mescid

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • teselli
    Tecrübeli
    • 16 Nisan 2009
    • 355

    #16
    imanın şartı demişken basitçe insanı inanç dairesinden çıkartan şeylere dikkat çekmekte yarar var kanımca. inanan 3 şekilde bilerek veya bilmeyerek inancına kurşun sıkar.ve onu öldürür.

    1-istihlal
    2-istihza
    3-istihfaf

    istihlal: haramı helal kabul etmek veyahut helali haram kabul etmek. bu baglamda bir müslüman bin ton sarhoş edici madde kullansa ama haramdır günahımdır ama kendimi alamıyorum dese sadece günahkar olur ve Allah gerçekten günahları affedendir..diger bir müslümanda agzına hiç sarhoşluk edici bir şey koymasa bir ömür boyu ama düşünce veya sözle içki neden haram olsun ne zararı var 1400 yıl önceki şey agzıyla içmeyi bilmiyorlarmış ondan yasak olmuş vs vs dese.haram olanı helal kabul ettigi için saygı dairesinden çıkmış olur.
    digerlerinide açıklayacagım yavaş yavaşta şunu yazmak istedim. hani biz forumda yazıyoruz ya saygı esastır evet bu yukardaki 3 madde deki manada nihayetinde bu kapıya çıkar.islamda da saygı esastır. yaratıcıya ve onun kurallarına olan saygı.
    "Şerefli bir ölüm yaşamanın en güzel ifadesidir."

    'Tecrübe;istediklerinizi elde edemediginizde kazandıklarınızdır..'

    Yorum

    • naz
      Aktif
      • 17 Ağustos 2008
      • 373

      #17
      yukardaki 3 madde deki manada nihayetinde bu kapıya çıkar.islamda da saygı esastır. yaratıcıya ve onun kurallarına olan saygı.


      cok guzel izah etmissin hocam hani derlerya elhamdülüllah müslümanım peki müslümanlıgın hangi sartlarını yerine getiriyorsun yaradan bizden ne istemiz sorsan sayamaz acınacak durumdalar ama is lafa gelince masallh müslümanlıgı kimseye bırakmazlar müslüman erkek yahudiyle evlenmis esi sormus sen müslümanım diyorsun neden ibadet yapmıyorsun yoksa sen DİNSİZMİSİN iste bu hallare geldik batıya ozenti peygamber efendimiz fitne fesatın cogaldı bir ortamda kimki benim sünnetlerime sıkı sıkı sarılır ona yüz sehit sevabı demis ne demis said nursi hazretleri bu CENNET ucuz degil bu CEHENNEM dahi luzumsuz degil bizler muslümanız diyoruz fakatttttt gizli sirk icindeyiz bunun farkında dahi degiliz adam icki ictim diyor ne guzel icmissin diyerek tesekkr ediyoruz ickinin haram oldugunu bile bile PEYGAMBER EFENDİMİZ benim bildiklerimi siz bilseydiniz cok aglar az gülerdiniz diyor haadisinde peki namaz kıldım deyince allah kabul etsin demek cokmu zor iste gizli sirk dir bunlar hatta gizlide denmez apacık SİRK oluyor :040:rabbim seytandan muhafaza etsin bizi hep yanıbasımızda cünkü EN BÜYÜK CİHAD NEFİSLE CİHADDIR bi yerlerde okumustum aklımda kalmısokunmaya deger yazılarınız icin tesekkurler sayın teselli
      istedigini soyleyen istemedigini isitir

      Yorum

      • teselli
        Tecrübeli
        • 16 Nisan 2009
        • 355

        #18
        Ilginc,
        insan egerki 10 milyonu sadaka verecek olsa bu miktari cok bulur ama 10 milyon ile magazadan birsey almaya gitse alacak birsey bulamaz...


        Ilginc,
        insan 10 dk zikir edecek olsa bu zamani cok bulur ama bir film veya mac olsa bir bucuk saatlik zaman onun icin hemen geciverir...


        Ilginc,
        bir futbol macinin uzamasi insanin hosuna gider ama Cuma namazinda hutbenin birkac dk uzamasi hic de hosuna gitmez...



        Ilginc,
        insan duydugu dedikoduya hemen inanir ve kabullenir ama kesin dogru oldugunu bildigi birseyi inat ederek hemen kabullenmez. ..



        Ilginc,
        insan camide bir saat ibadet ederek vakit gecirecek olsa onun icin zaman gecmek bilmez ama televizyona bakarken zaman onun icin cabucak gecer...



        Ilginc,
        insan namaz kilarken,ibadet esnasinda dunyevi konulari dusunmeyi sever ama normalde Islamiyet'i dusunmekten kacinir...


        Ilginc,
        insana bir sureyi veya surenin anlamini okumak zor gelir ama bir romani okumak onun icin kolaydir...


        Ilginc,
        insan konserde ilk siralarda olmak icin caba sarfeder ama camide ilk siralarda olmak icin caba sarfetmez.


