beğendiğimiz şiirler+ali şahin+

Collapse
X
 
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts
  • ali şahin
    Katılımcı
    • 12 Mart 2007
    • 85

    #16
    Bugün

    Bugün

    Rüzgarın önünü kestiler bugün
    Halaya zincir vurdular
    Yaprakların bahara borçlu gününü
    Çerrahpaşa hastanesine uğurladılar.
    Yürüdü topalı rüzgar,gündüzlerin üstüne
    Kanatları kırıldı ak bulutlu sabahın
    Dilinde türkülerle ve dirençle
    Geceye karşı, yürüdü yalın ayak.
    Ben bahar demiştim sana
    Sen sonbaharı oldun gençliğimin....
    Eğrili çarkın eğrileri çoktu
    Oysa,eğrinin yanında doğruya yer yoktu.
    Rüzgarın önünü kestiler bugün
    Halaya zincir vurdular
    Sersefil zamanın kırık dökük kızıydın
    Tohumların özlem yüklü bulutundasın şimdi.
    Ağlasam toprak çatlar utancından.
    Sabahın alacası tükenir
    Sırıl sıklam uyanır yürüdüğümüz yollar
    Bilmeyiz saatler kaça kurulur
    Yarınlara sancılanır şafaklar
    İçimdeki yangın korkutur seni
    Edirne kapıda bir grup vakti
    İçimde yemyeşil bir dal kırılır.
    Otuz bahar sonrada olsa
    Adı sensizlikte olsa yılların
    Bir ambulans sireninde ve sedyesinde çaresizliğin
    Hatırlarım seni.
    Yaşamak türküsü erken bitince
    Ömür son limana demirleyince
    Anlatacak çok şey kalır doğmamış bebeklere
    İşte böyle ...........
    Kimbilir kaç hasta sabahı bekledi
    Benim seni beklediğim kadar.
    Bir çocuğun ölümü kadar hazin
    Bir segah taksimi kadar yaralı
    Ve öylesine aç ki her taze mezar.
    Kalem olsa dünyadaki bütün ağaçlar
    Bütün denizler mürekkep olsa
    Senin şiirini yazamam yinede.
    Rüzgarın önünü kestiler bu gün
    Halaya zincir vurdular
    Görecek göz olmayınca ışığın ne anlamı var

    Fatih Kısaparmak

    Yorum

    • ali şahin
      Katılımcı
      • 12 Mart 2007
      • 85

      #17
      Git

      Git

      Demek gidiyorsun...
      Ben bunu hakketmedim!
      Ne varsa aşka ve cesarete dair
      Sırtlayıp o büyük yangınınla gidiyorsun demek!!
      Git........
      Oysa
      Sen öğretmen çıktığın yıl
      Vurup alnıma kavgayı
      Simsiyah bir süt gibi yaprak dökmüştü dar ağacı
      Akşamlarım olmuştu ve kuduz gecelerim
      Göz yaşlarım ağlarken
      Bir uzun yolculuk düşmüştü peşime
      O gün bugündür tetikte bir ömrün son kurşunusun
      Hiç aklıma gelmezdi gülüm
      Buda bana ders olsun!!!!
      Demek gidiyorsun...
      Böyle olsun istemezdim oysa!!
      Hazin vedaların bu baş dönmesi
      Cellat kırmızısı bir hüsrandı yollarda.
      Sen öğretmen çıktığın yıl
      Çırılçılgın bir ağaca soyunmuştu vişneler
      Eyvahhhhh.......
      Esmer bir ağadı bileylemişsem
      Cinnetin ucunu yakmışsam bir kez
      Cehennemin nizamiye kapısındaysam
      Ateşten bir nehre dönen bu isyan
      Hep o gül yangınına kanat çırpar
      Ve en korsan şarkılar yüzünü şarapla yıkar.
      Gidiyorsun demek...
      Ben bunu hakketmedim!!
      Ne varsa aşka ve cesarete dair
      Sırtlayıp o büyük yangınınla git.
      Hadi durma,gençliğimin vebalini,
      Ve sevgisiz hayatımızın bedelini ödemeden git..
      Bu şiiri sana armağan ettim
      Yanına almayı unutma sakın
      Issız gecelerde okur ağlarsın
      Kimseler görmese de kanarsın gülüm
      Neler çektiğimi o gün anlarsın!!!
      Sonbahar yağmuruyla ıslandım sokaklarda
      Ağladım ikimize senden çoook uzaklarda.
      Şimdi hüzün makamında bütün şarkılar
      Bu yorgun ses,bu kör lamba,bu ateşi sönmüş soba
      Tanığıdır yanlızlığın,pişmanlığın tanığıdır.
      Çünkü,çünkü benim kitabımda, aşk bir defa yaşanır..
      Demek gidiyorsun...
      Git..........................
      Bir yanda ölümün alnındaki ter
      Bir yanda suya düşen sardunya
      Ve sabahın saçlarındaki kırağı kadar ışıyorsun
      Hadi durma,
      Sırtlayıp o büyük yangının vebalini
      Ve sevgisiz bir hayatın bedelini ödemeden git.
      Bilirsin,gecenin en karanlık olduğu an
      Sabahın en yaklaştığı zamandır
      Ve hiç bir şey hakkında bildiğimiz her şey
      Aslında YALANDIR....
      Demiştim ya...
      Sen öğretmen çıktığın yıl
      Vurup alnıma kavgayı
      Simsiyah bir süt gibi yaprak dökmüştü dar ağacı,
      Hüzün sarısı yapraklarını
      Akşamlarım olmuştu,kuduz gecelerim
      Göz yaşlarım ağlamıştı
      Bir uzun yolculuk düşmüştü peşime
      Çırılçılgın bir ağaca soyunmuştu vişneler.
      Demek gidiyorsun...
      Git...
      Bu şiiri sana armağan ettim
      Yanına almayı unutma
      Belki soban sönmüş,kitabın bitmiş,dizlerinde battaniye
      Yanlızlığın iç çekişini duyarsın
      Paketteki son sigaran
      Ve titrek bir mum alevi hüznüyle geçmişe dalarsın
      Kimseler görmese de kanarsın gülüm.
      SENDE YANARSIN ??????

