Hepsi Hırantmış ,Hepsi Erneniymiş Ya Esas Hrantları Görün Okuyun

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • oguzt
    Tecrübeli
    • 27 Şubat 2009
    • 427

    #1

    Hepsi Hırantmış ,Hepsi Erneniymiş Ya Esas Hrantları Görün Okuyun

    Elleri bir ağaca arkadan bağlanan hamile bir kadının başına dikilmiş olan iki Ermeni yazı tura atıyordu. Bu kanlı kumarı yaklaşık 100 yıl önce Anadolu toprağında Kars'ta Ağrı'da Van'da Erzurum'da da ataları oynamıştı.Onlardan duymuşlardı.



    Karnı burnunda zavallı bir Azeri kadının doğumu oldukça yakın görünüyordu. Çaresiz kadın bir hazan yaprağı gibi titriyordu. Elbiseleri yırtık, ayakları çıplaktı...Ermenilerin uzun boylu olanı elindeki AK-47 model Rus yapımı otomatik tüfeğinin namlusuna monte edilen seyyar kasaturayı çıkartırken, diğeri elindeki demir parayı havaya attı

    :-Akçik, manç?..
    (Kızmı, oğlan mı?)

    -Akçik...
    (Kız)

    Bu cevap üzerine 'oğlan' diyerek bahse giren Ermeni, elinde ki kasatura ile hamile kadının karnını bir hamlede yarıp çocuğu çıkarttı.Kan b! ürülügözleri bebeğin kasıklarına kilitlendi.

    -Tun şahetsar,ınger...
    (Sen kazandın, yoldaş)

    -Yes şahetsapayts ays bubrikı inç bes bidigişdana...
    (Ben kazandım ama bu bebek nasıl beslenecek?)

    -Mayrigı bedge gişdatsine.
    (Annesi besleyecek elbette)

    Bunun üzerine daha kısa boylu olan Ermeni, bir hamlede kasaturaya geçirdiği bebeği annesinin göğsüne yapıştırdı:

    -Mayrig yerahayin zizdur.
    (Çocuğa meme ver)

    Aynı dakikalarda Hocalı'nın başka bir semtinde tek kale futbol maçı hazırlığı vardı. İki kesik Azeri kadın başını kale direği yapmışlar, top arayışına girmişlerdi.Başı tıraşlı bir çocuk bulup getirdiklerinde ise Ermeni çeteci sevinçle bağırdı:

    -Asixn ma/,çimi yev bızdıge, aveg gındırnadabidi. Gıdıresek...
    (Bu hem saçsız hem de küçük, iyi yuvarlanır. Kopartın... )

    Aynı anda çocuğun gövdesi bir tarafa,başı da orta yere düşmüştü...

    Ermeniler zafer naraları! atarak, kanlı postalları ile kesik çocuk başına vurarak kanlı bir kaleye gol atmaya çalışıyordu.

    Bu iki olay Hocalı'da bundan çok değil yalnızca 14 yıl önce yaşandı. Her iki olay da ermeni çetecilerin katliamlarına bizzat şahit olan görgü tanıklarının anlatımlarıdır.

    Ne yazık ki 26 Şubat 1992 günü binlerce Azeri türlü yöntemlerle vahşice katledilmiştir. Ajanslar,katliam haberini bütün dünyaya hızla geçerken, arşı titreten ağır bir vahşet yaşanan Hocalı halkından geri kalanlar ise çaresizlik içinde kıvranıyordu.

    Türkiye'de büyük bir dehşet uyandıran katliama ilişkin ilk görüntüler ise TRT aracılığı ile duyurulmuştu. Bütün olanları batılı gazeteciler, özellikle de New York Times belgeledi.

    26 Şubat'ta güçlü silahlarla donatılmış Ermenistan silahlı kuvvetleri ile Hankendi'nde konuşlanmış bulunan Albay Zarvigarov komutasındaki 366'ncı Rus Motorize Alayı, Hocalı'ya saldırarak tarihin en vahşî katliamlarından birini yaptılar.

    26 Şubat! gecesi Rus motorize alayının tanklarından açılan top ve roket saldırıları ile Hocalı Havaalanı kullanılamaz hâle getirilerek kentin dış dünya ile ilişkisi de tamamen kesildi.

    Savunmasız kalan kente giren Rus destekli Ermeni askerleri, çocuk, yaşlı, kadın, bebek demeden birçok insanımızı vahşîce katlettiler. ermenilerin işgal ettikleri Hocalı'da dehşet verici olaylar yaşandı.