        Ilginc,
        Aksine namazin sonunda hemen cikip gideyim diye son sir! alarda o lmak ister




        Ilginc,
        bir ayet ya da hadis ezberlemek insanin zoruna gider ama muzik listesi top 10'da olan sarkilarin hepsini ezbere bilir...



        Ilginc,
        insan ajandasinda bir dini toplanti icin zaman bulamaz ama dunyalik isler icin cok zaman bulur


        Ilginc,
        insan Islami konulari dinlemeyi ve anlatmayi zor bulur ama dedikodulari dinlemeyi ve anlatmayi cok sever


        Ilginc,
        insan CENNET'e gitmeyi ister ama hicbir sey yapmadan...


        Ilginc,
        insan hergun birilerinin olum haberini alir, ama yine de kendisinin de birgun olecegini dusunmez...


        Ilginc,
        insan hergun birgun curuyecek vucudunu daha formda tutmak icin yediklerine dikkat eder, cildine bakim yaptirir ama asla curumeyen ruhu ve kurtulusu icin hic dikkat etmez...





        Rabbimiz bizleri nefsimize uydurmasın ve nefsimizi terbiye edenlerden eylesin .....


        .
        "Şerefli bir ölüm yaşamanın en güzel ifadesidir."

        'Tecrübe;istediklerinizi elde edemediginizde kazandıklarınızdır..'

        Yorum

        • c1ci
          Katılımcı
          • 11 Nisan 2009
          • 112

          #19
          teselli Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster

          Rabbimiz bizleri nefsimize uydurmasın ve nefsimizi terbiye edenlerden eylesin .....


          .

          Amin
          yiğidi bir söz....güzeli bir göz öldürür...

          Yorum

          • teselli
            Tecrübeli
            • 16 Nisan 2009
            • 355

            #20
            cumanız mübarek olsun.

            hayırlı cumalar rabbim hepimizin ibadetini , iyiniyetlerini güzel işlerini kabul etsin.. amin
            "Şerefli bir ölüm yaşamanın en güzel ifadesidir."

            'Tecrübe;istediklerinizi elde edemediginizde kazandıklarınızdır..'

            Yorum

            • MAGGGMA
              ...................
              • 12 Haziran 2007
              • 1375

              #21
              Sn Teselli
              Emekleriniz için teşekkür ederim,Allah razı olsun...

              Yorum

              • teselli
                Tecrübeli
                • 16 Nisan 2009
                • 355

                #22
                MAGGGMA Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
                Sn Teselli
                Emekleriniz için teşekkür ederim,Allah razı olsun...

                estg. asıl ben böyle kardeşane bir paylaşım sitesi oluşturan sizlere canı gönülden teşekkür ederim. cümlemizden Allah razı olsun.. niyet halis sonucuda hayır olur inş.
                "Şerefli bir ölüm yaşamanın en güzel ifadesidir."

                'Tecrübe;istediklerinizi elde edemediginizde kazandıklarınızdır..'

                Yorum

                • ANIL
                  Tecrübeli
                  • 02 Mayıs 2009
                  • 398

                  #23
                  Kalem SURESİ

                  1. Nun. Kaleme ve (kalem tutanların) yazdıklarına andolsun ki,

                  2. Sen -Rabbinin nimeti sayesinde- mecnun değilsin.

                  3. Hiç şüphesiz senin için bitip tükenmeyen bir mükafat vardır.

                  4. Ve sen elbette yüce bir ahlak üzeresin.

                  5. (Sen de) göreceksin, onlar da görecekler,

                  6. Hanginizde delilik olduğunu yakında .

                  7. Doğrusu Rabbin, kendi yolundan sapan kişiyi en iyi bilendir, hidayete erenleri de en iyi bilen O'dur

                  8. O halde, (hakikati) yalan sayanlara boyun eğme!

                  9. Onlar isterler ki, sen yumuşak davranasın da onlar da sana yumuşak davransınlar.

                  10. Şunların hiçbirine itaat etme :yemin edip duran,aşağılık,

                  11. (Herkesi) kötüleğen,söz götürüp getiren,

                  12. Hayra engel olan, mütecaviz ve saldırgan günahkar,

                  13. Kaba ve kötülükle damgalı,

                  14. Mal ve oğullar sahibi olmuş diye (böyle yolunu şaşırmış)

                  15. Ona ayetlerimiz okunduğu zaman o, "Öncekilerin masalları!" der.

                  16. Biz yakında onun burnuna damga vuracağız (kibirini kırıp rezil edeceğiz).

                  17. Biz, vaktiyle "bahçe sahipleri" ne bela verdiğimiz gibi, onlara da bela verdik. Hani onlar (bahçe sahipleri), sabah olurken (kimse görmeden) onu (mahsullerini) devşireceklerine yemin etmişlerdi.

                  18. Onlar istisna da etmiyorlardı.

                  19. Fakat onlar daha uykudayken Rabbinin katından (gönderilen) kuşatıcı bir afet (ateş) bahçeyi sarıverdi de,

                  20. Bahçe kapkara kesildi.

                  21. Sabah olurken birbirlerine seslendiler.

                  22. "Madem devşireceksiniz, hadi erkenden mahsülünüzün başına gidin!" diye.

