Sayfa 1 Toplam 2 Sayfadan 12 SonuncuSonuncu
Toplam 20 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 10 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: Komplo teorileri 2007+Simurg+

  1. #1
    Üyelik tarihi
    10.Mart.2007
    Yaş
    44
    Mesajlar
    9,248
    Teşekkür / Beğeni

    Standart Komplo teorileri 2007+Simurg+

    Küresel Isınma Tuzağı

    Raci Durcan - www.kriter.org
    Sabah kalktığımda ilk yaptığım iş pencereden dışarı bakıp ne kadar kar yağdığını gözlemek oluyor. Bununla da yetinmiyor, şehirlerası telefon görüşmelerinde muhatabıma havanın yağışlı olup olmadığını sorma ihtiyacı hissediyorum. Hemen herkes durumdan memnuniyetsizlik izhar ediyor, eski kışların kalmadığından yakınıyor. Susuzluk ve kıtlıkla karşı karşıya kalmak fikri hepimizin zihnine yerleşdi.

    İklimlerin değiştiği ve bundan en fazla Kuzey Amerika'nın etkileneceğini bundan iki yıl önce öğrenmiştim.

    Daha önce yazan olmuş mudur bilmiyorum ancak, ben Akşam Gazetesi yazarlarından Serdar Turgut'tan öğrenmiştim. Amerika'nın Ortadağuyu işgal nedenini açıklamak için yazmıştı.

    Herkes petrol için ABD'nin Ortadoğuya geldiğini düşünürken, Kuzey Amerika'nın ikliminin değişerek buz tutarak yaşanmaz hale geleceğini; bu nedenle ABD nin başka yerleşim bölgeleri aradığını öğrenmek benim açımdan ilgi çekici olmuştu.

    Amerika'nın petrol kaynaklarına sahip olmak amacıyla bölgeye geldiğini söyleyenlerden daha mantıklı bir izah tarzıydı.

    Kuzey Buz Denizindeki buz kütlelerinin eriyerek Gulfstream akıntısına yol açtığını ve bunun da Amerika kıtası ikliminde ne kadar önemli rol oynadığını öğrenmiş oldum.

    Ardından vizyona giren The Day after Tomorrow ‘Yarından Sonra' adlı film olayın üzerine tuz biber ekti.

    ABD, iklim değişiminin ardından kabaran okyanusun altında kalarak yok olacağını bu filmle Dünya'ya ilan etmiş oluyordu. Dünya'yı ateşe boğan ve insani hiçbir gücün diş geçiremediği ülkenin böyle bir doğal afetle tarihten silinmesi bana da ilahi adalete uygun göründü.

    Konuya dikkat veren ilk kişilerden olduğumu sanıyorum. Bu mevzuyla ilgili çevremdekilerle konuştuğumda kimsenin üzerinde edeceği iki kelime dahi çıkmazdı. Aradan geçen iki sene gibi kısa bir süre zarfında iklimlerin değişerek büyük bir kuraklık ve şiddetli doğal afetler yaşanacağını, buna da otomobillerin yaktığı petrolün neden olduğunu bilmeyen kalmadı.

    Şimdi sokaktan geçen her on kişiden dokuzu sorduğunuzda, size bu yönde bilgi verecektir. Önlem alınmadığı takdirde insanlığı büyük bir felaketin beklediğini söyleyeceklerdir. Eh! insanlığı tehdit eden bir tehlike olur da Amerika durur mu?

    Tabii ki gözler ona çevrilecek, onun bir adım atarak dünyayı kurtarması istenecektir.
    TV de klasik filmler gösteren bir kanalda izlediğim ve Rus yapımı olduğunu öğrendiğim Ramses adlı filmden çok etkilendim.

    Mısır tahtına geçen genç Ramses'e piramitlerin gizli odasına saklanmış Mısır hazinesinin yeri usulen gösterilir. Yeni kral Ramses, bu hazinelerin ancak acil durumda kullanılabileceğini öğrenir. Ne zaman, hangi durumda kullanılabileceğine sadece rahipler karar vermektedir.

    Gün gelip Mısır kıtlıkla karşı karşıya geldiğinde Ramses halkını korumak için bu hazineyi kullanmak ister. Fakat rahipleri ikna edemez..

    Ramses'in hazineyi gizlice piramitten dışarı çıkarmak için görevlendirdiği kişiler suikaste uğrar. Böylece aralarındaki çatışma günyüzüne çıkar.

    Ramses, rahipleri halkına şikayet eder. Halk rahipler alayhine ayaklanır, tapınağın önünde toplanır. Birazdan öfke halindeki halk kapıları kıracak ve belki de rahipleri linç edecektir. Kralın ordusu ve en güvendiği komutanları da oradadır.

    Nihayet baş rahip yüksekçe bir yere çıkarak halka konuşma yapar. Halkın derhal tövbe ederek kendilerine bağlılıklarını ilan etmesini; aksi taktirde güneşin ışığını ebediyen söndüreceğini ilan eder.

    Krala bağlı komutan buna inanılmamasını ister. Halk halen krallarının arkasındadır.

    Bunun üzerine rahip ellerini kaldırıp dua etmeye başlar. Bir müddet sonra Güneşin parlak ışıkları sönmüş, gündüz vakti dünya geceye dönmüştür. Halk dehşet içinde secdeye kapanır, rahiplerinden özür diler, tevbe ederler. Başr Rahip lütfen kabul eder ve tekrar dileğini Tanri Ra'ya ileterek Güneşin eskisi gibi parlak ışıklarını yeryüzünden esirgememesini sağlar.

    Şimdi halk rahibin arkasında ve kralın karşısındadır. Ve Ramses böylece iktidarın gerçek sahiplerine yenilir.

    Rahiplerin bu zekice oyunlarıyle kralı altetmeleri dikkat çekicidir. Bizde eski insanların birşey bilmez, ota, ite tapan cahiller olduğuna dair genel bir kanaat vardır. Bunun da etkisyle rahiplerin bu kadar kurnazca toplumu yönlendirebilmeleri hayli tuhafıma gitmişti.

    Gerek Mısır, gerek yüksek uygarlık kurmuş diğer kadim medeniyetlerde Gök bilimleriyle din adamlarının niçin bu kadar yakından ilgilendiklerini şimdi anlamıştım. Binlerce yıldır izledikleri ve çetelesini tuttukları güneş tutalmasının zamanını bilmek hayati bir zafer kazandırmıştı.

