not defteri/dünya piyasaları

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • narada
    Haberci
    • 04 Mayıs 2009
    • 1737

    #46
    Borslarda şok düşüşler tekrarlanabilir

    Wall Street’te 6 mayıs’ta yaşanan ani düşüşün nedenini bir türlü bulamaması, kongrenin tepkisini çekti
    21 Mayıs 2010 Cuma Saat: 10:22 ABD’li yetkililerin Wall Street’te 6 mayıs’ta yaşanan ani düşüşün nedenini bir türlü bulamaması, kongrenin tepkisini çekti. Cumhuriyetçi Senatör Jim Bunning, düşüşün gerçek nedeninin ortaya çıkarılmaması halinde yatırımcıların piyasalara yeniden güven duymasının beklenemeyeceğini söyledi. Bunning, 6 mayıs’ta yaşananların tekrar yaşanabileceği uyarısında bulundu.
    YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

    Yorum

    • narada
      Haberci
      • 04 Mayıs 2009
      • 1737

      #47
      Cevap: not defteri/dünya piyasaları

      Piyasalar ‘Çıplak açık’ darbesi yedi


      Almanya’nın önceki gün, spekülatif hareketleri engellemek için Euro Bölgesi borçları ve bazı büyük finansal kuruluşların hisselerinin ‘çıplak açığa satış’ işlemlerine yasak getirmesi piyasaları karıştırdı.

      19 Mayıs Gençlik Bayramı nedeniyle salı günü kapalı olan İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) Avrupa piyasalarını 2 gündür içine alan satış dalgasına düştü. İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) yüzde 4.44 değer yitirdi. Dolar 1.60 lirayı aştı.

      Almanya ile sarsıldı

      Almanya’nın yaptığı açıklamanın hemen ardından, önceki gün satışlar hızlanırken, Euro dolar karşısında 1.21 seviyelerine kadar gerilemiş ve Avrupa borsalarında hızla değer yitirmişti. Ancak kapanışına doğru Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) piyasalara müdahale edeceği söylentileri toparlanma getirmişti. Bu beklenti ile Euro, dolar karşısında 1.24 seviyelerine güçlenirken, dün de Avrupa borsaları yükselişle açıldı. Gün ortasına kadar bu beklentiyle hareket eden küresel piyasalar, beklenen olmayınca Almanya’nın etkisine girdi ve satış hakim oldu.

      İMKB 2 günü yansıttı

      Önceki gün 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayram’ı nedeniyle tatil olan İMKB ise, sert düşüş sergiledi. Açılışta Avrupa borsalarının yönü yukarı olmasına rağmen İMKB Ulusal 100 Endeks’i kayıpla güne başladı. Avrupa borsalarının yönünün aşağı çevirmesi ve ABD borsalarında sert düşüşle, kayıp yüzde 4’e dayandı. Endeks 4.44 oranında değer kaybıyla 54.449 puandan günü tamamladı. Önceki gün Euro’nun dolar karşısında 1.21 seviyelerine kadar gerilemesiyle 1.59 liraya tırmanan dolar dün güne 1.57 lira seviyelerinden başladı. Euro’nun 1.24’e doğru hareketiyle gerileyen dolar 1.56 lira düzeyine kadar düştü. Günün ikinci yarısında yeniden değerlenen dolar 1.6070 liraya tırmandı. Gün sonunda bankalararası piyasada 1.6015 liradan işlem gören dolar, serbest piyasada 1.6020 liradan kapandı.

      Almanya: Piyasalar kontrolden çıktı denetime ihtiyaç var

      ALMANYA’nın diğer Euro Bölgesi ülkelerini uyarmadan çıplak açığa satışı yasaklamasının ardından, aldığı kararı “Euro tehdit altında. Eğer Euro çökerse, Avrupa çöker. Eğer başarılı olursak Avrupa daha güçlü olur” ifadesiyle savunan Almanya Başbakanı Angela Merkel’in ardından, Almanya Maliye Bakanı Wolfgang Schaeuble de piyasaların kontrol altına alınabilmesi için etkin düzenleme ve denetim gerektiğini söyledi. Schaeuble, “Piyasaların gerçekten kontrolden çıktığına eminim. Bu nedenle, adam akıllı çalışan bir piyasa mekanizması açısından, gerçekten etkin denetim, düzenlemeye ihtiyacımız var” derken, şunları söyledi: “Eğer risk ve ödüller tamamen dengesizse bir piyasa doğru dürüst çalışmaz. Şeffaflığa ihtiyacımız var. Modern teknoloji dikkate alındığında, ürünlerin standartlaştırılma-sına ihtiyacımız var. Tüm piyasa katılımcıları için şeffaflığa ihtiyacımız var.”

      Juncker: Dövizde müdahaleye gerek yok

      EUROGROUP Başkanı Jean-Claude Juncker, Euro’nun dolar karşısında 4 yılın en düşük seviyesine inmesi nedeniyle döviz piyasalarına acil bir müdahalede bulunulması ihtiyacı görmediğini ifade etti. Juncker, “Euronun acil müdahale konusu olduğunu düşünmüyorum. Otoriteler ne yapacağın iyi biliyor. Düşüşün hızının çarpıcı olması nedeniyle endişeliyim.”

