YARDIM DAĞITMA AÇILIŞLARI
29 mart seçimleri yaklaşıyor. Şimdi seçimlerde moda olan şey ne? sanıyorum yardımlar. Yardım modasını ilk başlatan tabiî ki mevcut partiler değil ama en güzel tatbik eden iktidardaki parti .Sanıyorum büyük bir eksikliği var bu konuda. Giyim üzerine tanıtım yapan modacı bayanlarımız bu yardımlarda eksik. Beyaz eşyaların ürün yelpazesinde modellerin hayrına çıkıp ta suyu olmayan bir gecekondu önünde bulaşık makinesine yaslanıp birazda frikik vererek “bu işin suyu sonradan çıkacak, şimdilik bulaşık makinesini alın gerisi kolay” diye ezberletilmiş bir metni okurken, bir başka bayan mankende bir çamaşır makinesinin önünde mini etek ve dekolte kıyafetle çamaşır makinesinin kapağını açıp “kirli çamaşırlarınızı buraya atın sizin mazinizi bile temizler bu makine” diye konuştuğunda sıranın kendilerine geleceğini düşünen yardıma muhtaç halkımızda kendilerine verilecek ürünle ilgili mankenlerin peşine düşmüşlerdi çoktan. Etkileyici çizgilere sahip kendilerine verilmiş bir kanepenin üzerinde poz veren manken, arkasında sıvası dökük bir duvarın resmi göründüğünde, “şimdilik bu koltukları kullanın bir dahaki seçimlere kadar arkanızdaki duvarın şeklide değişecek, artık Toki’nin duvarlarına yaslanacaksınız. Ücretsiz evleriniz olacak” diye mevcut partinin reklamını yaparak görevlerini ifa etmekteydiler.Yardımların dağıtılmasıyla ilgili yapılan defilede en son yamalı giysilerle poz veren mankenlere gelmişti sıra. Onlarda yamalı gecekonduların önünde boy boy poz vererek halkın karşısına çıktılar. Dev bir medya ordusu içinde bir fısıltıdır koptu açılın başbakanımız geliyor o ana kadar kendilerini ürünlerine kurdelelerle bağlamış ve bir taraftan söylemlerini muhtaç vatandaşlara verilen eşyalarla birlikte sürdürerek basına poz veren mankenler ve fukara halk topluluğu hep bir ağızdan başbakanının el sallayarak arkasında birkaç vekil ve vali gibi erkanla birlikte gelirken, muhtar yolların çamur olması nedeniyle yanındakilerin kulağına bir şeyler fısıldamış olmalı ki hemen halkın içinden biraz iri kıyım birisi çıkarak başbakanı sırtına aldı ve “siz sırtımızda taşınmağa değer Başbakanımızsınız.Allah sizi sırtımızdan eksik etmesin” dediğinde halk amiiin diye ortalığı çınlattı. Bir gecekondu önünde buz dolabıyla yan yana duran ve etrafı kırmızı bir kurdeleyle çevrili mankenimizin önünde durarak kendisini taşıyan halkın sırtından inmek istedi. Onu taşıyan “olmaz Başbakanım, senin gibisini görmedik şimdiye kadar. Siz kurdeleyi bizim sırtımızdayken de kesersiniz” diye başbakanı sırtından indirmedi. Ve başbakanımız halkının sırtında kurdele keserek yardım açılışı yapan ilk başbakan olarak tarihe geçti. Vatandaşlar başbakanlarına dokunmak istediklerinde korumaları hemen devreye girerek başbakana dokundurtmadılar. Halkın bir kurtarıcı gibi gördüğü başbakan için yanında beraber gezdiği bir arkadaşı yüksek sesle halka bağırarak “Hemşerilerim başbakanınızın dokunulmazlığından dolayı dokunamazsınız” Başbakanınıza mecliste bile dokunamıyorlar da siz mi dokunacaksınız burada” diye bağırmak zorunda kaldı. Ama her şeye rağmen halk memnundu. Uzaktan bir nifakçı “hem sırtımızda taşıyoruz hem de nasıl dokunamıyoruz” diye dokunaklı bir sözle dokunmaya çalıştığında ayakları çamur olmasın diye sırtında taşıyan kişi “siyasilerin yükünü ben