Yurdum insanindan kesitler/ Beğendiğimiz fıkralar

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • freesky
    Yasaklı
    • 03 Mayıs 2009
    • 112

    #151
    Bunu Yuzyilin Fikrasina Aday Gosteriyorum....

    apruncurtigin Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Hocadan devamlı Windows XP cdsini istiyorlarmış
    Hocada bakmış olacak değil en sonunda
    - Cd yi bardak altlığı yaptım demiş.
    - İyide hocam hiç CD den bardak altlığı olurmu demiş.
    Hoca da
    - Niyetin yoksa vermeye, bardak altlığıda olur demiş.

    Sn apruncurtigin,

    Gercekten de cok super bir fikra yazmissiniz. Tesekkur ederim. Hala yerlerdeyim gulmekten... :081: :081: :081: :081: Bu birkac gun yeter sanirim bize.... Ben de ayni guzellikte bir Nasreddin Hoca fikrasiyla cevap vermek isterim musadeniz olursa....

    Hoca bir gun bastigi dali kesiyormus. Komsusu gormus, hemen mudahele etmis..."Hoca, hoca" demis.. "Bari benden utanmiyorsun, basindaki kavuktan utan..." Hoca bu, hic altta kalir mi..... Hemen cevabi yapistirmis:
    "Ya tutarsa..."



    Tum dostlara hayirli bir hafta diliyorum.

    Slm ile,

    freesky

    Yorum

    • apruncurtigin
      Tecrübeli
      • 13 Mart 2007
      • 613

      #152
      Hoca internetten tanıştığı bir kadın ile evlenir, fakat daha kadının yüzünü görmemiştir

      Ilk gece bir bakar ki kadın çok çirkin.

      Hoca birgün seyahate çıkar ve karısı:
      - MSN listeme kimi ekliyim diye sorar.
      Hocada
      - Beni eklemede kimi eklsesen ekle der....
      Borsacıların ve borsanın yeni adresi
      [url] www.keyborsa.com[/url]

      Yorum

      • Bear_Bull
        Spread Trader
        • 09 Şubat 2009
        • 773

        #153
        Bir uçakta Pilot aniden hostesleri çagırmış ve demiş ki:
        -''Uçak düşmek üzere. tüm yolculara atlamalarını söyleyin.
        Şu anda deniz üzerindeyiz ve denize çok yakın uçuyorum,
        atlarlarsa kurtulma şansları var ama atlamazlarsa herkes ölecek!!!''
        Tabii böyle bir şeyi insanlara yaptırmak çok zor.
        Hosteslerden en akıllısı düşünmüş taşınmış, herkese uygun bir dille anlatılırsa
        uçaktan atlamaları saglanır diye karar vermiş ve ilk olarak Amerikalı kafilenin
        yanına gitmiş:
        -''Sayın yolcularımız; üzerinde bulundugumuz alan Japonların araştırma
        laboratuarlarıyla kaplı. Eger oraya ulaşırsanız tüm Japon teknolojisi sırlarını
        kaparsınız!''
        Bütün Amerikalılar koşarak çıkışa gitmiş ve atlamış;
        Sonra hostes İngilizlere yönelmiş:
        -''Sayın yolcularımız şu anda dünyanın en geniş ve verimli sömürgeleri
        üzerindeyiz;
        eger hemen el koyarsanız sonsuza dek sizin olurlar!''
        Bütün İngilizler hevesle atlamış;
        Sıra Fransızlara gelmiş. Hostes:
        -''Bayanlar baylar, affedersiniz rahatsız ediyorum; fakat rica etsem uçaktan
        atlar mısınız? şimdiden teşekkür ederim'' demiş. Fransızlar:
        -''Tabi, mersi!'' demiş ve sırayla atlamışlar!!
        Hostes bu kez Almanlara yönelmiş:
        -''Atlayın çabuk aşagı!'' diye bagırmış.
        Alman kafile ''heil'' demiş ve atlamış.
        Veee sıra gelmiş Türklereee. Hostes yandan yandan gülümseyerek ve
        koltuga hafif dayanarak şöyle demiş:
        -''Siz var ya.... Buradan hayatta atlayamazsınız!!!!!!''
        Meşhur bir filozofa: - "Servet ayaklarınızın altında olduğu halde neden bu kadar fakirsiniz?" diye sorulduğunda: - "Ona ulaşmak için eğilmek lazım da ondan" demiş. :)

        Yorum

        • Bear_Bull
          Spread Trader
          • 09 Şubat 2009
          • 773

          #154
          Bir Amerikalı, bir İngiliz ve bir Iraklı kahvede oturmuş çay içiyorlarmış..