                  23. Derken yürüyorlardı; fısıldaşıyorlardı.

                  24. "Sakın bugün hiçbir yoksul bahçeye girip yanınıza sokulmasın"diye.

                  25. (Evet yoksullara yardıma) güçleri yettiği halde, onları yardımdan mahrum etmek niyet ve azmi ile erkenden yola düştüler.

                  26. Fakat bahçeyi gördüklerinde: Mutlaka yolumuzu şaşırmış olmalıyız! dediler.

                  27. Yok yok, doğrusu biz mahrum bırakılmışız!

                  28. İçlerinden en makul olanı şöyle dedi: Ben size "Rabbinizi tesbih etsenize" dememiş miydim?

                  29. Rabbimizi tesbih ederiz; doğrusu biz (kendi kendimize) yazık etmişiz, dediler.

                  30. Ardından, kabahati birbirlerine yüklemeye başladılar.

                  31. (Nihayet) şöyle dediler: Yazıklar olsun bize! Gerçekten biz azgın kişilermişiz.

                  32. Belki Rabbimiz bize bunun yerine daha iyisini verir. Çünkü biz (artık) Rabbimizi(O'nun hoşnutluğunu) arzuluyoruz.

                  33. İşte azap böyledir. Ahiret azabı ise elbette daha büyüktür. Keşke bilselerdi!

                  34. Şu da muhakkak ki, takva sahipleri için Rableri katında nimetleri bol cennetler vardır.

                  35. Öyle ya, (Allah'a) teslimiyet gösterenleri, (o) günahkarlar gibi tutar mıyız hiç?

                  36. Size ne oluyor? Ne biçim hüküm veriyorsunuz?

                  37. Yoksa size ait bir kitap var da, (bu batıl inanışları) onda mı okuyorsunuz?

                  38. Onda, beğendiğiniz her şey sizin için mutlaka vardır (diye mi yazılı)?

                  39. Yoksa, "Ne hükmederseniz mutlaka sizindir" diye sizin lehinize olarak tarafımızdan verilmiş, kıyamet gününe kadar geçerli kesin sözler mi var?

                  40. Sor onlara: Bu iddiayı onların hangisi savunacak?

                  41. Yoksa ortakları mı var onların? Sözlerinde doğru iseler, hadi getirsinler ortaklarını!

                  42. O gün incikten açılır ve secdeye davet edilirler; fakat güç getiremezler.

                  43. Gözleri horluktan aşağı düşmüş bir halde kendilerini zillet bürür. Halbuki onlar, sapasağlam iken de secdeye davet ediliyorlardı (fakat yine secde etmiyorlardı).

                  44. (Resulüm!) Sen bu sözü (Kur'an'ı) yalan sayanı bana bırak (kendini üzme). Biz onları, bilmedikleri bir yönden yavaş yavaş azaba yaklaştırıyoruz.

                  45. Onlara mühlet veriyorum. Doğrusu benim fendim çok sağlamdır!

                  46. Yoksa sen onlardan bir ücret istiyorsun da bu yüzden onlar ağır bir borç altında mı kalıyorlar?

                  47. Yahut gaybın bilgisi onların nezdinde de, onlar mı (istedikleri gibi) yazıyorlar?

                  48. Sen Rabbinin hükmünü sabırla bekle. Balık sahibi (Yunus) gibi olma. Hani o, dertli dertli Rabbine niyaz etmişti.

                  49. Şayet Rabbinden ona bir nimet yetişmemiş olsaydı o, mutlaka, kınanacak bir halde ıssız bir diyara atılacaktı.

                  50. Fakat ardından, Rabbi onu seçti (vahiy verdi) ve onu salihlerden kıldı.

                  51. O inkar edenler Zikr'i (Kur'an'ı) işittikleri zaman, neredeyse seni gözleriyle devirivereceklerdi. Hala da (kin ve hasetlerinden) "Hiç şüphe yok o bir delidir" derler.

                  52. Oysa o (Kur'an), alemler için ancak bir öğüttür.

                  kadıfenın luksu

                  hıcbır KOPEK yapılan ıyılıgı unutmaz.


                  ZARALI

                  Yorum

                  • teselli
                    Tecrübeli
                    • 16 Nisan 2009
                    • 355

                    #24
                    Farzetki ömrün bir gün

                    FARZETKİ ÖMRÜN BİR GÜN
                    Sabaha çıktıktan sonra artık geçen geceye bakma. Çünkü şerri ve hayrı ile giden dünü değil bugünü yaşayacaksın. Farzet ki ömrün sadece birgün, o da bugün... Bugün doğdun ve bugün Rabbine kavuşacaksın. Geçmişin kederi, geleceğin kaygısı ile ayağının sürçmesine müsaade etme. Bütün dikkatini, ihtimamını, çalışmanı, bugüne teksif et. Ömrünün bu son gününün namazlarını mutlak surette huşu içinde eda et! Kur'an'ı Kerim-i tedebbür ederek oku. Tesbihatını huzurda yapıyormuşçasına yap. Ahlakına, muamelatına dikkat et. İnsanlara faydalı olacak işler konusunda son derece azimli ve gayretli olarak gününü geçir.
                    Bu son gününün saatlerini iyi kullan. Dakikalarını senelere, saniyelerini aylara dönüştür. Yüce Mevlayı çokça zikret. Bugün tarlana hep hayır ek. Günahlarından tövbe et. Kinden, hasetten uzak ol. Rızkına razı ol. Eşini, çocuklarını mutlu et.
                    "Şerefli bir ölüm yaşamanın en güzel ifadesidir."