çekiyorum sana ne oluyor “ diye bağırdı da nifakçının sesini ancak kesti. Tabiî ki manken kızımıza da geçmişte araba satışlarından hediyelik eşya satışlarına, lokanta açılışlarından parti binası açılışlarına, klüp açılışlarında yani birçok açılışlarda kullanıldığından buradaki yardım paketleri açılışlarında kullanılan mankenlerde, halkının sırtından indirmediği başbakanın sırtından para kazanacağı için ve Başbakanla beraber görünmeyi düşündüğü için bol bol fotoğraf çektirdiler. Gazetecilerin flaşlarının biri yanıp biri sönerken başbakan “şimdi bunu halkımıza yanlış aksettirirler, lütfen yandaş medyamızın dışındakileri almayınız aranıza” diye korumalarına emir verdiğinde bir arbededir gitti, bir iki gazeteciyi tekme tokat aralarından attılar. Bu arada kamyon muavinliğine soyunan bir validen telefon geldi başbakana. “Başbakanım emir verdiğiniz gibi hiç merak etmeyin bende şu anda bir beldemize kömür götürmekteyim” dedi. Başbakan dağıtılan yardımlarla kalkınacak ülkesinin valilerine o gün akşam televizyonlardan teşekkür edecekti.
Türkiye dağıtılacak yardımlar açısından da günlere bölünecekti. Bugün makarna günü,yarın beyaz eşya, sonra fasulye, mercimek, ekmek gibi. Valiler birbirlerine kömür günün hayırlı olsun o öbürüne seninde koltuk günün diye telefon edip birbirlerini kutlayacaklardı.
Artık şehirlerimiz kendilerine dağıtılan yardımlarla anılacak duruma geldiğinde bunun sevincini başbakanını sırtında taşıyan halkla birlikte paylaşacaktı başbakan. Madımak oteli denildiği zaman Sivas katliamı, çamaşır makinesi yardımı denildiği zaman Tunceli, Kemal Kılıçdaroğlu denildiği zaman Dengin Mir Mehmet gelecekti akıllara.
Ahmet Canbaba
29 mart seçimleri yaklaşıyor. Şimdi seçimlerde moda olan şey ne? sanıyorum yardımlar. Yardım modasını ilk başlatan tabiî ki mevcut partiler değil ama en güzel tatbik eden iktidardaki parti .Sanıyorum büyük bir eksikliği var bu konuda. Giyim üzerine tanıtım yapan modacı bayanlarımız bu yardımlarda eksik. Beyaz eşyaların ürün yelpazesinde modellerin hayrına çıkıp ta suyu olmayan bir gecekondu önünde bulaşık makinesine yaslanıp birazda frikik vererek “bu işin suyu sonradan çıkacak, şimdilik bulaşık makinesini alın gerisi kolay” diye ezberletilmiş bir metni okurken, bir başka bayan mankende bir çamaşır makinesinin önünde mini etek ve dekolte kıyafetle çamaşır makinesinin kapağını açıp “kirli çamaşırlarınızı buraya atın sizin mazinizi bile temizler bu makine” diye konuştuğunda sıranın kendilerine geleceğini düşünen yardıma muhtaç halkımızda kendilerine verilecek ürünle ilgili mankenlerin peşine düşmüşlerdi çoktan. Etkileyici çizgilere sahip kendilerine verilmiş bir kanepenin üzerinde poz veren manken, arkasında sıvası dökük bir duvarın resmi göründüğünde, “şimdilik bu koltukları kullanın bir dahaki seçimlere kadar arkanızdaki duvarın şeklide değişecek, artık Toki’nin duvarlarına yaslanacaksınız. Ücretsiz evleriniz olacak” diye mevcut partinin reklamını yaparak görevlerini ifa etmekteydiler.Yardımların dağıtılmasıyla ilgili yapılan defilede en son yamalı giysilerle poz veren mankenlere gelmişti sıra. Onlarda yamalı gecekonduların önünde boy boy poz vererek halkın karşısına çıktılar. Dev bir medya ordusu içinde bir fısıltıdır koptu açılın başbakanımız geliyor o ana kadar kendilerini ürünlerine kurdelelerle