Fenerbahçemizin Lig Maçlari Hakkinda

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • warworn
    BUĞRA
    • 05 Eylül 2009
    • 274

    #376
    darağacında olsak bile son sözüm FENERBAHÇE........

    Yorum

    • warworn
      BUĞRA
      • 05 Eylül 2009
      • 274

      #377
      ayhan53 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
      o zatı fena benzettik öbür tarafta
      darağacında olsak bile son sözüm FENERBAHÇE........

      Yorum

      • ayhan53
        Rallici Başkan
        • 27 Nisan 2009
        • 2657

        #378
        14 Şubattan beri kamuoyunda ‘şike’, ’Aziz Yıldırım’, ’Fenerbahçe’ diye adlandırılan davayı takip ettik, bugün de ‘Adnan Polat’, ’kayıp 1 milyon’, ’Galatasaray’ davası diye adlandırılan davanın ‘ilk’ duruşmasındaydık.

        İki dava arasında ki gözümüze çarpan ilk fark ‘taraftar’ farkı idi. Fenerbahçe davasında formalı vs taraftarlar adliye içine alınmazken, Galatasaray davasında taraftarlar formaları, t-shirtleri üzerlerinde olduğu halde adliye içine alınmış hatta duruşma salonunda yer almıştı. Fenerbahçe davasında agresif bir tutum alan, gaz ve bilumum toplumsal müdahale araçlarını çekinmeden kullanan ‘polis’ Galatasaray davasında müdahale etmiyor hatta müdahale eden özel güvenlik görevlilerine karşı taraftarı koruma pozisyonu alıyordu!

        Duruşma salonu ise davanın Asliye Ceza mahkemesinde görülmesi nedeniyle oldukça küçüktü, izleyiciler adeta üst üste duruşmayı takip ediyor, Avukatlar serinleyebilmek için cüppelerini neredeyse sırtlarından düşecek şekilde omuzlarının arkasına kadar atıyordu. Fenerbahçe davasında salonun yetersizliği şikâyetinin burayı gördükten sonra ‘lüks’ olduğuna kanaat getirmek mümkün diye düşündüm.

        Bu davanın bir farkı da Savcılık makamının boş olmasıydı. Sanıkta bu durumun bir rahatlama yaratması beklenebilirken; Adnan Polat’ın oldukça gergin ve sıkıntılı olduğu, sorgu sırasında sıklıkla Avukatlarının ve izleyici sırasındakilerin adeta ‘sufle’sine ihtiyaç duyduğunu görünce şaşırdığımı söyleyebilirim. Zira Aziz Yıldırım da böyle bir hal olmadığı gibi bizzat kendisinin Avukatlarına müdahale etmekte olduğuna defalarca şahit olmuştuk.

        Adnan Polat ifadesine geçmeden önce Hâkim Fenerbahçe Spor Kulubü avukatlarının davaya müdahale talebini reddetti. Gerekçe olarak da “..suça konu paranın nereye yada kime harcandığı hususunun araştırılması esasa etkili olmadığı gibi davaya katılma talebinde bulunan Fenerbahçe Spor Kulubü'nün suçtan zarar gördüğüne ilişkin delil bulunmaması nazara alınarak..” hususu tutanağa geçti. Burada Fenerbahçe Avukatlarının dosyayı inceleme, dosyadan örnek alma (fotokopi) talepleri de reddedildi. Buna tekrar itiraz eden avukatlar inceleyemediğimiz, suret alamadığımız dosyada nasıl yeterli gerekçe ve delil sunabiliriz itirazını ileri sürse de Hâkim tarafından bunlar kabul görmedi ve temyiz yolu açık ifadesi ile Yargıtay işaret edildi.