          Amerikalı çayını bitirince bardagı havaya fırlatmış, silahını çıkarıp bardaga ateş edip parçalamış ve "Bizde bardaklar o kadar ucuzdur ki biz Amerika'da aynı bardakta iki kere çay içmeyiz" demiş.

          İngiliz'de bunun üzerine çayını bitirip bardagı havaya fırlatmış ardından ateş ederek bardagı parçalamış ve "Bizim İngiliz kumsallarında bardak yapacak cam için o kadar çok kumsal vardır ki, aynı bardakta iki kere çay içmeyiz" demiş.

          Bunun üzerine Irak'lı da sogukkanlı bir şekilde çayını bitirmiş ardından bardagı havaya fırlatmış, ardından Amerika'lı ile İngiliz'i öldürmüş..

          Ve

          "Bagdat'da İngiliz ve Amerika'lılardan o kadar çok var ki, biz aynı adamlar ile iki kere çay içmeyiz!" demiş!
          Meşhur bir filozofa: - "Servet ayaklarınızın altında olduğu halde neden bu kadar fakirsiniz?" diye sorulduğunda: - "Ona ulaşmak için eğilmek lazım da ondan" demiş. :)

          Yorum

          • Bear_Bull
            Spread Trader
            • 09 Şubat 2009
            • 773

            #155
            >Tilki ormanda nefes nefese koşuyormuş. Karsısına çıkan kaplumbaga:
            > -'Tilki kardeş ne bu telaş?'
            > -'Ormana maliyeciler gelmiş' demiş tilki.
            > 'şimdi bir bakarlar bende kürk, hanımda kürk, çocuklarda kürk, dünyanın
            > vergisini yazarlar.... '
            > Bunu duyan kaplumbaga telaşla yürümeye başlamış.

            > Onu telaşlı gören leylek:
            > -'Hayrola kaplumbaga kardeş ne bu telaş?' diye sormuş.
            > -'Maliyeciler ormanda' demiş kaplumbaga.
            > 'Bende ev, hanımda ev, çocuklarda ev, yakalanırsak dünya vergi alırlar.'

            > Leylek de hemen uçuşa geçmiş. Agaçların üzerinden gecerken
            > maymun seslenmiş:
            > -'Leylek kardeş, ne iş? Bu ne acele?'
            > -'Vergi memurları herkese ceza yazıyormuş. Bende yazlık, hanımda yazlık,
            > çocuklarda yazlık, vergi borcundan batarız...'

            > Maymun bunu duyar duymaz koşarak agaçtan agaca atlamaya başlamış. Papagan sormuş,
            > Neden ve kimden kaçıyorsun? diye.
            > -''Maliyeciler ormanda' demiş Maymun,
            > 'Benim kıçım açık, hanımın kıçı açık, çocukların kıçı açık… Alacak bir şey
            > bulamayınca bunların ne yapacagı belli olmaz.
            Meşhur bir filozofa: - "Servet ayaklarınızın altında olduğu halde neden bu kadar fakirsiniz?" diye sorulduğunda: - "Ona ulaşmak için eğilmek lazım da ondan" demiş. :)

            Yorum

            • Bear_Bull
              Spread Trader
              • 09 Şubat 2009
              • 773

              #156
              Ünlü diş hekimi Sam ve eşi 50. evlilik yıldönümlerini kutluyorlardı. Sam birden eşine bir soru sordu :

              -"Sevgilim, bu elli yıl içinde beni hiç aldattın mı?"

              -"O da nerden çıktı?" diye sinirlendi eşi, "cevabı ögrenmek istemezsin herhalde" dedi.

              -"İsterim" dedi Sam. "Lütfen anlat."

              -"Madem ögrenmek istiyorsun, evet, seni üç kez aldattım" diye cevap verdi eşi.

              -"Kimlerdi bunlar?" diye sordu Sam.

              -"İlki" diye anlatmaya başladı eşi "hani sen 30 yaşındaydın ve kendi klinigini kurmak istiyordun da hiçbir banka sana kredi açmıyordu. Sonra bir banka müdürü eve geldi; hiçbir şey sormadan tüm kagıtları imzaladı ve sen en modern aletlerle klinigini açabildin..."

