Prof. Dr. T. Güngör URAS

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • ilker
    Tecrübeli
    • 02 Haziran 2007
    • 196

    #1

    Prof. Dr. T. Güngör URAS

    IMF'nin hatalarını ödeye ödeye perişan olduk

    IMF'nin ucuz döviz, yüksek faiz politikasının faturalarını ödeye ödeye perişan olduk. Önümüze yeni bir fatura getiriliyor.

    1994 yılında ekonomi duvara vurmak üzere iken, başta IMF olmak üzere yabancılar bize "İyisiniz... iyisiniz" diyor ve de bize yüksek faizle döviz kredisi kullandırıyordu. Batacağı gözle görülen Impex Bank, Marmara Bank ve TYT Bank gibi bankalara İsviçre'deki finans kuruluşları yüzde 25-yüzde 45 gibi inanılamaz faizlerle döviz kredisi kullandırıyordu.
    Başkalarına yüzde 5 faizle kredi verenler yabancıların güç durumdaki bankalardan aldıkları yüksek faizin içinde "risk primi" vardı. Çünkü bu çarkın dönmeyeceği, saadet zincirinin bir yerde kopacağı belliydi.
    Yıl başında 15 bin TL olan dolar nisan ayı başında 38 bin liraya çıktı. Merkez Bankası rezervleri hızla erimeye başladı. Gecelik faiz yüzde 400'e yükseldi.
    Ortalığı temizlemek ile Tansu Çiller görevlendirildi. IMF'nin tavsiyesi doğrultusunda üç banka kapatıldı.

    Aman yabancılar üzülmesin
    Üç bankanın batacağını göre göre yüksek faizle döviz kredisi veren yabancılar, "Paramızı isteriz... Vermezseniz Türkiye'nin itibarı sıfır olur... Türkiye'ye kimse para vermez..." diyerek yaygara koparınca, mecburen alacaklarını devlet ödedi. Faturayı halk paylaştı.

    2001 başında ekonominin yüksek faiz ve ucuz döviz nedeniyle duvara vurmak üzere olduğu belliydi. Bankalar ayakta kalmak için yüzde 25- yüzde 35 faizle dolar topluyor, dövizle borçlanıyordu.
    Şubat ayında Merkez Bankası'ndan bankalar döviz çekmeye başladı. Merkez Bankası dolar fiyatını 963 bin TL'ye yükseltti. Gecelik faiz yüzde 1.400'ler gibi inanılmaz rakamlara yükseldi.
    Ortalığı temizlemek ile Kemal Derviş görevlendirildi.
    IMF'nin tavsiyesi doğrultusunda 20 banka kapatıldı. Bankaların borçlarını TMSF üstlendi. Böylece bankaların batacağını göre göre yüksek faizle kredi veren yabancıların bankalardan alacakları TMSF tarafından güvence altına alındı.
    Bankaların içeriye, dışarıya borçlarını gene halk ödüyor. Öde öde bitmiyor.

    Biz bu filmi çok gördük

    Şimdi IMF tarafından öncekilerden farklı bir senaryo önümüze getiriliyor.
    1994 krizinde yabancıların döviz alacaklarını "devlet" temizlemiş, faturayı halka ödetmişti.
    2001 krizinde yabancıların alacaklarını TMSF üstlendi. Fatura halka ödettiriliyor.
    Anlaşıldığı kadarıyla IMF olası bir dalgalanmada bu defa yabancıların alacaklarının T.C. Merkez Bankası tarafından ödenmesini sağlayacak bir düzenleme getiriyor.
    1994 krizinde ortalığı temizlemekle Tansu Çiller, 2001 krizinde Kemal Derviş görevlendirilmişti. Anlaşıldığı kadarıyla olası bir dalgalanmada ortalığı temizlemek için seçilen kişi Mehmet Şimşek. Verilen bilgiler doğru ise, Devlet Bakanlığı'na getirilen Mehmet Şimşek şu günlerde ABD'de IMF ile yeni senaryonun uygulanma şeklini belirlemeye çalışıyor.
    Ne diyelim? Hayırlı olsun... IMF'de "formül" tükenmez!.."Bizde bu ense olduktan sonra, biz daha çok dayak yeriz!"

    guras@milliyet.com.tr
  • ilker
    Tecrübeli
    • 02 Haziran 2007
    • 196

    #2
    "Yüksek faiz, ucuz döviz" politikası yanlıştır"

    Dolar 1.20 YTL Dış ticaret açığı 8 ayda 40 milyar dolar (Yabancılar Türk tahvilini kapışıyor!)