      Yunanistan greve gitti adalarla bağlantı koptu

      YUNANİSTAN’da kamu ve özel sektör çalışanlarının, hükümetin kemer sıkma politikası ile sosyal güvenlik yasası tasarısını protesto etmek amacıyla başlattıkları 24 saatlik grev hayatı felç etti. Yunanistan Kamu Çalışanları Konfederasyonu (ADEDY) ile İşçi Sendikaları Federasyonu’nun (GSEE) çağrısıyla yapılan greve, kamu kuruluşları ve özel sektör çalışanlarının yanı sıra vergi daireleri, belediye, valilik, gümrük çalışanları, öğretmenler, avukatlar, devlet hastanelerinde görevli doktorlar, banka, elektrik daireleri ve toplu taşıma araçları çalışanları ile liman işçileri katıldı. Grev nedeniyle devlet dairelerinde hizmetlerde aksamalar yaşanırken, okullarda derslerin boş geçtiği öğrenildi.

      Euro tehdit altında değil Almanya gibi yasak koymayacağız

      ALMANYA’nın spekülatörleri devre dışı bırakmak için aldığı kararı eleştiren Fransa Maliye Bakanı Christine Lagarde, Euro’nun geleceğini tehdit altında görmediğini, Fransa’nın Almanya’yı takip etmeyip ‘çıplak açığa satışı’ yasaklamayacağını söyledi. Lagarde, “Tek taraflı kararlar, mali sorun yaşayan ülkeler için bono piyasalarında likidite sorununa yol açabilir” dedi...
      YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

      Yorum

      • narada
        Haberci
        • 04 Mayıs 2009
        • 1737

        #48
        abd / çin

        ABD Çin'den adil ticaret istiyor

        Çin'e çıkartma yapan ABD Hazine Bakanı Geithner, daha açık ve adil bir ticaret politikası istedi
        Çin'e çıkarma yapan ABD adil ticaret istiyor

        Kalabalık bir delegasyonla Çin'e çıkartma yapan ABD'nin Hazine Bakanı Timothy Geithner, Çin'e daha açık ve adil bir ticaret politikası geliştirmesi ve aralarında ABD'li iş adamlarının da bulunduğu yatırımcılar için şartları iyileştirmesi çağrısı yaptı.

        Geithner ve Dışişleri Bakanı Hillary Clinton liderliğinde, yıllık Çin ile Stratejik ve Ekonomik Diyalog zirvesi kapsamında Çin'e en kalabalık resmi ziyaretlerinden birini gerçekleştiren ABD heyetinden işbirliği yönünde mesajlar geldi.

        Geithner, iki gün sürecek olan zirvenin açılış konuşmasında, "Ortak çıkarlarımız büyümenin hem iki ülke hem de diğerleri arasında dengeli olarak görüldüğü daha güçlü ve dayanıklı bir küresel ekonomide yatıyor" dedi.

        İÇ TALEBİ ARTIRIN


        Hazine Bakanı, Washington'un tasarrufların ve yatırımların artması için ABD ekonomisini bir reform sürecinden geçirdiğini söyleyerek Çin'in de kendi büyüme modelini iç talebi ve tüketimi teşvik edecek şekilde reform etmesi çağrısında bulundu.

        Diğer bu yıl içinde daha önce, Çin'in para birimi yuanı dolar karşısında sabit tutması nedeniyle bu zirvede Asya devine baskı yapacağını çeşitli kereler ifade eden Geithner, bu açıklamalarıyla ilgili bir şey belirtmedi.

        ABD'de yasa koyucular ve bazı sektör temsilcileri, Çin'in uyguladığı zayıf yuan politikası nedeniyle küresel ticaret dengesinin bu ülke lehine avantaj sağladığını ve zirvenin bu konunun gündeme getirilmesi için avantaja çevrilmesi için baskı yapıyordu.

        Ancak ABD'li yetkililer, euronun son dönemde yaşadığı değer kaybı ve Çinlilere gösterilecek açık kızgınlığın bu ülkenin yetkililerinde siyasi tepki yaratma riski nedeniyle, Geither'ın taleplerini kapalı kapılar ardında dile getireceğini belirtiyor.

        - Wall Street Journal -24 Mayıs 2010
        YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

        Yorum

        • narada
          Haberci
          • 04 Mayıs 2009
          • 1737

          #49
          japonya

          Krizin yeni hedefi Japonya mı?

          Krizin ABD'de de yeniden canlanması endişelerine Asya'nın en büyük ekonomisi Japonya'da eklendi.
          25 Mayıs 2010 Salı Saat: 00:21

          Global krizin kara bulutları Avrupa'da henüz kalmamışken ekonomik depremin diğer Avrupa ülkeleri yanında ABD'de de yeniden canlanması endişelerine Asya'nın en büyük ekonomisi Japonya'da eklendi.