              -"Canım benim. Benim için kendini feda ettin demek. Benim sevgili karıcıgım" dedi Sam. "Peki ikincisi?"

              -" Hani 50 yaşında kalp krizi geçirmiştin ya, kritik bir by-pass ameliyatı olman gerekiyordu, hiçbir doktor o cesareti gösteremiyordu. Her an ölebilirdin. Dr. Halery onca yoldan kalktı geldi, ameliyatını yaptı. Sen hayata döndün" dedi eşi.

              -"Ah benim sevgili karım. Hayatımı kurtarmak için kendini bir kez daha feda ettin, öyle mi? Peki üçüncü aldatışın?"

              -"Hatırlıyor musun, yıllar önce diş hekimleri odası başkanı olmak istemiştin de 247 oy eksikti..
              Meşhur bir filozofa: - "Servet ayaklarınızın altında olduğu halde neden bu kadar fakirsiniz?" diye sorulduğunda: - "Ona ulaşmak için eğilmek lazım da ondan" demiş. :)

              Yorum

              • kemal erdem
                Aktif
                • 15 Mayıs 2009
                • 224

                #157
                Doğu illerindeki bir ağanın en büyük zevki, kar
                üzerine çişiyle
                imzasını atmakmış.
                Bu nedenle kar yağmaya başladığı andan itibaren köyde
                hayvanlar dahil hiç kimse sokağa
                çıkamazmış.
                Kar biraz kalınlaşınca, ağa sırtına kürkünü giyer
                ve köy meydanına gelirmiş.
                Yanında da en yakın yardımcısı Haso.
                Ağa sırtını köye doğru döner sonra sorarmış:
                -'Ula Hasso, ahali bakiy mi?'
                Hasso cevap verirmiş:
                -'Evet ağam, hepisi de bir olmuş, pencerelerden
                bakir.'
                Ağa çisiyle karın üzerine imzasını atarmış ' Abdullah
                CİZRELİOĞLU '.
                Sonrada bir nokta koyarmış ve sorarmış:
                -'Hala bakirler mi?'
                -'He ağam, hem bakirler hem de çılgın gibim
                alkışlirler.'
                Her sene ayni tören sürermiş.
                Aradan 7 yıl geçmiş.
                Ağa yine, kar tuttuktan sonra, çıkmış köy meydanına.
                Sormuş Hasso'ya:
                -'Ahali bakir mi?'
                -'He ağam, bakirler, köpekler, kediler bile camdadır.'
                Ağa 'Abdullah' diye adını, arkasından ' CİZRELİOĞLU '
                diye soyadını
                yazmaya başlamış ki;
                Kala kalmış, çünkü yaş gereği prostat.
                Halka rezil olmak var. Alçak sesle Hasso'ya sormuş:
                -'Bakirler mi?'
                -'He ağam, bakirler de, sen ne diye durdin öyle?'
                Ağa çaresiz:
                -'Ula gel yanıma, arkanı dön ahaliye, tamamla şunu.'
                diye emretmis.
                Hasso bir an durmuş, sonra çişini yapmaya hazırlanmış
                ve ağanın
                kulağına eğilip :
                -'Ağam' demiş, 'Kırk yıldır kafama vurdin, salak
                dedin, sırtıma vurdin
                aptal dedin.
                Ha bu kulun okumayi yazmayi sökemedi ki,
                ucuni tut da yazının devamını sen yaz.'

                ANAFIKIR; BİRLİKTE ÇALIŞTIKLARINIZI EĞİTMEZSENİZ
                .... TUTACAĞINIZ GÜN YAKINDIR
                Ilim ilim bilmektir. ilim kendin bilmektir.
                Sen kendini bilmezsen, ya nice okumaktir.
                Yunus Emre der hoca, gerekse var bin hacca.
                Hepisinden iyice, bir gonule girmektir.
                Yunus Emre

                Yorum

                • kemal erdem
                  Aktif
                  • 15 Mayıs 2009
                  • 224

                  #158
                  Doktor çok çocuktan şikayet eden koyluye, kullanımı göstermeden

                  prezervatif tavsiye etmiş..Zavallı adamcagiz da yutulur bir şey sanmış..

