Sağlık Haberleri..

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • simurg
    Administrator
    • 10 Mart 2007
    • 9248

    #1

    Sağlık Haberleri..

    Kök hücreden minyatür kalp


    Kök hücrelerin çoğaltılarak kalp gibi atması ve kan pompalaması sağlanan minyatür kalbin milyonlarca hastaya umut ışığı olacağı belirtildi.

    11.03.2007 03:08 İsrail’in Hayfa kentindeki Teknoloji Enstitüsü bilim adamları kök hücrelerden elde ettikleri üç çeşit kalp hücresini laboratuvar ortamında tek bir çatı altında toplayarak çoğaltmayı başardılar. Laboratuvarda çoğaltılan hücreler bir araya getirilerek "kalp gibi atan ve kan pompalama özelliği olan" bir santimetrekareden daha küçük dokular oluşturuldu. Kalpteki hasarlı bölgeye enjekte edilen dokular, hasarlı dokuların yerini alarak mevcut sorunun giderilmesini sağlıyorlar. Araştırmacılardan Prof. Lior Gepstein "minyatür kalp" adını verdikleri dokunun kalpteki hasarlı bölgede onarıcı bir etki yaptığını ve kalp nakli ihtiyacını minumum seviyeye indirdiğini ifade etti. Hayat kurtaran kalp nakli ameliyatlarının minyatür kalp sayesinde artık tarihe karışacağını ifade eden Prof. Lior, "Bu, bir çeşit kalp onarımı. Ama çok etkili bir onarım yöntemi" diye konuştu. İnsanlar üzerinde denemeler de yapan ekibin olumlu sonuçlar elde ettikleri belirtildi.
    HÜRRİYET
    https://twitter.com/keyborsa_simurg
  • simurg
    Administrator
    • 10 Mart 2007
    • 9248

    #2
    Televizyon çocukları nasıl etkiler?

    Televizyon çocukları nasıl etkiler?
    Çocuğun televizyon karşısında geçirdiği süre ve televizyonun çocuk üzerindeki etkileri çoğu anne-babayı endişelendirir. Televizyon izlemek gerçekten de çocuklara zarar verir mi?

    Çocuğun televizyon karşısında geçirdiği süre ve televizyonun çocuk üzerindeki etkileri çoğu anne-babayı endişelendirir. Televizyon izlemek gerçekten de çocuklara zarar verir mi?

    Çocuklar televizyonun eğitsel ve eğlendirici yönünden fayda sağlayabilirler. Ancak çok fazla televizyon izlemenin, özellikle de reklamlar ve şiddet görüntülerine maruz kalmanın çocuk gelişimi üzerindeki etkileri konusunda çeşitli sorun ve sorular söz konusudur.

    Televizyon ve filmler herkesi eğlendirir, ancak çocuklar için televizyon aynı zamanda dünyaya açılan bir pencere vazifesi de görür. Bu dünya da onların gelişimini etkiler. Çocuklar televizyondaki yaşam biçimlerinden ve davranışlardan çeşitli mesajlar alırlar. Televizyonda yaşamın sert gerçekliklerine tanık olmak çocukları zorlayabilir ve çocuklar bunlardan gelişimlerine zarar verecek mesajlar çıkarabilirler.

    Çocuklar çok çeşitli davranış ve yaklaşımları görme fırsatına sahip olmalıdırlar ve televizyon dışındaki dünyayı deneyimlemeye yani oynamaya, hayal kurmaya, okumaya ve aynı zamanda da TV izlemeye ihtiyaçları vardır. Anne-babalar ise çocuğun TV izlemesini diğer faaliyetlerle dengelemekle sorumludurlar.

    Televizyon çocukları nasıl etkiler?
    Her çocuğun televizyonda izlediklerine tepkisi farklıdır ve her bir çocuğun televizyonda gördüklerine nasıl tepki vereceğini tam olarak belirlemek mümkün değildir.

    Ancak genel olarak çocuğun yaşı ve gelişim düzeyi vereceği tepkiyi büyük ölçüde etkiler.

