Cafe ELİT
Collapse
This topic is closed.
X
X
-

DİYARBAKIR'DA BOMBA SON ANDA FARKEDİLDİ!
Yorum
-

Ülkücü Bayır-Bucak Türkmen'lerinden, aynı zamanda Türkmen Dağı komutanı Alparslan Çelik geçtiğimiz günlerde adliyeye sevk edilmişti. Bununla ilgili Sabri Şenel'in makalesini dikkatlerinize sunuyoruz.
Yasaları istediği zaman rafa kaldırıp kuduz köpeklerin önünü açanlar Türkmen direnişinin sembol ismini yasal mazeretler arkasına sığınarak Ruslardan dolaylı özür zeminimi arıyorlar? PYD li PKK li bir sürü katil sınırdışında ve içeride uzun zamandır himaye görürken yasaları uygulamak mazlumun garibin yanında o dağlarda can pazarında Allaha tevekküle sahipsiz Türkmene destek verenleri sudan sebepler ile içeri tıkayıp suçtan aranıyorlardı demek çok hüzün vericidir.Madem aylardır niçin tutuklamadınız? Alpaslan Çelik yoksa düşen düşürülen Rus uçağının günah keçisimi ilan edilmiştir? Alpaslan Çelik garip çaresiz Türkmenlerin direnişinin yiğit bozkurtu olarak gònüllerde yer etmeye devam edecektir.Alpaslan Çelik gibi yiğitler gònüllü olarak o dağlarda polis asker katillerinin izini süren Türk milletinin kahramanlarıdır.Devlet yönetmek ufuk ister bilgi birikim tecrübe milli hafıza ister. Bunu beceremeyenler elinde ülke şamar oğlanına dòndü.Gelen giden bize çakıyor. PKK(PYD) ile 700 km komşu olduk. Alpaslan bunu uzatmanın önünde engellerden birisi olduğu için şeytan üçgeni ABD AB Rusya baskısına dayanamayıp kurbanmı edilmiştir? Alpaslanı içeri almak PYD li katillere Türkmen dağında yol vermek değilmidir?
Yorum
-
-

Nusaybin'de duvarlar bomba dolu!
Nusaybin'de terör örgütü PKK mensuplarına yönelik başlatılan operasyonda, tuzaklanan el yapımı patlayıcılar,
bomba imha uzmanları tarafından imha ediliyor. Nusaybin'de bu kadar çok şehit vermemizin başlıca sebebi
ise binaların EYP ile tuzaklanması!
Yorum
-

Çözüm sürecinde evlerin içlerine kadar girip, yüzlerce kiloluk bombaları tuzaklayan, hendekler kazıp, yolları mayınlayan PKK, hain eylemlerine devam ediyor.PKK'nın kırsaldan kentlere inen terörü karşısında güvenlik güçlerimiz çok zor şartlarda ve gönüllülük esasıyla mücadelelerini veriyor. Ancak bölgede (başta Nusaybin) yaşanan bazı gelişmeler Özel Harekatçıların tepkilerini artırmış durumda...
Yakın zamanda 15'ten fazla Özel Harekatçı tek kurşun sıkmadan, enkaz altında kalarak şehit düştüler.Arkadaşları, yaşanan bu acı olaylar karşısında tepkilerini dile getiriyor, yapılan operasyonlarda ciddi hatalar yapıldığına dikkat çekiyorlar. Bölgede kelle koltukta görev yapan özel harekatçılarla yaptığımız görüşmelerin tepkilerini madde madde sıralayalım.Yerel yöneticiler engelliyor, enkaz altında kalıyoruz
Evlerin içleri bombalı tuzaklarla dolu. İçeri giren arkadaşlarımız ne kadar dikkatli olursa olsunlar bu tuzaklara yakalanıyorlar. Evler genelde harap durumda... Gözle görülmesi mümkün olmayan misinalı bombalar bulunuyor. Dokunduğunuz an yüzlerce kiloluk bomba patlıyor. Bina yıkılıyor... Bombayla birlikte enkaz atında kalan şehit sayısı artıyor.
