 artarken (geçen ay 1,8...
Kasımda enflasyonda artış bekleniyordu. Ama artış beklenenin üzerinde oldu. Tüketici fiyatları bir önceki aya göre yüzde 1,95 artarken (geçen ay 1,8’di), yıllık enflasyon yüzde 7,7’den yüzde 8,4’e çıktı. Bunlar hiç kuşkusuz yüksek artışlar. Ama belki de en tatsız gelişme, “çekirdek enflasyon” olarak adlandırılan H endeksinin (özetle kuraklık, petrol, altın ve zam etkisi hariç) yıllık artışının yüzde 6’dan yüzde 6,4’e yükselmesi. Talep koşullarının fiyat etkisini yalın olarak ifade eden bu enflasyon, uzun süredir ilk kez artıyor. Merkez Bankası’nın 12 ay sonra enflasyonu yüzde 5’in altına indirmeyi beklediğini düşünürsek, enflasyon artışı bir hayli moral bozucu görünüyor.
Ancak Merkez Bankası moralini yüksek tutmaya devam ediyor; salı günü yayımladığı özet enflasyon değerlendirmesinde çekirdek enflasyondaki artışı büyük ölçüde geçmişte yaşanan yüksek gıda fiyat artışlarının yemek fiyatlarına gecikmeli yansıması olarak değerlendiriyor. Diğer ifadeyle talep değil, maliyet enflasyonu söz konusu. Talep koşullarını yansıtan dayanıklı tüketim malları, kira gibi mal ve hizmet fiyatları düşük düzeylerini koruyorlar. Bu değerlendirme Merkez Bankası’nı mantıksal olarak orta vadeli enflasyon tahminini değiştirmemeye götürüyor. Nedeni basit: Gıda fiyatları 2008’de düştüğünde bu kez maliyet etkisi aksi yönde çalışmaya başlayacak. TÜFE’yi yükselten zamlar da 2008’de tekrarlanmayacak; çünkü 2007’de seçimler nedeniyle gevşetilen mali politika sıkı tutulacak. Eğer salt bu değerlendirmeler ile yetinilirse Para Politikası Kurulu’nun (PPK) bu ay da faiz indirimi yapması gerekiyor. Bununla birlikte para politikasının dikkate alması gereken bir de beklenti yönü var. Ekim ayında bozulan enflasyon görünümü sınırlı da olsa beklentileri olumsuz etkiledi. 12 aylık enflasyon beklentisi yönünü yukarı çevirdi. 50 baz puanlık iddialı ekim indirimi eylül indirimi gibi proaktif olamadı; orta vadeli faiz oranları düşmedi. Enflasyon beklentisinin enflasyondaki yüksek artışlardan nasıl etkilendiğini hafta başında öğreneceğiz. Ama en azından dün orta vadeli bono bileşiklerinin 15 Kasım'a kıyasla ortalama yaklaşık 30 baz puan daha yukarıda olduklarını görüyoruz.
Beklentilerdeki bu olumsuz gelişmelere rağmen yine de Merkez Bankası’nın bu ay da faiz indirimi yapmasını bekliyorum. Ne kadarlık bir indirim? Geçen ay 25 baz puan uygun olur diyordum, 50 baz puan yaptı. Ancak bu kez 50 baz puan gerçekten abartı olur diye düşünüyorum. 25 baz puanlık indirim de yeterince cesur olacaktır. Faiz indirimi Merkez Bankası’nın beklentileri doğru yönetmesi açısından gerekli. Orta vadede enflasyonun düşeceğini söylüyorsa tutarlı olmak için faiz indirimi yapması kaçınılmaz. Ancak buna piyasa aktörlerini de inandırması gerekiyor. Orta vadede enflasyonun yeniden düşüşe geçmesi birkaç kritik etkene bağlı. Birincisi gıda fiyatları. TUİK dün 2. bitkisel üretim tahminini yayımladı. Buna göre 2007’de üretim tahıllarda yüzde 14,4, sebzelerde yüzde 2,7, meyvelerde yüzde 3,9 düşmüş. 2008’de tarım üretiminin artma ihtimali yüksek. Dolayısıyla gıda fiyatlarında düşüş beklenebilir. İkinci kritik unsur mali disiplin. 2008 bütçesinin hedefleri zamsız gerçekleşmek zorunda. Ertelenen yapısal reformların artık yapılması gerekiyor. Bu konuda da iyimser olmak istiyorum. Üçüncü kritik nokta petrol ve hammadde fiyatları. Küresel büyümenin yavaşlaması bekleniyor. Beklenti gerçekleşirse 2008’de daha ucuz enerji kullanacağız demektir.
