Sahi neredeydi o ülkücüler?
Ülkedeki hemen hemen her siyasî akım Cumhurbaşkanları, Başbakanlar çıkardı…
Bir tek Türk milliyetçileri çıkaramadı…
Milliyetçileri, ülkücüleri siyasetin ana unsuru, belirleyicisi olarak görmektense,
dolgu malzemesi, kafasından çok kasları çalışan, ihtiyaç duyulduğunda 'amele pazarından
toplanabilen' varlıklar olarak görmek isteyen anlayışa karşı gereken yapılmış olacak…
Ülkücüler hep cüzzamlı muamelesi gördü bugüne kadar… Yönetmesinler,
yönetmeye talip olmasınlar, 'otopark'la sınırlı ufukları olsun…
Ölmeye çağrıldıklarında koşa koşa gitsinler de yönetmek söz konusu
olduğunda hadlerini bilsinler!..
Rektör olmasınlar, yüksek mahkeme başkanı olmasınlar, *
genel müdür olmasınlar, bakan olmasınlar, bakan yardımcısı olmasınlar,
daire başkanı hatta mümkünse şube müdürü de olmasınlar…
Sermayeye hükmetmek ne demek, uzaktan bile bakamasınlar!..
Ama memleket dara düştüğünde "Nerede bu ülkücüler?"
sorusunun mutlaka muhatabı olsunlar!..
Bir de uzman onbaşı,
uzman çavuş,
özel harekâtçı olsunlar!..
Ölmeye gelince aranır ülkücüler, yönetmeye gelince değil... İsterler ki, Türk milliyetçiliği hep 'operasyonel' olsun, hep orada kalsın... Hep 'külfet'i taşısın... Ölüm riski, diğerlerine göre yüksek olan mesleklere nasıl da kabul ediyorlar ülkücüleri değil mi? Hem de adaletli, adaletli!..Ülkücüler... Ölüm riski olmayan işlerde 'referansları yetmeyen' yalnızlar ordusu... Yayladan gelmiş gibi kırmızı yanaklı 20'li yaşlardaki çocukların, ihale kovaladıkları, listeler tanzim ettikleri şımarıklar dünyasında ayakta kalmaya çalışan sahipsizler...
Ülkedeki hemen hemen her siyasî akım Cumhurbaşkanları, Başbakanlar çıkardı…
Bir tek Türk milliyetçileri çıkaramadı…
Milliyetçileri, ülkücüleri siyasetin ana unsuru, belirleyicisi olarak görmektense,
dolgu malzemesi, kafasından çok kasları çalışan, ihtiyaç duyulduğunda 'amele pazarından
toplanabilen' varlıklar olarak görmek isteyen anlayışa karşı gereken yapılmış olacak…
Ülkücüler hep cüzzamlı muamelesi gördü bugüne kadar… Yönetmesinler,
yönetmeye talip olmasınlar, 'otopark'la sınırlı ufukları olsun…
Ölmeye çağrıldıklarında koşa koşa gitsinler de yönetmek söz konusu
olduğunda hadlerini bilsinler!..
Rektör olmasınlar, yüksek mahkeme başkanı olmasınlar, *
genel müdür olmasınlar, bakan olmasınlar, bakan yardımcısı olmasınlar,
daire başkanı hatta mümkünse şube müdürü de olmasınlar…
Sermayeye hükmetmek ne demek, uzaktan bile bakamasınlar!..
Ama memleket dara düştüğünde "Nerede bu ülkücüler?"
sorusunun mutlaka muhatabı olsunlar!..
Bir de uzman onbaşı,
uzman çavuş,
özel harekâtçı olsunlar!..
Ölmeye gelince aranır ülkücüler, yönetmeye gelince değil... İsterler ki, Türk milliyetçiliği hep 'operasyonel' olsun, hep orada kalsın... Hep 'külfet'i taşısın... Ölüm riski, diğerlerine göre yüksek olan mesleklere nasıl da kabul ediyorlar ülkücüleri değil mi? Hem de adaletli, adaletli!..Ülkücüler... Ölüm riski olmayan işlerde 'referansları yetmeyen' yalnızlar ordusu... Yayladan gelmiş gibi kırmızı yanaklı 20'li yaşlardaki çocukların, ihale kovaladıkları, listeler tanzim ettikleri şımarıklar dünyasında ayakta kalmaya çalışan sahipsizler...

































Yorum