    Türkiye'nin 8 aylık dış ticaret açığının 40 milyar dolar olarak açıklandığı cuma günü doların fiyatı 1.20 YTL'ye düştü. Halbuki dış ticaret açığının büyüklüğü karşısında dolar fiyatının tırmanışa geçmesi beklenirdi.
    "Dış Ticaret Açığı" ülkenin ithalat gideri ile ihracat geliri arasındaki farkı (döviz açığını) gösterir. Sekiz ayda ithalat giderimiz 107 milyar dolar, ihracat gelirimiz 67 milyar dolar oldu.
    Ağustos ayından geriye 12 aylık dönemde ihracatımız rekorlar kırdı ve 98.8 milyar dolara ulaştı, ama aynı dönemde 156 milyar dolarlık ithalat yaptık. 12 aylık dış ticaret açığımız 58 milyar dolara fırladı.
    İhracatçılar Meclisi Başkanı ve ekibi, Devlet Bakanı Tüzmen'in önderliğinde Anıtkabir'e giderek, "İşte Atam, 100 milyar dolarlık ihracat" diyecekmiş. İhracatçılardan önce ithalatçıların Hazine'den sorumlu Devlet Bakanı Şimşek önderliğinde Anıtkabir'e giderek, "İşte Atam, 12 ayda 58 milyar dolarlık dış ticaret açığı" demeleri beklenir.

    İthalat artışı sürüyor
    İthalatçıların başarısı bu hükümetin "yüksek faiz, ucuz döviz" politikası "sayesinde"dir. İhracatçının başarısı ise bu hükümetin "yüksek faiz, ucuz döviz "politikasına "rağmen"dir.
    Dolar fiyatının 1.20 YTL'ye inmesi, ithalatın, ihracattan daha hızlı artmasını sağlayacak, dış ticaret açığının daha da büyümesine yol açacaktır.
    Ucuz dolar demek, ucuz ithalat demektir. Ucuz ithalat demek, "içeride üretecek yerde, dışarıdan satın al" demektir. Ucuz ithalat üretimden vazgeçmek demektir. Üretimden vazgeçince, ucuz dövize rağmen yatırım yapılamaz, Türk insanı iş bulamaz. Aş bulamaz.
    Bizim giderek artan ithalatımız, başka ülkelerin insanına iş ve aş imkânı sağlar. Başka ülkelerin büyümesine katkı sağlar.
    Başta ABD olmak üzere sanayileşmiş ülkelerin çoğu, ekonomilerini canlandırmak, işsizliğin artmasını önlemek, yatırımları, üretimi hızlandırmak için faiz indiriyor.
    Türkiye ise dünyanın en yüksek faizini ödemekte ısrarını sürdürüyor.

    Dolar fiyatı faize bağlı
    Geçen hafta Hazine 10 yıl vadeyle toplam 750 milyon dolar borçlanmak için dünya piyasalarına çıktı. 3 milyar 750 milyon dolarlık talep gelince, Hazine 1 milyar 250 milyon dolarlık tahvil sattı.
    Neden Türk tahvili kapışıldı? Çünkü Hazine 10 yıl süreyle dolara her yıl net yüzde 6.85
    oranında getiri sağlayacak. Şimdilerde ABD'nin ve Avrupa ülkelerinin Hazine tahvillerinin faizi yüzde 4 dolayında.
    Yabancılar içeride Hazine'nin yılda yüzde 19-20 getiri sağlayan bonolarını, dışarıda yüzde 7'e yaklaşan getiri sağlayan tahvillerini kapışınca, içeriye ihtiyacımızın çok üzerinde döviz giriyor. İçeriye ihtiyacımızın çok üzerinde dolar girince dolar ucuzluyor. Bu giriş devam ederse hiç merak etmeyiniz, 1 dolar 1 YTL de olur. Ama dolar ucuzladıkça ithalat daha da artar. Dış ticaret açığı daha da büyür. İşsizlik daha da artar.
    İşte onun için deniliyor"Yüksek faiz, ucuz döviz" politikası yanlıştır". İşte onun için doların 1.20 YTL'nin altında satılması Merkez Bankası'nın döviz tanzim alımı yapmasıyla önlenemez, faizi hızla aşağıya indirmesiyle önlenir deniliyor.
    Düzeltme: Dün bu köşede Borusan'ın sosyal sorumluluk projelerine yaptığı harcamalarla ilgili bilgi verilirken harcama rakamları yanlışlıkla milyar dolar olarak verilmiştir. Özür dileriz. Harcama rakamları milyon dolardır.

