dunyaya mi acilmaya karar verdin cakal amca
Dünya Gündemi 2009
Collapse
X
-
WaX Nickli Üyeden Alıntı Mesajı gösterdunyaya mi acilmaya karar verdin cakal amca
ABD'nin raporu: "Ermeniler 2 milyon Müslüman'ı katletti"
Bugünlerde Türk dış politikasında bize göre, çok olumlu gelişmeler yaşanıyor.
Yakın zamanda "ters" tavırlar yaşadığımız komşularımıza Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu şimdiye kadar alışık olmadığımız hoşgörü ve kararlı biçimde barış çubuğu uzatıyor. Para birliği, vizesiz ilişkiler, bölgede ortak tavır ve ortak çıkar gözetme süreci yaşanıyor. Bu anlamda da eskiye dönük bazı dosyalar da açılıyor. Örneğin ABD'nin PKK üst yöneticilerini uyuşturucu trafiğinin üst düzey yöneticisi ilan etmesi gibi. Bir de 30 yıl önce gündeme gelen Ermeniler'in de soykırım yaptığına ilişkin ABD raporu gibi. Bugünlerde bu dosya yine elden ele dolaşıyor. Bilen vardır ama yaş ortalaması 25-30 olanların haberi yoktur. Konu hakkında bu jenerasyonun da bilgi edinmesi gerekir. Hem de Türk-Ermeni ilişkilerinin barış güzelliklerini yaşadığı bu ortamda gereklidir de. Dosyaya bakılınca, ABD eski Başkanı Reagan'ın danışmanı Fein: "Beyaz Saray araştırma yaptı, Ermeniler'in 2 milyon Müslüman Osmanlı'yı katlettiğinin ortaya çıktığı görülüyor. Ermeniler, kendi arşivlerini açmıyor, çünkü bu gerçeğin ortaya çıkmasını istemiyor" diyor.
ABD eski Başkanı Ronald Reagan'ın hukuk danışmanlığını yapan Bruce Fein, sözde Ermeni soykırımı iddialarını değerlendiriyor. Ermeniler'in bu iddialarının son derece asılsız olduğunu belirten Fein, Reagan'ın başkan olduğu 1981'de bu konunun Beyaz Saray tarafından araştırıldığını ve iddiaların asılsız olduğunun belgelendiğini söylüyor. Ermeni soykırımı konusunda Fein'in açıklamaları şöyle devam ediyor: "Osmanlı İmparatorluğu'nun azınlıklara karşı 'müthiş' sayılabilecek bir özen gösterdiği gerçeğini unutmamak gerekir. Azınlıklar, kendi dini özgürlüklerini ve hayatlarını son derece rahat bir şekilde sürdürdü. Ermeni terör çeteleri I. Dünya Savaşı sırasında Fransa ve Rusya ile birlikte Osmanlılar'ı öldürdü. Bu rakamın 2 milyon civarında olduğu bir gerçek. Ermeni kayıplarının ise 500 bin civarında olduğu araştırmalarla kanıtlandı. Burada asıl önemli konu, Ermeniler'in ihanetidir. Osmanlı da kendisini savundu. Özellikle ABD'de yaşayan Ermeniler, soykırım yalanı ile büyük getirim sağlıyor. ABD yönetimi de büyük paralar döndüğü için Ermeniler'i karşısına almak istemiyor. Ermeniler ısrarla kendi arşivlerini açmıyor. Çünkü yıllardır soykırım yalanı ile dönen getirimi kaybetmek istemiyorlar. Arşivler açıldığı anda gerçek ortaya çıkacak."
Tarih gerçekleri saklar ve zamanı gelince de dışa vurur.