Hâlbuki bu evlerin tank, havan topu, obüs gibi ağır silahlarla vurulması ardından içeriye girilmesi gerekiyor. Ancak bölgedeki yerel yöneticiler (kaymakam) buna engel olup, "içeride sivil olabilir" diyerek müsaade etmiyor. Eğer sözleri dinlenmezse, Vali'ye şikayet edip, güvenlik güçlerine soruşturma açılıyor. Bu evlerin içlerinde siviller filan yok, neredeyse hepsi bombalanmış ve tuzaklanmış durumda...Birçok noktada cami minaresinden bile üzerlerine ateş açıldığını ifade eden Özel Harekatçılar, Silopi'de az şehit verilerek operasyonların çok daha başarılı olunmasının nedenini; "tanklara vur emri verilmesi" olarak yorumluyorlar.
Moralimizin ve birlikteliğimizin artırılması lazımZor şartlarda çalışan Özel Harekatçılar nerede operasyon varsa oraya gönderiliyor. Sur, Yüksekova ve şimdi de Nusaybin...
Ailesinden ayrılan bazı memurların 7-8 aydır evlerine hiç gidemedikleri gelen bilgiler arasında. Kendilerini ayakta tutan en büyük güç, vatan aşkı...
Sosyal medyada bazı kesimler tarafından yapılan algı operasyonlarından rahatsızlar.Öte yandan bu denli zor şartlarda görev yapan Özel Harekatçılardan bazıları 25 yıldır operasyonlarda...
Emekliliklerine 1-2 yıl kalan bazı isimler aktif olarak operasyonlarda yer almak yerine daha masa başı görevlere atanmak için dilekçe veriyorlar. Dilekçe verilen bu memurlara Emniyet Genel Müdürlüğü Özel Harekat Daire Başkanlığı'ndan teşekkür yerine "Dilekçe yazanlara, kuruma yeni alınan botlardan vermeyin" cevabı geliyor. Onca yıl hizmet etmiş kişilere verilen bu cevap özellikle genç memurları bir hayli etkiliyor.
Yeniden Çözüm sürecine dönülmesi
Başbakan Davutoğlu'nun önceki gün sarf ettiği "PKK, 2013'ün mayısına dönerse yeniden konuşabiliriz" sözleri adeta yıkım etkisi yapmış durumda.Özel Harekatçıların büyük bir çoğunluğu yeniden çözüm sürecinin başlama ihtimalinden korkuyor. Çünkü o dönemde kendilerine bizzat hükümet tarafından yapılan eleştiriler akıllarından hiç çıkmıyor. Operasyonlarda öldürülen teröristlerin birçoğunun cenazeleri bulunamıyor. Sağ kalan teröristler, bir kısmını götürüp, çeşitli noktalara gömüyorlar. 1-2 yıl sonra bu mezarları açtırtıp "İşte öldürülen masum halk" diye Özel Harekatçıları suçlu ilan edebilirler.
Jammer yok
Diyanet İşleri Başkanı'nı korumak için bile jammerlı (sinyal kesici) görevlilerin tahsis edildiği bir ortamda, güvenlik güçlerinin konvoylarında bu aygıtın olmadığı bildiriliyor. Bu yüzden uzaktan kumandalı saldırılarda şehit verilmeye devam ediliyor!Kaynak: Özel Harekatçılar tepkili! - Batuhan ÇOLAK
Yorum
-
Yüksekova'da gitar çantasında bomba düzeneği çıktı
Yüksekova'da, teröristlerce gitar çantası içine tuzaklanmış el yapımı patlayıcı düzeneği güvenlik güçleri tarafından imha edildi.
http://www.milliyet.com.tr/yuksekova...undem-2221678/
Yorum
-

Suç makinesi teröristi serbest bırakarak kaçmasını sağlayan Şırnak Hakimi
A. Ö.’nün FETÖ’yle ilişkisi tespit edildi.
Hakim’in, Ermeni asıllı dayılarının ise PKK/KCK bağlantıları nedeniyle
yargılandığı ortaya çıktı.