                    'Tecrübe;istediklerinizi elde edemediginizde kazandıklarınızdır..'

                    Yorum

                    • c1ci
                      Katılımcı
                      • 11 Nisan 2009
                      • 112

                      #25
                      Cevremdeki insanlar yaptigim zulumden dolayi benden uzaktilar..
                      Dediki:
                      Günlerden bir gün Evlenmeyi arzuladım ve bir çocuk sahibi olmayı..
                      Evlendim ve bir çocuğum oldu..Adını Fatma koydum..Onu çok sevdim..Ve Fatma büyüdükçe kalbimdeki imanda onunla büyüdü..Kalbimdeki isyanda azaldı onunla..
                      Elimde içki kadehi vardı onu içme isteğiyle doldurmuştum Fatma onu devirdi..daha yaşı iki bile değildi..
                      Sanki ona bunu yaptıran Allah tı!
                      O büyüdükçe kalbimdeki imanda onunla büyüdü..Allah a yaklaştığım her bir adımda içinde olduğum maasilerden(isyanlardan) uzaklaştım biraz biraz..
                      Ta ki Fatma 3 yaşına basana kadar..
                      3 Yaşını bitirdiğinde Fatma öldü!!

                      Ve Malik İbn-u Dinar devam ediyor anlatmaya:
                      Kızım Fatma ölünce durumum vaziyetim eskisinden dahada kötü oldu..
                      Ve bende çevremdeki müslümanlarda olan ve beni bu büyük üzüntüye karşı dayanmamı sağlayacak sabır yoktu..

                      Her şey çok kötüye gidiyordu..Şeytan durmadan benimle oynuyordu..Ta ki o gün geldi ve Şeytan bana dediki:

                      "Bugün öyle bi sarhoş olacaksınki daha önce hiç böyle sarhoş olmadın!!"
                      Ve ben o gece içmeye ve sarhoş olmaya azmetmiştim..Gece boyu içtim..içtim.. içtimm!!

                      Öyle bir duruma gelmiştimki rüyalar beni birbirine atıyordu..Taki o rüyayı görene kadar:

                      Rüyamda kıyamet günündeydim! günes kararmış,denizler ateşe çevrilmiş, Depremler oluyordu durmadan..

                      İnsanların hepsi kıyamet günündeydi..İnsanlar zümre zümre..grup gruptu..ve ben o insanların arasındaydım..
                      Sesler duyuyordum birisi sesleniyordu:
                      Ey Filan oğlu filan!! Cabbara hesap vermeye hadi! Diyordu ..

                      Ve o çağrılan insanın yüzünün rengi simsiyah olmuştu duyduğu o korkudan..
                      Birçok insan çağrıldı.. ta ki kendi ismimi duyana kadar..
                      Ses beni çağırıyordu..Haydi Cabbara Hesap vermeye!! Diyordu..

                      O an çevremdeki o insan kalabalığından kimse kalmamıştı.. Kıyamet günü..Mahşer yeri bomboştu..
                      Sonra bir anda karşımda bir fare gördüm çok büyüktü(devdi), çok vahşi ve çok saldırgandı..çok güçlüydü..Ağzı açık bana doğru koşuyordu..
                      Bende duyduğum korku ve dehşetten dolayı ondan kaçmaya başlamıştım..
                      Kaçarken bir anda karşımda oldukca yaşlı ve zayıf bir adam gördüm!ve ona seslendim:
                      -AHH!! Beni bu dev fareden kurtar!!
                      Bana dediki:Oğlum Ben çok zayıfım seni ondan kurtaracak gücüm yok.Ama şu yönde koş eminim kurtuluşa ereceksin..

                      Ben onun dediği yöne doğru koşmaya başladım..Dev fare hala arkamdaydı beni kovalıyordu..Ve karşıma cehennemin ateşi çıktı..Yüzümde hissediyordum o dehşetli sıcaklığı!!!
                      Fareyle cehennem arasında sıkışmıştım..
                      Ve kendi kendime dedimki o an..Ben bu fareden ateşe düşmek içinmi kaçıyorum!!

                      Ve koşa koşa bana bu yolu tarif eden o zayıf adama doğru koşmaya başladım..Farede peşimdeydi gittikçe yaklaşıyordu bana
                      Çok korkuyordum!!Adamın yanına geri geldim ve ona dedimki:
                      -Allah aşkına beni bu fareden kurtar yalvarırım!
                      Ve yaşlı adam benim halime ağlıyordu..
                      Bana dediki:
                      Beni görüyorsun ben çok zayıfım güçsüzüm benim seni kurtaracak halim yok..Ama bu sefer şu yönde koş! bu sefer inşallah kurtuluşa ereceksin….

