Eger sitemize yaptığınız ilk ziyaretiniz ise, Lütfen öncelikle Yardım kriterlerini okuyunuz. Forumumuzda bilgi alışverişinde bulunabilmeniz için öncelikle Kayıt olmalısınız. Üye olmayanlar forumumuzda hiçbir şekilde aktivite uygulayamaz; Konu açamaz, Mesaj yazamaz, Eklenti indiremez, Özel mesajlasamaz. Forumumuzu tam anlamıyla kullanmak için üye olabilirsiniz...
Bilgeanalist Bist100'de kısa vadede bu grafikte geçen hafta paylaştığım yönde ilerleyiş devam ediyor.
Bist100 kısa vade yön (TD Sequential-saatlik)
Kopyaladıklarım çoğu sosyal medyada görüp istifadenize sunduğum resim yorum ve benzeriler 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 104.,107. ve 115. Maddelerinde de belirtildiği üzere kesinlikte yatırım tavsiye niteliği taşımaz .
Rsı ve stochastics divergence buna yoğunlaşın. Amatör yatırımcı için en basit olgular bunlar. Üzerinde çalışırsanız çok iyisonuçlar alırsınız Emrah Korhan Rsı divergence ön hazırlık .
Kopyaladıklarım çoğu sosyal medyada görüp istifadenize sunduğum resim yorum ve benzeriler 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 104.,107. ve 115. Maddelerinde de belirtildiği üzere kesinlikte yatırım tavsiye niteliği taşımaz .
6 Temmuz 2014 Pazar
Bist100'deki Düşüş Alım Fırsatı mı?
Herkese tekrardan merhabalar. Özel nedenlerle bir süre piyasaları takip edemedim ve paylaşımda bulunamadım. Daha önceden olduğu gibi bundan sonra yine elimden geldiğince piyasaları Trend analizi ve Elliott perspektifinden metodolojik bir yaklaşımla yorumlamaya devam edeceğim. Teknik Analizi, her zaman olduğu gibi sadece yardımcı unsur olarak kullanacağız.
Piyasalarda karlı alım-satım yapmanın kuralı hem basit, hem de değişmezdir; (çok) düşünce al, (çok) yükselince sat. Gelgelelim, bu kuralın uygulamasında bazı engeller vardır. İlk olarak çok düşmekten kasıt nedir ve ölçüsü nedir, sorusunun cevabı çoğunlukla muallaktır. Yine de son Bist100 düşüşünde olduğu gibi % 40'a yaklaşan gerileme fena sayılmayacak bir düşüş idi.
Düşükten almanın önündeki diğer (ve bence en büyük) engel, olumsuz piyasa psikolojisidir. Şubat-mart aylarını hatırlayalım; borsa o tarihlerde bulunduğu seviyeler olan 60 bin-65 bin civarından daha yukarısına asla yükselmeyecekmiş gibi duruyordu. Bırakın yükselme ihtimalini, "çöküş garanti" idi de sadece nereye kadar çökeceği belli değildi" gibi bir hava sözkonusuydu.
Yine de o günlerde tüm cesaretimizi "garanti çöküş" yönünde değil de, borsanın değişmez yasaları yönünde kullanıp en azından ilk etapta 72 bin-74 bin seviyelerine kadar bir yükselişten bahsedebildik.
Geldiğimiz noktada işin zor tarafı şu; Eğer doğru kural "düşükten al" ise bizim bu seviyelerden alım yönündeki sinyalleri gözardı etmemiz gerekir. Ancak herkes trene zamanında binemiyor. Bunun sebebi, yukarıda izah ettiğim gibi tamamen psikolojik ve algısal. Diğer yandan trene zamanında binemeyen bir çok kişiye, -herhangi bir seviyeden itibaren- altı üstü % 3-% 5 yükselişler bile (doğal olarak) %40-50 gibi görünüyor. Bu nedenle analiz yapmaya devam etmemiz ve gerektiğinde terk seviyesini belirterek alım yönündeki sinyalleri yazmamız gibi, ana prensiple çelişen bir zorunlulukla karşı karşıyayız. Ancak bu seviyelerden dahi borsada alım yapılır mı sorusuna cevap bulmaya çalışmadan önce durum tespiti yapılmasında fayda görüyorum.