    Tekrarlayan deneyimler kalıpların oluşmasına yol açar
    Yeni araştırmalar tekrar tekrar yaşanan deneyimlerin çocukluktan itibaren çeşitli kalıpların oluşmasına ve bunların ergenliğe kadar devam etmesine neden olabildiğini göstermektedir. Bu kalıplar ise düşünme, konuşma, problem çözme, dikkatini toplama ve devam ettirme ve başkaları ile iletişim kurma gibi becerileri etkiler.

    Dikkat toplamayı zorlaştırır
    Araştırmalar çocukların hızla değişen görüntülerin yer aldığı televizyon programlarını izledikten sonra okuma ve yap-boz çözme gibi uzun süre dikkat gerektiren görevlere kendilerini veremediklerini göstermiştir.

    Çocukların diğer faaliyetlere katılımını engeller
    Çocuklar televizyon ekranına “yapışabilir” ve dolayısıyla reklamlar da dahil olarak kesintisiz bir şekilde televizyon izleyebilirler. Çocuklar ne kadar fazla televizyon izlerlerse; gelişim ve sağlıkları açısından büyük önem taşıyan oyun, sosyalleşme ve egzersize ayırdıkları zaman da o kadar azalır.

    Aktif öğrenmeyi engeller
    Çocukların pratik yapmaları yani konuşmayı, yazmayı ve düşünmeyi “aktif olarak” öğrenmeleri gerekir. Televizyon çocukların ilgisini toplasa da, zihinlerini “aktif öğrenme” ile meşgul etmez. Oysa okuma ve oyun gibi diğer faaliyetler aktif öğrenmeyi sağlar.

    Küçük çocuklar gördüklerinin gerçek olmadığını anlayamazlar
    Altı yaşından küçük çocuklar televizyonda gerçek ile hayali olan arasındaki ayrımı anlamakta güçlük çekerler. İzledikleri programlarda kurguları ve bütünlüğü takip etmez, heyecan verici kısa parçacıklara odaklanırlar. Bu yaşlardaki çocuklar neden ve sonuç ilişkisini de tam olarak anlayamazlar. Çizgi film karakterlerini gerçek olarak görürler ve reklamların cazibesine açıktırlar.

    Kahramanlara benzemek isterler
    6-9 yaş arasındaki çocuklar da özellikle gerçek yaşama benzeyen sahnelerde gerçek olan ile hayali olanı ayırmakta zorluk çekerler. Hayranlık besleme eğiliminde olurlar ve kahramanlara benzeme isteği duyarlar.

    Dizilerdeki kız-erkek ilişkileri yanlış yönlendirici olabilir
    Daha büyük ilkokul çocukları kendi başlarına da gelebileceği endişesi ile gerçeklere dayanan görüntülerden rahatsız olurlar. Ergenlerin dünyası, seks ve moda konularında meraklıdırlar ve dizilerde gördükleri kız – erkek ilişkileri çocuklar üzerinde yanlış yönlendirici etkiler yaratabilir.

    Odasında televizyon olmamalı
    Odasında televizyon bulunan çocukların okul başarılarının, televizyonun evin ortak bölümlerinde bulunduğu evlerde yaşayan çocuklara kıyasla daha düşük olduğunu araştırmalar ortaya koymuştur.

    Korku ve kaygılara neden olabilir
    Durum her bir çocuk için farklı olmakla birlikte, bazı görüntüler çocuklar için korku verici olabilir. Çocukların bazıları, kendilerini gerçekten güvende hissetmeleri halinde biraz korkmaktan hoşlanabilir. Kendilerinin güvende olduğunu bilmek “heyecan” duygusunu yaşama özgürlüğü verir. Ancak çocuklar korkutucu programlara ne kadar fazla maruz kalırlarsa, dünyanın korkutucu bir yer olduğuna da o kadar fazla inanırlar. Bu da onların kaygılı olmalarına neden olur.

    Kendisi hakkındaki düşünceleri etkilenebilir
    Çocuğun hayranlık duyduğu figürler kendisi ile ilgili düşüncelerini de etkileyebilir. Neyin iyi, neyin değerli olduğu, nasıl davranacağı ve nelere değer vereceği gibi konulardaki fikirlerinin şekillenmesinde sizden öğrendiklerinin yanında, ekranda gördüğü ünlü kişiler de etkili olabilir.

