Gelişmeler - Akıl Oyunları - Strateji - Komplo Teorileri

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • KUTERO
    Beybaba
    • 19 Temmuz 2007
    • 437

    #16
    Öcalan’ın gizli ortakları

    .....
    Sözü dolaştırıyor muyum? Bir anlamda evet. Çünkü bu ülkede bazı konuları doğrudan ifade etmek gerçekten cesaret istiyor. Peki PKK’nın ve Öcalan’ın gizli ittifaklarından söz etmek niçin bugün aklıma geldi. İşte o nokta önemli. Önce kısa bir alıntı.
    İhtimal dahilinde olan hiçbir şey gözardı edilemez..
    İhtimal dahilinde olan her şey için tedbirli olmak gerekir..

    [SIZE=3][I][FONT=Comic Sans MS]Grafiklerimi toplu halde görmek için[/FONT][/I] [/SIZE]:

    [url]http://kutero.blogspot.com/[/url][COLOR="#000000"][/COLOR]

    Yorum

    • KUTERO
      Beybaba
      • 19 Temmuz 2007
      • 437

      #17
      Çok yakın tarih

      Size "hiç olmayacak" epey "hayali" bir film senaryosu anlatayım.
      Sonra gideyim.
      .....
      7. Buna rağmen, sahnenin önündeki ABD yönetimi daha "uygun" yöntemi tercih etmektedir:
      "Ülkenin içine içine sapladığın saldırılar sonucu terörle tehdit et, kışkırt, öfkelendir; ayağına getir. Alacağın vaatleri al, terörü bitirmede yardım sözü ver. Zaten kontrolün altına girmiş örgütü iyice gemle. Tasfiye etmesen dahi Türkiye'ye karşı pasifize edip İran'a sakla."
      8. Böylece, siyasi iktidarı bu kez ordu ve öfkeli ahali karşısında rahatlat. Elini hiç olmazsa görünürde güçlendir. Sana biat katsayısını ise artır.
      Özetlersem:
      ABD, PKK' yı istediği gibi kullandı; Türkiye'ye saplayıp AKP iktidarını zorladı. Medya azdı, militerleşti. AKP de askerileşerek araziye uymakta büyük beceri gösterdi önce. Sonra, ABD' ye koşturuldu. Sanki sadece Biz Onlardan bir şeyler istemişiz gibi yapıldı. ABD Bizden ne istedi, ne kabul ettirdi, asla belli olmadı. ABD artık iyice kuklalaşmış, tetikçileşmiş silahlı örgütü kenara, daha ziyade İran'a karşı kullanmak üzere çekmeye başladı. Türkiye'de ise iktidar ile orduyu birbirini törpületerek birbirine yaklaştırdı.
      Özetin özeti: "Terörist saldırılar" ile köpürtüp Beyaz Saray'da duruladı, kuruladı!
      http://www.sabah.com.tr/haber,79C1C3...2A9339B7F.html
      İhtimal dahilinde olan hiçbir şey gözardı edilemez..
      İhtimal dahilinde olan her şey için tedbirli olmak gerekir..

      [SIZE=3][I][FONT=Comic Sans MS]Grafiklerimi toplu halde görmek için[/FONT][/I] [/SIZE]:

      [url]http://kutero.blogspot.com/[/url][COLOR="#000000"][/COLOR]

      Yorum

      • ÇAKAL
        Ağa'nın Adamı
        • 27 Haziran 2007
        • 2545

        #18
        Yorumlar

        [Yorum - Mustafa Armağan]

        Resmî tarihin Sultan Vahdettin saplantısı



        1918 şartlarında İngilizleri tutmayan var mıydı ki, Hürriyet gazetesinde yer alan bir köşe yazısında(1), Mondros Mütarekesi'ni ve İngiliz himayesini kabullendiği için Sultan Vahdettin'e hain yaftası yapıştırılabiliyor?



        Açın bakın, Mondros'ta İngiltere ile aramızda rica minnet çöpçatanlık yapan General Townshend'in hatıralarını, İngiliz gemileri kasım ayında Çanakkale'den nasıl birer 'kurtarıcı prens' olarak girmişlerdir, hayretle görürsünüz. Hadi onu bulamadınız diyelim, bari tarihçi Orhan Koloğlu'nun 1918 yılı üzerine yazdığı kitabındaki(2) basın taramasını okuyun ve zamanın PTT'sinin Mondros Mütarekesi'ni kutlamak için tam 22 bin serilik bir posta pulu çıkardığını hayret ve ibretle görün.

        O zaman Mustafa Kemal Paşa'nın İstanbul'da kendi parasıyla çıkardığı Minber gazetesinde işgalci İngilizlerin tebrik edilip alkışlandığını da, 17 Kasım 1918'de aynı gazetede çıkan söyleşisinde "İngilizlerden daha hayırhah (iyiliksever) bir dost olmayacağı" mesajını verdiğini de, ertesi gün çıkan Vakit gazetesinde ise "Britanya hükümetinin Osmanlılara karşı olan iyi niyetlerinden şüphe etmediğini" söylediğini ve dahi "muhataplarımızla [yani İngilizler, Fransızlar vd.] anlaşmak lazımdır" dediğini de hatırlamamız gerekmez mi?

