Kansere karşı asıl kalkan evimizde!

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • simurg
    Administrator
    • 10 Mart 2007
    • 9248

    #1

    Kansere karşı asıl kalkan evimizde!

    Kansere karşı asıl kalkan evimizde!

    "Tarhana çorbasının içeriğinde o kadar kanserden koruyan madde var ki..."

    17 Aralık 2011 Cumartesi, 18:49:29








    Hacettepe Üniversitesi Prevantif Onkoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İsmail Çelik, kanserden korunmada beslenmenin önemine vurgu yaparken, halka, televizyondan duyduklarını değil, anneannelerinden duyduklarını yemelerini önerdi.

    Prof. Dr. İsmail Çelik, 5. Prevantif Onkoloji Sempozyumunda AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

    Çelik, kanserden korunmada beslenmenin önemine ilişkin bilgi verirken, Anadolu kültüründeki yemek anlayışına sahip çıkılmasını istedi ve özellikle annelerin vazgeçilmezi ''tarhana çorbasının'' faydalarına dikkati çekti.

    Prof. Dr. Çelik, şu görüşleri dile getirdi:

    ''Televizyondan duyduklarına değil, ananelerinden duyduklarını yemelerini önereceğim. Köyümüzdeki, bize öğretilenleri yerlerse kanserden korunurlar. Meyve, sebze, lifler, tahıllar. Köylerde çok ciddi et yenmezdi. Her gün her gün etler, pideler restoran kültürüdür. Her gün et mi yenir, bir kere o kadar zengin değildi Türk halkı. Et az yenecek, meyve sebze çok yenecek, tahıldan da biraz fazla.

    TARHANA ÇORBASI
    Kilo kontrolünün önemine işaret eden Çelik, ''Şişman olmayacaksınız, şişmanlıktan kaçınacaksınız. Bakanlığın çalışması var, şişmanlığın sebebi ne olursa olsun kanser riski yaratıyor diye. O diyeti, bu diyeti değil, şişmanlığın sebebi zeytinyağı da olabilir, fındık, fıstık da olabilir. İnsan her gün badem yer mi, kanserden korunmak için de yenmez, tedavi olmak için de yenmez'' diye konuştu.

    Sigara kullanmamanın, kanserden korunmada önemli faktörlerden biri olduğunu dile getiren Çelik, ''Bir sigara içmemek ve şişmanlamamak. Yiyorsanız eğer yakmak için egzersiz yapın. Ticari amaçlı, belli kliniğe yönlendirme amaçlı her şeyi kesmeliler insanlar, Anadolu kültüründeki yemek anlayışına uygun beslenmeli. Tarhana çorbasının içeriğinde o kadar kanserden koruyan madde var ki... Yoğurdundan domatesine içindekilere bir baksınlar'' değerlendirmesinde bulundu.

    ORTA YAŞ SİGARAYI BIRAKMAYA NİYETLİ
    Prof. Dr. Çelik'in başkanlığını yürüttüğü Prevantif Onkoloji Ana Bilim Dalı bünyesinde Sigara Bırakma Birimi de bulunuyor. Çelik'e, sigarayı bırakma konusunda önerileri sorulduğunda, ''Kulağa küpe takmalar, akapunktur gibi henüz bilimsel olmayan metotları kullanmadan, sigara bırakma merkezlerine gitsinler'' karşılığını verdi.

    Merkezde önce sigara içen kişinin ne kadar bağımlı olduğunu tespit ettiklerini belirten Çelik, uyguladıkları yöntemler hakkında şu bilgileri verdi:

    ''Bazı insanlar günde bir iki tane içiyor, 20 senedir de aynen öyle içiyor, o insanların bırakmaları kolay oluyor, onlara vereceğimiz yöntem farklı. 60-70 yaşındakilere önereceğimiz yöntemler ise farklı. En kolay bırakacak olanlar gençlerdir, onlar keyif için, çok sevdikleri için içerler, o yüzden de merkeze gelmezler. Onları bıraktırmak kolay, ama hiç de niyetleri yoktur. Onlar bize gelsin hemen bıraktırırız. Onları en çok sigara yasakları etkiliyor. Genç, 'orada içemiyorum, burada içemiyorum, içmeyim' diyecek.