Bist100 endeksi bir yıl aradan sonra tekrar, grafikte sarı band ile gösterdiğim 83 bin bölgesine yakın seyrediyor. Borsanın gidişatını sağlıklı yorumlamada o bölgenin önemi çok büyük. Büyük ve profesyonel paranın (sahiplerinin) 2013 haziran ve Aralık ayı ile 2014 Şubat-Mart aylarındaki olumsuzlukları 2013 mayıs ayının üçüncü haftasından itibaren sert bir şekilde fiyatlanmaya başladığını ve bunun 2014 mart ayına kadar devam ettiğini, grafikte net bir şekilde görüyoruz (Büyük Para'nın bazı şeyleri çok önceden öngörmek gibi böyle de bir yeteneği var!) . Bu olumsuzlukların detaylarına girmek gereksiz. Hepsini gördük ve yaşadık.
Ancak şunu belirtmek gerekiyor; panik satışlar ve neticesinde oluşan iki büyük gap (boşluk) ve şelaleden, bazı dengelerin ve konsensüslerin bozulduğunu, 2013 mayıs ayından itibaren de bunların fiyatlanmaya başladığını anlamak çok zor değil. Bu fiyatlamanın zirveye göre yaklaşık % 36 düşüşle 60753 seviyesinde sonlandığını ve devamında sert bir yükseliş gerçekleştiğini biliyoruz.
Gelinen noktada Endeksin eski denge konumu olan 83 bin üstünü aşma gayreti içerisinde olduğunu gözlemlemekteyiz. Diğer ikisi 2013 yılında olmak üzere geçen ay üçüncü başarısız deneme de gerçekleşti. Endeks yeniden bu seviyeyi aşmayı deneyebilir. Bu anlamda bu seviyenin aşılması yeni denge, yeni konsensüsler ve yeni zirveler anlamına gelecektir. Kısaca böyle bir durumda (yani sarı band bölgesinin aşılması durumunda) yeni dengelerin eski dengesizliği bertaraf edecek güçte olduğunu anlamış olacağız.
Durum tespitine devam ediyoruz. Daha önceki yazılarımda bahsettiğim gibi orta vadeli aşağı trend (üstteki grafikte gri çizgili kanal) mart ayında 66 bin seviyesinin yukarı kırılması ile birlikte tükenmiştir ve o tarihten itibaren yeni bir orta vadeli yükseliş trendi oluşmuştur. Güncel durumda endeks, bu trendin alt bandına yakın seyrediyor. Ben kısa vadede bu trendin aşağı kırılacağını düşünmüyorum. Ancak önümüzdeki hafta endekste 76050 seviyesinden daha aşağıda bir kapanış olması halinde 72 bin civarına kadar düşüş olma ihtimali oldukça yüksektir. Olası düşüşlere rağmen haftanın, yukarıda bahsettiğim seviye üstünde kapanması halinde ise düşüşlerin alım fırsatı olup olmadığı sorusu cevaplanmış olacak.
Bir önceki Bist100 analizimde TD Sequential göstergesini baz alarak yaptığım değerlendirmede 77385 seviyesinin kapanışlı geçilmesi halinde Yukarı trendin yorgunluk göstergesinin sahte olacağını ve Orta Vade yükselişin devam edeceğini yazmıştım. Bu seviye yukarı kırıldıktan sonra endeks 81915 seviyesine kadar ilerledi. Bu göstergeye göre şu an bir düzeltme sürecindeyiz ve devamında yükselişin devam etmesi beklenir. Yine bu göstergeye göre 75272 seviyesi aşağısında kapanış(+sonraki gün daha düşük bir dip) olması halinde orta vadeli yükseliş trendinin sonlandığı ve yeniden düşüş trendine girildiği anlaşılmalıdır. Analizi grafiğe boğmamak için bu göstergeye ait grafik güncellemelerini bir sonraki analizime bırakıyorum.