          Global krizden ABD ve Avrupa kıtası ülkelerinden kısmi olarak etkilenen ancak "büyük resesyon" boyunca büyümesini sürdüren Asya şimdi de kriz sıçraması nedeniyle tetikte.

          AB ve Avrupa Merkez Bankası'nın paketlerine rağmen piyasaların Avrupa'nın geleceğine yönelik endişelerin artması, Almanya'nın mali spekülasyonlara yönelik aldığı kararlar borsalardaki kaybın artmasına neden oluyor.

          Analistler, krizdeki büyüme trendlerine karşın yeni balonlarla karşı karşıya kaldığını dile getirerek özellikle Japonya'da ki gelişmelere dikkat çekiyorlar.

          Yatırımcıların, Japonya'yı yeni "mali bomba" olduğuna inanmaları nedeniyle Japonya'ya tahvili satın almakta ya da ellerindeki Japon tahvilleri bekletmekte isteksiz oldukları belirtiliyor.

          Japon Nikkei Borsası'nın geçtiğimiz aralık ayından bu yana en düşük seviyesi olan 9.693.07 puana gerilemesi ve geçen hafta yüzde 6.5 dğer kaybetmesi Japonya'ya yönelik endişeleri de arttırdı.

          İHRACATTAKİ DÜŞÜŞ SIKINTI İŞARETİ
          Global talep kaybı, Japonya'da 31 mart tarihinde sona eren bir yıllık sürede ihracatın bir önceki mali yıla göre yüzde 17.1 oranında rekor bir düşüş yaşayarak 59.014 trilyon yen olmasına neden oldu. İhracatta yaşanan gerilemede yüzde 27.5 ile rekor bir düşüş yaşayan Avrupa'ya yönelik ihracat etkili oldu. ABD'ye yönelik ihracat ise yüzde 22.7 oranında gerileyerek 9 trilyon 349 milyar yen oldu. Borsalarda en büyük kaybı ihracatçı şirketlere ait hisselerin olması da yatırımcıların Japon tahviline mesafeli durmasına neden oluyor.

          YEN DEĞER KAZANIYOR
          Japon yeninin dolar karşısında değer kazanmaya başlaması, ülkedeki bazı büyük ihracatçı şirketleri için sıkıntı yaratıyor. Dolar, Perşembe günü Kuzey Amerika’daki işlemlerde 88.95 yen seviyesine geriledi. Ancak Cuma günü biraz toparlanarak 89.89 yen seviyesine yeniden yükseldi. Dün ise günü yüzde 0.36'lık kazançla 90.47 'den kapattı.

          BORÇ KORKUTUYOR
          Analistleri böyle düşünmeye iten neden ise Japonya'nın yaklaşık 11 trilyon dolar olan kamu borcu oldu. 20 yıl boyunca ucuz borçlanan ülkede harcamaların artması, borcu da dönülmez bir noktaya ulaştırdı. IMF öngörüsüne göre Japonya'nın kamu borcunun GSYİH'ye oranı bu yıl yüzde 218'e, gelecek yıl yüzde 227'ye ve 2014'te yüzde 246'ya yükselecek.

          Japonya'nın Temerrüt riski 64 puana yükseldi.Verilerdeki olumsuzluk bu rakamlarla sınırlı değil. Ekonomik kriz ülkenin vergi gelirinin yüzde 27'sini buharlaştırdı. İhracat ve sanayi üretimi yüksek oranlarda düştü. Japon tasarruf sahiplerinin borçlanma hevesi ülkenin borçlarını kontrol altında tutarken, tasarruf oranının azalması Japon tahvillerinin faizlerini de yükseltiyor.

          Bu durum kamu borcunu artırıyor. 5 yıllık Japon tahvillerinde temerrüt riski yeniden 64 puana yükseldi. Analistler, "Borçları kontrolden çıkan Japonya'nın iflas etme olasılığı yüksek" diyen IMF eski başekonomisti Simon Johnson'a daha fazla hak vermeye başladı. Gelişmeler piyasaları endişelendiriyor.

          Analistleri, Japonya’nın şu anda yükselen ülke borcu krizi, değer kazanan para birimi ve hisselerin küresel piyasalardaki satış eğiliminden etkilenmesi gibi “zehirli bir kombinasyon” olarak nitelendiriliyor.
          YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

          Yorum

          • narada
            Haberci
            • 04 Mayıs 2009
            • 1737

            #50
            Euroda açık pozisyonlar geriledi

            Rekor seviyelere tırmanmış olan eurodaki açık pozisyonlar geçtiğimiz hafta kısmi bir düşüş yaşadı
            24 Mayıs 2010 Pazartesi Saat: 09:25 Cuma günü Scotia Capital tarafından yapılan açıklamaya göre salı günü sona eren bir haftalık sürede eurodaki açık pozisyonlar 16.3 milyar dolar oldu. Bir önceki hafta bu rakam 18 milyar dolar seviyesinde idi.
            Sözkonusu hafta içinde euro bir kaç kez son 4 yılın en düşük seviyelerine geriledi diyen Scotia Capital'in döviz piyasaları stratejisti Camilla Sutton, bazı yatırımcıların bu seviyelerin euro için dip seviyler olduğunu düşündüğün belirtti. Sutton piyasada volatilitenin çok yüksek olduğunu ve bu tip piyasalarda belirsizliklerin yatırımcıları kar realizasyonuna ittiğini de sözlerine ekledi.
            YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

            Yorum

            • narada
              Haberci
              • 04 Mayıs 2009
              • 1737

              #51
              ispanya

              KRİZİN YENİ İSMİ: İSPANYA

              Yunanistan'dan sonra Avrupa'da gözler şimdi İspanya'ya çevrildi. 15 milyar Euro'luk kemer sıkacak olan ülkeyi zorlu bir süreç bekliyor.

