mescid

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • balıkçıdoktor
    Yasaklı
    • 23 Mayıs 2008
    • 318

    #31
    hayırlı cumalar cümleten......

    Yorum

    • BEDESTENLİ
      Aktif
      • 01 Haziran 2008
      • 276

      #32
      mescid e uğrayan yok..

      gözlere şenlik varda millet..
      Evlat Fazla Bıdı Bıdı yapma

      ****BABA YORGUN !!!!

      Yorum

      • ÇAKAL
        Ağa'nın Adamı
        • 27 Haziran 2007
        • 2545

        #33
        BEDESTENLİ Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
        mescid e uğrayan yok..

        gözlere şenlik varda millet..
        Akılları orada kalmasın diye, bi bakıp geliyorlar.
        Yoksa güneysu'nun aklına Secdede motosikletliler gelebilir.:kahkaha::kahkaha:
        Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
        Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

        Yorum

        • gemici
          Ne yazar...
          • 25 Mayıs 2009
          • 250

          #34
          Nimet verdigin zaman cömertligi zorluk verdigin zaman sabrını benden alma allahım**
          itibar puanı verenler karşılığını beklemesin......................ısrar halinde negatif ödeme yapılır.....................

          Yorum

          • gemici
            Ne yazar...
            • 25 Mayıs 2009
            • 250

            #35
            ,,,***,,,ya çare sizsiniz ,ya çaresizsiniz ya ümit sizsiniz, ya da ümit sizsiniz,,,***,,,.......
            itibar puanı verenler karşılığını beklemesin......................ısrar halinde negatif ödeme yapılır.....................

            Yorum

            • gemici
              Ne yazar...
              • 25 Mayıs 2009
              • 250

              #36
              Mevlana derki; Bir insanın nasıl güldüğünden terbiyesini, Neye güldüğünden ise zekâsını ve seviyesini anla..
              itibar puanı verenler karşılığını beklemesin......................ısrar halinde negatif ödeme yapılır.....................

              Yorum

              • gemici
                Ne yazar...
                • 25 Mayıs 2009
                • 250

                #37
                Üzülme...''üzülme!'' der Mevlana...ve devam eder.. "Kaybettiğin her şey başka bir surette geri döner."...........
                itibar puanı verenler karşılığını beklemesin......................ısrar halinde negatif ödeme yapılır.....................

                Yorum

                • gemici
                  Ne yazar...
                  • 25 Mayıs 2009
                  • 250

                  #38
                  ..........'بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ' وَلَا تَهِنُوا وَلَا تَحْزَنُوا وَأَنْتُمُ الْأَعْلَوْنَ إِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِنِينَ
                  itibar puanı verenler karşılığını beklemesin......................ısrar halinde negatif ödeme yapılır.....................

                  Yorum

                  • gemici
                    Ne yazar...
                    • 25 Mayıs 2009
                    • 250

                    #39
                    bu da türkçesi.............

                    RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAH'IN ADIYLA. "GEVŞEMEYİN, ÜZÜLMEYİN. İNANIYORSANIZ EN ÜSTÜN SİZSİNİZ." AL-İ İMRAN
                    itibar puanı verenler karşılığını beklemesin......................ısrar halinde negatif ödeme yapılır.....................

                    Yorum

                    • ÇAKAL
                      Ağa'nın Adamı
                      • 27 Haziran 2007
                      • 2545

                      #40
                      gemici abinin şifreyi çalmışlar.Kesin.
                      Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
                      Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

                      Yorum

                      • ÇAKAL
                        Ağa'nın Adamı
                        • 27 Haziran 2007
                        • 2545

                        #41
                        Cuma namazıSual: Cuma günü ve Cuma namazının önemi nedir?
                        CEVAP
                        Cuma, müminlerin bayramıdır. Cuma günü yapılan ibadetlere iki kat sevap verilir. Bugün işlenen günahlar da iki kat yazılır. Bilhassa Cuma gününü, günahlardan kaçarak ibadetle geçirmeye çalışmalıdır! Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
                        (Cuma günü günah işlemeden selametle geçerse, diğer günler de selametle geçer.) [İmam-ı Gazali]

                        (Allah nazarında günlerin en kıymetlisi Cumadır. O, Kurban ve Ramazan bayramı gününden de kıymetlidir.) [Buhari]

                        (Cumadan faziletli bayram yoktur ve o günkü iki rekat namaz, Cuma günü dışındaki bin rekattan efdaldır.) [Deylemi]

                        (Bir Müslüman, Cuma günü gusül abdesti alıp, Cuma namazına giderse, bir haftalık günahları af olur ve her adımı için sevap verilir.) [Riyadun-nasıhin]

                        (Özürsüz üç Cumayı kılmayanın kalbi mühürlenir, yani iyilik yapamaz olur.) [Hakim]
                        Kendisine Cuma namazı farz olan her Müslümanın alış-verişini bırakıp namaza gitmesi farzdır. Özürsüz Cumaya gitmemek haramdır. Ezan okunurken de, alış-veriş yapmak mekruhtur. Halbuki alış-verişin kendisi helaldir. Yani alınan mal mekruh değil, helaldir. Fakat ezan okunurken alış-veriş yapılması mekruhtur. (Dürer)

                        Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
                        (Allahü teâlâ, bugünden itibaren kıyamete kadar size Cuma namazını farz kıldı. Adil veya zalim bir imam [başkan] zamanında küçümseyerek veya inkâr ederek Cuma namazını terk edenin iki yakası bir araya gelmesin! Böyle bir kimse tevbe etmezse, onun namazı, zekatı, haccı, orucu ve hiçbir ibadeti kabul olmaz.) [İbni Mace]

