Eger sitemize yaptığınız ilk ziyaretiniz ise, Lütfen öncelikle Yardım kriterlerini okuyunuz. Forumumuzda bilgi alışverişinde bulunabilmeniz için öncelikle Kayıt olmalısınız. Üye olmayanlar forumumuzda hiçbir şekilde aktivite uygulayamaz; Konu açamaz, Mesaj yazamaz, Eklenti indiremez, Özel mesajlasamaz. Forumumuzu tam anlamıyla kullanmak için üye olabilirsiniz...
Ben grafiği hazırlayıp yapıştırırken 1,4694 e değip dönüş yaşadık ve 15 dakikalık grafiği eklemek şart oldu. Göstergeler sat konumunda ve negatif uyumsuzluklar barizleşti. Ana göstergemiz SAT sinyali ürettiğinde saatlik verilerdeki bozulmalar da belirginleşecektir.
Bugün böyle biterse tepede " asılan adam " olmuş olacak..
Açıklama:
Asılan adam aşağı yönü işaret eden bir dönüş sinyalidir. Piyasada bir zirveyi veya direnç seviyesini işaret eder. Yukarı bir trendden sonra görülür ve satış baskısının arttığını gösterir. Aşağı uzun kuyruk satıcıların piyasayı gün içinde daha da aşağılara çektiğini gösterir. Her ne kadar gün sonunda alıcılar biraz toparlanarak fiyatları biraz yukarıya çekmiş olsa da, yükselen bir trendde ortaya çıkan bu satış baskısı ciddi bir ikaz anlamına gelir.
Pazartesi gününü beklemek gerek.
İhtimal dahilinde olan hiçbir şey gözardı edilemez..
İhtimal dahilinde olan her şey için tedbirli olmak gerekir..
[SIZE=3][I][FONT=Comic Sans MS]Grafiklerimi toplu halde görmek için[/FONT][/I] [/SIZE]:
Ne bilmem kaç milyar $'lık cari açık, ne AKP'nin kuyruğunun sıkıştığını düşündüğüm açılım,ne elektrik zammı,ne memura verilen kıytırık zam, ne de doğan'a geçirilen ceza..........
Ne biçim de değişti gündem, Garipoğlu ile.
Basın debelenip duruyor.
Pembe diziyi geçti.Babası oğluna ver diye mektup yazmışmış avukat basına vermiş.
Her hafta artık yardakçılardan birini atarlar basının önüneyırtınsın dursunlar.
Bihter bile gölgede kaldı.
Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)
Sanayi Bakanı Nihat Ergün'ün Frankfurt'ta müjdesini verdiği hurda indirimi-nin sektörün istekleri doğrultusunda uzun süreli olacağı ve adeta bir çevre dönüşüm projesi gibi Türkiye araç parkını gençleştireceği belirtildi. Birkaç ay içinde yürürlüğe girmesi planlanan uygulamadan ticarî araçların da faydalanacağı ifade edildi.
-g 20 sonuc bildirisi
-liderler, kuresel ekonomik dengesizliklerin
giderilmesi icin onlem alinmasi konusunda hemfikir
-kuresel ekonomik krize karsi mucadeleyi kazandik
pittsburgh (a.a) - 25.09.2009 - dunyanin en buyuk ekonomisine sahip
ulkelerin liderlerini bir araya getiren g-20 zirvesinde, kuresel ekonomik
dengesizliklerin giderilmesi icin onlem alinmasi konusunda mutabakat saglandigi
bildirildi.
Hazirlanan sonuc bildirisi taslagina gore, 1930'lardaki buyuk buhran'dan
sonraki en buyuk ekonomik krize yol acan nedenler arasinda yer alan
dengesizliklerin giderilmesi icin reformlar yapilmasi konusunda mutabakata
varildi.