              İspanya, Yunanistan'ın durumuna düşmemek için gayret gösterirken, IMF, İspanya'ya ekonomik istikrar için reform çağrısı yaptı.

              IMF, İspanya'nın ekonomisini rekabetçi hale getirebilmek için sanayi, kamu finansmanı ve işgücü piyasasında geniş kapsamlı reformlar yapması gerektiğini belirtti.

              İspanyol ekonomisinin çok ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğuna dikkat çeken IMF, bu zorlukları şöyle sıraladı: İşlevsiz bir işgücü piyasası, patlayan konut balonu, büyük bütçe açığı, ağır dış borç yükü, zayıf üretkenlik artışı ve zayıf rekabet gücü.

              IMF, geçen yıl durgunluktan çıkmayan tek büyük Avrupa ekonomisi olan İspanya'nın orta vadede büyümeye geçeceğini öngördü. Dünya ekonomik görünüm raporunda İspanyol ekonomisinin bu yıl yüzde 0.4 daralacağı tahminine yer veren IMF, 2011 için yüzde 0.9 büyüme bekliyor.

              EN ÇOK İŞSİZLİK İSPANYA'DA
              İspanya, yüzde 20'yi aşan işsizlik oranıyla, Avrupa Birliği'nde işsizliğin en yüksek olduğu ülke. İspanyol hükümeti, işgücü piyasası reformu için mayıs sonuna kadar sendikalar ve iş dünyasından temsilcilerle görüşmeler yürütecek.

              15 MİLYAR EURO'LUK KEMER SIKACAK
              İspanya Başbakanı Jose Luis Rodriguez Zapatero, 12 Mayıs'ta açıkladıkları 15 milyar Euro'luk kemer sıkma programından, sendikaların tepkisine rağmen vazgeçmeyeceklerini belirtmişti. Zapatero hükümeti, geçen yıl yüzde 11.2 olan bütçe açığı/milli gelir oranını 2013'te yüzde 3'e indirmeyi hedefliyor.

              HER ŞEY EURO'YA GEÇİŞLE BAŞLADI
              İspanya'nın şu an içinde bulunduğu zor duruma zemin hazırlayan en büyük unsur, İspanya'nın 11 yıl önce 10 Avrupa ülkesi ile birlikte Euro'ya geçmesi oldu. Euro'ya geçişle birlikte İspanya'da faizlerin düşmesi, ülkede emlak sektörünün hızla canlanmasına yol açtı. Ancak son iki yıl içinde, 10 yıldır büyüdüğü için zaten bir düzeltme sürecine girmesi beklenen İspanyol emlak sektörü, finansal krizin etkisiyle tepe taklak oldu.

              Kamu harcamaları ve bütçe açığındaki artış, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik zorlukları daha da derinleştirdi.
              YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

              Yorum

              • narada
                Haberci
                • 04 Mayıs 2009
                • 1737

                #52
                Ayı rallisi sona erdi'

                Cazenove Capital stratejisti Griffiths, hisse senedi piyasalarında 1 yıldır süren rallinin sona erdigini söyledi
                Cazenove Capital stratejisti Robin Griffiths, hisse senedi piyasalarinda 1 yildir devam eden rallinin sona erdigini ve ayni zamanda emtia fiyatlarinda da duzeltme bekledigini soyledi. Katildigi bir TV programinda aciklamalarda bulunan Griffith, Ralli cok parlakti ancak bir ayi piyasasi rallisiydi. Simdi ise sona erdi dedi. Yukari yonlu hareketin kirildigini ve artik duzenli bir dusus beklendigini ifade eden analist, "Su an icin trendde risk yok. Nisan ayinda trendde risk vardi. Simdi eger bir ralli olursa yeni zirveler gorulmeyecek, yatirimcilar bunu satis firsati olarak gorecekler. Piyasada Nisan ayinda gorulen zirve noktalarindan Ekim ayina kadar yuzde 25 geri cekilme yasanabilir" yorumu yapti.