        Ya Mustafa Kemal Paşa'nın 11-13 Ekim 1918'de Halep'ten Vahdettin'e çektiği telgraftaki ilginç teklifleri... Şöyle diyordu padişahın yaveri Naci (Eldeniz) Bey adına gönderdiği telgrafta: Müttefiklerle olmadığı takdirde ayrı olarak ve mutlaka barışı sağlamak lazımdır ve bunun için kaybedilecek bir an bile kalmamıştır. (Orijinali: "Müttefiken olmadığı takdirde münferiden behemahal sulhü takarrur ettirmek lazımdır ve bunun için fevt olunacak bir an dahi kalmamıştır.")(3)

        Peki, bütün bu belgeler bilinip dururken birilerinin kalkıp da "Mütareke hükümlerine sonuna kadar riayetkâr davranmalıyız" şeklindeki tavrı nedeniyle Vahdettin'in hain ilan edilmesini anlamak gerçekten de mümkün değil.

        Karabekir'in hatıratında Vahdettin

        Fazla uzağa gitmeye gerek yok. Kâzım Karabekir'in bile yakılan kitabı İstiklal Harbimizin Esasları'nın ilk baskısında (1933) Sultan Vahdettin'le son görüşmesine dair hatıraları, kitabın sonraki baskılarında açıkça sansüre tabi tutulmuş değil midir? Halbuki Vahdettin, 11 Nisan 1919 günkü görüşmesinde, birkaç gün sonra Trabzon'a giderek yeni görevine başlayacak olan General Kâzım Karabekir'e dönüp, "Paşa, ben ve millet sizlerden ümitliyiz... Hayır dualarım ve niyâzlarım sizinle beraberdir" demiş, Karabekir Paşa da kendisine şöyle cevap vermişti: "Kumandan ve asker evlatlarınızla bütün millet zât-ı şahaneleri etrafında bir kalp ve bir kafa gibi toplanabilir şevket-meâb."
        Üstelik Karabekir Paşa dışarı çıkınca onu heyecanla bekleyenler arasında bir tanıdık da vardır kapının önünde: Fahri Yaver-i Hazret-i Şehriyari Mustafa Kemal Paşa.
        Hemen Karabekir'e sorar: Neler konuştunuz? Karabekir, Padişah'ın kendisini hayır dualarla yolculadığını anlatınca Mustafa Kemal Paşa şu anlamlı tespiti yapar oracıkta:
        Sen Erzurum'a yerleşince vatanın üç uç noktasında üç temel dayanak noktası teşekkül ediyor. Ne yazık ki, İstiklal Harbimizin Esasları'nın 1951 ve sonraki yıllarda yapılan baskılarında bu ve benzeri türden Vahdettin'i 'beraat ettirici' nitelikteki ibarelerin itinayla temizlendiğini hayretle görürüz. Eh, Karabekir'in kitaplarında durum buysa gerisini varın, siz düşünün.

        Mustafa Kemal'in yukarıdaki sözüne dönelim tekrar. Ne demek istiyor?

        Gayet açık bence: Vahdettin ve İstanbul hükümeti daha önce Cafer Tayyar Paşa'yı Edirne'ye, Ali Fuat Paşa'yı Ankara'ya gönderdikten sonra üçüncü büyük kozunu oynamış ve Karabekir Paşa'yı Erzurum'a tayin ettirmeyi başarmıştır.

        Böylece direnişin Edirne, Ankara ve Erzurum ayakları tamamlanmış, sıra bunları toparlayacak ve organize edecek bir genel müfettişliğe gelmiştir ki, bir ay sonra bu göreve olağanüstü yetkilerle padişahın yaveri olan Mustafa Kemal Paşa atanacak ve 15 Mayıs 1919 günü yine Vahdettin'le görüştükten sonra dördüncü ve merkezÎ ayağı oluşturmak üzere Samsun'a doğru yola çıkacaktır. Nitekim bu görüşmeyi sonraları Falih Rıfkı Atay'a anlatan Atatürk, Vahdettin'in kendisine, "Şimdiye kadarki başarılarınızı unutun, asıl şimdi yapacağınız hizmet hepsinden mühim olabilir. Paşa, Paşa, devleti kurtarabilirsin" dediğini nakletmemiş miydi? Öyleyse soralım: Bizzat Karabekir ve Atatürk'ün ağzından yaptıkları anlatılan Vahdettin nasıl hain olabiliyor?


        İngiliz gizli belgeleri ne diyor?

        Son olarak İngiliz gizli belgelerine bir göz atalım. Aslı Britanya arşivlerindeki gizli yazışmalara göre, işgalci İngilizler, şimdi de 'esir padişah'ı Samsun'a çıkmış bulunan Mustafa Kemal Paşa aleyhine konuşmaya zorlamaktadırlar.

        Ne var ki, Vahdettin kendilerine, Mustafa Kemal Paşa'nın ancak İtalya'nın birliğini sağlayan millî kahramanları Garibaldi kadar "haydut" kabul edilebileceğini, onun yurtseverliğinden kuşku duymadığını, dahası ona saygı ve hayranlık hissetmemenin güç olduğunu söylemiştir.(4) İngilizler de bu sözleri resmen kayıtlara geçirmişler. Vahdettin'in ifadelerinin İngilizce çevirisi şöyle: "It is absurd to label the Nationalist Movement as the tyranny of a set of non-Turkish brigand and patriot in much the same sense that Garibaldi was, and is difficult not to respect and admire him."


