okumak lazım

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • HALİS-U HAL
    Yeni üye
    • 23 Mart 2009
    • 40

    #1

    okumak lazım

    Bir banka hesabı düşünün, sihirli bir banka hesabı...
    Her sabah, 86 bin 400 TL adınıza yatıyor.
    Ve lakin para, ertesi güne devretmiyor, harcayamadığınız sıfırlanıyor.
    Ertesi sabah yine 86 bin 400 TL ile başlıyorsunuz. Ne yapardınız?
    Son meteliğine kadar harcamak için ne gerekiyorsa değil mi?
    Hepimizin böyle bir bankası var. Adına "zaman" diyoruz.
    Her sabah bize 86 bin 400 saniye veriyor. Akşam uyuduğunuz anda hesabı sıfırlıyor.
    Geriye dönüş yok! En iyi şekilde kullanmak sizin elinizde.
    Her şeyin bu kadar savurgan ve düşüncesiz yaşandığı, tüketildiği bir dünyada zamanın kıymetini anlamak açısından...
    "Bir yılın değerini" tek ders yüzünden sınıfta kalmış bir öğrenciye sorun.
    "Bir ayın değerini" bebeği erken doğmuş bir anneye..
    "Bir haftayı" bir haftalık dergi editörüne..
    "Bir dakikayı" otobüsü kaçıran yaşlı amcaya..
    "Bir saniyeyi" trafik kazasında hayatta kalmış insana..
    "Saniyenin binde birini" olimpiyatlarda yüz metre finalinde gümüş madalya kazanmış bir sporcuya sorun..
    ZAFER BAYGÜL 27.03.2009



    Ben edebi edepsizlerden öğrendim.*Hz.Ali.*
  • HALİS-U HAL
    Yeni üye
    • 23 Mart 2009
    • 40

    #2
    Bu öykü, çiftlikten çiftliğe, yarıştan yarışa koşarak atları terbiye etmeye çalışan gezgin bir at terbiyecisinin genç oğluna kadar uzanır.
    Babasının işi nedeniyle çocuğun orta öğretimi kesintilere uğramıştı. Orta ikideyken, büyüdüğü zaman ne olmak ve yapmak istediği konusunda bir kompozisyon yazmasını istedi hocası..
    Çocuk bütün gece oturup günün birinde at çiftliğine sahip olmayı hedeflediğini anlatan 7 sayfalık bir kompozisyon yazdı. Hayalini en ince ayrıntılarıyla anlattı. Hatta hayalindeki 200 dönümlük çiftliğin krokisini de çizdi. Binaların, ahırların ve koşu yollarının yerlerini gösterdi. Krokiye, 200 dönümlük arazinin üzerine oturacak 1000 metrekarelik evin ayrıntılı planını
    da ekledi.
    Ertesi gün hocasına sunduğu 7 sayfalık ödev, tam kalbinin sesiydi..
    İki gün sonra ödevi geri aldı. Kâğıdın üzerinde kırmızı kalemle yazılmış kocaman bir "0" ve "Dersten sonra beni gör" uyarısı vardı.
    "Neden "0" aldım?" diye merakla sordu hocasına, çocuk..
    "Bu senin yaşında bir çocuk için gerçekçi olmayan bir hayal" dedi, hocası.."Paran yok. Gezginci bir aileden geliyorsun. Kaynağınız yok.
    At çiftliği kurmak büyük para gerektirir.Önce araziyi satın alman lazım.
    Damızlık hayvanlar da alman gerekiyor. Bunu başarman imkânsız" ve ekledi:
    "Eğer ödevini gerçekçi hedefler belirledikten sonra yeniden yazarsan, o zaman notunu yeniden gözden geçiririm."
    Çocuk evine döndü ve uzun uzun düşündü. Babasına danıştı.
    "Oğlum" dedi babası "Bu konuda kararını kendin vermelisin. Bu senin hayatın için oldukça önemli bir seçim!."
    Çocuk bir hafta kadar düşündükten sonra ödevini hiçbir değişiklik yapmadan
    geri götürdü hocasına..
    "Siz verdiğiniz notu değiştirmeyin" dedi.. "Ben de hayallerimi.."