    Canlı canlı insanların kafa derilerini yüzdüler,

    Sağ olarak ele geçirdiklerini ise sistematik bir işkenceye ve tıbbî deneylere tâbi tutarak, insanlık dışı muamelelere maruz bıraktılar.

    Hızar ve testereler ile diri diri insanların kol ve bacaklarını kestiler.

    Genç kızların önce saçlarını,sonra da kafa derilerini yüzdüler.

    Babanın gözü önünde evladını, evladın gözü önünde babayı kurşunlara dizdiler.

    Kesik kafaları sepetlere doldurdular.

    Peki neydi bu düşmanlık?

    Ermenistan'daki okul duvarlarında asılan haritalarda Türkiye'nin 12 ili yer almaktayken, Ermenistan'ın bayrağında Türkiye hudutları içindeki Ağrı Dağı'nın resmi varken, Ermenistan Millî Marşı'nda 'Topraklarımız işgal altında, bu toprakları azat etmek için ölün,öldürün' denmekteyken, başkaca bir neden aramaya zaten gerek yok sanırım.

    Dağlık Karabağ Bölgesi'nde bulunan Hocalı'ya, eski Sovyet İttifakı Silahlı k uvvetleri'ne ait 366.Alay'ın desteği ile Ermeni Sılahlı Kuvvetleri tarafından düzenlenen saldırılar sonucu 613 Azerbaycan Türk'ünün hayatını kaybettiği resmî olarak açıklandı. Ancak kayıp sayısının bu rakamların çok çok üstünde olduğu bilinmektedir.

    56 hamile kadın karnı yarılmış durumda bulunmuştur.

    Bu alçak saldırıda 487 kişi ağır yaralanırken, 1275 kişi ise rehin alınmış,geri kalan nüfus da bin bir zorlukla canını kurtarmış ancak bu olayın tahribatından ruhları ve hafızaları asla bir daha kurtulamamıştır.

    Şahitlerin anlattıklarını dinleyenler önce kulaklarına inanamadı.!

    Fakat katliam sonrası Hocalı'ya girdiklerinde ise, görgü tanıklarının abartmadığını kısa sürede anladılar. Hocalı'da katliam bölgesini gezen Fransız gazeteci Jean-Yves Junet'nin gördükleri karşısında söyledikleri, katliamın boyutunu da anlatıyordu:

    'Pek çok savaş hikâyesi dinledim. Faşistlerin zulmünü işittim,ama Hocalı'daki gibi bir vahşete umarım kimse tanık olmaz' Peki 26 Şubat 1992 günü yaşanan bu katliamın emrini kim vermişti; Ermenistan Devlet Başkanı sıfatını taşıyan Robert Koçaryan denilen kirli katilden başkası değildi. Yaptığı terör faaliyetlerinin oranı nispetinde terfi eden Taşnaksutyun örgütü liderleri nden Robert Koçaryan, 20 Mart 1996'da Ermenistan Başbakanı oldu.

    Karabağ'da barış istediği için aşırı milliyetçilerin tepkisine daha fazla direnemeyen Levon Ter Petrosyan istifa edince de 30 Mart 1998 yılında ondan boşalan Devlet Başkanlığı koltuğuna,'Hocalı Katlia! mı' baş sorumlusu olan azılı terörist Robert Koçaryan oturdu.

    Ermeniler Türk hamile kadınlarına tecavüz edip karnını hamile olduğu halde taş ile doldurup öldürmüşler ve küçük Türk kızlarına tecavüz edip öldürmüşlerdi.

    Ülkemizde sadece 1 ermeni öldürüldü diye yürüyüş yaptılar ve o kadar araştırdılar ama hiç bir insan kalkıp ta bu masum insanlara işkence edilip öldürüldükleri için yürüyüş yapmadı…………..

    Yazıklar olsun ……
    Bu sitede yer alan grafik ve yorumlar kişisel çalışmalarımdır.Bilgilendirme amacı ile hazırlanmıştır.Yatırım danışmanlığı kapsamında değildir.
  • FNT
    KARAKARTAL
    • 29 Mart 2008
    • 4754

    #2
    Hepsinin........

    Yorum

    • oguzt
      Tecrübeli
      • 27 Şubat 2009
      • 427

      #3
      cıkmıs yine bugun gazetelere yazmıslar yazılarını "hepsi ermeniler" kıl oluyorum bu serefsizlere
      Bu sitede yer alan grafik ve yorumlar kişisel çalışmalarımdır.Bilgilendirme amacı ile hazırlanmıştır.Yatırım danışmanlığı kapsamında değildir.

      Yorum

      • FNT
        KARAKARTAL
        • 29 Mart 2008
        • 4754

        #4
        Bunlar da Ergenekoncu diye şüpheleniyorum...