        Bir başka belge ise gerçekten şaşırtıcı. 14 Kasım 1918 günü, bir gün önce İstanbul'a gelip Pera Palas'ta ikamete başlamış olan Mustafa Kemal Paşa, İngilizlerin Daily Mail Gazetesi'nin muhabiri G. Ward Price'ı aracı yaparak General Harrington'la görüşmek ister. Price, Pera Palas'ta yaptığı görüşmeyi hatıralarında şöyle aktarıyor:

        "Mustafa Kemal, yapmak istediği bir teklif için Britanya resmi makamlarıyla nasıl temas edeceğini" bildirmemi rica etti. "Bu harpte yanlış cephede savaştık, dedi, eski dostumuz Britanyalılarla asla kavga etmek istemezdik... Biliyoruz, partiyi kaybettik... Anadolu'nun Müttefik Devletler tarafından işgal edileceğini tamamen biliyordum... Bu topraklar üzerindeki bir Britanya idaresinden o kadar hoşnutsuzluk gösterilmemesi gerektir."


        Kim kahraman, kim hain?

        Anadolu'da İngiliz idaresinden o kadar da rahatsızlık duyulmaması gerektiğini söyledikten sonra Mustafa Kemal, bu topraklar üzerindeki İngiliz idaresinde bir vali olarak çalışmaya hazır olduğunu gazeteci aracılığıyla işgalci yetkililere şöyle iletecektir:
        "Eğer İngilizler Anadolu için sorumluluk kabul edecek olurlarsa Britanya idaresinde bulunan tecrübeli Türk valileri ile işbirliği halinde çalışmak ihtiyacını duyacaklardır. Böyle bir selahiyet dâhilinde hizmetlerimi arzedebileceğim münasip bir yerin mevcut olup olmayacağını bilmek isterim..."(5)


        Türk Tarih Kurumu'nun çevirtip bastığı bir kitaptan alındı bu çarpıcı sözler. Şimdi söyleyin bakalım, İngilizlerle ilişki kurmak vatan hainliği sayılabilir miymiş?


        Kaldı ki, kimin hain, kimin kahraman olacağına gazete köşelerinden yahut meclis kürsüsünden karar verilemez; hatta mahkemeler bile buna karar veremez. Bunun kararını kamuoyunun vicdanı ve "tarih" denilen o acımasız yargıç verirse verir.

        Hem Fransızlar şu General Petain'in hain mi kahraman mı olduğuna 60 küsur yıldır karar verebildiler mi? Adam üstelik vatanını Almanya'ya gerçekten peşkeş çektiği ve işgalcilerle düpedüz işbirliği yaptığı için İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra herkesin gözü önünde yargılanıp idama mahkûm edildiği halde bugün dahi onun bu şekilde davranmakta haklı olduğunu düşünen Fransız vatandaşları azımsanmayacak sayıdadır. Dahası, bu bir rejim sorunu değildir Fransa'da; bir tarih sorunudur. Ne diyelim, darısı bizim Vahdettin'in başına.

        En iyisi son sözü, bir ara bakanlık da yapmış olan Hüseyin Cahit Yalçın'a bırakmak. Bakın yakın tarihimizdeki hain-kahraman düellosu hakkında bu tecrübeli kalem ne ibret-âmiz laflar söylemiş:

        "İzzet Paşa kabinesinde mütarekeyi [Mondros'u] imza eden Rauf [Orbay] Bey, bugün âdeta vatan haini oluyor. Çünkü Halk Fırkası'ndan çıkmıştır. İzzet Paşa kabinesinde mütarekeyi kabul eden ve imza etmesi için emir verenler arasında bulunan Fethi [Okyar] Bey ise bugün Millet Meclisi Reisi bulunuyor. Çünkü, henüz Halk Fırkası'na mensuptur. Bu ne mantıktır, bu ne ölçüdür, bu ne mutaassıp fırkacılık [particilik] hissidir?"(6) Tarih yalan söylemez; ama ona yalan söyletilebilir. Tabii yatsıya kadar...


        1) Bkz. Tufan Türenç, "Tarih yalan söylemez: Vahdettin haindir", Hürriyet, 14 Kasım 2007. 2) Orhan Koloğlu, 1918: Aydınlarımızın Bunalım Yılı, İstanbul 2000, Boyut Kitapları, s. 190. 3) Atatürk'ün Bütün Eserleri, cilt 2, İstanbul 2003, Kaynak Yayınları, s. 232. 4) Bkz. S. Ramsdan Sonyel, Turkish Diplomacy 1918-1923, Londra 1975, s. 154, dipnot 1'den aktaran: Yalçın Küçük, Türkiye Üzerine Tezler 5, İstanbul 1992, Tekin Yayınevi, s. 249-250. 5) Price'ın Extra-Special Correspondent (Çok Özel Yazışmalar) adlı kitabından (1957, sayfa 104) aktaran Gotthard Jaeschke, Kurtuluş Savaşı ile İlgili İngiliz Belgeleri, Çeviren: Cemal Köprülü, Ankara 1991, Türk Tarih Kurumu Yayınları, s. 98. 6) Aktaran: Rauf Orbay, Yakın Tarihimiz, cilt IV, İstanbul 1962, s. 180.