        Adnan Polat ifadesinde kısaca; yazılı savunmasını tekrarla, olay tarihinde GS Başkan yardımcısı olduğu ve tek başına imza yetkisine sahip olmadığını, muhatabın bu yetkiye sahip başkan (yani Özhan Canaydın) olduğuna işaret etti. Ayrıca klubun çeşitli kurumlarca denetlendiğini, kendisinin 2008’de başkan olduğunu, bu davanın şike yüzünden gündeme geldiğini beyan etti.

        Davanın açılmasına neden olan mektubu yazan Bülent Tulun’da ifadesinde Suç tarihinde klupte görevden ayrılmış olduğu, 1.500.000 $ lık bir ödeme ile ilgili serzenişini içeren bir mektubu Adnan Polat’a yazdığını, bu paranın sanığın şoförü tarafından alındığını bildiğini, ancak sonraları ise bu paranın futbolculara dağıtıldığını duyduğunu söyledi. Makbuz kesildiğini duyduğunu ancak makbuzları görmediğini beyan edince sanık avukatlarının müdahalesi ile bu ifadesini değiştirerek makbuzları uzaktan gördüğünü ancak inceleyemediğini beyan etti. Ayrıca Song’un problemli bir futbolcu olduğunu da beyanına ekledi.

        Bülent Tulun’un ifadesinin aksine tanık Adnan Polatın şöforu Mustafa Karasakal ise herhangi bir para almadığını beyan etti.

        Son savunma tanığı Erdal Aslan ise 2007 yılında GS klubunde denetçi olarak işe başladığını ve denetimlerde bir aksaklığa rastlamadığını beyan etti. Ayrıca işe kendisini Adnan Polat’ın aldığını beyanına ekledi. Tabi 2006 yılı hesaplarının bu denetimlere tabi olup olmadığı müdahil olmadığından ve Hâkim de gerek duymadığından sorulamadı! Oysa Fenerbahçe davasında Hâkimler sıklıkla bu tip sorular sormakta hatta atladıkları hususlar var ise müdahil vekilleri tarafından sorulmaktaydı. Özel yetkili mahkeme yargılamasından sonra Asliye Ceza Mahkemesi yargılamasının ‘light yargılama’ olduğu esprisini defterime burada not olarak düşmüşüm.

        Dava sonunda ‘beraat’ kararı ile birlikte hem salonda hem koridorda alkış tufanı ve tezahüratlar yükseldi. Adnan Polat gerginliğini atmış medya mensuplarına açıklama yaparken Fenerbahçe Kulubü Avukatlarının salondan ayrılması polis memurlarınca güvenliğinizi sağlayamayız gerekçesiyle bir süreliğine engellenmekteydi.

        ‘İlginç’ olağanüstü dönem yargılamalarından birine daha şahit olmanın garip ruh haliyle bizde salonu terk ettik. Kafamızda hangi yargılamanın daha ‘Özel’ olduğu soruları olduğu halde; bu satırları sizlere ulaştırmak için mi, ’aceleci’ adaletten biran evvel uzaklaşmak için mi olduğunu anlayamadığımız bir hızla Çağlayandan ayrıldık..
        [B][SIZE="3"][FONT="Arial Narrow"][COLOR="navy"]TÜRKÜM, DOĞRUYUM, ÇALIŞKANIM, VARLIĞIM TÜRK VARLIĞINA ARMAĞAN OLSUN. NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE.
        M.K.ATATÜRK[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B]

        Yorum

        • warworn
          BUĞRA
          • 05 Eylül 2009
          • 274

          #379
          bu 6s nin eski başkanı ednan türkçe olimpiyatları denen sirk gösterisine boşa katılmadıgı bugün anlaşılmıştır...............
          darağacında olsak bile son sözüm FENERBAHÇE........

          Yorum

          • ayhan53
            Rallici Başkan
            • 27 Nisan 2009
            • 2657

            #380
            Saçmalamayın ağalar, beyler, saçmalamayın...

