Günlük ekonomi haberleri ve yorumları

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • simurg
    Administrator
    • 10 Mart 2007
    • 9248

    #1

    Günlük ekonomi haberleri ve yorumları

    Cari açık çözülmeli, büyümeden kötü sinyaller alıyoruz

    06.09.2008 | Haber Merkezi | Haber





    TÜSİAD Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, Türkiye'nin en önemli riski olarak tanımladığı cari açığa köklü çözümün sanayi stratejisinden geçtiğini belirterek, 'Cari açık korkusuna kapılarak büyümeden taviz vermemeliyiz' diye konuştu.
    Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, yıl sonunda 50 milyar doları aşması beklenen cari açığın Türkiye'nin önemli risklerinden biri olduğuna dikkat çekerek, "Ancak, cari açık korkusuna kapılıp, büyümeden taviz vermemeliyiz" çağrısı yaptı.
    Türkiye'nin korkulu rüyalarından biri olan cari açık konusunda zaman zaman, "nasıl olsa finanse ediyoruz, korkmaya gerek yok" havasının öne çıktığını işaret eden Yalçındağ, "Türkiye ne, 'büyüyelim de cari açık verelim' gibi bir noktada durmalı, ne de 'cari açık riski azalsın diye büyümeden vazgeçelim' korkusuna kapılmalı. Aslında cari açığın köklü çözümü öncelikle sanayi stratejisinden geçiyor. Stratejinin çizilmesiyle birlikte, katma değeri yüksek, teknolojiye dayalı üretime ağırlık vermenin yolunu bulmalıyız" diye konuştu.

    Büyümede sinyaller kötü
    Geçen hafta gazeleterin ekonomi müdürleri ve yazarlarıyla sohbet toplantısında bir araya gelen Arzuhan Doğan Yalçındağ, birinci çeyrekteki yüzde 6,6'lık büyümenin kendileri için de sürpriz olduğunu vurguladı. İkinci çeyrek için gelen işaretlerin aynı olumlu havayı vermediğine dikkat çeken Yalçındağ, ikinci çeyrek büyümesinin, birinci çeyreğe oranla kötü çıkabileceğini yıl sonunda büyümenin yüzde 4 dolayında gerçekleşmesini beklediklerini söyledi.
    Yalçındağ, genel seçimler, cumhurbaşkanlığı seçimleri ve AKP'nin kapatılması davası derken Türkiye'nin 2 yılı "kayıp zaman" olarak geçirdiğini belirtti ve şöyle devam etti: "Dünyadaki dalgalanmanın etkisinin nerelere kadar uzanacağını, nerede duracağını kimse kestiremiyor. Öyleyse, Türkiye'ye düşen, bu dönemde ekonomik dayanıklılığını artırmak. Bunun yolu da gerekli reformları tamamlamaktan geçiyor. Hükümet, kaybedilen zamanı da dikkate alarak adımlarını hızlandırmalı."

    Yeni program iradesi yok
    Türkiye'nin var olan ekonomik programı iyi götürmeye çalışması gerektiğinin altını çizen Arzuhan Doğan Yalçındağ, bir soruyu yanıtlarken, şöyle konuştu: "Türkiye'nin yepyeni bir ekonomik programı gündeme almasını beklemiyoruz. Böyle bir irade ve hazırlık görmüyoruz. İstihdam paketi, GAP'a dönük paket olumlu adımlardı. Bunun gibi adımları atarak mevcut programı güçlendirip, yola devam etmeliyiz. Ayrıca Uluslararası Para Fonu'yla (IMF) da ihtiyati stand-by gibi bir program üzerinde anlaşıp yolumuza devam etmenin yararı olabilir diye düşünüyoruz."

