not defteri/dünya piyasaları

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • narada
    Haberci
    • 04 Mayıs 2009
    • 1737

    #61
    İNSÜLİN DEVİ YUNANİSTAN'DAN ÇIKIYOR

    İnsülin ilacı üretiminde dünyanın önde gelen şirketlerinden Novo Nordisk, bu ilacı Yunanistan'da piyasadan çekiyor.

    BBC'nin haberine göre, Danimarka merkezli Novo Nordisk çekilmenin gerekçesi olarak, ağır borç krizinden kurtulmak için sert tasarruf tedbirleri alan Yunan hükümetinin yayımladığı kararnameyle, bütün ilaçlarda yüzde 25 fiyat indirilmesi talimatı vermesini gösteriyor.

    Novo Nordisk sözcüsü, şirketin, Yunan hükümetinin fiyat indirimi kararının bu ülkede zarar etmesine yol açacağı için insülini Yunan piyasasından çekmeye karar verdiğini açıkladı.

    Sözcü, Yunan hükümetinin ilaç fiyatlarında mecburi yüzde 25 indirim kararının, diğer ülkelerin ilaç fiyatlarını belirlemede Yunanistan'ı referans noktası olarak aldığı için zincirleme etkisi olacağını da ifade etti.

    Yunanistan'daki şeker hastaları, şirketin bu kararı sonucunun ölümlere yol açabileceği uyarısında bulundular.

    Novo Nordisk sözcüsü, bu konunun insanları öldürmekle ilgisi bulunmadığını, şirketin piyasadan çekilecek insülin yerine şeker hastalığında kullanılan glükagon ürününü ücretsiz sağlayacağını söyledi.

    'VAHŞİ KAPİTALİST ŞANTAJ''
    Karara tepki gösteren Diyabet Derneği, şirketin kararını ''vahşi kapitalist şantaj'' ve ''şirketin sosyal sorumluluğunun ihlali'' olarak nitelendirdi.

    Yunanistan'da 50 binden fazla şeker hastası bu şirketin ürününü kullanırken, 10 yaşındaki şeker hastası Nephele'nin babası Pavlos Panayotacos, Novo Nordisk'in Başkanı Lars Sorensen'e kararı eleştiren bir yazıyı kaleme aldı.

    Panayotacos, ''Bir ekonomist olarak kar etmenin öneminin farkındayım, ancak sağlık hizmeti şirketin kar veya zararından daha önemlidir. Çok iyi bildiğiniz gibi Yunanistan şu anda korkunç ekonomik ve sosyal darboğazda bulunuyor ve siz uygunsuz bir zamanda vurdumduymaz bir tavır takınamazsınız'' dedi.

    Sorensen ise Panayotacos'a cevaben, ''bu, Yunan hükümetinin sizi ve bizi zor durumda bırakan sorumsuz finans yönetimidir'' ifadesini kullandı.

    Yunanistan, borcunu azaltma çabaları kapsamında muazzam ilaç faturasını azaltmak istiyor.

    Novo Nordisk, Yunan hükümetinin kendine 36 milyon dolar borcu bulunduğunu savunuyor.
    YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

    Yorum

    • narada
      Haberci
      • 04 Mayıs 2009
      • 1737

      #62
      Büyük Buhran'ı hatırlatan gelişmeler

      Sıfıra yakın faiz oranlarına rağmen ABD'de M3 para arzı 1929-1933 arasında görüldüğü gibi hızla daralıyor
      M3 arzı geçen yaz daralmaya başladı ve daralma hızı gittikçe artıyor.
      M3 arzı ABD ekonomisinin yönüne dair uyarı işareti olarak izleniyor ve bir yıla kadar varan bir sürede önceden yönü gösterebiliyor.

      Nisan'da para stoku 14.2 trilyon dolardan 13.9 trilyon dolara indi. Bu düşüş yıllık yüzde 9.6 daralmayı işaret ediyor. M3 para arzının düşmesi durgunluğun ötesinde deflasyon kaygılarını da artırıyor. Çekirdek enflasyon zaten 1966'dan bu yana en düşük seviyeye inmiş durumda.

      M3'deki düşüş Büyük Buhran'dan bu yana yaşanmamıştı. Bunun ağırlıklı sebebi, düzenleyici kurumların bankaların sermaye rasyolarını artırmaları ve riskli varlıkların azaltılması için baskı yapması. Böylece bankalar bilançolarını küçültürken ABD düzgün bir ekonomik iyileşme kaydedemiyor.

      - 30 Mayıs 2010 Pazar
      YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

      Yorum

      • narada
        Haberci
        • 04 Mayıs 2009
        • 1737

        #63
        yunanistan

        IMF’ye Yunanistan’da Herkül kuvveti lazım

        Yunanistan'a yardım edecek olan İMF'in bu ülkede işi, önceki benzer programlara kıyasla daha zor olacak


        Avrupa Birliği ile birlikte oluşturulan 110 milyar euroluk kurtarma paketi kapsamında Yunanistan'a yardım edecek olan Uluslararası Para Fonu'nun bu ülkede (IMF) işi, önceki benzer programlara kıyasla daha zor olacak.

        IMF, bundan 10 yıl önce Asya'da yaşanan finansal krizden sonra ekonomide yeniden yapılandırmayı sağlamak için en çok çaba sarf ettiği günleri yaşıyor. Fon, o günlerde büyük şirketlere küçülmeleri ve şube sayılarını azaltma karşılığında kurtarma yardımları sağlamıştı.

        Ancak Yunanistan'daki durum daha zorlu görünüyor. Çünkü, bu ülkenin yıllardır iş güvencesi, devlet düzenlemeleri ve hükümet desteğine alışmış olan halkının alınacak yeni tebbirleri kabul etmesi kolay olmayacak.

        İKİ UCU KESKİN KILIÇ

        Eğer Yunanistan, devletin müdahalesini kaldıracak ve verimliliği artırmak için gerekli iradeyi ortaya koyamaz ise borçlarını yeniden yapılandırmaya ya da euro bölgesinden çıkmaya zorlanabilir. Her iki senaryoda da, bölgenin diğer borçlu ülkeleri olan İspanya ve Portekiz'in benzer sorunlar ile karşılaşacağına yönelik korkuların fitili ateşlenir.