    Televizyon çocukların davranış, inanç ve yaşama bakışlarını ne ölçüde etkiler?
    Çocukların davranış, inanç ve yaşama bakışlarının etkilenme derecesi televizyon programlarının gerçek oluşuna ne derece inandıkları ile bağlantılıdır.

    Çocuklar bir programın gerçek olup olmadığına üç yolla karar verirler:

    Televizyondaki şeyleri ve kişileri kendi deneyimlerinden tanırlar: “Programda benim köpeğime benzeyen bir köpek var, o yüzden bu programdakiler gerçek”.

    Kendi deneyimleri ile çelişmesi halinde programın gerçek olmadığına inanırlar: “İnsanların burunlarını oynatarak sihir yapma gücü gerçekte yok.”

    Programların nasıl yapıldığını anlarlar. Örneğin “Çizgi filmlerin insanlar tarafından yapıldığını biliyorum” ya da “filmdeki kişiler aslında rol yapan aktörler” gibi. 9-10 yaşlarındaki çocuklar rol yapılmasını daha net anlarlar ancak 6-7 yaşındaki çocuklar televizyondaki ailelerin gerçek aileler olduğunu ya da Susam Sokağının gerçek bir sokak olduğunu düşünebilirler.

    Reklamlar çocukları nasıl etkiler?
    Reklamların çocuklar üzerindeki etki gücü çok fazladır. 8 yaşından küçük çocukların çoğu reklamlarda söylenenlerin doğru olduğuna inanır. 8-10 yaşlarındaki çocuklar reklamların her zaman doğruyu söylemediğinin farkındadır ancak söylenenin hangisinin doğru, hangisinin doğru olmadığını tam olarak belirlemekte zorluk çekerler.

    Ürünleri tanınmış kişilerin tanıtması durumunda çocuklar kolaylıkla ikna olurlar. Reklamlarda kullanılan tekniklerle bir ürünün şekli, hızı, ebatı ve çalışma biçimi gibi konularda çocuklar kolayca yanlış yönlendirilebilir ya da aldatılabilir. Çoğunlukla çocuklar reklamlarda gördükleri şeyleri isterler ve anne-babalarına bunları aldırabilmek için her yolu denerler.

    Henüz dili çok iyi öğrenmemiş olan çocuklar reklamlardan yanlış anlamlar çıkarabilirler. Örneğin “büyüten tat”, “meyve özlü” gibi sözleri “benim için faydalı” şeklinde yorumlayabilirler.

    Televizyonda gördükleri hakkında konuşarak ve reklamların nasıl hazırlandığını anlatarak ve ürünü gerçek yaşamda göstererek reklamların etkisi konusunda çocuğunuza yardımcı olabilirsiniz.
    https://twitter.com/keyborsa_simurg

    Yorum

    • simurg
      Administrator
      • 10 Mart 2007
      • 9248

      #3
      devamı...

      Televizyondaki şiddet çocukları nasıl etkiler?
      Çocukların televizyonda şiddet görüntülerine maruz kalmaları anne-babaların çoğunu endişelendirir. Çocuklar bu tür görüntülere yaş ve gelişim düzeyleri ve gördükleri materyalin türüne bağlı olarak farklı reaksiyonlar verirler.

      Başka çocuklara ve hayvanlara yönelik şiddet ve aile içi şiddet görüntüleri her yaştan çocuğu rahatsız eder.

      Şiddetin yararlı olduğu mesajını çıkarabilirler
      Sekiz yaşından küçük çocuklar izlerken gülseler ya da gerçek olmadığını söyleseler bile, çizgi filmlerden “şiddet işe yarar ve kazanır” mesajını çıkarabilirler. Daha büyük çocuklar da aksiyon film ve dizilerinde şiddet kullanan kahramanlardan aynı mesajı çıkarabilirler. Bu çocuklar gerçek olarak gördükleri ve kendilerinin ya da yakın çevrelerinin başına gelebileceğini düşündükleri haber ve canlandırmalardan dolayı da kaygı duyabilirler.