    Bize gelenler daha çok orta yaş ya da orta genç dediğimiz grup. Yaşlara göre tedavi yöntemleriyle çalışıyoruz, tıbbi değerlendirme yapıyoruz. Tıp doktoru olmayan birinin başarılı olması mümkün değil. Ayrıca biz birim olarak insanları yakalayınca bırakmıyoruz. Bizim bıraktırma başarımız, yüzde 60-70'leri buluyor. Örnek olsun diye kurulan bir kliniğiz. Tüm Türkiye'deki yapılanmanın biraz üzerindeyiz, psikologlar, kanser kayıt elemanları çok iyi bir kadroyla çalışıyoruz.''

    Sigara bırakma merkezlerinin kar amaçlı çalışmadığının altını çizen Çelik, ''Biz bunu kar amaçlı yapmıyoruz, ama kar amaçlı yapsaydık 20 milyon müşterimiz var demektir. Sigara bırakma çok zor, ama bıraktığınızda hayatınızından çıkarıp, attığınız bir şey gibi düşünün. Şeker hastalığı geçmez, yüksek tansiyon iyileşmez, ama sigarayı bırakırsanız, hayat boyu onunla işiniz olmaz, tümör gibi çıkarıp atıyorsunuz'' dedi.

    AA
    https://twitter.com/keyborsa_simurg
  • Koala
    Tecrübeli
    • 27 Şubat 2009
    • 137

    #2
    大红鹰dhy0033是极具特色的2026最热娱乐场,大红鹰dhy0033在线提供包括体育、电竞、真人、彩票、棋牌、电子游戏等娱乐项目手机版APP下载,欢迎您登录体验领取新人豪礼!

    Yorum

    • Koala
      Tecrübeli
      • 27 Şubat 2009
      • 137

      #3
      Sevgili Anne adayları
      Geçen senenin Mart anneleri bu konuda daha bilinçlidir muhtemelen. Ancak yeni doğum yapacak annelerin bebeklerini bekleyen tehlikelere karşı hazırlıklı olmadığını düşünüyorum. Ben de bir anne olarak dikkatinizi BPA maddesi(Bisphenol-A) içeren ürünlere çekmek istiyorum.Aşağıda zararlarına dikkat çekmeye çalıştığım bu maddeyi içermeyen ürünler için bebeksepeti (http://www.bebeksepeti.com.tr)sitesi üzerinde BPA olarak arama yapabilirsiniz.
      BPA içermeyen bir ürün ile ilgili örnek ürün linki: Philips Avent %0 BPA Yenidoğan (http://www.bebeksepeti.com.tr/Philip...,PR-15803.html)
      136621

      Plastiklerin Yapımında Kullanılan BPA Kimyasalının Polikarbonat İçecek Şişelerinden İnsanların Vücuduna Geçtiği Tesbit edildi.
      ABD’de Harvard School of Public Health (HSPH) Kurumsal sitesinde “Acil Duyuru” notu ile 21 Mayıs 2009 günü yukarıdaki başlıkla bir yazı yayınlandı.

      Haftalardır Türkiye kamu oyunda tartışılan çok önemli bir konuya, bu yazı, deneye ve araştırmaya dayalı kesin bir cevap niteliğindedir.

      Bebekler için kullanılan plastik biberonlarından, su ihtiyacımızı karşıladığımız pet şişelere ve gıda saklama kaplarına kadar günlük hayatımızda kullandığımız pekçok plastik eşyaların taşıdığı sağlık riski, bu bilimsel bilgilerle adeta büyük bir skandal boyuta ulaşmaktadır.