                Yaz aylarinda ralli mumkun

                Yaz ortasinda muhtemelen Temmuz-Agustos doneminde 4-6 haftalik bir rallinin daha mumkun oldugunu iddia eden Griffiths, "Ancak nihayetinde Ekim ayinda, genellikle oldugu gibi Ekim sonunda duzeltmenin son asamalari gorulecek" ifadelerini kullandi. Avrupa'da İngiltere ve Almanya borsalarinin 'iyi' olarak tanimlayan analist, diger Avrupa piyasalarinin acik sekilde kirilma yasadigini one surdu. Altinda da Haziran basinda gorulen seviyelerin uzerine cikilmasinin beklenmedigini belirten Griffiths, "Bakir, nikel, aluminyum ve diger benzer emtialar halihazirda zirvelerini yaptilar. Artik o seviyelerden gerilemeler yasanir" diye konustu.

                finans gündem - 25 Mayıs 2010
                YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

                Yorum

                • narada
                  Haberci
                  • 04 Mayıs 2009
                  • 1737

                  #53
                  yunanistan

                  AB ve IMF, Yunanistan'a baskı yapıyor

                  Yunan basınına göre AB ve IMF sosyal güvenlik reformu yapması için Atina'ya baskı yapıyor

                  Yunan basını, Avrupa Birliği ile Uluslararası Para Fonu'nun sosyal güvenlik reformu yapılması için Atina'ya baskı uyguladıkları değerlendirmesini yaptı.
                  Medya organları, Yunanistan Çalışma Bakanı Andreas Loverdos'un yaptığı açıklamaya göre, AB ve IMF'nin Atina'ya geçtiğimiz hafta ulaşan mektubunda, emekli maaşlarında 2015 yılı itibariyle düzenlemeye gidilmesi, emeklilik için 40 yıl çalışılması, erken emeklilikte yıllık yüzde 6 oranında cezai kesinti uygulanması, boşanmış, evlenmemiş veya dul kalmış olanlara verilen emekli maaşının azaltılması, kamu çalışanlarının kız çocuklarına bağlanan yetim maaşının kesilmesi, sosyal güvenlik fonlarının sayısının 3'e indirgenmesi'' şeklindeki birtakım talepleri gündeme getirdiğini kaydettiler.
                  Yunanistan'da, Loverdos tarafından geçtiğimiz haftalarda parlamentoda tartışmaya açılan sosyal güvenlik yasa tasarısı çerçevesinde ülkede, 2018 yılından itibaren emekli maaşlarında yüzde 7 kesintiye gidilmesinin beklendiği açıklanmıştı.
                  Yunan medyası, tasarı uyarınca, emeklilik maaşının hükümetin gelir politikası aracılığıyla tespit edilmeyeceğini, bundan böyle enflasyon, Gayri Safi Milli Hasıla (GSMH) ve sosyal güvenlik fonlarının durumlarının göz önünde tutulacağını duyurmuştu.
                  Tasarıya göre, emeklilik için 40 yıl çalışmak gerektiği, 60 yaşından önce kimsenin emekli olamayacağı da belirtilen haberlerde, 65 yaşın üstünde, sosyal güvenlikten yoksun tüm vatandaşlara 360 avro yaşlılık maaşı verileceği kaydedilmişti.
                  YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

                  Yorum

                  • narada
                    Haberci
                    • 04 Mayıs 2009
                    • 1737

                    #54
                    kore sorunu: tırmandırılıyor mu?

                    K. Kore: Tüm ilişkileri kesiyoruz

                    Kore yarımadasında gerginlik, Kuzey'in Güney ile ilişkilerini tamamen kestiğini açıklaması ile daha da tırmandı

                    Kuzey Kore'nin Güney Kore ile tüm ilişkilerini keseceğini açıklamasından sonra, yarımadada gerilim son on yılın en yüksek seviyesine çıktı. Kuzey Kore orduları da alarma geçirildi.

                    Teknik olarak hala savaş halinde bulunan iki ülke arasındaki gerginlik, uluslararası soruşturma komisyonunun raporunun, Güney Kore savaş gemisinin batmasına Kuzey Kore denizaltısından atılan torpidonun sebep olduğunu açıklamasından sonra arttı.

                    26 Mart'ta Kuzey Kore deniz hududu yakınlarındaki Baengnyeong adası açıklarında batan gemide 46 Güney Koreli denizci ölmüştü.

                    Pyongyang'ın dün geç saatlerdeki açıklaması, Güney Kore'nin askeri harekat dışında alabileceği en sert tedbirleri uygulamaya başlamasından saatler sonra geldi.

                    Güneyin tedbirleri propaganda savaşının tekrar başlatılması, ticaretin kesilmesi ve Kuzey'in kargo gemilerinin yasaklanmasını içeriyor.

                    2013'E KADAR TÜM İLİŞKİLER KESİLDİ
                    Kuzey Kore Barışçıl Yeniden Birleşme Komitesi, yaptığı açıklamada, Güney Kore Devlet Başkanı Lee Myung-bak'ın görev süresi 2013 başında dolana kadar bu ülkeyle tüm ilişkileri keseceğini bildirdi.

                    Açıklamada ayrıca, Kuzey Kore'nin sınır kasabası Kaesong'daki sanayi bölgesinde çalışan Güney Koreli görevlilerin işten çıkarılacağı ve Güney Kore gemi ve uçaklarının toprakları üzerinden geçmesinin yasaklanacağı duyuruldu.