    İktidar AB'ye uyumda yavaş
    Hükümetin Avrupa Birliği (AB) uyum programı konusunda yavaş hareket ettiği izlenimi edindiklerini vurgulayan TÜSİAD Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, "Türkiye, AB'yle uyum programına dört elle sarılmalı, gerekenleri hızlı bir şekilde yapmalı. Böyle bir adım, Türkiye'ye iyi gelir, dünyadaki türbülansa karşı nispeten rahatlarız. Biz ulusal programı şu anda çok öncelikli konular arasında görüyoruz. Bu program, birçok derdimize derman olur. AKP, AB'yi yeniden gündeme taşımalı. Bir yandan AB ülkelerindeki halkların iknasına dönük tanıtım çalışmaları yapılırken, diğer taraftan da içerde düşen nabzın yeniden AB yönünde atmasını sağlamanın yolları aranmalı" dedi.

    Faizi yaratan nedenlere bakalım
    TÜSİAD Başkanı Yalçındağ, Türkiye'de reel faizin yüksekliğine dikkat çekilmesi üzerine şu değerlendirmeyi yaptı: "Yüksek faizden iş insanları olarak biz de rahatsısız. Ancak, yüksek faizin bir 'sonuç' olduğunu da unutmayalım. Dünyadaki olumsuz gelişmeler, Türkiye'de son iki yılda yaşanan seçim ve siyasi gelişmeler, faizleri de yüksek düzeyde tuttu. Üstelik şimdi eski düşmanımız enflasyon da iki haneye dönerek kendini yeniden gösterdi. Bu nedenle, 'faiz insin, kur yükselsin, YTL biraz güç kaybetsin' gibi isteklerde bulunmak yerine, yüksek faizi yaratan nedenlere odaklanmalıyız."

    Yerel seçimlere dikkat
    Arzuhan Doğan Yalçındağ, her seçimin ekonomi açısından riskler taşıdığına dikkat çekerek, "Yerel seçimler konusunda bazı endişelerimiz var. Hükümetin önceliğini yerel seçimler yerine ekonomiye vermesi gerekir. Her seçim dönemi bir risktir. Hükümetin yerel seçimlerde kamu maliyesi dengelerini bozmamaya özen göstermesi gerekir" diye konuştu.

    Mahkemenin kararı fırsat
    Günümüzün Türkiye'sinde kimsenin gönlünden bir partinin kapatılmasının geçemeyeceğini vurgulayan Yalçındağ, AKP davasıyla ilgili sonucu şöyle değerlendirdi: "Çıkan karar bence çok önemli bir fırsat penceresi açtı. AKP, bu fırsat penceresini uzlaşma kültürünü oturtmak açısından iyi kullanmalı. Davanın sonucuyla birlikte Türkiye, üzerindeki gerginliği atmış oldu" dedi.
    ABülkelerinde Türkiye'nin imajını düzeltmeye dönük tanıtım çalışmalarını sürdürdüklerini vurgulayan Arzuhan Doğan Yalçındağ Almanya'da Frankfurter Algemaine ve Bild gazeteleri aracılığıyla Türkiye'yi tanıtmaya dönük, Almanlar'ı etkileyecek birer kitapçık dağıttıklarını söyledi. Yalçındağ, "Aslında bu kitapçığın maliyetini Tanıtma Fonu'yla paylaşacaktık. Bir türlü bu paylaşım gerçekleşmedi. Almanya'daki bazı etkili siyasilerden de mesajlar alarak kitapçıkları yayınladık. Bunun için 350 bin euro harcadık" diye konuştu.


    GÖNLÜM OBAMA'DAN YANA
    Arzuhan Doğan Yalçındağ, ABD'deki başkanlık seçimleriyle ilgili bir soru üzerine, "Şahsen benim gönlüm Barac Obama'nın başkan seçilmesinden yana. ABD seçimlerinden çıkacak böyle bir sonuç dünyaya iyi gelin diye düşünüyorum. Seçimlerinin sonuçlanmasından kısa bir süre sonra TÜSİAD olarak ABD'ye gideceğiz" dedi. Yalçındağ, "ABD'de Washington, Avrupa Birliği'nin merkezi Brüksel'de ve Çin Pekin'de ofis ve temsilcileriniz var. Rusya acaba TÜSİAD'ın dikkatinden mi kaçıyor?" sorusunu üzerine de "Özellikle Rusya'da yoğun iş yapan üyelerimizden istek geldi. Rusya'yı çok ciddi düşünmeye, araştırmaya başladık. Gerçi Rusya'da TÜSİAD'ın tam muadili bir yapılanma yok ama yine de Moskova'da bir ofis açmak konusu gündemimize girdi" yanıtını verdi.

