Ramazan Ayı

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • balıkçıdoktor
    Yasaklı
    • 23 Mayıs 2008
    • 318

    #16
    allahım sen bu zamanda imanını kurtaranlardan eyle(amin)........ramazanı şerifin sizlere ve ailelerinize tüm müslümanlara sağlık huzur dirlik bereket getirmesini niyaz ederim yüce rabbimden(amin)...........çakal abiminde dediği gibi ramazanı şeriften hakkıyla faydalanabilen kullarından olmamızı nasip eder ALLAH ım inşallah.(amin)............

    Yorum

    • WaX
      Selçuklu Torunu
      • 10 Mayıs 2009
      • 695

      #17
      BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHIYM,

      Allâhümme inni es’elüke bismikel hüsna. Yâ Allâh, fa’lem ennehû lâ ilâhe illellâh* Yâ Rahmân, errahmânü allemel Kur’an* Yâ Rahiym, ve kânellâhü Ğafûrar Rahıymâ* Yâ Mâlik, mâliki yevmiddin* Yâ Kuddûs, el Melikül Kuddûsüs Selâm* Yâ Müteâl, fe teâlellâhül melikü hakk* Yâ Selâm, vâllahü yed’û ilâ dâris selâm* Yâ mü’min, el Mü’minül Müheyminül Aziyz* Yâ Aziyz* ve kânellâhü Aziyzen Hakiymâ* Yâ Cebbâr, el Cebbârül Mütekebbir* Yâ Hâlik, fe tebârekellâhü ahsenül hâlikıyn* Yâ Musavvir, hüvellezi yüsavviruküm fil erham* Yâ Bâriül Musavvir* Yâ Evvel, hüvel evvelü vel âhiru vez Zâhiru vel Bâtin* Yâ Şekûr, inne Rabbenâ le Ğafûrun Şekûr* Yâ Vedûd, ve hüvel Ğafûrul Vedûd* Yâ Zâhir, vez Zâhiru vel Bâtin* Yâ Kâimen bil kıstı lâ ilâhe illâ hû* Yâ Hayy, Allâhü lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm* Yâ Aliym, Yâ Basıyr, innellâhe basıyrun bil ıbâd * Yâ Haliym innehû le aliymün haliym* Yâ Hakiym, ve kânellâhü aziyzen hakiymâ* Yâ Keriym, innellâhe le Ğaniyyün Keriym* Yâ Kâdir, kul hüvel kâdiru alâ en yeb’ase* Yâ Muktedir, ınde meliykün muktedir* Yâ Bâis, innellâhe yeb’asü men fil kubûr* Yâ Râzık, vallahü hayrür râzikıyn* Yâ Vâris, Ve LillÂhi miyrâsüs semâvati vel ard* Yâ Kaviyy, innellâhe le kaviyyün aziyz* Yâ Şehiyd, innellâhe alâ külli şey’in şehiyd* Yâ Mübdiü, innehû hüve yübdiü ve yüıydü* Yâ Razzâk, vellâhü yerzüku men yeşa * Yâ Tevvâb, innellahe kâne tevvâben rahiymâ* Yâ Vehhâb, inneke entel vehhâb* Yâ Celiyl zül celâli vel ikrâm * Yâ Cemiyl, fasbir sabran cemiylâ* Yâ Vekiyl, ve kefâ billâhi vekiylâ* Yâ Kâfi, ve kefallâhül mü’miniynel kıtâl* Yâ Veliyy, vehüvelveliyyül hamiyd* Yâ Rabbi, fe tebârekellâhü rabbül âlemiyn* Yâ Ğaniyy, vellâhül ğaniyyü ve entemül fükarâ* Yâ Şâkirü, innellahe şâkirun aliym* Yâ Hallâk, vehüvel hallâkul aliym* Yâ Muhsin, vellâhü yuhibbül muhsiniyn* Yâ Kadiyr, vellâhü alâ külli şey’in kadiyr* Yâ Mufaddil, vellâhü zül fadlil azıym* Yâ Mütimm, ve yütimmü ni’metehû aleyk* Yâ Müızz, tüızzü men teşâü ve tüzillü men teşâ* Yâ Refiy’u, refiud deracâti zül arş* Yâ Şefi, men zellezi yeşfeu indeh* Yâ Kebiyr, innellâhe kâne aliyyen kebiyrâ* Yâ Hakk, fe teâlellâhül melikül hakk* Yâ Berru, innehû hüvel berrür rahıym* Yâ Vitr, veş şef’ı vel vetr* Yâ Ğaffâr, innehû kâne Ğaffârâ* Yâ Ğafir, ve ente hayrül ğafiriyn* Yâ Hamiyd, tenziylün min hakiymin hamiyd* YâMennân, be lillâhü yemünnü aleyküm* Yâ Bâki, ve yebkâ vechü rabbike zül celâli vel ikrâm* Yâ Vâhid, kul hüvellâhü ehad* Yâ Metiyn, innellâhe, hüver razzâku zül kuvvetil metiyn* Yâ Hâdi, innellâhe yehdi men yeşâ’* YÂ Bedi’, bediy’as semâvâti vel ard* Yâ Aliym, âlimül ğaybi veş şehâdeh* Yâ Fettâh, ve hüvel fettâhül aliym* Yâ Muhıyt, vellâhü bi mâ ta’melûne muhıyt* Yâ Kâdi, vellâhü yakdi bil hakk* Yâ Samed, Allâhüs samed* Yâ Hasib, ve kânellâhü alâ külli şey’in hasiba* Yâ Nasıyr, ni’mel mevlâ ve ni’men nasıyr* Yâ Vâsiu, ve kânellâhü vâsian hakiyma* Yâ Kâhir, ve hüvel kâhiru fevka ıbâdih* Yâ kebiyr, kebiyrul müteâl* Yâ men leyse lehû veledün, lem yelid ve lem yûled ve lem yekün lehû küfüven ehad* Yâ Men Leyse kemislihi şey’ün ve hüves semiul basıyru ni’mel mevlâ ve ni’men nasıyr* Vel lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil azıym.