      Bu risklerden bazıları şöyle sıralanıyor:

      -BPA'ya maruz kalmış anne karnındaki ceninlerde, yeni doğmuş bebeklerde ve çocuklarda büyüme ve davranış bozuklukları ortaya çıkıyor.

      - Polikarbonattan mamül plastik şişe ve ambalajlardan tüketilen su ve gıda maddeleriyle birlikte vücudumuza giren BPA maddesi prostat, beyin gelişimi, kalp hastalıkları, karaciğerde enzim bozuklukları ve diyabet hastalıklarına sebep oluyor.

      - Polikarbonat bebek biberonlarla beslenen çocuklar erken cinsel olgunlaşmaya maruz kalıyor.

      - sperm üretiminde ciddi bir düşüşe sebep oluyor. Çünkü ne ilginçtir ki; BPA maddesi vücutta östrojen hormonunu taklit ediyor ve kadınlık hormonuna dönüşüyor!

      -Erişkinlerde göğüs kanseri riski oluşturuyor.

      Normal oda sıcaklığında polikarbonattan mamül biberonlardan bile BPA salınımı olurken, birçok anne tarafından kaynar su veya buhar ile dezenfekte edilen biberonlardan ne derecede bir BPA salınımı olduğunu az çok tahmin edebiliriz. Biberon içindeki sütün de normalden çok daha fazla sıcak olduğu düşünülürse durumun ciddiyeti daha da vahimleşiyor.

      Özellikle bu plastik kapların bulaşık makinesinde yüksek ısı ile yıkanmaları ile birlikte içeriğindeki zehirli maddeler dışa daha hızlı çıkabiliyor ve bulaşık makinesinden alıp temiz diye içerisine koyduğunuz yiyeceklere kimyasallar daha hızlı bulaşıyor.

      BPA Nedir?

      Bisphenol-A nın kısaltılmış simgesi olan BPA gıda ambalajlarını (konserve, kutu meyvesuyu, süt) astarlayan kimyasalın bir içeriğidir. Aynı zamanda polikarbon plastiğin önemli bir yapı taşıdır. Genelde "geri dönüşümlü" tekrar tekrar kullanılan, tabanında 7 ile işaretlenmiş plastiklerdir…

      Bisfenol-A; günümüzde özellikle plastik, naylon, polyester ve PVC gibi maddelerin üretilmesinde etkin rol oynayan bir plastik hammaddesidir.

      BPA bileşenleri temas ettikleri gıdalara geçmeye eğilimlidir. Bu zamanla olur ve ısı ile hızlanır.

      Daha önce, BPA'nın vücuttan idrar yoluyla hızla ve tamamen atıldığına inanılıyordu. Ancak, ABD'de yapılan bir araştırma, birçok plastik üründe kullanılan tartışmalı bu kimyasalın, vücutta sanılandan daha uzun süre kalabileceğini gösterdi. Environmental Health Perspectives dergisinde yayımlanan araştırmada, 24 saat perhiz yapan kişinin idrarındaki BPA seviyesinin, 8.5 saat perhiz yapanınki ile hemen hemen aynı seviyede çıktığı bildirilmektedir..

      Araştırmalar...

      ABD Gıda ve İlaç Dairesi(FDA), geçen aralık ayında BPA'nın güvenliğiyle ilgili daha fazla araştırma yapmayı planladığını açıklamıştı. ABD'de Ulusal Sağlık Enstitüleri'nde görevli bilim adamları, BPA'nın prostat ve beyin gelişimi üzerinde zararlı etkilere yol açabileceği, cenin, bebek ve çocuklarda hareket değişikliğine neden olabileceği uyarısında bulunmuştu.

      İngiltere’de geçen yıl yapılan bir araştırmada bu kimyasalın vücutta yüksek seviyelerde bulunmasının, kalp hastalıkları, diyabet ve karaciğerde enzim bozukluklarına neden olduğunu ortaya koymuştu.