                        (Allah’a ve ahirete inanan, Cuma namazına gitsin!) [Taberani]

                        (Cuma namazını kılmayan kimsenin kalbi mühürlenir [iyilik yapamaz olur], gafil olur.) [Müslim]

                        (Cuma namazına giderken ayakları tozlanan kimseye Cehennem ateşi haramdır.) [Tirmizi]

                        (Cuma namazından sonra, yedi defa ihlas ve muavvizeteyn [yani iki Kul euzüyü] okuyan kimseyi, Allahü teâlâ, bir hafta, kazadan, beladan, kötü işlerden korur.) [İbni Sünni]

                        (Büyük günah işlenmediği müddetçe, beş vakit namaz ile Cuma namazı, öteki Cumaya kadar aralarda işlenen günahlara kefarettir.) [Müslim]
                        Seferi olana Cuma kılmak farz değildir, kılarsa farz sevabını alır. (Hindiyye)

                        Cuma namazı kılınmayan çok küçük köylerde ve kâfir ülkelerinde, cemaatle öğle namazı kılınır ve ikamet okunur. Cumanın sahih olduğu yerlerde, öğleyi cemaatle kılmak ve ikamet okumak mekruh olur. (Redd-ül Muhtar, Fetava-i Abdurrahim)

                        Mahkumlara Cuma namazı farz değildir. Öğle namazını cemaatle kılabilirler.
                        Cuma namazı yalnız erkeklere farzdır. Bu husustaki hadis-i şeriflerden ikisi şöyle:
                        (Cuma namazı kılmak; köle, kadın, çocuk, hasta hariç, her Müslümana farzdır.) [Ebu Davud, Hakim]

                        (Cumaya gelmeyen erkeklerin evlerini yıksam diye düşündüm.) [Buhari]

                        Allahü teâlâ, Cuma gününü Müslümanlara mahsus kılmıştır. Cuma suresi sonundaki âyet-i kerimede mealen; (Ey iman etmekle şereflenen kullarım! Cuma günü, öğle ezanı okunduğu zaman, hutbe dinlemek ve Cuma namazı kılmak için camiye koşunuz. Alış verişi bırakınız! Cuma namazı ve hutbe, size, başka işlerinizden daha faydalıdır. Cuma namazını kıldıktan sonra, camiden çıkar, dünya işlerinizi yapmak için dağılabilirsiniz. Allahü teâlâdan rızk bekleyerek çalışırsınız. Allahü teâlâyı çok hatırlayınız ki, kurtulabilesiniz!) buyuruldu. Namazdan sonra, isteyen işine gider çalışır. İsteyen camide kalıp, namaz, Kur'an-ı kerim, dua ile meşgul olur. (Riyadun-nasıhin)

                        Cuma günleri duanın kabul olacağı bir an vardır. Bu an, hutbe ile Cuma namazı içindedir diyenler çoktur. Hutbe dinlerken, dua kalbden olur. Ses çıkarmak caiz değildir. Bu an her şehir için başkadır. Cuma günü, gecesinden daha kıymetlidir. Gecesinde veya gündüzünde (Kehf suresini) okumak çok sevaptır. (Tefsir-i Mazheri)

                        Bir hadis-i şerifte, (Cuma günlerinde bir an vardır ki, müminin o anda ettiği dua red olmaz) buyuruldu. Bazıları, bu an, ikindi ile akşam ezanları arasındadır, dedi. (Riyadun-nasıhin)


                        Cuma namazının şartları
                        Sual: Cuma namazının şartları nelerdir?
                        CEVAP
                        Hanefi’deCuma namazının farz olabilmesi için iki şart vardır:
                        1- Vücub şartları,
                        2- Eda şartları.
                        Eda şartlarından biri yoksa, namaz sahih olmaz. Vücub şartları yoksa, sahih olur.

                        Eda şartları yedidir:
                        1- Namazı şehirde kılmak. Bugün muhtarı veya jandarması bulunan köyler şehir hükmündedir.

                        2- Hükümetin izni ile kılmak. Hükümetin tayin ettiği imam, bir başkasını vekil edebilir.
                        Darülharb sayılan ülkelerde, cemaatin seçeceği imam, Cuma namazını kıldırır. Cumanın kabul olması şüpheli olan yerlerde, Cuma namazının son sünneti ile vaktin sünneti arasında dört rekat Âhir zuhur [Son öğle] namazı kılmalıdır.

                        3- Öğle namazının vaktinde kılmak.
                        4- Vakit içinde hutbe okumak.
                        5- Hutbeyi namazdan önce okumak.

                        6- Cuma namazını cemaat ile kılmaktır. İmamdan başka, Hanefi’de 3, Maliki’de 12, Şafii ve Hanbeli’de 40 erkek gerekir.

                        7- Cami herkese açık olmak. Kapıyı kilitleyip içerde kılmak caiz olmaz.

                        Vücub şartları:
                        Cuma namazının Vücub şartları 9’dur.
                        1- Mukim olmak, seferi olmamak.
                        2- Sağlam olmak, hasta olmamak.
                        3- Hür olmak.
                        4- Mahpus olmamak. Düşmanın yakalama korkusu olmamak.
                        5- Âkıl ve bâliğ olmak.
                        6- Kör olmamak.
                        7- Yürüyebilmek. Arabası olsa bile felçliye, ayaksıza farz değildir.
                        8- Erkek olmak. Cuma namazı kadınlara farz değildir.
                        9- Çok yağmur, kar, fırtına, çamur, çok soğuk olmamak.