    Bu türden bahisler Kuranda da hikaye edilir.

    Hz. Yusuf'un tabir ettiği bir rüya, yedi bolluk yılından sonra yedi kıtlık yılının geleceğine işaret kabul edilerek tedbir alınmış, Mısır bu zor yılları kolayca atlatmıştır.

    Bilgi her zaman güçtür.

    Günümüzde de bilgi sahipleri Dünyamızı istedikleri gibi şekillendirmiyorlar mı? Rahiplerin binlerce yıldır gözledikleri ve çetelesini tuttukları göksel olaylara dair bilgi, zamanında kullanılınca semeresini vermişti. Bu gelenek batıda Rönasans dönemine kadar sürdü.

    Ancak bundan sonradır ki, din adamlarının bilgilerinin kadük kaldığı, dünyayı açıklamaya yetmediği anlaşıldı. Böylece bilim adamları, din adamlarının sultasını yıktılar. Şimdi dünyada bilim adamlarının egemenliği söz konusudur.

  2. #2
    Üyelik tarihi
    10.Mart.2007
    Yaş
    44
    Mesajlar
    9,248
    Teşekkür / Beğeni

    Standart

    DEVAMI....

    Peki rahiplerin yaptığını bilim adamları yapmazlar mı?

    Büyük teleskoplarla izledikleri göklerden edindikleri bilgiyi sadece insanlığın yararına mı kullanırlar?

    Bu bilgileri manupule ederek çıkar sağlamayı hiç mi düşünmezler?

    Tarih tekerrürden ibarettir diyen bilgeler elbette bunu bizatihi kavrayarak söylemişlerdir.

    Tarih, tekrar eden olaylar silsilesidir. İnsanlığın hafızasına bir şey yazılıyor, aradan geçen zamanla unutuluyor ve aynı şeyleri yeniden öğrenmesi gerekiyor. Böyle olmasaydı herhalde insanlığa sedece bir defa peygamber gelmesi yeterdi. Böylece tek seferde doğruyu öğrenir ve bir daha yanlışa düşmezdi. Ancak görüldüğü gibi sürekli uyarılması ve hatırlatılması gerekiyor. İnsanın özelliği bu!

    Petrol ürünlerinin Dünyanın geleceğini tehdit ettiğini bilmeyen kalmadığına ve bundan ençok Kuzey Amerika'nın etkileneceğini öğrendiğimize göre, bizi bekleyen şeyin ne olduğunu artık kestirebilirsiniz. ABD hem kendi geleceğini, hem de Dünya'nın geleceğinin mahvolmasına izin vermeyecektir. Petrolün yerini alacak yeni bir enerji kaynağını kullanımımıza sunacaktır. Biz de şükranla bağlanacağız kendisine.

    Petrol kullanmaya devam edenlere de Dünya'nın geleceğini tehdit ettikleri için nefretle bakacağız.

    Fakat hiçbir yeni teknoloji, sadece insanların tercihinden dolayı eskisinin yerini almaz. Her yeniliğin avantajı yanında birçok dezavantajı vardır. Ayrıca her yenilik birçok eksikliği beraberinde taşır. Mükemmel hale gelene kadar bir evrimden geçmesi gereklidir.

    Günümüzde kendisinden vazgeçemediğimiz otomobil, ilk bulunduğunda bir zengin oyuncağıydı. İlk uçurulan uçak havada sadece 37 sn. kalabilmişti. Bunlar başarılı sayılabilecek ve tutunmuş icatlardır.

    Tutunamayan, kabul görmeyip terkedilen birçok yaralı yenilik de mevcuttur. Yeni enerji kaynağını insanların heyacanla bağırlarına basmayacaklarını, tarihi dikkatle izleyenler bilmektedir.

    Onun kabulü için bu altyapı hazırlanmaktadır. Otomobil ve uçakla bizlere konforlu seyahat sağlayan petrol pek yakında kendisinden nefret edilen bir nesneye dönüştürülecektir.

    Üstelik ABD ve Avrupa alternatif enerji kaynakları üzerine dünyayı yeterince cesaretlendirmiş, teşvik etmiştir. O halde petrol yerine ikame edilecek Hidrojen için kimse söz söyleme hakkına sahip olmayacaktır. Pahalı hidrojen enerjisini kullanmak istemeyenler, bunun yerine ucuzlaşan ve önemini yitiren petrole devam etmek isteyenler, Dünyanın geleceğini karartmak isteyen hainler olarak lanse edilip cezalandırılacaklardır.

    Ucuzlayan petrol, yüksek vergi cezalarıyla pahalılaştırılacak ve enerjideki dönüşüm gerçekleştirilecektir. Yeni enerjinin patronu ABD, zenginliğini ve egemenliğini sürdürecektir.


    Anlattıklarımı komplocu bir yaklaşım olarak değerlendirip ciddiye almayanlar elbette çıkacaktır.

    Peki tarihte iklimler ilk defa mı değişmektedir?

    Bugün Karadeniz'in bir zamanlar Malatya'ya kadar uzandığına dair elimizde yabana atılmayacak deliller mevcuttur. Sadece Karadeniz'de yaşadığı bilinen bazı canlı fosillerine Malatya'da rastlanması üzerine bu yorum yapılmaktadır. Konya ovasında yapılan kazılarda deniz kumuna rastlanmaktadır. Demek bir zamanlar Konya'da deniz varmış. Ayrıca buzlar altındaki Sibirya'da rastlanan bazı canlı fosillerinden bir zamanlar buraya ılınan bir iklimin hakim olduğuna dair kanaat hasıl olmaktadır.

    Atalarımız Oğuzların, Ortaasya'yı görülmedik bir kuraklık üzerine terk ettiği herkes tarafından kabul gören tarihi bir yorumdur. İnsanlık Nuh tufanını yaşamıştır. O zaman da mı petrolün kullanımından dolayı sera etkisi oluşmuş, Dünyamız ısınmış ve denizler taşmışdı?

    Verdiğim örnekler, konunun manuple edilmek istendiğine dair ikna edici olmuştur sanırım. Birileri bizim petrol yüzünden Dünyanın ısınarak felakete gittiğine inanmamızı istemektedir. Bunda iyi niyetli değillerdir. Zaten ısındığı bilinen Dünyadaki iklim değişikliği bilgisini kendi kar hanelerine kaydetmek istemektedirler.

    Dünya genç bir gezegendir.