Geriye tek risk kalıyor: Yeni bir şok. Eğer büyüme düşük kalır, enerji faturası hafifler, yapısal reformlar yapılır, bütçe de tutturulursa, büyüyen cari açığa rağmen kurda önemli bir artış meydana gelmez. En azından 2008’de.
Son söz: Şimdilik moralleri bozmamız gerekmiyor. Gelişmeleri yakından izlemeye devam edelim.
#content { ); }Ancak Merkez Bankası moralini yüksek tutmaya devam ediyor; salı günü yayımladığı özet enflasyon değerlendirmesinde çekirdek enflasyondaki artışı büyük ölçüde geçmişte yaşanan yüksek gıda fiyat artışlarının yemek fiyatlarına gecikmeli yansıması olarak değerlendiriyor. Diğer ifadeyle talep değil, maliyet enflasyonu söz konusu. Talep koşullarını yansıtan dayanıklı tüketim malları, kira gibi mal ve hizmet fiyatları düşük düzeylerini koruyorlar. Bu değerlendirme Merkez Bankası’nı mantıksal olarak orta vadeli enflasyon tahminini değiştirmemeye götürüyor. Nedeni basit: Gıda fiyatları 2008’de düştüğünde bu kez maliyet etkisi aksi yönde çalışmaya başlayacak. TÜFE’yi yükselten zamlar da 2008’de tekrarlanmayacak; çünkü 2007’de seçimler nedeniyle gevşetilen mali politika sıkı tutulacak. Eğer salt bu değerlendirmeler ile yetinilirse Para Politikası Kurulu’nun (PPK) bu ay da faiz indirimi yapması gerekiyor. Bununla birlikte para politikasının dikkate alması gereken bir de beklenti yönü var. Ekim ayında bozulan enflasyon görünümü sınırlı da olsa beklentileri olumsuz etkiledi. 12 aylık enflasyon beklentisi yönünü yukarı çevirdi. 50 baz puanlık iddialı ekim indirimi eylül indirimi gibi proaktif olamadı; orta vadeli faiz oranları düşmedi. Enflasyon beklentisinin enflasyondaki yüksek artışlardan nasıl etkilendiğini hafta başında öğreneceğiz. Ama en azından dün orta vadeli bono bileşiklerinin 15 Kasım'a kıyasla ortalama yaklaşık 30 baz puan daha yukarıda olduklarını görüyoruz.
Beklentilerdeki bu olumsuz gelişmelere rağmen yine de Merkez Bankası’nın bu ay da faiz indirimi yapmasını bekliyorum. Ne kadarlık bir indirim? Geçen ay 25 baz puan uygun olur diyordum, 50 baz puan yaptı. Ancak bu kez 50 baz puan gerçekten abartı olur diye düşünüyorum. 25 baz puanlık indirim de yeterince cesur olacaktır. Faiz indirimi Merkez Bankası’nın beklentileri doğru yönetmesi açısından gerekli. Orta vadede enflasyonun düşeceğini söylüyorsa tutarlı olmak için faiz indirimi yapması kaçınılmaz. Ancak buna piyasa aktörlerini de inandırması gerekiyor. Orta vadede enflasyonun yeniden düşüşe geçmesi birkaç kritik etkene bağlı. Birincisi gıda fiyatları. TUİK dün 2. bitkisel üretim tahminini yayımladı. Buna göre 2007’de üretim tahıllarda yüzde 14,4, sebzelerde yüzde 2,7, meyvelerde yüzde 3,9 düşmüş. 2008’de tarım üretiminin artma ihtimali yüksek. Dolayısıyla gıda fiyatlarında düşüş beklenebilir. İkinci kritik unsur mali disiplin. 2008 bütçesinin hedefleri zamsız gerçekleşmek zorunda. Ertelenen yapısal reformların artık yapılması gerekiyor. Bu konuda da iyimser olmak istiyorum. Üçüncü kritik nokta petrol ve hammadde fiyatları. Küresel büyümenin yavaşlaması bekleniyor. Beklenti gerçekleşirse 2008’de daha ucuz enerji kullanacağız demektir.
Geriye tek risk kalıyor: Yeni bir şok. Eğer büyüme düşük kalır, enerji faturası hafifler, yapısal reformlar yapılır, bütçe de tutturulursa, büyüyen cari açığa rağmen kurda önemli bir artış meydana gelmez. En azından 2008’de.
Son söz: Şimdilik moralleri bozmamız gerekmiyor. Gelişmeleri yakından izlemeye devam edelim.

Yorum