        MUSTAFA ARMAĞAN
        27 Kasım 2007, Salı
        Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
        Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

        Yorum

        • KUTERO
          Beybaba
          • 19 Temmuz 2007
          • 437

          #19
          PKK oyunu bitiyor mu?

          Bu geçeği Aksiyon dergisi kaleme aldı

          PKK terör örgütü ne olacak?
          Bush-Erdoğan görüşmesinden sonra Ankara’da konuşulanlara bakılırsa PKK oyunu bitiyor.
          Örgütün zehri alınacak ve silahsızlandırma süreci başlayacak.
          ....
          Ankara kulislerinde dillendirilmeyen ancak kapalı toplantıların gündeminden düşmeyen bir başka yorum daha var. O da İran’a işaret ediyor. 21 Ekim Referandumu’nun yapıldığı saatlerde Hakkari’nin Dağlıca ilçesinde Türk askeriyle uzunca aradan sonra ilk kez grup halinde (200 kişi) çatışmaya giren PKK’lıların temel amaçlarından biri, Ortadoğu’da kurulan yeni denklemde oyun kurucu ülke Türkiye ile masaya oturmaktı. Bunun için iki şeye ihtiyaç vardı, birincisi esir asker, ikincisi ABD desteği. PKK bu anlamda her iki istediğini de aldığını sandı, ancak kaybetti. Peki kendi siyasi geleceği adına asimetrik savaşın parçası haline gelen PKK, Türkiye’yi Kuzey Irak’a çekmeye çalışırken, Türkiye’nin bir İran-Türk çatışması tuzağına düşürülmek istenmiş olabileceğine dair bilgilere sahip miydi? Bunun cevabı belki de hiç verilmeyecek.

          İhtimal dahilinde olan hiçbir şey gözardı edilemez..
          İhtimal dahilinde olan her şey için tedbirli olmak gerekir..

          [SIZE=3][I][FONT=Comic Sans MS]Grafiklerimi toplu halde görmek için[/FONT][/I] [/SIZE]:

          [url]http://kutero.blogspot.com/[/url][COLOR="#000000"][/COLOR]

          Yorum

          • KUTERO
            Beybaba
            • 19 Temmuz 2007
            • 437

            #20
            57 kişinin 'esrarengiz' ölümü

            İniş hazırlığındayken 'inanılmaz' bir şekilde Isparta'da dağa çakılan ve Türkiye'yi yasa boğan uçak kazası birçok soru işareti oluşturdu.

            Korkunç kazada hayatını kaybedenlerin arasında bulunan 6 bilimadamının Türkiye'nin nükleer araştırmalarında çok önemli role sahip oldukları ortaya çıktı.
            İhtimal dahilinde olan hiçbir şey gözardı edilemez..
            İhtimal dahilinde olan her şey için tedbirli olmak gerekir..

            [SIZE=3][I][FONT=Comic Sans MS]Grafiklerimi toplu halde görmek için[/FONT][/I] [/SIZE]:

            [url]http://kutero.blogspot.com/[/url][COLOR="#000000"][/COLOR]

            Yorum

            • KUTERO
              Beybaba
              • 19 Temmuz 2007
              • 437

              #21
              BAKAN GÜLER:"6 BİLİM ADAMININ TÜRKİYE İÇİN STRATEJİK PROJELERDE ÇALIŞTIĞI İÇİN UÇAĞIN DÜŞÜRÜLMÜŞ OLMA İHTİMALİNE ŞİMDİDEN BİR DEĞERLENDİRME YAPMAK YANLIŞ OLUR"
              Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler, uçakta ölen yolcular arasındabulunan 6 bilim adamının, Türkiye için çok önemli stratejik projelerdeçalıştıkları için uçağın düşürülmüş olma ihtimali bulunup bulunmadığına ilişkinolarak, "Şimdiden böyle bir değerlendirme yapmak yanlış olur" dedi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Güler, Anadolu Doğaltaş, Mermer ve Teknolojileri Fuarı'nı gezerken, bazı gazeteciler, düşen uçakta ölen 6 bilim adamının "Ulusal Türk Hızlandırıcı Merkezi Projesi"nde çalıştıklarını ve Türkiye'nin nükleer enerji ve toryum madeniyle ilgili projelerinde yer aldıklarını ifade ederek, uçağın stratejik projelerin engellenmesi için dış güçler tarafından düşürülmüş olma ihtimali bulunup bulunmadığını sordular. Bakan Güler de gazetecilerin bu sözleri üzerine, "Bu konuda şimdiden ve bu kadar erken değerlendirme yapmak doğru olmaz. Böyle bir şeyin olacağını sanmıyorum. İnceleyelim. Şu anda böyle bir bilgimiz yok. Bu yüzden değerlendirme yapmak yanlış olur" dedi.