    İlk oluşumunda yüzeyinin buzlarla kaplı ve tamamen su olduğu, bilimadamları tarafından kabul gören bir teoridir. Sonra ısınarak üzerinde canlıların yaşayabileceği bir ortam oluşmuştur. Ve halen ısınmaya devam etmektedir.

    Yani Dünya, petrol kullanmasak da ısınmaya devam edecektir. Bunun insanlık adına olumlu tarafı daha çoktur. Bildiğiniz yağış sistemi tüm canlılar için hayati ehemmiyettedir. Canlıların kullandığı su, yağış sistemiyle sağlanmaktadır. Dünyaya düşen yağış miktarı, bölgeler arasında değişmekle birlikte toplamda sabit olduğu bilinmektedir.

    Yağış miktarı, sulardaki buharlaşmayla alakalıdır. Buharlaşma ve bitkilerin terlemesi olmasaydı atmosferedeki yağış sistemi de olmazdı.

    Herikisi de Dünyanın global ısısıyla ilgilidir. Dünyanın global ısısının artması, yeryüzündeki buharlaşan su miktarının da artmasına neden olacak; bu da yağış artışını getirecektir. Yeryüzündeki artan canlı miktarının, artan su ihtiyacı için bu gereklidir.

    Ben bir iklim bilimcisi değilim ancak konuyla yakından ilgili bilim adamları olaya bir de bu açıdan bakmayı düşünmelidirler.

    Birileri bizi fena halde işletmekteler.

    ‘Küresel ısınma' adlı kazanda, petrole bağlı yaşayan, yarım milyardan fazla insanın geleceği kaynatılmaktadır.

  3. #3
    Üyelik tarihi
    10.Mart.2007
    Yaş
    44
    Mesajlar
    9,248
    Teşekkür / Beğeni

    Standart 2028 Yılındayız : Yer Büyük Ortadoğu

    2028 Yılındayız : Yer Büyük Ortadoğu
    Doç. Dr. Ümit Sayın

    Evet 2028 yılındayız. Yer Büyük Ortadoğu : Türkiye kalmış bir gıdım, yani içinde bir parçacık Anadolu! No parçacık da İstanbul!

    Açıkistihbarat sitesinde değerli Behiç Gürcihan 2023'te birşeyleri çözebileceğimize inansa da, ne yazık ki ben biraz daha karamsarım! Türkiye şu anda başındaki yönetimi acilen tasviye edip, Milli ve vatansever bir yönetim getiremezse ne 2023'te, ne de 2163'te ne de 2223'te kendini kurtaramayacak, artık gidiş o gidiş...

    Bazen böyle gelecekle ilgili spekülasyonlar yaparım. Ama aynı zamanda benim küçük bir sorunum var, o da arada bir zaman yolculuğu da yaparım.

    İsterseniz bir zaman yolculuğuna çıkalım ve 2028 yılının Eylül ayına gidelim ve tepeden bir istihbaratçı Martı olarak, Georgias Germenyanı izleyelim. Pek Türk kalmamış, hani dememiş miydi, George Soros'un Açık Toplum Enstitüsüne Bağlı bir Üniversiteden bir Profesör 2004 yılında, ' Ne Türklerden bahsediyorsunuz, İstanbul'da 2025 yılında ne Türkler kalacak, ne de Türkiye!'

    11 Eylül 2028'deyiz, Khalkedon (Kadıköy) rıhtımında dolaşırken Yunan lokantalar sokağına giren Georgias Germenyan'ı tepeden bir Martının gözünün içinden bir barda Rum mezeleriyle birlikte, Uzo içerken izliyoruz. Georgias , Rum-Arabesk ezgilerine kendini bırakıyor ve kulaklarını serbest Konstantinopolis Bölgesi Radyo ve televizyonlarına kabartıyor ve saat 20:00 haberlerini izliyor.

    - Ben Vijdaner Sabeteyer , Serbest Konstantinopolis Bölgesi Televizyonlarından sevgiler, selamlar! Şimdi Ana haber bültenini sunmaktayız.

    - Ermenistan'ın Karadeniz kıyılarından, Artvinos Ermeni limanından yola çıkan bir yolcu treni Özgür Kürdistanın Eşbaşkenti Diyarbekir civarlarında, Kürdistan'ın Barzanistan bölgesinden gelen bir trenle çarpıştı. 300 ölü, 266 yaralı var. Bildiğiniz üzere bu hızlı tren çalışmalarına 2010'lu yılların başında eski Cumhurbaşkanlarından Tayyubiber bey tarafından başlanmıştı. Trabzon Rum Pontus Devleti olay üzerine 200 kişilik Kızıl Haç ekibini bölgeye yolladı. Tayyubiber bey Konya'daki evinden, Kürt vatandaşlarımızın ölmelerinden dolayı yayınladığı bir mesajla herkesin ruhuna Kutsal Kitaptan ayetler okurken, herkesden özür diledi, aslında bu hızlı tren çalışmalarının kendi fikri olduğunu ama artık vaz geçilmesi ve hız kaybetmesi gerektiğini belirtirken de, olayın Türkler tarafından yapılmış olabileceği konusunda da tüm Serbest Konstantinopolis, Helen, Likya, İyonya, Ekümenlik Devleti, Süryani, Keldani, Pontus, Safevi, Kürt ve Gürcü halkını uyardı.

    - Yine terör, yine canlı bomba ve yine 15 ölü, Kırık Hilal Yeniden Doğuş Örgütü'nün üstlendiği saldırıda Kürdistan ordusuna ait 32 asker ölürken, Kırık Hilal örgütü tarafından kaçırılan 17 Kürt askerinin boyunlarındaki künyeler Özgür Kürdistan Başbakanı Bijiryan Apoapolitikos'a postalandı. Bilindiği gibi Kırık Hilal Yeniden Doğuş Örgütü , 2008'lerdeki Türkiye Cumhuriyeti sınırlarının geri verilmesini savunan ve Bolu dağlarında yerleşmiş silahlı bir gizli örgüt. Konstantinopolis Serbest Bölge Başbakanı Nikos Efraim ENOSİS, Kırık Hilal Yeniden Doğuş Örgütü'nün bu saldırısını şöyle yorumladı :

    'Artık bıktık bu Türklerden, bir türlü anlamamakta direniyorlar! Bizde bir laf vardır, Geçti Bor'un Pazarı, Sür Eşeği Kürdistana' Tüm Türk terör odakları Avrupa Birliği Çevik Güçleri ve Kürdistan ordusu tarafından ortadan kaldırılacaktır.