Yorum
-
-

MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, ABD ve İsrail'in gayrimeşru çocuğu PKK'nın siyasi sözcüsü olan Demirtaş'ın, MHP'ye dil uzatma cüretine sert tepki gösterdi. Yalçın, "Viraneler baronu Demirtaş'ın sözcüsü olduğu PKK, ABD ve İsrail'in gayrimeşru çocuğudur. HDP de o nesebi gayrisahih çocuğun eline verilmiş tehlikeli bir oyuncaktır. Türk milleti zamanı geldiğinde o oyuncağı Demirtaş'ın kafasında parçalamasını bilir" diye cevap verdi.
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı -İstanbul Milletvekili Prof. Dr. E. Semih Yalçın, ''PKK'nın siyasi kanadının eş genel başkanı Selahattin Demirtaş'ın, seçimler sonrasında sahte demokrat ve barış güvercini kisvesinden çabuk sıyrıldığı görülmektedir. Demirtaş denen şahıs yine yağıp gürlemiş, MHP'ye ve hareketimizin geçmişine dil uzatmıştır. MHP'nin Akp'nin kuyruğu olduğunu söyleyerek partimize hakaret etmiştir. Aynaya bakıp Faşizmi hatırlayan HDP'nin eş başkanı denen zat karanlık bir kaos baronu olduğunu çabucak göstermiş; Türkiye'yi metruk, yıkık ve virane bir binaya dönüştüreceği günleri hayal ederek uğursuz bir tonla çığırtkanlık yapmıştır. Daha da yetmemiş kendilerinin PKK'nın kravatlı ve mazbatalı uzantıları olduğunu görmezden gelerek meşrebine uygun saldırıda bulunmuştur'' açıklaması yaptı.
''BİZ, BUNLARIN İÇİNDE HANGİ İHANET ŞEBEKELERİNİN YUVALANDIĞINI, ASLINDA KİMLERE VE NİÇİN TAŞERONLUK ETTİKLERİNİ BİLİYORUZ''
Yalçın, ''Her şeyden önce asıl kirli geçmiş PKK'nın 1978'de Fis'te kurulduğu tarihten beri HDP'nin siciline kara leke olarak işlenmiştir.
O tarihten bu güne teröre hizmet eden Demirtaş ve hempaları, 'barışa ihtiyacımız var' diyerek, silahla, cinayetle, terör eylemleriyle sözde barış elde etmeye çalışmaktadır. Devlete karşı toplu kalkışma hazırlığına hız veren bu terör uzantılarının asıl amacı bu ülkede iç savaş çıkarmaktır. Selahattin Demirtaş'ın sözcülüğünü yaptığı katillerin Doğu ve Güneydoğu'daki bazı il ve ilçelerdeki kanlı eylemleri, evden eve tüneller, yollara ve sokaklara derin çukurlar kazmaları, sözde özerklik ilanları da bunu ispatlamaktadır.
Selahattin Demirtaş, partisi ve adlarına konuştuğu eli kanlı katiller ellerini Kürt kökenli vatandaşlarımızın yakasından çekmelidir! Demirtaş ve partisi, hele örgütü; asla onların temsilcisi değildir. Biz, bunların içinde hangi ihanet şebekelerinin yuvalandığını, aslında kimlere ve niçin taşeronluk ettiklerini biliyoruz. Adlarını ve sorunlarını kullanarak, evlatlarını birer ölüm makinesi hâline getirerek onlara ettikleri eziyet ve zulüm, yaşattıkları tarifsiz acı nasıl izah edilebilir'' dedi.