              -SDÜ'DEN PROJE YÜRÜTÜCÜSÜ DOÇ. DR. SUAT ÖZKORUCUKLU Süleyman Demirel Üniversitesinin "Ulusal Türk Hızlandırıcı Projesi"nin yürütücüsü Doç. Dr. Suat Özkorucuklu da iddiaların hatırlatılması üzerine, bu konuda bir şey söylemenin mümkün olmadığına işaret ederek, "Kazada hayatını kaybeden bilim adamları arasında yer alan Prof. Dr. Engin Arık çok değerli bir bilim kadınıdır. Prof. Dr. Engin Arık, İsviçre'nin Cenevre kenti yakınlarında kurulu, 'European Organization for Nuclear Research'deki 'Atlas Deneyi'nde çalıştı ve deneye adını verdi" dedi. Doç. Dr. Özkorucuklu, "Ulusal Türk Hızlandırıcı Projesi"nin, "hızlandırıcı teknolojisi"ni Türkiye'ye kazandırmak üzere başlatıldığını ve 10 farklı üniversiteden 80 kişinin bu projede çalıştığını hatırlatarak, "Engin hocamızın bu projedeki deneyimi çok çok önemliydi" diye konuştu.(AA)(30/11/2007 - 16:31:29)
              İhtimal dahilinde olan hiçbir şey gözardı edilemez..
              İhtimal dahilinde olan her şey için tedbirli olmak gerekir..

              [SIZE=3][I][FONT=Comic Sans MS]Grafiklerimi toplu halde görmek için[/FONT][/I] [/SIZE]:

              [url]http://kutero.blogspot.com/[/url][COLOR="#000000"][/COLOR]

              Yorum

              • KUTERO
                Beybaba
                • 19 Temmuz 2007
                • 437

                #22
                Bazı yolcuların kimliği ister istemez bazı şüpheleri doğuruyor.

                İŞTE O ŞÜPHE

                Kazadaki kafa kurcalayan ŞÜPHE!

                Türkiye'yi yasa boğan uçak kazası bazı soruları akıllara getiriyor. Kazanın biçimi ve bazı yolcuların kimliği ister istemez bazı şüpheleri doğuruyor.

                İşte o şüpheleri Bugün Gazetesi Yazarı Nuh Gönültaş yazdı:

                ŞÜPHE!

                Türkiye dün gece acı bir olayla sarsıldı. Bir yolcu uçağı dışarıdan bakıldığında hiçbir ciddi sebep olmaksızın düştü ve içindeki yolcuların ve uçuş ekibinin hepsi öldü.


                Dışarıdan bakıldığında hiçbir ciddi sebep görünmüyor. Çünkü, son bilgiler uçağın inişe geçtiği ve pisti gördüğü sırada radardan kaybolduğunu söylüyor.

                Olay yerinde incelemelerde bulunan Isparta Valisi'nin açıklamaları da şüphe uyandırıcı. Vali Ş e m s e t i n Uzun diyor ki, "O bölge uçağın geçiş noktası değil, uçak o noktaya nasıl düştü anlamak mümkün değil"

                Şimdi... Bu tür şüpheli durumlarda uçakta kimler vardı, acaba bir sabotaj söz konusu mu gibi soruları sormak ve şüpheler üzerinde yoğunlaşmak gerekir. Ta ki, gerçek ortaya çıkana kadar!

                Peki uçakta kimler vardı?

                Uçakta bazı bilimadamları ve diğer sade vatandaşlarımız vardı.

                Bilimadamları Isparta'daki bir bilimsel konferansa gidiyorlardı. Boğaziçi Üniversitesi Öğretim üyesi Prof. Dr. Engin Arık da uçaktaydı. Prof. Arık Türkiye'de toryum rezervleri üzerinde yaptığı çarpıcı çalışmalar ve açıklamalarla biliniyordu. Ve tabii ki Engin Arık Toryum rezervlerimizin Türkiye'nin enerji bağımsızlığını sağlayabileceğini ileri sürüyordu. Ve kurulması düşünülen nükleer santrallerin toryumlu nükleer santral olması gerektiğini ifade ediyordu! Nükleer santral sahibi olmanın eşiğinde olan Türkiye için oldukça dikkat çekici bir tartışma konusu...

                Nükleer santral yapımında uranyum yerine toryum kullanılabiliyor.

                Ve toryum için 21. yüzyılın en stratejik maddesi gözüyle bakılıyor.

                Türkiye de bu maden bakımından oldukça zengin. Ülkemiz toryum açısından dünyada ikinci büyük rezerve sahip ülke.

                Ülkesinde hiç toryum rezervi olmayan Japonya gibi ülkeler bile toryumlu nükleer enerji santralleri yapımına yönelik çalışmalar yaparken Türkiye bu konuda da çağın gerisinde kalmayı sürdürüyor.

                Rahmetli Prof. Dr. Engin Arık'a göre Türkiye'de toryum kullanıma sokulabilirse petrol ve doğalgaza ihtiyaç kalmayacağını savunuyordu. Engin Arık Türkiye'nin sayılı toryum uzmanlarından biriydi ve hep "Servetin üstünde oturuyoruz da haberimiz yok.Türkiye'nin sahip olduğu toryum rezervi 120 trilyon dolarlık petrole eşdeğer" derdi.