        FARKLI TARİFE GEREKİYOR

        İşin zor kısımlarından biri de IMF'nin, Yunanistan'da daha önce başka ülkelerin toparlanması için uyguladığı programların aynısını uygulayamayacak olmasında yatıyor.

        Bunun birinci nedeni, IMF'nin bu paketi AB ile birlikte sağlaması ve Avrupa Birliği'nin kaynağın daha fazla kısmını temin ediyor olması. Diğer taraftan, Yunanistan euro bölgesi üyesi olduğu için kendi faiz oranını ve döviz politikasını kontrol edemiyor.

        Durum böyle olunca, IMF'nin, Yunanlılara yatırımları artırmak için faizleri düşürün ya da ihracatınızı artırmak için devalüasyon yapın gibi öneriler ile gidemiyor.

        TEK ÇÖZÜM YOLU

        Geriye tek bir çözüm kalıyor. O da; Yunanistan'ın borçlarını ödemesine yetecek düzeyde hızlı büyümesi için ekonomisini daha çevik hale getirmesi. Bu da ancak satılan ürünlerin daha rekabet edebilir hale getirilmesi için ücretleri ve maliyetleri düşürmekten, on yıllardan beri süren düzenlemelerin kaldırılmasından ve devlete ait kuruluşların özelleştirilmesinden geçiyor.

        Atina Üniversitesi'nde uluslararası ilişkiler dalında eğitim veren Theodore Couloumbis, birçok Yunanlının IMF programını, kendilerini harcamaktan alıkoyacak "yasaklama düzeni" olarak gördüğünü söyledi ve "Biz Yunanlılar olarak gurulu insanlarız, dışardan gelen yasaklamalarla kısıtlanmaktan hoşlanmayız" ifadesini kullandı.

        HALKIN TEPKİSİ BÜYÜK


        Bununla birlikte, ülkenin içinde bulunduğu durumdan çıkmak için getirilen önerilere halk tarafından da büyük tepkiler gösteriliyor. Örneğin, AB bayrağı taşımayan gemilerin Yunanlı mürettabat çalıştırma zorunluluğu bulunmadan ülkedeki limanlara uğramasına izin veren kabotaj kanunlarını kaldırmak için yapılan öneriye karşı, ülkede denizcilik sektöründe çalışanların Pazartesi günü büyük çaplı eylem yapması bekleniyor.

        IMF: GENİŞ ÇAPLI KABUL VAR

        IMF Birinci Başkan Yardımcısı John Lipsky ise Yunanistan ile ilgili olarak yaptığı değerlendirmede, ülkede yaşayanların birçoğunun ekonomide köklü değişiklik gerektiğinin farkında olduğunu söyledi. Lipsky, "Bizim anladığımız kadarıyla [IMF ve AB] paketi her ne kadar çok büyük hevesle desteklenmese de, geniş kesim tarafından kabul görüyor" dedi.

        -31 Mayıs 2010
        YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

        Yorum

        • narada
          Haberci
          • 04 Mayıs 2009
          • 1737

          #64
          yunanistan

          Avrupa, Yunanistan'ı sırtından vuruyor

          Gırtlağa kadar borca batmasına rağmen Yunanistan silah alımına devam ediyor. En büyük tedarikçi de Almanya
          30 Mayıs 2010 Pazar Saat: 19:48 Ağır borç yükü altındaki Yunanistan'ın gayri safi yurt içi hasılasında (GSYH) savunma harcamaları önemli yer tutuyor. Borç krizinden çıkmak için sert tasarruf tedbirleri alan Yunanistan, savunmaya milyarlarca avro ayırmaya devam ediyor.

          AP'nin haberinde, iki komşu ülke Yunanistan ve Türkiye'nin savaş uçaklarının sıklıkla karşı karşıya gelmesinin gerginliği artırdığı, son zamanlarda azalsa bile Atina yönetiminin bu gerginliği büyük askeri harcamaların arkasındaki sebep olarak gösterdiği belirtildi.

          Yunanistan'ın, 2008 yılında GSYH'sinin yüzde 2,8'den fazlasını askeri harcamalara ayırarak, bu alanda NATO'da ABD'den sonra ikinci sırada geldiği, NATO verilerine göre Türkiye'nin ise aynı yılda askeri harcamalarının GSYH'sinin yüzde 1,8'ine karşılık geldiği kaydedildi.

          Belirli hizmet süresi bulunan savaş uçakları ve savaş gemilerinin maliyeti artmadan ya da teknoloji eskimeden önce değiştirilmesi gerekirken, ağır borç yükü altında bulunan ve finansal güçlük çeken Yunanistan gibi bir ülkenin, savunmaya niçin milyarlarca avro harcama ihtiyacı duyduğu konusunda birçok soru işareti bulunuyor.

          TASARRUFA ZORLAYANLAR SİLAH SATMAK İSTİYOR

          Finansal krizin pençesindeki Yunanistan'a, savunma harcamalarını azaltması yönündeki çağrılar giderek yükseliyor. Ancak ne gariptir ki borç krizinden çıkması için Yunanistan'ı sert tasarruf tedbirleri almaya zorlayan ve kurtarma planına destek veren ülkeler aynı zamanda kendi pahalı savaş uçakları ve gemilerini Yunanistan'a satmaya çalışmaktan da geri durmuyor.

          Avrupa Parlamentosu'nda Yeşil Grup Başkanı Daniel Cohn-Bendit, bu ay başında Paris'te düzenlediği basın toplantısında, Fransa ve Almanya liderlerini, finansal yardım konusunda anlaşmadan önce Yunanistan'ı kendi ülkelerinden silah alımı görüşmelerini sürdürmeye mecbur bırakmakla suçladı.

          Cohn-Bendit, ''Son üç ayda Yunanistan'ı onaylamaya zorladığımız birkaç milyar avroluk silah anlaşmaları var: Fransız fırkateynleri, helikopterleri, savaş uçakları, Alman denizaltıları. Bu ikiyüzlülük. Yunanların sırtından para kazanmak istiyoruz'' dedi.

          Fransa ile Alman hükümetleri hemen Cohn-Bendit'in suçlamalarını reddetti.

          Kriz emeklileri ve çalışanları olumsuz etkilerken, Yunanistan'ın askeri harcamaları ülkede de rahatsızlığa yol açıyor.

