Nazım Hikmet RAN

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • yagmur
    Kıdemli
    • 29 Nisan 2008
    • 4717

    #16
    Birşeyi yapmak için, onu çok sevmelisiniz. Birşeyi sevmek için, ona delicesine inanmalısınız.

    Yorum

    • yagmur
      Kıdemli
      • 29 Nisan 2008
      • 4717

      #17
      Birşeyi yapmak için, onu çok sevmelisiniz. Birşeyi sevmek için, ona delicesine inanmalısınız.

      Yorum

      • yagmur
        Kıdemli
        • 29 Nisan 2008
        • 4717

        #18
        Birşeyi yapmak için, onu çok sevmelisiniz. Birşeyi sevmek için, ona delicesine inanmalısınız.

        Yorum

        • yagmur
          Kıdemli
          • 29 Nisan 2008
          • 4717

          #19
          vee ABİDİN DİNO mutluluğun resmini yaptı !
          Birşeyi yapmak için, onu çok sevmelisiniz. Birşeyi sevmek için, ona delicesine inanmalısınız.

          Yorum

          • yagmur
            Kıdemli
            • 29 Nisan 2008
            • 4717

            #20
            Birşeyi yapmak için, onu çok sevmelisiniz. Birşeyi sevmek için, ona delicesine inanmalısınız.

            Yorum

            • yagmur
              Kıdemli
              • 29 Nisan 2008
              • 4717

              #21
              Akıyordu su
              gösterip aynasında söğüt ağaçlarını.
              Salkımsöğütler yıkıyordu suda saçlarını!
              Yanan yalın kılıçları çarparak söğütlere
              koşuyordu kızıl atlılar güneşin battığı yere!
              Birden
              bire kuş gibi
              vurulmuş gibi
              kanadından
              yaralı bir atlı yuvarlandı atından!
              Bağırmadı,
              gidenleri geri çağırmadı,
              baktı yalnız dolu gözlerle
              uzaklaşan atlıların parıldayan nallarına!

              Ah ne yazık!
              Ne yazık ki ona
              dörtnal giden atların köpüklü boynuna bir daha yatmayacak,
              beyaz orduların ardında kılıç oynatmayacak!

              Nal sesleri sönüyor perde perde,
              atlılar kayboluyor güneşin battığı yerde!

              Atlılar atlılar kızıl atlılar,
              atları rüzgâr kanatlılar!
              Atları rüzgâr kanat...
              Atları rüzgâr...
              Atları...
              At...

              Rüzgâr kanatlı atlılar gibi geçti hayat!

              Akar suyun sesi dindi.
              Gölgeler gölgelendi
              renkler silindi.
              Siyah örtüler indi
              mavi gözlerine,
              sarktı salkımsöğütler
              sarı saçlarının
              üzerine!

              Ağlama salkımsöğüt,
              ağlama,
              Kara suyun aynasında el bağlama!
              el bağlama!
              ağlama!
              Birşeyi yapmak için, onu çok sevmelisiniz. Birşeyi sevmek için, ona delicesine inanmalısınız.

              Yorum

              • yagmur
                Kıdemli
                • 29 Nisan 2008
                • 4717

                #22
                BULUT MU OLSAM

                Denizin üstünde ala bulut
                yüzünde gümüş gemi
                içinde sarı balık
                dibinde mavi yosun
                kıyıda bir çıplak adam
                durmuş düşünür.

                Bulut mu olsam,
                gemi mi yoksa?
                Balık mı olsam,
                yosun mu yoksa?..
                Ne o, ne o, ne o.
                Deniz olunmalı, oğlum,
                bulutuyla, gemisiyle, balığıyla, yosunuyla.
                Birşeyi yapmak için, onu çok sevmelisiniz. Birşeyi sevmek için, ona delicesine inanmalısınız.