                Ankara Tai'de F-16 uçaklarının yazılımlarını gerçekleştiren mühendislerin arka arkaya intihar etmeleri, daha doğrusu 'sır' ölümleri böylesi olaylarda akla bu tür şüpleri getiriyor.

                Bu sebeple, özellikle herhangi bir alanda Türkiye'ye bağımsızlık kazandıracak proje sahibi bilimadamlarının da içinde bulunduğu "kazalar" hakkında en azından olayın sonucu kesinleşene kadar şüpheci davranmak gerektiğini düşünenlerdenim. Bu şüphecilik bize bir şey kaybettirmez, aksine kazandırır.

                Kazada yakınlarını kaybeden herkesin başı sağolsun.

                01.Aralık.2007 08:45:59
                İhtimal dahilinde olan hiçbir şey gözardı edilemez..
                İhtimal dahilinde olan her şey için tedbirli olmak gerekir..

                [SIZE=3][I][FONT=Comic Sans MS]Grafiklerimi toplu halde görmek için[/FONT][/I] [/SIZE]:

                [url]http://kutero.blogspot.com/[/url][COLOR="#000000"][/COLOR]

                Yorum

                • KUTERO
                  Beybaba
                  • 19 Temmuz 2007
                  • 437

                  #23
                  Nokta operasyon tamam: Şimdi ne olacak?

                  Kuzey Irak ile ilgili yeni açılımların tartışıldığı ve dolayısıyla 'Türkiye operasyon yapmayacak' düşüncesinin tekrar hakim olduğu şu günlerde Genelkurmay'ın harekete geçmesi zamanlama açısından yerindeydi. Bu yüzden muhalefetin “geç kalındı” eleştirisi tam olarak haklı değil. Operasyon o sıcak dönemde yapılmış olsaydı belki de teröristler bu kadar amansız yakalanmazdı.

                  Elbette operasyonun 28 Kasım sonrasında gerçekleşmesi de sürpriz değil. Diğer bir deyişle operasyonun bu günlere sarkması hükümetin diplomatik çabalarını tamamlanması için gerekliydi. Uzun bir süredir yapılan diplomatik temaslar Türkiye’nin operasyonları için uluslar arası kamuoyunu hazırladı. Buna Kuzey Irak yönetimi de dahil.

                  ....
                  Sonuç olarak görülen şu: Türkiye PKK’nın lojistiğini ve dış desteğini keserken, hatta PKK’lı liderler Türkiye’ye teslim edilirken, doğru istihbaratla nokta operasyonlarını sürdürecek. Bunu yaparken hedefini doğru tanımlayacak ve sık sık vurgulandığı gibi operasyonun sadece PKK'ya yönelik olduğu, Kuzey Irak'ı hedeflemediği açıkça belli edilecek.

                  İhtimal dahilinde olan hiçbir şey gözardı edilemez..
                  İhtimal dahilinde olan her şey için tedbirli olmak gerekir..

                  [SIZE=3][I][FONT=Comic Sans MS]Grafiklerimi toplu halde görmek için[/FONT][/I] [/SIZE]:

                  [url]http://kutero.blogspot.com/[/url][COLOR="#000000"][/COLOR]

                  Yorum

                  • KUTERO
                    Beybaba
                    • 19 Temmuz 2007
                    • 437

                    #24
                    Ama şu anda PKK’ya karşı verilen askeri ve her türlü mücadelenin içinde askerler var. Askerler başarıya da, başarısızlığa da ortak. Ayrıca Amerika ile yürütülen pazarlıkta yer aldılar ve Amerika ile doğrudan operasyonel bağlantıyı onlar kuruyor. Yani askerlerin, iktidarın politikasının yetersiz olduğunu söyleyebilme şansı yok.

                    Dolayısıyla, ana muhalefet partisinin iktidarın başarısızlığını ölçebileceği zemin mevcut değil. CHP, yapılanları yetersiz bulması halinde askerleri de yetersiz bulmuş olacak ve eleştirilerin odağı haline gelecek. Bu şartlar altında CHP açısından tek yol çözüm önermek. CHP, çözüm önermezse, iktidarı eleştirirse, daha da fazla marjinalleşir.

                    AKP, asker ve CHP’nin “mecburi ittifakı”, söylemeye bile gerek yok ama, PKK açısından hiç iç açıcı değil. Bu birliktelik şiddet kullanarak siyaset yapma alanını daraltıyor. AKP’nin askerlerle karşı karşıya kalmasını imkansız hale getiriyor.

                    http://www.referansgazetesi.com/habe...=11&ForArsiv=1
                    İhtimal dahilinde olan hiçbir şey gözardı edilemez..
                    İhtimal dahilinde olan her şey için tedbirli olmak gerekir..

                    [SIZE=3][I][FONT=Comic Sans MS]Grafiklerimi toplu halde görmek için[/FONT][/I] [/SIZE]:

                    [url]http://kutero.blogspot.com/[/url][COLOR="#000000"][/COLOR]

                    Yorum

                    • KUTERO
                      Beybaba
                      • 19 Temmuz 2007
                      • 437

                      #25
                      Türkiye’nin 1 operasyonla vurduğu 7 kuş!

