Yetim hakkı yedirmemek için borsaya bakın
Okuyucularımdan gelen yoğun bilgi akışıyla olaylara farklı bakma ihtiyacı ve fırsatını bulabiliyorum. Önceki iki yazımda değindiğim bağımsız kurullar ve yetim hakkı konuları beklediğimden çok çok fazla olumlu yankı buldu. Meğer ne kadar da çok yetim hakkı yenmiş güzel ülkemde.
İMKB'ye bakınca ortaklık kültürümüzü; ortaklarımızı soymak, paralarını gasp etmek üzerine oturttuğumuzda başımıza neler geldiğini görebiliyoruz. Oysa işin farklı tarafını görmek gerekiyor. SPK Başkanı Sayın Turan Erol, 2004-2008 aralığında Sermaye Piyasaları vasıtası ile kurumlara 24 milyar dolar kaynak sağlandığını açıkladı. Bu çok güzel ve hoş bir durum. Ama ya devamı?
Gelin devamını biz getirelim. Kim bu paraları toplamış? Paraları alanlar karşılığında ne vermiş? Bu paralar toplanırken her şey çok objektif ve doğru mu işlemiş? vs…
Şimdi bir rakam verelim. Bugün İMKB'de şirketlerin halka açık olan kısımlarının toplam değeri yaklaşık 100 milyar dolar. Sadece ama sadece son dört yılda 24 milyar dolar para toplayan bir borsada bu değer sizce normal mi? Ben hiç ama hiç içime sindiremiyorum. Belki çok ağır bulacaksınız ama olaya bir de bu toplanan paraların “yetim hakkı” olduğu gözü ile baktınız mı?
Neden kurumlara (şirketlere) toplanan paraları ekonomi manşetlerine taşıyoruz da şirketlerin küçük ortaklarına aktardığı paraları övünerek açıklayamıyoruz. Milletten toplanan para sadece son 4 yılda 24 milyar dolar ise şirketlerin ortaklarına borsada ödediği para ne kadar?
İMKB'de para toplayan öyle şirketler var ki halka açıldıklarından bugüne nerede ise tek kuruş nakit vermemişler. Halka açılmanın ardından batağa giden şirketlerinin diğer hisselerini de halka satabilmiş büyük patronlar. Para toplama sırasında yanıltıcı bilgilerle insanları kandırmayı bile ihmal etmemişler. Kısaca borsamız yetim hakkı yediği her rakamından çıkartılabilecek bir pazar haline gelmiş.
Geçmiş yıllarda nerede ise hiç üzerlerine gidilmemiş bu olayların. Varsa yoksa tek odaklı bir denetim yöntemine başvurulmuş. Şimdi farkına varılmış olayın vahameti. Ama kadro yetersiz, mali destek, siyasi destek yetersiz kalabiliyor. Yıllarca süren denetim sürecinde atı alan yurtdışına çıkıyor. İş işten geçtikten sonra suçlamanın da bir değeri kalmıyor. Bakınız kısa geçmişe: Lio Yağ, Ünal Tarım, Koniteks, Okan Tekstil gibi çok sayıdaki şirketlerin bilânço oyunlarına… Kim nerden nasıl zararını tahsil edecek?
Tekrar soralım: 2004-2008 arasında toplanan para 24 milyar dolar ise Borsanın başlangıcından bugüne kadar aynı yöntemle yatırımcılardan toplanan para ne kadardır? Toplanan paralar karşılığında ortaklara ödenen paralar ne kadardır? Oran nedir?
Milletten toplanan paraların yetim hakkı olduğunu hiç düşündünüz mü? O zaman yetimlere ne verdiniz?
İşte asıl cevap bekleyen soru buradadır!
Okuyucularımdan gelen yoğun bilgi akışıyla olaylara farklı bakma ihtiyacı ve fırsatını bulabiliyorum. Önceki iki yazımda değindiğim bağımsız kurullar ve yetim hakkı konuları beklediğimden çok çok fazla olumlu yankı buldu. Meğer ne kadar da çok yetim hakkı yenmiş güzel ülkemde.
İMKB'ye bakınca ortaklık kültürümüzü; ortaklarımızı soymak, paralarını gasp etmek üzerine oturttuğumuzda başımıza neler geldiğini görebiliyoruz. Oysa işin farklı tarafını görmek gerekiyor. SPK Başkanı Sayın Turan Erol, 2004-2008 aralığında Sermaye Piyasaları vasıtası ile kurumlara 24 milyar dolar kaynak sağlandığını açıkladı. Bu çok güzel ve hoş bir durum. Ama ya devamı?
Gelin devamını biz getirelim. Kim bu paraları toplamış? Paraları alanlar karşılığında ne vermiş? Bu paralar toplanırken her şey çok objektif ve doğru mu işlemiş? vs…
Şimdi bir rakam verelim. Bugün İMKB'de şirketlerin halka açık olan kısımlarının toplam değeri yaklaşık 100 milyar dolar. Sadece ama sadece son dört yılda 24 milyar dolar para toplayan bir borsada bu değer sizce normal mi? Ben hiç ama hiç içime sindiremiyorum. Belki çok ağır bulacaksınız ama olaya bir de bu toplanan paraların “yetim hakkı” olduğu gözü ile baktınız mı?
Neden kurumlara (şirketlere) toplanan paraları ekonomi manşetlerine taşıyoruz da şirketlerin küçük ortaklarına aktardığı paraları övünerek açıklayamıyoruz. Milletten toplanan para sadece son 4 yılda 24 milyar dolar ise şirketlerin ortaklarına borsada ödediği para ne kadar?
İMKB'de para toplayan öyle şirketler var ki halka açıldıklarından bugüne nerede ise tek kuruş nakit vermemişler. Halka açılmanın ardından batağa giden şirketlerinin diğer hisselerini de halka satabilmiş büyük patronlar. Para toplama sırasında yanıltıcı bilgilerle insanları kandırmayı bile ihmal etmemişler. Kısaca borsamız yetim hakkı yediği her rakamından çıkartılabilecek bir pazar haline gelmiş.
Geçmiş yıllarda nerede ise hiç üzerlerine gidilmemiş bu olayların. Varsa yoksa tek odaklı bir denetim yöntemine başvurulmuş. Şimdi farkına varılmış olayın vahameti. Ama kadro yetersiz, mali destek, siyasi destek yetersiz kalabiliyor. Yıllarca süren denetim sürecinde atı alan yurtdışına çıkıyor. İş işten geçtikten sonra suçlamanın da bir değeri kalmıyor. Bakınız kısa geçmişe: Lio Yağ, Ünal Tarım, Koniteks, Okan Tekstil gibi çok sayıdaki şirketlerin bilânço oyunlarına… Kim nerden nasıl zararını tahsil edecek?
Tekrar soralım: 2004-2008 arasında toplanan para 24 milyar dolar ise Borsanın başlangıcından bugüne kadar aynı yöntemle yatırımcılardan toplanan para ne kadardır? Toplanan paralar karşılığında ortaklara ödenen paralar ne kadardır? Oran nedir?
Milletten toplanan paraların yetim hakkı olduğunu hiç düşündünüz mü? O zaman yetimlere ne verdiniz?
İşte asıl cevap bekleyen soru buradadır!

Yorum