        Yarın çıkıp "Hepimiz Ergenekoncuyuz" derlerse hiç şaşırmam.

        Yorum

        • oguzt
          Tecrübeli
          • 27 Şubat 2009
          • 427

          #5
          Bulent Ersoya bırsey olursa ne dıycekler merak edıyorum Hepimiz İ.neyiz mi diycekler derlerse cuk oturur
          Bu sitede yer alan grafik ve yorumlar kişisel çalışmalarımdır.Bilgilendirme amacı ile hazırlanmıştır.Yatırım danışmanlığı kapsamında değildir.

          Yorum

          • gemici
            Ne yazar...
            • 25 Mayıs 2009
            • 250

            #6
            FNT Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
            Bunlar da Ergenekoncu diye şüpheleniyorum...

            Yarın çıkıp "Hepimiz Ergenekoncuyuz" derlerse hiç şaşırmam.
            hepimiz karakartalız diyeceğiz yakında..................
            itibar puanı verenler karşılığını beklemesin......................ısrar halinde negatif ödeme yapılır.....................

            Yorum

            • FNT
              KARAKARTAL
              • 29 Mart 2008
              • 4754

              #7
              gemici Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
              hepimiz karakartalız diyeceğiz yakında..................
              Hepimiz gemiciyiz

              Yorum

              • ayhan53
                Rallici Başkan
                • 27 Nisan 2009
                • 2657

                #8
                1915 olaylarının yıldönümü olan 24 Nisan nedeniyle dün gece Ermenistan’ın başkenti Erivan’da aşırı milliyetçiler tarafından düzenlenen gösteriye katılanlar Türk bayrağını ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’la Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun posterlerini yaktılar. 10 bin kadar kişinin katıldığı gösteride Taşnaksütyun liderlerinden Armen Rüstemyan, “Başta Türkiye olmak üzere bütün ülkeler ‘soykırımı’ tanıyıncaya kadar mücadelemiz sürecek” dedi.
                ABD'de de Ermeniler'den Beyaz Saray önünde gösteri
                ABD’de yaşayan bir grup Ermeni, 1915 olaylarının yıl dönümü kabul ettikleri 24 Nisan dolayısıyla Beyaz Saray önünde yaptığı gösteride, Atatürk’e hakaret içeren pankart açtı.
                Ellerinde ABD Başkanı Barack Obama’yı 1915 yılı olaylarını "soykırım" olarak tanımasını isteyen ve Türkiye’yi "tarihi inkar" ile suçlayan pankartlarla 20-30 kişiden oluşan grup, Beyaz Saray önünde toplandı.
                Ağızlarını, Özgürlük Heykeli’nin ağzına Türk bayrağının sarılı olduğu kampanyalarına atfen, kırmızı bantla kapatan ve bu resmin olduğu tişörtler giyen Ermeniler, açıklamalarında, "Türkiye’nin geçmişe dair benzer ’soykırım’ politikalarını halen sürdürdüğü ve Kürt nüfusa karşı askeri güç kullandığını" ileri sürdü. Ermeniler, "Türkiye’nin kültürel mirasa zarar vermeye devam ettiği" iddiasında da bulundu.
                Bu arada, protesto gösterisinin yakınında, siyahi bir Amerikalının hoparlörle konuşmasının Ermenilerin seslerini bastırması üzerine, Amerikan Ermeni Ulusal Komitesinin (ANCA) icra direktörü Aram Hamparian, siyahi Amerikalıya susması için para verdi.
                İzci çocuklarla tekerlekli sandalyedeki bir yaşlının da getirildiği gösteride Ermeniler, üzerinde "Atatürk=Hitler, soykırımın kurucu babaları" yazan, Ulu Önder Atatürk’e hakaret içerici pankart açtı.
                TÜRKLER BÜYÜKELÇİLİK ÖNÜNDE NÖBET TUTUYOR
                Öte yandan, Ermenilerin 24 Nisan eyleminde, Türkiye’nin Washington Büyükelçiliği önündeki kaldırımı kullanmasını engellemek isteyen Türkler, pankartlarla binanın önündeki kaldırımda nöbet tutuyor.
                ABD’de öğrenci olan Mehmet Tavan, geçen yıl da aynı yöntemi uyguladıklarını ve bu yüzden Ermenilerin karşı kaldırıma gitmek zorunda kaldığını söyledi.
                "Burası ilk gelenin olacaktı, nefes almamız için Büyükelçiliğimizin önünü bırakamayız, burası bizim toprağımız" diyen Tavan, bazı Ermenilerin de civarda beklediğini, kendileri buradan ayrılırsa hemen büyükelçiliğin önüne yerleşeceklerini anlattı.
                Tavan, "Sabahtan bu yana buradayız, bayrak yarışı gibi sırayla nöbetteyiz. Sabaha kadar nöbetimiz devam edecek, sabah da burada gösterimiz başlayacak" diye konuştu.
                [B][SIZE="3"][FONT="Arial Narrow"][COLOR="navy"]TÜRKÜM, DOĞRUYUM, ÇALIŞKANIM, VARLIĞIM TÜRK VARLIĞINA ARMAĞAN OLSUN. NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE.
                M.K.ATATÜRK[/COLOR][/FONT][/SIZE][/B]