      MANASI:

      Esirgeyen ve bağışlayan Allah’ın adı ile*


      Ey Rabbim! Yüce Esmai Hüsnan hürmetine senden istiyorum* Ey Allah’ım! Senden başka ilah yoktur* Ey Merhametli Rabbim! Yüce Kitabımız Kur’an’ı öğreten, affeden ve acıyan sensin* Ey mülkün ve kıyamet denilen dehşet verici günün sahibi ve hakimi Rabbim!* Ey bütün eksik ve noksanlıklardan münezzeh, Malik, güven veren ve yüce olan Rabbim!* Melik, Hak ve selam isimlerinin sahibi olan Allah, imansızların vasfından beridir.* Allah insanları kurtuluş yurduna çağırır* Ey güven sağlayan, görüp gözeten, zor kullanma gücüne sahip yüce ve münezzeh Rabbim* Ey Aziz ve Hakim Rabbim! Ey güç ve kuvvetin sahibi Rabbim! Yücelik, güç ve kuvvet ancak sana aittir* Ey yoktan var eden Rabbim! Yoktan varetmek ancak sana aittir* Ey şekil veren Rabbim! Ana rahimlerinde bulunanlara istediği şekli veren Sensin* Zat'ına karşı söylenen sözlerden beri olan, evvel, ahir, zahir, batın ve yapılan şükürleri kabul eden Rabbim! Mutlaka bağışlayan ve şükürleri kabul eden sensin* Ey merhametlilerin en merhametlisi, çok bağışlayıp, çok acıyan Rabbim! Ey her görünende birliği gayet açık, zahir ve batın olan Rabbim!* Ey herşeyi ayakta tutan, mutlaka adaletin sahibi, zatından başka gerçek bir ilah olmayan Rabbim! Ey Hay sıfatının sahibi! Sen teksin ve birsin. Senden başka bir ilah yoktur* Hay ve Kayyum olan Rabbim!* Ey ilmiyle herşeyi kuşatan! Sen herşeyi bilen ve işitensin!* Ey herşeyi gören, mutlak surette kulların hert haline nigahban olan Rabbim! * Ey yapılan bunca isyana karşı sabırlı olan, Rabbim! Çünkü Sen ilminle herşeyi bilir ve sabrınla bir müddet verirsin* Ey gerçek hükmün sahibi! Sen Azizsin ve gerçek hüküm ancak Sendedir* Herşeye gücü yeten, öldükten sonra da diriltmeye ancak Sen muktedirsin* Ey herşeyi kudreti ile ayakta tutan Rabbim! Yarın kıyamet gününde takva sahibi kullar Melik-i muktedir olan Rabbin katında bulunacaklardır* Ey ölenleri dirilten! Kabirlerde çürüyecek toprak olanları da sen dirilteceksin* Ey her canlının rızkını veren! En güzel rızkı veren sensin* Ey mülkün yegane sahibi! Semaların ve yerin mutlak sahibi Sensin* Ey en güçlü! Güçlü ve Aziz sensin* Ey her şeyin şahidi! Mutlaka her şeyin gerçek yüzünü bilen sensin* Ey yoktan varden! Yoku var, varı yok eden Allah’ım! Ey bol rızık veren! Dilediğine rızık veren sensin* Ey tevbeleri, yakarmaları kabul eden rabbim! Karşılıksız veren ancak sensin* Ey Yüce olan Rabbim! Celal ve ikram sahibi sensin* Ey güzeller güzeli Rabbim! Her hususta bizi güzel sabredenlerden eyle* Ey herşeyin dayanağı Allah’ım! Dayanak olarak sen bize kafisin* Ey rızıkları üzerine alan Rabbim! Herkesin rızkını vermeye ancak sen kefilsin * Ey bakıp gözeten Allah’ım