''ARTIK HDP'NİN 'TERÖRE BULAŞMIŞ' GERÇEK YÜZÜ TEKRAREN GÖRÜLMÜŞTÜR''
Yalçın, şunları söyledi: ''Türkiye zorla ayrışmaya sürüklenmek istenmektedir. Batılı ülkelerin PKK'ya sözde tepkisi ve özde gösterdiği hoşgörü ve himaye sayesinde eli kanlı katiller cinayetlerine devam etmektedirler.
Bu cinayetlerin sorumlusu başta Demirtaş-Yüksekdağ olmak üzere HDP ve avaneleridir. Artık HDP'nin 'teröre bulaşmış' gerçek yüzü tekraren görülmüştür. HDP'nin PKK ile illiyeti açıktır ve inkâr etmek şöyle dursun, sırtlarını terör örgütüne dayadıklarını ve devletin muhatabının hâlâ İmralı canisi olduğunu söyleyebilmektedirler.
O halde Demirtaş ve şakirtleri, MHP'ye dil uzatmadan önce ellerindeki kanı temizlemeli ve bunun hesabını verebilmelidirler.
Suçluluk telaşı içindeki iş birlikçi politikacıların genel davranış psikolojisi, siyasi rakiplerini karalama ve onlara çamur atma şeklinde tezahür eder. Suçlular aynı zamanda Demirtaş gibilerinde görüldüğü gibi yüzsüz ve pişkindirler.
Bu yüzsüzlükten cesaret alan Demirtaş, mazbatalı terörist uzantılarının dokunulmazlık dosyalarının TBMM'ye getirilmesini istememizden rahatsız olmuştur.
AKP-CHP, dosyaları getirelim mi? getirmeyelim mi? Diye tereddüt ederken MHP doğru olan çıkışı yapmıştır.
''DOKUNULMAZLIK KILIFININ ARKASINA SAKLANMALARI ACİZLİKTİR''
Çünkü HDP bu haliyle, Türkiye'nin önemli kentlerinde yasa dışı teşekkülleri vasıtasıyla hukuk sisteminin ve toplumsal barışın temeline dinamit koymaya devam etmektedir. Uyguladıkları 'hendek terörü' ile onlarca Sivas veya onlarca Maraş katliamını tekrar tekrar yaşatmışlardır.
Bugüne kadar kendisini ve örgütünün mensuplarını Vaşington ve Tel Aviv'in yemlediği yukarıda adı geçen bu karanlıklar baronunun son yemi, Brüksel'de verilmişti. Bu İmralı ayakçılarının ipi pazara çıktığında ve Kandil'in arkasına sakladıkları çirkin yüzleri ortaya serildiğinde dokunulmazlık kılıfının arkasına saklanmaları acizliktir.
Mecliste 500'ün üzerinde fezleke vardır. Bütün fezlekelerin görüşülüp karara bağlanması en az iki yıl alacaktır. O bakımdan AKP ve CHP gibi bunların hepsinin görüşülmesini istemek ipe un sermek anlamına gelmektedir ki bu da bölücü terör örgütüne ve HDP'ye zaman kazandırmaktan başka işe yaramayacaktır.
MHP prensipte yasama ve denetleme dokunulmazlığı dışında bütün dokunulmazlıkların kaldırılmasına karşı değildir. Ama bu kaos ortamında terörle mücadelenin bütün yönleriyle kararlı bir surette sürdürülmesi gerekirken fezleke tartışması, bu mücadeleyi aksatacaktır.
Milletvekili dokunulmazlığının, kamu vicdanının kabul edeceği makul esaslara bağlanması ve Türkiye Büyük Millet Meclisi içerisindeki yasama ve denetleme faaliyetlerinin dışında kalan hususlardaki dokunulmazlıkların kaldırılması gerektiğine inanmaktayız.
En doğrusu; öncelikle PKK'nın siyasi kanadını oluşturan sözde milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması, millî iradenin tecelli yeri olan TBMM'nin ve milletvekili mesleğinin terörizmin propaganda alanı ve vasıtası haline getirilmesinin önlenmesidir.