                      TSK’nın PKK kamplarına düzenlediği nokta operasyon “doğru yer doğru zaman” kriterlerine göre “mükemmel” olarak adlandırılabilir. PKK’ya ağır kayıp verdiren operasyonun bir diğer özelliği ise bir taşla çok kuş vurması, farklı kesimlere farklı mesajlar vermesi. iyibilgi analiz



                      İşte Türkiye’nin operasyonla verdiği mesajlar.

                      1. İç güçlere… TSK ile hükümet uyum içindedir, aksini kaşımak isteyenler yanıtını almıştır.

                      2. PKK’ya… Artık kar kış demeden nokta atışlarıyla tepenizdeyiz. Operasyonlar kış boyunca devam edecek. Yerinizi biliyoruz. Lojistiğimiz güçlü.

                      3. PKK militanlarına… Eve dönüş sizin için son fırsattır.

                      4. Barzani’ye… PKK konusunda sırtını ABD’ye dayama, çünkü artık çözüm ABD’de değil Ankara’da…

                      5. Halka… Ordunuza güvenin.

                      6. ABD’ye… Müttefik olduğumuzu hatırladık, ilk istihbarat paylaşımı başarı getirdi.

                      7. İran’a… Müttefikiz. Ortaklık anlaşması imzalamanın hemen ertesinde bize karadan destek verdin, sağol.

                      İhtimal dahilinde olan hiçbir şey gözardı edilemez..
                      İhtimal dahilinde olan her şey için tedbirli olmak gerekir..

                      [SIZE=3][I][FONT=Comic Sans MS]Grafiklerimi toplu halde görmek için[/FONT][/I] [/SIZE]:

                      [url]http://kutero.blogspot.com/[/url][COLOR="#000000"][/COLOR]

                      Yorum

                      • ÇAKAL
                        Ağa'nın Adamı
                        • 27 Haziran 2007
                        • 2545

                        #26
                        Bağışlama yok
                        Vatandaş ve güvenlik güçlerine silah doğrultanlara 'kader kurbanı' gözüyle bakılamayacağını söyleyen Başbakan, 'Vatandaş olarak bu araç yakanları bağışlayabilir miyiz?' deyince, AKP'lilerden 'asmak lazım' sesleri yükseldi.
                        http://www.milliyet.com.tr/2007/12/26/siyaset/asiy.html
                        Devletin malına zarar verenler niye yakalanmıyor?Zor mu bunları enselemek?En ağır cezayı hakediyor şeref noksanı mahluklar.
                        Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
                        Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

                        Yorum

                        • simurg
                          Administrator
                          • 10 Mart 2007
                          • 9248

                          #27
                          Şehir içinde emniyetin yetersiz kaldığını düşünüyorum. Eskiden olduğu gibi gece bekçiliğine benzer bir sistem uygulamaya konmalı ...
                          https://twitter.com/keyborsa_simurg

                          Yorum

                          • KUTERO
                            Beybaba
                            • 19 Temmuz 2007
                            • 437

                            #28
                            Sedat Laçiner’den saldırı yorumu

                            Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu (USAK) Başkanı Sedat Laçiner, Diyarbakır’da dün gerçekleştirilen saldırının, Ulus saldırısı gibi PKK’nın yeteneklerindeki azalmayı buna karşın çaresizliğindeki artışı gösterdiğini kaydetti.
                            04.01.2008 17:49:52


                            USAK Başkanı Sedat Laçiner, dün Diyarbakır’da meydana gelen terör saldırısını değerlendirdi. Önce çok sayıda sivil araçların başta İstanbul olmak üzere çeşitli şehirlerde kundaklanması, ardından da Diyarbakır’daki saldırının PKK’nın sınır ötesi son operasyonlara yanıt olarak şehirlere inmeye başladığı endişesine yol açtığını kaydeden Laçiner, şu ifadelere yer verdi: "Tezkere geçtikten ve sınır ötesi operasyonlar başladıktan sonra terör örgütünün büyük şehirlerde kendince misilleme yapmaya çalışacağı belli idi. Diyarbakır’daki saldırı da tıpkı Ulus Saldırısı gibi örgütün yeteneklerindeki azalmayı, buna karşın çaresizliğindeki artışı göstermektedir. Çok sayıda öğrencinin ve sivilin bulunduğu bir caddede saldırı gerçekleştiren örgüt kanlı bir eylem olsun da nasıl olursa olsun noktasına gelmiş görünüyor."

                            -"PKK SALDIRILARI DEVAM ETTİRECEKTİR"
                            PKK’nın bundan sonra da Diyarbakır saldırısı benzeri saldırılar yapmak isteyeceğine, özellikle Ankara ve İstanbul’da çok sayıda askeri aynı anda öldürebilme hayali içinde olduklarına dikkat çeken Laçiner, "Bu tür sansasyonel bir saldırı sonucunda örgüt yıkılmadığını, hala ayakta olduğunu ispat etmeye çalışacaktır. İkinci ve daha önemli sebep ise Türkiye’nin kimyasını bozarak onu şu anki istikametinden ayırmaya çalışacaktır. Türkiye’nin kimyası bir kez bozulup, duygusal ve tepkisel eski tarzı geri getirilebilirse içeride kurumlar birbiriyle çatışmaya başlamakta, bundan da terör örgütü kazançlı çıkmaktadır" dedi.
                            http://www.habersaati.com/?m=map5302&c=2&s=11552
                            İhtimal dahilinde olan hiçbir şey gözardı edilemez..
                            İhtimal dahilinde olan her şey için tedbirli olmak gerekir..