Bu cercevede ulkelerin dis ticaret aciklarinin dusurulmesinin, butce
aciklarinin daraltilmasinin saglanmasina yonelik hedefler formule edilmesi
konusunda gorus birligine varildi. soz konusu uygulamalar arasinda, bir ulkenin,
bir digeri tarafindan izlenmesi, kontrol edilmesi de bulunuyor. Ancak bu
onlemler, hedefi tutturamayan ulkenin cezalandirilmasi gibi bir yol
icermiyor. liderler ortak belgede, kuresel ekonomik krize karsi mucadelenin
kazanildigini ilan ediyor. Nisan ayinda yapilan onceki toplantida ekonomik
canlanma icin gereken onlemlerin alinmasi, finansal sistemin onarilmasi, kuresel
kredi akisinin korunmasi gibi onlemler uzerinde mutabakata varildigi
animsatilarak, bu tedbirlerin ise yaradigi ilan ediliyor.
Tedbirlerin, tehlikenin durdurulmasi, kuresel ekonomik hareketlerdeki
keskin inisin onlenmesine karsi iyi bir yanit olusturdugunun ifade edildigi
belgede, sanayi uretimi neredeyse tum g-20 ulkelerinde artmaya baslamis, ticaret
iyilesmeye baslamistir deniyor. Belgede, finans kuruluslarinin sermayelerini
arttirmaya basladigi da ifade ediliyor.
Belgede buna karsin yapilmasi gereken hala cok sey oldugu belirtilerek,
bu cercevede ekonomilerin daha istikrarli bir ortamda buyumesinin guvence altinda
tutulmasi icin kuresel buyumenin ic dengelerinin saglanmasi gerektigi, ayrica
finans sisteminin reforme edilmesinin sart oldugu ifade ediliyor.
Belgede, normallesme duygusu, rehavete yol acmamalidir ifadesine yer
veriliyor.
(ap-reu-rem-moc)
21:59 25/09/09
İhtimal dahilinde olan hiçbir şey gözardı edilemez..
İhtimal dahilinde olan her şey için tedbirli olmak gerekir..
[SIZE=3][I][FONT=Comic Sans MS]Grafiklerimi toplu halde görmek için[/FONT][/I] [/SIZE]:
Sterlin, aşağı kesti Kaptan cuma günü 1.5920 görerek...Ancak sanırım henüz teyit alamadı...Şu an senin grafikte çizdiğin 1.5978 çizgisi etrafında işlemler sürüyor Kırmasını bekliyoruz inşallah aşağı
"Arkadaşlar, yüzyıllar nadir olarak dahi yetiştirir. Şu talihsizliğimize bakın ki o büyük dahi çağımızda Türk Milleti'ne nasip oldu. Mustafa Kemâl'in dehasına karşı elden ne gelirdi."
(D. Lloyd George, İngiltere Başbakanı, 1922)
İbrahim Kahveci ikahveci@yenisafak.com.tr
30 Eylül 2009 Çarşamba Borsada Doğan hisselerine de el konulur mu?
Halka açık şirketlerde küçük yatırımcı hakları maalesef ülkemizde büyük sorun olmaya devam ediyor. Sermaye piyasamızın geçmişinin küçük ortaklar açısından kara lekelerle dolu olduğunu biliyoruz. Bu nedenle ki son yedi yılda ekonomik rekorlar kıran ülkemizde, yatırımcı sayısı gibi sermaye piyasamızın temel taşları eriyip durdu.
Son iki gün bir konuyu gündeme taşıyorum. Doğan Grubuna kesilen vergi cezalarının yatırımcılar açısından sonucu ne olabilir? Ortada net bir somut bilgi yok. Sadece olasılıklar çerçevesinde tartışmalar yapılıyor.
Dün iki olasılığa dikkat çektim. Bu olasılıklardan biri çok önemliydi: Doğan Grubu şirketleri yeni 4,8 milyar liralık teminatı karşılayamaz ve vergi idaresi hacizle icraya çıkabilir.
Bu olasılık ne anlam ifade ediyor?
Doğan Grubu hisselerine, küçük büyük yatırımcı demeden bir bütün olarak el konulabilir. Yani ortada ne Doğan Şirketler Grubu hisseleri kalır, ne Hürriyet ne Milliyet, ne de Doğan Gazetecilik hisseleri. Küçük yatırımcının elinde bulunan Doğan Grubu'na ait hisse senetleri bir anda sıfır değere yani vergi idaresine geçebilir.