Türk-Ermeni ilişkilerinde de bazı odakların karşı çıkmasına rağmen, olumlu gelişmeler, tarihin satır aralarındaki gerçeklerin bilinmesiyle barış, sevgi ve kardeşlik yolunda hızla ilerleyecek. Bu bakımdan dış politikamız, bu ve buna benzer diğer olumlu gelişmelerle "kişilik" bulmaktadır.Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)
Yorum
-
Son Osmanlı mirası yıkılıyor
Mekke'de, Kabe'nin etrafındaki Osmanlı mirası revaklar yıkılıyor. Bin Ladin Şirketler grubu tarafından yürütülen proje kapsamında tavaf alanının genişletilmesi hedefleniyor. Yıkım işlemi Kurban Bayramı'ndan hemen sonra hacılar döner dönmez başlayacak
Son Osmanlı mirası yıkılıyor - 04.11.2009 - Dünya - Yeni Å�afakHerkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)
Yorum
-
Serpil Yılmaz Sobe
ÖZAL, KUZEY IRAK’IN TOKİ’Sİ OLUYOR
12 Kasım Perşembe 2009
Barzani ve Talabani, Saddam döneminde kendilerine yardım eden Cumhurbaşkanı Turgut Özal’a vefa borcunu, oğlu Ahmet Özal’a iş kapılarını açarak ödüyor
Irak Kürdistan Bölge Yönetimi (IKBY) Başkanı Mesud Barzani ve Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani, yanı başımızda yeni bir dünya kurarken, “Paran var mı?” diye sormadan teker teker Türkiye’den yatırımcı davet ediyordu.
İlk örnek 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel döneminde Talabani ile dostlukları kuran gazeteci İlnur Çevik olmuştu.
Bölgeye havaalanları, bakanlıklar, konut siteleri ve altyapı gibi projeleri gerçekleştiren müteahhitlerin başında Kürtlerden çok, MHP’liler ya da Karadenizliler geliyordu.
Kuzey Irak’ın en büyük serveti olan petrol sahaları, yabancı şirketler arasında ilk olarak Türkiye’ye; Çukurova ve Pet Holding’e verildi.
Irak Türkmenlerinden, Erbil doğumlu, YÖK eski Başkanı İhsan Doğramacı gibi, bölgede okullar ve hastaneler açan “Fethullah Gülen Hareketi“ sağlam temeller atıyordu.
Doğramacı’nın yeğeni Sinan Çelebi’nin, IKBY’nin yeni kurulan hükümetinde Ticaret ve Sanayi Bakanı olması rastlantı değildi.
Karar kesindi: Türkiye, Irak’ı Kuzey’den yakalayıp Batı’ya doğru yanaştıracaktı.
Bayan Barzani’yi görmedik
Barzani ve Talabani’nin Türkiye’yi “arkalarına almak“ konusundaki iştahı, merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın oğlu Ahmet Özal’a kadar uzandı.
Saddam döneminde zulüm gören Barzani ve Talabani, Özal’ın kendilerine “kırmızı pasaport“ vermesini ve peşmergelere sınırları açmasını unutmamıştı.
Ahmet Özal “Bundan 4-5 yıl önce Talabani ve Barzani’nin davetiyle Kuzey Irak’a gitmiştim. Bundan bir yıl önce Mesud Barzani bölgede iş yapmam için beni davet etti. Annem ile birlikte Barzani’nin Selahattin’deki ‘Devlet Konukevi’nde 3 gün misafir olduk” diyor.
Özal’a, annesi Semra Özal ile gittikleri Erbil’de “Barzani’in eşi ev sahibi olarak sizi karşıladı mı, kendisini gördünüz mü?“ diye de sordum.
Özal “Hayır“ dedi. Şaşırmadım, zira IKBY topraklarında feodal baskı altında yaşayan Kürt kadınları görünür değil.
“Kürt yönetimi 280 bin konut yapmak istiyor. Bugüne kadar yapılanlar tam da beklentilerini karşılayamamış. Çünkü halk apartmanda oturmaya alışmamış, tek evler tercih ediliyor. Ben de ilk etapta şehir merkezine 10 kilometre mesafede 1000 tane ev yapacağım. Bu sayı 5000’e kadar uzanabilir. Kuzey Irak’ın TOKİ’si olacağız” diyen Ahmet Özal’a petrol sahası da ikram edilmiş.
Özal “Petrol sahası alabilmek için günde 20-30 bin varil petrol çıkaran bir operatörle işe girmek gerekiyor. Pet de, Çukurova da yabancı ortak aldılar. O nedenle biz de yabancı bir operatör arayışını sürdürüyoruz” bilgisini veriyor.