Savaşta mü’minleri gözetip muvaffak kılan sensin* Ey dost olanların dostu olan Rabbim! Övülmeye layık tek dost sensin* Ey her şeyi terbiye eden! Alemleri terbiye eden ancak Sen’sin* Ey Ğaniy! Zengin olan ancak Sen’sin! Başkası senin zenginliğin karşısında fakirdir. Ey şükredenlerin şükrünü kabul buyuran Allah'’m! Şükredenleri ancak bilen sensin* Ey yoktan var eden Allah'’m! Yoktan var eden ve bilen sensin* Ey hazinelerinden ihsan eden Allah'’ım! Sen, senin için ihsanda bulanan kullarını seversin* Ey Kadir olan Allah’ım! Her şeye kadir olan sensin* Ey herşeyi kemale erdiren! Her şeyi kemale erdiren sensin* Ey yücelten!Dilediğini yücelten, dilediğini alçaltan sensin* Ey dereceleri yükselten! Dereceleri yükselten, arşınsahibi sensin. Şefaat edenler ancak senin izninle şefaat edeceklerdir* Ey büyük olan Allah’ım! Yüce ve en büyük olan Sen’sin!* Ey Hakk olan Rabbim! Bütün mahlukatın gerçek hakkını veren Melik Sen’sin* Ey iyilik edenleri seven Allah’ım! İyilik edenleri seven ve onlara acıyan Sen’sin* Ey tek olan Allah’ım! Her çift ve teke yemin eden Sen’sin* Ey günahları bağışlayan Allah’ım! Affedenlerin en hayırlısı Sen’sin * Ey Hamd edenlerin hamdini kabul buyuran Rabbim! Kur’an kendisine hamd olunan, gerçek hükmün sahibi Allah tarafından indirilmiştir* Ey ihsan edici Allah’ım Gerçek ihsanın sahibi Sen’sin * Ey Baki olan Allah’ım! Senden başka her şey fani, yalnız Sen Baki’ sin. Celal ve İkram sahibi Sen’sin* Ey bir olan Allah’ım! Tek olan ancak Sen’sin* Ey güçlü olan Allah’ım! Güçlü olan, rızık veren ancak Sen’sin* Ey yol gösteren Allah’ım! Dilediğini doğru yola gösteren Allah’ım! Dilediğini doğru yola götürecek Sen’ sin * Ey en güzel Yaratıcı Allah’ım! Yerleri ve gökleri yaratan Sen’sin* Ey bilen Rabbim! Görünen ve görünmeyen alemleri bilen Sen’sin * Ey maddi ve manevi her çeşit fütuhatı veren ve bilen Sen’sin * Ey her şeyi kudreti ile ihata eden Sensin * Ey hükmün sahibi Allah’ım! Gerçek adil hükmü veren Sen’sin* Ey herkesin kendine muhtaç olduğu Rabbim! Herkesin hesabını en iyi bilen Allah’ım! Herkesin hesabını en ölçülü şekilde görecek sensin* Ey yardım eden Allah’ım! Sen ne güzel yardım eden bir Mevlasın* Ey Kainatı kudret elinde tutan Allah’ım! Her şey Sen’in kudret elindedir* Ey bütün varlıkları bir anda yok etme gücünün sahibi Allah’ım! Kulları öldürmek de, Sen’in kudret elindedir* Ey büyüklerin büyüğü olan Rabbim! En yüce ve en büyük Sen’sin * Ey zatı ile kaim olan Rabbim! Doğmamış, doğrulmamış Allah’ım! Sen’in eşin ve bir benzerin yoktur* Ey misli olmayan Rabbim! Sen duyan ve herkesin görmediği gizliliklere vakıfsın. Sen ne güzel bir Mevla ve ne güzel bir yardımcısın * Ey yüce Rabbim! Güç ve kuvvet ancak senin yardımınla mümkündür