      ABD'deki Milli Toksikoloji Programı (NTP), bu maddenin cenin, bebek ve çocuklar üzerinde nörolojik ve davranışsal etkileri konusunda kaygı duyulduğunu bildirdi. MTP'nin taslak bulgularının, bu kimyasalın prostat ve meme bezleriyle kızlarda erken ergenlik gibi olumsuz etkilerinin olabileceğini gösterdiği belirtildi.

      Kanada Bisfenol-A içeren bebek biberonlarını yasakladığını bildirdi, NALGANE firması polikarbonat içecek şişesi üretimini durdurduğunu, dünyanın en büyük zincir marketi Wall-Mart polikarbonat bebek biberonlarını raflarından kaldırdığını ve ünlü oyuncak firması Toy´R´Us artık ürünlerinde Bisfenol-A kullanmayacaklarını duyurdu.

      Yazımızın başında isminden bahsettiğimiz Harvard Üniversitesi School of Public Health araştırmacılarının öğrenciler üzerinde yaptıkları inceleme ve araştırmalardan korkunç sonuçlar elde edilmiştir.

      Nisan 2008 de Harvard College’in yeni öğrencilerinden 77 iştirakçisine bir hafta boyunca BPA’ya maruz kalmışlığı en aza indirmek için önce paslanmaz çelik kaplardan soğuk meşrubat içirildi. BPA’dan arınma periyodu esnasında idrar örnekleri alındı. İkinci hafta boyunca bu sefer polycarbonat şişelerden meşrubatlar içirildi. Bu periyodun sonunda da idrar nümuneleri alındı. İki periyodun idrar örnekleri karşılaştırıldığında polycarbonat şişelerdeki meşrubatların kullanılması sonucunda idrardaki BPA oranının %69 artmış olduğu belirlendi. Soğuk kullanım yerine sıcak sıvıların tüketilmesi halinde ise bu oranın çok daha yüksek olacağı bildirildi.

      Batı dünyası BPA'nın zararının boyutunun hangi derecede olduğunu bulmak adına hummalı bir çalışma içerisindeyken Ülkemizde, Sağlık Bakanlığı ve Plastik Sanayicileri, plastik ürünlerin hammaddesini oluşturan Bisfenol A (BPA)'nın herhangi bir zararının olmadığını, daha doğrusu herhangi bir zararının henüz yeterli bir delille ispatlanamadığını iddia ediyorlar.

      Bu Durumda Risk Taşıyan Eşyalar Nelerdir?

      Sert şeffaf plastiklerden yapılmış eşyalar, genelde ürün tabanında no 7 olarak işaretlenmiş, genelde BPA içerir.

      Her tür 3 veya 6 ile numaralandırılmış plastiklerden yapılmış eşyalar. No 3 (PVC) ve no 6 (polistiren)’nın ayrıca zararlı kimyevi maddeleri geçirdikleri bilinir.

      BPA ile astarlanmış konserve kutu ve kapları.

      Plastik oyuncaklar

      Bunların yerine ne kullanmalı?

      Mutfağımızda bir çok plastiği cama çevirmeye karar verelim. Cam her zaman en güvenli bir alternatiftir. Oyuncaklar konusunda ise kurşunsuz boya ile tahtadan üretilmiş doğal ürünleri tercih etmeliyiz..

      Yorum

      • Koala
        Tecrübeli
        • 27 Şubat 2009
        • 137

        #4
        KANSERLE İLGİLİ DEĞİŞİK YAZILAR;



        Çocukluğumun yılları hatırladığım bildiğim kadarıyla 1952 yılları ve evveline rastlar. O yıllarda Annem bugday tanelerini,lokum kutularına yada sahan denen tepsilere toprak içine eker ,çıkan yem yeşil ekini,onyada onbeş santimken keser onu ezer unla karışımına şekerde katar pişirirdi. Adına UHUT denirdi.Tüm hastalıklara ilaçtır diye bizlere yedirilirdi. Yıl 2011 bu gün aynı buğday filizleri kansere ilaç olarak gündemde. Bilime inanan biri olarak doğruluyorum.