      Fatih Kısaparmak

      Yorum

      • ali şahin
        Katılımcı
        • 12 Mart 2007
        • 85

        #18
        Gitmeliyim

        Gitmeliyim

        Sen benim ruhsatlı sevdam
        Ben senin sevda keşin.
        Ya sen varsın, yada sen!
        Temmuz geldi, gitmeliyim.
        Sen şiir olmuşsan, şiir sensizliktir artık
        Çünkü yokluğuna kurşun işlemez
        Nicedir gözlerim dalıp gider
        Ekin tarlasında rüzgar nicedir sarı değil
        Sessiz hüzünlerle yazılmış alnıma
        Bir güneşin doğuşunu bekleyerek
        Ve bir sevdanın dilinden türküler söyleyerek gitmeliyim
        Temmuz geldi...
        Babamın ismini verdim oğluma
        Koçum benim..
        Asi kartallar gibi rüzgarlı doruklarda
        Ve kaçıp sana sığındığım geceler
        Bütün gözlerim hatırımda
        Kalbimde uçuşur en deli kuşlar
        Yüreğim denizlenir bir şiirin koylarında
        Akar boz bulanık seller içimde
        Gözlerin gözlerimde direnir
        Ellerin tutuşur elini tutsam
        Sen çöl çiçeğisin umutlarımın
        Ruhsatlı sevdamsın.
        Seni sevmek yaşamaksa ben hiç ölmedim.
        Temmuz geldi, gitmeliyim........

        Masumduk çocuklar kadar
        Acılarla olgunlaştık
        Hayattan öğrendik ne biliyorsak
        Bu yüzden öfkeliyim yaşanmamış günlere
        Çünkü, bir hayat yetmedi seni sevmeye.
        Yüzü cama dayalı bir çocuğun
        Baba hasretiyle kaç gece bekledim seni.
        Kırık bir cam parçasıyken gençliğim
        Her gün biraz daha suskunken
        Daha bir yorgunken her günden
        Üzüm ekşisi bir yeşile cinasken gözlerin
        Temmuz geldi, gitmeliyim...
        Şarkılar söylerdin, bilinmez makamlardan
        Şiirler dökülürdü yüreğinden
        Gözyaşlarım mezesiydi hüzünlerinin.
        Ya sana doymadan çekip gidersem
        Artık, ipe dizip türküleri, tesbih yaparsın sapına
        Son kuşlarda gidince, bir gökyüzü az gelir
        Gizli bir yas gibi büyür sessizliğim
        Ağaçta bir kuş yuvası olurum.
        Yabancı gözlerle aynalardayım şimdi
        Bir sen kaldın zulasında hayatın birde ben
        Birde ayaklanmış öfkem...
        Hem dünüm yeniktir sana, hem yarınım
        Soframda bir kırmızı gül
        Hastayken baş ucumda çorba, ütülü gömleğim
        Ekmeğim, aşım, kadınım, can yoldaşım
        Kundağım, mezarım, karım
        Ve de sevmek kadarımsın
        Derdimin tek anlayanı, yüreğimin güleç yanısın
        Gün ışığım, gökkuşağım, deli kanımsın
        Yürekliysen sende beni sev bu gece
        Kunduramı bağlamayı öğrendiğim gün
        Kendimi sevdiğim kadar..
        Yaşamaksa seni sevmek
        Ben hiç ölmedim.