          Yunanistan Başbakan Yardımcısı Theodoros Pangalos, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Atina ziyareti sırasında Türk-Yunan İş Adamları Forumu'nda silahlanma konularına değinerek, ''İhtiyacımız olmayan her silah alımına zorlandığımızda milli utanç hissediyorum'' demişti.

          ALMANYA YUNANİSTAN'IN EN BÜYÜK SİLAH TEDARİKÇİSİ

          Yunanistan 40 savaş uçağına ihtiyacı olduğunu açıklarken, Yunanistan'a yardım paketine en fazla katkıyı sağlayan Almanya ve Fransa savaş uçağı alımı anlaşması için rekabet ediyorlar.

          Almanya Yunanistan'ın, Alman, İtalyan, İspanyol ve İngiliz şirketleri konsorsiyumu üretimi Eurofighter savaş uçaklarını almasını isterken, Fransa, Dassault şirketi yapımı Ragale savaş uçaklarını Atina'ya satmak için çabalıyor.

          Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsünün (SIPRI) Mart ayında yayımladığı rapora göre, Almanya Yunanistan'ın en büyük silah tedarikçisi oldu. Atina, geçen yıl silah alımlarının yüzde 35'ini Almanya'dan yaptı. Almanya, silah ihracatının yüzde 13'ünü Yunanistan'a yaparken, bu Yunanistan'ı Türkiye'nin ardından ikinci büyük tedarikçi konumuna getiriyor.

          Almanya Ekonomi Bakanlığının bu ay açıkladığı verilere göre, Almanya'nın 2008 yılında Yunanistan'a ticari ve silah ihracatının tutarı 199,6 milyon avroyu buldu.

          Fransa da Ege Denizi'nde devriye görevi yapan ve uluslararası görev gücü kapsamında deniz korsanlarına karşı düzenlenen operasyonlara katılan FREMM fırkateynlerinden 6 adet satmak için Yunanistan ile görüşüyor.

          Ayrıca Yunanistan'ın 2,7 milyar avro olduğu tahmin edilen fırkateyn programıyla Almanya, İspanya ve Hollanda da ilgileniyor. Bu ülkelerin Yunanistan'a yardım paketine destek veren ülkeler olması dikkat çekiyor.

          TÜRKİYE-YUNANİSTAN

          Bu arada Yunanistan Savunma Bakanı Evangelos Venizelos, Başbakan Erdoğan'ın Atina ziyaretinden önce yaptığı açıklamada, ''Türkiye ile Yunanistan arasında karşılıklı olarak silahların azaltılmasının ortak çalışmalar sonucunda mümkün olabileceğini'' söylemişti.

          The Economist dergisinin Atina'da düzenlediği konferansta konuşan Venizelos, Yunanistan'da ekonomik sıkıntıyı aşmaya yönelik önlemlerin ülkenin savunma alanındaki politikasını etkilemeyeceğini, ''Yunanistan'ın hayatta kalarak kalkınabilmesi için milli haysiyetin ve özgüvenin ön koşul olduğunu'' ifade etmişti.

          Venizelos, bu yıl savunma harcamalarının geçen yıla göre yüzde 25 azaltılmasının amaçlandığını da dile getirmişti.

          Atina ziyaretinden önce iki ülkenin savunma harcamalarını azaltma önerisinde bulunan Başbakan Erdoğan, Yunan devlet televizyonuna verdiği demeçte, ''iki ülkenin büyük savunma bütçesi olduğunu, bu harcamaların azaltılması ve paranın diğer amaçlar için kullanılması gerektiğini'' söylemişti.

          Başbakan Erdoğan Atina ziyaretinde de, ''sınırın diğer tarafında da Türklerin, çözülebilecek ve çözülmesi gereken politik çatışmalardan kaynaklı hayali tehditler nedeniyle ihtiyacı olmayan silahları satın aldığını'' belirtmişti.

          Merkezi Atina'da bulunan Güvenlik ve Savunma Analizleri Enstitüsü Başkanı Periklis Zorzovilis, ''Türkiye'nin Yunanistan ile ilişkilerinde önemli tavır değişikliği olmadığı sürece, Yunanistan'ın, komşusuyla ilgili politikasını gözden geçiremeyeceği'' görüşünü savunuyor.

          Avro Bölgesi ve Uluslararası Para Fonu (IMF) borç batağındaki Yunanistan'ın kurtarılması için 3 yıl süreli 110 milyar avro tutarındaki paket üzerinde anlaşmıştı.
          YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

          Yorum

          • narada
            Haberci
            • 04 Mayıs 2009
            • 1737

            #65
            Korkutan senaryo

            Avrupa’nın yaşadığı borç krizini ve etkilerini farklı görüşler tarafından tartışılmaya devam ediyor
            31 Mayıs 2010 Pazartesi Saat: 00:20 Piyasalarda Avrupa’nın yaşadığı borç krizini ve etkilerini farklı görüşler tarafından tartışılmaya devam ederken “ kriz bitti” yorumu yapan ekonomistlerin sayısı az değil.

            Avrupa ülkesi borsaları kadar diğer kıta ülke borsalarını da ciddi kayıplar yaşansa da iyimser görüşler hem AB -Euro Bölgesi hem de Euro ilgili sanıldığı kadar kaygılı değiller . Hatta dolar karşısında zayıflamaya devam eden Euro’nun Avrupa ihracatına olumlu katlı yapacağı ve Avrupa ekonomisinin daha hızlı toparlanacağını öngörüyorlar.
            Analistler, Avrupa’nın kur sayesinde ihracatta rekabet gücünü arttırmasının yanında krizin AB’ye mali disiplin ve birliği de getireceğini savunuyorlar.
            Bu görüşlerin yanında krize faklı bir açıdan yaklaşan kötümser analistler “ kriz bitti resesyon var” diyerek aslında işlerin o kadar da iyi gitmediğini henüz en kötünün yaşanmadığını belirterek ikinci dip uyarılarını tekrarlıyorlar.
            Krizine ekonomi dünyasına tanıttığı en ünlü isimlerden biri olan ve küresel krizi daha önceden tahmin ettiği için “kriz kahini” olarak bilinen Roubini, ikinci dibin Avrupa’da yaşandığını ve krizde ikinci aşamaya gelindiğini vurgulayarak şunları diyor :” Yunanistan aslında buzdağının görünen yüzü ve Euro Bölgesi ülkeleri de kendine doğru çekmeye devam edecek. 1 trilyon dolarlık pakette Avrupa’yı kurtarmaya yetmeyecek”
            Roubini gibi Avrupa’nın henüz gerçek krizle yüzleşmediğini düşünen analist sayısı da az değil. Analistler, yaşanan krizle birlikte Avrupa’nı n yeni bir anlayışla şekilleneceğini ve euronun dolar karşısında erimeye devam edeceği tahmininde bulunuyorlar .
            11 yıldır Avrupa’nın ortak birimi olan ve rezerv para birimi adayı olarak doların karşına çıkan euro nereye kadar düşebilir?
            En iyimser tahminler paritenin 1.16’ları göreceği. Ancak kötümser varsayımlar Avrupa’daki gelişmelerin olumsuz seyrini okuyarak bu beklentinin 0.80-0.50 bandına inebileceğini ihtimalinin göz ardı edilmemesi yönünde .
            Kötümser senaryolardan biri de Türkiye’den. Makine İhracatçıları Birliği Başkanı ve Makine Tanıtım Grubu Başkanı Adnan Dalgakıran’dan geldi.
            Gazeteport’a yaptığı açıklamada Adnan Dalgakıran, 21. yüzyılın öngörüsü zor bir yüzyıl olduğunu ve dünyada yeni bir ekonomik düzen oluşacağına yönelik tahminlerin giderek kuvvetlendiği söylüyor.