                Yorum

                • PAŞA
                  Demirbaş
                  • 22 Mayıs 2009
                  • 100

                  #9
                  24 nisan.
                  Ermenilerin biz Türkleri katledişinin 95.yılı
                  Hepimiz Mehmetiz.
                  Gerisi hikaye.
                  BİR SOĞAN SOYULUYOR, YAŞARIYOR GÖZLER, BİR DEVLET SOYULUYOR, ALDIRMIYOR ÖKÜZLER....

                  Yorum

                  • bridge
                    Katılımcı
                    • 22 Haziran 2009
                    • 74

                    #10
                    İnanılası bir hikaye uydurmak lazım,bunlar acemilerce yazılmış.

                    Düşmanlıktan ,kandan beslenenleri aşağılık yaratıklar olarak görüyorum.

                    İğrençliğin bir seviyesi olmalı burdaki hikayenin yok.

                    Yorum

                    • JAKO
                      Kalender Amca
                      • 30 Mart 2009
                      • 561

                      #11
                      Ergenekon yalanı, Amerikan planı.
                      önceden öğrenenler indirimli fiyattan öğrenir,
                      otoriteden öğrenenler özgürlük bedeliyle öğrenir,
                      deneyerek öğrenenler etiket fiyatından öğrenir,
                      hayattan öğrenenler gecikme zammıyla öğrenir,
                      hayattan da öğrenemeyenler boşa gitmiş hayatlarıyla öğrenirler...

                      Yorum

                      • JAKO
                        Kalender Amca
                        • 30 Mart 2009
                        • 561

                        #12
                        İsteyen herkese açık, projeler var. Projesine göre de bütçesi var. Ben bu projeye talibim diyen, sunumunu yaparak, işi alabilir. O şekilde yapıyorlar.
                        Bu sorosçular, bu sivil toplum kuruluşçuları, bu liboşlar, dinciler, dönmeler, dönekler, yanaşmalar, yandaşlar, bu şekilde bir ipin ucuna yapışmışlar, paraya dönüştürmekteler.
                        Yaptıklarının niteliği önemli değil onlara göre, önemli olan, sonuç, o da para.
                        önceden öğrenenler indirimli fiyattan öğrenir,
                        otoriteden öğrenenler özgürlük bedeliyle öğrenir,
                        deneyerek öğrenenler etiket fiyatından öğrenir,
                        hayattan öğrenenler gecikme zammıyla öğrenir,
                        hayattan da öğrenemeyenler boşa gitmiş hayatlarıyla öğrenirler...

                        Yorum

                        • ÇAKAL
                          Ağa'nın Adamı
                          • 27 Haziran 2007
                          • 2545

                          #13
                          Yıllarca yalanlarla büyütülmenin sonucu usta yalancılar ülkesi mi olduk?
                          Men dakka dukka.
                          Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
                          Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)

                          Yorum

                          • oguzt
                            Tecrübeli
                            • 27 Şubat 2009
                            • 427

                            #14
                            bridge Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
                            İnanılası bir hikaye uydurmak lazım,bunlar acemilerce yazılmış.

                            Düşmanlıktan ,kandan beslenenleri aşağılık yaratıklar olarak görüyorum.

                            İğrençliğin bir seviyesi olmalı burdaki hikayenin yok.
                            öyle bir katliamki insanın inanası gelmiyor insan insana bunu yaparmı diyor inananamıyor degilmi yok olmaz diyor degilmi

                            Nutuktan alıntı sayfa 260-261

                            Aldatıcı Söz Vermeler, Ağır İftiralar

                            Efendiler, İstanbuldan gönderilen 19 Şubat 1920 tarihli yazıda, İngiliz Dışişleri Bakanlığı�ndan İstanbuldaki siyasi temsilciliğine gelen ve siyasi temsilcilik tarafından da resmen hükümete yapılan sözlü tebligatta, padişahlık başkentinin Osmanlı Devleti�nde bırakıldığı bildirilmiş; fakat bununla birlikte, Ermeni katliamının durdurulması ve Yunanlılarla bütün İtilaf Devletlerinin kuvvetlerine karşı olan tutumumuzun değiştirilmesi istenmiş; aksi takdirde, barış şartlarının değiştirilmesinin muhtemel bulunduğu da ayrıca ifade edilmiştir denilmekte ve bazı hususlar, özellikle şikayete yol açacak en küçük olaylara bile meydan bırakılmaması tavsiye edilmekteydi.