                  Bir zaman sonra adam doktora gelmiş ve şikayet etmiş verdiği ilacı:

                  - Valla doktor demiş, ben bu işten birşey anlamadım. Ossuruyorum balon oluyor,

                  sıçıyorum sucuk oluyor, o isi yapıyorum çocuk oluyor
                  Ilim ilim bilmektir. ilim kendin bilmektir.
                  Sen kendini bilmezsen, ya nice okumaktir.
                  Yunus Emre der hoca, gerekse var bin hacca.
                  Hepisinden iyice, bir gonule girmektir.
                  Yunus Emre

                  Yorum

                  • kemal erdem
                    Aktif
                    • 15 Mayıs 2009
                    • 224

                    #159
                    Otomobil kazasında ölen yaşlı çift doğru cennete gönderilirken görevli
                    anlatmaya baslar:
                    "bu denize bakan villa sizin.
                    Yanında tenis kortu, yüzme havuzu ve golf parkuru var.
                    İstediğiniz herhangi bir şey için su düğmeye basmanız yeterli.. Cennet
                    görevlileri derhal takdim edecekler.."

                    Görevli ayrılınca, adam karisini azarlamaya baslar..
                    "Allah seni kahretsin Vildan, hep senin hatan.."
                    "Nasıl yani bey ?"
                    "O Allah'ın belası yürüyüş programların, vitamin hapların, yulaf
                    çorbaların, içki, sigara yasaklamaların olmasa buraya yıllar önce
                    gelecektik.. "
                    Ilim ilim bilmektir. ilim kendin bilmektir.
                    Sen kendini bilmezsen, ya nice okumaktir.
                    Yunus Emre der hoca, gerekse var bin hacca.
                    Hepisinden iyice, bir gonule girmektir.
                    Yunus Emre

                    Yorum

                    • apruncurtigin
                      Tecrübeli
                      • 13 Mart 2007
                      • 613

                      #160
                      Görme engelli 'yangın gözetleyicisi'nin hikayesi
                      Antalya'da orman gözcülüğü yaptırılan görme engelli Ufuk Sütçüoğlu hakkında basına beyanat verdiği gerekçesiyle soruşturma başlatıldı.

                      Antalya'nın Finike ilçesinde orman gözetlemeciliği yaptırılan görme engelli Ufuk Sütçüoğlu'nun haberinin Habertürk'te yer almasının ardından Sütçüoğlu hakkında soruşturma başlatıldı. Antalya Orman Bölge Müdürlüğü, basına beyanat verdiği için Sütçüoğlu'nun savunmasını istedi. Müdürlük, haberden sonra ayrıca Sütçüoğlu'nun yanında bir kişi daha görevlendirdi.
                      HAKSIZLIĞA UĞRADIM
                      Gözleri yüzde 90 oranında görmeyen ve işe 11 yaşındaki oğlu tarafından getirilip götürülen Ufuk Sütçüoğlu, hem mağdur olduğunu hem de haksızlığa uğradığını öne sürdü. Suç işlemediğini, sadece mağduriyetinin giderilmesini istediğini anlatan Sütçüoğlu, "Gece çalıştığım yerde herkes uyuduğu için çıkabilecek bir yangını haber veremeyeceğimi, bu nedenle gündüze geçmek istediğimi söyledim. Onlar ise hakkımda soruşturma açtı" dedi.
                      ÖZÜRLÜ KONTENJANINDAN GİRDİ
                      Orman Genel Müdürlüğü'nde 12 yıl önce özürlü kontenjanından makine yağcısı kadrosuyla başlayan Sütçüoğlu, yüzde 90 görme özrü nedeniyle görevi yürütemeyince telsiz operatörü olarak görevlendirilmişti. Geçtiğimiz yıl evinden 50 kilometre uzaklıktaki yangın deposunda görevlendirilen evli ve 1 çocuk babası Sütçüoğlu, 3 ay önce de Karaçam Orman Deposu'na gönderilmişti.
                      İŞE OĞLU GETİRİP GÖTÜRÜYOR
                      Halen Karaçam Orman Deposu'nda çalışan Sütçüoğlu, her gece 00.00 ile sabah 07.00 saatleri arasında 20 hektarlık ormanda yangın olup olmadığını kontrol ediyor, her saat başı da telsiz anonsuyla merkeze rapor veriyordu. Bir metre önünü dahi göremeyen Sütçüoğlu'nu işe ise 11 yaşındaki oğlu getirip götürüyordu.