    TÜSİAD BAŞKANI'NDAN HÜKÜMETE 6 ÖNEMLİ MESAJ

    1- CARİ AÇIĞA ÇÖZÜM SANAYİ STRATEJİSİ
    Cari açığın köklü çözümü öncelikle sanayi stratejisinden geçiyor. Stratejinin çizilmesiyle birlikte, katma değeri yüksek, teknolojiye dayalı üretime ağırlık vermenin yolunu bulmalıyız.

    2- REFORMLAR BİR AN ÖNCE TAMAMLANMALI
    Dünyadaki dalgalanmanın sonu belirsiz. Türkiye'ye düşen, bu dönemde ekonomik dayanıklılığını artırmak. Bunun yolu gerekli reformları tamamlamaktan geçiyor. Hükümet, adımlarını hızlandırmalı.

    3- AB UYUM PROGRAMINA 4 ELLE SARILMALI
    Hükümetin Avrupa Birliği (AB) uyum programı konusunda yavaş hareket ettiği izlenimi edindik. Türkiye, AB'yle uyum programına dört elle sarılmalı, gerekenleri hızlı bir şekilde yapmalı.

    4 - IMF İLE İHTİYATİ STAND -BY YAPILMALI
    Türkiye'nin yepyeni bir ekonomik programı gündeme almasını beklemiyoruz. Böyle bir irade ve hazırlık görmüyoruz. IMF'yle ihtiyati stand-by gibi bir program üzerinde anlaşıp devam etmeliyiz.

    5 - YÜKSEK FAİZİ YARATAN NEDENLER BULUNMALI
    Yüksek faizden iş insanları olarak biz de rahatsısız. Faiz insin, kur yükselsin, YTL biraz güç kaybetsin, gibi isteklerde bulunmak yerine, yüksek faizi yaratan nedenlere odaklanmalıyız.

    6 - YEREL SEÇİMLER MALİ DİSİPLİNİ BOZMAMALI
    Her seçim ekonomi açısından riskler taşıyor. Hükümetin önceliğini yerel seçimler yerine ekonomiye vermesi gerekir. Her seçim dönemi bir risktir. Kamu maliyesi dengeleri seçimlerde bozulmamalı.
    https://twitter.com/keyborsa_simurg
  • simurg
    Administrator
    • 10 Mart 2007
    • 9248

    #2
    Enerji Forumu nükleer ihalesinde sürenin uzatılmasını istedi

    06.09.2008 | Anadolu Ajansı | Haber


    Ulusal Enerji Forumu Başkanı Neslihan Gökdemir, nükleer santral ihalesinde teklif verme süresinin uzatılması gerektiğini söyledi.
    Gökdemir, cuma günü yaptığı yazılı açıklamada, gerek Türkiye Nükleer Düzenleme Kurumu'nun (TNDK) kurulmamış olmasından kaynaklanan, gerekse yerle ilgili belirsizliklerin sağlıklı bir teklif hazırlanmasını büyük ölçüde engellediğini belirtti. Bundan dolayı, teklif verecek grupların süre uzatma istemeleri doğal ve hatta kaçınılmaz olduğuna işaret eden Gökdemir, aksi halde bu belirsizliğin risk analiz ve yönetiminde doğrudan doğruya fiyat arttırıcı bir etken olarak kendisini göstereceğini ve böylece ciddi grupların rekabet gücünün önemli ölçüde azalacağını iddia etti.
    Gökdemir, Akkuyu'ya 1976 yılında "yer izni" verildiğini hatırlatırken, 32 yıl önce verilmiş bir iznin geçerliliğinin tartışma konusu olduğunu vurguladı.
    https://twitter.com/keyborsa_simurg