bağlamış ve bir taraftan söylemlerini muhtaç vatandaşlara verilen eşyalarla birlikte sürdürerek basına poz veren mankenler ve fukara halk topluluğu hep bir ağızdan başbakanının el sallayarak arkasında birkaç vekil ve vali gibi erkanla birlikte gelirken, muhtar yolların çamur olması nedeniyle yanındakilerin kulağına bir şeyler fısıldamış olmalı ki hemen halkın içinden biraz iri kıyım birisi çıkarak başbakanı sırtına aldı ve “siz sırtımızda taşınmağa değer Başbakanımızsınız.Allah sizi sırtımızdan eksik etmesin” dediğinde halk amiiin diye ortalığı çınlattı. Bir gecekondu önünde buz dolabıyla yan yana duran ve etrafı kırmızı bir kurdeleyle çevrili mankenimizin önünde durarak kendisini taşıyan halkın sırtından inmek istedi. Onu taşıyan “olmaz Başbakanım, senin gibisini görmedik şimdiye kadar. Siz kurdeleyi bizim sırtımızdayken de kesersiniz” diye başbakanı sırtından indirmedi. Ve başbakanımız halkının sırtında kurdele keserek yardım açılışı yapan ilk başbakan olarak tarihe geçti. Vatandaşlar başbakanlarına dokunmak istediklerinde korumaları hemen devreye girerek başbakana dokundurtmadılar. Halkın bir kurtarıcı gibi gördüğü başbakan için yanında beraber gezdiği bir arkadaşı yüksek sesle halka bağırarak “Hemşerilerim başbakanınızın dokunulmazlığından dolayı dokunamazsınız” Başbakanınıza mecliste bile dokunamıyorlar da siz mi dokunacaksınız burada” diye bağırmak zorunda kaldı. Ama her şeye rağmen halk memnundu. Uzaktan bir nifakçı “hem sırtımızda taşıyoruz hem de nasıl dokunamıyoruz” diye dokunaklı bir sözle dokunmaya çalıştığında ayakları çamur olmasın diye sırtında taşıyan kişi “siyasilerin yükünü ben çekiyorum sana ne oluyor “ diye bağırdı da nifakçının sesini ancak kesti. Tabiî ki manken kızımıza da geçmişte araba satışlarından hediyelik eşya satışlarına, lokanta açılışlarından parti binası açılışlarına, klüp açılışlarında yani birçok açılışlarda kullanıldığından buradaki yardım paketleri açılışlarında kullanılan mankenlerde, halkının sırtından indirmediği başbakanın sırtından para kazanacağı için ve Başbakanla beraber görünmeyi düşündüğü için bol bol fotoğraf çektirdiler. Gazetecilerin flaşlarının biri yanıp biri sönerken başbakan “şimdi bunu halkımıza yanlış aksettirirler, lütfen yandaş medyamızın dışındakileri almayınız aranıza” diye korumalarına emir verdiğinde bir arbededir gitti, bir iki gazeteciyi tekme tokat aralarından attılar. Bu arada kamyon muavinliğine soyunan bir validen telefon geldi başbakana. “Başbakanım emir verdiğiniz gibi hiç merak etmeyin bende şu anda bir beldemize kömür götürmekteyim” dedi. Başbakan dağıtılan yardımlarla kalkınacak ülkesinin valilerine o gün akşam televizyonlardan teşekkür edecekti.
Türkiye dağıtılacak yardımlar açısından da günlere bölünecekti. Bugün makarna günü,yarın beyaz eşya, sonra fasulye, mercimek, ekmek gibi. Valiler birbirlerine kömür günün hayırlı olsun o öbürüne seninde koltuk günün diye telefon edip birbirlerini kutlayacaklardı.
Artık şehirlerimiz kendilerine dağıtılan yardımlarla anılacak duruma geldiğinde bunun sevincini başbakanını sırtında taşıyan halkla birlikte paylaşacaktı başbakan. Madımak oteli denildiği zaman Sivas katliamı, çamaşır makinesi yardımı denildiği zaman Tunceli, Kemal Kılıçdaroğlu denildiği zaman Dengin Mir Mehmet gelecekti akıllara.
Ahmet Canbaba