Elliott analizinde tercih ettiğim Ana Sayım devam ediyor. Ancak alt dalga sayımlarda tercih ettiğim yönde değil, alternatiflere göre bir ilerleyiş gerçekleşti. 60753 seviyesinden beri devam eden yükseliş kalıbına ve alt dalgalarına net bir etiket kondurmak şu an mümkün değil. Oldukça karmaşık ve fazla alternatif oluşturan bir yapısı var. Böyle durumlarda yapılacak tek şey sayımı bir büyük ölçekten takip etmektir. İleriki günlerde alternatif etiketlemelerin azalmasıyla birlikte daha kısa vadeli sayımlar yapabileceğiz. Ancak tercih ettiğim sayımda 84 bin- 85 bin seviyelerinden daha fazlası çok uygun düşmüyor. Bu anlamda Elliott perspektifine göre genel bir değerlendirme yapacak olursak, bu seviyelerden veya en fazla 84 bin-85 bin seviyelerinden itibaren 50 bin aşağısına bir düzeltme hareketi beklenebilir.
SONUÇ: Orta vadeli trend yukarı yönde. 77385 seviyesinin kırılmasından sonra TD Sequential göstergesi de bu trendi destekliyor. 81985 seviyesinden sonra yaklaşık bir aydır devam eden düzeltme hareketi, bu güne kadar alım yapmamış olanlar ve stop kullanabilenler için en azından 83 bin hedefiyle, alım denemesi fırsatları sunabilir. Ancak Trend yaklaşımına göre 76050 seviyesi altında haftalık kapanış veya TD Sequential göstergesine göre 75272 seviyesi altında günlük kapanış durumunda Endeksin ciddi bir düşüş sürecine girebileceğini, altını çizerek belirtmek istiyorum.
İlaveten, endeksin bu sıralar tabiri caizse "binbir surat" modunda olduğunu ve bu nedenle duruma göre hafta içinde güncelleme ihtiyacı hasıl olabileceğini, böyle bir gereklilikte güncelleme yapacağımı belirtmek istiyorum.
Kopyaladıklarım çoğu sosyal medyada görüp istifadenize sunduğum resim yorum ve benzeriler 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 104.,107. ve 115. Maddelerinde de belirtildiği üzere kesinlikte yatırım tavsiye niteliği taşımaz .
İlave bilgi olarak; dün (daire içindeki alanda) oluşan kurallı Tdlines kırılması, 83.500 civarını işaret ediyor ..
Kopyaladıklarım çoğu sosyal medyada görüp istifadenize sunduğum resim yorum ve benzeriler 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 104.,107. ve 115. Maddelerinde de belirtildiği üzere kesinlikte yatırım tavsiye niteliği taşımaz .
Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti sermaye piyasası kurulu tarafindan yayimlanan seri:v,no:52 sayılı "yatırım danışmanlığı faaliyetine ve bu faaliyette bulunacak kurumlara iliskin esaslar hakkında tebliğ" çerçevesinde aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır.Yapılacak teknik ve temel analizin kişiden kişiye farklılık arz edebileceği bu analizlerde yapılan öngörülerin gerçekleşmeme olasılığının bulunduğu dikkate alınmalıdır.
BORSADA GELEN GİDENİ ARATIYO::
Büyük şirketler kottan çıkarken, borsanın yeni oyuncularının küçük ölçekli şirketler olması dikkat çekiyor
Bu yıl 17 Aralık rüşvet ve yolsuzluk soruşturması, seçimler ve yurtdışı piyasalardaki belirsizlikler nedeniyle büyük şirketler halka arzı ertelerken, diğer yandan 1 Temmuz’da Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) yeni tebliğinin etkisiyle halka açıklık oranı yüzde 5’in altına düşen şirketler borsadan çıkmak için sıraya girdi.
Milliyet'ten Ayfer Yıldız'ın haberine göre, borsadan çıkmak isteyen şirketlerle, yeni gelen şirketlerin piyasa değerleri karşılaştırıldığında, büyük şirketlerin çıktığı görülüyor.