        KANSERİN ÖLÜMÜ--MUTLAKA OKUYUN



        Arkadaşlar. Yeniköy Mimarlar Sitesinde komşum ve meslekdaşıma 30 yıl evvel doktorlar 6 ay ömrü kaldığını söylediler. Ailesini bu sonuca alıştırdı; evin tüm ihtiyaçlarını gördü, temin etti; kendini ölüme hazırladı. Buğday çimlenmesinin hastalığa iyi geldiğini bir yerde okumuş. Evin bir odasına toprak döşedi; orada buğday yetiştirdi; buğday çimini mikserde öğüterek her gün ve devamlı içti. 30 yıldır yaşıyor. Artık çime de gereksinimi kalmadı. Sağlıklı günler dileğiyle...



        Buğday çimi ekiniz ve yiyiniz, Buğday şırası yapınız ve içiniz.
        Kanseri engelleyen besinlerin başında atalarımızın Orta Asya'da içtikleri Buğday şırası geliyor.
        Klasik tedavi yöntemlerini reddeden tüm doktorların ortak iddiası, buğday çimi yenilmesi ve buğday şırası içilmesi Pakistan'daki Hunzakut Prensliği'nde kanserden ölüm yok. Ayrıca Hunzakutlular, acı badem ve kayısı çekirdeğini yiyorlar ve kansere yakalanmıyorlar. Türkiye'de acı badem ve kayısı tüketilen bölgelerde kanser vakalarının azlığı dikkat çekiyor.

