Nükleer yarış nasıl sonuçlanır?
Yarışma devam ediyor. Tek karar merci Bakanlar Kurulu. Habertürk Ekonomi Koordinatörü Güntay Şimşek yazdı...
21 Ocak 2009 Çarşamba, 00:04

Mersin Akkuyu’da yapılması planlanan Nükleer Santral İhalesi için teklif veren Atomstroyexport-İnterRao-Park Teknik ortak konsorsiyumunun fiyat içeren üçüncü zarfı, dün Ankara’da basın ve şirket firma temsilcileri önünde ‘Yarışma Komisyonu’ tarafından açıldı. Aynı saatlerde gelişmeleri ben de Habertürk Televizyonu stüdyolarında canlı olarak izledim. Zarf açıldıktan sonra konuklarımızla beraber ortaya çıkan teklifi değerlendirdik.
Ayrıca ‘Yarışma Komisyonu’ üçüncü zarfı açtığında; konsorsiyum dördüncü bir zarf olarak revize fiyat teklifi sundu. Ancak, bu teklif daha sonra açılmadan iade edildi. Zira bu konuda yani teklif edilen rakamı kabul etme veya revize fiyat teklifini tartışma, pazarlık etme hususunda tek karar merci Bakanlar Kurulu. Eğer, Nükleer İhaleyi yapan Türkiye Elektrik Ticaret AŞ (TETAŞ) yetkilileri Bakanlar Kurulu tarafından yazılı bir emirle pazarlık konusunda yetkili kılınırsa, revize fiyat kabul edilip, konsorsiyum yetkilileriyle pazarlık için masaya oturulabilir. İhaleyle ilgili beklenmesi gereken en yeni ve önem arz eden konu bu.
Ortaya çıkan tabloya geri dönelim.
Konsorsiyum, ürettiği elektriğin birim kilovat saati için ağırlıklı olarak kilovat saat başına 20,79 cent, değerlendirmeye esas indirgenmiş fiyat olarak da 21,16 cent teklif verdi. Ancak, 15 yılda 415.5 milyar kwh elektrik enerjisi üretmeyi ve satmayı taahhüt eden konsorsiyumun verdiği teklifin hangi parametrelerle kıyaslanması gerektiği husus önemli. Çünkü ciddi anlamda kafa karışıklığı söz konusu.
Ortaya çıkan rakamı yüksek bulanlar olduğu gibi bu yarışmaya katılmak üzere hazırlık yapanlarda hangi hesaplama mantığıyla tabloyu okumamız gerektiği hususunda aydınlatıcı olamıyorlar. Mesela 10 yıl önce doğal gazdan elektrik üreten santrallerin faaliyet geçtikleri yılın üretim maliyetiyle, bugünkü rakamlar arasında ciddi fark var.
Ve bir not daha; Unutmamak gerekir bu ihaleye teklif verildiğinde 6 şirketin yarışmaya katılacağı düşünülüyordu. Üstelik nükleer santral ihalesine 6 teklif de geldi. Zarflar; Fransız- Belçikalı Suez -Tractebel, Hollanda merkezli Unit Investment N.V, Alman RWE ve Ak Enerji, Kanada'dan Atomic Energy Of Canada Limited (AECL), Rus Atomstroyexport, Hattat Holding'e aitti. TETAŞ yetkilileri zarfları açtıklarında 5 şirketin teşekkürüyle karşılaştı. Önlerinde sadece bir teklif kalmıştı. Teşekkür eden şirketlerin en önemli gerekçeleri ilk defa böyle bir ihale modeliyle karşılaştıklarından, ihale şartnamesindeki bazı ayrıntılardı.
Zira sadece Türkiye’de değil dünya genelinde ilk defa bu modelle nükleer santral kurulması için yarış yapılıyor. Ağırlık iştirakçileri yabancı olan konsorsiyuma devlet, 15 yıl boyunca elektrik alım garantisi dışında hiçbir güvence vermiyor.
Hâlbuki nükleer santralleri genelde devletler yapıyor. İkinci alternatif ise devlet ve özel sektör işbirliği ile santral yapımı. Türkiye’deki model ise her iki şıkkın dışında. Devletin içinde olmadığı tamamen bir şirket iştiraki. Dolayısıyla ortaya çıkan tabloyu kıyaslayabileceğimiz somut bir örnek yok. Ama dikkate alınmayan husus ise oldukça fazla. Mesela yukarıdaki her iki şıkta da nükleer santral hesapları uzun vadeli olarak yapılıyor. Yani nükleer santralin ömrü 40 yıl ise yatırımları karşılama ve elektrik maliyet hesapları bu yıllara sari olarak dikkate alınıyor. Türkiye’deki yapılan ihalede bu süre 15 yıl. Yatırımcının bu sürede yatırımını karşılayıp, kar etmesi isteniyor.