Bilindiği gibi İstanbul’un 2023’te Finans Merkezi olması planı doğrultusunda SPK’nın ‘borsada 1.000 halka açık şirket’ hedefi bulunuyor. Ancak, son yıllarda halka açılan şirketlerin büyüklüğünün mevcut şirketler kadar olmadığı görülüyor.
BÜYÜK ŞİRKETLER GELMELİ
Sektör yetkililerine göre, İstanbul bir finans merkezi olacaksa piyasaların derinleşmesi bunun için de daha büyük ölçekli ve kârlı şirketlerin borsaya gelmesi gerekiyor. BIST ancak o zaman kurumsal yatırımcıları çekebilir.
BIST, şu anda gelişmiş ülke borsalarıyla rekabetten oldukça uzak. Yapılan araştırmalara göre, Türkiye’de en büyük 1.000 şirketin 128’i borsaya kote olmuş durumda. Bu sayının artırılması gerekiyor. Bunun için de belki de halka açılacak şirketlere vergisel teşvikler verilmesi gerektiği dile getiriliyor.
9 YENİ ŞİRKET HALKA AÇILDI
Bu yılki halka arzlara baktığımızda, 4’ü Gelişen İşletmeler Piyasası’nda (GİP) olmak üzere toplam 9 şirket halka açıldı. Şu anda halka açılmak içinde 1’i GİP’te olmak üzere toplam 9 şirketin başvurusu var. Öte yandan, bu yıl yapılması planlanan TUSAŞ ve Paşabahçe’nin halka arzları ise piyasa koşulları nedeniyle ertelenmişti.
Bu yılki halka arzlardan 61.4 milyon dolarlık gelir elde edildi. En büyük halka arz ise 13.4 milyon dolar ile Tuğçelik Alüminyum’da yaşandı. Geçen yıl ise halka arzlardan 721.7 milyon dolar hasılat elde edilmişti. En büyük halka arz ise 360.9 milyon dolar ile Pegasus tarafından yapılmıştı. BIST’in yeni oyuncularının hisse hareketlerine bakıldığında ise oldukça hareketli oldukları görülüyor. Örneğin, en son geçtiğimiz pazartesi günü halka açılan ve GİP’te işlem gören İzmir Fırça, bir hafta içinde 2.10 TL’yi gördükten sonra, tekrar 1.85 TL’deki halka açıklık fiyatına yakın işlem görüyor.
Öte yandan, yine GİP’te işlem gören Plaspak Kimya’nın da endeks yüzde 18 prim yaparken, yüzde 118’lik primi dikkat çekici.
‘BIST’TE DERİNLİK İÇİN HALKA AÇIKLIK ORANLARI ARTMALI’
Murat Salar / Bosphorus Capital Genel Müdürü:
“Halka açılmanın amacı sermayeyi tabana yaymak. Gelişmiş ülke piyasalarında halka açıklık oranları yüzde 50’nin üzerinde.
BIST’te de derinliği sağlamak adına halka açıklık oranları artırılmalı. Belki vergisel teşvikler getirilmeli. Ancak, halka açıklık oranı düştüyse borsadan çıkmasını olumlu buluyorum. Çünkü, hisse sayısı sınırlı olan şirketler spekülatif hareketlere açık kalıyor.
Halka arzların da borsanın kalibresini yükseltmesi gerekiyor. Halka açılmalar sadece fon toplayan sistem haline gelmesin. Halka arzlarda nicelik değil, nitelik önemli. Bu nedenle yatırımcıların güvenini kazanan, kurumsal yönetim ilkelerini taşıyan şirketler olmalı ki yatırımcı küsmesin. Türkiye’de tasarruf açığı var.
Tasarruf oranlarının artırılmasında bir yıldan uzun vadeli yatırım yapılan sermaye piyasalarının önemli rölü var. Bu nedenle halka açıklık oranları artırılmalı.”
Kopyaladıklarım çoğu sosyal medyada görüp istifadenize sunduğum resim yorum ve benzeriler 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 104.,107. ve 115. Maddelerinde de belirtildiği üzere kesinlikte yatırım tavsiye niteliği taşımaz .