            DÜNYA 4 BLOK’A AYRILACAK
            Fabrikaların işletmelerin değil ülkelerin iflasının konuşulduğu ve dünyanın en büyük ikinci krizini yaşadığı bu yüzyılda gelecekle ilgili binlerce olasılığın söz konusu olduğunu dile getirerek sözlerini şöyle sürdürdü:” Dünya bundan sonraki süreçte ekonomik ve siyasi bakımdan 4 ayrı bloktan oluşacak. ABD, AB, Asya ve Afrika kıtası ve Türkiye’yi de içine alacak Ortadoğu. “
            Avrupa’da yaşana n sıkıntıların daha da kuvvetleneceğini ve Euro/Dolar paritesinin 0.80-0.50 aralığına gerileyebileceğini vurgulayan Dalgakıran, “Bu belki de en kötümser yaklaşım. Ancak olasılıklar içinde çok arka sıralarda değil.Bu olasılık gerçekleşirse piyasalar allak bullak olur. Bu aynı zamanda bu zaman kadar bütün ekonomik mantalitelerin yıkılması demek. Ve ekonomilerin “aptallaşması”demek olur. Dünya o zaman yeni ekonomik düzenden bahsetmek zorunda kalır” dedi.
            “2008 yılında bu yana yaşananlar da piyasaların yeni duruma direnç göstermesi ve uyum sağlayamaması “ diyerek konuşmasını sürdüren Dalgakıran, ekonomilerin toparlanmasının bu nedenle zaman alacağını söyledi.
            KRİZDEN ABD GÜÇLÜ ÇIKACAK AVRUPA ZORLANACAK
            ABD’nin güçlü ekonomisi, zengin petrol kaynaklarına sahip olması ve teknoloji üreten bir ülke olması nedeniyle krizden güçlenerek çıkacağını kaydeden Adnan Dalgakıran, son 10 yılda ABD’nin teknolojiye yönelik yatırımlarını yüzde 400 arttırdığına dikkat çeken Dalgakıran, bu oranın Avrupa’nın en güçlü ülkesi Almanya’da yüzde 50 olduğuna işaret ederek şunları söyledi:
            “Bu oran Almanya’nı tam 8 katı. Avrupa artık teknoloji üretmiyor, teknoloji satın alıyor.Avrupa’da üretim maliyetlerini etkileyen işgücü artık çok pahalı. Dolayısıyla ithal ürüne yönelik talebi daha yüksek. Ayrıca Avrupa artık gelebileceği en yüksek yere geldi. “.

            İŞLER TERSİNE DÖNDÜ ARTIK AVRUPA’NIN TÜRKİYE’YE İHTİYACI VAR
            Dalgakıran, son ekonomik ve siyasi gelişmelerin Türkiye’ye yönelik bakış açılarını değiştirdiğini ve artık Türkiye’nin Avrupa’ya değil Avrupa’nın Türkiye’ye ihtiyacı olduğunu dile getirerek, büyüyen ve gelişen Türkiye Avrupa’nın dikkatini çektiğini ve Avrupa’dan kaçan yatırımcılar için Türkiye’nin önemli bir liman geldiğini de sözlerine ekledi.
            Avrupa’nın büyümesinin diğer 3 bloktan daha yavaş ve sancılı olacağına da değinen Adnan Dalgakıran, bu süreçte Türk ihracatçıların dolarla ticaret yapan bölgelere yoğunluk vermeleri gerektiğini ifade ederek , “Uzakdoğu’dan ara malı alarak ihracat yapan firmaların gelişmelere yönelik alternatif stratejiler geliştirmek zorundalarr” dedi.
            Açıklamasında, Türkiye’nin Avrupa krizinde etkilenme riskinin henüz ortadan kalkmadığına da değinen Dalgakıran, “ İhracatçı firmalar kriz nedeniyle daralan pazarı ve düşük euro ile Avrupa’ya ihracatta zor günler geçirebilirler. Bu noktada pazar çeşitliliğine önem verilmesine ve rekabetçi yaklaşımlar öncelik taşımalı ve fırsatlar yaratılmalı. Dünyada artık kartlar yeniden karılıyor. Krizden yeni fırsatlar yaratmak sırası Türkiye’de” şeklinde konuştu.

