Ataol Behramoğlu

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • yagmur
    Kıdemli
    • 29 Nisan 2008
    • 4717

    #1

    Ataol Behramoğlu

    YASADIKLARIMDAN ÖGRENDIGIM BIRSEY VAR

    Yasadiklarimdan ögrendigim bir sey var:
    Yasadin mi, yogunluguna yasayacaksin bir seyi
    Sevgilin bitkin kalmali öpülmekten
    Sen bitkin düsmelisin koklamaktan bir çiçegi

    Insan saatlerce bakabilir gökyüzüne
    Denize saatlerce bakabilir, bir kusa, bir çocuga
    Yasamak yeryüzünde, onunla karismaktir
    Kopmaz kökler salmaktir oraya

    Kucakladin mi simsiki kucaklayacaksin arkadasini
    Kavgaya tüm kaslarinla, gövdenle, tutkunla gireceksin
    Ve uzandin mi bir kez simsicak kumlara
    Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir tas gibi dinleneceksin

    Insan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildigine
    Hem de tüm benligi seslerle, ezgilerle dolarcasina

    Insan baliklama dalmali içine hayatin
    Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasina

    Uzak ülkeler çekmeli seni, tanimadigin insanlar
    Bütün kitaplari okumak, bütün hayatlari tanimak arzusuyla yanmalisin
    Degismemelisin hiç bir seyle bir bardak su içmenin mutlulugunu
    Fakat ne kadar sevinç varsa yasamak özlemiyle dolmalisin

    Ve kederi de yasamalisin, namusluca, bütün benliginle
    Çünkü acilar da, sevinçler gibi olgunlastirir insani
    Kanin karismali hayatin büyük dolasimina
    Dolasmali damarlarinda hayatin sonsuz taze kani

    Yasadiklarimdan ögrendigim bir sey var:
    Yasadin mi büyük yasayacaksin, irmaklara,göge,bütün evrene karisircasina
    Çünkü ömür dedigimiz sey, hayata sunulmus bir armagandir
    Ve hayat, sunulmus bir armagandir insana

    ATAOL BEHRAMOĞLU
    Birşeyi yapmak için, onu çok sevmelisiniz. Birşeyi sevmek için, ona delicesine inanmalısınız.
  • yagmur
    Kıdemli
    • 29 Nisan 2008
    • 4717

    #2
    bu aşk burada biter ve ben çekip giderim
    yüreğimde bir çocuk cebimde bir revolver
    bu aşk burada biter iyi günler sevgilim
    ve ben çekip giderim bir nehir akıp gider

    bir hatıradır şimdi dalgın uyuyan şehir
    solarken albümlerde çocuklar ve askerler
    yüzün bir kır çeçeği gibi usulca söner
    uyku ve unutkanlık gittikçe derinleşir

    yan yana uzanırdık ve ıslaktı çimenler
    ne kadar güzeldin sen! nasıl eşsiz bir yazdı!
    bunu anlattılar hep, yani yiten bir aşkı
    geçerek bu dünyadan bütün ölü şairler

    bu aşk burada biter ve ben çekip giderim
    yüreğimde bir çocuk cebimde bir revolver
    bu aşk burada biter iyi günler sevgilim
    ve ben çekip giderim bir nehir akıp gider

    1965
    (bir gün mutlaka)
    ataol behramoglu

    Birşeyi yapmak için, onu çok sevmelisiniz. Birşeyi sevmek için, ona delicesine inanmalısınız.