                      Adamın dediği yönde koştum deli gibi..Fare hala kovalıyordu bir adım arkamdan koşuyordu..Beni ısıracaktı az kalmıştı…Ta ki karşımda o dağı görene kadar…
                      O dağın üstünde bir sürü bebek vardı..
                      Ve o dağın üzerinde bulunan çocukların hepsi ağlıyorlardı..hepside aynı şeyi söyleyerek ağlıyor haykırıyorlardı..
                      Diyorlardıki:
                      -Ey Fatmaa!! Babana bakk! Babana Bakkk!!

                      Malik ibn-u Dinar dediki:
                      O an o çocuğun kızım Fatma olduğunu anlamıştım..
                      Ve o an 3 yaşında ölüpte cennete gitmiş bir kızım olduğuna çok sevinmiştim..Beni bu dehşetli korkudan(fareden) kurtarıp Cennete sokacaktı…
                      Kızım beni sağ eliyle tuttu ve kurtardı…
                      Ve sol eliyle fareyi itti..ben o an korkudan ölü gibiydim..

                      Sonra tıpkı Dünyadayken olduğu gibi onu kucağıma oturttum!
                      Ey Babacığım! Deyip şu ayeti okudu bana:
                      ألم يأن للذين آمنوا أن تخشع قلوبهم لذكر الله

                      Meali: "İman edenlerin kalplerinin Allah ın Zikrine dönmesinin zamanı gelmedimi ?"

                      Ona dedimki:
                      Kızım ! Bu fare neydi bana anlat!!

                      Dediki: O fare senin dünyada içinde olduğun işlediğin kötü amellerindi.. Onu sen besledin büyüttün ve onun seni yiyebilecek büyüklüğe sen ulaştırdın!!

                      Ey Babacığımm! Sen bilmiyormusunki Dünyada işlenen ameller Ahirette kıyamet gününde mücessem(cisimlenmiş) olarak karşımıza çıkar!!

                      Ona dedimki:
                      Peki o zayıf adam?

                      Dediki:
                      O Yaşlı ve zayıf adam senin güzel amellerindi..Sen onu böyle zayıf böyle güçsüz..böyle çaresiz bıraktın .. onu kendi haline ağlattın..!!!Seni kurtarmasına izin veremiyecek duruma sen koydun!
                      Eğer ben doğmasaydım ve küçük yaşta günahsız olarak ölmeseydim seni bu dehşetten kurtaracak başka bir şey yoktu!

                      O an uykudan ağlaya ağlaya uyandım!
                      Ağzımdan çıkan şu kelimelerle:
                      Evet Allah ım vakti geldi..Evet Allahımmmmmm vakti geldii!!

                      Hemen gusül abdesti alıp giyinip camiye koştum sabah namazına! Günahlarımdan arınmak kendime cennet yolunu çizmek.. tövbe etmek Allah'a yalvarmak içinnn…
                      Camiye girdiğim an imamın okuduğu o ayet!!!
                      Rüyamda kızımın beni kurtardığında okuduğu ayetti!!

                      ألم يأن للذين آمنوا أن تخشع قلوبهم لذكر الله



                      Meali: "İman edenlerin kalplerinin Allah'ın Zikrine dönmesinin zamanı gelmedimi?"

                      Bunlari yasayan kisi…
                      Tabiinlerin imamlarinin efendisi!!
                      MALiK BiN DiYNAR!!!

                      O insanlar arasinda geceler boyu aglamasiyla bilinirdi…

                      Ve derdiki:
                      Allahim! Kimin cennete girecegini,kimin cehenneme girecegini sadece sen bilirsin!

                      Ben bunlardan hangisiyimm???

                      Allahimm!!Beni cennet ehlinden eyle! Cehennem ehlinden eyleme!

                      Malik Bin Diynar buyuk bir tovbe etti..
                      Ve insanlar arasinda soyle meshur oldu:

                      Caminin kapisina giderdi ve insanlara seslenirdi..derdiki:

                      Ey asi insanlar ey gunahkar insanlar…Allahiniza donun!!Gafil insanlar….Allahiniza donunn!!!

                      Ey Allahtan kacan kullar..Allahiniza donunn!

                      Rabbin sana gece gunduz sesleniyorr!Seni cagiriyorr!!!


                      "BANA BIR KARIS YAKLASANA BEN BIR DIRSEK YAKLASIRIM..BANA BIR DIRSEK YAKLASANA BEN BIR KULAC YAKLASIRIM…BANA YURUYRNE BEN KOSARIMM!!..

                      La ilahe illa ente Subhaneke…Inni kuntu min el-Zalimin(tovbe duasi)

                      Peygamber efendimiz bir hadis-I Serifinde soyle buyuruyor:


                      أن يهدي الله بيدك رجلا واحدا خير لك من الدنيا وما فيها!

                      Meali:
                      "Bir insanin hidayetine vesile olman senin icin dunyadan ve icindeki herseyden hayirlidir
                      yiğidi bir söz....güzeli bir göz öldürür...

