Çer,çöplük..

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • mecaz
    Tecrübeli
    • 02 Şubat 2009
    • 438

    #1

    Çer,çöplük..

    Geyikler tarfından temize havale edilen eski çöplüğümüzün yerinde, artık yemyeşil bir çimenlik uzandığı için, gayrı çöplerimizi buraya atıyoruz.

    İyi de bi çöplüktü aslında ya..

    işte, değişime karşı durulamıyor...


    .................................................. .
    EGO SUM QUİ SUM........3.5 - 4........
  • mecaz
    Tecrübeli
    • 02 Şubat 2009
    • 438

    #2
    Mahaller yalnız yerlerdir. Yalnız, insansız ve evsiz.

    Mahalleri, insanlar yurt yaparlar; insanlar da evleri bahçeleri..

    Bir yer, ev yaptınız diye kalkınmaz, ya da yol, baraj, hastane, fabrika, okul.

    Orada insanlar yaşamaya başladığı için, orada doydukları için, onlara yol, okul, hastahane, fabrika, baraj vs. vs. yaparsınız.

    Bunları insansız toprağa yaparsanız eğer, varlığınızı çöpe atar, bombaya verir, kurda kuşa yem edersiniz.

    Bir toprağı insan vatan yapar. İnsan da, doyduğu yeri, emek verdiği yeri vatan beller.

    ................................


    Bunları düşünen ve bilen, bir aklı evvel, lüzümsuz laf düşkünü ben değilim herhalde.
    O halde, niye doğru olan yapılmaz????

    ............................
    EGO SUM QUİ SUM........3.5 - 4........

    Yorum

    • mecaz
      Tecrübeli
      • 02 Şubat 2009
      • 438

      #3
      Osmanlı' da adını bulmuş bir yöntem vardır. Bir vatan edinme yöntemidir bu. Adı " iskan siyaseti "

      Osmanlı' dan daha önce de, ataları Selçuklular da uygulamışlar bunu.

      İslan siyasetinde, bir mahal askeri yöntemle ele geçirildiğinde, oraya insanlar yerleştirilir. Ve toprak onlara armağan edilir. Bu insanlar da orayı vatan yaparlar. Öylesine vatan yaparlar ki, bin yıl sonra artık orada yeni bir halk oluşturmuş, uzun bir tarih yazmış olurlar.

      Osmanlı'nın ikinci hükümdarı Orhan Gazi, Marmara' yı ilk kez geçip karşıdan, yani Rumeli'den Çimpe kalesini ele geçirdiğinde ( Bizans tan armagan olsa da) oraya ilk Türkmen boylarını yerleştirerek başlamış bu işe.

      Murat Hüdavendigar ( I. Murat ) zamanında ise resmi devlet siyaseti olmuş. ( Ki Osmanlı' yı devlet yapan hükümdardır)

      Anadolu'dan Konar göçer Türkmen boyları getirtilip Rumeli 'de iskan ettirlmişler. Hem de bataklık arazilere, dağa , bayıra. Kimsenin dönüp de bakmadığı yerlere. Ama bu yerleri cennete çevirmiş vatan yapmış bu insanlar.

      Ve bu gün katlimlarla yok edilebiliyorlar ancak, topluca.

      Ya da bir pencerenin çerçevesine tüneyip etrafı seyran edercesine, sokaktan geçen Türk arayıp, sanki eski komşusuna selam edermiş duygusuyla elindeki tüfeğin tetiğine dokunup öldürüveren nişancı katillerle tek tek..


      ..........................

      ...............................................
      EGO SUM QUİ SUM........3.5 - 4........

      Yorum

      • mecaz
        Tecrübeli
        • 02 Şubat 2009
        • 438

        #4
        .

        Söylediğin her şeyi bil ama bildiğin her şeyi söyleme..


        Söyleyen: Akıllı biri.

        ..................................................
        EGO SUM QUİ SUM........3.5 - 4........

        Yorum

        • mecaz
          Tecrübeli
          • 02 Şubat 2009
          • 438

          #5
          .....belki iyi bir şeyleri hatırlatır.

          .