                      Soner ÖZCAN-Bülent TATOĞULLARI/ ANTALYA (Habertürk)
                      Borsacıların ve borsanın yeni adresi
                      [url] www.keyborsa.com[/url]

                      Yorum

                      • kemal erdem
                        Aktif
                        • 15 Mayıs 2009
                        • 224

                        #161
                        Atlantik seferini yapmakta olan bir yolcu uçağı havada şiddetli bir fırtınaya yakalanır. Şiddetli yağmur, gökgürültüsü ve şimşekler derken uçak dengesini kaybetmeye başlar. Yolcular feryat etmektedir.

                        Herkes artık uçağın düşmek üzere olduğundan ve son dakikalarını yaşadıklarından emindir.Uçak bir kez daha sarsılırken arka sıralardan bir kadın ayağa fırlar ve bağırır:

                        -"Artık dayanamayacağım. Burada oturup koltuğa bağlı şekilde, bir hayvan gibi ölmeyi bekleyemem.Öleceksem, bari kadınlığımı hissederek öleyim. Aranızda bana kadınlığımı son bir kez tattıracak bir erkek var mı?"

                        Ön sıralardan bir el kalkar ve kadın ele doğru yürür.Kadın yaklaşırken, adam da üstündeki gömleği çıkarır.Fırtınadan gidip gelen ışık aralarında kadın,erkeğin kaslı,üçgen vücudunu seçer. Sonra erkek ayağa kalkar ve kadının tam önünde durur ve:

                        -"Ölmeden önce sana kadınlığını ben tattırabilirim.Hala istiyor musun?" der.Kadın bir erkeğin vücuduna, bir gözlerinin içine bakar ve hevesle:

                        -"Evet, istiyorum" diye cevap verir.Bunun üzerine erkek elindeki gömleği kadına uzatır ve

                        şöyle der: -"Pekala, öyleyse şunu ütüle bakalım!"
                        Ilim ilim bilmektir. ilim kendin bilmektir.
                        Sen kendini bilmezsen, ya nice okumaktir.
                        Yunus Emre der hoca, gerekse var bin hacca.
                        Hepisinden iyice, bir gonule girmektir.
                        Yunus Emre

                        Yorum

                        • kemal erdem
                          Aktif
                          • 15 Mayıs 2009
                          • 224

                          #162
                          İki arkadaş her pazar golf oynarlar. Bir Pazar gene golf oynamaya hazırlanırken bir adam gelir ve onlara katılmak istediğini söyler.
                          Elemanlar bir birine baktiktan sonra adamin teklifini kabul ederler.
                          Oyun ilerler ve elemanlar adama ne iş yaptığını sorarlar.
                          Adam: 'Öğrenmek istemezsiniz. Ben tetikciyim. Tüfek golf çantasında. Nereye gitsem onu yanımda taşırım. İstersen bir göz at'
                          Biraz beklemedensonra biri cesaretini toplayıp çantaya bakar. Gercektende orada büyük bir dürbünü olan tüfek vardır. Eleman heyecanlanır ve:
                          'Vaay! Suna bak. Eminim ki bu dürbünle buradan bizim evi görebilirim.' der
                          Bir iki saniye baktiktan sonra : 'Evvet!
                          Görebiliyorum! Hatta pencereden yatak odasını bile görebiliyorum. İşte karım ...
                          Dur bir dakika, çıplak! Yanında da kapı komsum var, o da çıplak! '
                          Bu adamı bir anda yıkar ve düşünmeden tetikçiye dönüp:
                          ' Bir atış için kaç para istiyorsun ?' der. Tetikci: 'Her tetigi çekişim için 500 milyon.'
                          Eleman: '500 milyon !!??
                          Cok para ama tamam. Senden iki atış istiyorum. Birincisi karımın ağzına, çok dırdırlanıyor ve dayanamıyorum buna.
                          İkincisi ise komşumun penisine, güzel bir ders alsın!'
                          Tetikçi kabul eder, tufegi kaldirip evi nisanlar ve beklemeye başlar. 5 dakikalık bir beklemeden sonra dayanamayıp neden ateş etmediğini sorar.
                          Tetikçi: 'Biraz daha bekle.. İşi tek kurşunda halletmek üzereyim.
                          Seni sevdim bu işi sana 500 milyona halledicem
                          Ilim ilim bilmektir. ilim kendin bilmektir.
                          Sen kendini bilmezsen, ya nice okumaktir.
                          Yunus Emre der hoca, gerekse var bin hacca.
                          Hepisinden iyice, bir gonule girmektir.
                          Yunus Emre

                          Yorum

                          • kemal erdem
                            Aktif
                            • 15 Mayıs 2009
                            • 224

                            #163

                            10 senedir çocuğu olmayan bir adam uzun bir iş seyahatine çıkmış döndüğünde bir bakmış ki karısının kucağında bir bebek, hemde zenci. karısına durumu izah etmesini söylemiş.

