Eger sitemize yaptığınız ilk ziyaretiniz ise, Lütfen öncelikle Yardım kriterlerini okuyunuz. Forumumuzda bilgi alışverişinde bulunabilmeniz için öncelikle Kayıt olmalısınız. Üye olmayanlar forumumuzda hiçbir şekilde aktivite uygulayamaz; Konu açamaz, Mesaj yazamaz, Eklenti indiremez, Özel mesajlasamaz. Forumumuzu tam anlamıyla kullanmak için üye olabilirsiniz...
IMF'nin kredi vermeye karar verdiği ülkelere sunduğu klasik reçete vergilerin arttırılması, kamu harcamalarının azaltılmasıdır.Buna da "daraltıcı mali politika" denir.IMF her ülkenin farklı şartlarının olduğuna bakmaz.Her zaman bu reçeteyi verir.Şimdi Türkiye'nin durumu da farklı.Küresel kriz sonucunda işsizliğin artmaması, talebin de canlı tutulması gerekmekte.Bunun da yolu kamu harcamalarının arttırılması, vergilerde, ssk primlerinde iyileştirmeler yapılarak işverene destek çıkılması,işsizlik sigortası fonunun "işsizlerin" lehine kullanılması gibi önlemler almaktan geçiyor.Bu tarz politikaya da "genişleyici mali" politika denir.Nitekim ABD'de Obama yönetimi de krizin etkilerini azaltmak için yol,köprü yapımı gibi kamusal harcamalara ağırlık verileceğini söyledi. İşte Türkiye'nin açmazı da burada.Türkiye'nin yeterli rezervi olmadığı için ve hükümet krize yönelik hiçbir tedbir almadığı için iş dünyası IMF kontrolü istiyor.Çünkü biliyor ki hükümet bir şekilde kontrol edilmezse kamu kaynaklarını, krizin etkilerini azaltmak için değil seçim rüşveti dağıtmak için kullanacak.(bkz1.Tunceli beyaz eşya yardımı, bkz.2.Zar zor ayakta duran Türkiye Taş Kömürü İşletmesi'nden zorla alınan kömür.bkz3.Mahallelerde dağıtılan ve yandaş işadamlarından toptan alınan erzaklar.) İşte iş dünyasının bu tutumu, hükümetin şöyle dört başı mamur, esnek, kriz etkilerini hem işçiler hem işverenler lehine azaltacak bir planı ortaya koymamasından kaynaklanıyor.
Özetle, IMF'nin sunduğu ahlaksız teklif falan değil.Adam gibi ekonomi yönetimi olmayan tüm ülkelere yaptıkları şeyi yapıyorlar.Bunda şaşılacak bir şey yok.Onların zaten işi bu.İnsanların görmesi gereken ekonomi yönetimindeki insanlar neden zamanında önlem paketi açıklamadı?Neden iş dünyasını,emek dünyasını,memurları v.s yi bir masa etrafına alarak istişare tarzında yapılabilecekleri konuşmadı? Bunları sorgulamalıyız.Hükümet bu krizde halka resmen "ne haliniz varsa görün" dedi.Bunu görmezden gelmemeliyiz.
Bunun yanında Türkiye "kendi yağıyla kavrulma tarzı ekonomi,öz kaynaklarımızla borçsuz kalkınma modeli" vapurunu çoktan kaçırdı.(Bir 50 yıl kadar önce)IMF şartlarını kabul etmediği takdirde kendi yağıyla kavrulmaya mı devam edecek? Türkiye'nin borcu sadece IMF'ye değil unutmayalım.Toplam iç ve dış borcu, cari açığı (cari açığın birkaç aydır düşmesi yanıltmasın onun da başka bir sebebi var:küçülme) tarihsel zirvelere yaklaşmış bir ekonomi kendi yağıyla zaten kavrulamaz.Eğer hükümet kendi yağıyla kavrulma yolunu seçseydi bazı Türklerin yabancı ülkelerdeki "kirli" parasını sorgusuz sualsiz ülkeye sokmaya çalışmazdı.Arap bankalarının peşinden "swap" "swap" diye koşmazdı.Bu cari açık bir şekilde finanse edilmek zorunda.Bunun için ya IMF ya da başka bir dış boyunduruk bir şekilde boynumuza geçirilecek.Fakat BUGÜN ve TARAF gazetelerini okursanız bu boyundurukları görme şansınız olmayabilir.
Eklemek istediğim bir nokta daha var.Krizin ayak sesleri ilk olarak 2007 yılında duyulmaya başlandı.2008 sonbaharda etkilerini iyice arttıracağı ekonomistler tarafından defalarca tekrarlandı.İşte bu aylar yani gündemin ilk sırasının ekonomi olması gerektiği aylarda Türkiye yine türban konusuna dolanmış, partiler ekonomi konusunda koşuşturacaklarına (belki yerel seçimde "hasat" toplamak için) türban konusuna kilitlenmişlerdi.Şimdi sakın bana cevap verirken üstte yazdıklarımı es geçip bu konuyla ilgili yazmayın.Ben sadece önceliklerin yanlış belirlenmesinden şikayetçiyim.Yoksa diğer konu da çözülmesi gereken bir konu tabi.