            Fenerbahçe artık Türkiye’de her işin miladı haline gelmeye başladı. Bazı şeyler her nedense ilk Fenerbahçe üzerinde deneniyor, sonra düzenleme yapılıyor, bir kaç kendini bilmez bunun Fenerbahçe için yapıldığını söylüyor ve o düzenlemeden kendileri yararlanıyorlar. Olan yine Fenerbahçe’ye oluyor.

            3 Temmuz’dan beri durum net bir şekilde böyle.

            Futbol ekonomisi ve rantını ele geçirmeye çalışanların başlatmış olduğu operasyonda artık iş kendileri için sarpa sarmış durumda.

            Belirli bir zümrenin tüm basın ve yayın kuruluşlarının, basındaki neferlerinin altını çizerek söylediği 19 maçta şike var safsatası eriye eriye 3 maça kadar düştü. Taraf isimli kağıt parçasının 19 maçta 90’dan gol yediğimizi yazmasının üzerinden henüz 1 yıl geçmedi.

            Savcı, elinde delil bile olmadan basına bir çok haber sızdırdı, kamuoyunu yönlendirdi. Bazı kriz provokatörleri de insan hakları ihlal edilerek, şike suçlamalarını bir kenara bırakıp, insanların özel konuşmaları bile basına malzeme yaptı. Amaç, dava sürecinde Fenerbahçe ve Fenerbahçeliler arasına kara kedi sokmaktı. Aslında bunun çok kolay olduğunu düşündüler, Fenerbahçe Taraftarını salak sandılar, kolayca bunlara inanacağını planlıyorlardı. Olmadı, olmadı, olmadı…

            Tüm delil denilen müsveddeler çürütüldü, para saymalar, görüntüler elde patladı, keçi sakallı ve ilk insan kılığındaki tüm tetikçi gazetecilerin suçlamaları dönüp bir TARAFlarında sızı yaratması gerekirken, omurgasız olduklarından yalanları içinde yüzer duruma geldiler.

            Halbuki Fenerbahçe’nin de 1 milyon dolarlık açıklanamayan, makbuzu olmayan ödemesi olsa hayat sizin için ne kadar kolay olurdu değil mi? Veya bir futbolcunun Fenerbahçe şampiyon olmasın diye rakibine gol atmadığını itiraf etmesi gibi bir durum, Fenerbahçe’nin lehine olsa Türkiye’de ve Avrupa’da Fenerbahçe’yi nasıl çarmıha gererdiniz? Fenerbahçe şampiyon olsun, ince ince bunun için uğraşıyoruz diyen siyasetçi olsa kaç günde siyaset hayatını bitirirdiniz?

            Haksızların hepsi orantısız olarak Fenerbahçe’ye yapıldı. Bunun lamı cimi yok. Biraz vicdanı olan herkes bunu görüyor. Sarı kırmızı at gözlüğü takmış bazı insanların Fenerbahçe’yi yok etme çabası da cabası. Durmuyorlar, kuyruk acısı sarmış dört bir yanlarını, Fenerbahçe düşsün, Avrupa’ya gidemesin diye yemiyorlar, içmiyorlar, sürekli bir eylem halindeler. Sonuç gelmedikçe kudurup, ağızlarından köpükler saçarak garip garip laflar sarfediyorlar.

            6 Haziran 2012 itibarı ile, tam 11 ay 4 gün, yani 340 gün oldu. Başkanım bu kadar süredir tutsak. Bu süre içinde istemeyen adam olacağını, Fenerbahçeli’nin bile nefretle anacağı bir isim olacağını düşündüler. Bu da olmadı.

            Hatta zamanında devamlı konuştuğum Aziz Yıldırım ile alakasız bir konu yüzünden husumetim olduğu için aram açılmıştı. Haklı olduğumdan emin olduğum, her türlü muhalif yayın organının durumu anlatmam için önüme dünyaları serdiği bir zamanda, sırf kulübüm zarar görmesin diye sustuğum bir olaydı bu. Başkan o olayda suçsuzdu ve yanlış yönlendirilmişti. Onu gördüğümde başka yöne doğru bakacak kadar sinirliydim. Bu 340 günlük süreçte öyle bir hale geldim ki, şimdi görsem ellerine yapışır, defalarca öpüp başıma koyarım.