    - Konstantinopolis'in Saint Sophia klisesinde muhteşem bir törenle geçen Noel'de evlenen ünlü Yunanlı Armatör Makarios Papadopulos Karamanlis'in eşi Jinet Ermanermaner bu sabah Pera'daki evinde yatağında ölü bulundu. Konuyu araştıran Konstantinopolis polisi olayın normal bir ölüm olup olmadığından şüphelendiklerini bildirdi. Bilindiği üzere Jinet Ermanermaner aynı zamanda Konstantinopolis Yahudi cemiyetinin Mason liderlerinden J akop Ermanermaner'in kız kardeşiydi. İnceleme sürüyor. Jinet Ermanermaner'in ismi uzun süredir Kırık Hilal örgütüne ait Gözlemcilerin Kilit Kelimeleri arasında geçiyordu, ayrıca Kemalist Türk Akıncıları da bu ailenin peşindeydi"

    - Ünlü yazar Eliph Linda Shaffack yeni yayınladığı kitap 'Baba, *** ve ******'nun 228. baskısını tüm Konstantinopolis ve Ekümenlik halkına bedava dağıtmaya karar verdi. Bildiğiniz üzere Eliph Linda Shaffack eserlerinde başarılı bir biçimde Türklüğe hakaret ediyor ve Avrupa Birliğinin İnsan haklarını çok başarılı bir biçimde savunuyordu. Tüm Dünya Ortadokslarının Lideri Başpiskopos Opostopolos Barnabas Papakyan , Eliph Linda Shaffack'a yarın Fener-Rum Ekümenik Devletinde yapılacak bir özel bir törenle Patrikhanede 'Türklerin gerçek yüzünü gösterdiği için' Evrensel Ortodoks Ödülünü iletecek. 76 yaşında olan Eliph Linda Shaffack 'sorunlu babasıyla' ilgili de bir çok kitap yazmış, 187 baskı yapan ' Babalar, ***ler, ve Türk Babalar' isimli kitabında 'Türklerin kirli ' ilişkilerini gözler önüne sermişti. Ödülü Opostopolos Barnabas Papakyan'ın elinden ünlü Türk düşmanı yazar Orhaner Pamukyan verecek. Orhaner Pamukyan 2018 yılında Yunan, Yahudi ve Ermeni lobisinin desteğiyle Nobel Edebiyat Ödülünü aldıktan sonra, artık çok yorulduğunu söyleyip, inzivaya çekilmişti.

    - Evet size şimdi bir müjde vermek istiyoruz. Kıbrısta yaşamakta olan son Türk de öldü! Artık Kıbrısta hiç Türk kalmadı. 82 yaşında ölen Şeyh Fetuka Abraham Kıbrısi , ölmeden 2 ay önce televizyonlara yapmış olduğu açıklamada Kıbrıs'ta artık hiç bir Türk varlığı olmamasından dolayı mutlu olduğunu söylemişti. Vasiyetinin son isteği olarak Şeyh Abraham Kıbrısinin tabutu özel bir törenle Gyrnesus limanında Mediterrenean denizine atılacak.

    - Bugün 11 Eylül, bildiğiniz gibi 11 Eylül dünya tarihine Barış Eylülü olarak girdi. Bu yüzyıl 11 Eylül 2001'de İslamcı Teröristlerin neden olduğu New York'taki uçak eylemleri ile sarsıldı. Daha sonra 11 Eylül 2008, Büyük İstanbul Depremine sahne oldu. 11 Eylül 2010'da ise İran'da ilk nükleer taktik silahlar kullanıldı. En büyük terör eylemlerinden birisi ise 11 Eylül 2011'de New York, Londra, Paris, Münih ve Konstantinopolis'de koordine olarak gerçekleştirildi, toplam 12 bin civarında insan öldü. 11 Eylül 2017 ise Türkiye Cumhuriyetinin bitiş, İstanbul'da Konstantinopolis Devletinin kuruluş tarihi oldu. Türkler 9 Eylül'de Yunanlıları denize döktüklerini iddia etmişlerdi, Dünya Küresel Güçleri ise Türkleri 11 Eylül'de denize döktü. 11 Eylül 2021 ise Müslümanların kontrolünde olan tüm ülkelerin sonu olan 'Büyük İsrail Anlaşmasının' dönüm tarihi oldu. Evet 11 Eylül Dünya Barış gününüz tüm Katolikler, Protestanlar, Yahudiler, Süryaniler, Keldaniler, Helenler, Likyalılar, İyonyalılar, Pontuslular, Güney İngilizler, Güney Almanlar, Batı Fransızlar, Yunanlılar, Rumlar, Kürtler ve Ermeniler adına kutlu olsun!

    - Ünlü anti-Türk romancı Periyan Metalyan , ayrıldığı eşi Mahcup Mahcupyan'a dev bir tazminat davası açtı. Bilindiği üzere aldatma ve seks üzerine pek çok kitabı olan Mehmedof Altanosiyan ile yeni bir ilişkiye başlayan Periyan Metalyan geçen hafta Çok Büyük Klüp'teki havuzda geceyarısı bir trio partide bir paparazziye yakalanmıştı.

    - Düşünce suçu işlediği için müebbet hapse mahkum edilmiş olan Kırık Hilal Yeniden Doğuş Örgütü'nün lideri Kemal Türkcihan Kırık Hilal Yeniden Doğuş Örgütü'nün bir timi tarafından kalmakta olduğu hücreden tünel kazılarak kaçırıldı. Kemal Türkcihan 2023 yılında gerçekleştireceği bir devrimle tekrar 1923'deki Lozan anlaşmasıyla elde edilen Türk yurdunu kazanmayı hedefliyordu. Çok tehlikeli fikirlere ve ideolojilere sahip Kemal Türkcihan hakkında hemen yakalama emri çıkarıldı. Kaçarkan bırakılan bildiride şunlara yer verildi:

    Türk Yurdunu yeniden birleştirmeye ve emperyalizme karşı ayağa kaldırmaya kararlı güçlerin; bu ülke ve coğrafyayı parçalarken çoluğa çocuğa, sivile musallat olan emperyalizmin uşakları ile aynı yöntemleri benimsemesinin mümkün olmadığı ve bu yüzden ülke adına yapılan mücadelede askeri hedeflerin dışında, sadece küresel faşizme doğrudan hizmet eden sivil ve bürokrat oligarklar ve onların birinci derece maşalarının; yabancı misyonların ve istihbarat servisleri ve uzantılarının hedef alındığı ve alınacağı ve Kırık Hilal mensupları, kendilerini tehlikeye atma pahasına, masum sivillere (yabancı bile olsa) zarar vermeyen protokoller çerçevesinde mücadele vermektedir ve Anadolu'da yeniden Türk Bayrağı; tam bağımsız Devlet'in ve Millet'in simgesi olarak yükselene dek mücadele vermeye devam edecektir.
    - Son olarak bomba gibi bir haber vererek haber programımızı bitiriyoruz. Konya İslam Devletindeki son Türk Halife Feto Feturyanodis halifelikten istifa ettiğini ve halifeliği sonsuza dek lağv ettiğini Birleşmiş Milletlere bildirdi. Müslümanlığın son çırpınışlarını yapmakta olan Konya İslam Devleti böylece Konstantinopolis Ekümenliğine başvurarak Ortodoksluğu ve Protestanlığı kabul edeceğini önümüzdeki ay Birleşmiş Milletlerin de ısrarıyla açıklayacak.

  4. #4
    Üyelik tarihi
    10.Mart.2007
    Yaş
    44
    Mesajlar
    9,248
    Teşekkür / Beğeni

    Standart devamı...

    İSTERSENİZ BİR DE ARALIK 2018 TARİHİNE GERİ GİDELİM VE GÜNLÜĞÜME YAZMIŞ OLDUĞUM NOTLARA BİR BAKALIM

    2018 yılının Noelinde Fener Rum Devleti, Ekümenlik içinde uluslararası dev bir kutlama töreni yapıyordu. Konstantinopolis'in yeniden bağımsız devlet olması türlü törenlerle kutlanıyordu ! Avrupa Birliği Polisi Pera'da veya Surlar içinde Türklerin pek dolaşmasını istemiyordu! Kimliğimizi gizleyerek dolaşabiliyorduk.

    Dubai Towers'dan çıkıp metro ile Pera'ya ulaştım. Pera'dan Galataport'a doğru yönelip, oradaki uyuşturucu ve fuhuş ticaretinin merkezi haline gelmiş olan serbest bölgeyi taksi ile geçtim.

    Khalkedon vapuru Haydarpaşaport'taki 19 gökdelenin önünden geçerken hüzünlü, hüzünlü beş yıldızlı Selimiye Oteline ve Haydarpaşa Saatli Oteline baktım. Eski günleri hatırlayıp kendimi ağlamamak için zor tuttum. Bu asırlık binaların biri eskiden ordu merkezi, öteki ise ünlü tıp fakültesi ve liseydi !

    Khalkedon'da indiğimde Kürdistan bayrağı taşıyan pek çok Kürt sahilde gösteri yapıyordu. Bu sahillerde geçen gençliğimi ve Avrupa Birliğine üye Federe Konstantinopolis devletinin bize yaptıklarını, Avrupa Birliği'nin ve ABD'nin ülkemizi nasıl parçaladığını düşündüm.

    Avrupa Birliği ve Büyük İsrail Devletler Topluluğu ile yapmış olduğumuz anlaşmalar gereği Türklükten bahsetmek bile ırkçılık olarak varsayılıyor ve AB-Ceza kanuna göre ağır hapis cezasıyla cezalandırılıyordu. Atatürk resimlerini özlüyorduk, çünkü yasaklanmışlardı; evimize gidince gizlice duvarlara asıyorduk !

    Hayatımın son 1 yılı, Bizans Üniversitesinde ' Ne mutlu Türküm diyene!' dediğim ve Türklerin kurduğu bir derneğe Avrupa Birliği polisine haber vermeden üye olduğum için hapiste geçmişti. Ama artık ne de olsa, ABD ve İsrail Ortadoğu'ya DEMOKRASİ (!) getirmişti !? Demokrasi (!) için herşeye değerdi! Demokrasi Projesi (project democracy) gerçekleşmişti !


    Moraliniz bozuldu değil mi? Evet bir zaman yolculuğuydu bu, ama küçük bir ayrıntıyı söylemeyi unuttum. Bu zaman yolculuğu PARALEL BİR EVRENDE yapıldı, bu evrende ve bu gezegende değil !

    Ama aynı şeyler bu gezegende ve bizim evrenimizde de gerçekleşebilir. Bu nedenle Türklüğe, Vatanımıza, Ülkemize, Milletimize ve Kültürümüze var gücümüzle sarılmalıyız.

    Vatanı satmakta olan hainlere karşı da kayıtsız şartsız bir mücadeleye girişmeliyiz.

    Öncelikle de Türkiye'nin başına vatansever, milliyetçi-ulusalcı, emperyalizme karşı direnen ve Türkler ya da Türkiye için çalışan bir hükümet getirilmelidir!


    NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!

  5. #5
    Üyelik tarihi
    11.Mart.2007
    Mesajlar
    197
    Teşekkür / Beğeni

    Standart

    Konuyla pek alakası yok ama yine de deyinmek istedim.. Baştan beri inanmadığım "Küresel Isınma" safsatasına ABD nin cavabı... -
    Bizim bilim adamlarımız bu konuya da çözüm buldu... Atmosferdeki karbondioksit'i.. Yerin alt tabakasına hatta çekirdek'e vereceğiz.. ve ekolojik denge düzelecek demiş..
    (Kendi fikrim)Kendi uydurdukarı hikaye'yi kendileri sonuçlandırdılar.
    Yapabildiklerim Yapabiliceklerimin Yarısı Bile Değil

  6. #6
    Üyelik tarihi
    11.Mart.2007
    Mesajlar
    197
    Teşekkür / Beğeni

    Standart

    Evet; göşlerinize katılıyorum.. Tevrat'tada bu konu "Güneşin israiloğullarına vadettiği topraklar şeklinde geçer. (Bizim ABD'liler de bunlara şu an olduğu gibi hizmet etmektedir.)
    Biliyorsunuz ki; "Bizim ABD'liler" diye bir kavram var. Artık savaş yapılıp ülke zaptetmek yok... Belirli bir zenginlik ve belirli bir bilgi düzeyine sahip olan kişiler ülkeyi içten zapdediyor. .. ve bu kişilerin meydana getirdiği, kendi ülkelerini özgür kişilere karşı sömürdüğü gruptur...
    Onlara sorarız ... Uyruğunuz nedir???
    Ben Türk asıllı dünya vatandaşıyım derler.
    Onlara hayinsin dersiniz.. Onlar hayin olduklarını kabul etmezler. Çünkü onlar nehirin karşısından yürümeyi sevmezler.. onlar nehiri arkasına alıp yürümeyi tercih ederler... Bunlar da bizim ABD'lilerdir. Ayrıca bunlar devşirilmiş (içi boşaltılmış) kişilerdir.
    Yapabildiklerim Yapabiliceklerimin Yarısı Bile Değil