Babam, Cem Uzan ile beni uyardı
Hem Türkiye’nin ilk özel TV kanalı Star ile Kanal 6’nın kurucusu, hem de aynı dönemde babası başbakanlık makamında bulunan Ahmet Özal’a medya-siyaset ilişkisini de sordum, anlattı:
“IMF, Gelir İdaresi Başkanlığı’nın özerkleşmesini talep ediyor ve bu yüzden Türkiye ile anlaşma imzalanamıyor. Medya hancı, siyasetçiler yolcudur. Bir gün babam beni ve ortağım Cem Uzan’ı yanına çağırıp, ‘Beni ekranlarınızda çok gösteriyorsunuz. Bu tutumunuz bana da, size de zarar veriyor. Halk tarafsızlığınıza saygı duymaz’ diye uyardı. Ondan sonra bazen öyle haberler yaptık ki, kabinedeki bakanlarla küstürdük.”
Özal, bugünün dili ile özetleyecek olursak, babasından “Yandaş medya olmayın” nasihatı aldığını vurguluyor.
‘ASKERE 5 SAAT BRİFİNG VERİRDİ’
Tarihi öznel koşullarından soyutlayıp tekrarlamak isteyenlerin bakış açısıyla verilmiş bir hüküm: Özal olsa Başbuğ’u görevden alırdı!
Başbakan Tayyip Erdoğan’ın da olduğu bir toplantıda, bir akademisyenin ortaya attığı “söz konusu rolü” soru cümlesine çevirip, Ahmet Özal’a yöneltiyorum.
Özal, “Necdetler olayı“ ya da “3N hadisesi“ olarak arşivlerde yer eden gelişmeyi şöyle anlatıyor:
“Babam atamayı imzalamadan bastırılan Genelkurmay davetiyesini, terbiyesizlik olarak gördü ve Öztorun’un istifasını istedi, Necip Torumtay’ı Genelkurmay Başkanı yaptı.”
Özal’ın anlatımı ile döneme tanıklık edenlerin aktarımları birbiriyle örtüşüyor. Ancak ortada dönem analizi yapmaya muhtaç bir durum da yok değil.
Öztorun o günlerde istifa gerekçesini “Özal ile aramda laiklik konusunda görüş ayrılığı var” diye açıklamış, ordunun içindeki darbe ateşi de sönmemişti!
12 Eylül’ün ekonomisti
Özal, babasının askerleri “ülkesini seven bir topluluk“ olarak gördüğünün altını çizerek bizi 12 Eylül dönemine götürüyor; “Bülend Ulusu hükümetinde babam başbakan yardımcısı olarak ekonominin yönetimindeydi. Kendisi ‘Ekonomik kararları almadan önce askerlere 5 saat brifing verir, onları ikna ederdim’ demişti” sözlerini aktarıyor.
Elbette, ekonomide liberal dönüşümün temelinin atıldığı “24 Ocak Kararları”, 12 Eylül 1980 rejiminin en belirgin karakteriydi.
Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)
Yorum
-
TPAO, Fizan'da petrol buldu

Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO), Libya'nın Fizan şehrinde petrol keşfinde bulundu.Osmanlı İmparatorluğu döneminde sürgün yeri
olarak bilinen Fizan'da bulunan petrolün, son 10 yıl içerisinde bölgede yapılan aramalardaki en zengin keşif sahası olduğu tahmin ediliyor. TPAO'nun Libya'da yeni bulduğu petrol sahasında günlük 3 bin varil petrol üretilecek. Türkiye Petrolleri, Libya'daki çalışmalarında 3 bin metre derinlikte petrole ulaştı. Günlük 3 bin varil üretim olarak belirlenen kapasiteyle ilgili çalışmalar devam ediyor. Arama sahasındaki kesin rezerv ve üretim araştırmalarla kesinleştirildikten sonra yapılacak. TPAO petrolü, Hindistan'ın milli petrol şirketi OVL ile birlikte ortak buldu. Son yıllarda yurtdışında sondajlara hız veren Türkiye'nin milli petrol şirketi TPAO, Azerbaycan, Kazakistan, Libya başta olmak üzere Irak, Suriye, Türkmenistan gibi birçok ülkede arama-üretim işi yapıyor. Şirket; 40,7 bin varili yurtiçi, 33 bini varili yurtdışı olmak üzere günlük toplam 73,8 bin varil petrol üretiyor.