          Özgün hikayesi Stanislas Barthelemiy’e ait 2006 Fransız yapımı bir animasyon çizgi film olan “Meleğin Düşüşü”nü (La Chute De L’ange) internet ortamında izleyen FD, görüntüleri çok beğenir. Geoffroy Barbet Massin’ın yönetmenliğini yaptığı ve animasyon tasarımı Nicolas Cazaux’ya ait olan film FD’ye yeni albümü “Uykusuza Masallar”daki “Beni Bırakma” şarkısını çağrıştırır. Şarkı sözlerini Fransızca’ya çeviren sanatçı yapımcılarla bu projesini paylaşır. “Beni Bırakma”nın sözlerinden etkilenen Fransız yapımcılar, şarkının filmin senaryosu ile örtüştüğünü düşünürler. Gerekli yasal işlemler tamamlandıktan sonra meleğin düşüşü adlı animasyon film, "Beni bırakma" şarkısının klip filmi olarak yayınlanmaya başlar.


          Belki güneş bir gün bizim için doğar
          Belki korkuları hayallerimiz boğar
          O masal günü gelinceye kadar; susuyorum

          Susadıkça yüzün düşer aklıma
          Korkar oldum düşlemekten
          Adını anarım çoğalır sesim
          Konuşmaktan düşünmekten özlemekten

          Gel bak bir elimde gökyüzü var hala
          Ötekinde kayıp giden yıldızlar la la
          Korkular da benim umutlar da
          Beni bırakma

          Kimse kimsenin herşeyi olamaz-mış
          Di'li geçmişten tek yaramsın sen
          Sensiz kimse mi kimsesiz miyim bilmem
          Hiç bilmek istemem;
          Hatta düşünemem

          Gel bak bir elimde gökyüzü var hala
          Ötekinde kayıp giden yıldızlar la la
          Korkular da benim umutlar da
          Beni bırakma.....


          EGO SUM QUİ SUM........3.5 - 4........

          Yorum

          • mecaz
            Tecrübeli
            • 02 Şubat 2009
            • 438

            #6
            Sayın Mehmet Altan'ın, resmen ve alenen, canlı yayın sırasında beyanıdır.

            "Bir halk, kendi hakkında doğru olduğuna inandığı konularda kararını kendisi verir. Olumsuz bir durum olursa, bir yanlış varsa, kendisi buna karşı koyar. Koymuyorsa, başına gelecekleri haketmiş demektir."

            !!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!

            Kulaklarımla duydum. Dayanamadım, yazdım.


            .................................................. .......
            EGO SUM QUİ SUM........3.5 - 4........

            Yorum

            • mecaz
              Tecrübeli
              • 02 Şubat 2009
              • 438

              #7
              O halde..

              Bir insanın ağzından çıkanı kulağının duyması gerek, duymuyorsa, ya da dediğinin ne anlama geldiğini bilmiyorsa, ya da biliyor ama umursamıyorsa, başına gelenleri, ya da gelebilecekleri haketmiş demektir.

              Ya da,,, kendisi için doğru olanı bildiği halde yapacak gücü olmayan, güçsüzlüğüne rağmen mangal gibi yüreği olduğu, ya da kaybedeceği bir şeyi olmadığı için bir şey yapmaya kalkışıp da yapan yerleri yok edilen ve bunun endişesiyle ne yapacağını şaşırıp da, susup duran insanlarla dolu bir ülkede yaşadığına çok çook şükretmelidir.


              .........................................
              EGO SUM QUİ SUM........3.5 - 4........

              Yorum

              • mecaz
                Tecrübeli
                • 02 Şubat 2009
                • 438

                #8






                AHMET TANER KIŞLALI


                Tokat, Zile, 10 Temmuz 1939 doğumlu
                Ankara Siyasal mezunu, Paris Hukuk doktoralı, Siyaset Bilimi profesörü.

                21 Ekim 1999 da bombalı saldırıda öldürüldü.



                60 yıl biriktir, yetiştir, öldürsünler diye..
                .................................................. ..
                EGO SUM QUİ SUM........3.5 - 4........

                Yorum

                • ÇAKAL
                  Ağa'nın Adamı
                  • 27 Haziran 2007
                  • 2545

                  #9
                  20 yaşına kadar getirip ekmek beklerken kapıda şehidini görenlere ne demeli.Şehit düşen maşukuna kavuştu.Ya geride kalanlar.Kimsenin umurunda değil,olmasıdır asıl onları yıkan.
                  Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
                  Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

                  Yorum

                  • mecaz
                    Tecrübeli
                    • 02 Şubat 2009
                    • 438

                    #10
                    Ezberletileni değil, doğru olanı görmek gerek.