                        Cuma namazı nasıl kılınır?
                        Sual: Cuma namazı kaç rekattır ve nasıl kılınır?
                        CEVAP
                        Cuma günü 16 rekat namaz kılınır. [Bunun iki rekatını kılmak farzdır. Öğle namazından daha kuvvetli farzdır.] Bunlar sırası ile şöyledir:

                        1- Önce, Cumanın dört rekatlık ilk sünneti kılınır. Bu sünnet, öğle namazının ilk sünneti gibi kılınır.
                        Sonra, cami içinde ikinci ezan ve hutbe okunur. Hutbe okunduktan sonra, ikamet okunup, cemaat ile Cuma namazının iki rekatlık farzı kılınır.

                        2- Cuma namazının farzı kılındıktan sonra, dört rekatlık son sünneti kılınır. Bunun kılınışı öğle namazının ilk sünneti gibidir.

                        3- Bundan sonra, “Vaktine yetişip kılmadığım son öğle namazının farzını kılmaya” diye niyet ederek, öğle namazının farzı gibi ahir zuhur denilen bir namaz kılınır.

                        4- Sonra da, sabah namazının sünneti gibi iki rekat vaktin sünneti kılınır. Bundan sonra, Âyet-el-kürsi ve tesbihler okunup, dua edilir.

                        Üç Cumayı terk etmek
                        Sual: Üç Cumayı kılmayan münafık olur mu? Görev gereği gidilmezse günah olur mu?
                        CEVAP
                        Hanefi’deCuma namazının farz olabilmesi için iki şart vardır:
                        1- Vücub şartları, 2- Eda şartları.
                        Eda şartlarından biri yoksa, namaz sahih olmaz. Vücub şartları yoksa, sahih olur. [Bunların neler olduğu yukarıda yazılıdır.]

                        Vücub şartlarından biri veya birkaçı bulunan erkek, isterse Cuma namazı kılabilir. Yani namazı sahih olur. Kılmazsa günaha girmez.

                        Özürsüz Cuma kılmayanın, Cuma kılınmadan önce, öğle namazını kılması haramdır. Sonra kılması ise farzdır. Özür ile Cuma kılmayanların, öğle namazını cemaat ile kılmaları mekruhtur.

                        Cuma namazının eda şartlarından bir veya birkaçı noksan olsa da camiye gitmeli. Yani cemaate gitmek lazımdır. Zaruretsiz salih imamın Cumasına gitmeyen münafık sayılır. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
                        (Mazeretsiz üç Cumayı terk eden münafıklardan yazılır.) [Taberani, Dare Kutni]
                        (Zaruretsiz arka arkaya üç Cumayı terk edenin kalbini Allahü teâlâ mühürler.) [Ebu Davud, Tirmizi, İbni Mace, Nesai, Hâkim]

                        Kalbi mühürlenmek, iyilik yapmaz hâle gelmektir. Hayır hasenat ve ibadet yapmak ona zor gelir.
                        Münafıklardan yazılır demek ise, kâfir olur anlamında değildir. Münafık ameli işlemiş olur. Mesela münafık yalan söyler. Yalan, münafıklık alametidir. Ama yalan söyleyen münafık, yani kâfir olmaz. Münafık ameli işleyenlerin sonunda küfre düşme ihtimali çoktur. Bunun için bütün haramlardan sakınmaya gayret etmeli, bir mazereti yoksa Cumalara gitmelidir. Bir mazeretle Cumaya gidemeyen muhakkak öğle namazını kılmalıdır.

                        Sual: Peş peşe üç Cuma namazını kaçıran bir erkeğin nikahı düşermiş, doğru mu?
                        CEVAP
                        Öyle bir şey yok. Farz olduğuna inanıp, bin kere kaçırsa veya hiç gitmese boş olmaz.

                        Sual: Memur, işçi ve öğrenci, Cuma namazı için izin alamazsa ne yapması gerekir?
                        CEVAP
                        O günkü öğle namazını kılmak şart olur. Başka bir şey yapması gerekmez.

                        Sual: Üç Cumayı kılmayanın tevbesi kabul olmaz ve kâfir olurmuş. Bu doğru mu?
                        CEVAP
                        Hiç namaz kılmayan kimse de kâfir olmaz ve tevbesi de kabul olabilir. Bir hadis-i şerifte, (Bir kimse, mani yok iken, üç Cuma namazı kılmazsa, Allahü teâlâ, kalbini mühürler) buyuruldu. Yani, iyilik yapmaz olur, gafil olur. Tevbe eder Cumalara giderse, üstündeki gaflet kalkar. Bu hadis-i şerif, İslamiyet’le idare edilen yerler içindir.

                        Sual: Japonya, Kore, Amerika gibi ülkelerde, Cuma namazı kılmanın şartları yoksa, Cuma namazına gitmek yine şart mıdır? İmam fasık ise yine gitmek gerekir mi?
                        CEVAP
                        Mazeretsiz üç Cumaya gitmemek münafıklık alametidir. Bir ülkede Cuma kılmanın şartları yoksa, yine de Cuma günü, cemaate gitmek lazımdır. Salih imamın bulunduğu camiye Cuma kılmak için sebepsiz gitmemek münafıklık alametidir. Bir çeşit bölücülük olur.

                        Eskiden Cumaları vali kıldırırdı. Vali fasık da olsa, birlik ve beraberliğin bozulmaması için Cumaya gitmek gerekirdi. Çünkü Peygamber efendimiz buyuruyor ki:
                        (İmam salih veya facir olsa da, büyük günah işlese de arkasında namaz kılın.) [Ebu Davud] (İslam âlimlerinin büyüklerinden Ebussuud Efendi bu hadis-i şerifin Cuma kıldıran valiler için olduğunu bildirmektedir.)