Kopyaladıklarım çoğu sosyal medyada görüp istifadenize sunduğum resim yorum ve benzeriler 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 104.,107. ve 115. Maddelerinde de belirtildiği üzere kesinlikte yatırım tavsiye niteliği taşımaz .
Kopyaladıklarım çoğu sosyal medyada görüp istifadenize sunduğum resim yorum ve benzeriler 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 104.,107. ve 115. Maddelerinde de belirtildiği üzere kesinlikte yatırım tavsiye niteliği taşımaz .
Fed'den düşük faize devam 07:29
ED Başkanı Janet Yellen, “ekonomik toparlanmanın halen tamamlanmadığını” ve istihdamdaki artışın yeterli seviyede olmadığını belirterek, düşük faize devam edileceğinin işaretini verdi.
Senato Bankacılık Komitesi’nde konuşan Yellen, saat ücretlerinin yavaş arttığını, az sayıda Amerikalının işgücüne katıldığını belirtti. Komiteye ‘yarı yıllık para politikası’ sunumu gerçekleştiren Yellen, ekonominin ilerleme gösterdiğine dikkat çekerek, “Ekonomik toparlanma hâlâ tamamlanmadı. Para politikasının devam etmesinin uygun olduğunu düşünüyoruz.” dedi. FED Başkanı, enflasyonun uzun vadede yüzde 2 oranının altında kalmaya devam edeceğini belirterek, tahvil alımlarının sona ermesinden sonra faiz oranlarının düşük seviyede kalmaya devam edeceğini söyledi. Faiz artırımı ile ilgili net bir tarih vermeyen Yellen, FED’in hedeflediği oranlara ulaşılması halinde faiz artırımına gidilebileceğini söyledi. FED 2008’den bu yana faiz oranlarını sıfıra yakın bir seviyede tutuyor.
Senatörlerin sorularını da cevaplayan Yellen, “Çok sayıda Amerikalı hâlâ işsiz. Enflasyon bizim uzun vadedeki hedefimizin altında kalmaya devam ediyor.” ifadesini kullandı. Yellen, FED yetkililerinin çoğunun kısa vadeli faizlerin gelecek seneye kadar düşmesini beklemediklerini söyledi. Yellen’in açıklamaları, FED yöneticilerinin yüzde 1’lik faiz oranı hedefine gelecek sene sonuna doğru geçilmesini beklediğini gösteriyor. Yatırımcıların beklentisi de FED’in 2015 yılı ortalarına kadar faiz artırımına gitmeyeceği yönünde. Yellen’in açıklamaları yatırımcıların bu tahminlerini doğrulamış oldu.
Kopyaladıklarım çoğu sosyal medyada görüp istifadenize sunduğum resim yorum ve benzeriler 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 104.,107. ve 115. Maddelerinde de belirtildiği üzere kesinlikte yatırım tavsiye niteliği taşımaz .
AB'nin faiz indirimi Türkiye'ye yarar 07:56 - Jülide Yiğittürk Gürdamar/ DÜNYA
Finansbank Kurumsal ve Ticari Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı Ömür Tan, Merkez Bankası’nın önümüzdeki dönemde bir 50 baz puan daha indirime gideceğini tahmin etti
Finansbank Kurumsal ve Ticari Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı Ömür Tan, geçtiğimiz günlerde 75 baz puan indirim yapan Merkez Bankası’nın önümüzdeki dönemde bir 50 baz puan daha indirime gideceğini tahmin etti.
Önümüzdeki 6-7 aylık süreçte faizlerde yukarı bir trend beklemediğini söyleyen Tan, “Avrupa’daki faiz indirimi de Türkiye gibi ülkelere yarayacaktır. ABD’deki faiz artırım beklentisi zaten 2015 ortasından itibaren yukarı gidecektir. Biz daha çok Avrupa tarafı çok etkileyecek. Avrupa pazarı fonlama anlamında kaynak akışı anlamında fayda sağlayacağını düşünüyorum. Avrupa’daki bu negatif faiz ortamı yatırımcıyı pozitif ve daha karlı, alabileceği daha fazla risk seviyesinde daha fazla risk aldığı yere yani gelişmekte olan pazara götürüyor. Türkiye coğrafya yakınlığı ve ihracat nedeniyle bu ülkeler içerisinde yer alıyor. Türkiye’de yatırıma dönecek daha çok kredi olacağını ve sanayii sektöründe gidecek yer olduğunu düşünüyorum” diye konuştu.