Ayrıca bu ihalede eskalasyon ve yan etkenler yok. Baraj veya santral yapılırken her yeni senede fiyatı eskale etmek, gelişmelere göre yeni tahsisatlar söz konusu değil. İşin uzaması, mahkemelik olması gibi detaylarda yok. Kömürün maliyeti, barajların dolması ve suyun olmaması, doğal gaz santrallerinde olduğu gibi gaz fiyatlarının tahminlerin ötesinde artması gibi durum da söz konusu değil. İhale şartlarına göre 2009’dan 2030 yılı için sabit elektrik fiyatı veriliyor.
Ayrıca ihaleye çıkan nükleer santralin 2015’te elektrik üretir olması gerekiyor. Nükleer santrallerin ortalama 8 yılda faaliyet geçtiği düşünülürse, kısa vadede projenin bitirilmesi lazım. Diğer taraftan 7 yıl boyunca yapılacak yaklaşık 14 milyar Euroluk yatırım karşılığında, hiçbir gelir olmayacak. 7 yılda yapılacak yatırımlar, bittiğinde neredeyse maliyet iki katına çıkmış oluyor.
Bu yatırımın finansal değerlerinin dikkatte alıp Net Present Value (NPV) olarak yani bugünkü değerler üzerinden hesap yapıldığında doğal olarak üretilen bir kilovat saat elektriğin rakamsal değeri daha aşağı inmektedir. Tıpkı 1999 yılındaki bir evin değeriyle bugünkü fiyatının aynı olmaması gibi.
Netice itibariyle yarışma devam ediyor. Ortaya çıkan tablonun değerlendirilmesi, pazarlık yapılması, revize fiyatın ele alınması gibi hususlarda bir kez daha hatırlatmakta fayda var, tek karar merci Bakanlar Kurulu.
gsimsek@haberturk.com
Yarışma devam ediyor. Tek karar merci Bakanlar Kurulu. Habertürk Ekonomi Koordinatörü Güntay Şimşek yazdı...
21 Ocak 2009 Çarşamba, 00:04

Mersin Akkuyu’da yapılması planlanan Nükleer Santral İhalesi için teklif veren Atomstroyexport-İnterRao-Park Teknik ortak konsorsiyumunun fiyat içeren üçüncü zarfı, dün Ankara’da basın ve şirket firma temsilcileri önünde ‘Yarışma Komisyonu’ tarafından açıldı. Aynı saatlerde gelişmeleri ben de Habertürk Televizyonu stüdyolarında canlı olarak izledim. Zarf açıldıktan sonra konuklarımızla beraber ortaya çıkan teklifi değerlendirdik.
Ayrıca ‘Yarışma Komisyonu’ üçüncü zarfı açtığında; konsorsiyum dördüncü bir zarf olarak revize fiyat teklifi sundu. Ancak, bu teklif daha sonra açılmadan iade edildi. Zira bu konuda yani teklif edilen rakamı kabul etme veya revize fiyat teklifini tartışma, pazarlık etme hususunda tek karar merci Bakanlar Kurulu. Eğer, Nükleer İhaleyi yapan Türkiye Elektrik Ticaret AŞ (TETAŞ) yetkilileri Bakanlar Kurulu tarafından yazılı bir emirle pazarlık konusunda yetkili kılınırsa, revize fiyat kabul edilip, konsorsiyum yetkilileriyle pazarlık için masaya oturulabilir. İhaleyle ilgili beklenmesi gereken en yeni ve önem arz eden konu bu.
Ortaya çıkan tabloya geri dönelim.
Konsorsiyum, ürettiği elektriğin birim kilovat saati için ağırlıklı olarak kilovat saat başına 20,79 cent, değerlendirmeye esas indirgenmiş fiyat olarak da 21,16 cent teklif verdi. Ancak, 15 yılda 415.5 milyar kwh elektrik enerjisi üretmeyi ve satmayı taahhüt eden konsorsiyumun verdiği teklifin hangi parametrelerle kıyaslanması gerektiği husus önemli. Çünkü ciddi anlamda kafa karışıklığı söz konusu.
