Sezai Karakoç

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • simurg
    Administrator
    • 10 Mart 2007
    • 9248

    #1

    Sezai Karakoç

    Sezai Karakoç'un Hayatı (1933 - )
    Sezai Karakoç, 1933 yılında Diyarbakır’ın Ergani ilçesinde dünyaya gelir. Babası Yasin Efendi’nin koyduğu isim Muhammed Sezai’dir. Nüfus kayıtlarında Ahmet Sezai olarak geçer. Dedeleri, Ergani ve yöresinde oldukça etkin kişilerdendir. Babasının babası Hüseyin efendi, Plevne savaşına katılmış; Gazi Osman Paşa’nın takdirini kazanmıştır. Aile Leventoğulları olarak anılır.

    Şairin çocukluğu Ergani, Maden ve Dicle ilçelerinde geçer. Altı yaşında ilkokula başlar ve 1944’te Ergani’de ilkokulu tamamlar. Maraş ortaokuluna parasız yatılı öğrenci olarak kayıt yaptırır.1947 de burayı bitirerek Gaziantep’te yine parasız yatılı lise öğrenimine başlar. Gaziantep lisesinden 1950’de mezun olur. Felsefe okumak istediği için İstanbul’a gider. Fakat babasının arzusu ilahiyat fakültesidir. Kendi parasıyla okuyamayacağını anlayınca, o zaman parasız yatılı kısmı bulunan Siyasal Bilgiler Fakültesi sınavına girer. Sınav sonuçlarını beklerken de Felsefe bölümüne kayıt yaptırır. Eğer sınavı kazanmazsa felsefe eğitimi yapacaktır.

    Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesini kazanarak başladığı yüksek öğrenimini, 1955’te fakültenin mali şubesinden mezuniyetle tamamlar. Pek çok resmi görevde bulunur. Görevi icabı Anadolu’yu çok gezer ve birçok il, ilçeyi inceleme, tanıma fırsatı bulur. 1960-1961 yıllarında yedek subay olarak askerlik görevini yerine getirdikten sonra görevine kaldığı yerden devam eder. 1965’ten 1973’e kadar birçok kez istifa eder. 1973’ten bu yana da hiçbir resmi görev almaz.

    Kurucusu bulunduğu ‘Diriliş Yayınları’ ve ‘Diriliş Dergisi’ ile İstanbul’da hizmete devam eder. 1990 yılında ‘Güller Açan Gül Ağacı’ Amblemiyle Diriliş Partisini (DİRİ-P) kurar. Yedi yıl Partinin Genel Başkanlığını yürütür. Ancak 1997’de iki genel seçime girmedi gerekçesiyle parti kapatılır.

    Devlet, millet ve medeniyet kavramlarına farklı boyutlarda anlam yükleyen Sezai Karakoç’un kırk-bir yıllık ‘Diriliş’ doktrini etrafında düşünsel alanda bir Diriliş Nesli oluşur.

    Şiir, sanat ve düşünce ile yüklü hayatına, çilesine, duygu ve duyarlıklarına değinmek çok da kolay değil. Bunun için büyük bir çalışma gerekir. Kısaca, ‘şiir üslubu bakımından, az çok İkinci Yeni’ye yakın sayılsa da, şiirinde işlediği temalar, inandığı değerler bakımından şiirimizde yeni ve değişik bir sestir’ demek mümkün.

    Şiir Kitapları:

    Körfez (1959), Şahdamar (1962), Hızır'la Kırk Saat (1967), Sesler (1968), Taha'nın Kitabı (1968), Kıyamet Asisi (1968), Mağara ve Işık (düzyazı şiirler, 1969), Gül Muştusu (1969), Zamana Adanmış Sözler (1970), Ayinler (1977), Leyla ile Mecnun (1981), Ateş Dansı (1987)...
    https://twitter.com/keyborsa_simurg
  • simurg
    Administrator
    • 10 Mart 2007
    • 9248

    #2
    Mona Roza

    MONA ROZA

    Mona Roza, siyah güller, ak güller
    Geyvenin gülleri ve beyaz yatak
    Kanadı kırık kuş merhamet ister
    Ah, senin yüzünden kana batacak
    Mona Roza siyah güller, ak güller

    Ulur aya karşı kirli çakallar
    Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa
    Mona Roza, bugün bende bir hal var
    Yağmur iğri iğri düşer toprağa
    Ulur aya karşı kirli çakallar

    Açma pencereni perdeleri çek
    Mona Roza seni görmemeliyim
    Bir bakışın ölmem için yetecek
    Anla Mona Roza, ben bir deliyim
    Açma pencereni perdeleri çek...