                    Türkiye Cumhuriyeti için 1980 den bu yana şehit olan 6000 askerin anısına yapılan anıt. Her birinin künyesi asılı dallara.


                    Onlar ki toprakta karınca

                    suda balık

                    havada kuş kadar

                    çoktular

                    korkak , cesur

                    cahil , hakim

                    ve çocukturlar......



                    .................................................. .....
                    EGO SUM QUİ SUM........3.5 - 4........

                    Yorum

                    • mecaz
                      Tecrübeli
                      • 02 Şubat 2009
                      • 438

                      #11
                      Bayram

                      Bu bayram da geçti.
                      Bir kez daha esefle farkedildi ki, çoğu insan için bu bir tatil fırsatı.
                      Böyle olmasının nedeni yalnızca, ayrıntıları çoğalan ve dolayısıyla yorucu, bıktırıcı şartlarını onaylamayana bile dayatan, modern yaşam biçimi değil.
                      Böyle olmasının nedenlerinden en önemli ve vahim olanlarından biri de insanların insanları reddetmeleri.

                      Bayramlaşacak kimseleri kalmamış insanların.

                      Dedelerin ellerini öpmek için kilometreler katetmek zahmet sayılır olmuş. Anlık bir memnuniyet, kıymetini yitirmiş.
                      Sadece haberlerdeki kimsesiz çocuk ve yaşlılar, şeker reklamlarındaki duygusal mesajlar kalmış geriye. Hani seyretttim hissettim bu kadarı yeter gibi...
                      Bayram gezmekten yorgun düşmek mutluluğu şaşırtıcı olmuş artık.

                      Bizi biz yapan, birbirimize tutunduran bağı gün geçtikçe yıpratıyoruz..
                      Kültürümüzü ellere teslim ediyoruz.
                      Demirleşiyor içimiz....


                      .......................
                      EGO SUM QUİ SUM........3.5 - 4........

                      Yorum

                      • ÇAKAL
                        Ağa'nın Adamı
                        • 27 Haziran 2007
                        • 2545

                        #12
                        Hazret-i Ömer radıyallahü anh, halîfe iken bile fakîr olup, elinde para bulunmazdı pek. Nitekim bir bayram gelmişti.
                        Eshabtan çokları, çocuklarına bayramlık “yeni elbiseler” almışken, o alamamıştı.
                        Bayram sabahı, arkadaşları neşeliyken, onun oğlu mahzundu.
                        Çocuk, bu üzüntüyle koştu babasına:
                        - Babacığım! Bana da yeni elbise al. Arkadaşlarıma hep alınmış.
                        - Alırım evlâdım, ama paramız yok.
                        Çocuk, bu menfi cevaptan daha bir mahzun oldu. Yeni elbisesi olmadığı gibi, üstündeki de “yamalı”ydı.
                        Öbür çocuklar, etrafına toplanıp alaya aldılar zavallıyı.
                        Çocuk değil mi? Gücüne gitti tabii. Ağlayarak koştu yine babasına. Hazret-i Ömer onu böyle görünce sordu:
                        - Oğlum niçin ağlıyorsun?
                        - Benimle alay ediyorlar babacığım.
                        - Niye alay ediyorlarmış bakayım?
                        - Elbisem yamalı diye.
                        Hazret-i Ömer de çok üzülmüştü. Çâresiz beytülmal memurunu çağırdı huzuruna. Durumu anlatıp ricâ etti:
                        - Bana, maaşıma mahsuben biraz avans verir misin?
                        Memur şaşırdı:
                        - Bu ayki maaşınızı almadınız mı efendim?
                        - Aldım. Ben, gelecek ayın maaşından istiyorum.
                        - Bana imzalı bir “kâğıt” verirseniz olur efendim, veririm.
                        - Tamam, nasıl bir kâğıt istiyorsun?
                        - Bir ay daha yaşayacağınıza dair bir “Senet” efendim. Bana, bu hususta bir imza verirseniz derhal takdim ederim avansınızı.
                        - Böyle bir imza veremem.
                        - Özür dilerim efendim. Ben de avans veremem öyleyse.
                        Halîfe, memuruna hak vermiş, hattâ takdir etmişti bu hareketini.
                        Üzgün üzgün döndü oğluna:
                        - Görüyorsun yavrum, memur amca para vermiyor. Verseydi, alırdım senin istediğini.
                        Bunun üzerine çocuk kesti ağlamayı.
                        Ama bu defa Halîfe ağlıyordu.
                        Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
                        Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