      Televizyondaki şiddetin ne kadarının çocuklar için zararlı olacağı konusunda farklı görüşler bulunsa da, televizyondaki şiddete tekrar tekrar maruz kalmanın belirli sonuçlar yarattığı kanıtlanmıştır.

      Şiddet görüntülerine sürekli maruz kalmak nelere yol açar?
      Çocukların sorunları çözümlemek için saldırgan yöntemlere başvurmaları olasılığını artırır

      Dünyanın “acımasız ve korkutucu” bir yer olarak gösterilmesi çocuklarda kaygı düzeyini artırır

      Çocukların gerçek yaşamdaki şiddete karşı duyarsızlaşmasına neden olur.

      Televizyondaki şiddet en fazla günde 3 saatten fazla televizyon izleyen çocukları, küçük çocukları, erkek çocukları, ailesinde şiddete tanık olan çocukları ve güvensiz çocukları etkileyecektir.

      Televizyonda neler çocukları korkutur?
      Televizyonda korkutucu içeriklere maruz kalmak çocuklar üzerinde çok güçlü ve kalıcı etkiler yaratabilir.

      Bu etkiler yoğun bir korku ve ağlama gibi kısa vadeli ya da uyku bozuklukları, yalnız kalamama, yaralanma ya da öldürülme korkusu veya uyku öncesinde olağan dışı şeyler yapma gereği duyma gibi uzun vadeli etkiler olabilir.

      Bazen köpek, kedi, örümcek fobisi gibi çocuğun yaşamını etkileyen uzun vadeli korkular gelişebilir.

      7-8 yaşından küçük çocuklar nelerden korkar?
      Kötü hayvanlar, canavarlar, tuhaf, değiştirilmiş ya da deforme edilmiş karakterler

      Normal bir karakterin anormal veya tuhaf bir karaktere dönüşmesi

      Anne-babanın ölümünü içeren öyküler
      Doğal afetleri canlı bir şekilde gösteren öyküler

      7 -12 yaşlarındaki çocuklar nelerden korkar?
      Özellikle çocuğun başına gelmesi gerçekten mümkün olabilen daha gerçekçi tehdit ve tehlikeler

      Şiddet veya şiddet tehdidi

      Çocukların yaralandığı, zarar gördüğü öyküler

      13 yaş ve üzeri çocuklar nelerden korkar?
      Gerçekçi fiziksel zarar ya da yoğun zarar tehditleri

      Cinsel taciz

      Uzaylılar ya da esrarengiz varlıklardan kaynaklanan tehditler

      Dr. Ayten Erdoğan
      Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı
      Memorial Hastanesi
      https://twitter.com/keyborsa_simurg

      Yorum

      • Masiva
        Seyirci Üye
        • 12 Mart 2007
        • 47

        #4
        Bitter çikolata damar tıkanıklığını önlüyor

        Bitter çikolata damar tıkanıklığını önlüyor
        ABD'nin en saygın eğitim kurumlarından Yale Üniversitesi’nin yaptığı araştırmaya göre, bitter çikolata damar tıkanıklığını önleyerek kalp rahatsızlığı riskini azaltıyor

        46 kişi üzerinde yapılan araştırmada, deneklerin yarısı 6 hafta her gün 200 gram bitter çikolata yedi. Diğer yarısına ise çikolata verilmedi. Sonunda çikolatanın damarları rahatlatarak kan akışını hızlandırdığı ve damar tıkanıklığını azalttığı ortaya çıktı. Çikolata yiyenlerdeki kan akış hızının yemeyenlere göre yüzde 2.4 hızlı olduğu ortaya çıktı. Uzmanlar, çikolatadaki flavonoid adlı enzimin damar tıkanıklığını önlediğini ve kalp krizi riskini % 20 azalttığını açıkladı.

        Yorum

        • Yeşil Zeytin
          Tecrübeli
          • 11 Mart 2007
          • 527

          #5
          Hafızayı Silen İlaç Yapıyorlar

          Hafızayı Silen İlaç Yapıyorlar

          Harvard Tıp Okulu uzmanları, geçmişte yaşanan kötü anıları hafızadan silen ve geçmişe dayalı travmatik etkileri yok eden bir ilaç üzerinde çalışıyor.