TPAO, Fizan'da petrol buldu - ZAMAN GAZETESİ [İnternetin İlk Türk Gazetesi]Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)
Yorum
-
Bir bu eksikti.
AB dibe vurdu
Türkiye'nin AB'de yeri olmadığını savunan Belçika Başbakanı Van Rompuy'un AB'nin tepesine, diplomasi tecrübesi olmayan Barones'in de Dışişleri Bakanlığı görevine getirilmesi birlik içinde tepkiye yol açtı. Kızıl Danny, 'AB bu tercihle dibi boyladı' dedi.
Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)
Yorum
-
Fransız bankası müşterilerini uyardı: Yeni çöküşe hazır olun!

23.11.2009

Fransız Societe Generale Bankası, müşterilerine gönderdiği 68 sayfalık raporda 2 yıl içinde yaşanabilecek yeni bir çöküşe karşı altın ve tarımsal ürünlere yatırımı tavsiye etti
FRANSIZ Societe Generale Bankası, müşterilerine gönderdiği 68 sayfalık raporda, ülkelerin içine düştüğü büyük borç yüküne dikkat çekerek, önümüzdeki 2 yıl içinde yeni bir çöküş yaşanabileceği konusunda uyarılarda bulundu. Bankanın Varlık Yönetimi Birimi'nin başında olan Daniel Fermon'un yönetiminde kaleme alınan çarpıcı raporda, "Henüz hiç kimse, küresel bir ekonomik çöküş ihtimalinden kurtulduğumuzu söyleyemez" dendi. Hükümetlerin yeni önlemlere para harcamaması durumunda dahi kamu borcunun milli hasılaya oranının 2 yıl içerisinde İngiltere'de yüzde 150, ABD'de yüzde 125 ve Japonya'da yüzde 270'e çıkacağını öngören Banka, dünyadaki toplam kamu borcunun da 45 trilyon dolara ulaşabileceğini belirtti.
BORSALARDA İKİNCİ DİP
Yüksek kamu borcunun özel sektörün üzerindeki yükümlülükleri ve risklerin kamunun üzerine yüklendiğine dikkat çekti. En kötü senaryosunu düşük büyüme-rekor bütçe açıkları üzerine kuran Societe Generale, hisse senetleri, dolar ve petrolde düşüş, altın ve hammadde fiyatlarında yükseliş öngördü. Banka'nın kötümser senaryosunda hisse senetlerinin yeniden Mart 2009 seviyesine geri çekileceği öngörüldü. Raporda, küresel durgunluğun sürmesi nedeniyle petrol fiyatlarının da 50 dolara kadar inebileceği savunuldu. 2010 ve 2011'de küresel talebin düşük seyredeceği bunun da petrol fiyat artışlarını sınırlayacağını öngören Banka, "Düşük fiyat arzın artmasını da engelleyecek. Bunun net sonucu olarak OPEC'in boş kapasitesi yükselecek ve petrol fiyatları düşüşe geçecek" tahmininde bulundu.
Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)
Yorum
-
Taraflar hazırlanıyorlar...
Amerika ve İsrail'in İran'ın nükleer programını durdurmak için son çare olarak askeri yollara başvuracakları çok güçlü bir ihtimal uzun zamandır ortada.
Her iki ülkenin liderleri bu hususu 'askeri seçenek dahil, her şey söz konusu' diyerek defalarca dile getirdiler zaten.
Bu iki gücün tek tek ya da birlikte İran'ın nükleer tesislerine saldırma ihtimalinin çok güçlü olduğunu İran da pekâla biliyor. Bunun için de saldırılara karşı çoktandır hazırlanıyor.
Nitekim, bu sebepten dolayı İran bugünlerde muhtemel hava saldırılarına karşı geniş çaplı bir askeri tatbikat yapıyor. Geçen pazar başlayan ve adı 'Velayet Semalarının Koruyucuları' olan tatbikat İran silahlı kuvvetleri ile Devrim Muhafızları (Sipah-Pasdaran) kuvvetleri tarafından ortaklaşa yürütülüyor.