                    BU DAHA İLK AŞAMA
                    Güney'in psikolojik savaşına karşı saldırıya geçeceğini bildiren Pyongyang, bunların, Seul'e karşı aldığı cezai tedbirlerin "ilk aşaması" olduğunu belirtti.

                    Gemiyi batırdığı iddiasını kabul etmeyen Kuzey Kore, misillemenin savaş çıkmasına yol açacağı uyarısında bulunmuştu.

                    İLİŞKİLER İKİ YILDIR GERGİN
                    Bu arada Güney Kore ordusu bugün, Kuzey Kore askerlerinin olağanüstü hareketi olduğu yönünde işaret bulunmadığını bildirdi.

                    Güneydeki bir izleme ajansı, Kuzey Kore lideri Kim Jong İl'in orduya savaşa hazır olma emri verdiğini iddia etmiş, ancak bu haber de Güney Kore yetkililerince doğrulanmamıştı.

                    İki ülke arasında Koesong sanayi bölgesi dışında pek ekonomik ilişki bulunmuyor. İki ülke arasındaki ilişkiler, Güney'in muhafazakar başkanı Lee Myung-bak'ın 2008'de iktidara gelmesinden sonra bozulmuştu.

                    Yine de siyasi uzmanlar, iki Kore'nin aralarındaki mevcut gerginliği savaşa döndürmesini pek ihtimal dahilinde görmüyor.

                    Güney Kore, geminin batmasıyla ilgili olarak Kuzey Kore konusunun BM Güvenlik Konseyine getirilmesini istiyor.

                    ABD GÜÇ GÖSTERİSİNE YARDIM EDECEK
                    Bu arada ABD ve Güney Kore, Kore yarımadası açıklarında iki tatbikat yaparak Kuzey Kore'ye karşı güç gösterisinde bulunmayı planlıyor. ABD'nin Güney'de 28 bin 500 askeri bulunuyor.

                    İki ülke, 1950-53 Kore savaşından sonra barış anlaşması imzalamadıkları için teknik olarak savaş halinde bulunuyor.

                    -26 Mayıs 2010 Çarşamba Saat: 10:49
                    YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

                    Yorum

                    • narada
                      Haberci
                      • 04 Mayıs 2009
                      • 1737

                      #55
                      mecburiyetten değişim...

                      Avrupa'daki krize karşı hazırlıklı mıyız?

                      Avrupa'nın büyük ülkeleri dünyada nasıl bir ekonomik ve politik güç dengesi oluşacağının yıllar önce farkına vardı.
                      26 Mayıs 2010 Çarşamba Saat: 02:04 ABD liderliğinde Kuzey Amerika'nın ve Çin liderliğinde Asya'nın dünyanın iki büyük ekonomik gücü olacağını ve eğer Avrupa'da bir güç birliği sağlayıp üçüncü bir blok haline getiremezlerse yarışta çok geriye düşeceklerini gördüler. Bu durum yıllar sonra Goldman Sachs ekonomistlerinin yaptığı çok ünlü referans çalışmayla herkes tarafından da kabul edilir hale geldi. Buna göre 2050 yılında bugün dünyanın en büyük 10 ekonomisi içindeki Avrupa'nın üç büyüğü, yani Almanya, Fransa ve İtalya ilk 10'un dışında kalacaklardı (Grafik 1). Avrupa'yı üçüncü bir güç bloğu yapmak için Almanya, Fransa ve İtalya gibi 3 büyüğün liderliğinde Avrupa Birliği adıyla Avrupa Birleşik Devletleri'ni kurmaları gerekliydi. Zamanla yanlarına küçük Avrupa ülkelerini de alıp bunların demografik avantajlarından faydalanarak ekonomilerine dinamizm kazandırmayı amaçladılar.

                      Bu güce ulaşabilmek için ABD benzeri parasal, mali ve politik bir birliktelik sağlamaları gerekiyordu. Politik birliktelik tüm üyeler nezdinde siyasi yaptırımı olan başkanıyla, parlamentosuyla tek bir siyasi otorite kurabilmekti ama Avrupa'daki etnik ve kültürel farklılıklar bir türlü bu yapıyı istenen şekilde oluşturamadı. Avrupa Komisyonu ve Parlamentosu gibi önemli yapıları kurdular ama bunlar bir türlü ülkeler üstü etkinliğe ulaşamadı. Bu siyasi zorluk parasal ve mali birliktelikle aşılmaya çalışıldı. Euro ve Avrupa Merkez Bankası (ECB) ile parasal, Maastricht kuralları ile mali birliktelik sağlanmaya çalışıldı. Bunlar sayesinde zamanla politik birliğin de istenen etkinliğe ulaşabileceği ümit edildi.