          Özellikle savaş koşullarına maruz kalmaktan ötürü travma sonrası stres bozukluğuyla mücadele eden savaş gazilerinin psikolojik tedavilerinde kullanılabileceği düşünülen hap şeklindeki ilaçların, en büyük yan etkisi insanın kişilik yapısında da değişiklikler oluşturması.

          Henüz geliştirilme aşamasında olan yeni ilacın hedefi, kötü anıları beyinde tetikleyen adrenalin gibi stres hormonlarının salgılanmasını sınırlayarak bu bilgilerin zamanla hafızadan silinip uzun vadede bir daha hatırlanmamasını sağlamak.

          Yorum

          • simurg
            Administrator
            • 10 Mart 2007
            • 9248

            #6
            Şekerleme yapan kazanır!

            Şekerleme yapan kazanır!Şekerleme yapmak ölümcül kalp krizlerini ve diğer kalp problemlerini %37 oranında azaltır.

            07.04.2007 10:53 Halk arasında şekerleme yapmanın zararlı olduğu bilinse de, aslında yararldır.
            Gün içinde kısa bir uyku hem stresi azaltır hem de kalbinize yararlıdır. Günlük 30 dakika ve haftada 3 kere şekerleme yapmak en idealidir. Orta yaşlı çalışan erkeklergün içerisinde şekerleme yaparak ölümcül kalp krizlerini ve diğer kalp problemlerini %37 oranında azaltmıştır.

            Peki ya kadınlar?

            Her ne kadar yapılan çalışmanın ana konusu erkekler de olsa kadınlar da büyük ihtimalle aynı yararı görmekteler. Gün içerisindeki kısa uyku molaları stresi azaltmak için en büyük yardımcılarınızdan biridir.

            Stresin sağlığınız için ne kadar büyük bir tehlike olduğunuz zaten biliyorsunuz. Ancak kalp hastalıklarına olan etkileri hakkında şüpheleriniz olabilir. Araştırmacılar stres hormonlarının organları, vücuttaki bezeleri ve kan damarlarını hasara uğratabileceğini düşünüyor. Aynı zamanda kötü alışkanlıkları çok kolayca uygulamanıza neden oluyorlar. Sigara içmek, aşırı yemek yemek ve egzersizleri kesip tembellik yapmak bunların en başında geliyor…

            Günlük 6 ila 8 saat arası düzenli uyumanız sayesinde Gerçek Yaş’ınız 3 yıla kadar gençleşebilir.

            Stres hakkında en açık ve net olanı size söyleyelim : Yoğun baskı altında yapılan işler, kalp hastalıkları, obezite, yüksek kan basıncı ve yüksek kolestrol risklerinizi artırır.

            Böylece tatl rüyalar ve daha rahatlamış, daha sakin, daha mutlu bir bir gün için siz de sieasta yapabilirsiniz. İşyerinde şekerleme yapamıyor musunuz?

            Hafta içi yapamadığınız şekerlemeyi hafta sonu yapmayı deneyin. Ancak eğer kendiliğinden uyanamıyorsanız, saati kurmayı unutmayın. Gün içerisinde uyuduğunuz süre artarsa; bu sizin günlük uyku düzeninizi bozabilir.
            VATAN
            https://twitter.com/keyborsa_simurg

            Yorum

            • Yeşil Zeytin
              Tecrübeli
              • 11 Mart 2007
              • 527

              #7
              peki benim günde 3 saat uyumam da şekerlemeye giriyor mu

              Yorum

              • simurg
                Administrator
                • 10 Mart 2007
                • 9248

                #8
                Kök hücre tedavisi de bütçeye giriyor

                Kök hücre tedavisi de bütçeye giriyorProf Dr. Osman İlhan; "Tedavi yardımına ilişkin bütçe uygulama talimatında kök hücre tedavisi fiyatı yer alacak