                        Yorum

                        • ÇAKAL
                          Ağa'nın Adamı
                          • 27 Haziran 2007
                          • 2545

                          #13
                          Bir pazar hikayesi
                          Bir adam ve oğlu ormanda yürüyüş yapıyorlarmış. Birden çocuk ayağı takılıp düşüyor ve 'Ahhhh' diye bağırıyor.
                          Dağdan 'Ahhhh' diye bir ses duyuyor ve şaşırıyor.
                          Çocuk, 'Baba ne oluyor böyle?' diye soruyor.
                          Babası, 'Dinle ve öğren!' diyor ve dağa dönüp 'Seni seviyorum!' diye bağırıyor.
                          Dağdan aynı ses geliyor.
                          Baba tekrar bağırıyor, 'Sen çok kötüsün!'
                          Gelen cevap: 'Sen çok kötüsün!'.
                          Baba açıklamasını yapıyor:
                          –İnsanlar buna yankı derler, ama aslında bu yaşamdır. Yaşam daima sana senin verdiklerini geri verir. Davranışların aynasıdır. Daha fazla sevgi istediğin zaman daha çok sev! Saygı istiyorsan insanlara daha çok saygı duy.


                          İnsanlar deliye döndü. Tarihten aldığımız ders ise insanların tarihten ders almadığı oldu. Ünlü milyarder Warren Buffett
                          Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
                          Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

                          Yorum

                          • ÇAKAL
                            Ağa'nın Adamı
                            • 27 Haziran 2007
                            • 2545

                            #14
                            Anadolu

                            Seni çok sevenler(!) çok örseledi
                            Oy güzel vatanım, oy Anadolu..
                            Açların çalıştı, tokların yedi
                            Oy güzel vatanım, oy Anadolu..

                            Yanan hep sen oldun, yakılan sensin
                            Ruhuna çiviler çakılan sensin
                            Şekilden şekile sokulan sensin
                            Oy güzel vatanım, oy Anadolu..

                            Sınırlar çizildi rüyalarına
                            Yasaklar konuldu dualarına
                            Hangi sesler hâkim semalarına
                            Oy güzel vatanım, oy Anadolu..

                            Ahlat'ın, Afşin'in, Söğüt'ün mahzun
                            Evladın, âşığın, yiğidin mahzun
                            Tebessümün mahzun, ağıdın mahzun
                            Oy güzel vatanım, oy Anadolu..

                            Metrûk manastırlar ihya olmakta
                            Hüzün, camilere mahya olmakta
                            Yadlar başımıza kâhya olmakta
                            Oy güzel vatanım, oy Anadolu..

                            Üzerinden hak, adalet silindi
                            Hayâ zırhı delik delik delindi
                            Bu zelil duruma nasıl gelindi? ! .
                            Oy güzel vatanım, oy Anadolu..

                            Dün şehit kanıyla sulanan sensin
                            Bugün alkollere belenen sensin
                            Düşmandan sadaka dilenen sensin
                            Oy güzel vatanım, oy Anadolu..

                            Şehit torununa " sen sus diyorlar
                            " Vatan sevmek bize mahsus diyorlar
                            Her taraf toz-duman, kâbus diyorlar
                            Oy güzel vatanım, oy Anadolu..

                            Hariçten gelenler köprüyü tutmuş
                            Dost karşı kıyıda seni unutmuş
                            Hınzır yeller yaprakların kurutmuş
                            Oy güzel vatanım, oy Anadolu..

                            " Biraz azim, biraz gayret derim ha
                            " Delinir karanlık, sabret derim ha
                            " Şanlı mazi döner elbet derim ha
                            Oy güzel vatanım, oy Anadolu..


                            Abdurrahim Karakoç
                            Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
                            Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

                            Yorum

                            • ÇAKAL
                              Ağa'nın Adamı
                              • 27 Haziran 2007
                              • 2545

                              #15
                              Think’in karoseri Bursalı ‘Lider’den


                              Norveçli elektrikli otomobil Think’in karoserini 10 milyon dolarlık yeni fabrikasında üreten Lider Holding Yönetim Kurulu Üyesi Güleç, “Otomobilin tamamını da üretiriz” dedi
                              Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
                              Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

                              Yorum

                              Working...
                              X

                              Debug Information