Dün bu olasılığı detaylı bir şekilde burada aktardık. Ama dün yine gördük ki Doğan Grubu hissedarları oldukça cesurmuş ve hisseler borsanın da oldukça üzerinde yükselişler yaşadı. Kim neye, nasıl güveniyor bilmiyorum. Ama ben konu hakkındaki uzmanlarla sürdürdüğüm bilgi alış-verişinde bu yaklaşımımın oldukça ilgi çekici olduğunu anladım.
Açıkçası ben bu olasılığa karşı bu fikirde de değilim.
Bir adam düşünün, şirket kuruyorsunuz ve şirketin büyük ortağı, şirket üzerinden vergi kaçırmışsa yönetime hiç pay verilmeyen küçük ortak ne yapacak? Mesela derhal büyük ortağa güvenmeyip ona ortak olmasaydı diyenler çıkıyor.
Peki, o zaman bomba sorumuzu soralım. Madem bu adamlara güvenilmeyecek neden DEVLET, yani SPK bu adamlara şirketlerini halka satma izni verdi. SPK (Sermaye Piyasası Kurulu) önüne gelen adamın şirket hisselerini halka satmasında ne gibi bir kriter gözetti? Bu soruyu soruyorum, çünkü geçmişte banka hortumcuları ile servetini kaybeden küçük hissedarlara TMSF tarafından "almasaydınız bu üçkâğıtçıların hisselerini" şeklinde bir yaklaşım görmüştük. Devlet izin verirken sorun yok. Devlet el koyarken sorun yok. Ama millet alınca "almasaydınız" denilir mi?
Şimdi Aydın Doğan ve grup şirketlerine ortak olan küçük ortaklar vergi cezaları karşısında ne yapacaklar?
Vergi idaresi Doğan Holding'den başlayıp Hürriyet gibi tüm şirketlere el koyarak vergisini tahsil yolunu tercih ederse bu hissedarlar ne yapacak? Elinde beş para kalmamış birisine "bizi sen batırdın" diye dava mı açacaklar?
O zaman açsalar ne olur ki…
Burada küçük yatırımcılar açısından ciddi bir risk olduğunu açıklanan bilgilerden görüyoruz. Doğan Grubu vergi cezaları açısından sadece vergi idaresine değil aynı zamanda bu cezalar nedeniyle zarar eden küçük ortaklarına karşı da bir sorumluluk taşıyor.
Öyle görülüyor ki sistemin kilidi vergi idaresinden daha çok SPK'nın elinde olacak. Eğer ortada suçun şahsiliği gibi bir kavram ve sorumsuz küçük ortakların mağduriyeti gibi açılımlar olacaksa şahsi varlıklar teminat ve haciz açısından öne çıkacaktır.
Aksi halde cezanın tüzel kişiliğe kesilmesi nedeniyle vergi idaresinin küçük ortakmış gibi bir kavrama bakmadan borsadaki hisselere de el koyması mümkün olabilecektir.
Burada bir noktaya daha dikkat çekmek gerekiyor. Hisselerin değeri ve net bilgi akışı açısından SPK'nın sorumluluğunu "küçük yatırımcı hakkını korumak" noktasında yerine getirmesi gerekmektedir. Vergi idaresinden ve/veya Doğan Grubu'ndan küçük yatırımcının durumunu açıklayacak bilgi akışı bir an önce sağlamalıdır. Aksi halde oldu-bitti ile bu işlerin çözülmesini beklemek büyük bir belirsizlik oluşturacaktır. Bazılarının bulanık suları sevdiğini borsa işlemlerinden yine SPK'nın bulabileceğini düşünüyoruz.
Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)
Endekslerde Ekim ortasından 2.ayın ortalarına kadar sürecek bir yukarı hareket bekliyorum.Vermediklerine göre almalılar,diye düşünüyorum.
Yat.tav.değildir.
Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)
Endekslerde Ekim ortasından 2.ayın ortalarına kadar sürecek bir yukarı hareket bekliyorum.Vermediklerine göre almalılar,diye düşünüyorum.
Yat.tav.değildir.