            TÜRKİYE TEKNOLOJİ YATIRIMI YAPMALI
            Dünyada önemli bir siyasi güç olmanın ekonomik güçle bağlantılı olduğuna da işaret eden Dalgakıran, Türkiye’nin bu amaçla en kısa zamanda teknoloji üreten bir ülke haline gelmesinin zorunda olduğunu söyledi.
            Bu atılımın yapılmasında oldukça geç kalındığında vurgu yapan Adnan Dalgakıran, “ Bu konu ulusal bir konu ve siyaset ve partiler üstü bir konu. Eğer Türkiye küresel bir güç olacaksa bunu teknoloji üreten bir ülke olmak zorunda” dedi ve şöyle devam etti.” Buna en güzel örnek İspanya. Türkiye İspanya’dan bu konuda ders almalı. İspanya güçlü bir turizm ülkesi olmasında rağmen 10 yıldır teknoloji üreten ve satan ülke. “

            İŞSŞİZLİK VASIFSIZ İŞÇİ DE VAR, KALİFİYE ELEMAN AÇIĞIMIZ VAR
            gazeteport’un Türkiye’nin işsizlik sorununa yönelik sorusuna ise Dalgakıran şöyle cevap verdi:” İşsizlik dünyanın sorunu. Türkiye’de vasıfsız işçi de fazlalık var, kalifiye eleman da ise işsizlik rakamı kadar ihtiyaç sözkonusu. Türkiye’nin işsizlik sorununa bu açıdan bakması lazım. Türkiye artık emek işgücünün ucuz olduğu bir ülkede değil. Yabancı yatımcı artık ucuz işgücü için Türkiye’ye gelmez. Yatırımcıyı kalifiye insan gücü çeker. Nitelikli insan gücü Türkiye’nin dünyadaki rekabet gücünü arttırır”.

            Gazeteport
            YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

            Yorum

            • narada
              Haberci
              • 04 Mayıs 2009
              • 1737

              #66
              cayy
              YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

              Yorum

              • narada
                Haberci
                • 04 Mayıs 2009
                • 1737

                #67
                Roubini ürküten Avrupa ve ABD yorumu

                Roubini, Avrupa'nın sıfır büyüme, ABD’nin ise finansal sorunlarla karşı karşıya bulunduğu uyarısını yaptı

                Kriz kahini olarak bilinen ABD'li ekonomist Nouriel Roubini, euro bölgesinin sıfır büyüme, ABD’nin ise finansal açıdan problemli bir dönem ile karşı karşıya bulunduğu uyarısını yaptı.

                İsviçre'nin günlük gazetelerinden Tages-Anzeiger ile bir söyleşi gerçekleştiren Roubini, Avrupa'da yeni bir resesyon riski olduğunu söyledi.

                Aynı zamanda New York Üniversitesi'nde ders veren ekonomi profesörü, "En azından euro bölgesi için bu risk var. Büyüme [yüzde] sıfıra doğru düşecek. Bu gerçek anlamda bir resesyon olmasa bile, onun gibi hissettirecek. Yunanistan sadece buzdağının görünen kısmıydı" değerlendirmesini yaptı.

                ABD DUVARA ÇARPABİLİR

                Roubini aynı söyleşide ABD için ise, "ABD'liler de eğer şu anda gittikleri yolda devam ederlerse, aynı noktada duvara çarpacaktır" dedi.

                ABD'deki konut krizini en iyi şekilde tahmin edenlerden biri olduğu için 'Kriz kahini' olarak tanınan Roubini, ülkelerin borçların ödeyemez duruma gelmesi, euro bölgesinden çıkmaları için baskı görmeleri ve bankaların batma tehlikesi nedeniyle ikinci bir finansal kriz riski bulunduğu uyarısında bulundu.

                İspanya ve Yunanistan gibi ülkeler, büyüme konusunda herhangi bir gelişme sergileyememelerine rağmen, sermaye piyasalarından kaynak bulabilmeleri için harcamaları kısma ve vergileri artırma baskısı altında bulunuyor.

                ÜLKELER ÇIKMAZDA

                Eğer hükümetler, kemer sıkma önlemlerini erken uygulamaya koyarsa talebe ve toparlanmaya zarar verebilirler, ancak diğer taraftan geç kalırlarsa yüksek faiz ve enflasyonun yaratacağı yükle bir felaketi de tetikleyebilirler.

                Roubini bu noktada, tasarruf etseniz de etmeseniz de durumun iki açıdan da kritik olduğuna dikkat çekti.

                Ancak ünlü ekonomist, hükümetlerin bütçelerini dengeye kavuşturmak için güvenilir orta vadeli planlarla bağlı kalmalarıyla "bu zor durumun altından kalkılabileceğini" söyledi.

                Deflasyonist resesyon riski taşıyan bu politikalar diğer taraftan gevşek Avrupa para politikası ile desteklenerek, talebin teşvik edilmesi sağlanmalıdır.

                DÜŞEN EURO İHRACATI ARTIRACAK

                Roubini, euronun değerinde yaşanacak daha fazla düşüşün Avrupa'nın ihracat mallarındaki rekabet gücünü artıracağını ve Almanya'da ücretleri yükseltme fırsatı vererek içerde satın alma gücünü artıracağını söyledi. Kriz kahini bunun diğer euro bölgesi ülkelerinden yapılacak ihracatın da önünü açacağını belirtti.

                Ünlü ekonomist son olarak, önümüzdeki iki ile üç senelik dönemde, ekonomik durgunluk ve yüksek işsizliğin birlikte görüldüğü Japon modeli deflasyonun sürecinin, Avrupa ekonomisi üzerinde yarattığı riskin, enflasyona kıyasla daha fazla olduğuna dikkat çekti.

                - Reuters / 06 Haziran 2010
                YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

                Yorum

                • narada
                  Haberci
                  • 04 Mayıs 2009
                  • 1737

                  #68
                  Bahisler Avrupa’da ilk kimin düşeceği üzerine

                  Artık İngiltere ve Macaristan riskli ülkeler arasında. Yatırımcılar ilk kimin düşeceğini tartışıyor

                  Euro Bölgesi'nde büyüyen borç krizi, Avrupa'nın ortak para biriminin dışına da taşmaya başladı. Artık İngiltere ve Macaristan riskli ülkeler arasında. Yatırımcılar ilk kimin düşeceğini tartışıyor

                  Euro Bölgesi'nde yaşanan borç krizi giderek derinleşirken yatırımcılar; Yunanistan'dan sonra Avrupa'da hangi ülkenin düşeceğine ilişkin bahis oynuyor. Kemer sıkma paketleri açıklayan İspanya, Portekiz ve İrlanda'dan sonra geçen hafta Fransa ve İtalya'nın notunun düşeceği dedikodusu piyasaları sallamıştı. İngiltere'de yeni hükümetin 156 milyar sterlinlik bütçe açığını dizginleyip dizginleyemeyeceği merak ediliyor. Cuma günü ise kriz Euro Bölgesi'nin de dışına taştı ve Macaristan'dan tehlike sinyalleri geldi.
                  Breakingviews köşe yazarı Ian Campbell, Macaristan'ın kendini çabuk toparlayabileceği görüşünde. Campbell, "Kamu borcu gayrisafi yurtiçi hasılanın yalnızca yüzde 75'i. Bu Yunanistan ya da İtalya'ya göre çok daha düşük. Ancak Macaristan'ın zayıf olduğu nokta, İsviçre Frangı ve euro cinsi kredilerin miktarının yüksek olması. Forint değer kaybettikçe, Macarların borç yükü artıyor" dedi.

