Eger sitemize yaptığınız ilk ziyaretiniz ise, Lütfen öncelikle Yardım kriterlerini okuyunuz. Forumumuzda bilgi alışverişinde bulunabilmeniz için öncelikle Kayıt olmalısınız. Üye olmayanlar forumumuzda hiçbir şekilde aktivite uygulayamaz; Konu açamaz, Mesaj yazamaz, Eklenti indiremez, Özel mesajlasamaz. Forumumuzu tam anlamıyla kullanmak için üye olabilirsiniz...
İş yerindeki arkadaşlar;
***Kırılan ahşap paletleri ufalayıp evlerinde yakacak olarak kullanmak istediklerini söylemişlerdi. İzin verdim. Bir ay sonra, haftasonu bir gün fabrikaya gittiğimde sağlam paletleri parçalarken yakaladım. İptal ettim.
***Yemekhanede artan yemekleri kaplara doldurup eve götürebilirmek istediler, izin verdim. Bu arada bu talep yokluktan değil. Gece vardiyasında çalışanların yemeklerinin bir kısmını da alıp götürdükleri için gececiler aç kalıyordu. Uyardım olmadı. İptal ettim.
***CNC tezgahından oldukça yüklü miktarda alüminyum talaşı çıkar. Hurdası da oldukça iyi para ediyor. Patron bundan gelen parayı biriktirip bayramlarda çalışanlar arasından ayırım yapmadan eşit miktarda harçlık olarak dağıtırdı. Cnc bölümünde çalışanlar isyan etti. Bu talaş
onların bölümünden çıkıyormuş ve onların hakkıymış (açgözlülük). Bakın bu sizin değil patronun malıdır saçmalamayın, güzellik yapıyor herkese desemde agresif tepkiler yüzünden patrona iletmek zorunda kaldım. "Benim malım. Bundan sonra vermiyorum." dedi. İptal oldu.
***İş yerine yeni alınan üretim elemanları iyi çalıştığı için maaşları işe giriş oranında kalmasın, diğerlerine biraz yaklaştırayım diye düşünüp, performans değerlendirmesi adı altında 2 kişiye 200'er tl zam yaptırdım yıl ortasında. Bunu öğrenen 18 yıllık bir eleman (son iki yılı
çalışmadan geçiren, tamamen bu işletmeye geçmiş emeği yüzünden idare ettiğim ihtiyar kişidir) "biz çalışmıyor muyuz? neden biz zam almıyoruz." diye isyan etti. "Gerçekten çalışıyor musun?" diye gözlerinin içine bakıp sorunca utanıp gitti ama diğer çalışanları fişeklediği için
ortalık baya karıştı ve sonuçta o iki kişiye sağladığım imkanı yılbaşına kadar ertelemek zorunda kaldım.
***Üretimde verimi arttırmak için çalışanlarında işine gelecek janjanlı yöntemlere başvurdum bir ara. "Ayın elemanı" gibi bir şey yapalım, çalışanlar kendi oylarıyla her ay
bir kişiyi seçsin, o kişiye şirketten bir cumhuriyet altını hediye ettireyim diye geçti aklımdan. Biraz düşününce durumun performasları arttırmak gibi bir etki yaratmayacağını tam tersi etki yaratacağını anladım. Şöyle ki, bu durumda bunlar kendi aralarında gruplara bölünüp kendi
arkadaşlarını seçtirmek için birbirine düşer. Birbirlerinin işine taş koyar. Bu kişiyi ben seçeyim diye düşünsem bu sefer benim adaletimi sorgularlar. İptal ettim.
Neyse böyle örnekleri cidden baya uzatırım ama gerek yok. Şuan çalıştığım yerde 80 kişi kadar var. 1200 kişilik
işletmede de yöneticilik yaptım durum hemen hemen aynı. Ödül yerine ceza sistemi malesef insanımız üzerinde daha etkili. İyi çalışması için değil, sadece üzerine düşeni yapması için "Zam yaparım. Bir şekilde ödüllendiririm." demek yerine işiyle tehdit edince sonuç bambaşka oluyor
Bunu önermiyorum, olanı söylüyorum. Başka bir örnek vereyim size;
*** Tersane tecrübem yüzünden iş güvenliği eğitimlerine ve ekipmanlarına çok önem veririm. Şansıma işveren de bu konuda çok hassas masraftan kaçmıyorlar. ÇAlışan herkesin eğitimi tamamdır ekipmanı vardır.