      AMIN ALLAHIM KABUL EYLESIN INSALLAH
      Twitter: @smsener
      FB : smsener

      Yorum

      • balıkçıdoktor
        Yasaklı
        • 23 Mayıs 2008
        • 318

        #18
        Her güne bir dua...
        Borcunu Ödemeye Gücü Yetmeyen için Ali radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre anlaşmalı bir köle ona gelerek:
        - Borcumu ödeyecek gücüm yok, bana yardım et, dedi. O da:
        - Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in bana öğrettiği duayı ben de sana öğreteyim mi? Bunu okumaya devam ettiğin takdirde üzerinde dağ gibi borç olsa bile Allah Teâlâ onu ödemene yardım eder. Şöyle dua et dedi:
        “Allâhümmekfinî bi-helâlike an harâmik, ve ağninî bi-fazlike ammen sivâk.” “Allahım! Bana helâl rızık nasib ederek haramlardan koru! Lutfunla beni senden başkasına muhtaç etme!”
        (Tirmizî, Hâkim)

        Yorum

        • balıkçıdoktor
          Yasaklı
          • 23 Mayıs 2008
          • 318

          #19
          Abdulkadir Geylani Hazretleri, henüz iki-üç aylıkken görülen kerametlerini annesi söyle anlatır:


          "Oğlum henüz birkaç aylıktı. Mübarek Ramazan ayı geldi. Birinci gün şafak söktükten güneş batıncaya kadar bütün gün hiç süt emmedi. İkinci gün de ayni durum tekrar edince anladım ki Abdulkadir oruç tutuyor.



          İkinci sene Şaban ayının sonuna doğru hava fazla bulutlu olduğu için halk Ay'ı göremedi. Ramazanın başlama tarihini tespit edemediler. Abdulkadir'in bu meziyetini bilenler hemen annesinin yanına gidip onun süt emip emmediğini sordular. Gerçekten o gün Abdulkadir şafaktan beri süt emmemişti. Daha sonra o günün ramazanın birinci günü olduğu anlaşıldı.

          Beşikteyken oruç tuttuğunu şu beyit ile dile getirir.

          "Başlangıcım şöyleydi, dillerde söylenirdi.
          Beşikteyken oruçtum, bunu herkes bilirdi.

          Allah ona ayağını veli kullarımın omuzlarına koy derken sebebi bu olsa gerek ...