    Yorum

    • simurg
      Administrator
      • 10 Mart 2007
      • 9248

      #3
      Bankalar, ATM'den bakiye kontrolüne bile para alıyor

      06.09.2008 | Referans-İstanbul | Haber



      Bankalar, kartıyla hesabında para var mı, yok mu diye kontrol edenden bile "hizmet bedeli" adı altında para kesiyor.
      İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası (İSMMMO), bankalarda hizmet bedellerini araştırdı. İSMMMO'nun BDDK verileri ile bankaların şubelerinden derlediği verilerden yararlanarak hazırladığı "Bankalarda Silahsız Soygun; Komisyon ve Hizmet Bedelleri" başlıklı araştırmasına göre hizmet bedeli ve komisyon adı altında tüketiciden yapılan kesintilerde hiçbir standart uygulanmıyor. Bankaların hizmet bedelinde uçurum var. Öyle ki havale parası yüzde 100'e yakın değişiklik gösterirken aynı tablo kredi kartı ücretinde de geçerli. Her türlü işlemini internetten yapan ve gerekli komisyonları da ödeyen bir tüketici bile şubeye hiç uğramasa da 35 YTL'yi bulan yıllık hesap işletim ücreti ödüyor. Bankaların hizmet bedeli ya da komisyon olarak yaptıkları kesinti kalemlerinin sayısı 100'e yaklaşıyor.

      BDDK standart getirmeli
      Bankalar EFT, havale, çek, senet işlemlerinin dışında müşterilerine gönderdikleri ekstre için, hatta kartı ile hesabında para var mı, yok mu diye kontrol edenden bile "kesinti" yapıyor. Bankaların bilançolarında da kendini gösteren hizmet bedeli geliri geçen yıl 8.3 milyar YTL, bu yılın ilk 4 ayında 3.1 milyar YTL'ye ulaştı.
      TÜRMOB Genel Başkan Yardımcısı ve İSMMMO Başkanı Yahya Arıkan, bankaların hizmet verirken bunu para kazanmaksızın yapmasını değil, her sektörde olduğu gibi bankacılık sektörüne de bir standart getirilmesini önerdiklerini belirtti. Arıkan BDDK'yı göreve çağırarak sadece kredi kartı yıllık bedelini değil, masraf ve komisyon adı altında yapılan bütün kesintileri incelemesini istedi.


      HANGİ İŞLEMDEN NE KADAR PARA KESİLİYOR
      HESAP İŞLETİM ÜCRETİ
      Bankalarda hesap açılınca belli bir ücret ödeniyor. Genelde aylık ve 6 aylık olarak alınan ücretler 3 YTL'den başlayıp 25-30 YTL'ye kadar çıkıyor. Döviz cinsinden hesaplarda ücret dolar üzerinden.

      PARA TRANSFERLERİ
      EFT'nin yapıldığı yere göre oran değişiyor. Genelde giden EFT'den binde 4 pay alınıyor. Burada sınırlar var. Asgari sınır 10 YTL'lerden başlıyor, azami sınır da 500 YTL'ye kadar uzanıyor.

      EKSTRE ÜCRETİ
      Evlere gelen ekstrelerin parası müşteriden kesiliyor. Hesap özeti, şube ekranından ekstre yazdırma, hesap cüzdanı yazdırma, ekstre fakslatma için bir ücret ödeniyor. Genelde sayfası 2-3 YTL.

      ALTIN NOKTA İŞLEMLERİ
      Birden fazla bankanın kartına işlem yapan altın noktalardan para çekmeden bakiye sorulsa bile para ödeniyor. Bazı bankalar bakiyesine bakandan 50 YKr kesiyor. Para çekmenin maliyeti 3.5 YTL.