                      İtibar sembolü Almanya Merkez Bankası Bundesbank'ı temel alıp mirasından faydalanan ECB, ülkeler üstü bir konumda bağımsız hareket edip enflasyona karşı sert tutum takınarak yıllarca parasal birlikteliğe (yani Euro'ya) önemli bir destek verdi. Ama aynı beceri mali birliktelikte gösterilemedi. Euro ve ECB ile para ve kur politikaları imkânları ellerinden alınan bazı ülkeler büyümek ve istihdam oluşturabilmek için bütçe politikalarına yüklenip Maastricht kurallarını ihlal etmek zorunda kaldı. Güçlenen Euro'nun ekonomilerine getirdiği rekabet dezavantajını bütçe açıklarıyla telafi etmeye çalıştılar. Örneğin, Yunanistan bu kurallardan biri olan bütçe açığının GSYH'nin yüzde 3'ünü geçmemesi kuralını son 10 yılda tam 9 kere, benzer konumdaki Portekiz ise 5 kere ihlal etti. Bu süreçte üç büyükler Euro ve ECB'nin itibarına fazla güvendi ve bu mali birlik ihlallerine yaptırım uygulamadı. Böyle bir yaptırımı uygulayacak ECB benzeri bağımsız bir 'Borç Komisyonu' yoktu. Çünkü bu aslında büyüklerin işine gelmiyordu. Büyükler bu bütçe açıkları ile ekonomilerine alım gücü desteği meydana getiren küçüklere ihracat yaparak da ekonomilerinde istihdam oluşturuyorlardı. Daha da ilginci, bu süreçte İtalya 6 kez, Fransa ve Almanya 5'er kez yüzde 3'ün üzerinde bütçe açıkları vererek kendileri de bütçe açığı limitlerini ihlal etti. Almanya ihracat yaparak istihdam oluşturduğu Yunanistan'ın uzun süre yüksek bütçe ve cari açıklarla bu ithalatını finanse edebilmesini Alman bankaları üzerinden devlet tahvillerini satın alarak ya da turist göndererek mümkün hale getirdi.

                      Lale Devri'nin sonu

                      Herkesin mutlu olduğu bu dönemde ihlalci küçük ülkelerin kamu borçları sürekli arttı. Dünyada likidite bolken, Almanya ve Fransa bankaları hem de düşük getiriyle Yunanistan, Portekiz, İspanya gibi ülkelere devlet tahvili üzerinde fonlama yaparak çarkları döndürdü. Ama global krizle birlikte dünyanın ve Avrupa'nın fonlama imkânları azalınca parasal birlik, yükü tek başına kaldıramamaya başladı. Yıllarca göz ardı edilen mali kuralların değeri anlaşıldı. Politik birlikteliğin olmaması Avrupa'nın çabuk ve ortak karar almakta ne kadar yetersiz olduğunu gösterdi. Krize aniden yakalanan ABD bile uzun süre yaşananları görüp hazırlık yapma imkânı olan Avrupa'ya oranla çok daha çabuk ve etkili radikal kararlar alabildi (çünkü ABD'de politik birliktelik vardı). Almanya uzun süre Yunanistan'a yardım etmemek için direndi çünkü Alman politikacılar oy verenlerin tepkisinden çekindi. Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy, Almanya Başbakanı Merkel'e Euro'dan çıkma tehdidinde bulununca Almanya yardıma yanaştı ama büyük ihtimalle ECB başkanlığını gelecek yıl Fransız Trichet'ten Alman Weber'e geçirterek karşılığını da aldı. AB'nin en itibarlı kurumu ECB politikacılar arasında şamar oğlanına dönerek bir gün önce söylediğinin ertesi gün tersini yapmak ve Euro'nun itibarını ayaklar altına almak zorunda kaldı. Politik çekişmeler Almanya'nın sırf oy verenleri memnun etmek için tek başına getirdiği göstermelik finansal kısıtlamalarla had safhaya ulaştı (göstermelik çünkü bu yasakların getirildiği işlemlerin çok azı Almanya regülatörü BAFIN'in sözünün geçebildiği yerlerde yapılıyor).

                      Şimdi ne olacak?


                      AB'nin önünde iki seçenek var: Ya sorunlu ülkeler, problemlerini çözdükten sonra geri dönmek üzere Euro'dan en azından geçici bir süre çıkıp, gerekirse yeniden borç yapılandırmasına gidecekler ya da Avrupa'da bütçe politikaları ciddi biçimde uzun süre sıkılacak. Görülen o ki, AB ilk başta ikinci seçeneği deneyecek. Bu amaçla Yunanistan'dan Portekiz'e, İrlanda'dan İspanya'ya ve hatta sorunlu ülkelerin içinde adı geçmeyen Danimarka'ya kadar birçok ülke çok ciddi bütçe tedbirleri açıkladı. Hatta Alman Maliye Bakanı Schauble olayı her Euro Bölgesi (yani Euro kullanan) ülkenin bütçe tasarılarını kendi parlamentolarından önce AB'den onaylatmalarını isteyecek kadar ileriye götürdü. Bu tedbirlerin özellikle kısa vadede ihracat üzerinde büyümeye bir desteği olmayacak ve bölgedeki tüketim dinamiğini ciddi şekilde baltalayacak. Sadece Euro Bölgesi değil, bunun dışında kalan Avrupa ülkelerinin tüketimleri de bu mali sıkılaşmadan dış ticaret ve finansmanı üzerinden olumsuz etkilenecek. Dünya yavaş yavaş krizden çıkarken Avrupa uzun süre geriden gelecek.