                03.05.2007 14:40 Selma Bıyıklı- Sağlık Bakanlığı Kemik İliği Nakilleri Bilimsel Danışma Kurulu Başkanı Prof. Dr. Osman İlhan, Tedavi Yardımına İlişkin Bütçe Uygulama Talimatında kök hücre tedavisiyle ilgili bir paket fiyat yer alacağını bildirdi.
                İlhan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Sağlık Bakanlığı tarafından 2007 yılı Tedavi Yardımına İlişkin Bütçe Uygulama Talimatına konulmak üzere kök hücre-kemik iliği nakliyle ilgili bir paket fiyat hazırlandığını söyledi.
                Bu tedavinin bütçe uygulama talimatında yer almasının Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından prensipte kabul edildiğini ifade eden İlhan, pakete önümüzdeki günlerde son şeklinin verileceğini belirtti.
                Geçen yıl basında, ''Alt yapı ve personel eksikliği nedeniyle kemik iliği nakli bekleyen hastaların tedavi olamadığı'' haberlerinin yer alması üzerine, Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın da katıldığı bir toplantı yapıldığını kaydeden İlhan, konunun her yönüyle ele alındığı bu toplantıda sorunun çözümü amacıyla çalışma yürütmesi için kendisinin yetkilendirildiğini söyledi.
                22 merkezin alt yapı ve personel açısından değerlendirilerek, Avrupa ve ABD'de soruna nasıl yaklaşıldığı üzerinde çalışma yürüttüğünü belirten İlhan, ''Bu çalışma neticesinde, kök hücre nakliyle ilgili böyle bir paketin çıkarılmasının yararlı olacağını, en azından üniversite hastanelerinin belirli bir plan dahilinde personel ve alt yapılarını geliştirebileceğini tespit ettik'' diye konuştu.
                Kök hücre nakliyle ilgili paket fiyatın belirlenmesiyle özel sektörün bu alana girebileceğini ifade eden İlhan, yurt dışından hastaların Türkiye'ye ilgisinin de artacağını bildirdi.
                Sosyal Güvenlik Kurumu Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürü Sami Türkoğlu da kök hücre nakliyle ilgili bir paket fiyat hazırlanması yönündeki çalışmanın sürdüğünü belirterek, ''Bütçe Uygulama Talimatı bu ay içinde yayınlanır'' dedi.
                https://twitter.com/keyborsa_simurg

                Yorum

                • Yeşil Zeytin
                  Tecrübeli
                  • 11 Mart 2007
                  • 527

                  #9
                  Her Türlü Gribi Yenen Aşı Bulundu

                  İsviçreli ilaç üreticisi Novartis, her türlü grip salgınında etkili olabilecek bir aşı geliştirdi.

                  Novartis'in "Optaflu" adını verdiği aşının her türlü gribi yenebileceği açıklandı.Novartis, "Optaflu" ismi verilen aşının Avrupa Birliği'nden (AB) de onay aldığını açıkladı.

                  Grip aşısı tarihinde, son 50 yılın önemli bir üretim aşaması olarak da gösterilen Optaflu'da kullanılan teknolojinin, mevsimlik grip salgınlarında hızlı ve esnek üretime imkân verdiği ifade edildi. Optaflu'nun, Almanya ve Avusturya'da şimdilerde, diğer AB ülkelerinde 2008'de piyasaya sürülmesi bekleniyor.

                  Yorum

                  • Yeşil Zeytin
                    Tecrübeli
                    • 11 Mart 2007
                    • 527

                    #10
                    Stresi azaltan 6 tavsiye

                    Stres çağımızın hastalığı desek yanlış yapmış olmayız.. İşte size bunun baş etmek için 6 pratik öneri

                    Kendinizi baskı altında hissettiğinizde adrenalin salgılarsınız. Adrenalin karaciğerin, fiziksel aktiviteniz için gerekebilecek enerji kaynağı şekeri depolamasını artırır.

                    Eğer vücudunuzdaki hazır enerji kaynağını kullanmazsanız yani koşmaz, kavga etmez, enerji harcamazsanız tehlike bu noktada başlar. Kandaki şeker asla kullanılmadığında yağ olarak depolanır.

                    Bu nedenle kilo alabilirsiniz. Stresin ilk olumsuz yönü budur. İkincisi ise, stres nedeniyle kapasitenizin üzerinde çok aşırı enerji harcayabilirsiniz. Bu durum bağışıklığınızı zayıflatır ve hastalıklara karşı korunmasız kalabilirsiniz. Bu halka sürekli tekrarlandığında yaşamınıza bile mal olabilir.