                            Efendiler, bu sözlü vaadin arkasındaki anlam ve maksat ne olabilirdi? Yunanlıların, Fransızların ve daha başkalarının işgali altında bulunan vatan topraklarından başka, İstanbulun da alınması kararlaştırılmıştı. Ancak, ileri sürülen şarta uyulursa, İstanbulu almaktan vazgeçeriz mi, denilmek isteniyordu Yoksa, Yunanlıların, Fransızların, İtalyanların işgalleri zaten geçicidir, İtilaf Devletleri, yalnız İstanbulu alacaktı, fakat teklif ettikleri şarta uyarsak, onu da bırakacaklardır; anlamı mı çıkarılıyordu

                            Veyahut da Efendiler, İtilaf Devletleri Kuva-yı Milliyenin işgal bölgelerinde, işgal kuvvetlerine karşı kurduğu cepheleri bozdurmaya ve açtığı savaşları, giriştiği hareketleri durdurmaya, İstanbul Hükümetinin gücünün yetmeyeceğini çok iyi anladıklarından, Yunanlılar da dahil olmak üzere, İtilaf Devletlerine karşı yapılan saldırının önlenememiş ve aslı olmayan Ermeni katliamına son verilmemiş olduğu bahanesiyle İstanbulu da mı işgal etmek niyetindeydiler

                            Daha sonraki olaylar, bu son tahminin doğru olduğunu göstermiştir, sanırım. Ne var ki, İstanbul Hükümeti�nin İngiliz temsilciliğinin teklifinden böyle bir anlam çıkarmaya yanaşmamış, aksine ümide kapılmış olduğu görülüyordu.

                            Efendiler, yapılmış olan teklifin ne derece yersiz olduğu hususunda bir fikir verebilmek için, biz de o günlerle ilgili bazı durumları hatırlayalım. Şüphe edilmemek gerekirdi ki, Ermeni katliamı konusundaki sözler, gerçeğe uygun değildi. Aksine, güney bölgelerinde, yabancı kuvvetler tarafından silahlandırılan Ermeniler, gördükleri koruyuculuktan cür�et alarak bulundukları yerlerdeki Müslümanlara saldırmakta idiler. İntikam düşüncesiyle her tarafta insafsız bir şekilde öldürme ve yok etme siyaseti gütmekte idiler. Maraştaki feci olay bu yüzden çıkmıştı. Yabancı kuvvetleri ile birleşen Ermeniler, top ve makineli tüfeklerle Maraş gibi eski bir Müslüman şehrini yerle bir etmişlerdi. Binlerce çaresiz ve suçsuz ana ve çocukları işkenceyle öldürmüşlerdi. Tarihte bir benzeri görülmemiş olan bu vahşeti yapan Ermenilerdi. Müslümanlar yalnız namuslarını ve canlarını korumak için karşı koymuş ve kendilerini savunmuşlardı. Yirmi gün süren Maraş katliamında, Müslümanlarla birlikte şehirde kalan Amerikalıların, bu olay hakkında İstanbuldaki temsilcilerine çektikleri telgraf, bu faciayı yaratanları, yalanlanamayacak bir şekilde ortaya koymakta idi.

                            Adana ili içindeki Müslümanlar, tepeden tırnağa kadar silahlandırılmış olan Ermenilerin süngülerinin baskısı altında her dakika öldürülmek tehlikesi ile karşı karşıya bulunuyorlardı. Canlarının ve bağımsızlarının korunmasından başka bir şey istemeyen Müslümanlara karşı uygulanan bu zulüm ve yok etmek politikası, medeni insanlığın dikkatini çekecek ve onları insafa getirecek nitelikte iken, aksinin yapıldığını iddia ederek ondan vazgeçilmesini isteme gibi bir teklif nasıl ciddi olarak kabul edilebilirdi? (s. 260,261)
                            Bu sitede yer alan grafik ve yorumlar kişisel çalışmalarımdır.Bilgilendirme amacı ile hazırlanmıştır.Yatırım danışmanlığı kapsamında değildir.

                            Yorum

                            Working...
                            X

                            Debug Information