            Son GS maçında çıkan olaylar sebebiyle 3 Temmuz’dan beri her sezon başı Fenerbahçe’ye fiks 5 maçlık ceza veriliyor. Bu 5 maçın, kriz provokatörleri için özel bir anlamı olmalı. Öncelikli amaçları kombine satışlarını vurmak. Sonra, takımın lige fırtına gibi girmesini engellemek. Son olarak da 5 maçın getireceği en az 6 milyon TL’lik paranın kasamıza girmesini engellemek.

            Öncelikle şunu söyliyeyim, şahsi olarak Emniyet Teşkilatı’nı her zaman desteklemiş, bizim güvenliğimiz için çalışan insanlara yardımcı olmuş bir insanım. Bu hem özel, hem iş hayatımda böyle olmuştur.

            Fakat 340 gündür Fenerbahçe Taraftarı’na yapılanın akla mantığa sığacak bir durumu kalmamıştır.

            İlk yürüyüşümüze izin verilmedi, kulübümüz de bu izinsiz bir yürüyüştür dedi, biz de yürümedik. Bazıları izin alamıyor, Türkiye’nin en işlek caddesinde resmi yayın organlarının desteği ile yürüyor, Demirören AVM’nin kalkanları taşkınlıklar yüzünden iniyor, polis sadece eşlik ediyor. Biz izin aldığımız halde, hiç taşkınlık yapmadan yürüyoruz, polis bize biber gazı sıkıyor.

            Başkanımız için adliye önündeki boşlukta durup tezahürat yapıyoruz, hiçbir taşkınlık yok, yine biber gazı sıkılıyor.

            Avrupa Şampiyonu olmuş bayan voleybol takımımızı Sabiha Gökçen’den karşılamaya gidiyoruz, taşkınlık yine yok, sadece tezahürat ve kutlama var, biber gazı sıkmakla kalmıyor, üstüne bir de voleybol takımımızın otobüsü gitsin diye cop ve tekme yiyor.

            Şampiyonluk maçı günü, senelerdir rutin olarak maç öncesi yapılan Kızıltoprak toplanmasında, saat 16:37’de polis hiçbir şey yokken Kızıltoprak’taki Fenerbahçelilere biber gazı sıkıyor. Stada girişte de, girenlere biber gazı sıkıyor. Bizim geleneklerimizde, gelene kolonya ikram edilir. Sanırım biber gazının içeriğini kolonya sanıyor bazı polis arkadaşlarımız.

            Kameralarda da sabit, sahaya bile girmemiş 4 kişi yüzünden 8000 kişiye biber gazı sıkıldı, olaylar o şekilde başladı. Zaten kimse kamu malına yapılanı tasvip etmiyor. Ama 6 saat boyunca, aralıklı olarak biber gazı yerseniz, insanların neye isyan ettiğini görürsünüz. Nefes alamıyorsunuz, beyninize oksijen gitmiyor, gözleriniz yanıyor, genziniz iptal. Bu durumdaki insandan mantıklı bir şeyler yapmasını, lütfen memur bey bize durup dururken biber gazı sıkmayınız lütfen demesini beklemek, Mehmet Baransu’nun memleket hayrına doğru haber yapmasını beklemek gibi bir şey.

            Henüz 1 sene evvel bakan olmadan önce Fenerbahçe’ye çelme takan takım yaratmaktan bahseden Sayın Gençlik ve Spor Bakanımız Suat Kılıç bile artık maçlarda biber gazı kullanmanın son çare olması konusunda tasarı hazırlattı. Bu yeni uygulamaya şu şekilde;

            “İÇİŞLERİ Bakanı Şahin ile yapılan görüşmede kolluk kuvvetlerinin orantısız güç kullanması masaya yatırıldı. Artık biber gazı sahalarda veya çevresinde kullanılmayacak. Polis, spor ve taraftar konusunda uzmanlaşacak. Bu konuda eğitim alacak olan yetkililer, polis memurlarına nasıl davranmaları gerektiğini aktaracak.