        Fatih Kısaparmak

        Yorum

        • ali şahin
          Katılımcı
          • 12 Mart 2007
          • 85

          #19
          Selam Söyle

          Selam Söyle

          Güle güle dostum güle güle
          Bir kerecik yalan söyle anneme
          `sırt ağrısı,öksürüğü geçti ` de
          `artık sigara da içmiyor` de
          Deli taylar gibi yanıp tutuştuğumu anlat karıma
          Ve hala aykırı olduğumu çağıma
          Oğlumun o kapkara gözlerini öp
          Bayramlarda boynu bükük kalmasın
          Kaymaklı dondurma al,gazoz içir
          Elinden tut lunaparka götür
          Çarpışan arabalara yanlız binmesin,yanına otur
          Güle güle dostum
          Kendine iyi bak
          Balık ekmek yemeyi de unutma benim yerime
          Ve saklama gözyaşlarını burnunu çekerek
          Hadi artık,yolcu yolunda gerek

          Fatih Kısaparmak

          Yorum

          • ali şahin
            Katılımcı
            • 12 Mart 2007
            • 85

            #20
            Hüzzam Sevda

            Hüzzam Sevda

            Sen baharı ertelenmiş boynu bükük karanfil
            Gücenmiş bir şarkısın sen yol ayrımında
            Sonuncu bahar olsaydın sonbahar değil
            Keşke böyle bitmeseydi bu hüzzam sevda

            Ansızın kapılar çarpar
            Duvardan bir resim düşer
            Merdivende bir an için titrenir
            sendelenir
            Dönsem dönsem mi denir
            Ağlamaklı bakışlardan sitemler yağar
            Çekip de gidenden fazla
            geride kalan tükenir

            O şiirler tek başına okunmuyor
            gel yalvarırım
            Ve o şarkı söylenmiyor sen olmayınca
            Dönüp de gelirsen diye herşeye rağmen
            huysuz bebek
            Anahtarın o paspasın altında hala

            Yine girdim bulutuna yalnızlığın sensizliğin
            Aç kurt gibi üzerime yine saldırır hüzün
            Karanlığın kollarında sayıklayan gece gibi
            Yine gizlenir ay,yine belirir güzel yüzün

            Dallarımı insafsızca
            Söküp kıran bu fırtına
            Sevdamıza çöken kışın
            çığ düşüren kar sesidir
            Eğer bir gün mezarda
            kırmızı bir gül açarsa
            Gözyaşlarım yaprağında
            çiy tanesidir

            Fatih Kısaparmak

            Yorum

            • ali şahin
              Katılımcı
              • 12 Mart 2007
              • 85

              #21
              Hayat Bana Yalan Söyledi

              Hayat Bana Yalan Söyledi

              İlk kez hesaplaşıyorum kendimle...
              Tuhaftır kalemi,kâğıdı ve seni
              Onca sevmeme rağmen,
              Sana ilk kez yazıyorum...

              Şimdi sen yoksun, seni düşünmek var.
              Çocukkende seni düşünürdüm her gece,
              Radyo dinler, şiir yazardım,
              Her Çarşamba pazara giderdik annemle,
              Babam maaş aldığında baklava yerdik.
              Dondurmayı da çok severdik,
              Ablam üç top yerdi, ben iki top,
              Yalnızca bu yüzden kavga ederdik.

              Oysa, oysa hayatımın vaz geçilmeziydi ablam,
              Onun da yüzü hiç gülmedi,
              Hayırsızın birine kaçıp mahvetti hayatını,
              Aklımdan hiç çıkmaz gittiği günkü karanlıklar.

              Hüznümü büyüttüm o günden beri, kendimi değil,
              Gözlerimde hâlâ bir çocuk ağlar,
              Düşlerimi gezdirdiğim bulutlar,
              Bir tohumun özlemiydi çiçeğe,
              Ve hâlâ kulaklarımda annemin sesi,
              Bitirsen şu okulu, bir işe girsen...

              Şiirle karın doymadığı doğruydu,
              Bak Cemil okudu mühendis oldu,
              En güzel kızıyla evlendi Üsküdar’ın,
              Evinide aldı arabasını da...

              Ben ise bağlama çalardım kendi halimce,
              Sesim güzelmiş öyle derlerdi,
              Nereden bilirdim,
              Hep hüzünlü türküleri söyleyeceğimi?
              Hayat bana yalan söyledi.