Arkasını terör örgütüne dayayarak Türk milletine kin kusan, iradesini Kandil'deki terör ve uyuşturucu baronlarına teslim eden, "Öcalan'ın iradesi, irademizdir." diyerek eli kanlı bebek katiline övgüler düzen, "PKK sizi tükürüğü ile boğar" diye Türk milletini ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni tehdide yeltenen sıracalılar şimdi MHP'ye saldırmakta gerçek dışı ithamlarla suçlamaktadır.
Şu husus hiç unutulmamalıdır MHP bağımsız ve bağlantısız bir siyasi harekettir. Hiçbir mahfilden emir almaz. Asıl HDP denen parti İmralı'nın alt komisyonu ve Kandil'in, İmralı'nın emir eri ve kuyruğudur. Bu haliyle HDP, Normalleşememiş, Türkiyelileşememiştir.
''VİRANELER BARONU DEMİRTAŞ'IN SÖZCÜSÜ OLDUĞU PKK, ABD VE İSRAİL'İN GAYRİMEŞRU ÇOCUĞUDUR''
'Çakma milliyetçi, Çin malı parti' tanımlamaları yaparak konuşan Demirtaş ve sözcüsü olduğu PKK'lı katiller güruhu pekiyi bilmektedir ki bizim milliyetçiliğimiz çakma değil; yüzde yüz yerli, vatanın ve milletin düşmanlarına set çeken bir milliyetçiliktir.
Türk askerine, polisine ve masum vatandaşlara kurşun sıkarak barıştan söz etmek gibi evlere şenlik bir politikayla PKK'yı pazarlamaya çalışan bu kaos baronu bilmelidir ki; sözcülüğünü yaptığı bölücü örgütün militanlarını bu millet; yeri ve zamanı geldiğinde kazık niyetine Türkiye'nin sınırlarına birer birer çakar. Türk milletinin varlığına, bütünlüğüne uzanan elleri kırar, dilleri de koparır. Daha da ötesi "taş üstünde taş, baş üstünde baş bırakmaz".
Bizim yerli malı, milliyetçiliğimiz HDP sözcülerinin bir yerlerine batıp acı verdiği içindir ki Demirtaş feryat etmekte, tepki vermektedir. Biz, kahrolası dilini MHP'ye uzatma cüretini gösteren bu kaos baronunun kendi kendine ötemediğini ve talimatla öttürüldüğünü biliyoruz.
Viraneler baronu Demirtaş'ın sözcüsü olduğu PKK, ABD ve İsrail'in gayrimeşru çocuğudur. HDP de o nesebi gayrisahih çocuğun eline verilmiş tehlikeli bir oyuncaktır. Türk milleti zamanı geldiğinde o oyuncağı Demirtaş'ın kafasında parçalamasını bilir.
Biz, Selahattin Demirtaş'ın bir yalancı pehlivan olduğunu biliyorduk. Şimdi yalancıların şahı olduğunu, utanmazlık ve yüzsüzlükte de eşi menendi bulunmadığını öğrendik.
Demirtaş boşuna nefesini tüketmektedir. MHP tabanı; onun sahte ve inandırıcılıktan yoksun bir üslupla birtakım siyasi ve edebi kavramların arkasına sığınarak bölücü terör örgütünün silahlı eylemlerine meşruiyet kazandırmaya çalıştığını iyi bilmektedir. MHP'liler; Demirtaş gibi pişkin, yüzsüz ve sıracalı PKK sözcülerini sevmezler.
Türk Devleti; bir şahıs veya zümrenin değil, milletindir. Devletin sahibi millettir. Millet; çeşitli bahanelerle devlete başkaldıran kafaları, barış adı altında toplumsal birlikteliği yok etmek için güvenlik güçlerimizi şehit eden kanlı elleri eninde sonunda kıracaktır.''
Yorum







Yorum