    Zeytin ağaçları söğüt gölgesi
    Bende çıkar güneş aydınlığa
    Bir nişan yüzüğü, bir kapı sesi
    Seni hatırlatıyor her zaman bana
    Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi

    Zambaklar en ıssız yerlerde açar
    Ve vardır her vahşi çiçekte gurur
    Bir mumun ardında bekleyen rüzgar
    Işıksız ruhumu sallar da durur
    Zambaklar en ıssız yerlerde açar

    Ellerin ellerin ve parmakların
    Bir nar çiçeğini eziyor gibi
    Ellerinden belli oluyor bir kadın
    Denizin dibinde geziyor gibi
    Ellerin ellerin ve parmakların

    Zaman ne de çabuk geçiyor Mona
    Saat onikidir söndü lambalar
    Uyu da turnalar girsin rüyana
    Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar
    Zaman ne de çabuk geçiyor Mona

    Akşamları gelir incir kuşları
    Konar bahçenin incirlerine
    Kiminin rengi ak, kimisi sarı
    Ahhh! beni vursalar bir kuş yerine
    Akşamları gelir incir kuşları

    Ki ben Mona Roza bulurum seni
    İncir kuşlarının bakışlarında
    Hayatla doldurur bu boş yelkeni
    O masum bakışlar su kenarında
    Ki ben Mona Roza bulurum seni

    Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza
    Henüz dinlemedin benden türküler
    Benim aşkım sığmaz öyle her saza
    En güzel şarkıyı bir kurşun söyler
    Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza

    Artık inan bana muhacir kızı
    Dinle ve kabul et itirafımı
    Bir soğuk, bir garip, bir mavi sızı
    Alev alev sardı her tarafımı
    Artık inan bana muhacir kızı

    Yağmurlardan sonra büyürmüş başak
    Meyvalar sabırla olgunlaşırmış
    Bir gün gözlerimin ta içine bak
    Anlarsın ölüler niçin yaşarmış
    Yağmurlardan sonra büyürmüş başak

    Altın bilezikler o kokulu ten
    Cevap versin bu kanlı kuş tüyüne
    Bir tüy ki can verir bir gülümsesen
    Bir tüy ki kapalı gece ve güne
    Altın bilezikler o kokulu ten

    Mona Roza siyah güller, ak güller
    Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak
    Kanadı kırık kuş merhamet ister
    Aaahhh! senin yüzünden kana batacak!
    Mona Roza siyah güller, ak güller
    https://twitter.com/keyborsa_simurg

    Yorum

    • simurg
      Administrator
      • 10 Mart 2007
      • 9248

      #3
      Mona Rosa Ii-ölüm Ve çerçeveler

      MONA ROSA II-ÖLÜM VE ÇERÇEVELER

      Bir lâmba yanıyor, hafif ve sarı;
      Garip bir yolculuk, tren ve Gülce.
      Bir hançer bölüyor, ah, rüyaları:
      Bir rüya, bir hançer, bir el; ve, ve, ve...

      Lâmbalar yanıyor, hafif ve sarı;
      Gece kar yağacak sabaha kadar.
      Toprakta et, kemik çıtırtıları...
      Yarı ölüleri bir korku tutar
      Değince bir taşa kafatasları.
      -Ölüler ki yalnız tırnakları var,
      Ve yalnız burkulmuş diz kapakları...-

      Bir lâmba yanıyor, hafif ve sarı;
      Açıyor elini göğe bir kadın.
      Uzuyor, uzuyor altın saçları
      Uğrunda ölünen güzel kızların...

      Bir lâmba yanıyor, hafif ve sarı;
      Esmer delikanlı, hatıra ve kan.
      Yeşil gözlü kızın hıçkırıkları
      Sızıyor bir kapı aralığından;
      Lâmbalar yanıyor, hafif ve sarı.

      Lâmbalar yanıyor, hafif ve sarı;
      Çocuklara açar mağaraları
      Gün görmemiş kuşlar ve örümcekler.
      İlân-ı aşk eden dil balıkları
      Aşina suları çabuk terkeder..