                      Yorum

                      • kkapdan
                        Yasaklı
                        • 12 Aralık 2008
                        • 82

                        #26
                        emeği ve katkısı olanlara ALLAH cehennem ateşi göstermesin, AMİN...

                        Yorum

                        • guneysu
                          Rize
                          • 01 Mart 2009
                          • 646

                          #27
                          kkapdan Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
                          emeği ve katkısı olanlara ALLAH cehennem ateşi göstermesin, AMİN...
                          okuyanlara
                          !!! !!!...' Yüzünü güneşe dönen insan gölge görmez.'....!!! !!!

                          ""ĶőşēМę ĊēķϊŁĎįΜ... βįź ĐēĻįķąήĻįŷįž ĐũŽзή ĶāħРЄ""

                          Allah'ım çok paranın beni değiştirip değiştirmediğini öğrenmem için lütfen bana bir şans ver !

                          Yorum

                          • ibrahimd
                            Tecrübeli
                            • 31 Mayıs 2009
                            • 220

                            #28
                            Hz.Mevlanadan......

                            Yangını Alevle Yazdım…


                            Her yalnız kalışımda
                            Gözpınarlarımdan dökülüyorsun
                            Yüreğimdeki alevlere damla damla…

                            Bu bir yangının hikayesi…
                            Alevlerin, değdiği yeri viraneye değil, gülbahçesine çevirdiği bir yangın hikayesi…
                            Yer : Gâlu Belâ
                            Başlangıç Tarihi : Ezel
                            Bitiş Tarihi : ……
                            Başlangıç Sebebi : Bir çift söz…

                            Ya da bakışları anlık kesişen, iki yalnız göz…Belki bir saatlik tefekkür…Belki de tefekkürle geçen bir ömür…
                            Asırlar boyu çözülemeyen bir muamma…Evet, belki çözenler var amma…Çözenleri anlayanlar bir- iki…Leyla ile Mecnun’u , Aslı ile Kerem’i ve dahi Hallac-ı Mansur’u kaç talihli anladı ki…
                            “Kün!.” “Ol” der ve olur…
                            Bu yalnız ve yalnız Allah’a ( c.c.) mahsustur.Eşref-i mahluk hep damla ile başlar bu yangına…
                            Öyle bir yangın ki, damlalar çoğaldıkça sönmez, alevlenir…Bazen damlaya damlaya göl olur, bazen de birdenbire çağıldayıverir…İstidat…Allah vergisi..
                            O (c.c.) , vermek istemeseydi, istemeyi vermezdi…
                            Kimileri öyle bir yanar ki, bir anda gönlü gül- gülistan olur…Kimileri ise bir türlü alevlenemez ve kendi dumanında boğulur…Dedim ya istidat meselesi…
                            Ve bu da YANMAYI İSTEYENLERE Allah’ın hediyesi…
                            Bu bir yangının hikayesi…Her İNSAN OLANIN gönlünde,alevlenmeye hazır bekleyen bir kıvılcımın,maya tutmaya hazır gerçek bir sevdanın hikayesi…Bilmem ki anlatmaya gücüm yetecek mi!…Yoksa ilk cümlede, söylemeye can attığım tüm kelimelerim, birdenbire bitecek mi?
                            Yak yüreğimi ey Yâr!…
                            Öyle bir yak ki
                            Cehennem alevlerimden ürksün!…

                            Ya Rab!… Kalemime ve kelamıma güç ver Sen bir mücrime bile Gerçekleri söylettirecek kadar büyüksün!…
                            ” BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM “

                            Aşk gözlerimden aktı ruhuma…Ruhların yaratıldığı o an, ilk seni gördü gözlerim…İşte bu yüzden sana olan delice özlemim…İşte bu yüzden her daim “Vuslata Hasret” çeker bu garip yüreğim…
                            Ben o anda sana söz verdim Ey Yâr!..O anda düştü bedenime sönmeyen har!..Sensiz geçen her an ömrüme zarar…Beni bensiz bırak da , sensiz bırakma Ey Yâr!…
                            Aşk adına ne dökülürse dilimden, senin içindir her çıkan kalemimden ! Senin için severim senden gayrısını…Eğer senden uzak geçirdiysem ömrümün yarısını, iflah eyle Ey Yâr içimdeki nefs sağrısını…
                            Aşk ruhuma gözlerimden aktı…İşte bu yüzden gözlerim herşeye aşk dolu baktı…
                            Aşkla sevdiğim çok şey, beni bir gün bıraktı…Dönüp sana baktım, vuslat çok ıraktı…Hasretin her daim yüreğimi yaktı…Anladım!…Vuslat için bana düşen, sana layık olmaktı…
                            Şimdi bana yakınlığını hissedip, sana uzaklığımdan utanmaktayım.
                            Ruhuma dokunan her sevdalı sözü sen sanmaktayım…Her seferinde sevda adına söylenen yalanlara inanıp, aldanmaktayım…Ve gerçekle her yüzyüze gelişimde…..yanmaktayım….Yâr!
                            Bana yakınlığını hissedip, sana uzaklığımdan utanmaktayım…
                            Yardım et bana!…