                            Karısıda: ''kocacığım sen seyahate gitmeden önce senden hamile kalmışım ve çocuk doğduğunda sütten kesildim ve bende zenci bir sütanne buldum, çocucuğun sütaanesi zenci olduğu için çocukta zenci oldu''demiş.

                            Adamda şaşkın bir şekilde ''ben gidip anneme danışayım demiş ve durumu annesine anlatmış.

                            Anneside; '' olur tabii oğlum, sen doğduğunda da ben sütten kesilmiştim, seni ineğe emzirmiştim, bak boynuzların yeni yeni çıkmaya başlamış'
                            demiş..
                            Ilim ilim bilmektir. ilim kendin bilmektir.
                            Sen kendini bilmezsen, ya nice okumaktir.
                            Yunus Emre der hoca, gerekse var bin hacca.
                            Hepisinden iyice, bir gonule girmektir.
                            Yunus Emre

                            Yorum

                            • kemal erdem
                              Aktif
                              • 15 Mayıs 2009
                              • 224

                              #164
                              BaŞka kİmse yoh mİİİİ???




                              Maho ağa, dağ, bayır gezerken bastığı yere dikkat etmez ve Uçurumdan
                              yuvarlanmaya başlar. çizgi filmlerdeki gibi, uçurumun yarısında bir ağaç
                              parçasına zor tutunur. Kendine gelince var gücü ile seslenir;
                              - Ula yoharida kimse yoh miiiii?.....

                              Sadece sesi yankılanmaktadır. Aradan biraz zaman geçer.
                              Bir gayret daha;
                              - Ula.. sen kimsin?
                              - Ula yoharida kimse yoh miiiii?....
                              Hiç ses soluk yoktur. Epey zaman geçer. Hava kararmaya, tutunduğu dal
                              çatırdamaya başlamıştır. Zaten kolunda da mecal kalmamıştır. Son bir
                              gayretle ve bağırmaktan kısılmış olan sesi ile:

                              - Ula, ula yoharida kimse yoh miiii?.....
                              Derken, nereden geldiği belli olmayan,içinden mi,dışından mı bir ses duyar;
                              -Ben varım!...
                              Gözleri parlamış ve azıcık can gelmiştir Maho ağaya;
                              Ben seni yaratan Allah'ınım.
                              -Bana bir çare Allahım, ne olur!

                              Allah;
                              - Saatlerdir orada sabırla ve isyan etmeden bekledin ey kulum. Bu sabrının
                              mükafatı olarak senin bütün günahlarını affettim. Bırak elini ve gel cennetime!
                              Maho Ağa azıcık düşünür;

                              -Ula.. başka kimse yoh miiiiiii?...
                              Ilim ilim bilmektir. ilim kendin bilmektir.
                              Sen kendini bilmezsen, ya nice okumaktir.
                              Yunus Emre der hoca, gerekse var bin hacca.
                              Hepisinden iyice, bir gonule girmektir.
                              Yunus Emre

                              Yorum

                              • FNT
                                KARAKARTAL
                                • 29 Mart 2008
                                • 4754

                                #165
                                EVLİLİĞİN İLK HAFTASI

                                Damat: Ah! Nihayet rüya gerçek oluyor!
                                Gelin: Senden ayrılmamı ister misin?
                                Damat: Hayır! Bu lafı bir daha asla söyleme!
                                Gelin: Sen.. Bana aşık mısın?
                                Damat: Tabii ki.
                                Gelin: Beni terketmeyi düşünür müsün?
                                Damat: Tabii ki hayır.
                                Gelin: Peki bana bir öpücük verir misin?
                                Damat: Evet hem yüzüne hem gözüne.
                                Gelin: Peki bana bir gün vuracak mısın?
                                Damat: Asla! Ben o tür erkeklerden değilim.
                                Gelin: Sana güvenebilir miyim?
                                Damat: Evet.
                                Gelin: AŞKIM.




                                Ve aradan 7 sene geçer.
                                Şimdi yazıyı Aşağıdan yukarıya dogru bir kez daha okuyun...

                                Yorum

                                Working...
                                X

                                Debug Information