      İLK 4 AYDA HİZMET GELİRİ 3.1 MİLYAR YTL
      Yıl
      Hizmet Geliri (Milyon YTL)
      2005
      5.297
      2006
      6.607
      2007
      8.238
      2008*
      3.120
      * İlk dört ayın rakamları.
      https://twitter.com/keyborsa_simurg

      Yorum

      • simurg
        Administrator
        • 10 Mart 2007
        • 9248

        #4
        Enerji koridoru olma projesi 'ağır yaralı'

        06.09.2008 | Cevdet Aşkın | Analiz


        Rusya Devlet Başkanı Dmitriy Medvedev, 31 Ağustos Pazar günü televizyonlarda yayımlanan röportajında ülkesinin dış politikasının dayandığı 5 temel ilkeyi şöyle açıkladı:

        1- Rusya uygar halklar arasındaki ilişkileri tarif eden uluslararası hukukun temel ilkelerinin üstünlüğünü tanır.
        2- Dünya, çok kutuplu olmalıdır. Tek kutuplu bir dünya kabul edilemez. Tahakküm kabul edilemez. Tüm kararların tek bir ülke, hatta ABD kadar ciddi ve otoritesi olan bir ülke tarafından alındığı bir dünya düzenini kabul edemeyiz. Böyle bir dünya istikrarsızdır ve çatışma tehdidini içerir.
        3- Rusya hiçbir ülkeyle çatışma istemiyor. Rusya tecrit olmayı istemiyor ve planlamıyor. Rusya, Avrupa, ABD ve dünyanın diğer ülkeleriyle ilişkilerini mümkün olduğunca fazla geliştirmek istiyor.
        4- Bizim için mutlak öncelik, nerede olurlarsa olsunlar vatandaşlarımızın yaşam ve onurunun savunulmasıdır. Yurtdışındaki işadamlarımızın çıkarlarını da savunacağız. Saldırgan bir tavır içine giren olursa cevap verileceğini herkesin anlaması lazım.
        5- Dünyanın diğer ülkelerinin olduğu gibi Rusya'nın da imtiyazlı çıkarlarının olduğu bölgeleri vardır. Bu bölgelerde dostane, iyi komşuluk ilişkileri ve tarihsel olarak özel ilişkilerle geleneksel olarak bağlantılı olduğumuz ülkeler vardır. Bu bölgelerde çok dikkatli bir şekilde hareket edeceğiz ve bu devletlerle bu yakın komşularla dostane ilişkiler geliştireceğiz. Bu ülkeler sadece Rusya'ya sınırı olan ülkeler değildir.

        Rusya'nın meydan okuması
        Medvedev, ülkesinin bir kısmı daha önceden de bilinen ancak ilk kez bu kadar sistematik ve net bir şekilde konulan "emperyal" dış politikasını tüm dünyaya deklare ettikten sonra Gürcistan'ın toprak bütünlüğünü Abhazya ve Güney Osetya'yı tanıyarak tarihe gömmenin psikolojik üstünlüğüyle "Gelecek sadece bize bağlı değil. Dostlarımıza, uluslararası toplum içindeki partnerlerimize de bağlı. Seçim onların" diyerek Rusya'nın meydan okumasını taçlandırdı.
        Medvedev'in bir gün sonra Brüksel'de düzenlenen "Avrupa Birliği Liderler Zirvesi"ne gönderilen "Ayağınızı denk alın" mesajı niteliği de taşıyan bu deklarasyonun dünya çapında dengeleri değiştirme gücü, Rusya'nın Gürcistan'a girişine ve iki ayrılıkçı yapıyı tanımasına birliğin tepkisini "yumuşak" tutmasıyla tescillendi.