                            [SIZE=3][I][FONT=Comic Sans MS]Grafiklerimi toplu halde görmek için[/FONT][/I] [/SIZE]:

                            [url]http://kutero.blogspot.com/[/url][COLOR="#000000"][/COLOR]

                            Yorum

                            • KUTERO
                              Beybaba
                              • 19 Temmuz 2007
                              • 437

                              #29
                              Ters Köşe: Kürdistan değil, Güney Türkiye!


                              Yeni Şafak'ın taze yazarı Tamer Korkmaz, dünkü ilk yazısında PKK liderlerinin yakalandığını iddia ederek gündeme gelmişti. Gündemden inmeye niyeti yok gibi görünen Korkmaz, bugünkü yazısında iyibilgi'nin aylar önce yazdığı bir konuyu gündeme taşıyor. İşte iyibilgi'nin okurlarıyla aylar önce paylaştığı o bilgi...
                              .....
                              Final: Kürt devleti kurulmayacak. Çünkü ABD Türkiye'de ve bölgede kaybetti. Tam tersine, Türkiye'nin Kuzey Irak'a yerleşmeye başlayacağı bir döneme giriyoruz.

                              http://www.iyibilgi.com/haber.php?haber_id=48815
                              İhtimal dahilinde olan hiçbir şey gözardı edilemez..
                              İhtimal dahilinde olan her şey için tedbirli olmak gerekir..

                              [SIZE=3][I][FONT=Comic Sans MS]Grafiklerimi toplu halde görmek için[/FONT][/I] [/SIZE]:

                              [url]http://kutero.blogspot.com/[/url][COLOR="#000000"][/COLOR]

                              Yorum

                              • KUTERO
                                Beybaba
                                • 19 Temmuz 2007
                                • 437

                                #30
                                Uygarlığın A4 boyutu

                                Ömer Lütfi METE - BUGÜN


                                Önceki gün Diyarbakır’da bir kere daha yakılan kahpe terör ateşinin ardından çevrede ne şekilde propaganda yapıldığını kestirmek zor değil. Örgüt ve kullanıcıları fısıltı gazetesiyle yayın yapıyordur:

                                ’İşte bir tertip daha! Derin TC, Diyarbakır’ı karıştırmak istiyor. Karıştıracak ki baskı uygulamasını arttırsın...’

                                Vesaire, vesaire...

                                Lakin bu sefer kolay değil. Dünyadan habersiz çoban bile bu zokayı yutmaz artık.

                                Öyleyse ABD’nin Ankara ile uzlaştıktan sonra ABD’nin bize karşı PKK maşasını -en azından bir süreliğine- kullanımdan kaldırdığını söyleyen biri olarak bu eylemi nasıl açıklayabileceğim? Hem de yüksek (!) Batı uygarlığının en ileri ve en yeni ölüm oyuncağı olan A4 patlayıcı türü doğrudan ABD’yi, dolaylı biçimde de İsrail, İngiltere, Almanya ve Fransa’yı çağrıştırırken!

                                Çok çetin bir soru sayılmaz bu.

                                Fazla değil, daha iki gün önceki yazımda bu tür eylemlerin açıklamasına ilişkin düşüncemi paylaşmıştım:

                                Yeni süreçten ’rahatsız çevre ve güçler’ de bunu bildikleri için önce Ankara’daki uyumu bozmaya, askeri ve siyasi girişimlerin sonuçlarını tersine çevirmeye çalışacaklardır...

                                Bu ne demek?

                                Bu, bir yandan da, Türkiye’nin düşmanları kadar ABD’nin rakiplerinin de PKK artıklarını kullanabilecekleri veya PKK elinden çıkmış sanılacak eylemler düzenlettirebilecekleri anlamına gelir. Hatta bizzat ABD içinden bir odak dahi bu eylemle bir ’alt tasarı’ gütmüş veya sadece ’alt kimlik’ gereği ’oyun bozucu’ davranmış olabilir. Öyleyse terörün 12 Eylül’de olduğu gibi bir gecede kepenk kapamasını beklemeyeceğiz.

                                Kimse temenni etmez ama zaman zaman yine canımızın yanabileceğini aklımızdan çıkarmamalıyız.

                                http://www.habersaati.com/?m=map5304&a=140&s=1121
                                İhtimal dahilinde olan hiçbir şey gözardı edilemez..
                                İhtimal dahilinde olan her şey için tedbirli olmak gerekir..

                                [SIZE=3][I][FONT=Comic Sans MS]Grafiklerimi toplu halde görmek için[/FONT][/I] [/SIZE]:

                                [url]http://kutero.blogspot.com/[/url][COLOR="#000000"][/COLOR]

                                Yorum

                                Working...
                                X

                                Debug Information