                Yorum

                • yagmur
                  Kıdemli
                  • 29 Nisan 2008
                  • 4717

                  #23
                  DÜNYAYI VERELİM ÇOCUKLARA

                  Dünyayı verelim çocuklara hiç değilse bir günlüğüne
                  allı pullu bir balon gibi verelim oynasınlar
                  oynasınlar türküler söyliyerek yıldızların arasında
                  dünyayı çocuklara verelim
                  kocaman bir elma gibi verelim sıcacık bir ekmek somunu gibi
                  hiç değilse bir günlüğüne doysunlar
                  bir günlük de olsa öğrensin dünya arkadaşlığı
                  çocuklar dünyayı alacak elimizden
                  ölümsüz ağaçlar dikecekler
                  Birşeyi yapmak için, onu çok sevmelisiniz. Birşeyi sevmek için, ona delicesine inanmalısınız.

                  Yorum

                  • narada
                    Haberci
                    • 04 Mayıs 2009
                    • 1737

                    #24
                    bu da benim en sevdiğim şiirinden bir bölüm.


                    Saman Sarısı / Nazım Hikmet Ran

                    I

                    Seher vakti habersizce girdi gara ekspres
                    kar içindeydi
                    ben paltomun yakasını kaldırmış perondaydım
                    peronda benden başka da kimseler yoktu
                    durdu önümde yataklı vagonun pencerelerinden biri
                    perdesi aralıktı
                    genç bir kadın uyuyordu alacakaranlıkta alt ranzada
                    saçları saman sarısı kirpikleri mavi
                    kırmızı dolgun dudaklarıysa şımarık ve somurtkandı
                    üst ranzada uyuyanı göremedim
                    habersizce usulcacık çıktı gardan ekspres
                    bilmiyorum nerden gelip nereye gittiğini
                    baktım arkasından
                    üzt ranzada ben uyuyorum
                    Varşova'da Biristol Oteli'nde
                    yıllardır böyle derin uykulara dalmışlığım yoktu
                    oysa karyolam tahtaydı dardı
                    genç bir kadın uyuyor başka bir karyolada
                    saçları saman sarısı kirpikleri mavi
                    ak boynu uzundu yuvarlaktı
                    yıllardır böyle derin uykulara dalmışlığı yoktu
                    oysa karyolası tahtaydı dardı
                    vakit hızla ilerliyordu yaklaşıyorduk gece yarılarına
                    yıllardır böyle derin uykulara dalmışlığımız yoktu
                    oysa karyolalar tahtaydı dardı
                    iniyorum merdivenleri dördüncü kattan
                    asansör bozulmuş yine
                    aynaların içinde iniyorum merdivenleri
                    belki yirmi yaşımdayım belki yüz yaşımdayım
                    vakıt hızla ilerliyordu yaklaşıyorduk gece yarılarına
                    üçüncü katta bir kapının ötesinde bir kadın gülüyor sağ elimde kederli bir
                    gül açıldı ağır ağır
                    Kübalı bir balerinle karşılaştım ikinci katta karlı pencerelerde
                    taze esmer bir yalaza gibi geçti alnımın üzerinden
                    şair Nikolas Gilyen Havana'ya döndü çoktan
                    yıllarca Avrupa ve Asya otellerinin hollerinde oturup içtikti yudum
                    yudum şehirlerimizin hasretini
                    iki şey var ancak ölümle unutulur
                    anamızın yüzüyle şehrimizin yüzü
                    kapıcı uğurladı beni gocuğu geceye batık
                    yürüdüm buz gibi esen yelin ve neonların içinde yürüdüm
                    vakit hızla ilerliyordu yaklaşıyordum gece yarılarına
                    çıktılar önüme ansızın
                    oraları gündüz gibi aydınlıktı ama onları benden başka gören olmadı
                    bir mangaydılar
                    kısa konçlu çizmeleri pantolonları ceketleri
                    kolları kollarında gamalı haç işaretleri
                    elleri ellerinde otomatikleri vardı
                    omuzları miğferleri vardı ama başları yoktu
                    omuzlarıyla miğferlerinin arası boşluktu
                    hattâ yakaları boyunları vardı ama başları yoktu
                    ölümlerine ağlanmayan askerlerdendiler
                    yürüdük
                    korktukları hem de hayvanca korktukları belli
                    gözlerinden belli diyemem