Tatbikat beş gün sürecek ve İran'ın kuzeybatısı, batısı, güneyi ve güneybatı bölgelerini kapsayacak. Ana amacı da nükleer tesislerini hedef alacak muhtemel hava saldırılarına karşı İran'ın hava savunmasını kuvvetlendirmek, buna dönük tedbirleri almak olarak özetlenebilir.
Bu amaç İranlı askeri yetkililer tarafından da dile getirilmiş bulunuluyor. İran'ın bir süre önce ihdas ettiği Hava Savunma Komutanlığı Komutanı General Ahmet Migrani bu konuda, '...düşmanlarımızın askeri yeteneklerini iyi biliyoruz. Bununla ilgili verileri analiz edip değerlendirebilecek durumdayız.' derken bu arada Rusya'nın üç yıl önce İran'a sağlamayı taahhüt ettiği, (ancak bugüne kadar bu taahhüdünü bir türlü yerine getirmediği) Rus yapımı S-300 hava savunma sistemlerini zikrederek ' İran ve Rusya'nın ortak çıkarları var. S-300'ler konusunda biz Rusya'nın Siyonistler tarafından etkilenmesini istemiyoruz.. Rusya'nın bu sistemleri bize en kısa zamanda teslim etmesini bekliyoruz' şeklinde konuşarak adeta Rusya'ya sitem etmiş de bulunuyor.
Televizyonlardan bir kısmını izlediğim bu tatbikat esasen İran'ın bu konuda gerçekleştirdiği tatbikatlarının en sonuncusu oluyor. İran bu tatbikatla bilinen ya da bilinmeyen hava savunma tedbirlerini bir kere daha gözden geçirerek muhtemel hava saldırılarına karşı son hazırlıklarını denemiş olacak herhalde.
İran'ı bu tatbikata özel olarak zorlayan ana sebep de herhalde hasımlarının planladıkları hava saldırıları tatbikatları ve İran'ın bunlara karşı uygulayacağı tedbirleri denedikleri çeşitli tatbikatlar olsa gerek. Bu çerçevede, bu ay bu köşede iki defa ele aldığım Juniper Cobra Tatbikatı hemen akla gelen tatbikat mesela. Amerikan Avrupa Komutanlığı, Füze Ajansı ve İsrail kuvvetlerinin ortak yaptıkları bu tatbikatta İran hava savunma sistemleri ile balistik füzelerinin muhtemel bir çatışmadaki performansları, alabilecekleri tedbirler ele alınmış, işin tabiatı gereği tatbikat sonuçları da açıklanmamıştı.
Ayrıca, bu tatbikattan önce İsrail'in kendi başına Akdeniz üzerinde, Yunan sularına yakın bölgelerde ve bazı haberlere göre Cebelitarık Boğazı çevresinde tam kapsamlı, geniş çaplı hava saldırıları provaları yaptığı da yazılmış, söylenmişti. Tabii bunların sonuçları da aynı şekilde açıklanmamıştı.
Bu ve benzeri hava saldırıları provalarına ilaveten İsrail'in saldırılarda kullanmayı planladığı sığınak delici bomba tedarikini artırdığı, bu çerçevede Amerika'ya geçen ağustosta 100 adet kısaca LJDAN denen lazer güdüm donanımları sipariş ettiği haberlerde yer almıştı. Bunlara ilaveten İsrail'in son nesil sığınak delici bombaları kendi imkânlarıyla geliştirdiği de söyleniyor ayrıca. İran'ın bugün yürüttüğü tatbikat, Amerika ve İsrail'in bilinen ve bilinmeyen tatbikatları, geliştirdikleri bombalar ve diğer donanımlar tarafların muhtemel askeri karşılaşmaya karşı hazırlandıklarını açıkça ortaya koyuyor. Taraflar hazırlanıyorlar; ancak biz bu hazırlıkların hazırlık safhasında kalmasını temenni ediyoruz elbette; zira aksi halde bugünden tahmini zor problemlerin çıkacağı, bölgeyi büyük bir ateşin saracağı hemen hemen kesin sayılır.
f.ertan@zaman.com.tr
24 Kasım 2009, SalıHerkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)
Yorum
-
ABD savaş uçakları Yemen'i bombalıyor!