                      Türkiye gerekli tedbirleri aldı mı?

                      AB, Türkiye'nin en önemli ihracat pazarı olduğuna göre konu Türkiye açısından çok önemli. Ne Avrupa'nın Türkiye'den ithalat talebi ne de ihracatın finansmanı uzun süre eskisi gibi olabilecek. Son yıllarda önemli adımlar atsa da ihracatında hâlâ AB bağımlılığından kurtulamamış olan Türkiye acaba buna ne kadar hazır (Grafik 2)? Acaba otoritelerin bu konuda yumurta kapıya gelmeden yapmış oldukları bir hazırlık var mı? Acaba Merkez Bankası para politikasında enflasyonu önceliğinde tutarken böyle bir dönemde en fazla ihtiyaç duyulacak kur desteğini (özellikle Euro tarafında) ne kadar sağlayabilecek? Acaba Türkiye'nin büyük ihracatçıları, Avrupa'daki 2-3 yıla uzayabilecek bu sorunu ne kadar açık ve net görüyor ve verimliliği artırmak, birim maliyetleri düşürmek ya da ihracat potansiyellerini başka pazarlarda değerlendirmek için ne tedbirler alıyor?

                      saruhan özel - zaman
                      YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

                      Yorum

                      • narada
                        Haberci
                        • 04 Mayıs 2009
                        • 1737

                        #56
                        italya

                        Italya maliye bakani: Avrupa, politik ve sosyal modelini degistirmeli

                        -matriks-
                        YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

                        Yorum

                        • narada
                          Haberci
                          • 04 Mayıs 2009
                          • 1737

                          #57
                          Euro'dan çılgın kaçış

                          Yunanistan’la başlayan ve İspanya ile İtalya üzerinden yayılması beklenen kriz Euro’yu vurmaya devam ediyor
                          Birkaç ay önce 1,50’nin üzerinde olan Euor/Dolar paritesi 1,22’lere düştü.
                          Ekonomistler Yunanistan’daki krizin nasıl çözüleceği sorusuna şu cevabı veriyor:

                          Yunanistan harcamaları kıssa bu defa ekonomi duracak. Kendi parası olmadığı için Euro’yu devalüe edemiyor. Euro’dan da çıkamıyor. Bu durumda Avrupa merkez bankasının faiz indirmesi söz konusu olabilir.

                          Faiz indirmi gerçekleşirse Euro dolar paritesindeki Euro aleyhine yaşanan düşüş daha da sert bir hal alabilir.

                          Hürriyet / 26 Mayıs 2010
                          YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

                          Yorum

                          • narada
                            Haberci
                            • 04 Mayıs 2009
                            • 1737

                            #58
                            Hedge fonlar petrolden kaçıyor

                            Hedge fonlar, ham petroldeki pozisyonlarını son 8 ayda görülen en hızlı şekilde boşalttılar
                            Avrupa'daki borc krizinin enerji talebini vuracagi endiselerinin ham petrol fiyatlarini asagi cekmesine bagli olarak hedge fonlar, 18 Mayis haftasinda petroldeki pozisyonlarini son 8 ayda gorulen en hizli sekilde indirdiler. New Yok Mercantile Exchange'de 18 Mayis haftasinda hedge fonlarin ham petrolde vadeli ve opsiyon net uzun pozisyonlari 89.335'e dustu. Bu 29 Eylul'den bu yana gorulen en buyuk dusus oldu.

                            -26 Mayıs 2010 Çarşamba Saat: 12:55
                            YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

                            Yorum

                            • YORUMCU
                              Çalışkan
                              • 26 Kasım 2008
                              • 1296

                              #59
                              petrol destek arıyor.
                              Paylaşacak dostlarınız yoksa iyi şeylere sahip olmanın bir zevki de yoktur.

                              Silgi kullanmadan resim çizme sanatına hayat denilmektedir. - John Christian

                              Yorum

                              • narada
                                Haberci
                                • 04 Mayıs 2009
                                • 1737

                                #60
                                'S&P 500'DEKİ DÜŞÜŞ ÇÖKÜŞÜN BAŞLANGICI'

                                S&P 500 endeksinde son 1 ayda yaşanan yüzde 12'lik düşüşün çöküşün baslangıcı olduğu belirtiliyor

                                Torontolu hedge fon yoneticisi Eric Sprott, S&P 500 endeksinde son 1 ayda yasanan yuzde 12'lik dususun cokusun henuz baslangici oldugunu ve gelecek yil icinde endeksin 2009'un en dusuk duzeylerine inmesinin mumkun oldugunu soyledi. 10 Mayista aciklanan 1 trilyon dolarlik Avrupa paketinin kuresel hisse senedi piyasalarindaki dususu durdurmaya yetmediginin altini cizen yatirimci, kendisinin hisse senetleri karsisinda yatirim yaptigini ve altin aldigini belirtti.
                                YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

                                Yorum

                                Working...
                                X

                                Debug Information