                    Stres faktörlerinizi belirleyin!
                    Günlük yaşamınızda stresten uzak durmanın ve stressiz yaşamın yolları..

                    Kafeini bırakın
                    Kafein, adrenalini serbest bırakır ve artırır. Bu nedenle kahve içmeyi bırakın, bunun yerine kafeinsiz içecekleri veya bitkisel çayları tercih edin..

                    Meditasyon yapın
                    Düzenli olarak meditasyon yapın.. Bu sizin günlük streslerden arınmanızı ve kan basıncınızın azalmasını sağlar..

                    Derin nefes alın

                    Derin nefes almak stresi azaltır. Düzenli nefes egzersizleri yaparak, vücudunuzu arındırıp canlandırabilirsiniz. Her nefesi dışarı verişte beyninizin rahatladığını ve kan basıncının düştüğünü hissedeceksiniz. Tepeden tırnağa rahatlayıncaya kadar nefes alıp vermeye devam edin.

                    Dağınıklığı toparlayın
                    Kendi iyiliğiniz için aklınızdakileri ve yaşadığınız ortamı düzenleyin.. Çözümsüz sorunlar, sizi bekleyen işler stresinizi artırır. Sorunlarınızı gözden geçirin ve aklınızda tutmayın.. Aynı şekilde dolabınızı, çekmecelerinizi temizleyin.. Rahatladığınızı hissedeceksiniz. Genel temizliği 6 ayda bir tekrarlayın..

                    Programınızı hafifletin
                    Takviminize göz atın.. Not aldığınız fakat yetişemeyeceğiniz aktiviteleri gözden çıkartın.. Bazı şeyler için gerçekten vaktiniz varsa kendinize ayırın. Bugünde tüm haftayı veya günü değerlendirin, yalnız kalın ve dinlenin..

                    Perspektifinizi sınırlamayın, bakış açınızı genişletin..

                    Gün içinde neyin sizde strese neden olduğunu anlamaya çalışın.. Birçok iş yapma zorunluluğu sizi sıkıntıya sokuyor olabilir. Stres yaratan konulara bakışınızı genişletin.. Gerçekte olmayacak riskleri veya olumsuzlukları düşünmüş olabilirsiniz. Olumsuz şeyler düşünmeyin.. Bu önerileri günlük yaşamınızda uyguladığınızda hayatı daha sağlıklı, güçlü ve mutlu yaşayabilirsiniz.

                    Yorum

                    • simurg
                      Administrator
                      • 10 Mart 2007
                      • 9248

                      #11
                      Yeşil Zeytin Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
                      ..
                      Gün içinde neyin sizde strese neden olduğunu anlamaya çalışın.. Birçok iş yapma zorunluluğu sizi sıkıntıya sokuyor olabilir. Stres yaratan konulara bakışınızı genişletin.. Gerçekte olmayacak riskleri veya olumsuzlukları düşünmüş olabilirsiniz. Olumsuz şeyler düşünmeyin.. Bu önerileri günlük yaşamınızda uyguladığınızda hayatı daha sağlıklı, güçlü ve mutlu yaşayabilirsiniz.
                      Tam borsacı için söylenmiş sözler...;)
                      https://twitter.com/keyborsa_simurg

                      Yorum

                      • Timur
                        Tecrübeli
                        • 22 Mayıs 2007
                        • 352

                        #12
                        simurg Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
                        Tam borsacı için söylenmiş sözler...;)
                        üstad yogaya mı başlasak ne yapsak bu borsa ömürden kısaltıyor..

                        Yorum

                        • MAGGGMA
                          ...................
                          • 12 Haziran 2007
                          • 1375

                          #13
                          istanbulu terkedin,herkesten uzak sakin bir yere yerleştikmi stres falan kalmaz...