Zaten bu kararsız görünen ortam yükseliş,in habercisi......
Endeks bankalarla rekora göz dikti, Borsa'nın geneli sessiz kaldı
Başbakan Tayyip Erdoğan'ın IMF anlaşması beklentisi içinde bulunan piyasaları rahatlatan açıklamaları sonrası Borsa 50 bin puanı aşarken, döviz ve faiz değer kaybını sürdürdü.
Aslında geçen hafta oldukça zayıf bir kapanış yapan ve 48 bin 500'de bulunan direnç noktasını yukarı kırmakta zorlanan endeks yine klasik bir şekilde yükselişe geçti. Yabancı yatırımcıların halka açık bölümünün yüzde 90'ını elinde bulundurdukları üç bankada yaptıkları alımlar, endeksin hızlı bir şekilde 49 bin puanı aşmasını sağladı. Garanti Bankası, Akbank ve İş Bankası bu hafta 3 bin puan yükselen Borsa'ya iki bin puanlık bir katkı yaptı.
Genel piyasanın bu harekette oldukça tepkisiz kaldığı, hatta yükselişlerin zorlamayla olduğu görüldü. Endeks hesaplamasında yüksek sermaye ve halka açıklığı sebebiyle bu üç bankanın çok önemli bir etkisi var. Yükselişlerde veya düşüşlerde, hep bu hisselerdeki alım veya satımlar ön plana çıkıyor. Daha açık bir şekilde anlatırsak yaklaşık 330 hissenin piyasa değerinin neredeyse dörtte birini oluşturan bu üç hisse, bu haftaki yükselişe damgasını vururken, Borsa'daki kazançlar sanıldığı kadar yüksek olmadı. Bu haftaki hareket adeta endeksin bundan sonraki yönünü işaret etmek için yapılmış bir spekülasyon gibiydi.
Banka hisselerindeki yükselişin arkasında sadece spekülasyon var dersek haksızlık etmiş oluruz. Zira yüksek kârlılık beklentileri devam ediyor. Söylemek istediğim endeksin hesaplamasındaki tutarsızlık. Üç hisse yükseliyor, diğerleri yerinde sayıyor, Borsa rekorlar kırıyor. Borsa geneli veya en azından İMKB-100 endeksi hesaplanırken belirli hisselerin endeksi etkilemesine izin vermeyen bir yöntem uygulanmalı. Böylelikle yatırımcılar daha dengeli bir endekse kavuşacaktır.
Tahmin ediyorum birçok yatırımcı bu haftaki yükselişten bir şey anlamamıştır. Ama görünen o ki orta vadede çok olağanüstü bir gelişme olmazsa Templeton'un kurucusu Mark Mobius'un dediği gibi gelişmekte olan borsa endeksleri eski zirvelerini geçecek. Böylesi durumda ise endeks bu yıl sonu eski zirvesini yakalar ve 2010 yılı içinde belki de Euro bazlı rekor seviyesini görerek 70 bine bile ulaşabilir. Yatırımcılar bu hedefleri unutmadan ama bu hedeflere ulaşmanın iyi hisse seçimleriyle mümkün olduğunu bilerek strateji oluşturmalılar.
Şu ana kadar endeksin bir hayli yol kat ettiğini göz önüne alarak çok seçici bir şekilde Borsa'ya yaklaşılması artan riske rağmen kazançların büyümesini sağlayabilir. Büyük yükselişler büyük düşüşler sonrası başlar, demiştik. Şu ana kadar mart ayından bu yana dip seviyelerden gerçekten hatırı sayılır bir yükseliş yaşandı. Ama endeks 2007 yılındaki TL ve döviz cinsinden bakıldığında zirvede sayılmaz. Dahası ABD, Japonya ve Avrupa borsa endeksleri bu yıl sadece yüzde 12-18 arasında kazandırarak zirvelerinden çok uzaktalar. Bu durum da Türkiye gibi ülke borsalarına cesaret veriyor.