    O orta 2 öğrencisi bugün 200 dönümlük arazi üzerindeki 1000 metrekarelik evinde oturuyor. Yıllar önce yazdığı ödev şöminenin üzerinde çerçevelenmiş olarak asılı.
    Öykünün en can alıcı yanı şu:
    Aynı öğretmen geçen yaz önce 30 öğrencisini bu çiftliğe kamp kurmaya getirdi.
    Çiftlikten ayrılırken eski öğrencisine "Bak" dedi, "Sana şimdi söyleyebilirim. Ben senin öğretmeninkenhayal hırsızıydım.
    O yıllarda öğrencilerimden pek çok hayal çaldım. Allah'tan ki sen hayalinden
    vazgeçmeyecek kadar inatçıydın." "Kimsenin hayallerinizi çalmasına izin vermeyin. Ne durumda olursanız olun, kalbinizin sesini dinleyin!.."

    Ben edebi edepsizlerden öğrendim.*Hz.Ali.*

    Yorum

    • HALİS-U HAL
      Yeni üye
      • 23 Mart 2009
      • 40

      #3
      Bu yılınızı iyi geçirdiniz mi? Sağlıklı olduğunuz için hiç sevindiniz mi?
      Bu yıl hiç gün ışığı ile uyandınız mı?
      Kaç kez güneşin doğuşunu izlediniz?
      Bir neden yokken kaç kişiye hediye aldınız?
      Kaç sabah yolda bir kediyi okşadınız?
      Bu yıl yeni doğmuş bir bebek parmağınızı sıkıca tuttu mu hiç?
      Ve siz onu hiç kokladınız mı?
      Yaz gecelerinde ne çok yıldız olduğuna hiç şaşırdınız mı?
      Kendinize bu yıl kaç oyuncak aldınız?
      Kaç kez gözlerinizden yaş gelinceye kadar güldünüz?
      Yaşlı bir ağaca sarıldınız mı bu yıl ?
      Çimlere uzandığınız oldu mu?
      Çocukluğunuzdan kalan bir şarkıyı söylediniz mi hiç?
      Hiç taş kaydırdınız mı bu yıl?
      Kaç kez kuşlara yem attınız?
      Bir çiçeği dalındayken kokladınız mı?
      Bu yıl kaç kez gökkuşağı gördünüz?
      Ya da hediye alan bir çocuğun gözlerindeki ışığı?
      Kaç kez mektup aldınız bu yıl?
      Eski bir dostunuzu aradınız mı hiç?
      Kimseyle barıştınız mı bu yıl?
      Aslında mutlu olduğunuzu kaç kez farkettiniz bu yıl?
      İyi bir yılın, bunlar gibi birçok "küçük şeye" bağlı olduğunu hiç düşündünüz mü bu yıl?
      Yayılın çimenlerin üzerine... Acele edin...
      Er veya geç..
      Çimenler yayılacak üzerinize..
      Ben edebi edepsizlerden öğrendim.*Hz.Ali.*

      Yorum

      • ibrahimd
        Tecrübeli
        • 31 Mayıs 2009
        • 220

        #4
        ŞEYTANIN EN TATLI 12 SÖZÜ
        1 - BİR DEFAYLA BİR ŞEY OLMAZ.
        2 - DAHA GENCİZ.
        3 - ALLAH (C.C) KALP TEMİZLİĞİNE BAKAR.
        4 - ALLAH (C.C.) İLE KUL ARASINA GİRİLMEZ.
        5 - EMEKLİ OLDUKTAN SONRA.
        6 - ZAMAN SİZE DEĞİL SİZ ZAMANA UYUN.
        7 - BİR ŞEY OLMAZ Allah(C.C) AFFEDER.
        8 - BU KADAR GÜNAHTAN SONRA BİRAZ ZOR AFFEDİLİRSİN.
        9 - FAZLA DÜŞÜNME KAFAYI YERSİN.
        10 - CEHENDEMDE BİR SÜRE YANDIKTAN SONRA CENNNETE GİRMEYECEKMİYİZ. (Sanki kibrit çöpünün ateşine dayana biliyormuş gibi)
        11 - BİZ BÜYÜKLERİMİZDEN BÖYLE GÖRDÜK.
        12 - AMAN HA DİKKAT BEYNİNİZİ YIKAMASINLAR.
        Yakutun,incinin,elmasın ne kıymeti vardır ki;bir sevgili uğruna harcanmadıktan sonra.
        *Hz.Mevlana*