              Mektuplar yazardım Almanya da ki abime,
              Okulu bitireceğime söz verirdim,
              Masum düşlerimin o en sürgün adasında,
              Bakışları uzaklara dalıp giden şarkılar
              Ve mevsimsiz solmuş bir çiçek gibi,
              Ayaklar altında nasıl ezilirse umut,
              Benim de güneşimi işte öyle çaldılar.
              Öyle tutsak aldılar sevinçlerimi.

              Sensiz geçen ger günü hesabıma yazdılar,
              Şimdi öyle uzak ki...
              Çay içip simit yediğimiz o günler,
              Kardeşine karne hediyesi, uçurtma yaptığım günler
              Öyle uzak ki...

              Oysa saçaklarda titreyen bir serçenin,
              Ekmek tanesine kanat çırpması,
              Ve bir anne duası kadar içten sevmiştim seni.
              Fener stadında Beşiktaş maçı,
              Ve parasızlığımız devam ederken,
              Bütün mavilerimi sana vermiştim.
              Kaybetmek alnıma yazılmış sanki
              Olmadı bir tanem...
              Hayat bana yalan söyledi.

              Babanın tayini çıkıp ta gittiğiniz o kış,
              Yine pençe yaptırmıştık ayakkabılarımıza,
              Sana söyleyememiştim ama, işten ayrılmıştı babam,
              Kapanmıştı çalıştığı lokanta.

              Senet zamanları daha bir çökerdi omuzları,
              Ve akşam trenlerinin işçi yorgunluğuyla
              Daha bir uzardı raylar.
              Sitemlerim bile eğlenmişti hayata,
              Öfkeli bir yanardağ isyanlara uyanmıştı,
              Üstelik, üstelik sen de yoktun artık,
              Oysa, yalnızca sen öpmüştün gözlerimi,
              Bir yanı hep eksik kalmış çocukluğumun.

              Aslında her insan yenikti hayata,
              Ve birazda küskün...
              Son trende kaçınca istasyondan,
              Öyle kala kalırdık yorgun ve üzgün,
              Kendime düşmanlığım bu yüzden,
              Hep kendime pişmanlığım...
              Şimdi her şeyim yarım,
              Fotoğrafının arkasına ne yazdığımı bile çoktan unuttum.

              Bir silâhım olsaydı, bir silâhım,
              Yoksulluğu şakağından,
              Kaybetmeyi kalbinden,
              Ve sensizliği alnının tam ortasından vururdum.

              Düzmece duygular harcım değildi,
              Uzak denizlerin fırtınasıydım,
              Karlı dağların kekliği...
              Yoksuldum yoksul olmasına ama onurluydum.

              Şimdi ne sen varsın, ne o eski sevdalar,
              Olsun, üstüme devrilse de bu sağır karanlık,
              Akşam olur şairlere gün doğar,
              Bir kerecik söyle demiştin, söyleyememiştim hani
              İşte şimdi söylüyorum:
              Seni seviyorum.

              Fatih Kısaparmak

              Yorum

              • ali şahin
                Katılımcı
                • 12 Mart 2007
                • 85

                #22
                Dudak Payı

                Dudak Payı

                Çay bardağında
                Bırakılan dudak payı
                Kadar bile
                Uzak kalamam
                Gözlerine

                Yakın olsun isterim
                Ellerime ellerin
                Yanındaki beton binaya
                Yaslanması gibi
                Köhne bir evin

                Seni bir çivi
                Gibi çaktım
                Çünkü beynime
                Ve toplayıp
                Bütün kerpetenleri
                Attım denize

                Sunay Akın

                Yorum

                • ali şahin
                  Katılımcı
                  • 12 Mart 2007
                  • 85

                  #23
                  Ayrılık Şiiri

                  Ayrılık Şiiri

                  Her satırı
                  Mendireğe dizili karabataklara benzeyen
                  Bir mektup bırakarak
                  balıkçı koyundan
                  sisler icinde uzaklaşan kayık gibi
                  bir sabah usulca ayrıldın
                  koynumdan

                  Bütün yolcularını
                  Boğaz köprüsünün çaldıgı
                  Araba vapurunun
                  boş seferleri
                  gibi yanlızca rüzgâr
                  gezinir sensiz
                  yüreğimde

                  Durgun bir sudur aslında deniz
                  ki çocukların acemi oltalarını denedikleri
                  kuytu bir iskelenin
                  tahtaları altına yazıdıgım
                  ayrılık siirini okudukca
                  dalgalanır...