        Türkiye'nin açmazı
        ABD ekonomisinin durgunluğun sınırında gezdiği, en büyük finans kuruluşları ile General Motors gibi sanayi devlerinin sallandığı; İngiltere, Almanya ve Avrupa Birliği'nin diğer ülkelerinin de ABD merkezli bu krizin çekim alanına girdiği bir konjonktürde yapılan Gürcistan'a müdahale ve deklarasyon, NATO üyesi olan ve Tiflis'e askeri eğitim desteği sağlayan Türkiye'yi de açmaza aldı.
        Bir yandan Gürcistan'ın toprak birliğini savunma diğer yandan da Rusya'ya tepki gösterme ama "dengeli olma" zorunluluğu arasında sıkışan Türkiye'nin, Hazar havzası enerji kaynaklarının Rusya'yı by-pass ederek Doğu-Batı ekseninde taşınması projesi çerçevesinde üstlendiği enerji koridoru olma rolü de akamete uğradı.
        Çünkü Hazar havzası doğalgaz ve petrolünün Gürcistan üzerinden Türkiye'ye geldiği/getirilmek istenildiği ve bu ülkenin Rusya'nın müdahalesiyle artık istikrarlı bir yer olmaktan çıktığı göz önüne alındığında Nabucco bir yana halen mevcut olan Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattı ve Bakü-Tiflis-Erzurum doğalgaz boru hattının dahi sağlıklı bir şekilde işleyişi riskli hale geldi.

        ABD'nin telaşı
        Rusya'nın Gürcistan müdahalesinden sonra Azerbaycan'ın bir kısım petrol sevkıyatını Rusya üzerinden yapmaya başlaması, Bakü'nün yeni konjonktürde Moskova'nın mesajını mecburen doğru okuduğuna işaret ederken Doğu-Batı enerji koridoru stratejisinin en önemli "taşı" konumunda olan bu ülkenin tavrı Washington'ı telaşlandırdı.
        3 Eylül'de Bakü'ye resmi ziyaret yapan ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney'nin "ABD olarak, Türkiye dahil, Avrupa ülkeleri ile birlikte, Azerbaycan ve Kafkasya ve Orta Asya'daki diğer ülkelerle, kaynakların serbest akışını garanti altına alan yeni enerji ihraç rotaları üzerinde çalışmak zorunda olduğumuza kuvvetli bir biçimde inanıyoruz" diye konuşması, Batı'nın Hazar havzası enerji kaynaklarına erişimini kaybetme telaşının somut ifadesi olarak kayda geçti.
        Azerbaycan'ın keskin virajıyla birlikte Rusya Başbakanı Vladimir Putin'in 2 Eylül'de Özbekistan'da Özbek ve Türkmen doğalgazının artan potansiyeline yanıt vermek için yeni bir doğalgaz boru hattının döşenmesini öngören anlaşmaya imza koyması; BOTAŞ ile Türkiye'nin de ortak olduğu Nabucco doğalgaz boru hattı projesini de adeta mezara gömdü. Çünkü Nabucco'nun tedarik kaynağı olarak Irak, Mısır ve Rus gazının yanı sıra esas olarak Azerbaycan, Türkmenistan ve İran gazının düşünülmesi ve ABD'nin İran gazına olumsuz yaklaşımı göz önüne alındığında tek ciddi tedarik imkânı olarak istikrarsızlığı devam eden Irak'ın kalması, projenin başlamadan bitmesi anlamına geliyor.
        Sonuç olarak, 1994 yılından beri Batı'nın Hazar havzasına yönelik kendinden bağımsız enerji projelerine kimi zaman geciktirici kimi zaman da nihai olarak boşa çıkarıcı hamlelerle yanıt verme konusunda ustalaşmış "emperyal" Rusya karşısında Türkiye'nin enerji konusunda elinin son derece sıkışmış olduğu hissediliyor.

        En çetrefil dönem


        PKK/Kürt sorunu dolayısıyla Kuzey Irak/Irak, parçalanmasının yarattığı pratik sonuçlar nedeniyle Gürcistan ve dolayısıyla Kafkasya, ABD'nin askeri saldırı tehdidi nedeniyle İran ve 3 Eylül'de başlayan müzakereleriyle Kıbrıs göz önüne alındığında Ankara'nın cumhuriyet tarihinin en sıkıntılı ve çetrefil dış politika dönemini yaşadığı açıkça görülüyor.
        https://twitter.com/keyborsa_simurg

        Yorum

        Working...
        X

        Debug Information