      Lâmbalar yanıyor, hafif ve sarı;
      Bakıyor ateşe, küle böcekler.
      Köpekler parçalar kanaryaları,
      Mektupları bir boz ağaç kurdu yer.
      Baykuşlar ötüyor harabelerde;
      Yanıyor lâmbalar, hafif ve sarı.
      Bir kaza kurşunu bulur her yerde
      Süvarisiz şaha kalkan atları...
      Bir ruhun ışığı vardır göklerde,
      Lâmbalar yanıyor, hafif ve sarı;
      Ötüyor baykuşlar harabelerde.

      Bir lâmba yanıyor, hafif ve sarı;
      Titriyor yıldırım düşmüş gibi yer.
      Bekledi arzuyla karanlıkları
      Anneler, babalar, erkek kardeşler.
      Ta içinde duyar ani bir ağrı,
      Bir hüzün şarkısı tutturur gider
      Anneler, babalar, erkek kardeşler.

      Lâmbalar yanıyor, hafif ve sarı;
      Her yatak dopdolu, bir yatak bomboş.
      Bir neşe şarkısı tutturur gider

      Birinci, ikinci, üçüncü sarhoş;
      Kurşunlar sıkılır göklere doğru,
      Serçe yavruları yuvada titrer.
      Lâmbalar yanıyor, hafif ve sarı...

      Bir lâmba yanıyor, hafif ve sarı;
      İnce yelkenleri alıyor yeller.
      Titretir kalpleri ve bayrakları
      Gemiden toprağa uzanan eller.
      Lâmbalar yanıyor, hafif ve sarı,
      Bir yosun köküne hasret kalacak
      Gizli hazineler, su yılanları...

      İnce yelkenleri alıyor yeller;
      Bir lâmba yanıyor, hafif ve sarı.
      Beyaz pelerinli hür tayfaları
      Kendine bağlıyor siyah kediler;
      Titriyor gönüller ve kara bayrak,
      Bir yosun köküne hasret kalacak
      Gemiden toprağa uzanan eller
      Bir lâmba yanıyor, hafif ve sarı.

      Bir lâmba yanıyor, hafif ve sarı,
      Garip bir yolculuk, tren ve Gülce.
      Bölüyor bir hançer, ah, rüyaları:
      Bir rüya, bir hançer, bir el; ve, ve, ve...
      https://twitter.com/keyborsa_simurg

      Yorum

      • simurg
        Administrator
        • 10 Mart 2007
        • 9248

        #4
        şehrazat

        ŞEHRAZAT

        Sen gecenin gündüzün dışında
        Sen kalbin atışında kanın akışında
        Sen Şehrazat bir lamba bir hükümdar bakışında
        Bir ölüm kuşunun feryadını duyarsın

        Sen bir rüya geceleyin gündüzün
        Sen bir yağmur ince hazin
        Sen şarkılarca büyük hüzün
        Sen yolunu kaybeden yolcuların üstüne
        Bir ömür boyu yağan bir ömür boyu karşın

        Sen merhamet sen rüzgar sen tiril tiril kadın
        Sen bir mahşer içinde en aziz yalnızlığı yaşadın
        Sen başını çeviren cellatbaşının güne
        Sen öyle ki sen diye diye seni anlıyamayız
        Şehrazat ah Şehrazat Şehrazat
        Sen sevgili sen can sen yarsın
        https://twitter.com/keyborsa_simurg

        Yorum

        • simurg
          Administrator
          • 10 Mart 2007
          • 9248

          #5
          Denizin Kentini Yaktim

          DENİZİN KENTİNİ YAKTIM

          Denizin kentini yaktım
          Vızıldayıp duran kafamın ortasında
          Denizin kentini yaktım
          Hurma şırıltılarıyla

          Denizin kentini yaktım
          Beni çocukluğumdan koparan
          Denizin kentini yaktım
          Bir kent kadın kabuklarından

          Denizin kentini yaktım
          Miras kalmış bir alevle
          Denizin kentini yaktım
          Veli ağaçlarla kalbi atan mermerle

          Tanrıyı anarak kalbi atan
          Cami sütunları boğdu
          Sararmış gözyaşlarıyla
          Kararmış denizin kentini

          İstanbul ey sevgili şehir
          Dön dön karadan gelen sesime
          Son veren zaman yatırında
          Denizden getirilen biçimine
          https://twitter.com/keyborsa_simurg