                  Gözler Lüksemburg’da
                  Kimin önce düşeceğinin ötesinde, kimin nasıl kurtulacağı sorusunun yanıtı için gözler hafta başında Euro Bölgesi maliye bakanlarının Lüksemburg'da gerçekleştireceği toplantıda olacak. Bakanların Euro Bölgesi'nde bir ülke borcunu ödeyemeyecek duruma gelirse devreye girecek 750 milyar euro’luk dev kredi teminat mekanizmasının detaylarına şekil vermesi bekleniyor.
                  Tabii böyle bir mekanizma İspanya, Portekiz ya da İtalya gibi ülkeler için can simidi olabilecekken Euro Bölgesi'nin dışında kalan İngiltere ve Macaristan için çok anlam taşımıyor. Macaristan'ın Euro Bölgesi'nde olmaması devalüasyona imkân verdiği için ülke yönetimine esneklik sağlıyor. İngiltere ise Avrupa'da bütçe açığı en yüksek ülke olsa da bu borcu çevirme gücünün yüksek olduğu inancı yatırımcılar arasında yaygın.
                  IMF'nin eski baş ekonomisti Simon Johnson ve Peter Boone "Baseline Scenario" adlı blogdaki nalizlerinde Fransa'ya ilişkin risklerin de yükseldiğine dikkat çekti. Uzmanlar, "Fransa ve Almanya'nın beş yıllık CDS'leri arasındaki getiri farkı 44 baz puana yükseldi. Fransa tahvillerinin alım-satımı da zorlaştı, bu güvenli limanda görmeye alışık olduğumuz bir durum değil. Bu durum Fransız siyasetçileri kızdırmıştır” değerlendirmesini yaptılar.

                  Dört haneli Dow Jones ekside açılış habercisi
                  Wall Street'te borsaların haftayı son dört ayın en düşük seviyesinde kapatması ve Dow Jones'un 10 bin puanın altına düşmesi, piyasaların haftaya iyimser başlangıç yapma ihtimalini zora soktu.
                  Analistler, 1.20'nin altına çekilen euro/doların Euro Bölgesi'ndeki borç krizi endişelerine bağlı düşüşünü sürdürmesi halinde piyasaların destek seviyesine tutunmakta sorun yaşayacağına dikkat çekiyor.
                  CNBC.com sitesine değerlendirmede bulunan Jurika, Mills ve Keifer ortaklarından Karl Mills, "Teknik destek seviyeleri nin bazılarını çok hızlı geçtik. Bundan sonrasına yön verecek olan Avrupa'ya ilişkin temel göstergeler. Yani CDS getiri farklarına, LIBOR'a ve kredi akışına bakacağız" dedi.

                  Macarlar ağız değiştirdi
                  Cuma günü borsalarda sert düşüşler yaşanmasına ve euro'nun dolar karşısında psikolojik 1.20 sınırının altına inmesine neden olan Macaristan, hafta sonu sinirleri yatıştırmaya çalıştı. Macaristan Devlet Bakanı Mihaly Varga, bazı siyasilerin ülkesinin Yunanistan'la aynı kaderi paylaşabileceğine ilişkin açıklamaların "abartılı" olduğunu söyledi. Varga, "CDS'i çok daha yüksek ülkelerle kıyaslama yapmak talihsiz. Bunlar, Macaristan'ın durumunu gerçekçi şekilde yansıtmıyor. Durumun kontrol altında olduğunu ve bütçe açığı hedefinin yakalanabileceğini söylemeliyim. Ancak hükümetin bunu sağlamak için önlemler alması gerekiyor" dedi.

                  Kredi derecelendirme kuruluşu Moody's de Macaristan'a ilişkin endişeleri gidermek üzere açıklamalar yaptı. Moody's'in Türkiye'yi de izleyen başkan yardımcısı Kristin Lindow, "Macaristan yeni Yunanistan değil. Ülkenin zora girdiğinde gerekeni yapma konusunda iyi bir sicili var" dedi.

                  Hükümetin pazartesi gününe kadar yeni bir ekonomik plan açıklaması bekleniyor. Macaristan, 2008 yılında Uluslararası Para Fonu'yla (IMF) kredi anlaşması yapmıştı. Böylece 1976'da İngiltere'nin ardından ilk kez bir Avrupa ülkesi IMF'nin kapısını çalmış oldu. Macaristan bugüne kadar IMF'den 10 milyar euro kredi kullandı.


                  - Milliyet / 06 Haziran 2010
                  YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

                  Yorum

                  • narada
                    Haberci
                    • 04 Mayıs 2009
                    • 1737

                    #69
                    G20'de mali teşviklere son kararı çıktı

                    Dünyanın önde gelen 20 ekonomisinin maliye bakanları hafta sonundaki zirvede, teşvik paketlerine verilen desteği geri çekme ve borç endişeleri nedeniyle bütçe açıklarını azaltılmasına daha fazla odaklanma kararı aldı.

                    Güney Kore'nin Busan kentinde düzenlenen ve merkez bankası başkanlarının da katıldığı zirvede, bankalara getirilmesi planlanan küresel vergi teklifi geri çekildi. Bu teklifin yerine, her ülkenin kendi şartları çerçevesinde en uygun yöntemi uygulaması kararı alındı.

                    Zirvenin resmi bildirisinde, yatırımcıların bazı ülkelerin kamu finansmanları konusunda güvenin azalması nedeniyle, artık genişleyici mali politikaların ekonomideki toparlanmayı desteklemesi için sürdürülebilir ve etkin olmadığı görüşüne yer verildi.

                    ÖNLEM ALMA ZAMANI

                    Bildiride, "Son yaşanan olaylar, mali açıdan sürdürülebilirlik sağlamak için sürdürülebilir kamu finansmanı ve kredibilitesi olan, büyümeyi destekleyecek tedbirlerinin alınması gerekliliğinin önemini ortaya koydu" ifadelerine yer verildi.