                        (Büyük günah işleyen imamın arkasında namaz kılın) hadis-i şerifi, fitne çıkmaması için ve emir olan zata itaat içindir. Yoksa büyük günah işleyen yani içki içen, zina eden, kumar oynayan fasık imamın arkasında namaz kılmak Hanefi'de tahrimen mekruh, Maliki’de hiç sahih değildir. (Halebi)

                        Fasık olan imamların arkasında namaz kılmamalı, başka camide kılmalı. (Redd-ül muhtar, Tahtavi, Hindiyye)

                        Fasık kimse, âlim olsa da, imam yapılması tahrimen mekruh olur. Çünkü, İslamiyet'e uymakta gevşek davranır. Böyle kimseye fasıklığından dolayı kıymet vermemek vaciptir. İmam yapmak ise, ona saygı göstermek olur. İmam olmasına mani olunamazsa, her namazı başka camide kılmalıdır. (Merak-ıl-felah)

                        İbni Âbidin hazretleri buyuruyor ki:
                        Fasık imam arkasında namaz kılınmaz. Cuma namazında fasık imama da uyulur. Ancak bir şehirde birkaç camide Cuma namazı kılınıyorsa, Cuma namazını da, fasık imam arkasında kılmak mekruh olur. Feth-ul-kadir'de de böyle yazılıdır. (Redd-ül muhtar)

                        Bir hadis-i şerif meali de şöyledir:
                        (Vera sahibi [Salih] imam ile kılınan iki rekat namaz, fasık ile kılınan bin rekattan daha faziletlidir.) [Ebu Nuaym]

                        Cuma günü öğle namazı
                        Sual: Cuma günü zuhri ahir namazı kılmak bid’at midir?
                        CEVAP
                        Hayır değildir. Cuma namazının eda şartlarından birisi bulanmayan yerlerde bu namazı kılmak farz olur. Çünkü Cuma kılmak farz olmayınca, öğle namazını kılmak farz olur.

                        Şafii (Tenvir-ül kulub) kitabında diyor ki:
                        (Muhakkikler güneşi Remli hazretlerinden, “Şafiiler, Allah ve Resulüne muhalefet edip, beş vakit namaza altıncı bir farz ilave ettiler”diye iftira edene, ne ceza gerekir, diye soruldu. O da, bunu söyleyenin, en az benzerleri gibi, tazir cezasıyla cezalandırılması gerektiğine fetva verdi. Farz olan beş vakti, altıya çıkarmak, dinden çıkmayı gerektirir. Dine ilave yapılamaz. Şafiiler dine ilave yapmıyor.

                        Cuma namazının birden fazla camide kılındığı yerlerde, o günkü öğleyi de kılıyorlar.

                        Müdiriyye kadısı, Şafiilerin, Cuma namazından sonra öğle namazı kılmalarını yasaklamıştı. Fakat adı geçen fetva, kadıya okununca, kadı, insaf ehli olduğu için, “Ey Şafiiler, ben hatalıyım. Yine Cumadan sonra öğle namazını mescitte kılmaya devam edin” demiştir. Bu konu hakkında Şafii âlimlerinden Yusuf Nebhani hazretleri de bir eser yazmıştır. Bu eserde, birden fazla yerde Cuma kılınan şehirlerde, Cuma namazından sonra, öğle namazını kılmanın sadece Şafiilere mahsus olmadığını, dört mezhep âlimlerinin de aynı hükmü bildirdiklerini söylemiştir.

                        Muhammed Şirvani de bu hususta bir eser yazmıştır. Cuma namazından sonra öğle namazının kılınması gerektiğini bildirmiştir. Aynı zat, Hanefi âlimlerinin Cumanın birden fazla yerde kılınması veya namaz kılınan yerin şehir sayılıp sayılmayacağı hususunda şüphe edilmesi halinde öğle namazının kılınması gerektiğini bildiren cevaplarını (Davuş-Şema fi salât-iz zuhri badel cumua) eserine almıştır. Bu değerli âlim, bu hususta ele alınan bütün itirazları teker teker çürütmüştür.

                        Resulullah efendimizin zamanında Cuma tek mescitte kılınıyordu. Cumaya geç kalanların ikinci, üçüncü cemaat yapmalarına izin verilmiyordu. Hulefa-i raşidin de bu yolu tuttu. Hazret-i Ömer döneminde fetihler yapılıp şehirler çoğalmasına rağmen, birden fazla camide Cuma kılınmasına müsaade edilmedi. Valilere yazılan mektuplarda, Cumanın tek mescitte kılınması emredildi.

                        Emeviler döneminde ve Abbasilerin ilk yıllarında bu durum aynen devam etti. Cumanın birden fazla camide kılınmasının, imam-ı Şafii hazretlerinin vefatından 76 yıl sonra olduğunu Hatib Bağdadi ve İbni Hacer hazretleri bildirmektedir.

                        Fakihlerin cumhuruna göre, Cumanın tek camide kılınması vaciptir. Birden fazla camide namaz kılmak sünnetten ayrılmaktır. İmam-ı Şafii hazretleri, ihtiyaç olsun olmasın bir şehirde birden fazla camide Cuma kılınmasının caiz olmadığını bildirmiştir. Zamanının İkinci Şafiisi olarak kabul edilen İbni Sübki hazretleri de aynen imam-ı Şafii hazretleri gibi fetva vermiştir. Sözü hüccet mezhep âlimleri, birkaç camide Cuma kılındığı takdirde, öğle namazının da kılınması gerektiğini bildirmişlerdi. Çünkü ihtiyatlı davranmak gerekir. Hadis-i şerifte, “Şüphelerden sakınan dinini korumuştur” buyuruldu.)

