Eger sitemize yaptığınız ilk ziyaretiniz ise, Lütfen öncelikle Yardım kriterlerini okuyunuz. Forumumuzda bilgi alışverişinde bulunabilmeniz için öncelikle Kayıt olmalısınız. Üye olmayanlar forumumuzda hiçbir şekilde aktivite uygulayamaz; Konu açamaz, Mesaj yazamaz, Eklenti indiremez, Özel mesajlasamaz. Forumumuzu tam anlamıyla kullanmak için üye olabilirsiniz...
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Harf, ülkesinin PYD ve PKK’yı ayrı örgütler olarak gördüğünü söyledi ve
“PYD’nin desteklenmesi gerektiğini Türklere anlattık” dedi.
Önce Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, “Öcalan’ın şartlarında iyileştirme yapabiliriz” dedi. Bunu İçişleri Bakanı Efkan Ala, “çözüme katkı sağlayacaksa adımları atarız” diyerek destekledi. Önceki gün Başbakan Davutoğlu’nun himayesinde toplanan Akil Adamlar Heyeti’nin, “çözüm süreci”ne dair “10 maddelik liste”sinde Teröristbaşı Apo’nun “cezaevi şartlarının iyileştirilmesi”, “çalışmalarını yürütecek bir sekreterya kurulması” ve “görüşme çeşitliliği sağlanması” talepleri yerini aldı.
Tüm bunların, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tanımlamasıyla, “ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkûm olmuş olan bir insan” için istendiğine dikkat edin.
Ankara bunlarla uğraşırken, Güneyimizde altımız oyuluyor da “yetkililer”in uumrunda değil (gibi davranıyor). Zira biz Teröristbaşı’nı geleceğin “PKK Kürdistanı”na Başkan olarak hazırlamakla meşgulken, “stratejik müttefik”imiz ABD, işte o “PKK Kürdistanı”nı kurmak için ne gerekiyorsa yapıyor. Zira duyuyoruz ki PYD/PKK ile ABD arısındaki görüşmeler iki yıldır devam ediyormuş ve ABD, terör örgütü PKK’nın Suriye şubesi olan PYD ile “istihbarat” paylaşıyormuş. Bunu bizzat ABD Dışişleri Bakanlığı açıklıyor.
Sadece istihbarat paylaşımı da değil. Şimdi “ABD, IŞİD bahanesiyle PYD’ye, haliyle PKK’ya silah verme konusu üzerinde duruyor”muş. >>>>>>>>>>
Bu sayfa silinmiş ya da adresi değiştirilmiş olabilir
İzmirli gazi Bülent Kocaoğlan’ın, daha iyi yürümek için taktırdığı protez bacağın parasının SGK tarafından 7 aydır ödenmemesi üzerine, haciz tehlikesi yaşıyor.
Kaçak elektriğin en fazla olduğu Doğu ve Güneydoğu’da çiftçilerin soğuk kuyu suyunu,
kaçak elektrikle ısıttığı belirlendi.
KUYU SUYU ISITILIYOR
Dicle EDAŞ’tan edinilen bilgilere göre bölgede yapılan denetimlerde çok sayıda çiftçinin de tarımsal sulamada kullandığı kuyunun içindeki suyu ısıtarak pamuk gibi ürünlere üşümemesi için verdiği ortaya çıktı. Su, 300 metreden, 4 derece sıcaklıkta çıktığı için ürün soğuk nedeniyle yanabiliyor. Tarla sahipleri de kuyuya koydukları bir ısıtıcı ile ürünlerini soğuğa karşı koruyor.
KAYIP KAÇAK ORANI ARTIYOR
Türkiye genelinde kayıp kaçak oranı son 10 yılda yüzde 25’üen yüzde 14-15’e kadar düşerken, aynı başarı Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri’nde gösterilemiyor. Geçen yıl Dicle Elektrik’in sorumluluk bölgesinde kayıp kaçak oranı yüzde 75 iken Van Gölü Elektrik bölgesinde ise yüzde 65. Dicle Elektrik’te kayıp kaçak oranı bugünlerde yüzde 78’e çıkmış durumda.
Dicle Bölgesi’nde kaçak elektrik tüketimi 1 puan düşmesi halinde yaklaşık 30 milyon liralık kazanç ortaya çıkacağı hesaplanıyor
HDP'nin çağrısının ardından sokakları savaş alanına çevirenPKK'lıların ve
HDP'lilerin Adana'nın Seyhan ilçesinde maskeli halde silahlarla etrafa ateş açması
MOBESE'ler tarafından saniye saniye kaydedildi.
Hükümetin PKK ile barış sürecini “sivil” bir anlayışla, “güvenlik” boyutunu tamamen dışlayarak sürdürme arzusu, Genelkurmay’ı bile süreç dışında tutması, önü alınamaz gelişmeler ile karşı karşıya kalınma riskini, maalesef azaltmıyor, artırıyor.
Türkiye’nin birliği ve huzuru tabii ki her şeyden önce gelir.
Tabii ki kardeş kanı akmaması ve tek bir şehit bile gelmemesi herkesin ortak temennisidir.
Ancak bu yapılmaya çalışılırken, “çatışmadan savaşa dönüşecek” kanlı bir sürecin varlığı ihtimali de göz ardı edilmemelidir.
Barışa sonuna kadar “evet” ancak kalıcı barışın tesisine kadar güvenlik tedbirleri de eş zamanlı hesap edilmeli, alternatif stratejiler belirlenmeli ve icra edilmeliydi.
Zararın neresinden dönülse kârdır.
“Ortak akıl” lehte ve aleyhte muhtemel senaryolar için de işletilmelidir.
Büyük Türkiye mi Büyük Kürdistan mı?
Suriye’deki gelişmeler üzerinden kökleri çok eskilere uzanan iki farklı senaryonun çatıştığı söylenebilir.
Birincisi “Büyük Türkiye” senaryosu...
Suriye’de oluşturulan Kürt kantonları, kendi aralarında sınır temasına sahip olmadıklarından hayatta kalabilmek için esas itibarıyla Türkiye’ye bağımlı hale gelecekler.
Suriye parçalanırsa, bu bölgeler Türkiye’nin uyduları veya gevşek federasyonları haline gelecek. Ülkenin parçalanması halinde “kapalı kara devleti” Irak Kürt yönetimi de aynı şekilde Türkiye ile “gevşek konfederasyon” tarzı güçlü ilişkiler kurmak zorunda kalacak.
Son dönemdeki faili meçhul cinayetleri değerlendiren Hakkâri eski Emniyet Müdürü Tufan Ergüder, PKK'nın 10 Ekim’de güvenlik birimlerine sokağa çıkma yasağı ilan ettiğini söyledi. Ergüder, "Örgüt, bu cinayetlerle, kolluk kuvveti de, mahkeme de biziz mesajı veriyor" dedi.
Yorum