    guras@milliyet.com.tr

    Yorum

    • anibal
      Yeni üye
      • 28 Temmuz 2007
      • 14

      #3
      ABD ekonomisi belini doğrultuyor (Bizde ise doların değeri eriyip gidiyor)

      Bizde tasarruflarını dolara bağlayanlar dolar fiyatı geriledikçe teselli arayışında "ABD'de işler kötü. Konut krizi nedeniyle ABD ekonomisi sarsıntı geçiriyor... ABD'de işler düzelsin. Dolar fiyatı artar" diye düşünüyor.
      ABD ekonomisinde reel kesim belini doğrultmaya başlamış durumda. Finans kesimi hâlâ konut kredisi krizini yaşıyor. Ciddi faturalar ödüyor. Daha da ödeyecek ama, anlaşıldığı kadarıyla finans kesimindeki sorunlar reel kesime büyük ölçüde yansımıyor.
      Doların 6 güçlü para biriminden oluşan sepet karşısındaki değer kaybı sadece yüzde 3.3 oranında. Doların değer kaybının, dış ticaret açığının ilk 9 ayda yüzde 9 küçülmesine imkân verdiğine dikkat çekiliyor.
      Geçen yıl ABD'nin dış ticaret açığı 785 milyar dolardı. Bu açığın 234 milyar dolarlık kısmı da Çin ile olan ticaretteki dengesizlikten kaynaklanıyordu.

      Krizi çıkaranların sesleri çıkmıyor
      Konut krizinin çıkmasına neden olan, ödeme gücü zayıf konut kredisi borçluları "müsebbip" (sebep olan) sandalyesinden kısa sürede "mağdur" (suçu olmadan zarar gören) sandalyesine oturdular. Merkezi yönetim (ve de Merkez Bankası) onları kurtarma arayışına girdiği için sesleri çıkmıyor.
      ABD'nin bazı bölgelerinde (her yanında değil) konut kredisi sorunu nedeniyle konutlarda satış baskısı ve de fiyatlarda gerileme var ama, ülke genelinde gene de konut kredisi kullanımı ve konut talebi artış gösteriyor.
      On yıllık ortalamada konut fiyatları 240 bin dolar iken, geçen ayın satış fiyatı ortalaması 205 bin dolar olarak belirlendi. Kasım ayından geriye 12 ayda yeni ev satışlarındaki artış yüzde 5 oranında. Yeni konut kredisi (mortgage) kullanımına talep de benzer oranda artış gösteriyor.

      Talep artışı ekonomiyi canlandırır
      Konut değerlerinin düşmesi, tüketicilerin konut teminatı karşılığı borçlanma limitlerinin daralmasına yol açıyor. Konut değerleri balon yaptığında harcanabilir gelirlerine ek olarak bu gelirlerin yüzde 10'u dolayında borçlananlar, şimdilerde harcanabilir gelirlerinin sadece yüzde 6.6'sı kadar kredi kullanıyor.
      Ekim ayı itibariyle Amerikalıların gelirlerindeki yıllık artış yüzde 6 oranında. Tüketici kredilerindeki artış yüzde 5.4 oranında. Gelir artışına ek olarak kredi kullanımı da artınca tüketim de artıyor. Ekim ayında dayanıklı tüketim mallarındaki yıllık artış yüzde 3.4 oranında. Yıllık istihdam artışı da yüzde 1.6 oranında.
      Özetle, konut krizine rağmen, istihdam artışı, ücret artışı ve tüketici kredisi kullanımındaki artış sonucu harcamalar artıyor. Talepteki artış ve buna ek olarak enerji fiyatlarındaki yükselme enflasyonu harekete geçiriyor.
      Bütün bunlara rağmen ekonominin yakın gelecekte durgunluğa (resesyona) girmesi ihtimali yüzde 50-50 diyenler var. Bunların başını da Merkez Bankası eski Başkanı Greenspan çekiyor.

      guras@milliyet.com.tr

      Yorum

      Working...
      X

      Debug Information