2008 krizi Türk bankaları için fırsat oldu
2008 krizi öncesinde Türkiye’de büyük proje finansman işlerinde yabancı bankaların daha çok görüldüğünü dile getiren Ömür Tan, Avrupa’daki kriz nedeniyle çekilen yabancı bankalar sayesinde Türk bankalarının bu işi öğrendiğine değindi. Tan, şunları söyledi: “Birçok büyük işte yabancı danışmanlarla çalışılıyor. Avrupa’daki kriz fırsat olmuş oldu. Şuanda yabancılar iki türlü destek oluyorlar; proje finansmanı ve eurobondlara iştirak ederek. Özellikle Türk bankalarının çıkardığı eurobondları finanse ediyorlar. Çünkü kredi mevduat oranı bankacılık sektöründe yüzde 110’larda. Kredi mevduattan daha fazla duruma geldi. Bu hala finanse edilebilecek büyük işler olduğu anlamına geliyor. Bu sektörün ağırlıklı kaynağı mevduat. Bunun vadesi de kısa vadeli. Dolayısıyla verdiğimiz kredilerin vadesi orta ve uzun vadeli krediler. Çok yakın dönemde Türk bankalarının çıkardığı eurobondlara ciddi talep geldi. Aslında Avrupa’daki faizlerin aşağı inmesi Türkiye tarafında fırsat yaratıyor. Ciddi bir talep geliyor. Dolayısıyla kaynak tarafında sıkıntı olmayacaktır ve bu nedenle Türk bankaları büyük işlerde aktif olacaklardır.”
Yabancı bankalar proje finansmanında çok istekliler Yabancı bankaların proje finansmanında çok istekli olduğunu, fakat Türk bankalarının çok rekabetçi olmaları nedeniyle Türkiye piyasasına girmekte zorlandıklarını dile getiren Ömür Tan, “Bir çok proje finansmanında IFC, EBRD gibi kurumlar da bulunuyor. Ayrıca proje finansmanında aktif olan Türk bankaları olarak da dünya standartlarında işler yapıyoruz. Zaten şunu düşünmek de yanlış olur; Yurtdışı kaynaklar, Eurobondlar olmasa Türkiye’de proje finansmanı olmayacak mı? Tabiiki olacak. Çünkü burada büyük kaynak olarak mevduat tabanı var ve bu da stabil” diye konuştu.
3 senede 50-60 milyar dolarlık yatırım
Mart ayındaki seçim sürecinde politik gerginliklerin yaşandığını, fakat ağustostaki cumhurbaşkanlığı seçimi ile ilgi benzer bir tedirginlik olmadığını ifade eden Ömür Tan, beklenen projelere yönelik şu değerlendirmede bulundu: “Ülkede kötü giden bir şey yok. Faizler düşüyor, büyük yatırımlarda gerileme yok. Daha da önemlisi özelleştirmeler olacak. Kamu özel ortaklığı projeleri, hastane projeleri, büyük özelleştirmeler, 3. havaalimanı, alt yapı enerji projeleri, kentsel dönüşüm gibi büyük projeler var. Kaba bir rakamla 3 sene içerisinde Türkiye’de yaklaşık 50-60 milyar dolar civarında proje finansmanına konu yatırım olmasını düşünüyoruz. Buradan önemli bir pay almak istiyoruz. Her çıkan işte payımızı artırarak ilerlemek istiyoruz. Bu yeni işlerle pazar payımızı artırmak istiyoruz.”