        Yorum

        • ibrahimd
          Tecrübeli
          • 31 Mayıs 2009
          • 220

          #5
          ŞEYTAN VE DOSTLARI
          Bir gün Şeytan, dünya çapında konvansiyonel bir toplantı için tüm dostlarını çağırmış.
          Açılış konuşmasında demiş ki:
          Müslümanların Camilere gitmesini engelleyemiyoruz. Kur'an okumalarını ve gerçekleri öğrenmelerini de engelleyemiyoruz. Allah ve elçisi ile sağlam ilişkiler kurmalarını da engelleyemiyoruz.
          Allah ile bir kere bağlantı kurduklarında üzerlerindeki gücümüz kırılıyor. Dostları demiş ki: Gerçekten zor bir durum, peki ne yapalım? Şeytan demiş ki: Bırakın Camilere gitsinler. Fakat zamanlarını çalın, böylece Allah ve elçisi ile bağlantı kuramasınlar..
          Sizden isteğim budur. Şeytan devam etmiş: Dikkatlerini dağıtın, böylece gün boyunca Allah ile hayati öneme sahip bağlantıyı kuramasınlar. Dostları şaşırmış: Bunu nasıl başaracağız?
          Şeytan:
          Hayatın önemsiz ayrıntılarıyla zihinlerini sürekli meşgul et! Müslümanların kulaklarına şunu fısılda: Harca, harca, harca.. Borç al, borç al, borç al..'

          Kadınlarını işe girip uzun saatler boyunca çalışmaları için ikna et ! Erkeklerin haftada 6-7 gün, günde 10-12 saat çalışmalarını ve böylece hayatlarında boşluk kalmaması için planlar yap! Çocukları ile zaman geçirmelerini engelle!

          Evleri ferahladıkları bir yer olmaktan çıkacaktır! Zihinlerini o kadar meşgul et ki kendi iç seslerini (oto kritik, nefis muhasebesi) dinleyemesinler! Böylece kafaları karışacak, Allah ve elçisi ile zihinsel beraberlikleri kopacaktır. Bravooo, mükemmel fikir, diye alkışlamış dostları. Durun, daha bitmedi, diye devam etmişŞeytan:

          Kahvehanelerde, doktor muayenehanelerinde, kafe'lerde masaları gazete ve dergilerle doldur! Zihinlerini 24 saat haber bombardımanına tut! Araba kullanma esnasında tefekkür etmelerini, İnternete girenlerinin mailboxlarını, junk maillerle, sipariş katalogları ile, bahislerle, çekilişlerle, promosyon ürünleri ile ve boş umutlarla doldur! Gazete ve TV'leri ince yapılı güzel modellerle doldur ki kocaları dış güzelliğin önemli olduğuna inansınlar ve hanımlarından hoşlanmasınlar! Kadınların, akşamları kocalarıyla ilgilenemeyecek kadar çok yorulmasını sağla! Eğer kadınlar, erkeklerin ihtiyacı olan sevgiyi veremezlerse, erkekler bu sevgiyi başka yerlerde arayacaklardır!

          Çocuklarına namazın önemini anlatmalarını engellemek için hikaye kitaplarını tavsiye et!
          Doğaya çıkıp Allahın yaratma sıfatını görmelerini engellemek için onları çok meşgul et, eğlence parklarına, fuarlara, spor karşılaşmalarına, oyunlara, konserlere, sinemalara vs götür! Oralarda kavga çıkarıp birbirlerini vurmaları sağla! Bizim işimiz fitne çıkarmaktır, bunu unutma! İslami dostluklar ve sohbetler yerine, taraftar-parti dostluklarını ve dedikoduları teşvik et! İşte plan bu! Futbol, hayatlarının odağı olsun. Futbolcuların isimlerini çocuklarına ezberletmeyi marifetsaysınlar!Ancak İslamın şartlarını merak bile etmesinler!

          Kurnazca plan için dostları şeytanı çılgınca alkışlamışlar ve ülkelere dağılırken Müslümanları daha fazla meşgul edeceklerine, telaş içinde oraya buraya koşuşturacaklarına, Allah'a, Elçisine ve ailelerine daha az zaman ayırtacaklarına söz vermişler. Sence buplan başarılı mı?
          Yakutun,incinin,elmasın ne kıymeti vardır ki;bir sevgili uğruna harcanmadıktan sonra.
          *Hz.Mevlana*

          Yorum

          Working...
          X

          Debug Information