            HEM spor savcılığı hem de sporu ve toplum gerilimini bilen polislerin şiddet olaylarını önlemek için ilk çalışma yapacağı pilot il ise İstanbul.18 Ağustos`ta başlayacak Süper Lig öncesinde savcı ve polisin uzmanlaşması için eğitim verilecek.”

            Bu zaten doğru olanı... Biz de Trabzon’da camları indirilen, soyunma odası koridorlarında tartaklanan Fenerbahçe kafilesini korumak için insanlara biber gazı sıkın demiyoruz... Hatta ülkenin en işlek caddesinde izinsiz yürüyüş yapan insanlara da sıkmayın. Onların da güvencesi biz olalım, zaten sıkmadınız ya, yine de biz olalım. O zaman neden devamlı bize biber gazı sıkılıyor? Bu ayrımcılık niye? Bunun cevabını neden kimse veremiyor? Zaten size bunu soran yok! Hata olduğunu anlamış olmalısınız ki, yukarıdaki düzenlemeler yürürlüğe konuluyor. Peki bu hatanın cezasını neden hep Fenerbahçe çekiyor?

            Zayıflatmaya, yok etmeye, maddi olarak muhtaç hale getirmeye, itibarını zedelemeye, taraftarını isyan ettirmeye çalıştınız... Ama yine de Fenerbahçe, sizin senelerdir almaya çalıştığınız futbolcuyu gidip alıp geliyor ve siz hala ağzınızdan küfürler saçarak Fenerbahçe ile uğraşmaya çalışıyorsunuz. Kuyt nasıl bir futbolcu mudur? Bir zamanlar Pingel diye bir futbolcu almıştık, savaşçıydı, henüz hazırlık maçında sakatlanıp futbol hayatı bitti. O sakatlanmasaydı Fenerbahçe uzun yıllar aradığı forveti bulmuş olacaktı. Ondan sonra savaşçı bir forvet olarak sadece Kenneth Anderson geldi, o da sakatlanana kadar harika oynadı. Kuyt, Pingel ve Anderson`un toplamıyla, çok takdir edip izlediğim, sahada hep en çok koşan futbolcu olan Elmander`in çarpımına eşit savaşçılıktaki bir futbolcudur. Futbolculuğunun dışında da mükemmel bir insan, yardımsever bir kişiliktir. Fenerbahçe`mize hayırlı, uğurlu olsun inşallah.

            Son olarak biraz seviyeyi düşürmek zorunda kalacağımdan dolayı okuyan herkesten özür dilerim. 340 gündür babasının neden hapiste olduğunu bilmeyen küçük bir kızımız var, Tuana Ekşioğlu. Tek arzusu babasının yanında olması, onun dışında etliye sütlüye karışmıyor. İlhan Ekşioğlu’nu tanıyan bilir, dünya efendisi bir insandır, gülünce bulunduğu odanın mevsimini değiştiren, iyi niyetli biri, muhteşem bir babadır. Evladının onu özlemesi kadar doğal bir şey olamaz.

            Twitter’da baba özlemini yazan Tuana’mıza küfür eden şeref yoksunu köpeklere sesleniyorum. Siz zavallı hayatınızda çok eziliyor olabilirsiniz, bunu bulunmayacağınızı sandığınız, internetin o perdesinin ardına saklandığınız küçük inlerinizden etrafa sallıyorsunuz. Küçücük, baba özlemi ile dolu, acılı bir kıza ettiğiniz küfürlere alacağınız tepkiler, belki de silik hayatınızda, sizi kimsenin takmadığı bir dünyada sizi besleyecek tepkiler olabilir. Biraz medeniyetten nasibini, aile terbiyesi almış olsanız, o tür eylemler yapanların önünde dururdunuz. Ama sizin gibilerin anne babaları siz doğmadan kısırlaştırılmalıydı.