                        Birden fazla yerde Cuma namazı kılınan mescitlerde Şafiiler öğle namazını kılmaları gerekir. Hanefilerin ise, Cuma namazından sonra, Vaktine yetişip kılmadığım son öğle namazına diye niyet ederek Zuhr-i ahir adıyla bir namaz kılmalarının gerektiğini İbni Hümam ve İbni Âbidin hazretleri gibi Hanefi âlimleri bildirmektedir. Bu şekilde kılınınca, Cuma kabul olmuş ise, bu namaz, kaza namazı yerine geçer. Cuma namazı kabul olmamışsa öğlenin farzı yerine geçer. (Redd-ül Muhtar)

                        Sual: Kazası olmayan, Cuma günü ahir zuhuru kılarken her dört rekatında da zammı sure okumalı mıdır?
                        CEVAP
                        Evet okumalıdır. Çünkü Cuma kabul olmuş ise, o namaz nafile olur. Nafilelerin ise üçüncü ve dördüncü rekatında zammı sure okumak vaciptir.

                        Kazası olanın ise, okuması gerekmez, okusa da olur, okumasa da. Yani Farzın her rekatında zammı sure okumanın mahzuru olmaz.

                        Zuhri ahir namazı, Cuma namazı kabul olmazsa, öğlenin farzı yerine geçer. Kabul olmuş ise, kaza yerine geçer. Kazası da yoksa nafile olur.

                        Sual: Kazası olmayan kimse, zuhri ahiri kılarken, üçüncü ve dördüncü rekatlarda zammı sure okumalı dediniz. O zaman kazası olmayan, sünnetleri kılarken kazaya da niyet edince, üçüncü ve dördüncü rekatlarda zammı sure okuması gerekmez mi?
                        CEVAP
                        Gerekmez. Zuhri ahir namazı bunlarla kıyas edilmez. Zuhri ahir namazı sırf o günkü Cuma namazının sahih olup olmaması ile ilgilidir. Kazası olmayan kimse, sünnetleri kılarken kazaya da niyet edince, sünneti terk etmiş olmuyor, farz namaz yanında bir namaz kılınınca sünnet de kılınmış oluyor. Onun için, kazaya da niyet edilen dört rekatlı sünnetlerin üçüncü ve dördüncü rekatlarında zammı sure okunması gerekmez. Yani farzların üçüncü ve dördüncü rekatında zammı sure okumanın mahzuru olmaz. Okunursa secde-i sehv gerekmez.

                        Sual: Gayrimüslim ülkesi olduğu için, Avrupa’da Cuma namazına gitmeyenler oluyor. Uygun mudur?
                        CEVAP
                        Uygun değildir. Cuma namazına gitmelidir. Gayrimüslim ülkesi de olsa, Müslümanların bir araya gelip de kıldıkları Cuma namazının sahih olduğu İbni Âbidin’de yazılıdır.

                        Sual: Acele işimiz olunca, Cuma namazının farzını kılıp hemen çıkabilir miyiz?
                        CEVAP
                        Cuma namazının birçok eda ve vücub şartları var. Bunlardan bir veya birkaçı tahakkuk etmeyebilir. Bu durumda da Cuma namazı sahih olmaz. Bunun için (Vaktine yetişip kılmadığım son öğle namazına) diye niyet ederek Zuhr-i ahir adıyla dört rekat namaz kılınması gerekir. (İbni Hümam ve İbni Âbidin)

                        Bu şekilde kılınınca, Cuma kabul olmuş ise, bu namaz, kaza namazı yerine geçer. Cuma namazı kabul olmamışsa öğlenin farzı yerine geçer. Zuhr-i ahir namazını terk etmemeli, mutlaka kılmalıdır. Acele bir işimiz olduğu zaman, Cumanın farzını kılıp camiden çıkmak ve zuhr-i ahir namazını öğle namazı vakti çıkmadan önce başka yerde kılmak da caizdir.

                        Sual: Cuma namazının sünnetlerini kılarken de kazaya nasıl niyet edilir?
                        CEVAP
                        Cumanın ilk sünnetini kılarken, (Cumanın sünnetini ve ilk kazaya kalmış öğle [ikindi veya yatsı] namazının farzını kılmaya) diye niyet edilir. Cumanın farzından sonra 10 rekat namaz kılınır. Bunun ilk dört rekatını kılarken, (Cumanın son sünnetine ve ilk kazaya kalmış öğle [ikindi veya yatsı] namazının farzını kılmaya) diye niyet edilir. İkinci dört rekatı kılarken, (Vaktine yetişip kılmadığım son öğle namazının farzını kılmaya) diye niyet edilir ve farz gibi kılınır. Buna zuhr-i ahir namazı denir, mutlaka kılmalıdır. Cuma namazı kabul olmazsa, bu namaz o günün öğle namazı yerine geçer. Sonra iki rekat daha kılınır, buna da (Vaktin son sünnetini ve ilk kazaya kalmış sabah namazının farzını kılmaya) diye niyet edilir.

                        Sual: Kadınların Cuma günü, öğle namazını evlerinde kılabilmeleri için cemaatin camiden çıkmalarını beklemeleri şart mıdır?
                        CEVAP
                        Şart değildir. Diğer günlerde de böyledir. (Hidaye)

                        Sual: En az 6 ay kalmak niyetiyle ABD'ye gelen kişi normal vakit namazlarını seferi olarak mı kılmalı?
                        CEVAP
                        15 günden fazla kaldığı yerde normal kılar.