          Yorum

          • balıkçıdoktor
            Yasaklı
            • 23 Mayıs 2008
            • 318

            #20
            Hazreti Ebubekir kavurucu bir yaz günü oruç tutmuş ve akşam iftar sofrasında sadece bir tas soğuk su vardır İftar vakti gelince soğuk su ile orucu nu açmak için bardağı ağzına götürdü. Fakat bardağı ağzına götürmesiyle bırakması bir oldu. Ve hıçkırıklara boğuldu bir oldu. Yanındakiler Hz. Ebubekir'in bu haline bir anlam vermediler. Hz. Ebubekir kendine gelince neden bir anda hıçkırıklara büründüğünü sordular.

            Hz. Ebubekir şöyle cevap verdi:

            Bir gün Allah Resulü (Sallallahu Aleyhi Vesellem) ile otururken eliyle hareketler yapıyordu. Sanki karşısında birisi varmış gibi ona git diyordu sordum.

            -Ya Resullailah elini iter gibi hareket yapıyordunuz? Diye sordum.

            Şöyle cevap verdi;

            Dünya yanıma geldi kendini bana kabul ettirmek istedi, git dedim kendini bana kabul ettiremezsin dedim.

            -Yeminler olsun sana, sen benden kaçıp kurtulsan senden sonrakiler benden kurtulamayacaklar kendimi onlara kabul ettiririm.

            Hazreti Ebubekir:

            -Bende bu soğuk suyu içerken dünyayı kabul edenlerden mi oldum diye ağladım.

            O soğuk su içerken bunu düşünüyorsa biz soframıza inip kalkan yemekler için ne demeliyiz? Dünyanın kullarıyız dersek doğru olur mu?

            Yorum

            • WaX
              Selçuklu Torunu
              • 10 Mayıs 2009
              • 695

              #21
              elıne yuregıne saglık balıkcı
              Twitter: @smsener
              FB : smsener

              Yorum

              • ÇAKAL
                Ağa'nın Adamı
                • 27 Haziran 2007
                • 2545

                #22
                KABE-İ MUAZZAMANIN İNŞASI
                Canabı hak,İbrahim a.s.’ma Kabei muazzamayı inşa etmesini emredince,Cebrail a.s’mın mimarlığı ile Kabe-i muazzamanın inşası yapılıyor.Mevla bir taşı İbrahim a.s.’mın emrine veriyor.İstediğinde yükseliyor istediğinde alçalıyor.Günümüzdeki asansör vazifesini yapıyor bir anlamda.. İnşa bitince,Mevla İbrahim a.s.’ma “Ey İbrahim! Safa tepesine çık,ve insanları bu beyti tavaf ve ziyaret etmeleri için davet et'' buyurunca,İbrahim a.s.:”Yarabbi,benim sesim şurdan şuraya kadar anca duyulur,bu insanların tamamına nasıl duyuracağım” deyince,Mevla: ”Ey İbrahim,seslenmek senden,duyurmak bizden” buyuruyor. Ve İbrahim a.s.”YE EYYÜHENNESÜ KAD BENALLAHÜ BEYTEN” yani:Ey insanlar Allah c.c.sizin için bir beyt inşa ettirdi diye seslenince,yeryüzünde ve ruhlar aleminde ne kadar varlık varsa hepsi bu nidayı işitiyor.
                Fakat safa tepesinde tek nida eden İbrahim as.değildi.O an ,aynı nidayı Azrail as.da yaptı,Şeytan-ı leıynde..

                İbrahim a.s’mın nidasını işitipde hacca gidenler:giderler hac vazifelerini yapar ve dönerler.Hakiki birer hacı olurlar.

                Azrail as.mın nidasını işitipde gidenler: Hacda vefat ederler.

                Şeytanı leıynin nidasını işitipde gidenler ise,orada şeytan taşlama vazifesinide yerine getirdiklerinde,şeytan çok öfkelenir,”hem benim davetimle geldin,hemde beni taşladın” diye..Ve hacdan döndüğünde,o kişiye,hacdan önce yaptıramadığı tüm kötülükleri işlettirir.