  7. #7
    Üyelik tarihi
    10.Mart.2007
    Yaş
    44
    Mesajlar
    9,248
    Teşekkür / Beğeni

    Standart Çankaya polemiğinde Cindoruk bombası

    Çankaya polemiğinde Cindoruk bombası

    'Erdoğan'ın hapis cezasından dolayı Çankaya adaylığı Anayasa Mahkemesi'ne götürülebilir.'

    21.03.2007 22:01 Yargıtay eski Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu’nun cumhurbaşkanlığı seçimi konusunda ortaya attığı 367 savından sonra TBMM eski Başkanı Hüsamettin Cindoruk’tan da tartışma yaratacak bir görüş geldi.

    Cindoruk, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Siirt’teki konuşması sonucu 312’nci maddeden aldığı 10 aylık Yargıtay’ın mahkumiyet kararını dayanak göstererek, cumhurbaşkanlığı seçimini taraflardan birinin ya da ana muhalefet partisinin Anayasa Mahkemesi’ne götürebileceğine dikkat çekti.

    Bugünkü şekliyle Erdoğan’ın adaylığına engel bir hali olmadığını kaydeden Cindoruk, Erdoğan hakkında 312’den verilmiş mahkumiyete ilişkin Yargıtay’ın kesin hükmü olduğunu anımsattı.

    ANKA’ya konuşan Cindoruk, Yüksek Seçim Kurulu’nun Erdoğan’ın milletvekilliğine engel teşkil etmediğine karar verdiğini, ancak YSK’nın bir mahkeme olmadığını, YSK’nın kararlarının sadece ilgili seçimleri ilgilendirdiğini belirtti.

    YSK’nın kararlarının mahkeme kararı olmadığını, kamu hukukunu bağlayıcı nitelikte olmadığını vurgulayan Cindoruk, şöyle konuştu:

    “Şimdi, Anayasa Mahkemesi şöyle bir inceleme yapacaktır. Milletvekilliğini engel teşkil eden bir karar varsa bu karar cumhurbaşkanı niteliğine de ilişkin bir karar aynı zamanda.

    Şunu yorumlayacak. Bu kararın varlığı cumhurbaşkanı için aranan milletvekilli yeterliliği içine giriyor mu, yoksa bu karar varken geniş bir yorum yaparsa, milletvekili seçilme şartının gerçekleşmediğini söyleyebilir. Böyle bir tartışma açılabilir." Cindoruk, bu yönde bir başvurunun TBMM Başkanlığı’na yapılması halinde mevcut hukuki prosedür nedeniyle reddedileceğini tahmin ederek, “Hem seçim kararını hem de meclisin ret kararını Anayasa Mahkemesi’ne götürüp bir yargı denetiminden geçirmekte fayda var. Ama ana muhalefet partisi bunu yapmazsa Erdoğan’ın cumhurbaşkanı adaylığı geçerli olur" dedi.



    DOĞRU BİR ŞEY SÖYLÜYORUM

    Cindoruk, ANKA’nın sorularını yanıtlarken değerledirmelerini şöyle sürdürdü:
    “Ortada kesinleşmiş bir yargı kararı var iken o karar milletvekiliği niteliğini seçilme yeterliliğini kaldırıcı nitelikte olduğu halde, cumhurbaşkanı acaba bu niteliği kazanmış mıdır diye bir tartışmayı Anayasa Mahkemesi yapabilir. Benim söylediğim o, çok da doğru bir şey söylüyorum.

    Çünkü, cumhurbaşkanlığı çok önemli bir konum. Cumhurbaşkanlığı milletvekilliğinden ayrı özellikler taşıyor. Bu özelliklerin bir tanesi de yüzde 100 hiç milletvekiliğine mani olacak bir halin olmamasıdır.

    Ama geçmişte bu mani olan, bu yüzden adaylığı iptal edilen sonra YSK kararı, yargı kararı ile değil parlamentoya gelen başbakan olan bir zat cumhurbaşkanı olabilir mi?

    Ortada adli siçil kaydı var. Siyasi geçmişinde milletvekilliği sıfatını alabilme imkanı kaldırılmış bir kişi Yargıtay kararının geçerliliği sürdükçe tekrar cumhurbaşkanlığı için yeterlilik belgesi alabilir mi.

    Yani buna biz hukukta genişletici yorum deriz. Böyle bir genişletici yorumu Anayasa Mahkemesi yapabilir. Böyle bir hukuki denemeyi anamuhalefet partisi yaparsa Anayasa Mahkemesi de bir karar verir. Başka kişiler ilerde daha başka suçlardan mahkum olup da zaman aşımı, memnu hakların iadesi gibi konularla adli sicilleri kaldırılmışsa cumhurbaşkanı olabilirler mi?

    312’nci maddenin kaldırılması falan hiç önemli değil. Ortada bir kesinleşmiş bir Yargıtay kararı var. Bu sadece şiir okumayı kapsamıyor. İçinde başka şeyler de var."
    (ANKA)

  8. #8
    Üyelik tarihi
    10.Mart.2007
    Yaş
    44
    Mesajlar
    9,248
    Teşekkür / Beğeni

    Standart Körfez Krizi, Emperyalizm ve Petrol

    Körfez Krizi, Emperyalizm ve Petrol

    Prof. Dr. Necmettin Erbakan


    Yıl 1952 , ilbahar ayları...

    Almanya'da doktora tezi ve doçentlik
    tezi çalışmalarımı bitirdikten sonra Aachen Technische
    Hochschule'sinde Prof. F.A.F Schmidt ile beraber bugünün harp
    sanayiinin temelini teşkil eden füzeler ve Leopard tank motorlarının
    geliştirilmesiyle ilgili araştırmaları yürütüyorduk
    .

    Prof. Schmidt, harp içindeki Almanya'nın en üst seviyede araştırmalarını yapan
    Deutsche Luftfaht Forschung Merkezi'nin en önemli şahsiyeti idi.