Sessiz sedasız, bölgesel etkileri olacak, belki bazı ülkelerin parçalanmasına yol açabilecek bir savaşımız daha oldu. Irak işgalinden sonra, en yıpratıcı savaş olma ihtimali yüksek. Sadece bölgesel değil, yıllardır burada tartıştığımız; enerji savaşlarından jeopolitik mücadelelere, mezhep çatışmalarından terörle mücadele safsatasına kadar, bildiğimiz her konuyla bağlantılı bir savaş bu. Görünüşte bir aşiretin, topluluğun isyanı ama daha şimdiden çokuluslu müdahale aşamasına geldi bile.
Kısaca, Osmanlı'nın Yemen'de ağır kayıplar vermesinin, ısrar etmesinin sebebi neyse, bugünkü savaşın sebebi de o. Dikkatle okuyalım. Büyük bir güç mücadelesine tanık oluyoruz. Türkiye'nin bu gelişmeye ilgisiz kalması beklenemez.
ABD savaş uçakları Yemen'i bombalıyor! - İbrahim Karagül - 15.12.2009 - Yazarlar - Yeni ŞafakHerkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)
Yorum
-
Kürt Borsası açıldı

HÜSEYİN KAÇAR-Diyarbakır
07.02.2010

Irak'ın kuzeyinde yönetimi elinde bulunduran Kürt Bölgesel yönetimi Erbil Menkul Kıymetler Borsası'nı resmen açtı. Borsa Başkanı Ahmet Abdulrahman Bengin, 10 milyar Irak dinarıyla ekonomi dünyasına adım attıklarını söyleyerek, piyasa oyuncularının yerli firma ve bankalardan oluştuğunu söyledi. Bengin, bir buçuk yıldır borsanın kurulması ve resmi işlemlerin tamamlanması için çalışmalar yürüttüklerini belirterek, "Hükümet, piyasayı desteklemek ve halkın güven duymasını sağlamak için, borsaya yüzde 20 oranla katıldı. Borsaya katılan ve tümü yerli olan firma ve bankaların toplam sermayeleri, 8.1 milyar Irak dinarıdır" dedi. Borsada Zagros Grubu, Korek Telekom, Irak Ortadoğu, Aşur ve Kuzey Bank firmaları yer alıyor.Herkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)
Yorum
-
Almanya Dışişleri Bakanı Guido Westerwelle “Alman vergi verenlerin Yunanistan’a boş çek sunamayacaklarını” söyleyerek, ülkenin AB kaynaklarıyla kullanılması seçeneğini devre dışı bıraktı. Liderlerin açıklamalarındaki belirsizlik, günlerdir sorunun çözümü üzerine konuşan Avrupa ülkelerinin somut plan üzerinde görüş birliğine varamadıklarını gösteriyor.
ÇİN İÅ�İ, YUNAN İÅ�İ PİYASAYI BOZAN 2 KİÅ�İ - Milliyet.com.trHerkes Pinokyo gibi tahtadan insana dönüşme şansı bulamadı,
Kimileri hep odun kaldı...(Goethe)
Yorum
-
Karadeniz'de petrol arama başlıyor
Karadeniz'de petrol ve doğalgaz arayacak olan dünyanın en büyük ikinci petrol arama platformu Leiv Eiriksson, iki aydır demirli bulunduğu Sinop Limanı'ndan ayrılarak sondaj yapacağı bölgeye hareket etti.
Çarşamba 17.02.2010 - 19:50
Türkiye ve Brezilya adına Karadeniz'de petrol arayacak olan dev ultra derin petrol arama platformu Leiv Eiriksson, Sinop'un 90 mil açığındaki ilk sondaj sahasına gitmek üzere bugün akşam saatlerinde Sinop Limanı'ndan ayrıldı. Dev platformda süren hazırlık çalışmalarının tamamlanmasının ardından limanda hareketli saatler yaşandı.