                            Mesafesiz mesafeleri kaldırabileyim aradan…Belki kelamım anlamsız, boş ve sıradan. Ama inan !…
                            İnan ki hasretinle her an kan damlar yüreğimdeki yaradan…
                            Duy beni :
                            İçimdeki yangını vuslatınla söndür
                            Her yarın kenarından , beni sana döndür

                            Selam ve Dua ile…
                            Yakutun,incinin,elmasın ne kıymeti vardır ki;bir sevgili uğruna harcanmadıktan sonra.
                            *Hz.Mevlana*

                            Yorum

                            • ibrahimd
                              Tecrübeli
                              • 31 Mayıs 2009
                              • 220

                              #29
                              Secde.......

                              Secdemde doğrult beni.

                              Yüzünü toprağa sür şimdi... Evine dön. Sılana koş. Subhane rabbiye'l -a'la. “Sen varsın. Sen a'lasin. Eksiklikten uzaksın, noksanlıktan muallâsın, kusurdan mukaddessin. Kusur bende. Benden yana eksiklik. Bende saklı acizlik. Bende bekler fakirlik. Yalnız sana muhtaç olma zenginliğimdir secdem. Yalnız Sana kul olma şerefimdir secdem. Sultanlığımdır secdelerim. Varlığımı huzurunda sıfırladığım andır. Senin şah damarı yakınlığından kalbimin yakınlıklar emdiği andır, ruhumun muştular bulduğu demdir. Miracımın kab-ı kavseyni secde. Beni aradan çıkardığım yerdir secde. Dediğini yapıyorum, secde edip yaklaşıyorum. Sana yaklaşıyorum. Tüm uzaklıkları uzaklara bırakıyorum. Tüm aldanışları tuzaklarda bırakıyorum.


                              Yüzümde secdelerimin izini bırak ey Rabbim.


                              Alnıma rahmetinin nefesini bırak ey Rabbim.


                              Kalbime En Sevgili’nin aşkını bırak ey Rabbim.


                              Secdemden dirilt beni.


                              Secdemde öldür beni.


                              Secdemde durut beni.


                              Secdemde doğrult beni.


                              Kaynakua birliği enstitüsü.
                              Yakutun,incinin,elmasın ne kıymeti vardır ki;bir sevgili uğruna harcanmadıktan sonra.
                              *Hz.Mevlana*

                              Yorum

                              • ÇAKAL
                                Ağa'nın Adamı
                                • 27 Haziran 2007
                                • 2545

                                #30
                                Alıntı.

                                Kur'an insanlara, nasıl yaşanması gerektiğini bildiren, Allah tarafından Resul aracılığıyla gönderilmiş olan bir mesajdır. Bu mesajın muhatapları tüm insanlar olmakla birlikte, bu mesajı benimseyen insanlar, düşünen (28/60 - 38/29), öğüt alan (6/152), akliselim sahipleri (38/29), korunanlar (2/177), sağır ve kör olmayanlar (25/73)dır.

                                Vahye kulağını tıkayarak, geleneksel olan dini yasamaya çalışan günümüz insanlarından bu mesajı sahiplenmelerini ve o .mesajı başkalarına götürmelerini beklemek elbette hayalcilik olur. Çünkü Allah'ın mesajını yüklenip benimseyebilmemiz için öncelikle O'nun insanlara göndermiş olduğu kitabını gerçek anlamıyla okumamız birincil şartlardandır. Evet insanımız Kur'an okuyor ama anlamadığı bir dilden, Allah'ın bizden neyi isteyip/istemediğini bilmeden, adeta ben bunu anlamak istemiyorum dercesine okuyor. Hatta bu özürlerini de Allah'a atfederek, Allah bizi "aciz yaratmış ne yapalım" deyip kendilerine çıkış yolu bularak. Ne yazık ki bu özürlerini de yine Allah'ın mesajından habersiz yaptıkları için, Allah'a büyük bir suç attıklarının farkında olmadan. Oysa Yüce Allah kendi mesajında "bunu anlamanız için. kolaylaştırdık" diyerek böyle bir özrü ortadan kaldırmıştır.

                                "Andolsun biz, Kur'an'ı öğüt almak için kolaylaştırdık, öğüt alan yok mudur?" (54/17).

                                Kur'an Allah tarafından korunduğu (15/9) dolayısıyla değiştirilemeyeceği için vahye karşı olanlar, insanların dolayısıyla toplumun Kur'an'la ilgili inançlarını değiştirmeye çalışmışlar ve bundan da istisnalar dışında büyük başarı elde etmişlerdir. Ve bunun sonucunda Kur'an'a "anlaşılmaz" damgası vurulmuştur.