Genelkurmay Başkanlığı'ndan yapılan açıklamada, 1983 yılında Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin ilköğretim okulları ile lise ve dengi okullarda okutulacak zorunlu dersler arasına alınmasından sonra ortaya çıkan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni ihtiyacının, İlahiyat Fakültesi mezunlarından temin edilerek karşılandığı bildirildi.
Genelkurmay Başkanlığı'nın internet sitesinde yer alan bilgi notunda, son günlerde bazı basın yayın organlarında Türk Silahlı Kuvvetleri'nde (TSK) istihdam edilmek üzere ilahiyat mezunu sözleşmeli subay alınacağına dair haberlerin yer aldığı belirtildi.
TSK'nın subay ve astsubaylarının temel kaynağının, askeri liseler ve astsubay hazırlama okulları olduğuna dikkat çekilen bilgi notunda, bu okulların Milli Eğitim Bakanlığı müfredatına uygun eğitim yapması gerektiği hususunun, 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu esas alınarak hazırlanan, Türk Silahlı Kuvvetleri Orta Öğretim Okulları Yönetmeliği'nde yer aldığı ifade edildi.
Bu okullarda uygulanmakta olan müfredatın, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan Tebliğler Dergisi'nin ilgili bölümlerine göre düzenlendiğinin vurgulandığı bilgi notunda, buna göre, okulların 9, 10, 11 ve 12'nci sınıflarında diğer sivil liselerde olduğu gibi Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin okutulduğu belirtildi. Bilgi notunda şunlar kaydedildi:
''1983 yılında Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin ilköğretim okulları ile lise ve dengi okullarda okutulacak zorunlu dersler arasına alınmasından sonra, ortaya çıkan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni ihtiyacı, İlahiyat Fakültesi mezunlarından temin edilerek karşılanmaktadır.
Halen, TSK'da öğretmen sınıfı ilahiyat branşından çeşitli rütbelerde, 10 subay istihdam edilmektedir. Mevcut öğretmenlerin bir kısmının emeklilik gibi nedenlerle sistemden ayrılması, ayrıca geri kalanların da rütbelerinin yükselmesi, bunun doğal sonucunda emekliliklerinin yaklaşması sebebiyle, ortaya çıkan öğretmen ihtiyacının karşılanması için ihtiyaç duyulan, 3 İlahiyat Fakültesi mezunu sözleşmeli subay temini planlanmıştır.''
24.07.2009 19:26:14
Borsacıların ve borsanın yeni adresi
[url] www.keyborsa.com[/url]
Akay kavşağı krizi, billboardlara taşındı Ankara Büyükşehir Belediyesi ile Çankaya Belediyesi arasında dava konusu olan Akay Kavşağı Planı, bilbortlara taşındı.
Davayı Çankaya Belediyesi'nin kazanmasından dolayı Başkan Melih Gökçek, kararı billboardlar yoluyla halka duyurarak alt geçidin kapatılacağını açıkladı.
Ankara'nın trafiğini rahatlatmak amacıyla yapılan Akay Kavşağı Planı, yargıya takıldı. CHP'li Çankaya Belediyesi'nin müracaatı üzerine Akay Kavşağı Planı, 3. İdare Mahkemesi kararı ile iptal edildi. 31 Temmuz 2009 tarihinde saat 24.00'ten itibaren alt geçitler trafiğe kapatılacak.
Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı Melih Gökçek ise kararı halka billboardlara afiş asarak duyurdu. Şehrin değişik noktalarına afiş asarak CHP'li belediyeyi vatandaşa şikâyet eden Gökçek, halktan da özür diledi. Duraklara ve billboardlara siyah afişler astıran Gökçek, yargı kararını uygulamak zorunda olduklarını vurguladı.
Vatandaşlar ise karara tepkili. Akay Kavşağı Planının trafiği rahatlattığını dile getiren vatandaşlar, Çankaya Belediyesi'nin davranışına bir anlam veremediklerini ifade ediyor. Hem yaya trafiği hem de sürücüler açısından önemli olduğuna dikkat çeken vatandaşlar, alınan karardan vazgeçilmesini istiyor.
Asılan afişlerde şu ifadeler yer aldı: "Çankaya Belediyesi'nin müracaatı üzerine Akay Kavşağı Planı, 3. İdare Mahkemesi kararı ile iptal edildi. 31 Temmuz 2009 tarihinde saat 24.00'ten itibaren alt geçitler trafiğe kapatılacak. Vatandaşlarımızın sıkıntı çekmemesi için 31 Temmuz'dan itibaren kendilerine yeni güzergâhlar belirlemeleri önemle duyururuz. Halkımızın büyük bir mağduriyet içerisine gireceğini biliyoruz. Ancak Çankaya Belediyesi'nin aldırdığı iptal kararını yasal olarak uygulamak zorunda olduğumuz için halkımızdan özür dileriz."
Borsacıların ve borsanın yeni adresi
[url] www.keyborsa.com[/url]
Yorum