                          Yorum

                          • apruncurtigin
                            Tecrübeli
                            • 13 Mart 2007
                            • 613

                            #14
                            bence de isatanbulu terketmek gerek, borsadan uzak durmak gerek. tavsiyem 2 inek alip süttünü satarak gecinmek,
                            bak o zaman dert tasa varmi?
                            Borsacıların ve borsanın yeni adresi
                            [url] www.keyborsa.com[/url]

                            Yorum

                            • simurg
                              Administrator
                              • 10 Mart 2007
                              • 9248

                              #15
                              Mutsuzluk şişmanlatıyor

                              Mutsuzluk şişmanlatıyorYapılan araştırmalara göre mutsuz ve depresif insanlar daha hızlı kilo alıyor

                              06.07.2007 15:50 Yapılan araştırmalara göre mutsuz ve depresif insanların daha hızlı kilo aldıkları ve bunları geri vermekte epey güçlük çektiklerini ortaya koydu. Özellikle çocuklar risk altında!

                              Sevgisizlik
                              İnsanlarda meydana gelen fazla yağ, yani şişmanlık genetik, çevresel ve psikolojik faktörlerin dışında aile bireylerinin yanlış tutumlarından da kaynaklanmaktadır. Şişmanlık eğilimi bulunan insanların aileleri incelendiğinde aile bireylerin birinin veya ikisinin birden sevgiden veya içtenlikten mahrum olarak büyüdükleri, sevginin karşılığı olarak da yiyeceğe yöneldikleri görülmüştür.
                              Çocuğa dikkat
                              Bu tür ailelerde annelerin genellikle yetişme çağlarında sosyal veya ekonomik zorluk çekmiş kişiler olduğu gözlenmiştir. Bu tür aile bireyleri, dengesiz beslenmiş çocuklarıyla özdeşleşerek, kendilerinin gelişme çağındaki ekonomik veya psikolojik eksikliği telafi yoluna gitmektedirler. Tabii çocuğun gelişme çağında, aile bireylerinin çalışmasından dolayı çocuklarla ilgilenen aile büyüklerinin sevgi ve ilgiyi yemek yedirme gibi görmeleri, çocuğun şişmanlama eğilimini artırmaktadır.
                              Çocukluk döneminde uygulanacak beslenme programının yetersiz olması da çocuğun gelişimini kötü yönde etkiler. Bu yüzden bilinçli bir beslenme programı uygulanmalıdır. Beslenme programı uygulamaları sırasında ölçü annenin tabağa koyduğu yiyecek olmamalı çocuğun günlük aktivitelerine, yaşına, cinsiyetine göre yemek miktarı ayarlanmalıdır. Küçük yaşlardan itibaren kazanılacak egzersiz alışkanlıkları çocuğun hayatı boyunca doğru beslenmesiyle birlikte daha faal ve kendini daha iyi kontrol eden sağlıklı bir insan olmasını sağlayacaktır.
                              Fast food
                              Fast food ürünleri, besleyici değeri daha fazla olan ev yemeklerinden daha ilgi çekici olmaktadır. Çocukların bu tür yiyeceklere karşı ilgileri artarken temel besin maddelerine olan ilgileri azalmaktadır. Böylece sağlıksız bir beslenmeye doğru gidilmektedir. Temel gıda maddelerinin kullanımı bir disiplin içinde çocuklara verildikten sonra tabii ki belirli aralıklarla fast food ürünlerine, çikolatalara doğru ve yeterli beslenme programının içinde yer verilebilir.
                              Sağlıklı bir vücuda sahip olmanın ve dengeli beslenmenin şartlarından biri de yeterli su alınmasıdır. Çocukluk çağında başlayan ve ileriki yaşlarda da devam eden sıvı ihtiyacını meşrubattan sağlama isteği metabolizma için doğru bir davranış değildir. Çocuklara su içme alışkanlıkları kazandırılmalı, haftada belirlenecek sayıda gazlı veya gazsız meşrubatlara izin verilmelidir. Çocukların meşrubatsız yemek yememeleri çocuğun anlayacağı düzeyde telkinlerle sağlanmalıdır. Amacımız sağlıklı, eğitimli bir nesil yetiştirmekse aile bireylerinin çocuklarına örnek olmaları gerektiği unutulmamalıdır.
                              (Hürriyet)
                              https://twitter.com/keyborsa_simurg

                              Yorum

                              Working...
                              X

                              Debug Information