Üretim programımız çok yoğun değildi, haftasonu kapatalım makinaları dedik ama depoda biraz düzensizlik vardı. Mesaiye iki kişilik işe 3 kişi yazdım rahat çalışsınlar diye, ayrıca mesai isteyenler de vardı. Yapacakları tek şey ortalığı toplamak. Cumartesi günü telefon geldi, iş
kazası oldu diye. Ben iş yerine varana kadar elemanı ambulansa bindirip yollamışlar. Ben yolda diğerlerini arayıp olayın ne olduğunu öğrendim. Defalarca uyarılmalarına ve bunu eğitimlerde görmelerine rağmen elemanlardan biri diğerini şarjlı forklift'in kızaklarına bindirmiş
yukarı kaldırıyor ki, yukarıdaki ufal bir işi halletsin. Eleman o işi hallediyor ama aşağı indiriken tutundurğu yer hareket edip üç parmağını koparıyor. Neyse, o an için nedenini nasılını bir kenara bırakıp elemanın tedavisine odaklandım. Parmakları mikro cerrahi dikiyor.
Ambulans gebze'den izmit'e yola çıkmış, çünkü gebzede bu bölüm yok sigortadan ameliyat edilebilecek hastanelerde. Özel bir hastanede buldum hemen, ameliyathaneyi hazırlattım, ambulansa ulaştım oraya yönlendirdim. Böylece ameliyatın başarılı olabilmesi için ciddi zaman kazanıldı.
Hastaneye gittim tabi. Ailesi de gelmiş. Kuzenleri üzerime atladı ne yaptınız akrabamıza diye. Bu durumlarda soğukkanlıyımdır, önce sakinleştirdim sonra dedim ki "Bakın işi çabuk bitirip arazi olabilmek için böyle bir eşeklik yapmışlar. sonucu da bu olmuş.". Bana inanmıyorlar
normal olarak ama gerçek sebep tam olarak bu. Fazla adam yazdımya mesaiye, öğlene kadar bu işleri bitirsek öğleden sonra yatarız diye düşünüp işi tehlikeli ve kestirme yoldan halletmeye çalışmışlar. Çocuğun ameliyattan sonra ayılmasını bekliyorlar ki konuşup doğruyu öğrensinler.
Ben oradayım tabi, her şey bir yana çocuğun sağlığını merak ediyorum. Doktorla konuştuk parmaklar dikilmiş, büyük ihtimalle sadece hareket kaybı ile kurtulacak bu durumdan dedi, sevindim. Çocuk ayıldı, ziyaret izni verildi, ailesi görüşmeye başladı tek tek. Ben de dışarıda
terliyorum olmadık bir şey söyler de durumu olduğundan farklı bir hale sokar mı diye. Ama öyle olmadı, kendi hatası olduğunu söylemiş akrabalarına. Neyse uzatmayayım, fizik tedavisinden ameliyat masraflarına varana kadar tek kuruş ödemedi. Kışın yakacağımız yok dedi odun ve kömür
yollandı evine kadar. Fizik tedavi için yol parasına varana kadar tek kuruş ödemedi. Patronla konuşuyoruz dedi ki "ne olursa olsun bizim burada oldu bu kaza. bir eksta bir miktar para yardımı yapalım." neyse bu arada %11 iş görememezlik raporu aldı bu çocuk. sanırım %10'dan
yüksek olur ise dava açma hakkı oluyormuş. hukukçular daha iyi bilir. patronun ikram etmeyi düşündüğü meblağ 80-100 bin gibi bir rakam ve olayın sebebi tamamen elemanın kendisi. Ben vicdan muhalemesi yapıyorum, ben aynı şeyi yaparmıydım falan diye. Bu arda ben hastanede ailesine
iş garantisi veriyorum. İyileşsin devam edecek biz kesinlikle bu yüzden işten çıkartmayız falan dedim. Kuzenleri ne koparırız derdinde. Neyse baya uzun bir süre geçti ve çocuk iş başı yaptı. Ben bunu patronun yanına göndereceğim ki, adam konuşmak istedi, ayrıca parayı da verecek.