Sıem Danıs adlı yardımcı gemiden son yüklemelerin yapılmasının ardından yapılan anonsla platform personelinin yerini alması istendi. Dev platform, daha sonra saatte 6 mil hızla Sinop Limanı'ndan hareket etti. Platformun Karadeniz'de açacağı ilk sondaj kuyusuna Sinop'tan 15 saatte ulaşacağı tahmin ediliyor. 10 Şubat tarihinde başlaması planlanan sondaj çalışmalarının platformdaki çamur pompasındaki arıza nedeniyle yaklaşık 10 günlük bir aksama yaşandığı belirtiliyor.
Sinop Limanı'nın yaklaşık 2 mil açığında iki aydır demirli bulunan Leiv Eiriksson'da, seyir sırasında gerekli nedenlerle sökülen 4 pervaneden 2'si ile kulenin montaj çalışmaları yapılmıştı. 50 bin ton ağırlığındaki platformun enerji ihtiyacının ise 44 MW gücündeki elektrik motorları ile sağlandığı bildirildi. İstanbul ve Ankara bağlantılı lojistik destekleri Samsun ve İnebolu üzerinden sağlanacak olan platforma, İnebolu'dan deniz yoluyla, Samsun'dan ise hava yoluyla lojistik destek verilecek.
Platformda, aralarında delici, teknisyen, mekaniker, doktor, aşçı ve temizlik görevlisinin de bulunduğu 117 personel görev yapıyor.
TPAO ile Petrobras arasında oluşturulan konsorsiyuma göre günlük masrafı 1 milyon lira civarında olan platform, deniz tabanından yaklaşık 5 bin 500 metre derinlikte çalışacak. 6 ay içinde ilk sonuçlar alınacak. Önceki yıllarda yapılan sismik çalışmalara göre Karadeniz'de 10 milyar ton üretilebilir petrol rezervi bulunduğu tahmin ediliyor. İlk sondaj kuyusundan petrol veya doğalgaz çıkma ihtimalinin ise yüzde 17 olduğu kaydedildi.
Yorum
-
Türkiye'den gaz, petrol ve bor atağı
Türkiye'den gaz, petrol ve bor atağı
Enerji Bakanlığı 2010-2014 stratejik planı açıklandı. Buna göre, yerli kaynaklara elektrik üretimine öncelik verilecek.
Cuma
2015 yılına kadar Türkiye’de çıkartılan petrol ve doğalgaz miktarı 2 katına yükseltilecek. Borda kapasite artırılacak...
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı tarafından hazırlanan, ‘’Enerji Bakanlığı 2010-2014 Stratejik Planı’’nın tanıtımı yapıldı. Planın sunumunu yapan Enerji Bakanlığı Strateji Geliştirme Daire Başkanı Şeref Efe, planda yer alan hedeflerin önemli bir kısmının ‘’meydan okuma’’ olduğunu kaydetti. İşte plandan bazı başlıklar:
RÜZGAR GÜLÜ KATLANACAK
Yapımına başlanan 3 bin 500 MW’lık yerli kömür yakıtlı termik santralları ve 5 bin MW’lık HES’ler 2013 yılı sonuna kadar bitirilecek. l 2014 yılına kadar nükleer santral inşasına başlanacak.
Yerli kömür, petrol ve doğalgaz arama ve üretim faaliyetleri artırılacak. l Yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik enerjisi üretimi içerisindeki payı 2023 yılına kadar en az yüzde 30 olacak. Geçen yıl 802,8 MW olan rüzgar enerjisi kurulu gücü, 2015’te 10 bin MW’ye, 77,2 MW olan jeotermal enerjisi kurulu gücü de 2015 yılına kadar 300 MW’ye çıkarılacak. l 2015’e kadar, Rusya’nın doğalgaz ithalatındaki payı yüzde 50’nin altına indirilecek.
Türkiye’nin 2008 yılı petrol üretimi 19,3 milyon metreküp, dışa bağımlılık yüzde 93. Doğalgaz üretimi ise 1 milyar metreküp, dışa bağımlılık yüzde 97.3. 2015’e kadar, petrol ve doğalgaz üretimi iki katına çıkarılacak.