                Mevla İbrahim as yada Azrail as’mın hıtabını işitipde Hac vazifesini bihakkın yerine getirenlerden eylesin.Orada vefat etmekte bir şeref..Şeytan-ı leıynin hitabını işitipde o mübarek mekana gitmekten de muhafaza eylesin.
                Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
                Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

                Yorum

                • orh2008
                  DADAŞ
                  • 05 Eylül 2009
                  • 387

                  #23
                  Resulullah’ın orucu nasıldı?


                  Allah Resulü (sav) için Ramazan bambaşka bir mevsimdi. Çünkü bu iklimin çok kutlu ve mübarek olduğunu O'na Yüce Rabbi bildirmişti. Bu yüzden Allah Resulü (sav)'nü bu ayda ibadet, taat, infak ve cömertlikte doruk noktasında görüyoruz. (Buhari, Müslim)

                  Peygamber Efendimiz (sav), bizim bu ayı bambaşka duygu ve ibadetlerle geçirmemiz gerektiğini ifade buyurmuşlardır: Ebû Hüreyre (ra)'dan rivayet edildiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur:

                  "Ramazan ayının ilk gecesi girince şeytanlar ve cinlerin şerli olanları zincire vurulur, Cehennem kapıları kapatılır ve hiçbiri açılmaz. Cennetin kapıları açılır hiçbiri kapanmaz ve bir münadi (seslenici) şöyle haykırır: "Ey hayır isteyen, ibadet ve kulluğa gel, Ey şer dileyen günahlarından vazgeç. Ve Ramazan boyunca bu iş her gece yapılır." [Müslim, İbn Mâce, Tirmizi]

                  Mü'min bu çağrıya müspet cevap verendir.

                  Peygamber Efendimiz (sav)'ı, Ramazan'ın gelmesiyle birlikte daha yoğun olarak görmekteyiz:


                  Hilâli gözetlerdi

                  Ramazan'ın başlangıcını belirlemek amacıyla hilali gözetlerdi. Hava bulutlu olur, Ramazan hilali görünmezse Şaban ayını otuza tamamlar, ertesi gün Ramazan'a başlardı. Eğer inandığı şahıslardan, hilali gördüğüne dair bir bilgi gelirse Ramazan'ı ilan ederdi.


                  Ramazan'a hazırlıklı olurdu

                  Peygamber Efendimiz (sav) Ramazan ayına dinç ve sağlıklı olarak girmek için gayret ederdi. Ramazan dışında en çok oruç tuttuğu ay, Recep ayı olmasına rağmen, bu ayın son günlerinde çok fazla oruç tutulmasını da uygun görmezdi. Bununla, Ramazan ayına daha dinlenmiş bir bedenle girilmesini arzu ederdi. Ancak yıllardan beri bazı günlerde oruç tutmayı alışkanlık haline getirenler için bir yasaklama getirmezdi.


                  Daha çok infak ederdi

                  Allah Resulü (sav) Ramazan ayında çok daha cömert idi. Şu rivayet bunu açıkça ortaya koymaktadır: "Resûlullah (sav) hayır yapmakta insanların en cömerdi idi. Ramazan'da Cebrail'le karşılaştığı zaman ise en cömert davranandı." [Buhari, Müslim]

                  Bu ayda yapılan iyiliklerin ecri, diğer aylara göre çok daha fazla olduğundan ve Peygamber Efendimiz (sav) bu ayda fazla ibadet ve infak yaptığından dolayı mü'minler de buna riayet etmelidirler.