                        Sual: Cuma ve namazı için kadınların da camiye gelmesi söyleniyor. Kadınların camiye gitmesi gerekiyor mu?
                        CEVAP
                        Kadınlar, bir zaruret olmadan camiye gidemez. Çünkü İbni Âbidin hazretleri buyuruyor ki:
                        (Kızların, genç ve yaşlı kadınların beş vakit namaza, Cuma ve bayram namazları için, vaaz dinlemek için camiye gitmeleri caiz değildir. Eskiden, yalnız çok yaşlı kadınların, akşam ve yatsı namazına gitmesine izin verilmiş idi ise de, şimdi bunların da gitmesi caiz değildir.) [Redd-ül Muhtar]
                        [Bu hüküm, kitabın Türkçe tercümesinin c.2. s.420’dedir.]

                        Sual: Kadın için bayram ve Cuma namazı farz olan bir mezhep var mıdır?
                        CEVAP
                        Şafii ve Maliki'de bayram namazı sünnet, Hanefi'de vaciptir.
                        Cuma namazının yalnız erkeklere farz olduğu çeşitli hadis-i şeriflerle bildirilmiştir. Bunlardan biri şöyle:
                        (Cuma namazı, köle, kadın, çocuk, hasta olan kimse hariç, her Müslümana farzdır.) [Ebu Davud, Hakim]

                        Bayram namazının şartları da Cuma namazının şartları gibidir. Bu bakımdan Cuma namazına gitmeyen kadın, Bayram namazına da gitmez.

                        Erkeklerin camide cemaatle namaz kılmalarının, evde kıldıkları namazdan 27 derece daha fazla sevap olduğu, kadınların ise, evde namaz kılmalarının, camide namaz kılmalarından daha çok sevap olduğu hadis-i şeriflerle bildirilmiştir.

                        Sual: Misafir, Cuma günü zuhri ahir namazını kaç rekat olarak kılar?
                        CEVAP
                        İki rekat olarak kılar.

                        Sual: Mahkumların Cuma günü öğle namazını cemaatle kılmaları mekruh olur mu?
                        CEVAP
                        Mahkumlara Cuma kılmaları farz olmadığı için, öğleyi cemaatle kılmak mekruh olmaz.

                        Sual: Hutbeleri nutuk çeker gibi okumak caiz mi?
                        CEVAP
                        Hutbeye dünya sözü karıştırmak haramdır. Hutbe nutuk, konferans şekline sokulmaz. Hutbeyi nutuk çeker gibi, şiir söyler gibi okumak caiz değildir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
                        (Şairlerin şiirlerine itina ettikleri gibi, hutbedeki konuşmasına itina edenlere Allah lanet etsin!) [Taberani, İ.Ahmed]

                        Sual: Camiye, Cuma namazına gidince namaza yeni başlanmışsa ne yapmak lazım?
                        CEVAP
                        Camiye girince eğer imama ilk tekbirde yetişeceğini zannederse sünnete kılmaya durur, ilk tekbire yetişemeyeceğini zannederse sünneti kılmaz.

                        Cuma günü ise, imam minbere çıkmadan sünneti yetiştireceğini zannederse sünneti kılar, zannetmezse sünneti kılmaz. Sünnet ile farz, farz ile sünnet arasında konuşulmaz. İmam hutbede iken de konuşulmaz. Hadis-i şerifte sus diyenin namazı yok buyuruluyor, sevabı olmaz demektir.

                        Sual: Çeşitli sebeplerden dolayı, Cuma namazlarını kılamayanın kaza etmesi gerekir mi?
                        CEVAP
                        Cuma namazı kaza edilmez, o günkü öğle namazı kılınır.

                        Sual: Cuma namazının ilk sünneti ne zamana kadar kılınır?
                        CEVAP
                        Hutbe başlayıncaya kadar kılınır. Hutbe okunurken kılınmaz. Eğer hutbe başlayana kadar yetiştirilememişse, Cumanın farzından sonra kılınır.

                        Sual: Cuma namazındaki sünnetleri kılarken kazası olan, kazaya da niyet eder mi?
                        CEVAP
                        Evet.

                        Sual: Cuma namazı hutbesinde imam hutbeyi bitirdikten sonra dua ediyor, âmin dememiz gerekir mi?
                        CEVAP
                        Açıktan âmin demek caiz değildir. Namaz kılar gibi sessiz durmak gerekir.

                        Sual: Şafii imam, Şafiilere sonra Hanefilere Cuma kıldırsa caiz mi?
                        CEVAP
                        Evet.

                        Sual: Eda şartlarından biri noksansa Cumaya gitmek lazım mı?
                        CEVAP
                        Fitneye sebep olmamak için gitmek lazımdır.

                        Sual: Cuma namazında iç ezanı, cemaatin tekrarlaması lazım mı?
                        CEVAP
                        Sadece dinlemesi lazımdır. Tekrarlamaz.

                        Sual: Hutbeye çıkarken yüksek sesle dua okumak bid'at mi?
                        CEVAP
                        Evet.

                        Sual: Hutbeyi kağıttan okumak mekruh mu?
                        CEVAP
                        Hayır.

                        Sual: Seferi imam, mukim cemaate Cuma namaz kıldırır mı?
                        CEVAP
                        Evet.

                        Sual: Mescidimiz küçük, etrafta cami de yok. Cuma namazında, birinci cemaat çıktıktan sonra, ikinci cemaat olmak caiz mi?
                        CEVAP
                        Hayır.

                        Sual: Zuhri ahir kılarken ikamet okumak mekruh mu?
                        CEVAP
                        Hayır.