                    G20 ülkelerinin ortak bildirisinin devamında ise, "Mali zorluklarla baş etmeye çalışan ülkelerin konsolidasyon sağlama hızını artırmaları gerekiyor... Bazı ülkelerin 2010'da bütçe açıklarını azaltmaya ve mali çerçeve ile kurumlarını güçlendirmeye yönelik son dönemde yaptıkları açıklamaları memnuniyetle karşılıyoruz" denildi.

                    NİSAN’DAKİ ZİRVEDEN FARKLI

                    Güney Kore'deki zirvede alınan bu kararlar, Nisan ayında yapılan zirvede alınanlar ile kıyaslandığında önemli söylem değişiklikleri göze çarptı. Önceki zirvede, ekonomik "toparlanma özel sektör tarafından öncülük yapılıp daha güçlü hale gelene kadar" mali desteğin devam ettirilmesi görüşünde uzlaşma sağlanmıştı.

                    Toplantı sonrasın maliye bakanları görünümün değiştiğine vurgu yaptı. İngiltere'nin yeni Maliye Bakanı George Osborne, kaynak sağlamayı bu değişimin başlıca nedeni olarak gösterdi.

                    Fransa Maliye Bakanı Christine Lagarde da yaptığı açıklamada piyasa gerçeklerinin G20'nin politikalarını değiştirmede etkili olduğunu söyledi. Lagarde, "Kamu finansmanını yeniden düzenlenmesi büyük çoğunluk için öncelikli konu haline geldi. Daha az bir kesim, büyümeyi öncelikli konu olarak görüyor" dedi.


                    Diğer taraftan finansal sisteme getirilmesi planlanan reformların da tartışıldığı zirvede, küresel bankacılık vergisi konusunda uzlaşma sağlanamazken, bankaların olası krizlerde daha güçlü durmasını sağlayacak rezerv oranlarını artırma konusunda ise fikir birliğine varıldı.


                    - Financial Times / 6 Haziran 2010
                    YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

                    Yorum

                    • narada
                      Haberci
                      • 04 Mayıs 2009
                      • 1737

                      #70
                      OPEL'İN YARDIM TALEBİNE RET

                      Alman Ekonomi Bakanı Bruederle Opel'in yardım başvurusunu reddetti

                      Almanya Ekonomi Bakanı Rainer Bruederle General Mototros'un Opel için yaptığı 1 milyar euro tutarındaki yardım başvurusunu reddetti. ve "GM Almanya'daki iştirakini kendisi finanse etmeli" dedi.

                      Bakan konuya ilişkin açıklamasında "Ekonomi bakanı olarak ben Opel'e kredi garantisi vermeyi reddediyorum ve bunun kolay bir karar olmadığını da belirtmek istiyorum" ifadelerini kullandı.
                      YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

                      Yorum

                      • narada
                        Haberci
                        • 04 Mayıs 2009
                        • 1737

                        #71
                        ÇİFT DİPLİ RESESYON RİSKİ

                        Dünya bankası bazı ülkelerde çift dipli resesyon olasılığı konusunda uyardı.

                        Dünya Bankası, bazı ülkelerde çift dipli durgunluk yaşanma olasılığının gözardı edilmemesi gerektiğini söyledi. Konuya ilişkin bir rapor yayımlayan banka, yatırımcıların ülkelerin borçla mücadele çabalarına olan inancını kaybetmeleri durumunda ekonominin kötüye gidebileceğini kaydetti. Dünya bankası, Yunanistan'ın borç krizinin yayılacağına yönelik endişelerin şimdilik gelişen ülkelerin büyüme hızını etkilemediğini ifade etti.
                        YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

                        Yorum

                        • narada
                          Haberci
                          • 04 Mayıs 2009
                          • 1737

                          #72
                          bulgaristan

                          Bulgaristan'da kriz patlak verdi

                          Yunanistan'daki krizin Bulgaristan'a sıçrayıp sıçramamas tartışılırken 10 milletvekiline sadece 1 araç verildi
                          Bulgaristan parlamentosunda ekonomik kriz ile mücadele alanına alınan önlemler çerçevesinde kurum otoparkındaki araç sayısının azaltılmasına karar verildiği açıklandı.

                          Parlamento harcamaların azaltıltması amacıyla kurum otoparkına ait Mercedes markalı en eski 30 aracın ihalede satılacağı açıklandı. Toplam 240 sandalyeli parlamentoda sadece Başkanlık Divanı üyeleri ve Grup Başkanlarına makam aracı verilirken, diğer araçlar sıradan milletvekilleri arasında paylaşılacak.

                          Yeni kararların 1 Temmuzdan itibaren yürürlüğe girmesi ile birlikte 10 milletvekiline bir araç düşecek, bu aracın geçeceği aylık kilometre limiti ise 2500 kilometreye indirilecek. Parlamentonun yıllık bütçesine yaklaşık yarım milyon levalık (250 bin avro) tasarruf sağlaması beklenen önlem ise kimi milletvekillerin tepkisine neden oldu.

                          - finansgündem - 10 Haziran 2010
                          YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

                          Yorum

                          • narada
                            Haberci
                            • 04 Mayıs 2009
                            • 1737

                            #73
                            Dünya borsalarında toparlanma başladı. Japonya 1 nci çeyrekte %1.2 büyüdü. Çin'de Mayıs ayında ihracat %48 oranında arttı. Ünlü kredi kuruluşu Standard and Poor's, Yunanistan yakın vadede temerrüde (iflasa) düşmeyecek ve Euro bölgesi dağılmayacak, açıklamasını yaptı. Avrupa Merkez Bankası faizleri sabit tuttu. Başkan Trichet'in, (Euro bölgesinin bu yıl %1.3 büyümesini öngörüyoruz. Fiyat istikrarını sürdürmek için ne gerekiyorsa yapacağız, tahvil alımları sürecek) demesi olumlu algılandı. Amerika'nın dev yatırım fonlarından PİMCO'nun CEO'su Jim Rogers'a göre euro'daki erime durdu, borsalarda RALLİ başlayacak. IMF Başkanı Strauss Kahn da Avrupa'daki kamu finansman krizinin kontrol altına alındığını söyledi. Uluslararası yatırım bankası JP Morgan, son raporunda ABD'de hisse senetlerinin dipte bulunduğunu sert yukarı hareket başlayacağına vurgu yaptı.