                  Ramazan gecelerini değerlendirirdi

                  Allah'ın rahmetinin sağnak sağnak indiği mübarek Ramazan'ın gecelerini özellikle namaz, dua, istiğfar ve tefekkürle geçirirdi. Ve Müslümanların Ramazan gecelerini dolu dolu geçirmelerini teşvik ederek şöyle buyururdu: "Her kim inanarak ve karşılığını da Allah'tan bekleyerek Ramazan gecelerini ibadetle değerlendirirse o kimsenin geçmiş günahları bağışlanır." [Müslim, Ebu Davud, Tirmizi] Bugün tüm dünyada Müslümanların büyük bir coşkuyla eda ettiği teravih namazı, Peygamber Efendimiz (sav)'ın Ramazan'daki gece ibadeti olarak bize yansıyan en önemli bir ibadettir. Bu namazın vitir namazıyla birlikte kırk bir rekât, vitirsiz yirmi rekât veya sekiz rekât olarak kılındığına dair rivayetler var ise de tercih edilen görüş yirmi rekâttır.


                  Oruçluları davet ederdi

                  Peygamber Efendimiz (sav) diğer zamanlarda evinde olan veya kendisine hediye olarak gelen yiyecekleri ashabıyla paylaştığı gibi Ramazan ayında bunu daha çok yapardı. Özellikle, riyasız olarak sadece Allah için yapılan bir ibadeti ifa eden Müslümanların hele hele de fakirlerin davet edilmesine, iftarda ikramda bulunulmasına çok önem verirlerdi. Efendimiz (sav), Ramazanda bir oruçluyu doyuranın, ekstra bir oruç sevabı kazanacağını şöyle müjdelemektedir: "Her kim bir oruçluya iftar yemeği verirse, kendisine, oruçlunun sevabından bir şey eksiltmeksizin onun sevabı kadar sevap vardır." [İbn Mâce, Tirmizi]


                  Mukabele ederdi

                  Ramazan aslında Kur'an ayıdır. Kur'an bu ayda indirilmiş ve özellikle bu ayda daha çok okunması emredilmiştir. Peygamber Efendimiz (sav) da bu ayda çokça Kur'an okumuştur. Sadece kendisi de değil, ayrıca Cebrail (as) ile birlikte karşılıklı Kuran okurlardı.

                  Her yıl tekrarlanan bu mukabele, Peygamber Efendimiz (sav)'ın vefat ettiği yıl iki defa gerçekleşmiştir. [Buhari, İbn Mâce] Bu uygulama Ramazan'ın kıymet ve kadrini ifade ederken, aynı zamanda biz Müslümanlara güzel bir örnek de olmuştur. Ramazan ayının girmesiyle birlikte tüm camilerde ve çoğu evlerde okunan Kur'an-ı Kerim'ler, mukabeleler o uygulamanın bir devamıdır.

                  http://www.itibarhaber.com/islami-yazilar/8438--resulullahin-orucu-nasildii
                  ALLAH'TAN BAŞKA TÜM OTORİTE SAHİPLERİNİ VETO EDİYORUM.

                  Yorum

                  • ibrahimd
                    Tecrübeli
                    • 31 Mayıs 2009
                    • 220

                    #24

                    Kalbinizle yaptığınız her şey size geri dönecektir.



                    Öyle birini bulun ki;


                    Size içten bir şekilde güzel olduğunuzu söyleyen;

                    Suratına kapadığınızda sizi geri arayan;
                    Sizin uykuya dalmanızı seyretmek için uyumayan;

                    Sizi alnınızdan öpen;

                    Size en zor anlarınızda bulutların üstüne çıkarmak isteyen;

                    Arkadaşlarının önünde elinizi tutan...


                    Arkadaşlarının önünde elinizi tutan...

                    Öyle birini bekleyin ki;


                    Size durmadan size sahip olduğu için kendini şanslı saydığını veya ne kadar önemsediğini hatırlatan;

                    Arkadaşlarına dönüp 'aradığım o...' diyen...

                    Tenini besleyip gelistirmeye bakma,cünkü o sonunda topraga verilecek bir kurbandir.Sen gönlünü beslemeye bak! Yücelere gidecek,sereflenecek odur.
                    MEVLANA
                    Yakutun,incinin,elmasın ne kıymeti vardır ki;bir sevgili uğruna harcanmadıktan sonra.
                    *Hz.Mevlana*

                    Yorum

                    Working...
                    X

                    Debug Information