                    başları yok ki gözleri olsun
                    korktukları hem de hayvanca korktukları belli
                    belli çizmelerinden
                    korku belli mi olur çizmelerden
                    oluyordu onlarınki
                    korkularından ateş etmeğe de başladılar artsız arasız
                    bütün yapılara bütün taşıt araçlarına bütün canlılara
                    her sese her kıvıltıya ateş ediyorlar
                    hattâ Şopen Sokağı'nda mavi balıklı bir afişe ateş ettiler
                    ama ne bir sıva parçası düşüyor ne bir cam kırılıyor
                    ve kurşun seslerini benden başka duyan yok
                    ölüler bir SS mangası da olsa ölüler öldüremez
                    ölüler dirilerek öldürür kurt olup elmanın içine girerek
                    ama korktukları hem de hayvanca korktukları belli
                    bu şehir öldürülmemiş miydi kendileri öldürülmeden önce
                    bu şehrin kemikleri birer birer kırılıp derisi yüzülmemiş miydi
                    derisinden kitap kabı yapılmamış mıydı yağından sabun saçlarından sicim
                    ama işte duruyordu karşılarında gecenin ve buz gibi esen yelin içinde sıcak
                    bir fırancala gibi
                    vakıt hızla ilerliyordu yaklaşıyordum gece yarılarına
                    Belveder yolunda düşündüm Lehlileri
                    kahraman bir mazurka oynuyorlar tarihleri boyunca
                    Belveder yolunda düşündüm Lehlileri
                    bana ilk ve belki de son nişanımı bu sarayda verdiler
                    tören memuru açtı yaldızlı ak kapıyı
                    girdim büyük salona genç bir kadınla
                    saçları saman sarısı kirpikleri mavi
                    ortalıkta da ikimizden başka kimseler yoktu
                    bir de akvareller bir de incecik koltuklar kanapeler bebekevlerindeki gibi
                    ve sen bundan dolayı
                    bir resimdin açık maviyle çizilmiş belki de bir taş bebektin
                    belki bir pırıltıydın düşümden damlamış sol mememin üstüne
                    uyuyordun alacakaranlıkta alt ranzada
                    ak boynun uzundu yuvarlaktı
                    yıllardır böyle derin uykulara dalmışlığın yoktu
                    ve işte Kırakof şehrinde Kapris Barı
                    vakıt hızla ilerliyor gece yarılarına yaklaşıyoruz
                    ayrılık masanın üstündeydi kahve bardağınla limonatamın arasında
                    onu oraya sen koydun
                    bir taş kuyunun dibindeki suydu
                    bakıyorum eğilip
                    bir koca kişi gülümsüyor bir buluta belli belirsiz
                    sesleniyorum
                    seni yitirmiş geri dönüyor sesimin yankıları
                    ayrılık masanın üstündeydi cıgara paketinde
                    gözlüklü garson getirdi onu ama sen ısmarladın
                    kıvrılan bir dumandı gözlerinin içinde senin
                    cigaranın ucunda senin
                    ve hoşça kal demeğe hazır olan avucunda
                    ayrılık masanın üstünde dirseğini dayadığın yerdeydi
                    aklından geçenlerdeydi ayrılık
                    benden gizlediklerinde gizlemediklerinde
                    ayrılık rahatlığındaydı senin
                    senin güvenindeydi bana
                    büyük korkundaydı ayrılık
                    birdenbire kapın açılır gibi sevdalanmak birilerine ansızın
                    oysa beni seviyorsun ama bunun farkında değilsin
                    ayrılık bunu farketmeyişindeydi senin
                    ayrılık kurtulmuştu yerçekiminden ağırlığı yoktu tüy gibiydi diyemem
                    tüyün de ağırlığı var ayrılığın ağırlığı yoktu ama kendisi vardı
                    vakıt hızla ilerliyor gece yarıları yaklaşıyor bize
                    yürüdük yıldızlara değen Ortaçağ duvarlarının karanlığında
                    vakıt hızla akıyordu geriye doğru
                    ayak seslerimizin yankıları sarı sıska köpekler gibi geliyordu
                    ardımızdan koşuyordu önümüze

                    ...........
                    YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR... yalnızca, not etmek amaçlı denemeleri içerir...

                    Yorum

                    Working...
                    X

                    Debug Information