Ortaya çıkan rakamı yüksek bulanlar olduğu gibi bu yarışmaya katılmak üzere hazırlık yapanlarda hangi hesaplama mantığıyla tabloyu okumamız gerektiği hususunda aydınlatıcı olamıyorlar. Mesela 10 yıl önce doğal gazdan elektrik üreten santrallerin faaliyet geçtikleri yılın üretim maliyetiyle, bugünkü rakamlar arasında ciddi fark var.
Ve bir not daha; Unutmamak gerekir bu ihaleye teklif verildiğinde 6 şirketin yarışmaya katılacağı düşünülüyordu. Üstelik nükleer santral ihalesine 6 teklif de geldi. Zarflar; Fransız- Belçikalı Suez -Tractebel, Hollanda merkezli Unit Investment N.V, Alman RWE ve Ak Enerji, Kanada'dan Atomic Energy Of Canada Limited (AECL), Rus Atomstroyexport, Hattat Holding'e aitti. TETAŞ yetkilileri zarfları açtıklarında 5 şirketin teşekkürüyle karşılaştı. Önlerinde sadece bir teklif kalmıştı. Teşekkür eden şirketlerin en önemli gerekçeleri ilk defa böyle bir ihale modeliyle karşılaştıklarından, ihale şartnamesindeki bazı ayrıntılardı.
Zira sadece Türkiye’de değil dünya genelinde ilk defa bu modelle nükleer santral kurulması için yarış yapılıyor. Ağırlık iştirakçileri yabancı olan konsorsiyuma devlet, 15 yıl boyunca elektrik alım garantisi dışında hiçbir güvence vermiyor.
Hâlbuki nükleer santralleri genelde devletler yapıyor. İkinci alternatif ise devlet ve özel sektör işbirliği ile santral yapımı. Türkiye’deki model ise her iki şıkkın dışında. Devletin içinde olmadığı tamamen bir şirket iştiraki. Dolayısıyla ortaya çıkan tabloyu kıyaslayabileceğimiz somut bir örnek yok. Ama dikkate alınmayan husus ise oldukça fazla. Mesela yukarıdaki her iki şıkta da nükleer santral hesapları uzun vadeli olarak yapılıyor. Yani nükleer santralin ömrü 40 yıl ise yatırımları karşılama ve elektrik maliyet hesapları bu yıllara sari olarak dikkate alınıyor. Türkiye’deki yapılan ihalede bu süre 15 yıl. Yatırımcının bu sürede yatırımını karşılayıp, kar etmesi isteniyor.
Ayrıca bu ihalede eskalasyon ve yan etkenler yok. Baraj veya santral yapılırken her yeni senede fiyatı eskale etmek, gelişmelere göre yeni tahsisatlar söz konusu değil. İşin uzaması, mahkemelik olması gibi detaylarda yok. Kömürün maliyeti, barajların dolması ve suyun olmaması, doğal gaz santrallerinde olduğu gibi gaz fiyatlarının tahminlerin ötesinde artması gibi durum da söz konusu değil. İhale şartlarına göre 2009’dan 2030 yılı için sabit elektrik fiyatı veriliyor.
Ayrıca ihaleye çıkan nükleer santralin 2015’te elektrik üretir olması gerekiyor. Nükleer santrallerin ortalama 8 yılda faaliyet geçtiği düşünülürse, kısa vadede projenin bitirilmesi lazım. Diğer taraftan 7 yıl boyunca yapılacak yaklaşık 14 milyar Euroluk yatırım karşılığında, hiçbir gelir olmayacak. 7 yılda yapılacak yatırımlar, bittiğinde neredeyse maliyet iki katına çıkmış oluyor.
Bu yatırımın finansal değerlerinin dikkatte alıp Net Present Value (NPV) olarak yani bugünkü değerler üzerinden hesap yapıldığında doğal olarak üretilen bir kilovat saat elektriğin rakamsal değeri daha aşağı inmektedir. Tıpkı 1999 yılındaki bir evin değeriyle bugünkü fiyatının aynı olmaması gibi.
Netice itibariyle yarışma devam ediyor. Ortaya çıkan tablonun değerlendirilmesi, pazarlık yapılması, revize fiyatın ele alınması gibi hususlarda bir kez daha hatırlatmakta fayda var, tek karar merci Bakanlar Kurulu.
gsimsek@haberturk.com