                                Çoğumuzun aklına "peki ama Allah'ın göndermiş olduğu bu mesaj madem anlaşılmaz. O halde yaratıcı olan Allah, vahyini neden göndermiş. Anlamadığımız bir mesajdan bizi nasıl sorumlu tutar. Yoksa Kur'an sadece özel kişilerin anlaması için mi gönderilmiştir diyesi geliyor. Kur'an'ı anlayarak okumaya başladığımızda bunun böyle olmadığını anlıyoruz ama Kur'an'ın mesajından uzak olan bizlerin, Allah'ın insanlara verdiği düşünme, aklını kullanma, öğüt alma gibi yazımızın başında sıraladığımız özelliklerinden yoksun kalarak, düşünmeyi-aklını kullanmayı engelleyen, hurafelerle dolu bir dini ortamda bırakılmamız bu tür soruları sormamıza neden oluyor. Evet yıllardır Kur'an aramızda, ama nasıl? Sadece şekline saygı gösterilip, güzel işlemeli bezlerin içinde duvarlarda asılı kalmış... Tabii ki kullanım alanları da başkaları tarafından belirlenmiş; doğum, ölüm ve özel ibadet günleri için okunabilir ancak.

                                "Bu. (Kur'an) insanlara (kurtuluş yollarını gösteren) delillerdir; kesin olarak inananlara kılavuz ve rahmettir." (45/20)

                                "(Bu Kur'an) ki diri olanları uyarsın ve inkar edenlere de (azap) söz (ü) hak olsun!" (36/70)

                                Allah'ın bu sözlerine karşı öne sürecek tüm mazeretlerimiz iflas etmektedir. Çünkü bugüne kadar ki mazeretlerimiz, Allah'ın ayetlerinden gafil olmamızdan ileri gelmektedir. Dolayısıyla inanan bir toplum olarak -ki kendimizi böyle nitelendiriyoruz. Allah'a karşı en büyük suçu işlemiş oluyoruz. Böylece Kur'an'ın rehberliğini ortadan kaldırmış oluyoruz. Bütün bunlardan şu sonucu rahatlıkla çıkarabiliriz: Günümüz insanının dolayısıyla toplumun bütün rahatsızlığı / ne yapacağını bilmez hali, Kur'an mesajından uzakla kendi kendine veya başkalarının belirlediği dini yaşamaya çalışmasından kaynaklanmaktadır. Kur'an'ı kendimize ölçü ve rehber aldığımızda da rastgele bir kitap olarak değil ebedi hayatımızın kurtarıcısı olacağını unutmamalıyız. Yani kendisine kitap verilenlerin düştüğü hataya düşmeden, kitabı parçalamadan, arkaya atmadan bütün olarak ele almalıyız. "Onlar ki Kur'an'ı bölük bölük ettiler." (15/91)

                                O halde inanan bir insanın Kur'an okumasının yanında şu ayetlerin vermek istediği mesajı iyi kavraması gerekir.

                                (16/11) "...Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için işaret vardır."

                                (16/12) "...Şüphesiz, bunda aklını kullanan bir toplum için işaretler vardır."

                                (16/13) "...Şüphesiz bunda öğüt alan bir toplum için ibret vardır."

                                (16/69) "...Şüphesiz bunda düşünen bir millet için bir ayet vardır."

                                (16/65) "...Şüphesiz bunda işiten bir millet için bir ayet vardır."

                                (44/58) "Biz O'nu senin dilinle kolaylaştırdık ki düşünüp öğüt alsınlar."

                                (30/28) "...İşte biz, aklını kullanan bir toplum için ayetleri böyle açıklıyoruz."

                                Allah'ın ayetleri gayet net ve açık, insanı ve toplumu aklını kullanmaya, öğüt almaya, düşünmeye, işitmeye çağırıyor. Bize düşen görev ise, inanan kullar olarak, bu çağrıya kör ve sağır olmamak. Şimdiye kadar çeşitli alanlara sarf ettiğimiz bütün maddi ve manevi imkanlarımızı Allah'ın mesajını anlamaya yöneltmeliyiz. Ancak o zaman Yüce Allah'ın bizlerden istediği özellikleri fert ve toplum olarak kazanabiliriz. Ne zaman ki Allah'ın istediği bu özelliklere sahip oluruz. İşte o zaman verdiğimiz / vereceğimiz mücadele de anlamına kavuşur, gayesine ulaşır. Çünkü Allah (c.c) mesajında bize şöyle yol gösteriliyor.... "Bir millet kendi durumlarını değiştirmedikçe Allah onların durumlarını değiştirmez..." (13/11)

                                Madem mücadele ortamına giriyoruz o halde kendimizi Allah'ın vahyi doğrultusunda değiştirmeliyiz. Dolayısıyla bu rastgele bir değişme değil, köklü, temeli olan bir değişme olacaktır. Tabii kendimize Kur'an'ı rehber alarak yapılacak bir değişmedir bu. Sözümüzü toparlayacak olursak ne zaman ki yolumuzu Allah'ın birleyici dosdoğru dinine (30/30) çevirirsek; aklını kullanan, öğüt alan, öğütü dinleyen, düşünen, işiten, inanan kör ve sağır olmayan bir millet oluruz. İşte o zaman inanıyoruz ki Allah bizden yardımını esirgemeyecektir.
                                Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
                                Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

                                Yorum

                                Working...
                                X

                                Debug Information