İlk bir kaç gün patron yoktu patron şirkette. Adam gelmeden önceki gün haber geldi, çocuğun ailesi şirketi dava etmiş. Sonradan öğrendiğime göre avukatın biri işgöremezlik raporları bir şekilde takip ediyormuş ve çocuğun ailesiyle konuşup "siz tek kurul ödemeyeceksiniz, ben
kazanılan tazminattan pay alırım." demiş. Bunlarda kabul etmiş. Çocukla görüşmeden önce bunu patrona söyledim. Adam parayı vemekten vazgeçti, yasal yollardan veririz o zaman dedi. Bakın kızmadı adam, bana çok enteresan geliyor bu. Dünya görüşüyle ilgili olsa gerek. Ben iki defa
ifade verdim mahkemede. Bir sürü şey anlattım. Hakim dedi ki, "iyi de madem bu adamda böyle bir potansiyel var neden işten çıkartmadınız.", dedim ki "siz diğerlerinde potansiyel yok mu sanıyorsunuz? Ya da bunun yerine gelecek olan daha iyi mi olacak sanıyorsunuz?".... Bu konuda
vardır herkesin bir fikri ben daha iyisinin geldiğini görmedim bu durumlarda. Çok nadirdir. Neyse benim de ceza alma ihtimalim var falan. Bir ara karşı tarafın avlatına ilişti gözüm, çok afedersiniz dünya adamın skinde değil. Konuşulanları dinlemiyor bile. Verin paramı gideyim
modunda, kazancağından o kadar emin. Kısa keseyim, bu olay 4 yıl kadar önce oldu ve bu eleman hala çalışıyor bizde. Birkaç ay önce öğrendim ki, avukatın payını çıkarttıktan sonra elemana kalan para patronun ona ödeyeceğinden çok daha az. Bunu ona söylerken keyif aldım nedense. Bu
dava açmasın diye ödenecek bir para değildi o, adam kendisi böyle bir şey yapmak istedi.
Özet olarak, şuanki toplum yapısı insanların elindeki imkanı çıkarsız şekilde başkalarının yararına kullanmasına bile engel. Bunun şuanki siyasi iktidarla da alakası olduğunu düşünmüyorum.
İsteseler de olamayan bir şeyi su yüzüne çıkaramazlar. Bu insanlarda temelden bir sorun var. Kendileri bir imkandan yaralanamıyorsa başkasının yararlanmasına kesinlike sevinmiyorlar mesela. Aksine onu da baltalıyorlar. Boş kaldım da biraz. Hepinizle lafladım gibi düşünün bunları.
Bu iş kazası ve akabinde kazanılan dava sebebiyle beni en çok korkutan mevzuyu atlamışım. Maddi sıkıntılar içinde olan başka bir çalışan para koparmak için benzer bir şey yapıp bir parmağını feda eder mi diye hala düşünüyorum. Bu yüzden ceza bile alabilirim!!!!!
#SONDAKİKA
Venezuela
Venezuela ordusu Eski Askeri istihbarat servisi Başkani (Emekli ) Hugo Carvahal Juan Guaido'yu başkan olarak tanıdığını ilan etti .
fabrika anıları, örgütsel davranışa dair güzel bir yazı. hayatın içinden. yazarı da kabiliyetli. ege cansen'i izliyorum gibi geldi.
peki insan davranışı değişebilir mi ? eğitim ortalaması davranışlara tesir ediyor mu? personelinin önemli kısmı üniversite ve sonrası eğitimli insanlardan oluşan bir yüksek teknoloji veya finansal analiz şirketinde de durum böyle midir?
fabrika anıları, örgütsel davranışa dair güzel bir yazı. hayatın içinden. yazarı da kabiliyetli. ege cansen'i izliyorum gibi geldi.
peki insan davranışı değişebilir mi ? eğitim ortalaması davranışlara tesir ediyor mu? personelinin önemli kısmı üniversite ve sonrası eğitimli insanlardan oluşan bir yüksek teknoloji veya finansal analiz şirketinde de durum böyle midir?
Bu soruları bence Kapitalizmin aşamalarıyla ile ilişkilendirmek gerekir. Burada Marx'a ihtiyaç hasıl olur. Aslında twitlerin yazarı, attığı twitlerin içinde kendini ele veriyor. Kapitalizmin içinde insan davranışları değişebilir ama hedefler değişmez. Eğitimli olan sıradan işçi gibi davranmaz. Eğitimli olan elite yakın, ince komplolarla hedefine ulaşmak isteyecektir. En azından ona yakışan budur.
Beyaz yakalı-Mavi yakalı ayırımına geliriz. Marksizm bunları ayırmaz, emek olarak tarif eder. Kapitalizm ise emeği bölme amaçlı, beyaz yakalı-mavi yakalı diye ayırır.
Bence mevzu parayı bulma ve harcamadır. Herkes paranın peşindedir. Yukarıdaki twit dizisinde, parayı bulmuş ve harcayarak belli bir bilince ulaşmış kişi, işyeri sahibidir. Parayı bulmuş ama harcamamış olsaydı, kazaya uğrayan işçiye para vermeyi hiç düşünmez, mahkemeye verdiğinde ise işten de çıkarırdı. Ben olsam, diyelim ki mahkeme 50 milyara cereme kesti, 100 milyar vermeyi düşündüysem, kalan 50 milyarı da işçiye verirdim. Paranın önemsiz olduğu bilincine ulaşabilmek için parayı bulmak yetmez, parayı yemiş olmak şarttır.