Yıl sonuna kadar iki katı büyüyeceğiz
Finansbank olarak bu sene ağırlıklı olarak kurumsal ve ticari bankacılıkta özellikle proje finansmanında yoğun ve aktif dönemlerini yaşadıklarını ifade eden Ömür Tan, ağırlıklı olarak altyapı ve gelir getiren gayrimenkul projelerinde yer aldıklarını, AVM, otel, ofis binaları finasmanlarında bulunduklarını kaydetti. Banka olarak bu sene pazarın neredeyse iki katı büyüme hedefl erinin olduğunu anlatan Tan, konuya yönelik şunları söyledi: “Yılın ilk çeyreğinde bankacılık sektörü yüzde 3 büyürken, biz yüzde 6 ile pazarın iki katı büyüdük. Finansbank olarak ağırlıklı büyümüye kurumsal ve ticari bankacılık ile KOBİ tarafına doğru yapıyoruz. Yatırım finansmanı, proje finansmanı kredilerde agresif büyümemiz var. Yıl sonuna kadar kurumsal ve ticari bankacılıkta yüzde 50 büyüme hedefimiz bulunuyor. 2013 yılında toplamda 1 milyar dolar civarında proje finansmanına imza attık. Bu sene ise 6 ayda 1 milyar dolarlık kredi onayladık. Yıl sonuna kadar bir bu kadar daha kredi onaylamayı planlıyoruz. Firmaların her türlü değer zincirinin içerisinde yer almak istiyoruz. Onlara terzi işi işler yapıyoruz. Bu çok önemli. Orada fark yaratıyoruz. Yıllardır süren ilişkilerimizi, uzun vadeli destek vererek taçlandırıyoruz.”
Yılın ilk 6 ayında 500 milyon dolar borçlandık
Yılın ilk 6 ayında yaklaşık 500 milyon dolarlık bir eurobond ihracı yaptıklarını hatırlatan Ömür Tan, yılın kalanında da fırsatlara bakacaklarını dile getirdi. Bugün için bankanın orta ve uzun vadeli kredileri finanse edecek yeterince kaynağı bulunduğundan söz eden Tan, “Tüm küçük, orta ve büyük yatırım kredilerinin içinde olacağız. Piyasada olup da içinde olmadığımız yatırım, proje finansmanı işi yok” dedi.
E-fatura üzerinden kredi vermeye başladık
eFinans’ın Yönetim Kurulu Başkanı da olan Ömür Tan, eFinans işini büyütmeyi istediklerini ifade ederek, eFatura müşterilerinin faturalarını krediye dönüştürecek bir sisteme geçtiklerini ve eFatura üzerinden kredi vermeye başladıklarını anlattı. Tan, yeni ürünleri hakkında şu bilgileri verdi: “Bunlar geleceğin teknolojileri.. Bugünden bizim çalıştığımız, üzerinde çok ciddi yatırımlar yaptığımız işler. İki firmanın birbirine kestiği fatura üzerinden vadesinden önce diğer tarafa kredilendirilip ödemesini sağlayan, tamamen sistem üzerinden yürüyen, kimsenin operosyonel yükle uğraşmadığı bir sistem yürütüyoruz. Bunlar önemli alt yapılar. Bugün cep telefonları elimizden düşmüyor, bilgisayar olarak bile kullanıyoruz. Gelecekte teknolojiyi iyi kullanan, inovatif olan banka öne çıkacak. Sadece bireysel bankacılık tarafında değil kurumsal ve ticari bankacılık tarafında da bu sistemler için ciddi yatırımlarımız var. Burada fark yaratacağız.”
Kopyaladıklarım çoğu sosyal medyada görüp istifadenize sunduğum resim yorum ve benzeriler 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 104.,107. ve 115. Maddelerinde de belirtildiği üzere kesinlikte yatırım tavsiye niteliği taşımaz .
DOW bence vedalaşma tıuurlarında ama hemen değil san ki ....
Kopyaladıklarım çoğu sosyal medyada görüp istifadenize sunduğum resim yorum ve benzeriler 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 104.,107. ve 115. Maddelerinde de belirtildiği üzere kesinlikte yatırım tavsiye niteliği taşımaz .
Yorum