Peki büyük düşüş ne zaman başlar? Ekonomiler canlandığında, faiz oranları üst üste arttığında ve borsa endeksleri zirve noktalarına ulaştığında büyük düşüş hareketinin sinyalleri de gelmeye başlayacaktır. Değişmeyen düzen eski alışkanlıkları da sık sık gündeme getireceğinden sistem bir süre sonra 2008 krizini hatırlatacak ve geri dönüş başlayacaktır.
Daha kısa vadede bakılacak olursa 2009 yılının son çeyreği ve 2010 yılının ilk yarısına kadar ekonomiler yavaş yavaş resesyon sürecinden çıkarken borsalar yükseliş trendini sürdürecek ve ilk faiz artırımları iyileşmenin habercisi olarak görülecektir. Böylesi durumda zaman zaman düzeltmeler olsa da ekonomi trendlerindeki yavaşlığa aldırmadan borsalar son bir hamleyle zirve noktalarını görebileceklerdir. İstihdamdaki zayıf görünüm borsalar açısından risk olarak görünse de düşük faiz ortamı ve alternatif piyasalardaki durgunluk cazibesi yükselen borsalara ilgiyi önümüzdeki aylarda da canlı kılacaktır.
Hiç şüphe yok ki başkanlığının her iki döneminde de savaş tamtamlarını çalarak dünyayı savaş ortamına sokan ve her an yeni bir savaşı başlatacağı beklenen eski ABD Başkanı'nın ardından göreve gelen ve Nobel Barış Ödülü alacak kadar barışçıl görünen yeni başkanın dünyaya sunduğu 'Obama etkisi' dünya krizinden çıkış sürecinde başrolü oynuyor gibi gözükmektedir. Ancak, finans sistemi odaklı büyümeler ekonominin bütününe yansımadığı müddetçe yeni rekorlar ve zirveler, yeni krizlerin habercisi olacaktır.
Gelişmekte olan ülkelerin talepleri altını yükseltiyor
Dünyada ons fiyatları bugüne kadarki en yüksek seviyelere ulaşarak 1.061 doları gördü. Eski rekor 2008 yılında görülen 1.030 dolardı. Emtia fiyatlarındaki çöküş ve hemen akabinde doların hızlı yükselişi karşısında 700 dolara kadar gerileyen altın, 2009 yılında rekorlarına kaldığı yerden devam ediyor. Altın fiyatları 2001 yılından bu yana dolar bazında 4 kat yükselmiş durumda. Fiyatların yükselişinde Çin ve Hindistan başta olmak üzere gelişmekte olan ülkelerin güçlü büyümeleri etkili oluyor. Dünya ticaretinde fazla veren Uzakdoğu ve Körfez ülkelerinin fiziki talepleri yükselişte bir başka etken.
Daha önceleri yüksek enflasyondan korunmak amacıyla tercih edilen altın, son dönemde yüksek getiri elde etmek isteyen ve dolardan kaçan fonların da gözdesi oldu. Çin Merkez Bankası'nın 2008 yılına kadar 400 ton olan rezervini 1.000 tona çıkardığını açıklaması ve dolar satarak rezervlerinde altına yer vermek için 4 bin ton daha alabileceği spekülasyonları da bu yükselişin asıl sırrı olsa gerek. Ekonomilerde 2010 yılına yönelik olumluya dönen beklentiler doların önümüzdeki aylarda da değer kaybetmesine yol açacak gibi görünüyor. 2008 yılındaki gibi Euro/dolar paritesi bir kez daha 1,60 seviyelerini görecek olursa altın fiyatları en azından 1.000 doları taban yaparak 1.200 dolar hedefine doğru hareket edecektir. SELİM IŞIKLAR
İhtimal dahilinde olan hiçbir şey gözardı edilemez..
İhtimal dahilinde olan her şey için tedbirli olmak gerekir..
[SIZE=3][I][FONT=Comic Sans MS]Grafiklerimi toplu halde görmek için[/FONT][/I] [/SIZE]:
Endekslerde Ekim ortasından 2.ayın ortalarına kadar sürecek bir yukarı hareket bekliyorum.Vermediklerine göre almalılar,diye düşünüyorum.
Yat.tav.değildir.
Durmak yok yola devam.Yemek molaları normal.
Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)
Yorum