            Aynaya bak, gördüğün şey ile gurur duy, çünkü sen Fenerbahçelisin ve gurur senin doğum hakkın.

            Cengizhan Yeldan
            [B][SIZE="3"][FONT="Arial Narrow"][COLOR="navy"]TÜRKÜM, DOĞRUYUM, ÇALIŞKANIM, VARLIĞIM TÜRK VARLIĞINA ARMAĞAN OLSUN. NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE.
            M.K.ATATÜRK[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B]

            Yorum

            • ayhan53
              Rallici Başkan
              • 27 Nisan 2009
              • 2657

              #381
              [B][SIZE="3"][FONT="Arial Narrow"][COLOR="navy"]TÜRKÜM, DOĞRUYUM, ÇALIŞKANIM, VARLIĞIM TÜRK VARLIĞINA ARMAĞAN OLSUN. NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE.
              M.K.ATATÜRK[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B]

              Yorum

              • warworn
                BUĞRA
                • 05 Eylül 2009
                • 274

                #382
                mertten sonra bekirde imza attı hayırlı olsun.................
                darağacında olsak bile son sözüm FENERBAHÇE........

                Yorum

                • warworn
                  BUĞRA
                  • 05 Eylül 2009
                  • 274

                  #383
                  Mehmet Topal eşi için bir türlü oturma izni alamadığı için dönüş kararı aldı fb yön. bunun üzerine kendisi ile temasa geçti ve valenciadan önce futbolcu ile görüşme yaparak teklifi iletti. topal ok verince valencia ile temasa geçildi. Costa olayıda paket içinde tutuldu. Topal ve Costa ile fb yönetimi prensipte anlaşınca valencianın kapısı çalındı. bunu öğrenen kulüpte her türlü yokuşu sürüyor. Ama bu iki transfer ile ilgili önümüzdeki günlerde resmi açıklama gelecektir. Futbolcularla ilgili sorun yok. sorun yüksek bonservis istenmesi
                  darağacında olsak bile son sözüm FENERBAHÇE........

                  Yorum

                  • warworn
                    BUĞRA
                    • 05 Eylül 2009
                    • 274

                    #384
                    darağacında olsak bile son sözüm FENERBAHÇE........

                    Yorum

                    • firenze
                      Duble Mühendis
                      • 02 Haziran 2012
                      • 348

                      #385
                      Fener iyi geliyor bu sene...
                      Konuşmak bir mana ise susmak binbir mana. Herkes konusmasına konuşur lakin sükût yürekli olana.

                      Yorum

                      • warworn
                        BUĞRA
                        • 05 Eylül 2009
                        • 274

                        #386
                        Türkçe sirki malum yerde fettullah gülen spor kompleksi türk telekom cemaat arena
                        darağacında olsak bile son sözüm FENERBAHÇE........

                        Yorum

                        • warworn
                          BUĞRA
                          • 05 Eylül 2009
                          • 274

                          #387
                          darağacında olsak bile son sözüm FENERBAHÇE........

                          Yorum

                          • warworn
                            BUĞRA
                            • 05 Eylül 2009
                            • 274

                            #388
                            darağacında olsak bile son sözüm FENERBAHÇE........

                            Yorum

                            • warworn
                              BUĞRA
                              • 05 Eylül 2009
                              • 274

                              #389
                              darağacında olsak bile son sözüm FENERBAHÇE........

                              Yorum

                              • warworn
                                BUĞRA
                                • 05 Eylül 2009
                                • 274

                                #390
                                kuyt salih, hasan ali, m.topal devamını bekliyoruz..............
                                darağacında olsak bile son sözüm FENERBAHÇE........

                                Yorum

                                Working...
                                X

                                Debug Information