                  Sunay Akın

                  Yorum

                  • Timur
                    Tecrübeli
                    • 22 Mayıs 2007
                    • 352

                    #24
                    Ateşten Gömlek !!

                    Sevgilime

                    Yolunda gençiliğim sönsede yine
                    içimde senin aşkın var, yeter
                    baygınlık çöksünde kirpiklerine
                    o kumral saçlarla beni sar yeter

                    varlığın uçarken en şakrak çağa
                    dolaştım bakıştan, nurdan bir ağa
                    beni öldürmeğe ve yaşatmağa
                    o baygın gölgeli bakışlar yeter

                    karşında hasretle gelsemde dize
                    anlatsam şu gönül ne felekzede
                    bahar yollarında ikimizede
                    menekşe türbeli bir mezar yeter

                    Ö. Bedrettin Uşaklıgil...
                    Last edited by Timur; 21 Haziran 2007, 17:17.

                    Yorum

                    • Timur
                      Tecrübeli
                      • 22 Mayıs 2007
                      • 352

                      #25
                      Hüzünlerdi Dökülen

                      Yorgun kanatlarınla bir akşam üstü
                      özlem bulutlarından süzülüver içime
                      Sen gideli menekşeler bahara küstü
                      Ne gün doğdu ne yıldız gülümsedi geceme

                      Dalında kurudu umidin goncaları
                      Sevdaya alkış tutan elleri kader kırdı
                      Bir türlü bulamadım o dörtlü yoncaları
                      Aşkın mutlulukları çözülmeyen bir sırdı

                      Şarkılar hep tek yanlı aşklar için ağladı
                      Hüzünlerdi gökülen tamburların telinden
                      Gönül mangalımda ateşler kül bağladı
                      Sağlam bentler yıkıldı ihanetin selinden

                      Çalmadın bir daha şu gönül kapısını
                      Gülmedin sabahıma pembe şafaklar gibi
                      Bir kenara fırlattın aşkımın tapusını
                      Yüreğime saplandın keskin bıçaklar gibi

                      İlhan GEÇER

                      Yorum

                      • Timur
                        Tecrübeli
                        • 22 Mayıs 2007
                        • 352

                        #26
                        Geceler

                        Sessiz kıvrımlarıyla ufukları sarıyor
                        Suların hududunu söküp atan geceler;
                        Servilikler içinde gittikçe kararıyor
                        Kimsesiz gönlümüze el uzatan geceler

                        Günlerin elemleri sürükleniyor yerde,
                        Sular yer verir şimdi bağrında bin bir derde,
                        Sizinde bir payınız yok mudur bu kederde
                        bir eleme bin elem birden katan geceler?

                        Gölgeler biriktikçe birikir beri yanda,
                        karanlıklar içine çeker sanki bir anda,
                        hepimizin yapayalnız kaldığı bir zamanda
                        Görünmeyen ellere bizi atar geceler...

                        Şevket RADO

                        Yorum

                        • teselli
                          Tecrübeli
                          • 16 Nisan 2009
                          • 355

                          #27
                          Tesadüf, bir yalandı...


                          Ortada bir 'sır' varsa gözlerine kaçmıştır.
                          Kocaman bir denizdi senin gözlerin.
                          Yetişemedim ayrılığa... Nefesim öpüşüne yetmedi! Demedin ki her öpüş bir nefeslikti!..

                          Şikâyet gönüldendi. Senden benden çalma değil ki...


                          " Beni baktığın yerde asılı tut...Yoksa düşerim... "
                          Bahaneydi gözlerin.. Zaten..
                          Gidecektim...


                          Dün yine gözlerindeydim, içine dalgın dalgın akıyorken...
                          Bir dalga bir dalga daha...
                          Parçalandım sonunda!..

                          Bir şehri kuş bakışı seyretmekti gözlerin...
                          Bir anlık değil bir ömürlük!..


                          Kaçak bir hüznün içine boşalmış gibi utangaç... Bir suçu gizler gibi, geceydi gözlerin.

                          Bana öyle bakma.. Zaten söyleyecektim. Ya da kapa gözlerini o bakışınla...
                          Bakmasan da sevecekti seni yüreğim...


                          Gözlerine birkaç diyar öteden geldim. Bir deli gülüş senin
                          yüreğindeki...

                          Senin gözlerine asilik bulaşmış...
                          . . .

                          Benim sözlerime bir cümle yapışıp kalmış
                          "Şerefli bir ölüm yaşamanın en güzel ifadesidir."

                          'Tecrübe;istediklerinizi elde edemediginizde kazandıklarınızdır..'

                          Yorum

                          Working...
                          X

                          Debug Information