SEYYAH
Önce çatıdaki ebruli kanatlı kuşlar tutuşturur
Yol aşkını,
İçimizdeki ateşe istikamet gösterir mor gagalar.
Her şey bahane çağrıya…
Yolcuyuz biz de hep ya!
Memnun oluruz
Yollarda bir can yoldaşına.
Bir maceranın yorgunluğunu bırakmadan göbek taşına
Ve tozunu akıtmadan ayaklarımızdan
Çağrılırız bir diğerine.
Başlar böylece ucu vuslat gücü hasret yolculuklar.
Düsturumuz:
İnsan neden başka hikâyelere rağbet eder
Kendi hikâyesine özne olmak varken?
Her köprü geçilmeli, her yol gidilmeli.
Her iklim, kendi çiçeğini açarken;
Her kavim, kendi bayramında keşfedilmeli.
Korunaklı bölgeler haritalanır önce
Kaderi kararlayan çizgilerle.
Sonra böceklerin de seveceği şarkılar ezberlenir
Bizcileyin göçebe kuşlarla katışmak için.
Eksilen heveslere yeni arzular eklenir,
Sorular ve acılar yedeklenir,
Gereğinde tutuşmak için.
Yollar kumdan,tozdan yollar, yollar taştan
Yoruluruz da bazen, canımıza talip
Hem de yoldaş haşeratla savaştan.
Bazen de bilinmez
Ne yan çöl, orman nere, ne yan deniz?
Çarkıfelek bir yol ayrımında
Yolumuzla birlikte sürpriz kaderimizi de seçeriz.
Ama mesela kuyulardan korkmayız;
Çünkü her biri bir Yusuf’u telmihler.
Çadırlardan da ırak geçeriz;
Çünkü biliriz, kuşlar sebepsiz kederlenmez;
Çünkü her biri Yakubi bir ağıt saklar.
Duaya cevaptır bazen,
Cehennem örneği gündüzlerde
Güneşin mahrem hallerini perdeleyen bulutlar
O bulutları bekler, ekilen umutlar.
Zaman cetvelini şaşınca akıl
Düşünürüz “Bugün, zamanı neyle ölçmeli?”
Ay yok, güneş saklı, biz aceleci.
Gözler uyuşup, körelince de parmaklar,
Herkes düşlerini torbasına saklar,
Koyuverir kendini yıldız damlı bir sevgilinin kollarına.
Can ve uyanma kabiliyeti Allah’a emanet,
Geceyi sevene kalır en zifiri nöbet.
.....
Önce çatıdaki ebruli kanatlı kuşlar tutuşturur
Yol aşkını,
İçimizdeki ateşe istikamet gösterir mor gagalar.
Her şey bahane çağrıya…
Yolcuyuz biz de hep ya!
Memnun oluruz
Yollarda bir can yoldaşına.
Bir maceranın yorgunluğunu bırakmadan göbek taşına
Ve tozunu akıtmadan ayaklarımızdan
Çağrılırız bir diğerine.
Başlar böylece ucu vuslat gücü hasret yolculuklar.
Düsturumuz:
İnsan neden başka hikâyelere rağbet eder
Kendi hikâyesine özne olmak varken?
Her köprü geçilmeli, her yol gidilmeli.
Her iklim, kendi çiçeğini açarken;
Her kavim, kendi bayramında keşfedilmeli.
Korunaklı bölgeler haritalanır önce
Kaderi kararlayan çizgilerle.
Sonra böceklerin de seveceği şarkılar ezberlenir
Bizcileyin göçebe kuşlarla katışmak için.
Eksilen heveslere yeni arzular eklenir,
Sorular ve acılar yedeklenir,
Gereğinde tutuşmak için.
Yollar kumdan,tozdan yollar, yollar taştan
Yoruluruz da bazen, canımıza talip
Hem de yoldaş haşeratla savaştan.
Bazen de bilinmez
Ne yan çöl, orman nere, ne yan deniz?
Çarkıfelek bir yol ayrımında
Yolumuzla birlikte sürpriz kaderimizi de seçeriz.
Ama mesela kuyulardan korkmayız;
Çünkü her biri bir Yusuf’u telmihler.
Çadırlardan da ırak geçeriz;
Çünkü biliriz, kuşlar sebepsiz kederlenmez;
Çünkü her biri Yakubi bir ağıt saklar.
Duaya cevaptır bazen,
Cehennem örneği gündüzlerde
Güneşin mahrem hallerini perdeleyen bulutlar
O bulutları bekler, ekilen umutlar.
Zaman cetvelini şaşınca akıl
Düşünürüz “Bugün, zamanı neyle ölçmeli?”
Ay yok, güneş saklı, biz aceleci.
Gözler uyuşup, körelince de parmaklar,
Herkes düşlerini torbasına saklar,
Koyuverir kendini yıldız damlı bir sevgilinin kollarına.
Can ve uyanma kabiliyeti Allah’a emanet,
Geceyi sevene kalır en zifiri nöbet.
.....
Yorum