NABUCCO HIZLANACAK
Irak-Türkiye Ham Petrol Boru Hattı’yla ilgili anlaşma süresi uzatılacak. Nabucco Doğalgaz Boru Hattı Projesi’nde inşaat 2011’de başlanacak.
Ceyhan’ın entegre bir enerji merkezi haline getirilmesi sağlanacak. 2015 yılına kadar, Ceyhan’a gelen petrol miktarı 500 milyon varile çıkarılacak.
2009 yılında 1,3 milyon ton olan bor kimyasalları ve eşdeğeri ürün üretim kapasitesi 2015 yılına kadar 2,8 milyon tona çıkarılacak.
30 MİLYAR DOLARI BULAN ENERJİ GİRDİSİ AZALTILMALI
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, bakanlığın Stratejik Planının en önemli parçasından birinin Cumhuriyetin 100’üncü kuruluş yıldönümü olan 2023’e kadar bütün yerli kaynakları harekete geçirebilmek olduğunu bildirdi. İthalatta 2009 yılında 30 milyar dolarlara ulaşan bir enerjisi girdisi olduğuna dikkati çeken Yıldız, bunun mutlaka azaltılması gerektiğini, bunun için de petrol ve doğalgaz aramalarına dönük faaliyetlerin, ödeneklerin artırılması gerektiğini söyledi.
KAynak: Ajanslar
Yorum
-
Dolar başaşağı ama akaryakıt yine aynı!
Akaryakıt fiyatları doların düşmesine rağmen sabit kalıyor. Akaryakıt dağıtım firmaları yıllardır 3 ileri 1 geri yaparak fiyatları katlayarak ilerliyor. Son günlerde dolar değer kaybetmesine rağmen akaryakıt fiyatları gerilemiyor. Hatta bugün Fuel Oil'e zam geldi.
Petrolün varil fiyatı 84-85 dolar aralığında oynarken petrol kaynaklarına en yakında bulunan ülkemizde akaryakıt fiyatlarında dünya birinciliğini elimizden düşürmüyoruz.
Petrolün fiyatını hep varil hesabıyla öğreniriz. Ancak bir varilin kaç litre aldığını çoğumuz bilmiyoruz. 1 varil petrol=159 litreye denk geliyor. Şu anki ham petrolün litre fiyatını bulmak çok kolay. 1 litre ham petrol= 84/159=0.52 dolara denk geliyor. Yani bu da 0.76 TL. Ancak ülkemizde işlenmiş halde petrol istasyonlarından araçlarımıza aldığımız benzin veya motorin 5 katına satılıyor.
TİCARİ ARAÇLAR ALTERNATİFİ KULLANIYOR
Doların sert düşüşüne rağmen akaryakıt fiyatlarına müdahale edilmemesi garipsenir bir durum oldu. Ülkemizde taşımacılık büyük bir paya sahip. Ancak ticari araç sahipleri akaryakıttan tasarruf etmek için doğayı kirletir hale geldiler. Yakıt tankları mazot yerine 10 numara yağ ile doluyor. 10 numara yağ hem aracın motoruna hem de çevreye oldukça zararlı. 1 kamyonun 100 km'de 22-25 litre arasında yakıt tükettiğini düşünürsek doğu illerinden İstanbul'a mal taşıyan bir kamyonun yaktığı yakıt yaklaşık olarak 1.250 TL oluyor. Ancak aynı yolu 10 numara yağ ile kateden bir kamyon 750 TL'lik bir yakıt masrafıyla hedefine ulaşıyor. (10 numara yağ=1.90 TL)
Yakıt masraflarıyla başa çıkamıyorlar
Taksici esnafı da motorin ve LPG'den şikayetçi. İşlerinin zayıf olduğunu belirten taksici esnafı yakıt ve yedek parçanın pahalılığından yakınıyor. Esnafa akaryakıtın vergi indirimli olarak verilmesini dile getiren taksiciler bu sayede para kazanabileceklerini söylüyorlar. Ayrıca 10 numara yağ yeni nesil otomobillerde kullanılamadığı için motorini en yüksek fiyattan tüketmek zorunda kalıyorlar.
Kaynak: Habertürk
Yorum
Yorum