Burada farklı inançlara sahip insanların da farklı davranışlar gösterdiklerini görürüz.
Aslına bakarsanız para bir dindir. Tanrısı da Menat'tır. Simgesi ise Boğa'dir. Wall Street'deki boğa, bu boğa, Musa Tanrıyla konuşmak için dağa gittiğinde, İsrailoğullarının taptığı altın buzağı heykelinin büyümüş halidir.
Hz.Muhammed 20.000 askeriyle Mekke'ye girdiğinde, direk Kabe'ye gitti ve putları parçaladı. Kırdığı ilk put Menat'tı.
Hz.İsa Süleyman tapınağına girdiğinde, orada taburelerin(bank) üzerinde faizle para veren Yahudilerin üzerine saldırdı, tezgahlarını devirdi. Bank tezgah demektir, Yunanca trapaze denilir.
Bugün de ilginç bir şekilde dünyada iki ülkenin para birimi Manat'tır. Azerbaycan ve Türkmenistan. Niye acaba?
Ecevit'in, Davutoğlu'nun danışmanı MHP'li, Saray'a danışman atandı: Herkes ona danışıyor!
2000 yılında Ecevit hükümetinde başbakanlık danışmanlığı yapan daha sonra Davutoğlu döneminde başbakan danışmanı olan eski MHP'li, sonradan AKP milletvekili Vedat Bilgin, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın başdanışmanlığına atandı.
Bu huber önemli...Bu isim, benim diğer köyde 3 senedir, aynen Mike Flyyn gibi defalarca yazdığım isim. 2006'da Mhp'den gönderildi. Sol.org maksatlı huber yapmış.
aslında potansiyel kapitalist komprodor'u oynuyorsunuz desem yanılmış olur muyum?
Yok be ya...Gariban adamım ben...
Parayı bulmak yetmez...Şuan parayı bulmuş, yiyememiş(inancı sebebiyle) tonla insan var.
Parayı yedikten sonra sosyalizm başlar. Aynı mandıkla asıl kocayı bulmak yetmez,yeterli tatmine ulaştıktan sonra feminizmin başlaması gerekir.
Bunların tamamı duygu, duygular hormonlarla ilgili, bedensel yani...Duygular insanı tatmin etmez. Tespit edebilmek için yaşamak lazım tabi...
İnsanı tatmin edecek tek şey bilincinin yükselmesidir.
KRT TV'de @serdarakinan'ın Ne Oluyor? programına konuk olan Bahçeşehir Üniversitesi BETAM Direktörü Prof. Dr. @SeyfettinGursel bu seferki ekonomik krizin 'yerli ve milli' olduğunu belirterek; "krizden hızlı bir çıkış olmayacak" dedi.
Polisin cinsel saldırısına uğradı, Süleyman Soylu tarafından hedef gösterildi: Can güvenliğimden endişeliyim
Gözaltına alınırken polisin cinsel saldırısına uğrayan, sonrasında ise İçişleri Bakanı Süleyman Soylu tarafından hedef gösterilen öğrenci Merve Demirel, can güvenliğinden endişe ettiğini açıkladı.
Burada kamuoyunun gözüne sokulan; başörtülü bir hanımın polisin tacizine uğraması, içişleri bakanının, polisi korumak için bu hanımın akrabasının fetöcü olduğunu açıklaması. Yani babası ya da dayısı fetöcü olan bir başörtülü hanım tacize,tecavüze uğrayabilir algısı, tabi burada Soylu, tacizi kabul etmiş oluyor.
Devamında yine başörtülü ve hukukçu Akpli hanım milletvekilinin mecliste lafı dolandırarak konuşması. Tacize uğrayan başörtülü hanımın arkasında durmaması. Tacizi var mı, yok mu şeklinde muallak hale getirmesi, sonunda da araştırılmalıdır demesi. Halbuki görüntü açık.
Netice de particilik sebebiyle başörtülü bayan milletvekili, tacize uğrayan başörtülü hanımı savunamıyor. Demek ki, başörtülü hanım milletvekili bir cemaat müridi gibi davranıyor, fert olamıyor. Başı açık hanımlar böyle davranmadıklarına göre, burada suçlu olan başörtüsüdür.
28 Şubat ve önceki süreçte, başörtüsü yasaklanınca Akp iktidara gelmişti. Şinci ne olacak?
Yorum