    Yorum

    • yagmur
      Kıdemli
      • 29 Nisan 2008
      • 4717

      #3
      BİR GÜN MUTLAKA

      Bu gün seviştim, yürüyüşe katıldım sonra
      Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu
      yaz
      Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür
      gümbür bir telaş
      Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne
      güzel, düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
      Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz
      kafalılar! Ey sadrazam!
      Sevgilim on sekizinde bir kız, yürüyoruz bulvarda, sandviç
      yiyoruz, dünyadan konuşuyoruz
      Çiçekler açıyor durmadan, savaşlar oluyor, her şey nasıl
      bitebilir bir bombayla, nasıl kazanabilir o kirli adamlar
      Uzun uzun düşünüyor, sularla yıkıyorum yüzümü, temiz
      bir gömlek giyiyorum
      Bitecek bir gün bu zulüm, bitecek bu han-i yağma
      Ama yorgunum şimdi, çok sigara içiyorum, sırtımda kirli
      bir pardesü
      Kalorifer dumanları çıkıyor göğe, cebimde Vietnamca şiir
      kitapları
      Dünyanın öbür ucundaki dostları düşünüyorum, öbür
      ucundaki ırmakları
      Bir kız sessizce ölüyor, sessizce ölüyor orda
      Köprülerden geçiyorum, karanlık yağmurlu bir gün, yürüyorum
      istasyona
      Bu evler hüzünlendiriyor beni, bu derme çatma dünya
      İnsanlar, motor sesleri, sis, akıp giden su
      Ne yapsam...ne yapsam her yerde bir hüzün tortusu
      Alnımı soğuk bir demire dayıyorum, o eski günler geliyor aklıma
      Ben de çocuktum, sevgililerim olacaktı elbette
      Sinema dönüşlerini düşünüyorum, annemi, her şey nasıl
      ölebilir, nasıl unutulur insan
      Ey gök! senin altında sessizce yatardım, ey pırıl pırıl
      tarlalar
      Ne yapsam...ne yapsam...Dekart okuyorum sonradan...
      Sakallarım uzuyor, ben bu kızı seviyorum, ufak bir yürüyüş
      Çankaya' ya
      Bir pazar, güneşli bir pazar, nasıl coşuyor yüreğim, nasıl karışıyorum insanlara
      Bir çocuk bakıyor pencereden hülyalı kocaman gözlü nefis
      bir çocuk
      Lermontov' un çocukluk fotoğraflarına benzeyen kardeşi
      bakıyor sonra
      Ben şiir yazıyorum daktiloda, gazeteleri merak ediyorum,
      kuş sesleri geliyor kulağıma
      Ben mütevazi bir şairim, sevgilim, her şey coşkulandırıyor
      beni
      Sanki ağlayacak ne var bakarken bir halk adamına
      Bakıyorum adamın kulaklarına, boynuna, gözlerine, kaşlarına
      yüzünün oynamasına
      Ey halk diyorum, ey çocuk, derken bende bir ağlama
      İlençliyorum bütün bireyci şairleri, hale gidiyorum portakal
      almaya
      İlençliyorum o laf kalabaklıklarını, kurumuş yürekleri,
      bireyin kurtuluşunu filan
      İlençliyorum o kitap kurtlarını, bağışlıyorum sonradan
      Uzun kış gecelerinden sonra kim bilir nasıl olur her şey
      Uzun kış gecelerinden sonra, masallarda anlatılan
      Durup durup bunları düşünüyorum, bir sevinci bir hüzün
      izliyor arkadan
      Yüreğim ipe sapa gelmez bir bahar göğü, Türkçe bir yürek
      kısaca
      Beklemek usandırıyor, telaşlı telaşlı bir şeyler anlatıyorum
      sağda solda
      Bir otobüse biniyorum, inceliyorum bir böceği tutarak
      kanatlarından merakla
      Yürürdüm eskiden baharda, o yıkıntıların ve çayırların
      olduğu alanlara
      Aklıma şiiri gelirdi o yaşlı Amerikalının, sonbaharı anlatan
      şiiri
      Çayırlar vardı o şiirde, baharı anımsatan ne de olsa
      Böylece yeniden hazırlanıyorum bir coşkuya, yeniden
      sokaklara fırlamaya
      Kendimi atmak için bir uçurumdan balıklama
      Büyük ve mavi bir şey izlenimi var bende, gördüğüm
      filmlerden mi ne
      Bir şapka, telaşlı bir gök, sıcak yapay bir dünya
      Anlat anlat bitmiyor, bitmiyor bendeki daüssıla
      Bütün sevgilerimi harcayabilirim bir çırpıda, yağmurlu o
      yollar geliyor aklıma
      Benzin kokuları, ıslak direkler, babamın esmer bir somun
      gibi tombul ve sıcak elleri
      Uyurdum. Bir de bakmışsın yeni bir film sinemada, şehirde
      yeni bir kız, kahvede yeni bir garson
      O üzgün ve sabahlıklı dururdu balkonda...
      Şimdi ne var hüzünlenecek burda, nedir bu çatlatan
      yüreğimi bu telaş
      Sanki ölecek gibiyim, sanki birazdan polisler gelecek ya da
      Gelip alacaklar kitaplarımı, bu şiiri, sevgilimin
      fotoğrafını duvarda
      Soracaklar babanın adı ne, nerde doğdun, teşrif eder
      misiniz karakola
      Dünyanın öbür ucundaki dostları düşünüyorum, öbür
      ucundaki ırmakları
      Bir kız sessizce ölüyor, sessizce Vietnam' da
      Ağlayarak bir yürek resmi çiziyorum havaya
      Uyanıyorum ağlayarak, bir gün mutlaka yeneceğiz!
      Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey ithalatçılar, ihracatçılar, ey
      şeyhülislam!
      Bir gün mutlaka yeneceğiz! Bir gün mutlaka yeneceğiz!
      Bunu söyleyeceğiz bin defa!
      Sonra bin defa daha, Sonra bin defa daha, çoğaltacağız
      marşlarla
      Ben ve sevgilim ve arkadaşlar yürüyeceğiz bulvarda
      Yürüyeceğiz yeniden yaratılmanın coşkusuyla
      Yürüyeceğiz çoğala çoğala...


      Ataol BEHRAMOĞLU
      Birşeyi yapmak için, onu çok sevmelisiniz. Birşeyi sevmek için, ona delicesine inanmalısınız.

      Yorum

      Working...
      X

      Debug Information