        Ödemiş'le Salihli arasında, binbir efsaneye konu olmuş Bozdağ'ın eteklerinde cennet gölcük kıyısında kanseri yenen, bu zaferi kazandıktan sonra mücadelesi herkese örnek olsun diyerek bir de kitap yazan Doktor İlhami Güneral ile sohbetimiz sürüyor.
        Önemli olan bağışıklık sisteminin güçlendirilmesidir.
        Bağışıklık sistemini güçlendirmek çok da zor bir şey değildir.
        Buğday müthiş bir kanser ilacıdır.
        Buğday şırası kanseri önler ve bu önemli bir bitkisel tedavi aracıdır.
        Buğday çimi, bol klorofil maddesi dışında 100 kadar vitamin, mineral ve besin maddesi içerir.
        Taze olarak kullanılan Buğday çiminde, aynı ağırlıktaki portakaldan 60 kez daha fazla C vitamini ve aynı ağırlıktaki ıspanaktan 8 kat fazla demir bulunmaktadır.
        Buğdayın bir başka özelliği ise kandaki toksinleri nötralize eden maddeler içermesidir.
        Sıvı oksijenle dopdolu olan buğday çimi doğanın en güçlü anti kanseri olan 'laetril' içermektedir.
        Izgara etler ve füme besinlerin kanserojen maddeler taşıdığı kanıtlanmıştır. (Japon Bilim Adamı Nagivara)
        Japon Bilim Adamı Nagivara, taze buğday çiminde bu maddeyi etkisiz hale getiren enzimler ve amino asitler bulmuştur.
        - Buğday çimini evde üretebilir miyiz?
        - Evde de üretilebilir, küçük bir saksıda bile üretilebilir ve olduğu gibi yenebilir, evde üretemeyenlere tavsiyemiz ise buğday şırası üretmeleri....
        - Buğday şırasını herkes üretebilir mi?
        - Evet herkes üretebilir.
        - İsterseniz tarif edeyim.
        Bir bardak aşurelik buğday, önce tertemiz yıkanarak bir litrelik cam kavanoza konur.
        Üzerine 3 bardak su klorlu olmamak şartıyla ilave edilir.
        Kavanozun ağzı bir tülbentle kapatılarak serin bir yerde 24 saat bekletilir.
        Bu ilk su kullanılmaz, dökülür.
        Kavanoza yeniden 3 bardak su ilave edilir.
        24 saat bekletildikten sonra oluşan yarı gazozlu su içilmek üzere bir kaba aktarılır.
        Böylece bir bardak aşurelik buğdaydan kış aylarında günde 5 kez, yazın ise günde 3 kez şıra alınır.
        Buğday şırasının lezzeti bazılarına itici gelebilir.
        O takdirde her şıra bardağına bir C vitamini tableti eklenirse, nefis bir içecek ortaya çıkar.
        - Az önce sözünü ettiğimiz 'laetril' buğday çiminden başka nelerde bulunur?
        Çünkü anlaşılıyor ki, 'laetril' kanserin tedavisinde en etkin maddelerden biri...
        Elmanın çekirdeğini de yiyin!
        - Evet, Türkiye'de en kolay laetril'e ulaşabileceğimiz yer acı badem ve kayısı çekirdeğidir.
        Ayrıca laetril elma çekirdeğinde de vardır. Elmanın çekirdeği yenilirse çok da iyi olur. Amerika'daki ilaç sanayinin maşaları bu 'laetril' adlı ilacı yasaklatmayı başarmışlardır ama Meksika'da satılan 'laetril' bu ülkeden alınıp kaçak olarak ABD'ye sokulmaktadır.
        Laetril, vitamin ve minerallerle verildiğinde çok daha iyi sonuçlar alınmaktadır.
        'Kanserin Ölümü' adlı kitabında Manner, laetril ile yüzde 90 başarı kazandığını söylemişti.
        - Acı badem ve kayısı çekirdeği de laetril içeriyor öyle mi?
        - Evet öyle. Türkiye'de acı badem ve kayısı çekirdeğinin sıkça tüketildiği yerlerde resmi bir istatistik yok ama kanser vakalarının az olduğuna inanılıyor. Resmi istatistik yapılan bir ülke var...
        Pakistan'a komşu küçük bir prenslik olan Hunzakut'ta şimdiye kadar hiç kanser olayına rastlanmadı.
        Hanzakut'un özelliği temel besinleri kayısı ve kayısı çekirdeği...

        - Dünyada bugün kullanılmakta olan kemoterapi ve radyoterapi bağışıklık sistemini bozduğunu iddia ediyorsunuz alternatif tedavilerin bir sıralamasını yapsak en öne hangisini koyarsınız?
        - Önceliği bağışıklık sistemini güçlendiren tedavilere veririm, daha sonra biyolojik tedaviler ve bitkisel tedaviler gelir.
        Bağışıklık sistemi konusunda Alman doktor Issel'in tüm beden tedavisi bugün bu ülkedeki 60/70 klinikte başarı ile uygulanmaktadır.
        Başarılı bir yöntem: Tüm beden tedavisi
        - Tüm beden tedavisi nedir?
        - Joseph Issel de bizim gibi kanseri lokal bir hastalık olarak değil, tüm vücudu ilgilendiren sistemik bir hastalık olarak ele alıyordu.
        Ona göre vücutta sürekli olarak kanser hücreleri ürüyor fakat sağlıklı bir bağışıklık sistemi bu hücreleri hemen tahrip ediyordu.
        Issel'in bir diğer tedavi yöntemide, ayda bir olmak üzere, özel olarak muamele görmüş bir kolibasil aşısı olan Pyrifer ile ateş şoku tedavisi idi.
        Bu yöntemle hastadan bir miktar kan alınıyor, bunu ozon oksijen birleşim ile karıştırarak yeniden hastanın damarından enjekte ediyordu.
        Binlerce kanser hastası bu yöntemle iyileşmişti.
        Eski Sovyetler'de, şimdiki Rusya'da bu yöntem halen kullanılıyor.

        Yorum

        Working...
        X

        Debug Information