                            BM'nin İran'a yaptırım kararında HAYIR oyu veren Türkiye'nin Amerika ile ilişkilerinde bir bozulma olmadı. ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Türkiye ve Brezilya'nın önemli bir rol oynamayı sürdüreceğini düşündüğünü, kaydetti. İtalya Dışişleri Bakanı Franco Frattini, ülkesinin Türkiye'nin AB üyeliğini destekleyen ülkelerin başında geldiğini belirterek, AB ülkelerinin bir an önce Türkiye'ye yönelik tutumlarında hangi hataları yaptığını düşünmesi gerektiğini söyledi. Citigroup Başkan Yardımcısı Hamid Biglari, Türkiye'yi oldukça olumlu değerlendirdiklerini belirtti. İMKB'de satış ağırlıklı bir açılışın ardından kapanışa doğru toparlandı. Endeks 55 bini destek yaparsa, 56 bin 200 puana kadar yükselebilir. BANKALARDA BÜYÜK YOĞUNLAŞMA YAŞANDI. Günün kapanışı 54 bin 861 puanla gerçekleşti. Haftanın son işlem gününde genelde satışlar etkili olur.. Ancak yurtdışında yükseliş havası ağırlaşıyor.

                            Avrupa Merkez Bankası Başkanı (Euro'nun değerini koruma kapasitesi var) dedi, euro/dolar paritesi 1.21 sente yükseldi. İyimser hava gücünü korursa, dolar 1.570 - 1.580 TL'ye dönebilir. Bireysel yatırımcılar yüksek fiyatları satış fırsatı olarak görüyor. Türkiye'den çıkan fonlar geri dönüyor yerli yatırımcıların 1,600 seviyelerinden döviz sattıkları görülüyor. Teknik olarak aşağı hareketin 1,5800 TL'nin altında kalıcı olması muhtemel. Kısa vadeli hedef tekrar 1,5600 TL olarak karşımıza çıkıyor. Dolara gün sonunda 1.587, Euro'ya da 1.920 TL ödendi.

                            Euro bölgesine yönelik belirsizliklerin azalması, altın satışlarını arttırdı. 1218 dolara inen ons burada tutunmaya çalışıyor. Bunu başaramazsa 1200 dolar dönebilir. Hisse senetlerine olan talep kalıcı hale gelirse, onsu kısa vadede 1197 dolarda görebiliriz. Kapalıçarşı'da 24 ayar külçenin gramı, 62 lira 50 kuruşa düştü.
                            YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

                            Yorum

                            • narada
                              Haberci
                              • 04 Mayıs 2009
                              • 1737

                              #74
                              AB, TÜRKİYE'YE BÜYÜK BİR SÜRPRİZE HAZIRLANIYOR
                              Almanya'nın hükümete yakınlığıyla bilinen liberal gazetelerinden Die Welt Türkiye'nin son dönemdeki dış politikasını ele alan bir dosya hazırladı.

                              Türkiye'nin batıdan uzaklaşarak radikal dinci gruplara yaklaştığını düşünen Avrupa Birliği, Türkiye'ye vize serbestisi ve önemli müzakere başlıklarını açmak için yeni bir strateji üzerinde çalışıyor.
                              Almanya'nın hükümete yakınlığıyla bilinen liberal gazetelerinden Die Welt Türkiye'nin son dönemdeki dış politikasını ele alan bir dosya hazırladı. Dosyada AB'li diplomatların Brüksel'de yeni bir Türkiye stratejisi üzerinde çok gizli bir çalışma yürüttükleri belirtildi.

                              Die Welt'in haberinde Avrupa Birliği'nin yıl sonundaki Türkiye Zirvesi'nde Türkiye'ye çok önemli tekliflerde bulunacağı iddia edildi. Türkiye'nin yeni stratejisi üzerine çalışan üst düzey bir AB'li diplomat, Türkiye'nin önem verdiği müzakere başlıklarını açacaklarını ve bu ülkeye vize muafiyeti getirileceğini söyledi. Türkiye'nin önemli bir uluslararası oyuncu olduğunu belirten AB'li diplomat, Türkiye'nin bu rolü Batı için de oynaması gerektiğini belirtti.

                              İSRAİL'İN GEMİ SALDIRISI İLİŞKİLERİ GERDİ

                              Die Welt'in hazırladığı dosyada Türkiye'nin son dönemde Batı'dan uzaklaşmasına İsrail'in Gazze'ye yardım götüren gemilere saldırarak 9 Türk'ü öldürmesinin sebep olduğunu ama Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkilerin bozulmasının geçmişinin 2008 yılına dayandığı belirtildi.

                              Türkiye, İsrail ile Suriye arasında dolaylı barış görüşmelerine önayak olduğu bir dönemde, İsrail Gazze'ye operasyon düzenlemiş yaklaşık 1500 Filistinliyi öldürmüştü. Operasyon öncesi dönemin İsrail başbakanı Ehud Olmert Türkiye'yi ziyaret etmiş ama Başbakan Erdoğan'a operasyonla ilgili en ufak bir ayrıntı vermemişti.

                              - hurriyet
                              YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

                              Yorum

                              • narada
                                Haberci
                                • 04 Mayıs 2009
                                • 1737

                                #75
                                Avrupa'da yukarı açılış bekleniyor

                                Avrupa borsalarının yükselişle açılması bekleniyor
                                16 Haziran 2010 Çarşamba Saat: 09:29 Avrupa hisse senedi piyasalarında artan yatırımcı güvenine bağlı olarak riskli yatırım araçlarına yönelik para girişinin artması ve piyasanın güne yukarı yönlü bir başlangıç yapması bekleniyor.

                                Bugün için IG Markets analistleri İngiltere FTSE endeksinin 45 puan artışla 5263, Almanya DAX endeksinin 32 puan artışl 6207 ve Fransa CAC endeksinin 31 puan artışla 3693 puandan güne başlayacağını öngörüyor.

                                Asya borsalarında da bugün güçlü bir yükseliş eğişimi gözleniyor. Emtia fiyatlarında yaşanan artışın ilgili sektör hisselerine getirdiği alımlar ve Japon Yeni'nin yaşadığı değer kaybının ihracatçı şirketlerin hisselerine getirdiği alımlar borsalara destek veriyor.
                                YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

                                Yorum

                                Working...
                                X

                                Debug Information