                        Sual: Zuhri ahir namazı nasıl kılınır, farz namazı gibi mi?
                        CEVAP
                        Cumanın farzından sonra kılınır, farz gibi kılınır.

                        Sual: Cuma sahih olmayan yerde, Şafii mezhebi taklit edilip kılınsa farz sevabı alınır mı?
                        CEVAP
                        Evet.

                        Sual: Cuma hutbesinde bağdaş kurup oturmak uygun olur mu?
                        CEVAP
                        Caizdir.

                        Sual: Cuma günü cami içinde niye ezan okunuyor? Dışarıda okunması yetmiyor mu?
                        CEVAP
                        Cami içinde okunmasını Peygamber efendimiz emretmiştir. Birinci ezanı ise Hazret-i Osman emretti. Hulefa-i raşidinin sünneti Peygamber efendimizin sünneti demektir.

                        Resulullah ile Hazret-i Ebu Bekir ve Hazret-i Ömer’in devrinde Cuma günü ilk ezan imam minbere çıkıp oturduğu zamanda idi. Hazret-i Osman halife olup, insanlar çoğalınca, dışarıda birinci ezanın okunmasını emretti. (Taç)

                        Hazret-i Osman hulefa-i raşidindendir. Onun sünneti de dinde senettir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
                        (Benden sonra ihtilaflar çıkacaktır. İşte o zaman sünnetime ve hulefa-i raşidinin sünnetine uyun! Onlara azı dişinizle ısırır gibi sımsıkı sarılın!) [Tirmizi]

                        Sual: Cuma günü, ezandan önce, cenaze olduğunu bildirmek için, minareden sela okumak, caiz midir?
                        CEVAP
                        Melik Nasır bin Mensur, hicri 700 yılında, Cuma ezanından önce, minarelerde salat-ü selam okuttu. (Mirat-ül haremeyn)

                        Bu tarihten sonra gelen âlimler, buna bir şey demedikleri için, Cuma günü salat okumaya bid’at denmez.

                        Cenaze olduğunu bildirmek için, salat okumak ise, bid’attir. (S. Ebediyye)
                        Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
                        Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

                        Yorum

                        • ENGİN
                          Tecrübeli
                          • 26 Şubat 2009
                          • 609

                          #42
                          selam mescidciler.

                          Yorum

                          • ENGİN
                            Tecrübeli
                            • 26 Şubat 2009
                            • 609

                            #43
                            cümleten hayırlı cumalar

                            Yorum

                            • BEDESTENLİ
                              Aktif
                              • 01 Haziran 2008
                              • 276

                              #44
                              Hayırlı cumalar herkese...
                              Evlat Fazla Bıdı Bıdı yapma

                              ****BABA YORGUN !!!!

                              Yorum

                              • ÇAKAL
                                Ağa'nın Adamı
                                • 27 Haziran 2007
                                • 2545

                                #45
                                Aşure günü ve gecesi

                                Muharrem ayının onuncu günü Aşure günüdür. Muharrem ayı, Kur’an-ı kerimde, kıymet verilen dört aydan biridir. Muharremin birinci günü oruç tutmak, o senenin tamamını oruç tutmak gibi faziletlidir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
                                (Ramazandan sonra en faziletli oruç, Muharrem ayında tutulan oruçtur.) [Müslim]

                                Bu ayın en kıymetli gecesi de Aşure gecesidir.
                                Allahü teâlâ, birçok duaları Aşure günü kabul etmiştir.
                                Hazret-i Âdem’in tevbesinin kabul olması,
                                Hazret-i Nuh’un tufandan kurtulması,
                                Hazret-i Yunus’un balığın karnından çıkması,
                                Hazret-i İbrahim’in ateşte yanmaması,
                                Hazret-i İdris’in canlı olarak göğe çıkarılması,
                                Hazret-i Yakub’un, oğlu Hazret-i Yusuf’a kavuşması,
                                Hazret-i Yusuf’un kuyudan çıkması,
                                Hazret-i Eyyüb’ün hastalıktan kurtulması,
                                Hazret-i Musa’nın Kızıl denizi geçmesi,
                                Hazret-i İsa’nın doğumu ve ölümden kurtulup, diri olarak göğe çıkarılması Aşure günü oldu.

                                Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
                                (Aşure günü Nuh aleyhisselamın gemisi, Cudi dağına indirildi. O gün Nuh ve yanındakiler, Allahü teâlâya şükür için oruçlu idiler. Hayvanlar da hiç bir şey yememişti. Allahü teâlâ denizi, beni İsrail için, aşure günü yardı. Yine Aşure günü Allahü teâlâ Adem aleyhisselamın ve Yunus aleyhisselamın kavminin tevbesini kabul etti. İbrahim aleyhisselam da o gün doğdu.) [Taberani]

                                Öteden beri Kureyş de, Resulullah da Aşure günü oruç tutardı. Medine’ye gelince de yine o gün oruç tuttu ve tutulmasını emretti. (Buhari, Müslim, Tirmizi, Ebu Davud)

                                Medine’de aşure günü oruç tutan Peygamber efendimiz, Yahudilerin de oruç tuttuklarını gördü. (Niye oruç tutuyorsunuz?) diye sordu. Onlar da, (Allah’ın İsrail oğullarını düşmanından kurtardığı bir gündür, Musa bu günde oruç tuttuğu için) dediler. Resulullah efendimiz de, Müslümanların bugün oruç tutmalarının sebebini anlatmak için, (Ben Musa aleyhisselama sizden daha layıkım) buyurdu. (Buhari, Müslim, Ebu Davud)