    Alman ordusunun dünyada ilk defa Avrupa'da yapılan atışla Londra'yı tahrip
    için kullandığı V1, V2 füzelerinin keşfinde önemli rol oynamıştı.

    Bir gün Üniversite'nin araştırma laboratuvarında çalışırken
    benimle görüşmek istediğini söyledi.

    Önünde, ESSO Petrol Şirketi Genel Müdürü Dr. Müller'in gizli bir konferansa davet kartı bulunuyordu. Bu konferansa kendisinin gidemeyeceğini, ancak böyle bir şahsın verdiği konferansta isminin yazılı olduğu masanın boş kalmamasına da ehemmiyet
    verdiğini belirtti. Mümkünse bu konferansa kendi adına benim gidip,
    yerini almamı rica etti. Memnuniyetle kabul ettim.

    Konferans, o tarihte, harpten çıkmış Almanya'nın yıkık Aachen
    kentinin ilk tamir edilen, en lüks, en muhteşem binasında yapılıyordu.

    Bu binada aslında bir termal kaynak bulunduğu için adı Bad Aachen olan
    Aachen şehrinin ağaçlar içindeki meşhur Kurhaus oteliydi.

    Girişte sıkı kontroller yapıldı. Davetiyeyi göstererek Prof. Schimdt'in adına O'nun
    yerine oturdum. Şehrin Valisi, Başpiskopos'u, profesörler, ileri gelen
    iş adamları ve yazarlardan müteşekkil en seçkin bir topluluk bu
    konferansa davet edilmişti.


    ESSO Şirketi Genel Müdürü Dr. Müller açış konuşmasını yaparken,

    -"Sizleri her ne kadar "Bugünkü Arabistan" konulu bir konferansa
    davet ettimse de, bu davetin böyle takdimi konferansın gizliliği
    münasebetiyledir. Toplantının asıl maksadı şudur : Suudi Arabistan'ın
    yeni petrol bölgesi Damman'dan geliyorum. Amerikalılarla beraber
    dünyanın en zengin petrol kaynaklarını bulduk
    . Amerika'nın ve
    Avrupa'nın önemli şehirlerinde seçilmiş kimselerle yapılmasını
    programladığımız bu gizli toplantılarla, bu muazzam servetin
    Batılıların yararına kullanılmasını nasıl temin edebileceğimizin
    istişarelerini yapmak istiyoruz.
    Onun için bu büyük zenginlik hakkında
    size kısaca bilgi verdikten sonra, aslında ben sizin tavsiyelerinizi
    dinlemek istiyorum."

    dedi.

    Suudi Arabistan'da dünyanın en zengin petrol yatakları bulunmuş ve
    ilk üretim başlamıştı. Buradaki rezervler dünya toplam rezervinin
    yüzde yirmisine denk büyük rezervlerdi.
    Batı bu rezervlerin kendi
    yararına kullanılmasını istiyordu. Bunun daha ilk günden tedbirlerini
    almaya çalışıyordu.

    Dr. Müller, ayrıca konuşması esnasında müslümanlık hakkında
    gerçekle hiç alakası olmayan o kadar yanlış şeyler anlattı ve
    müslümanların hakkı olan bu petrolü onlardan alabilmek için toplantıya
    iştirak edenler de o kadar insanlık dışı haksız teklif ve tavsiyelerde
    bulundular ki
    ; o gün hayatımın feveran göstermemek için en çok çaba
    sarfettiğim günü oldu.

    Prof. Schmidt'in yerine gittiğim için susmak zorunda kaldım.
    Ancak reaksiyonumu hemen o gece Türkiye'deki arkadaşlarıma 40 (kırk) sayfalık bir mektup yazarak duyurmak ihtiyacını hissettim.

    İşte Batı, körfez petrolüne ilk günden beri bu gözle bakmışır. Bu
    petrolü kendi kontrolünde tutmaya herşeyden fazla önem göstermiştir.
    Ben de Batı'nın kapalı kapılar arkasındaki gerçek yüzünü o gün görmüş
    oldum.

    Bu haksızlığa karşı o günden beri mücadele içindeyim....


  9. #9
    Üyelik tarihi
    10.Mart.2007
    Yaş
    44
    Mesajlar
    9,248
    Teşekkür / Beğeni

    Standart Osmanlı 20 yılda nasıl battı?

    Osmanlı 20 yılda nasıl battı?
    30.09.2006 / Yiğit Bulut / Yorum



    500 yıldan fazla güçlü bir devlet olarak hüküm süren bir yapının, özellikle padişahın Ermeni danışmanlarının etkisiyle, Fransız ve Yahudi kökenli Avrupa bankerlerinin eline düşünce 20 yılda finansal olarak sonu geldi.



    Merak edenler için araştırmacı yazar Ersal Yavi, sorunun cevabını, borçlanmanın nereden yapıldığına ve faizin detayına kadar vererek aktarmış. Biz de ondan edindiğimiz bilgiler eşliğinde 20 yıllık süreci sizinle paylaşalım.



    1- Yüzde 6 faizli 1854 borçlanması: İngiltere ve Fransa'nın desteği ile 24 Ağustos 1854 günü Londra'da "Palmer Ortakları" ve Paris'te "Goldschmid ve Ortakları" ile ilk dış istikraz mukavelesi yapıldı. "Mısır Vergisi" diye anılan yıllık 60 bin kise altın (300 bin Osmanlı lirası) devlet geliri, borcun ödenmesi bitinceye kadar 33 yıl, iki yabancı ortaklığa devredilmiş oluyordu.

    2- Yüzde 4 faizli 1855 borçlanması.

    3- Yüzde 6 faizli 1858 borçlanması: İngiltere'de bulunan "Dent" ve "Palmer" adlı müesseselerle yüzde 6 faizli ve 33 yıl vadeli 5 milyon İngiliz lirası tutarında dış borç mukavelesi imzalandı. Borçlanmaya teminat olarak, İstanbul'un gümrük ve oktuvra gelirleri gösterildi.

    4- Yüzde 6 faizli Mires borçlanması: Avrupa piyasasında kötü tanınan Mires adındaki bir bankerle istikraz mukavelesi imzalandı. 400 milyon frank tutarındaki borçlanma yüzde 6 faizli ve 36 yıl vadeliydi.

    5- Yüzde 6 faizli 1862 borçlanması.