          Yorum

          • simurg
            Administrator
            • 10 Mart 2007
            • 9248

            #6
            Ey Sevgili

            EY SEVGİLİ

            Senin kalbinden sürgün oldum ilkin
            Bütün sürgünlüklerim bir bak1ma bu sürgünün bir süregi
            Bütün törenlerin sölenlerin ayinlerin yortularin disinda
            Sana geldim ayaklarina kapanmaya geldim
            Af dilemeye geldim affa layikolmasam da
            Uzatma dünya sürgünümü benim

            Aşkın bu en onulmazından koparıp
            Bir tuz bulutu gibi
            Savuran yüregime
            Ah uzatma dünya sürgünümü benim
            Nice yoruldugum ayakabilarimdan degil
            Ayaklarimdan belli

            Lambalar egri
            Aynalar akrep melegi
            Zaman çarpilmis atin son hayali
            Ev miras degil mirasin hayaleti
            Ey gönlümün dogurdugu
            Büyüttügü emzirdigi
            Kus tüyünden
            Ve kus südünden
            Geceler ve gündüzlerde
            Insanliga anit gibi yükselttigi
            Sevgili
            En sevgili
            Ey sevgili
            Uzatma dünya sürgünüm benim

            Bütün siirlerde söyledigim sensin
            Suna dedimse sen Leyla dedimse sensin
            Seni saklamak için görüntülerinden faydalandim Salome'nin Belkis'in
            Bosunaydi saklamaya çalismam öylesine asikarsin bellisin
            Kuslar uçar senin gönlünü taklit için
            Ellerinden devsirir bahar çiçeklerini
            Deniz gözlerinden alir sonsuzlugun haberini
            Ey gönüllerin en yumusagi en derini
            Sevgili
            En sevgili
            Ey sevgili
            Uzatma dünya sürgünümü benim

            Yillar geçti sapan ölümsüz iz birakti toprakta
            Yildizlara uzaniphep seni sordum gece yarilarinda
            Çati katlarinda bodrum katlarinda
            Gölgendi gecemi aydinlatan essiz lamba
            Hep Kanlica'da Emirgan'da
            Kandilli'nin kursuni safaklarinda
            Seninle söylesip durdum bir ömrün baharinda yazinda
            simdi onun birdenbire gelen sonbaharinda
            Sana geldim ayaklarina kapanmaya geldim
            Af dilemeye geldim affa layik olmasam da
            Ey çagdas Kudüs (Meryem)
            Ey sirrini gönlünde tasiyan Misir (Züleyha)
            Ey ipeklere yumusaklik bagislayan merhametin kalbi
            Sevgili
            En sevgili
            Ey sevgili
            Uzatma dünya sürgünümü benim

            Daglarin yikilisini gördüm bir Venüs bardaginda
            Köle gibi satildim pazarlar pazarinda
            Günesin sarardigini gördüm Konstantin duvarinda
            Senin hayallerinle yandim düslerin civarinda
            Gölgendi yansiyip duran bengisu pinarinda
            Ölüm düsüncesinin beni sardigi su anda
            Verilmemis hesaplarin korkusuyla
            Sana geldim ayaklarina kapanmaya geldim
            Af dilemeye geldim affa layik olmasam da
            Sevgili
            En sevgili
            Ey sevgili
            Uzatma dünya sürgünüm benim

            Ülkendeki kuslardan ne haber vardir
            Mezarlardan bile yükselen bir bahar vardir
            Ask celladindan ne çikar madem ki yar vardir
            Yoktanda vardan da ötede bir Var vardir
            Hep suç bende degil beni yakip yikan bir nazar vardir
            O sarkiya özenip söylenecek misralar vardir
            Sakin kader deme kaderin üstünde bir kader vardir
            Ne yapsalar bos göklerden gelen bir karar vardir
            Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardir
            Yanmissam külümden yapilan bir hisar vardir
            Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardir
            Sirlarin sirrina ermek için sende anahtar vardir
            Gögsünde sürgününü geri çagiran bir damar vardir
            Senden umut kesmem kalbinde merhamet adli bir çinar vardir
            Sevgili
            En sevgili
            Ey sevgili
            https://twitter.com/keyborsa_simurg

            Yorum

            • zerisz
              Aktif
              • 11 Mart 2007
              • 197

              #7
              sezai karakoç karşılıksız sevdiği içinmidir nedir... Sevgi konusunu çok güzel işlemiş... şiirleri çok güzel..
              Yapabildiklerim Yapabiliceklerimin Yarısı Bile Değil

              Yorum

              Working...
              X

              Debug Information