                                Bugün yapılacak işler:
                                1- Aşure günü oruç tutmak sünnettir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
                                (Aşure günü oruç tutanın, bir yıllık günahları affolur.) [Müslim, Tirmizi, İ. Ahmed, Taberani]

                                (Aşure günü oruç tutan o yıl tutamadığı [nafile] oruçlarının sevabına kavuşur.) [Deylemi]

                                (Aşure günü bir gün önce, bir gün sonra da tutarak Yahudilere muhalefet edin.) [İ.Ahmed]

                                (Aşurenin faziletinden faydalanın! Bu mübarek günde oruç tutan, melekler, peygamberler, şehidler ve salihlerin ibadetleri kadar sevaba kavuşur.) [Şir’a]

                                [Yalnız Aşure günü oruç tutmak mekruhtur. Bir gün öncesi veya bir gün sonrası ile tutmalı!]

                                Peygamber efendimiz bir gün öğleye doğru buyurdu ki:
                                (Herkese duyurun! Bugün bir şey yiyen, akşama kadar yemesin, oruçlu gibi dursun! Bir şey yemeyen de oruç tutsun! Çünkü bugün Aşure günüdür.) [Buhari, Müslim, Ebu Davud]

                                Peygamber efendimiz, bugün bir hurmayı mübarek ağzında ıslatıp çocukların ağzına verirdi. Çocuklar, Resulullahın mucizesi olarak akşama kadar bir şey yiyip içmezlerdi. Bugün bazı hayvanların bile bir şey yemediği bildirilmiştir.

                                Bir avcı, Aşure günü, bir geyik yakaladı. Geyik, yavrularını emzirip akşamdan sonra dönmek üzere, avcının izin vermesi için, Resulullah efendimizden, şefaat istedi. Avcı, geyiğin akşama kalmadan hemen gelmesini isteyince, geyik, (Bugün Aşure günüdür. Bugünün hürmetine yavrularımızı emzirmeyiz. Onun için akşamdan sonra gelmek için izin istedim) dedi. Bunu duyan avcı, geyiği Resulullaha hediye etti. O da, geyiği serbest bıraktı.

                                2- Sıla-i rahim yapmalı. Yani akrabayı ziyaret edip, hediye ile veya çeşitli yardım ile gönüllerini almalı. Hadis-i şerifte, (Sıla-i rahmi terk eden, Aşure günü akrabasını ziyaret ederse, Yahya ve İsa’nın sevabı kadar ecre kavuşur) buyuruldu. (Şir’a)

                                3- İlim öğrenmeli! Hadis-i şerifte, (Aşure günü, ilim öğrenilen veya Allahü teâlâyı zikredilen bir yerde, biraz oturan, Cennete girer) buyuruldu. Bu gece ilim olarak, ehl-i sünnete uygun bir kitap, [mesela İslam Ahlakı veya Tam İlmihal Seadet-i Ebediyye] okumalıdır. Ayrıca Kur’an-ı kerim okumalı, kazası olan kaza namazı kılmalı. (Şir’a)

                                4- Sadaka vermek sünnettir, ibadettir. Hadis-i şerifte, (Aşure günü, zerre kadar sadaka veren, Uhud dağı kadar sevaba kavuşur) buyuruldu. (Şir’a)

                                (Bugün aşure ibadet) diye aşure pişirmek günahtır. Aşurenin bugüne mahsus ibadet olmadığını bilerek, bugün aşure veya başka tatlı yapmak günah olmaz, sevap olur. Bu inceliği iyi anlamalı. Tedavi niyetiyle sürme çeken bugün de sürmelenebilir. Hadis-i şerifte, (Aşure günü ismidle sürmelenen, göz ağrısı görmez) buyuruldu. (Hakim)

                                5- Çok selam vermeli. Hadis-i şerifte, (Aşure günü, on Müslümana selam veren, bütün Müslümanlara selam vermiş gibi sevaba kavuşur) buyuruldu. (Şir’a)

                                6- Çoluk çocuğunu sevindirmeli! Hadis-i şerifte, (Aşure günü, aile efradının nafakasını geniş tutanın, bütün yıl nafakası geniş olur) buyuruldu. (Beyheki)

                                7- Gusletmeli. Hadis-i şerifte, (Aşure günü gusleden mümin, günahlardan temizlenir) buyuruldu. (Şir’a)[Bu sevaplar, itikadı düzgün olan, namaz kılan ve haramlardan kaçan mümin içindir. Bunlara riayet etmeyen kimse, Aşure günü, bir değil, defalarca gusletse, günahları affolmaz.]

                                Hazret-i Hüseyin, 10 Muharremde şehid edildi. O yüce imamın şehid edilmesi, elbette bütün müslümanlar için büyük musibet ve üzüntüdür. Hazret-i Ömer, Hazret-i Osman, Hazret-i Ali ve Hazret-i Hamza’nın şehid edilmeleri de, böyle büyük musibet ve üzüntüdür. Fakat, Peygamber efendimiz, Hazret-i Hamza’nın şehid edildiği günün yıldönümlerinde matem [yas] tutmadı. Matem tutmayı da emretmedi. Matem yasak olmasaydı, herkesten önce Peygamber efendimizin ölümü için matem tutulurdu. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

                                (Matem tutan, ölmeden tevbe etmezse, kıyamette şiddetli azap görür.) [Müslim]

                                (İki şey vardır ki, insanı küfre sürükler. Birincisi, birinin soyuna sövmek, ikincisi, ölü için matem tutmaktır.) [Müslim]
                                Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
                                Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

                                Yorum

                                Working...
                                X

                                Debug Information