    6- Yüzde 6 faizli 1863 borçlanması.

    7- Yüzde 6 faizli 1865 borçlanması: "Bank-ı Osman-i Şahane" (Osmanlı Bankası) Fransız "CrÈdit Mobilier" ve "Societe Generale" ile 150 milyon franklık bir istikraz mukavelesi imzalandı. Yüzde 6 faizli ve 21 sene vadeli bu borçlanmaya Ergani-Maden bakır madeni hasılatı ile Anadolu ağnam resmi karşılık olarak gösterildi.

    8- 1865 Birinci Tertip Umumi Borçları.

    9- Yüzde 6 faizli 1869 borçlanması.

    10- Yüzde 6 faizli 1869 borçlanması.

    11- Yüzde 6 faizli 1871 borçlanması: "Credit Generale Ottoman", "Louis Cohen Sons" ve "Dent Palmer" grubu ile yapılan anlaşma sonucu, yüzde 6 faizle 5 milyon 700 bin sterlin tutarında borçlanma yapıldı.

    12- Yüzde 9 faizli 1872 Hazine Tahvilleri.

    13- 1873 Umumi borçları (II. Tertip).

    14- Yüzde 6 faizli 1873 borçlanması: "Credit Mobilier" müesseseleri ile 694 milyon 444 bin 500 franklık bir borç mukavelesi imzalandı. Yüzde 6 faizli bu borca , Tuna vilayeti aşarından 1 milyon 200 bin, Anadolu ağnam resminden 750 bin lira, İstanbul Tütün Rejisi gelir fazlasından 300 bin lira, Ankara vilayeti aşarından 150 bin lira ve genel devlet gelirleri karşılık gösterilmişti.

    15- 1874 Umumi borçları (III. Tertip).

    Sonuç: Yukarıda sizin de gördüğünüz gibi 500 yıldan fazla “güçlü bir devlet” olarak hüküm süren bir yapının (kuruluş ve yok oluşu dönemini dahil etmedim), özellikle padişahın Ermeni danışmanlarının etkisiyle Fransız ve Yahudi kökenli Avrupa bankerlerinin eline düşünce 20 yılda “finansal olarak” sonu geliyor. Bu noktada aklıma şu soru geliyor; Türkiye, dışarıdan getirilen “Derwish” danışmanların etkisiyle, tam olarak IMF ve AB’nin eline ne zaman düştü? İlk tanışma 1946’lara dayansa bile tam olarak düşüş 1999 krizi sonrası.

  10. #10
    Üyelik tarihi
    10.Mart.2007
    Yaş
    44
    Mesajlar
    9,248
    Teşekkür / Beğeni

    Standart İnsanlığın sonu mu geliyor?

    İnsanlığın sonu mu geliyor?Ülke çapındaki 2,5 milyon arı kovanından en az 600 bininin arıları esrarengiz bir şekilde kayboldu

    02.04.2007 17:55 ABD Tarım Bakanlığı, New York'tan California'ya 27 eyalette yüz binlerce arı
    kovanının aniden boşaldığını belirtirken, ülke çapındaki 2,5 milyon arı
    kovanından en az 600 bininin bu esrarengiz durumdan etkilendiği tahmin ediliyor.

    ABD'nin yanı sıra Kanada ve Avrupa'da arıların esrarengiz biçimde kaybolduğu
    haber veriliyor. Amerikan Kongresi de bu hafta arıcı ve bal üreticileri ile bilim
    adamları ve hükümet yetkililerini dinleyerek, bu soruna çare bulmaya çalışacak.

    Arıcıların bir bölümü, çevrecilerin duyarlılığına katılarak, kurak ve ılık
    geçen kışın arıları etkilediğini ve bu gizemli duruma yol açtığını düşünürken,
    bir bölümü de "Gaucho" adlı böcek ilacını, arıların yön duygusunu etkilemesi
    dolayısıyla suçluyor. Bir kısım arıcı da bu mesleğin zorluğundan söz ederek,
    acemi arıcıların hata yaptıklarını ve kovanlardaki arıları kaçırdıklarını
    düşünüyor.

    Arıcılığın tarım sektörü için önemli bir geçim kaynağı olduğu ABD'de sadece
    California eyaletine yılda 2,5 milyar dolar kazandırıyor.

    ABD'de arıların yok olmasına neden olan bu gizemli durumun, bal fiyatlarını
    ve bal üretim maliyetini giderlerini olumsuz etkilemesi bekleniyor.

    Alman bilim adamı Albert Einstein, "Eğer arılar yeryüzünden kaybolursa
    insanın sadece 4 yıl ömrü kalır. Arı olmazsa döllenme, bitki, hayvan, insan
    olmaz" demişti.

    A.A.

Sayfa 1 Toplam 2 Sayfadan 12 SonuncuSonuncu

Konu Bilgileri

Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Benzer Konular

  1. Gelişmeler - Akıl Oyunları - Strateji - Komplo Teorileri
    Konu Sahibi KUTERO Forum Türkiye Gündemi
    Cevap: 486
    Son Mesaj : 27.Mayıs.2011, 17:11
  2. gündem2009+simurg+
    Konu Sahibi simurg Forum Türkiye Gündemi
    Cevap: 15
    Son Mesaj : 20.Ekim.2009, 19:19
  3. komplo teorileri 2009+Mitli+
    Konu Sahibi mitli Forum Komplo Teorileri
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 09.Temmuz.2009, 11:03

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
YASAL UYARI
Ekonomi, Borsa ve Para piyasaları" bölümünde yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti Sermaye Piyasası Kurulu tarafından yayımlanan Seri:V, No:52 Sayılı "Yatırım Danışmanlığı Faaliyetine ve Bu Faaliyette Bulunacak Kurumlara İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğ" çerçevesinde aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çevresinde sunulmaktadır. Burada ulaşılan sonuçlar tercih edilen hesaplama yöntemi ve/veya yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmakta olup, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabileceğinden sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi sağlıklı sonuçlar doğurmayabilir.Yatırımcıların verecekleri yatırım kararları ile bu sitede bulunan veriler, görüş ve bilgi arasında bir bağlantı kurulamayacağı gibi, söz konusu yorum/görüş/bilgilere dayanılarak alınacak kararların neticesinde oluşabilecek yanlışlık veya zararlardan www.keyborsa.com web sitesi ve/veya yöneticileri sorumlu tutulmaz.
Google Privacy Policy
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193